Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
yeni zelanda'daki cami saldırısı için:

'' videoyu izlerken keşke türkiyeye gelip bu cuma günü camileri temizlese diye iç geçirdim '' diyen vicdan yoksunu müslüman düşmanı kişidir.

soruyorum sana: acaba senin işid zihniyetinden ne farkın var?

edit: bunun ifade özgürlüğü ile alakası yok. suçsuz günahsız insanların canice öldürülmesini istemek ifade özgürlüğü değildir. daha ifade özgürlüğün ne olduğunu bilmeden onu savunmak ya art niyet işi ya da cahil işidir. senin ifaden benim canıma kastediyorsa sence bu ifade özgürlüğü müdür yoksa nefret söylemi mi lütfen önce bunu düşünün.
özelini sizinle paylaşan kadındır. özellikle söz konusu fotoğrafı gönderen kadını tanıyorsanız güzeldir. diğer türlüsü internete "çıplak kadın" yazıp çıkan fotoğraflardan farksızdır.
“çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
mustafa kemal atatürk
bireysel olduğu için tam da başlıkta olduğu gibi hristiyan terörü şeklide vuku bulmuyor. müslüman veyahut islam terörü dediğin zaman oldukça organize ve örgütlü büyük ölçekli gruplar var. misal ne zaman hıristiyanlar da bir el kaide gibi, boko haram gibi ya da ışid gibi örgütlü olur işte o zaman tam olarak hıristiyan terörü diyebilirsin.
ya 8 tane takım var, biriniz yazsın bütün kombinasyonları da, şu tahmin hastaları gidip yatsınlar. bi de yazmış amk şu şekilde olacağını düşündüğüm kura diye. he amk çok mu düşündün kıyamam.
düşünüyorum da zaman gerçekten insanda çok şeyi değiştiriyor.

benim gibi analitik düşünen bir insan için bunu kabullenmek zor oldu biraz. ama insan gerçekten yaşadıklarıyla şekilleniyor. beynimiz yaşadıklarımızla şekillenip “rasyonel” olduğunu iddia ettiği seçenekleri tercih ediyor.

kendimi tükenmiş hissediyorum. artık hiçbir şey heyecanlandırmıyor. insanlarla muhabbet etmeyi bile gereksiz buluyorum. nefes alıp ağzımdan kelimeler çıkarmak, bir şeyler anlatmak o kadar zor geliyor ki artık. eskiden böyle insanları hiç anlamazdım. şimdi çok iyi anlıyorum sözlük. beynim artık bu düşünce yapısını çok daha gerçekçi hissettiriyor bana.

hiçbir şeyi yapmaya bir enerjim kalmadı. bunları yazmak bile zor geliyor. ifade edemiyorum da zaten.

evet ifade edemiyorum. aslında anlatmak istediğim şey yazdıklarımın hiçbiri değil. anlatamıyorum. yoruluyorum.
ahaber'in nasıl bir bok çukuru olduğunu bir kez daha gösteren olay.

lan facebook'ta biri kufur edince zuckerberg'e mi sallıyorsunuz?

sozlugun maaşlı aktrollü bile anlam verememiş allahım nasil bir şeyle sınanıyoruz...
hanzoya diklenmemekle doğru yapan ekşicidir. ağamsın paşamsın deyin geçin. sizin hayatınızdan mühim değil.
bu arada ben de kıl olurum sesli sakız çiğneyene ama yakın tanıdığım değilse kimseye müdahale de etmem. bu adamlar bu özgüveni cehaletlerinden alıyor olsa gerek.
bunun dedesi canakkale'de sikilmediyse, ben de hic bir sey bilmiyorum aq.
sükela edit'i: cok begenildigi icin asil begenilmeleri gerekenlerin (1900 dogumlular) ruhlarina gitsin, iyi ki vardiniz
oha edit'i: entry girerken haber ile ilgili detaylari bilmiyordum, meger adam silahin üstüne neler yazmis. dolayisiyla ufak bir düzeltme: bunun dedesi canakkale'de sikilmekle kalmamis; onun da dedesini viyana'da sikmisler. vay aq, sülalece üstünden gecmisiz adamin, cok kizmis yavsak.
iyice saçmalamaya başladınız siz.

ne demek statik, taşıyıcı ve binayı güvenle ayakta tutan parametreleri elektrikçi veya makinacıda yapabilir.
veya proje okumayı bilen denetçilerde yapabilir.

kiriş donatı projesi okurken 1 metre demirin neden verildiğini, indirme-bindirme bölgelerini, döşeme ortasını, çekme-gerilme kuvvetini, donatı alan hesabını elektrik mühendisleri biliyor mu?

mütevazilik yapmaya gerek yok.
uzun zamandır birçok yazı kaleme aldığım (bkz: şantiye günlükleri) sayfasından kiriş donatı okuma ve şu an hatırlamadığım statik esaslarını okuyup öğrenin.

makina mühendisi benim merdiven ile temel arasındaki donatı bağlantısını neden iptal ettiğimi bilebilir mi?

inşaat sikimde değil, mesleğimde sikimde değil.

sadece meslek tanımızında yetkin olmadığınız konular hakkında ahkam kesmeyin.

statik esasları bir gece de öğrenebileceğiniz şeyler değil.

mimar adam kalkıp bana statik anlatabilir lakin elektrik mühendisi statik anlatamaz.bu kadar açık ve net.

zamanı olanlar için baştan sona okumanız dileğiyle.

(bkz: şantiye günlükleri)

edit: ayrıca elektrik ve mekanik projelerinin statik projeden üstün olduğunu iddia eden mühendiscikler var.

allah hepimize akıl versin.

deprem geliyor seyfo, ampülleri ve petekleri tut oğlim:)
boşver üstümüze duvarlar, kolonlar devrilsin.

edit 2 : hızımı alamadım bir an kendimi tbmm’de kavga eden vekiller gibi hissettim.

bırakın gelsin, çağırın elektrikçileri ve makinacıları.baraj statiğini biliyorlarmış çağırın gelsinler.
barajları ayakta tutan kuvvetleri, baraj gövdesini, devrilme-sürtünme kuvvetini, bağlamalar, karayolu, ulaştırma, raylar, stabilize yollar, kanalizasyon hesabı aklıma gelen gelmeyen yüzlerce statik hesabı hangi elektrikçiye ve makinacıya öğrettiler anlatın bende bileyim.

çabucak anlatın mesleğimi bırakacam.
arabayı müsait ilk yerde kenara çekip dinlenmek dışındaki hiç birinin denenmemesi gereken yöntemlerdir. ne kahvesi, ne iğne batırması gerizekalı mısınız olum? hadi kendiniz kaza yapın geberin gidin neyse de, ya o araçta ya da kazaya karışması muhtemel diğer araçtaki/araçlardaki insanların suçu ne? sen uykun açılsın diye ibinelikler yapasın diye mi ölecek ve/veya yaralanacak diğer insanlar?
yazsam mı yazmasam mı.. ikametgah amerika california lakin belçika-almanya ve katar’a çalışmaya gidiyorum bazen 2 senedir eleman yok çünkü ee belçika’ya gitmişken de 2-3 ay türkiye’de takılıyorum yılda.. geriye bişey kalmadı...amerika’ya işe döndüğümde bazı şeyler değişmiş oluyor bazen tanımıyorlar beni “ sen kimsin lan” diyorlar... abi 14 yıldır bu firma da çalışıyorum diyorum “ siktir lan” diyorlar.. bi kaç kez başıma geldi...
herkes bu işi çok iyi biliyor beşiktaş’ta oynamış 3 forveti çağırmışmış. diagne’yi mi çağırsın geri zekalı, yoksa slimani mi? şu anda sakat olmayan ve cenk tosun’la burak yılmaz’dan iyi forvet sayın bakalım. daha iyi değil yakın sayın hatta. eldekilere göre iyi bir kadrodur. kadroya alınmayan, kayıp bir oyuncu yok.
2003’te göreve başladım. öğrencilerime meslek tercihi konusunda rehberlik yapmaya çalışırdım. elime bir yerlerden devlet planlama teşkilatı‘nın 2000-2020 yılları arasını kapsayan projeksiyonu geçmişti. 20 yılda hangi branştan kaç öğretmene ihtiyacımız olacağı, eğitim fakültelerinin mevcut kapasiteleri falan filan. neyse efendim lafı uzatmayayım özeti şuydu o projeksiyonun: ilköğretim branşlarda ihtiyaç devam edecek ama ortaöğretim branşlarında fazlamız var ve 20 yıllık süreçte ortaöğretim branşlarda öğretmen ihtiyacımız azalacak.

yıl 2003’te kıçı kırık bir öğretmen bu analizi yapıp öğrencilerine bu doğrultuda meslek tercihi yapmalarını tavsiye ediyor ama bizim kelli felli beyefendiler her ile üniversite ve eğitim fakültesi açıyor filan.

bakın sayın cumhurbaşkanım eğitim fakültesi mezunu biri, sadece öğretmenlik yapabilir. efendim eğitim fakültesi mezunu gidip halde kabzımallık yapamaz; polislik, uzman çavuşluk ya - pa -maz! ülkemiz gelişmemiş, az gelişmiş bir ülke olsa, bir kişi üniversite mezunu olmadan cumhurbaşkanı filan bile olur çünkü gelişmemiş ülkelerde bunun örnekleri var.
neyse efendim lafı uzattım ama demem o ki 17 yıldır iktidardasınız sayın cumhurbaşkanım. 17 yılda 500 bine yakın öğretmeni istihdam ettiniz ama stokta hazır bekleyen diploması elinde 500 bine yakın( üniversite mezunu)öğretmen adayı da sizin iktidarınızın ürünü. kimden talep etsin? mahmut’tan mı?

bakın bu kişiler tıp, hukuk, mühendislik, ibf mezunu değil sayın cumhurbaşkanım. bu kişiler, dükkan açamaz; şirket kuramaz; yurt dışında iş bulamaz! bu kişiler sadece öğretmen olabilir! yoksa inşaatta çalışırsa ölür; intihar eder; polis veya asker olursa yazık olur bu çocuklara!

tanım: sayın cumhurbaşkanımız öğretmen adaylarıyla saygı dolu sohbetidir.
annemlerin mahalledeki cami ses sistemini yenilemiş. sabah ezanını okumaya hoca eve geldi sandım. babama söyledim, herkes rahatsız ama ezandan rahatsız oluyoruz dememek için kimse ağzını açmıyor diyor. ufacık bir meselede bile insanlar nasıl baskı altında kalıyor, anlamıyorum.
ne venezuela ne de halkı bu adamların umurunda.

alttan alta şunu demek istiyorlar; "ileride aynısı bizim ülkede olursa, yani, aç kalırsak, elektrik, su, gıda olmaz ise bu abd'nin suçudur. şimdiden bilin ki, akp'yi suçlayıp vatan haini olmayın..."
selam, tcmb'dan arıyoruz ama telefonunuz hep meşgul. muhtemelen bu entry sebebiyle bir çok kurum ve kuruluş tarafından aranıyorsunuz. müsait olunca bize dönün lütfen. kaçırmayalım sizin gibi muhteşem bir dehayı.
vaziyet alın part halinde çıkan şeylerin fotoğraflarını paylaşacağım.

peşin edit: incil mincil yok.

peşin edit 2 : sonradan öğrendiğim bir bilgiye göre incil benzeri bir şey çıkarıldığı doğrulandı. açıklaması ( iddiası ) aşağıdadır.

ufak çaplı araştırmadan sonra başıma bir iş gelmeyeceğinin teyidini aldım. şuan kazı yapılan mahalle tamamen boşaltılmış durumda. kendiniz gidip görebilirsiniz kazı yapılan alana girebilir incelebilirsiniz. ( tabi ki kazı yapılan alan kapatılmış durumda zamanla yağmurla birlikte çökmeler yaşandığı için bölge güvenli değil. mahalle sakinleri hem korkularından hemde evlerin çökme riskinin çok fazla olduğundan bölgeyi boşalttı yada boşaltamaya zorlandı. )

yasal olarak benim atladığım yada bilmediğim bir sebepten ötürü bu fotoğrafları paylaşmamın bir sakıncası var ise lütfen uyarın ve kaldırayım.

aşağıda yazacaklarım tamamen iddialardan ibarettir. doğruluğu kanıtlanamamıştır. inanıp inanmamak kişiye bağlıdır.

her şey şu işaretin evin avlusunda görülmesi ile başlıyor ;

1

ev bir polis memuruna ait bir eşi ve bir çocuğu var. olaydan belirli bir süre önce evi 250.000tl bedel ile satın alıyor. evin avlusunda düzenleme peyzajlama yapılırken bu işarete denk geliyor. tabi ki ilk görüldüğünde bu kadar belirgin değil sadece bir noktadan sırıtmış ve bu işlerle uğraşan biri işareti yakalayıp bu hale getirmiş. daha sonra ellerinde ki bazı cihaz ve teknikler ile ölçüm yapmaya çalışıyorlar. ölçümler olumlu sonuç verince kazmaya başlanıyor. olay mahalle halkı tarafından dillenince polisin bağlı bulunduğu karakol amiri tarafından polis çağrılıp konuşturuluyor. karakol amiri de olayın üzerini kapatma amacıyla durumu raporlamıyor. daha sonra nasıl olduğu belirsiz bir şekilde evde çatışma yaşanıyor. ( eve giderseniz çatışma izleri hala mevcut. ) polis arkadaşımız ve beraberinde kazı yapanlar öldürülüyor. sadece polis memuru duyuluyor çünkü açıklaması komik. silahını temizlerken yanlışlıkla kendini vurdu deniliyor. daha sonra adli tıp raporlarında ensesinden yakın mesafeden tek el ateş edilerek öldürüldüğü kayıtlara geçiyor. olaya jandarma ve devlet yetkilileri müdahil oluyor. karakol amiri de bu sırada uçuruluyor. aynı şekilde polis memurunun eşi ve çocuğundan da hala haber alınamıyor. önce bizimkiler işin kaymağını yemek istiyor fakat olay dünya basınında çok çabuk yayınlınca avrupadan bir çok arkeolog ve bu işlerle uğraşan insanlar geliyor. daha sonrası malum bildiğiniz olaylar sanırım geri kalanları çok anlatmama gerek yok. içeri de birden fazla medeniyet olduğu için kazı çok uzun sürüyor. kazıdan çıkan kamyon kamyon kumlar önce bölgeye yakın bir tsk ya ait bir askeri bölgeye oradan da adana'ya gönderiliyor.

not: bir diğer iddia ise polis memuruyla olayı ilk fark eden definecilerin beraber çalıştığı ve bölgeyi bir harita yardımıyla belirledikleri işareti harita vasıtasıyla bulduklarını söyleniyor. daha sonra polis evi sahiplerinden satın alarak çalışmalara başlıyor.
polisin ailesi yok. göstermelik 1 kadın ve 1 çocuk ayarlıyor. çalışamalar başladıktan sonra kadınla çocuğu yolluyor. olay karakol amiri tarafından duyulunca ( amirin fetöcü olduğu iddia ediliyor ) amir ve beraberindekiler tarafından ev gece basılıp çatışma yaşanıyor.

çok fazla fotoğraf olduğu için sadece bazılarını atabiliyorum ;

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

gelelim incil olayına ; aziz bilmem ne nin yazdığı ve günümüz hristiyanlarını ve dinini doğrudan etkileyecek bir kitabı, bel hizası boyunda yaklaşık 1.5 metre genişliğinde taştan oyma bir sandık içerisinden bir kitap çıkarıldığı ve yetkililerce incelendikten sonra gece geç saatlerde bizzat mağlum kişinin oğlu tarafından gelip alınıldığını ve takip eden süre içerisinde malum kişini vatikana papanın yanına gittiğini aynı şekilde papanın malum kişiyi alnından öptüğü iddialar arasındadır. almanya ile bozulan ilişkilerin birden düzelmesi almanya'ya kaçırılan eserlerden dolayı olduğunu ve buradan tüm avrupaya yayıldığını, katardan yollanan 15 milyar dolar paranın bizim kara karışımıza kara gözümüze yollanmadığı yine iddialar arasındadır.

her ne olursa olsun bu hikaye boyutunda ki iddialarda %1 lik bir doğruluk payı varsa bile.... bilemiyorum durum çok vahim.

konuyu bitirmeden önce söylemek isterim ki kaynak g.tümdür. isteyen inanır isteyen inanmaz.

duruma göre daha sonra editlerim hadi eyvallah.
an itibariyle akp medyasısın canlı yayınında mansur yavaşı kötülemek isterken, mansur yavaş'a sahte senet veren kişiyi kastederek "bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim"dedi.

sayın özhaseki boydak holding deki arkadaşlarınız için de geçerli mi bu sözler? yoksa akp atasözlerinden de muaf mı?
tabi ki demirci .eğitim fakültesi burada .manisa’ya 3.5 saat. neden buraya üniversite yapmışlar hiç anlamadım.yalnız orhan veli’nin şiiri iyi giderdi .
dağ başı
dağ başındasın;
derdin günün hasretlik;
akşam olmuş,
güneş batmış,
içmeyip de ne haltedeceksin?
aynen hırsızlık oluyor bence gelen müşterileri kasaya gelmeden kelepçeleyip hapse atmalılar. çünkü hırsızlık oluyor.o önemli.

"sizin rahatsız olmanız onların sorunu değil" diyerekten size "kim köpeksiniz ki" mesajı vermiş yazarlardan biri.şirketin düşüncesi gerçekten bahsettiği gibiyse bu hakareti nasıl kaldırıyorsunuz anlamadım.

kusura bakmayın da onlarda hırsızlık olması da benim sorunum değil. beni mesul tutamazlar. ben sizin gibi ezik değilim. bu tarz davranan yerlerden uzak dururum. muadili başka bir yere giderim. henüz migrosta başıma gelmedi ama varsa böyle bir şey umrumda değil. gider başka yerden alırım. migros benim babamın oğlu değil. müşteriye nasıl davranırsa öyle karşılık bulur.

şahsiyeti olan insanlar kendilerini bu tarz muamele edilmesine izin vermezler. ha sizin hoşunuza gidebilir. ama herkes bdsm olacak anlamı çıkarmayın bundan.
bana ne kardeşim ben mi çalıyorum yılda bilmem kaç tl kar yapan firmanın sorumluluğunu niye ben paylaşmak zorundayım ki?
genç futbolculardan oluşan bir takımda, ağırlığı olan, herkesçe kabul görmüş, kariyerli bir oyuncu yer alırsa; gençlerin performansları, ciddiyetleri artar. maça çıktıklarında da o sporcu takımın motivasyonunu arttırır. varlığıyla gençlere güven verir ve onları sakinleştirir.

önemli olan doğru oyuncuyu seçmek. bence emre doğru tercih. o isim arda asla değil, en azından ona eminim.
edit: imla ve bozuk cümle.
bu orospu cocugunun manifestosunu okumayi simdi bitirdim.

bu ne abi? bu nasil bir dunya oldu.

herif hem cevreci, hem liberal, hem anarsist, hem isci haklari savunucusu, hem nazi, hem hristiyan, hem savasci hem barisci sacma sapan iq puanim en az 50 dustu.

orospu cocugu sirket ceolarini oldurun, onu oldurun, bunu oldurun, savasa hazirim, savasacagiz!! falan diyip diyip gidip masum insanlarin arkasindan camide silah sikarak katliam yapmis. sikeyim senin savasini orospu cocugu.

bunlarin suriyeye falan gidenleri var iside karsi savasmaya, hadi onlar yine en azindan dedigini yapiyor. bu beyinsiz, hayatta bi sike balka olamamis gerizekali gitmis insanlarin ocaklarini sondurmus.

videolarda coluk cocuk var, bu nasil bir akil hastaligi yarap.

cocuklar masum degil mi diye sormus kendine bir de manifestoda, "yok degil cocuk olarak bakma onlara yarinin isgalcileri bunlar." demis.

uzun zamandir boyle bir orospu cocugu gormemistim, sinirim alt ust oldu gece gece..
kıytırık bir bein aboneliğim ve ondan da kıytırık bir passolig kartım var, böyle “hakem bizi doğradı, aboneliği iptal ediyoruz passoligi yakıyoruz arkadaşlar!” tarzı gerizekâlılıklara hep gülmüşümdür fakat bu durum çok başka... tepki olarak falan da değil, ben kendim paramla bir şey satın alıyorum sizden, siz bana onu vermezseniz ben size niye para vereyim? iptal eder başka bir şeyle ilgilenirim, parayı veren benim düdüğü niye sen çalasın?

benim tereyağlı sevdiğim yemeği sen palm yağı ile yaparsan ben senin yaptığın yemeği yemem, başka bir restoran bulurum, bulamazsam o yemeği yemeyi bırakırım yine senin berbat yağ ile yaptığın yemeği yemem, anlıyor musun? ben futboldan keyif alıyorum, o keyfi jamaikalı oyuncu bana verecekse gelsin o versin, pasaportunda türk yazıyor diye ben bir sığırı seyretmek zorunda mıyım sence?

değilim kardeşim, ben o yemeği yemem, yiyene afiyet olsun.
teressa may zamanında yaşanmıştır. brexit zamanına denk gelmesi , ispanya ile ingiltere'nin cebeli tarık yüzünden gerginlikler yaşadığı dönem olması sebebiyle son derece manidardır. ( kanarya adaları ispanya toprağıdır)

hatta şampiyonlar liginde 4 ingiliz takımına karşılık ispanya' dan sadece ayrılıkçı katolonya'dan barcelona'nın kalmış olması ....

son olarak da bu olay...

parçaları birleştirince hiç bir bok çıkartamadım.
a haber falan nasıl yapıyor bu işleri anlamıyorum kafam basmıyor. onlar gibi düşünebilseydim burdaki büyük resmi görebilirdim ama gerizekalıyım ben.
hayırdır yatakta rok mu yapacaksınız diye sorulması gereken kız beyanı. ayrıca söylemeden edemeyeceğim;

(bkz: serin hikaye)

edit: oğlum rok rasim ozan kütahyalı değil lan. sizin sosyal zekanıza sokayım ya, nalet gelsin arkadaş... boşuna mı bkz verdik, tıkla ne olduğuna bak bir şeyler öğrenirsin belki. *
"tüik işsizlik rakamlarını açıkladı. 2018'in aralık ayında işsizlik yüzde 13,5 olarak gerçekleşti.

işsiz sayısı aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 11 bin kişi artarak 4 milyon 302 bin kişi oldu"

işsizlik kime var, kime yok bir kez daha hatırlayalım;

merve çavdar, öğretmendi iş aradı ve fakat bulamadı sonrasında kendi elleri ile hayatına son verdi.

sümeyra ordu, babası akp milletvekili torpil ile işe girdi.

ersin turhan, öğretmendi iş aradı ve fakat bulamadı sonrasında kendi elleri ile hayatına son verdi.

şeyda çavuşoğlu, bakan yeğeni torpil ile üniversite'de işe girdi.

ibrahim yeşilbağ, öğretmendi iş aradı ve fakat bulamadı sonrasında kendi elleri ile hayatına son verdi.

mahmut bektaş, erzurum büyükşehir belediye başkanı mehmet sekmen'in erkek kardeşinin kayınbiraderi, kendisini kayınbirader mahmut'un göz kamaştıran kariyeri ile hatırlıyoruz.

alim koç, öğretmendi iş aradı ve fakat bulamadı sonrasında kendi elleri ile hayatına son verdi.

büşra peker, akp'li babasının belediye başkanı olduğu saraydüzü belediyesinin adrese teslim iş ilanı ile işe girdi.