istanbul'da yaşayıp istanbul'u övmek için çok çok az sebep vardır. o övenler de toplu taşıma kullanmayan, arabasını park etmek için mücadele vermeyen, doğru düzgün fakir fukara, göçmen vs. ile muhatap olmayan, kendine bol vakit ayırıp şehrin güzel yerlerinde hayatın tadını çıkaran insanlardır. yoksa bu kadar kaosun, fakirliğin olduğu, yaşamın ve paranın pul kadar değerli olmadığı, insanların birçok semtte kucak kucağa yaşadığı, ahır damından bozma evlere bir asgarî ücret kira istenen boktan bir şehri kim niçin över?
Sık geçen başlıklar
istanbul'da yaşamak 7
ekşi'de göristanbul'da ikamet etmekten çok farklı bir şeydir.
içindeyken nefret edersin, dışındaysan özlersin.böyle garip işte.
istanbul'un bende çağrıştırdıkları:
keşmekeş, çile, kalabalık, pislik, mutsuz insanlar, trafik, kaybedilen zaman, bıkkınlık vb.
antalya'ya geldim ve geldiğimden beri daha mutlu ve huzurlu bir insanım. kafamı kaldırdığım an dağları görüyorum. masmavi gökyüzünün koca şehri kapladığı yerdeyim. en uzak mesafe 1 saat. insanlar daha huzurlu, dolayısıyla bu huzur bana da yansıyor. mahalle kültürü hâlâ yaşanıyor burada. bir hastaneye gidip muayene olmak daha kolay ve daha düzenli. her yerde halk plajları var. istediğim yerde denize girebilme lüksüne sahibim. olimpos, adrasan gibi yerlere gitmek hayal değil. çok seviyorum bu şehri. o yüzden istanbul denince tüylerim diken diken oluyor. arada bir gidip kalmak sıkıntı değil de, orada tekrar yaşama fikri çok itici.
keşmekeş, çile, kalabalık, pislik, mutsuz insanlar, trafik, kaybedilen zaman, bıkkınlık vb.
antalya'ya geldim ve geldiğimden beri daha mutlu ve huzurlu bir insanım. kafamı kaldırdığım an dağları görüyorum. masmavi gökyüzünün koca şehri kapladığı yerdeyim. en uzak mesafe 1 saat. insanlar daha huzurlu, dolayısıyla bu huzur bana da yansıyor. mahalle kültürü hâlâ yaşanıyor burada. bir hastaneye gidip muayene olmak daha kolay ve daha düzenli. her yerde halk plajları var. istediğim yerde denize girebilme lüksüne sahibim. olimpos, adrasan gibi yerlere gitmek hayal değil. çok seviyorum bu şehri. o yüzden istanbul denince tüylerim diken diken oluyor. arada bir gidip kalmak sıkıntı değil de, orada tekrar yaşama fikri çok itici.
yaşamak denemez aslında, istanbul her ne kadar güzel bir şehir olsa bile 20 milyon nüfusuyla sonuçta kaotik bir şehirdir. insanı bencilleştiren, saygısızlaştıran, kuralları çiğnemeye iten hatta kalabalığıyla daha fazla para kazanmak için aç gözlü yapan bir şehirdir.
yukarıda bir arkadaş demişki, beşiktaş kadıköy sarıyer de oturuyorsan en iyi seçenektir izmir'i övenlere bakmayın ama bu söylenilen semtlerde gerçekten oturmak, kalabalık, curcuna, işten çıkıp bu semtlerin birine gitmeyi hayatında deneyimlememiştir eminim. davulun sesi uzaktan hoş gelir.
belki çalışan olaran istanbulda diğer şehirlere göre daha fazla kazanabilirsiniz ama bir o kadarda fazla harcarsınız. her şey daha pahalıdır, daha kalitesizdir ve daha sağlıksızdır (gdo'ludur, ilaçlıdır).
özetle istanbulda yaşamak, yaşamak değildir. ömrünü harcamaktır.
yukarıda bir arkadaş demişki, beşiktaş kadıköy sarıyer de oturuyorsan en iyi seçenektir izmir'i övenlere bakmayın ama bu söylenilen semtlerde gerçekten oturmak, kalabalık, curcuna, işten çıkıp bu semtlerin birine gitmeyi hayatında deneyimlememiştir eminim. davulun sesi uzaktan hoş gelir.
belki çalışan olaran istanbulda diğer şehirlere göre daha fazla kazanabilirsiniz ama bir o kadarda fazla harcarsınız. her şey daha pahalıdır, daha kalitesizdir ve daha sağlıksızdır (gdo'ludur, ilaçlıdır).
özetle istanbulda yaşamak, yaşamak değildir. ömrünü harcamaktır.
istanbul'da yaşamayı, öğrenciler anlatmasın cidden çok eğreti duruyor. amına koyim adam kadıköy'de 5 kişi bi dairede kalıyor, köpek bağlasan bokundan püsüründen eve girilmez kalıbımı basarım "istinbil çık gizil kimsi gilmisin" al babacım turşusunuz kur istanbul'un.
bana istanbul'u çalışan, ailesi olan adam anlatsın arkadaşım. ben ailemle hafta sonu insan gibi kahvaltı yapabileceğim bi yere gidebiliyor muyum? parasını pulunu geçtim aracım yoksa kaç saatte gidebiliyorum? toplu taşıma dediğin şey metrobüse çoluk çocuk binmek ne kadar eziyetli bi şey biliyor musun sen? bırak onu da geçtim, işten çıktın eve gelmen minimum kaç saat alıyor? ulan mecidiyeköy'den mecidiyeköy'e 40 dakikada gitmek diye başlığı bile var daha ne olsun?
ya hadi diyelim işin gücün yerinde, aracın var, ortalama bi semtte oturuyorsun hatta site olsun. e birader hiç mi dışarı çıkmayacaksın siteden? 10 bin lira da maaş alsın 20 bin lira da maaş alsan istanbul'un kaosuna girmek zo run da sın. çocuğun okula başlar, en yakın okula vermek istemezsin çünkü malum suriyeliler doluşmuştur hayddaaaa özel okula. bu ne demek artı maliyet. ondan sonra yazın dersin ya ailemi alıp bi piknik yapayım ya da bi tatile gideyim istanbul'a da yakın olsun hopp gidersin allah'ın ormanına para verip girmek zorunda kalırsın. neden? çünkü amına kodumunun şehrinden ipini koparan herkes gelmesin diye bi bedel koymuş adamlar.
iyi peki diyorsun hafta sonu çoluğumu çocuğumu alayım bi sahil havası deniz alayım avm denen illete girmeyelim bu sefer trafiğe takılıyorsun. aracın yoksa zaten hepten sıçtın bebek arabasıyla falan hayatta binemiyorsun metrobüse.
lavuk kocaeli'nden gelmiş kadıköy'e kaç kişi bi dairede kaldığı belli değil "istinbil çık gizil" hee güzel amına koyim. ben de göçebe hayatı yaşasam güzel evet. onu da geç biraz durumun iyi olsun "lan boğazda bi yemek yiyelim hem de boğaz havası alalım" desen her yer arap. ne yürüyebiliyorsun ne de dillerinden anlıyorsun. bağıra bağıra konuşmaları, verdikleri rahatsızlıkları falan saymıyorum hiç. yani paranla rezil oluyorsun kısaca.
bunun dışında kadın olsan yine toplu taşımaya binmen ya da binip de ellenmeden, fordlanmadan inmen neredeyse imkansız. ya birisi sürtünür ya birisi istem dışı fordlar seni hiç olmadı pis pis bakar dizinin üstünde 2 cm elbise olsa bile. lan başına bi iş gelse kadın olarak polisi görsen bi de yatırıp polis tecavüz ediyor. daha nasıl anlatayım yani?
turistik yerleri falan hiç saymıyorum. taksim mesela, saç ektiren araplarla doldu taştı. bi istiklal yapalım, oradan aşağı sallanalım desen kabataş'a varana kadar arapça'yı sökersin.
hele bi yağmur yağsa, kar yağsa o zaman gör hepten ipin ucunun kaçtığı bi semt oluyor istanbul. al bak istanbul gör tam bir açık hava tımarhanesi. her gün evden çıkarken bir adet milli piyango bileti almış gibi çıkıyorsun. piyango sana vurursa öldün. vurmazsa ne ala eve sağ döndün.
o yüzden daha toz pembe hayattan kara bulutlu hayata geçmemiş öğrenci kardeşlerimiz için istanbul tabi ki güzel. ekmek elden su gölden amına koyim. okula gitmesen de sınav haftası not bulur çalışır yine geçersin. doğalgaz, elektrik, internet, su, aracın varsa bandrolü, sigortası, ötv'si, çocuğun okuyorsa okul masrafı, ufaksa bebek masrafı, ailenin kendi standart gideri, ev sahibisiysen emlak vergisi, kendi işinse beyanname, gelir vergisi. bunların hepsini aldığın maaşla istanbul'da yapacaksın. senin aldığın üç kuruş burs üç kuruş kyk ancak bira-çerez-sigara masrafına yeter senin.
"ımı ıstınbıl çık gizil. gilmiyin istinbil'ı. isgiri icritli çılışın vısıfsız iliminlirin istinbil sivdisini di çizdik mi hiç mi hiç sıkıntıy yik." hee yok canım yok. çok affedersin yarrak yok! tövbe ya.
dip not: bekarım ve çoluk çocuğum yok.
bana istanbul'u çalışan, ailesi olan adam anlatsın arkadaşım. ben ailemle hafta sonu insan gibi kahvaltı yapabileceğim bi yere gidebiliyor muyum? parasını pulunu geçtim aracım yoksa kaç saatte gidebiliyorum? toplu taşıma dediğin şey metrobüse çoluk çocuk binmek ne kadar eziyetli bi şey biliyor musun sen? bırak onu da geçtim, işten çıktın eve gelmen minimum kaç saat alıyor? ulan mecidiyeköy'den mecidiyeköy'e 40 dakikada gitmek diye başlığı bile var daha ne olsun?
ya hadi diyelim işin gücün yerinde, aracın var, ortalama bi semtte oturuyorsun hatta site olsun. e birader hiç mi dışarı çıkmayacaksın siteden? 10 bin lira da maaş alsın 20 bin lira da maaş alsan istanbul'un kaosuna girmek zo run da sın. çocuğun okula başlar, en yakın okula vermek istemezsin çünkü malum suriyeliler doluşmuştur hayddaaaa özel okula. bu ne demek artı maliyet. ondan sonra yazın dersin ya ailemi alıp bi piknik yapayım ya da bi tatile gideyim istanbul'a da yakın olsun hopp gidersin allah'ın ormanına para verip girmek zorunda kalırsın. neden? çünkü amına kodumunun şehrinden ipini koparan herkes gelmesin diye bi bedel koymuş adamlar.
iyi peki diyorsun hafta sonu çoluğumu çocuğumu alayım bi sahil havası deniz alayım avm denen illete girmeyelim bu sefer trafiğe takılıyorsun. aracın yoksa zaten hepten sıçtın bebek arabasıyla falan hayatta binemiyorsun metrobüse.
lavuk kocaeli'nden gelmiş kadıköy'e kaç kişi bi dairede kaldığı belli değil "istinbil çık gizil" hee güzel amına koyim. ben de göçebe hayatı yaşasam güzel evet. onu da geç biraz durumun iyi olsun "lan boğazda bi yemek yiyelim hem de boğaz havası alalım" desen her yer arap. ne yürüyebiliyorsun ne de dillerinden anlıyorsun. bağıra bağıra konuşmaları, verdikleri rahatsızlıkları falan saymıyorum hiç. yani paranla rezil oluyorsun kısaca.
bunun dışında kadın olsan yine toplu taşımaya binmen ya da binip de ellenmeden, fordlanmadan inmen neredeyse imkansız. ya birisi sürtünür ya birisi istem dışı fordlar seni hiç olmadı pis pis bakar dizinin üstünde 2 cm elbise olsa bile. lan başına bi iş gelse kadın olarak polisi görsen bi de yatırıp polis tecavüz ediyor. daha nasıl anlatayım yani?
turistik yerleri falan hiç saymıyorum. taksim mesela, saç ektiren araplarla doldu taştı. bi istiklal yapalım, oradan aşağı sallanalım desen kabataş'a varana kadar arapça'yı sökersin.
hele bi yağmur yağsa, kar yağsa o zaman gör hepten ipin ucunun kaçtığı bi semt oluyor istanbul. al bak istanbul gör tam bir açık hava tımarhanesi. her gün evden çıkarken bir adet milli piyango bileti almış gibi çıkıyorsun. piyango sana vurursa öldün. vurmazsa ne ala eve sağ döndün.
o yüzden daha toz pembe hayattan kara bulutlu hayata geçmemiş öğrenci kardeşlerimiz için istanbul tabi ki güzel. ekmek elden su gölden amına koyim. okula gitmesen de sınav haftası not bulur çalışır yine geçersin. doğalgaz, elektrik, internet, su, aracın varsa bandrolü, sigortası, ötv'si, çocuğun okuyorsa okul masrafı, ufaksa bebek masrafı, ailenin kendi standart gideri, ev sahibisiysen emlak vergisi, kendi işinse beyanname, gelir vergisi. bunların hepsini aldığın maaşla istanbul'da yapacaksın. senin aldığın üç kuruş burs üç kuruş kyk ancak bira-çerez-sigara masrafına yeter senin.
"ımı ıstınbıl çık gizil. gilmiyin istinbil'ı. isgiri icritli çılışın vısıfsız iliminlirin istinbil sivdisini di çizdik mi hiç mi hiç sıkıntıy yik." hee yok canım yok. çok affedersin yarrak yok! tövbe ya.
dip not: bekarım ve çoluk çocuğum yok.
bir gun levent metrosundan cikarken gidecegim yere en yakin cikisi bilmedigim icin, "afedersiniz?" diyerek birkac kisiye sorma gafletinde bulundum.
20 kisi falan henuz "afedersiniz" dedigimde kafalarini cevirip kacarcasina uzaklasti.
yaklasik 15 kisi de soruyu dinleyip cevap vermeden suratima bakti.
onlarca kisi de duymamis gibi davrandi.
her profilden insani denedim. bir kisi bile donup cevap vermedi. istanbul'dan biraz daha tiksinmemi saglayan gunlerden biriydi. gozlerim doldu. neden boyleyiz? neden korkuyoruz bu kadar birbirimizden? neden birine ayiracak birkac saniyemiz bile yok. ciddi yardima ihtiyacim da olabilirdi. saglik sorunum olabilirdi ornegin. gerci metrobus kapisinda dusen yasli amcanin uzerine basarak binen insanlari da gordugum icin sasirmamam gerekiyordu. o gun de kenarda oturup aglamistim.
istanbul'un temposu insanligini calmis herkesin. yasamiyorlar adeta savasiyorlar. zamana karsi, digerlerine karsi... cok yazik.
tanim: yasamak degil; savastir.
20 kisi falan henuz "afedersiniz" dedigimde kafalarini cevirip kacarcasina uzaklasti.
yaklasik 15 kisi de soruyu dinleyip cevap vermeden suratima bakti.
onlarca kisi de duymamis gibi davrandi.
her profilden insani denedim. bir kisi bile donup cevap vermedi. istanbul'dan biraz daha tiksinmemi saglayan gunlerden biriydi. gozlerim doldu. neden boyleyiz? neden korkuyoruz bu kadar birbirimizden? neden birine ayiracak birkac saniyemiz bile yok. ciddi yardima ihtiyacim da olabilirdi. saglik sorunum olabilirdi ornegin. gerci metrobus kapisinda dusen yasli amcanin uzerine basarak binen insanlari da gordugum icin sasirmamam gerekiyordu. o gun de kenarda oturup aglamistim.
istanbul'un temposu insanligini calmis herkesin. yasamiyorlar adeta savasiyorlar. zamana karsi, digerlerine karsi... cok yazik.
tanim: yasamak degil; savastir.