Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
evet ego veritabanına feedback yaptığınız için teşekkür ederiz. aslında gözümüzde bok kadar değeriniz yok. dağılabilirsiniz.

(-abi baksana salak salak övmüşler kendilerini bi de yaa ahhahaha)
devamlı yaptığım şey. bankadaki müşteri temsilcimin itiraf ettiği gibi bankanın sevmediği müşteri grubunu oluşturur.
bankaların kar etmediği hatta zarar ettiği müşterilerdir. özellikle de kredi kartı aidatı ödemeyip üstüne bol bol puan kazanıyorlarsa.
allahin rahmetidir. tabii sevinecegiz. yer alti sulari icin en bereketli yagistir kar. kar yagdiktan sonra hic nefes aldiniz mi icinize cekip? daha bir farklidir temizdir. ama soguktur da. sokak hayvanlari ve sokak insanlari icin devlet ek tedbirler almalidir. savunmasiz kedicikleri boyle gunlerde apartmanlardan kovmayin. yola cikmis kopekler gorurseniz bilin ki aclardir onlari besleyin. cam kenarlarina ekmek atin minik kuslar nasiplensin. lutfen.
yolsuzluktan istifa edilir mi be? milli iradeye saygisizlik yapmislar o millet sizi yolsuzluk yapin, hem calin hem calisin diye oraya getirdi!

edit: yolsuzluk degilmis yeni versiyonu ekliyorum.

sucsuz insanlar cezalandirildi diye istifa edilir me be? milli iradeye saygisizlik yapmislar. o millet sizi istedginiz gibi at kosturun, istediginizi cezalandirin, istediginize terorist muamelesi yapin diye oraya getirdi!
ulan daha birkaç hafta önce evsiz adama polis sokağa çıkma cezası uyguladı. emniyet bile özür falan diledi yaptıkları rezaletten sonra. ya ak troller kendi yarattıkları distopyadan çok uzaklar, ya da sahiden iyi trollüyorlar.
dize veya mısra, manzum yazıların (şiir) her bir satırına verilen isimdir. genelde belli bir vezne (ölçü) göre düzenlenir; fakat ölçüsü olmak zorunda değildir. bütün şiirler mısralar halinde düzenlenir. bu yönüyle en küçük nazım birimidir denilebilir. nazım hikmet dizesinin nazım veya nazım (büyük harfle) birimi olması gerekiyor mına koduklarım.

adam ya da kadın başlığı “geceye bir nazım hikmet şiiri bırak” ya da bir “nazım hikmet dörtlüğü” ya da “nazım hikmet şiiri kıtası bırak” diye mi açmış? hayır.

okuduğunuzu mu anlamıyorsunuz yoksa bildiğinizi mi okuyorsunuz ya da dizenin ne olduğunu mu bilmiyorsunuz?

söylesem tesiri yok, sussam...
susmuyon ki keşke sussan..
haayır, sussam gönül razı değil olacaktı
dinlesem tesiri yok, duysam skimde değil
oldu mu bu şimdi?
ben oldu diye bir şey söylemedim.

geceye bir sik bırak başlıklarını görmekten de gına geldi bana. her gün başka bir sik...bir gün de geceyi rahat bırakın be kardeşim.

niye bu kadar sinirlendim durduk yerde ben de bilmiyorum. sizin ben yapacağınız işi skeyim be arkadaş! dize diyor eleman dize. yaz satırını sktir git işte mission completed daha neyi zorluyorsun? herife dize bırak diyorsun yazdığı şiirin boyu dizime geliyor utanmasa kuvay-ı milliye destanını buraya kopyalayıp yapıştıracak pezevenk.

hayır arkadaş, ekşisözlüğü kullanabiliyorsam eğer ki şekil1a'da görüldüğü üzere kullanabiliyorum, bu demektir ki o zaman google'a da erişimim vardır.

yani offline bir iletişim platformu değil ki bu dinini imanını sktiğimin ekşi sözlüğü. yani ekşi sözlüğüm varsa google'ım da var. yani ben de nazım hikmet ran, run nazım run yazıp kendimi şanslı hissediyorum butonuna basıp ben de nazım hikmet şiirler antolojisine ulaşabilirim. biraz da zorlasam nazım hikmet en güzel şiirleri, nazım hikmet en güzel sözleri, nazım hikmet en güzel aşk şiirleri diye daha kapsamlı bir search'le sizin buraya söz diye dizdiğiniz mısraların tillahına ulaşır, aklınızı alırım. zor bir şey değil, eli klavye tutan her delikanlı da benimle aynı konumda. toplam fayda ne o zaman? sıfır.

böyle yapınca düşüyor mu onu da merak ediyorum gerçi. ya da amaç ne? geceye bir nöbetçi eczane ya da 24 saat açık işkembeci paket servis veteriner telefonu filan bırak denilse amenna. geceye bir uykuya dalma yöntemi bırak diye başlık açılsa yattığım yerden ben de kalkayım ayakta alkışlayayım. fakat bu eziyet nedir kardeşim? bu tarz başlıkları açanlar ne yapmak nereye varmak istemektedir?

neyse başlığın hakkını verelim bari.

saat 2.30.
gültekin yıldız adlı şahısla ilgili haberdir. adlarını da yazın ki, hemen haber erişimine engel getirdiklerinde kimin ne olduğunu bilelim.

ilgili şahıs şunu demiş: "2010 yılından beri askeri kurumlarda ders veriyorum. askerlikse, askerliğimi fazlasıyla yaptım diye düşünüyorum."

memlekette herkes kendi hukukunu kendisi sağlamaya çalışıyor. oldu birader, herkes mal, sen akıllısın. bir de işgal ettiğin makama yakışır iş yapsan keşke. bari bu işleri tadında yapın. memlekete bak be! lafa gelince de çatır çutur cevap veriyorlar bir de.
her konuştuğunda dolar yükseliyor. artık bıktık gerçekten; neden sürekli konuşursun? neden faizle ilgili açıklama yaparsın? böyle yaparak doları yükselttiğini biliyorsun pek,i amacın gerçekten nedir? böyle yapmaya devam et bakalım, dolar 9-10 olsun, her şeye tekrar zam gelsin. böyle yaparak seçimlerde kendi gidişini daha hızlandırırsın. bu ülkede az huzur olunca hemen bir olay ortaya çıkıyor ve tekrar kaos ortamı oluşturuluyor, yazık...

edit: burada az huzurdan kasıt maksimum 1-2 gündür. sabahleyin 7.36 tl plan dolar bu açıklama üzerine şu anda 7.51 tl oldu ve %2 değer kazandı. birileri bu açıklamanın olacağını bildiğinden dolayı milyonlarına milyon katarak sadece 1 saat içerisinde zengin oldu.
yemin ediyorum yeni parti kuruldu sandim.

damadi gorunce rahatladim ne yalan soyleyim. *
maçın ilk yarısında da, yere düştükten sonra sinan gümüş'e yerde tekme atmıştı. sürekli aynı şeyi yapıyor. yere düşüyor, rakibine bakıyor, vuruyor ve yüzünü tutuyor. gerçekten büyük puşt.
25i bitirmeme 3 ay kaldı.. 18-19 yaşındaki insanlarla aramda 6-7 yaş var. bana akranmışız gibi geliyor ama abi diyen oldu geçen. acayip tribe giriyorum. ayrıca eskiden bu yaşlara gelince çok fazla şeyi halletmiş olurum diyordum. halledemedim.
kime anlatsam “hadi ya, o nasıl işmiş” falan diyor, bazen açıkçası “acaba düşledin, şimdi de düşlerin gerçekliğin mi oldu hapşuruk” diyorum kendi kendime..

bu neslin bir üyesi olarak, banka çok uzak kaldığından, ekstre tutarını atm’den yatırırdım.. ama öyle direkt parayı yutmazdı atm’leri.. işlem öncesi, zarf verirdi bize, biz de parayı içine koyar, tekrar iade ederdik atm beye.. sonra da herhalde akşam görevli birileri gelip, o zarfları götürüp bankaya teslim ederdi; zira yatırdığım paranın hesaba geçişi için beklerdim, hatırlıyorum..

şimdi kime bunu söylesem, “yoktu lan öyle bir şey” diyor, sinirimi bozuyorlar..

vardı lan işte, yalan mı söyleyeceğiz, böyle ödüyorduk amk..

zorunlu edit: vay arkadaş, eve gelip mesaj kutumun taştığını görünce inanılmaz şaşırdım açıkçası.. gündüz yazdığım bu entry aklımdan dahi çıkmıştı, “aha” dedim, “kesin bir şey oldu, sıçtık..”

üşenmedim, gelen 100’e yakın mesajın hepsini teker teker okudum.. tabii ki hepsine cevap veremedim.. ancak şunu kesin olarak ifade edebilirim ki, bu edit itibariyle olay resmen hugo’da küfreden çocuk olayına dönmüş durumdadır..

yani tam olarak saymadım kaça kaç, ama “evet böyleydi, ben de yaptım kanka” diyenlerle, “olum saçmalama ben de kullandım aynı dönemde, yoktu böyle bir sistem” diyenlerin sayısı hemen hemen eşit.. ancak “evet böyleydi” diyenler bir tık daha çoğunlukta..

üstelik kanıtları da var;

(bkz: atm’de zarfla para yatırmış efsane nesil)

yine de, acilen acil durum ilan edilmeli, dönemin hsbc üst yöneticileri, şube müdürleri ve dahi çeşitli illerden bu banka kullanıcıları devreye girip bir konsorsiyum oluşturmalı, kamuoyunu bu konuda bilgilendirmelidir.. bu olay benim yıllardır ne zaman birisiyle muhabbetini yapsam, “ne diyor la bu mal” yorumlarına maruz kaldığım için “acaba rüya mıydı” diye düşünüp durduğum bir dert olmaktan çıkmış, yüzlerce nesildaşımın sahiplendiği bir dava olmuştur..

(bkz: amerikan başkanı dahil herkesi devreye sokun)
2021 olacak, ayın yarısı geldi ben ayılamadım..
ağzını açan herkesi soruştursalar çok daha kolay olacak, tek tek zor oluyordur böyle. önce ankara barosu*, şimdi bu.

izmir'de 30 ekim'de meydana gelen depremde yaşananlara ilişkin iktidara eleştirilerde bulunan sunucu öykü serter hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

özetle şuursuz bakanlarını da al git ey iktidar demişti.
düzenleme: şereftir tweeti atmış soruşturmaya karşı.

konuşmanın tümü:
bu şiddette bir depremde o evler yıkılmayıp sapasağlam kalsaydı bize mucize aslında gel gör ki, bu toprakların yokluk ve ölüm güzellemeleri, akıl, bilim ve teknolojiyle çözümlenebilecek insan odaklı meselelerin kadere yüklenmesi, siyaseten bu milletin duygusallığının suistimal edilmesi bize üç yaşındaki aydan’ın hayata uzanan elinin mucize olduğu kabulünü mecbur kılıyor. peki… deprem allah’tan ama insana verdiği akıl da... birini kullanmadan diğerine sığınamazsınız. sen tedbirini al gerisi allah’tan deriz. yani o evlerin yaşanamaz olduğunu bile bile yaşanan bu acıların suçunu allah’a atıp tertemiz sıyrılamazsınız. kadere rıza başka bir şey...

depremle ilgili önergeleri reddeden, imar barışında imzası, yetkisi, etkisi olan herkes sorumlu. herkes bu masum insanların ölümünün sebebi, katili... deprem vergilerini çalan - evet çalan (hesabını veremiyorsanız çalınmıştır!) herkes bu acının müsebbibi, bu saatten sonra bu iktidara, idarecilere, yetkilere hesap sormayan herkes de başına geleceklere razı olmuş demektir. artık kendimize gelelim, yeter diyelim; öfkemize sahip çıkalım. bu halkın aklıyla, duygusallığıyla, imanıyla dalga geçer gibi oynadığınız, suistimal ettiğiniz yeter!"

iktidarı ayrı, muhalefeti ayrı... itişiyormuş gibi yapıp el ele bu milletin burnundan getirdiniz; fakirleştirdiniz. sarayın günlük harcaması 10 milyon, izmir’e çıkan ödenek 5 milyon! sadaka mı veriyorsunuz bu nedir allah aşkına? milletin a...koyacağız diyen cengiz'in affedilen vergisi 425 milyon!

şu yardımlaşmayı, dayanışmayı gördükçe bizi bizle bırakın, biz kendimizi kurtarırız, yaşatırız, yönetiriz, neyimiz varsa paylaşırız. bu birlik beraberlikten şov malzemesi çıkarmayı, enkaz üstüne çıkıp bonus toplamayı, yarın hava soğuk değil, yağmur da yok açıkta kalın, diyebilen bakan utanmazlığını, halkımız da çürük binalarda oturmasalarmış arsızlığını, ‘ayda'nın acıyan yeri yok, köfte ayran istiyor’ diyen şuursuz bakanlarını da al git ey iktidar."

detay.
basitçe (bkz: din) (bkz: kolluk) (bkz: kanun) / (bkz: hukuk)
ben demiyorum, bilim diyor. yerleşik hayata geçip karmaşık organizasyonlar oluşturduk. oluşturduğumuz ilk organizasyon kurumsallaşmış dinlerdi. yerleşik hayat ve devletler yokken bile insan gruplarını ilk defa bir araya getirebilen dinler olmuştu (bkz: göbeklitepe). o yüzden ilk kurumsallaşan organizasyonun din olması gayet normal. ki yerleşik hayata geçmede ve kalabalık grupları bir araya getirmede de din çok büyük rol oynadı. işte sonra profesyonel rahipler türedi. iş oradan rahip-krallığa, oradan tanrı-krallığa kadar yürüdü falan. günün sonunda işin geldiği yer "hükümdara itaat tanrıların buyruğudur." idi.

dinin -hala din adına eziyetle öldürme var tabi- veya ahlakın zapedemdiği bireyler için ise yaşasın kolluk. evet, oluşturduğumuz ilk karmaşık organizasyonlardan biri de profesyonel tam zamanlı savaşçılar yani ordu oldu. ordular dış düşman kadar isyancı "iç düşmanlar"la da savaştı, dövü, öldürdü, hapse attı.

gelelim son kaleme, kanun/hukuk. ne der hamurağbimiz? güçsüzü güçlüye ezdirmedim. hukukun en temel fonksiyonlarından birisi de budur. güçsüzü güçlüden yeteri kadar korumak, böylece iş görecek kesmi yok ettirmemek, güçsüzlerin biribirilerini yok etmelerini engellemek ve kalabalık grupları böylece bir arada tutmak. edit olarak bi örnek ekleyeyim, mesela mezopotamya krallıklarında faiz çok yüksek, tefecilere elini veren kolunu kaptıramıyor, ödeyemeyenler mallarını mülklerini hatta aile fertlerini (köle olarak) kaybediyorlar, o nedenle babil gibi krallıklarda gelenek kralın tahta çıkması ile veya aşırı önemli bir zaferden sonra borçların affı. yani güçlünün "haklarından" güçlüyü feragat ettirerek, güçsüzü "ezdirmeyerek" daha doğrusu tadını kaçırmadan ezdirerek adalet sağlamak. adalet duygusu ve ceza korkusu da insanları arıza çıkarmadan bir arada tutmanın önemli bi yoludur. kanununların konmasında din, uygulanmasında ise kolluk ve din etkili araçlardandır.
(bkz: söyleyeceklerim bu kadar iyi günler)
okuduklarım karşısında aklımın tavana fırlamasına yol açan skandal. marmara üniversitesi'nde kadroya alınarak fen edebiyat fakültesi psikoloji anabilim dalı başkanı yapılan doç dr. abdüssamed köse'nin 2015 yılında amerika birleşik devletleri'ndeyken çocuk yaşta bir kızı cinsel istismara kalkıştığı sırada gizli polisler tarafından suç üstü basıldığı ve 12 kişiyle birlikte tutuklandığı ortaya çıktı. abd'de tıp lisansını kaybeden ve temyiz başvurusu 2019 yılında reddedilen adamı marmara üniversitesi'nde getirip kadroya yerleştirmiş ve hatta bölüm başkanlığına oturtmuşlar. internette ismini yazdığınızda çarşaf çarşaf haberlere ulaşabiliyorsunuz. mugshot'ı bile var.

2015 yılında çıkan bir yabancı haber
teksas mahkemesinin temyizi reddettiği kararı
marmara üniversitesi akademik veri tabanındaki profili
t24'ün bugünkü haberi

güncelleme: marmara üniversitesi akşam saatlerinde attığı bir tivitle öğretim üyesinin üniversitedeki görevinden istifa ettiğini duyurdu.
fenerbahçe'nin pana'yı eze eze yendiği maç.
mağlup olsa da, bu sene de tek eğlence fenevbahçe vs. taşak geçelim diye bekleyen tiplerin ağzına taşaklarını sokan fenerbahçe, başka başlıklara ve forumlara göndermiştir himmet ve sucuk tayfasını.
arkadaşa şaka amaçlı bilgisayarının hacklendiğini sansın diye bat dosyası hazırlamıştım. dosya çalışıyor mu diye test ettim.
evet.
bilgisayarım çökmüştü.

not:daha orta okula gittiğim yıllar idi.
olur diyen pollyannalara inat, ısrarla olmaz dediğim.

tamam, belli bir seviye korunduğu takdirde olması mümkün, ancak herkes biliyor ki, bazı anlar geliyor, erkekler bir sözden, bir espriden, bir gülümseden, bir temastan onlarca anlam çıkarıyor. arkadaşlık bir süre oluyor gibi gözükebilir ama her an yaşanabilecek bir yokluk anında "olur mu acaba" diye eşek-karpuz kabuğu denklemi kurulur. etraf evli olduğunu bildiği halde iş ortamında kadınların üzerine oynayan orospu çocuklarıyla dolu. bir kadının arkadaşım dediği bir erkeğin, o kadın hakkında fikrini değiştirmesi on saniye sürer ya da sürmez. bu iyimserlik nereden geliyorsa artık..
çocuklarının üzerine titremesidir. 2015 yılında erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatmıştım. 25 gün boyunca orada kaldım. her gün babam ziyaretime geldi, sigara getirdi bana, yasak olmasına rağmen döner, çikolata vs. diğer hastalarda babamı bekliyordu resmen. tost ısmarlıyordu kimine, kimine sigara veriyordu. babam çok şey yaptı benim için ama yakın zamanda olan bu olayı kolay kolay unutamıyorum. annem bağdat caddesinde çalışmasına rağmen 2 kere gelmişti çünkü ziyaretime. kısacası en iyi olduğu konu ilgilenmesi ve arkasında durmasıdır çocuklarının.