Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu tip ortamlarda, katılımcıların yarısından fazlası ne konuşulduğu ile ilgilenmez bile. konuşmacı " salonda bomba var, 5 dk sonra patlayacak" dese çoğu kişi duymayacaktır. duyanlar kaçmaya başlayınca onlar da kaçar.

öğrencilik böyledir biraz. sonuçta tören, herkes kendi derdinde, platonik aşkını saniye saniye izleyeni, kankasıyla sohbet edeni, sağa sola espri yapmaya çalışanı, kamera görünce sırıtanı ile öğrenciler bunlar. aralarında mutlaka ciddi sayıda ilgili konuşma nedeniyle duygulanıp ağlayanlar da olmuştur, öfkelenenler de, hırslananlar da. böyledir. hepimiz öğrenci olduk.

orada yapılan konuşma, sosyal medya için bir anlam ifade eder, yöneticiler için bir anlam ifade eder, itü gelenekleri için bir anlam ifade eder. kameraya gülümseyen kızlar, anlamından bir şey kaybettirmez.

bana anormal gelmeyen durum.
istanbul'da yaşayıp istanbul'u övmek için çok çok az sebep vardır. o övenler de toplu taşıma kullanmayan, arabasını park etmek için mücadele vermeyen, doğru düzgün fakir fukara, göçmen vs. ile muhatap olmayan, kendine bol vakit ayırıp şehrin güzel yerlerinde hayatın tadını çıkaran insanlardır. yoksa bu kadar kaosun, fakirliğin olduğu, yaşamın ve paranın pul kadar değerli olmadığı, insanların birçok semtte kucak kucağa yaşadığı, ahır damından bozma evlere bir asgarî ücret kira istenen boktan bir şehri kim niçin över?
yılmaz güney de hakimi vurup kaçtıktan sonra beni kürdüm diye eziyorlar demişti, bu da aynı hesap her türlü şeyi yap sonra trans bireyim diye attılar mağdurum de, transların kendi arasında bu ve bunun gibilere tepki göstermesi gerek.
yeni yemekler, lezzetler öğrenelim diye gelip, her hafta türlü ibretler alıp gittiğimiz program.

önemli olanın yemeği değil, çocuğu doğru yapmak olduğunu zannediyorum hepimiz dehşetle izliyoruz.
paramızın değerinden ötürü hep iki nesil geriden takip ettiğimiz etkinlik. 13 gelsin ki 11 alınabilir hale gelsin mantığını gütmeye mecburuz maalesef.

hayırlı etkinlikler.
benim gözümdeki istanbul'dan çok daha iyiymiş. hatta olabildiğince yerden yukarıyı çekmeye çalışmışlar. sultanahmet'in orada kamera aşağı inecek diye gerildim. neyse ki hafif atlatmışız.
halkın bütünleşilmesi gereken kesimiyle bütünleştiler.
ılk secimde görürsün.

türkiye, talihsiz bir ülkedir en büyük talihsizliği büyük reformcunun erken ölmesidir. atatürk, kendisinden önceki tüm yenilikçileri kat be kat aşmıştır. yaptığı işin büyüklüğünü ancak büyük petro ile kıyaslayabiliriz, ki petro doğulu ve tutucu rusları batıya yüzlerini çevirmiş ve aydınlanmaya çalışan bir topluma çevirdi. bugün rusya'da demokrasi vs. pek cok sorun olsa da toplum çoğu konuyu aşmış halde. lafı uzatmaya gerek yok türkiye'de her sey çarpıktır, halk cahildir. sen halka yaranmaya çalışayım dersen bu ülkeyi geri götürmen gerekir. halka sorsan kadın evden çıkmaz, halka sorsan cok eslikik yasal olur, halka sorsan liyakat kalmaz, halka sorsan dış politika kahvehane gibi yönetilir. bakın akp gibi halkın cehaletinden doğan bir siyasi hareket nasil da yukarida saydıklarımınhepsini yaptı değil mi? ıste halka göre politika belirlemek budur.
bir insanın niyeti iyi olunca,

elindeki kaynakları yetki ve sorumluluğu doğrultusunda sadece iyiye doğruya aktarınca,

ideolojik saplantıları ve gizli ajandaları ayıplı çıkar ilişkileri olmayınca,

şahşı adına helal maaşı dışında bir beklentisi olmayınca,

olabiliyor demek ki bazı şeyler.
muhtemelen yukarıda biryerde yazmışlardır ama yine de yazayım, zamanında hastanede sıra beklerdik diyen kişiler şimdi teknoloji sayesinde o sıradan günlerce fazla sürecek olanını oturup evinde bekliyor.

tanım: merkezi hastane randevu sisteminden alınması gereken randevuların alınamayışı.
yıllarca anlatmaya çalıştık dinlemediler kardeşlerim.

damaksiken rakı da içtim midesiken viski de içtim sosyal ortamlarda neden içmiyon sorusuna maruz kalmamak için.

sonuç olarak mojito, sex on the beach, margarita ve cosmopolitan gibi hafif hatun kişi içkileri içmeye başladım da neden içmiyon terör örgütü rahat etti. amına koduklarım.
kitap okumadığı için bilmiyor akp’li cumhurbaşkanı. hissedilen etki 2001 krizi değildir, mevzu daha derin.

1571’de inebahtı deniz savaşında yok olan osmanlı donanmasının yeniden inşa edilmesi için harcanan para türk ekonomisini bugünlere getirmiştir.

sokullu mehmet paşa her ne kadar bu mağlubiyeti bir sakal traşına benzetip daha gür çıkacağını ifade etse de etkilerini bugün hala görmemiz nedeniyle yanılmıştır.

edit: daha da geriye gidilip irdelenmesi ve analiz edilmesi gerektiğine dair uyarılar alıyorum. gidelim zira eklemeyi unuttuğum önemli detaylar var.

yavuz sultan selim’in mısır seferini tamamlayıp devlet hazinesini şaha kaldırmasından kısa bir süre sonra vefat etmesi ve ardından kanuni sultan süleyman’ın tahta çıkması ile devletin ileri gelenleri, eve avuca sığmayan hazineyi banker jacob fugger aracılığı ile işletmeyi, vadeli bir yatırım hesabı oluşturmayı teklif etmiş, ana paraya dokunmadan gelen kar ile de sefer ihtiyaçlarının karşılanması önerilmiş ancak bu teklif sultan tarafından “faiz caiz değildir” düsturuyla reddedilmiştir.

ardı arkası kesilmeyen seferler nedeniyle hazine bir diğer deyişle ekonomi erimeye ve çözülmeye başlamış, takip eden yıllar itibariyle de toparlanamayarak 21’nci yüzyıla dek uzanacak krizlerin başlangıcını oluşturmuştur.
bu aralar çok popüler hale gelen "şifalı/doğal taş" ticareti. bu taşlardan medet uman insanları sömürüyorlar. hiçbir taş hazımsızlığınıza, alerjinize, ruh hastalıklarınıza vs. iyi gelmez. o zaman taş alıp hiçbir ilaç kullanmadan hayatımıza devam edelim, ilaç sektörü boşuna var zaten.
ben de seviyorum bu taşları, yanımda durmaları hoşuma gidiyor. placebo etkisi gibi, inandığınız için size istediğiniz etkiyi verebiliyor. ama instagram sayfalarında 300 - 400 tl ye satılan, her derde deva diye yutturulan, hastalıklara göre özel boncuk dizip satan insanları görünce şok oluyorum. cahillik bu, başka bir şey değil.
messi dominasyonu mu? ronaldo şampiyonlar liginde gol ve asist rekorları kırarak 5 senede 4 şampiyonluk ligi alırken messi liverpool ve roma’ya 3 farktan tur verip bayern’den 8 yiyordu ne messi dominasyonu
şike mike yok. bizim ülkede son dönemde öyle bir özgüvensiz hava oluştu ki avrupadaki her takımı şişirip bayern gibi oynuyor zannediyoruz. al işte mücadele edip savaşırsan bir şeyler yapıyorsun. salzburg da sevilla'ya kök söktürüyor.
aşısını eksiksiz yaptıranları ilgilendirmeyen sayılardır.

yoğun bakım derneğinin açıkladığı yatan hasta oranları:

- hiç aşı olmayanlar %51,4
- 2 doz sinovac olanlar %39,4
- 1 doz biontech olanlar %2,3
- 3 doz sinovac olanlar %1,9
- 2 doz sinovac + 1 doz biontech olanlar %1,1
- 2 doz biontech olanlar %0,5

şu da en son gelen delta varyantıyla ilgili cdc açıklaması: https://twitter.com/…gov/status/1436389091281620994

2 doz biontech aşısı olanlar delta'da bulaştan 5 kat, hastaneye yatış ve ölümden 10 kat daha fazla korunuyor.

korunmak için 2 doz biontech veya 2 doz sinovac + 1 doz biontech aşımızı mutlaka yaptıralım. sinovac inaktif aşı olduğu için ve üzerinden uzun zaman geçtiği için en az 3 ay aradan sonra tek doz ilave biontech mutlaka öneriliyor. aşı olalım ki toplumsal bağışıklığı sağlayıp hep birlikte bu beladan kurtulalım.

bu arada dünyada vaka sayılarındaki düşüş trendi belirginleşti.

görsel

bugün büyük ihtimalle dünyada en fazla vaka bildiren ikinci ülke olacağız. bu bir rekor. rekorun sebebi ise şu:

görsel
ve bu ülkede 200 km yapabilecek arabayı bu hıyarlar alıyor. sonrada sözlükte doktorlara öğretmenlere savaş açın.

edit: sanırım videodaki araba golf. bir öğretmenin sıfırını asla alamayacağı adı halk arabası olan araba.
saçma geliyor değil mi? emlakçılık mesleği kadar saçma değil. :)

bakın şimdi; bu adam evini emlakçıya verseydi emlakçı alacaktı aynı parayı. adam bir nevi emlakçı olarak kendini "tutmuş" ve parayı da kendine almış. burada saçma olan, aslında halihazırda herkesin gayet mantıklıymışcasına uygulamaya devam ettiği kural; emlakçı komisyonunu kiracının vermesi.

emlakçı komisyonunun kiracılar tarafından değil de ev sahipleri tarafından karşılandığı ideal bir dünyada karşılaşılmayacak durum.
gayet normal ve olası bir durum. aşı, covid olmamamızı sağlamıyor. covid olmamız durumunda ağır semptomlar geçirmememizi sağlayarak ölümle sonlanmasını engelliyor. covidden korunmak için maske takmalı, kalabalık ortamlardan uzak durmalı, hijyen kurallarına dikkat etmeliyiz. bunu anlamak bu kadar zor olmamalı:/
kalıcı olmayacak teknik direktördür.

1. adım:
muhtemelen sezon ortasında ya da sezon sonunda fatih terim galatasaray ile karşılıklı olarak yolları ayırır. ikinci adıma geç.

2. adım:
dünya kupasına katılma hakkı elde etmiş bile olsak her koşulda yola fatih terim ile devam edilir. üçüncü adıma geç.

3. adım:
bir süre sonra fatih terim galatasaray’a kurtarıcı olarak geri döner. 1. adıma geri dön.
bir maç zevkimiz var kendi ligimize ayrı, avrupa maçlarına ayrı, epl için ayrı, bundes liga vs. için ayrı ayrı sikiyorlar. bi salın artık vallahi bıktım aq yerinde ya.
ama bize ekmek satarken bizden "para" alıyorlar inanabiliyor musun?

adam 3 milyon dolar değil de 2.5 milyon dolar verirsen, benim için 50 bin kişi tribünden şarkı da söylese oynamam takımınıza diyor. ucuza top bile oynamıyor. o adama gidip feda meda diye aranızda para topluyorsunuz doktora gelince "para istemesin". küfretmek istemiyorum sabah sabah.
ilkokulda kurduğum "büyüyünce doktor olucam, fakirlere bedava bakıcam" cümlelerini dün gibi hatırlıyorum. bugün yine bir gariban görsem yine bedava bakarım ve mümkünse cebine para bile koyarım.
ama toplum olarak siz bu zihniyette oldukça maaşım az olursa önce basar istifayı özele geçerim, orda da para vermezlerse yırtarım o diplomayı. siktirin gidin.

edit: küfretmişim bile.
ankara'lı olmadığım halde, ankara'da arkadaşlarımı gezdireceğim tonla yer var. denizi yok diye bir şehir bu kadar boklanamaz, pes.
39 exxen
türkiye'de hizmet verenler arasında en kullanıcı düşmanı platform. baştan söyleyeyim ülkede kullanmadığım dijital platform kalmadı, hepsinde ya bizzat üyeliğim var ya da ailemin üyelikleri vasıtasıyla kullanıyorum (bu platformlar netflix, amazon prime, blu tv, mubi, bein connect, puhu, gain) en basitinden başlayacak olursam hiçbiri direkt para keserek başlatmıyor insan bari 1 hafta bi hediye verir. bu diğer sıkıntılara göre daha önem arz ediyor belki ama acun medya'nın niyetini belli etmesi açısından önemli.

reklamsız üyelik diye bir seçenek olmasının saçmalığına geçeyim şimdide. platformlar "ek özellikler" sunarak daha pahalı paketler yaratabiliyorlar bunu normal kabul ettik mecburen de reklamsızlık bir ücretli platform için nasıl "ek özellik" oluyor bunu aklım almadı. 4k yayın ek özelliktir mesela ya da daha fazla kişiyle aynı anda izleyebilmek ek özelliktir ama adam ciddi ciddi reklamsızlık için ek para istiyor (10 tl) şaka gibi.

şimdi de esas konuya yani akıl almaz ücretlere gelelim. şampiyonlar ligi ve avrupa kupası olmasa işim olmazdı bu platformla ama kaçak göçek izlemeyeyim legal takılayım diye bir abonelik alayım dedim fakat fiyatları görünce nutkum tutuldu. 3 adet avrupa kupası yayıncıya 1 paket olarak satılıyor tüm dünyada, birden fazla yayıncısı olabiliyor bu paketin o ayrı ama cl ayrı uefa ayrı satılmıyor (ona bakarsak liglerin de birden fazla yayıncısı olabiliyor), yani 3 turnuva var gibi gözükse de sahip olduğu tek yayın hakkı var exxen'in. ve toplam 13 maç haftası içeren bir serüven bu ligler gibi 34-38 hafta değil. bunları kıyas için ön bilgi olarak veriyorum çünkü şimdi diğer platformların ücretlerini ve hizmetlerine geçicem. geçen s sport plus'tan yıllık üyelik aldım onlar premier lig, serie a, la liga, nba, formula 1, nfl, ufc, eredivise gibi çeşitli yayın haklarına sahip ve 1 yıl için verdiğim para 140 liraydı (aylık 12 tl'ye falan denk geliyor). exxen'in 1 yıllık ve olması gerektiği gibi reklamsız olan paketi ise sıkı durun tam 537 tl (aylık 45 tl). ben aylık alayım taahhüt vermiş olmayım derseniz de 60 tl gibi saçma bir bedel ödemenizi istiyor. bunlar kendilerini ne sanıyor ben gerçekten anlayamadım. şöyle söyleyeyim digitürk'ün sayısız kanal hizmetinin yanında sahip olduğu avrupa liglerini (ligue 1, bundesliga, euroleague vs.) içeren paketi alsan anteni, decoderi aylık 50 lira ödüyosun. birisi kumar borcunu falan mı bize kitlemeye çalışıyor acaba? çok büyük bir utanmazlık bu.
ballspiel-verein borussia aslında hızlı hücüm yapıp gole giden bir takım. haaland'ın da önemli avantajı çok süratli olması. o fizikle kontra yakalayınca affetmiyor. ama geri çekilirsek de büyük baskı altında kalacağız ve önünde sonunda o golü yiyeceğiz. çaremiz kendi çapımızda en iyi yaptığımız şey olan top tutmayı şl arenasında elimizden geldiğince yapmaya çalışmak. tabii bu konuda elimizde pjanic gibi inanılmaz büyük bir koz var artık, demek istiyorum, ama bu konuda o kadar da rahat değilim. üstelik pjanic benim xavi'den sonra izlemeyi en çok sevdiğim orta sahaydı bu arada. malatyaspor'a karşı bir iki tane müthiş pas attı, faul aldı, ayağından top almanın kolay olmadığını net şekilde gösterdi. ama çoğunluk yaptığı çok basit pas hatalarından bahsetmiyor. topu ayağından çabuk çıkarmak, baykuş gibi sahaya hükmetmek bu adamın en iyi yaptığı şeyler. ama hedefi bulursa. henüz yeni oynamaya başladığı bir takımla bunu kusursuz yapması beklenemez. muhtemelen barcelona'da uğradığı haksızlığın ruh halindeki etkileri olduğu için o da kendini göstermek istiyor. tecrübesi dolayısıyla dortmund karşısında belki daha dikkatli oynayacak. ama benim görüşüm ona hata kredisi sağlayacak olan ön bölgede oynaması yönünde.

geride josef, önünde kurye vazifesi görecek atiba, onun önünde ve ghezzal'a yakın oynayacak pjanic mümkün olduğunca önde top tutup, geriyi de emniyete almamızı sağlayabilir. josef konsantrasyonu yüksekse, atiba da çevresinde pas yapacak oyuncu varsa kesinlikle top kaybetmiyor. risk alıp golü düşünme işini de pjanic'e bırakacağız bu senaryoda. pjanic atiba'dan top alabildiği sürece ileride top kaybetme lüksüne de sahip olacak. sağa yanaşıp pasla top tutup, solu sıkı şekilde savunacağız. solu savunurken de asıl işimiz top tutmak olacak. bunu da larin fiziğiyle gayet iyi beceriyor. larin'in kendi geleceği için de önemli bir gün olacak.

baskı yememek için de montero'yla oynamak faydalı olabilir, çünkü elimizdeki en iyi pas yapan savunmacı montero. pjanic'i 6 pozisyonuna çekersek rakibe kolay savunma ve baskın şansı vermiş olacağımızı düşünüyorum. endişem rosier ve wellington'un reus ve haaland karşısında kart, pozisyon, penaltı vs. getirecek zamanlama hatası yapmaları. sakin kalmaları konusunda uyarmak gerek.
32 yaşındayım, şimdiye kadar yüzlerce maç izlemişimdir. hayatımda bu kadar kafa siken bir spiker ve yorumcu ikilisine denk gelmemiştim. emre sürekli aynı ses tonuyla, ara vermeden konuşuyor. bi sus nolur sus.
arabayı bir yerden bir yere gitmek için araç olarak gören benim gibiler için normal harekettir. param neye yetiyorsa onu aldım. gayet de memnunum.
mızmızlanmayın amk. elimizde kalan tek haber kanalı bu. beğenmeyen show haberde maymun videosu izlesin.

kızdığında, adamı sikip atan haber spikeri.
bugun 301 km hizla radara girersin , yarin tir’in altina girersin, ben de hakli olarak dogal secilim derim. eksi sozulugun pembis gotluleri beni kinar. surec asagi yukari bu sekilde isliyor.