Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
galatasaray'ımın 5-0, 10-0, 20-0 kazanmasını istediğim maç.

yıllarca bursa ve bursaspor'a sempati duymuşumdur. ama şu 2015'te oynanan ziraat türkiye kupası final maçına kadar. maçı kazandık, kupayı kaldırdık. otoparka doğru ilerliyoruz polis koridorunda. evlerin üzerinden saksılar atılıyor. yolda bursaspor'lular kimlik kontrolü yapıyor, galatasaray taraftarımıyız diye. aracım 34 plakalı. otoparkta tam 3 saat beklemek zorunda kaldım. erken çıkmaya teşebbüs edenlerin araçları paramparça oldu. kendimi terör örgütü üyesi gibi hissettim. çok nefret dolular. perişan olsunlar, ligden düşsünler.
eski fetoşçu yeni teyyitçi vatansız kansız soysuz şuursuz eğitimsiz ahlaksız onursuz gurursuz şerefsiz haysiyetsiz kifayetsiz yetersiz ak-çomarları rahatsız etmiştir.

onlar rahatsız olduysa vatana millete faydalıdır.

net.
bir yerde atilla yesilada gibi bir isim geliyor, sorulara mizahla karisik uzun uzun cevap veriyor ve bize bir seyler katiyor.

diger tarafta bu zat-i muhterem gibiler geliyor, sorulara kisa kisa “orospu cocugu”, “pic” gibi samimiyetsiz cevaplar veriyor! hayir anlamadigim, boyle olunca dusuyor mu? samimi mi olunuyor?

lutfen eksisozluge sorulari cevaplamaya gelen biri, bize bir seyler katsin ve bizim dusuncelerimizi onemsesin. boyle reklam amacli ismarlama isimler getirmeyin. hadi bakiyim.
(#82462286)

burada şekilli betimlemelerle, yaptığınız şeyi haklı görmeye çalışmanız komik gerçekten.

madem ihtiyacınız vardı paraya, hem okuyup hem çalışan yığınla insan var. taşradan geliyorsunuz diye de, iki pahalı hediyeye kendinizi satmanıza gerek yoktu.

özet: buharlı pencereyi silip uzakları seyrederek, kendini pazarlayan bir kızın.. yürekleri dağlayan dramı.
yataktan kalkıp, işe giderken yolda, ofiste, fabrikada çalılırken, öğle yemeğinde, tuvalette, yatarken, kalkarken, bütün gün “düzgün” olmak zorunda olan milyonlarca insanın ilgisini elektrikli bir kutuya çakmek için düzgün olmak hiç doğru bir yöntem değildir. tv ilk çıktığı günden beri insanların “ahlak” denilen normlarını esnetmiş ve değiştirmiştir. tüm dünyada böyle olmuş, ülkemizde de aynı seyri izlemiştir bu iş.

mehmet ali erbil o “düzgün” oyunculukla uzun zaman içinde bir yerlere ulaşmış, kabareler, tiyatrolarda rol almış, dizi ve filmler çekmiş bir kişidir. gel gelelim asıl patlamasını gol şov ve çarkıfelek gibi yapımlardaki “fırlama” tavrıyla gerçekleştirmiştir. çünkü tv bunu gerektirir.

ulusal yayın yapan tv kanallarının en eskilerinden olan atv hep sağ görüşlü yayın yapmıştır. gel gelelim tarihi düşük reytingini çalık eline geçip muhafazakar çizgiye oturduğunda ele geçirmiştir. türbanlı bacıların bağcılar günlüğü hikayeli dizileri banallik rekorları kırıp çöp olmuştur. çünkü herkes tv ekranında farklı bir deli görmek ister.

mehmet ali erbil bu ülkenin bir numaralı tv delisidir. sulu, cıvık ve hatta seviyesiz denilebilir. çünkü rol budur ve mali de oyuncudur. rolü en iyi o oynamıştır. cem özer’den okan bayülgen’e herkes oynamıştır. yine de o tadı vermemiş, bu denli amaca hizmet edememiştir.

parmaktan sonra devam et deli adam.
5 bin tl ceza komikmiş, muhtemelen önümüzdeki yıl normal yoldan sulamaya kalksa 5bin tl' den daha fazla sulama bedeli ödeyeceği için cezaya razı olup aynı yolu deneyecektir.

edit: tamam arkadaşlar mahsüllerde imha edilmiş okudum orasını da, fakat mahsülün imhası bir ceza değil "uygunsuz olduğu" için, ve 5 bin lira böyle bir olayda gerçekten komik rakam...
2nci lig a grubu ağrıların arasındaki versustur.

buradan play off'a yükselenler börek taşı ağrısı, kulak ilithabı ağrısı ve hemoroid ağrısı grubuna gelir.

şampiyon olan, şampiyonlar liginde safra kesesi ağrısı, peptik ülser ağrısı, zona ile mücade eder.
sabahları annemle hafif tempo koşuyoruz. koşarken konuşuyor kadın: yağ yak kilo ver, yağ yak kilo ver...
ben de söylemeye başlıyorum aynısını, susturuyor “ben kendi bilinçaltımla konuşuyorum, sen hamur işi ye kilo al” diye.
ama boş boş koşunca da canım sıkılıyor, dalga geçmeye başlıyorum bu sefer “annelerin annesi son 100 metrede atağa kalktı, evet evet son 50 metre...” çığlık çığlığayım, kendi kendimi gaza getirmişsem. yine susturuyor, deli misin manyak mısın, duyacaklar diye. elalem de çok umrumda sanki, hırt!
oyun oynamayacaksam niye geldim ki dünyaya, asdfghjklşi!

şaka bir yana da, o kadar mutluyum ki artık beraber vakit geçirebilecek fırsatımız olduğu için. keşke uzayabileceği kadar uzasa bu dönem.
normal bir ülkede çöpçü dahil yapılmaması gereken beyin fakiri bir hukukçunun vasat eylemi. kendisinden daha fazlası beklenmemeli.

bu adamı hukukçu yapan bir eğitim sistemine sahipseniz ülke olarak fazla umutlanmamanız lazım.
asıl sorunlu, cahil, cühela'nın türcülük yapıp kopek denen hayvanın yasama hakkının insan denen hayvanınkinden daha az oldugunu düşünüp insanı seçeceği ikilem. yine temelinde 'yaradılıs' arap masalları temalı sacmalıklar var muhtemelen bu secimde. ınsan da, kopek de birer hayvan.

5 yil birlikte yasadigi, bir seyler paylastigi bir canlıyı, tanimadigi bir insan icin feda edicek tiksinç insanlar da benden uzak durabilirler. psikopatlık belirtisidir çünkü benim icin.

eğer bahsedilen insan cocuk degilse, bir saniye bile düşünmeden köpeğimi kurtarırım.
tehlikeye verilen tepkide cinsiyet farkından kaynaklanır.

erkekler genellikle saldırganlaşır, kadınlar ise panik yapıp kilitlenir. zaten çoğu bu tür kazanın videosunda (hep kadındır) o nedenle sürücü o pedale, normal bir kişi çoktan yanlış pedalin olduğunu anlayıp basmayı kesmesi gerekirken ısrarla o pedale basmaya devam ediyor.

kadın ve erkek biyolojik ve verilen tepkiler bazında eşit değildir. bu en ilerici ülkelerde dahi bilinir ve kabullenilir, ancak neoliberal değerlerle çeliştiği için dile getirilmez.

örneğin almanya: almanya'da, kadınlar eşit olarak ordunun her kolunda hizmet edebilir. bu anayasal bir haktır. ancak bu maddenin altına bir not düşülmüştür: gerçekten savaş çıktığı zaman, alman devletinin bütün kadınları pozisyonları ne olursa olsun ordudan ihraç etme hakkı vardır.

yani kısacası günümüzde meriçliğin önünde giden ülkesi dahi, ciddi durumda kadınların vereceği tepkilere güvenmiyor. kısacası meriçliğin bir anlamı yok bu konuda.
acemi: dağ, komd.okl. ve eğitim merkez k.lığı/ısparta eğirdir
kuvveti : k.k.k.lıgı

usta: k.k.loj.k.lığı ulş.k.lığı 2 nci ulş.ynt.mrk. ulş.ağ. oto tb. kh. ve kh.bl. / diyarbakır merkez / diyarbakır

şansımı sikeyim.
kasabanın semercisi ölmüş... yeni gelen semerci işin acemisiymiş...
yaptığı semerler yüzünden eşeklerin sırtında yaralar açılmış...
eşekler başlamışlar semercinin ölmesi için duaya... ''tanrım sen bizi
bu acemi semerciden kurtar ne olur! ölsün de kurtulalım!'' sonunda
dualar kabul olmuş, semerci ölmüş! ne var ki, ölen semercinin yerine
gelen yeni semerci daha da acemiymiş! eşekler yeniden duaya başlarken,
eşeklerin en yaşlısı ve en bilgesi olan boz eşek:

''bu iş duayla muayla olmaz arkadaşlar!'' demiş ''bu semerci de ölse
kaderimiz değişmez. anlaşıldı ki, semercinin iyisi gelmeyecektir!''
eşekler o iri gözlerini ıstırapla açarak: ''bu çileyi çekmeye devam mı
edeceğiz? semercinin ölmesi için dua etmeyelim de ne yapalım?
demişler. yaşlı boz eşek acı acı gülmüş:

''semercinin ölmesinin bize faydası yok.
tanrı'ya eşeklikten bizi kurtarması için dua edelim!''

edit: yazım hatası düzeltildi.
henüz 18 yaşında bir delikanlı, överken de, yererken de abartmayın bir şeyi amk, daha katedecek çok yolu var daha 18 yaşında lan 18 yaşında
türk tarih profesörü ilber ortaylı tarafından son nokta konulmuştur.

"andımız herhalde geri gelecek, yok gelmeyecekti. öyle şeylere dokundurtmak ayıp. kalkması yanlıştı ve küstahlıktı"

kaynak 1 - kaynak 2

ilber hoca'nın geçmiş yıllarda andımız ile alakalı yaptığı açıklamalar aşağıdaki gibidir;

1 - ilber ortaylı'dan 'andımız' tepkisi

2 - ilber ortaylı andımız yorumu
levent özdilek park şubesindeki kuyruk mağazayı dolanıp tekrar kasada bitiyordu. resmen snake'teki maksimum skoru gördüm.
1400 yıldır besmele çekiyoruz da aydaydık zaten dedirtir insana. ibnelere bak, seksen yıldır andımız okumuş da aya çıkmışmış.

edit: saçma sapan mesaj atmayın lan. ne yunan döllüğüm kaldı ne vatan hainliğim. yunanı ingilizi sizin fesli hocanız sever.

ağalar, kusura bakmayın, bugün bebek mamasından cep telefonuna, mr cihazından itfaiyeci elbisesine kadar hepsi uzay araştırmaları sonucunda bulunmuş şeyler. din bulmadı bunları. yine sevmediğiniz biri olan celal şengör'ün dediği gibi; "neye inanmak istiyorsanız inanın buna kimsenin itirazı yok. ama günün birinde insanlık açlığın eşiğine geldiği zaman bizi bu durumdan din değil bilim kurtaracak."

ayrıca ekşişeyler'de yayınlanmış malum yazı için buyrun.
hala onlara yaşam alanı bırakmadık diyen mallar var.

he amk gergedan çünkü bu.

zaten insanın evcilleştirip çeşitlendirdiği bir canlı. ne doğası ne yaşam alanı lan.

olum siz hakkaten geri zekalı mısınız?

biz de seviyoruz da sokakta ne işi var lan bu hayvanların.
bir gün kendi kurtuluş savaşınızı yapar da ingilteresi' nden italyanı' na, fransızı' ndan yunanı, na çeşit çeşit düşmanı yurdunuzdan atarsanız; göğsünüzü gere gere söyleyebileceğiniz bir cümledir.

ırkçılık da ayrıca götüne girsin heval!
bu tarz söylemleri genelde kimler yapar diye bakıyoruz;

* türk düşmanı, arap sever dinciler,
* kürtçülük adı altında bölücülük yapan teröristler,
* bir de bunların altına yatan, kendi fikri olmayan, çakma hümanist dallamalar.

bir zihniyetin aşağıdaki ifadelerden rahatsız olması için, katıksız o.çocuğu, katıksız vatan haini olması lazım!!.

--- spoiler ---

ey büyük atatürk! açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim

--- spoiler ---
türk milletine dayatılan en büyük bela. eğitim sistemiyle , din ile gümbür gümbür asırlardır başımızın belası.
sırf bu sebeple bir ilişki yapmışlığım bile vardır. üstelik üç sene sürdü lan.

vakti zamanında bim'den bir meyveli yoğurt almıştım, yoğurttan böcek çıkmıştı. gelip ekşide başlık açmıştım. bim'deki böcekli yoğurt falan filan diye. fakat kimse inanmadı böceğin yoğurttan çıktığına.

sonra bir kızdan mesaj geldi. "ben size inanıyorum" diye.. neyse muhabbet ilerledi, numaralarımızı verdik. defalarca buluştuk, acı tatlı günler geçirdik. gezdik, değişik şehirler falan gördük. en mahrem şeyleri paylaştık vs..

neyse sonradan öğrendiğime göre meğer kız böceğin fotoğrafını çekerken görünen elime aşık olmuş. ondan dolayı yazmış bana. üstelik böcek elimin üstündeydi :s

bir el nelere kadir gördüğünüz gibi..
yönetim kurulu üyesi saniyorum ic anadolu'dan olan firmanin tuslu telefonudur. ic anadolu diyorum, cünkü maggiu fu oralarda cok yaygin bir isim * saka bir yana bence antenli olmaliydi. tuslu ve antensiz olmasi bizi nokia 3210 zamanlarina götürür ancak. ama eger anten olursa nereden baksaniz bir 10 yil daha geriye gidebiliriz.
sen besle, çiftleştir, çoğalt, sonra belediye cellatlık yapmak isteyince engel ol. yapmayınca kötü olsun. ne kafalar var ya, şaşırıyorum. hayvan sevme kültürü bile arabesk ve bencil bi toplum. sokakta köpekleri etle besleyip kendisine bişey yapmayınca köpeklerin herkese aynı davrandığını düşünen cahillerle dolu her yer. ben senin ego masturbasyonu amacıyla boş hayatına anlam katmak için besleyip kendine dost edindiğin vahşi varlıkların arasından geçmek zorunda mıyım şu medeni dünyada işe giderken. sokakta aç suriyeli yaklaşsa iğrenirler, korkarlar; sen köpekten iğrenince korkunca insanlığını sorgularlar. cevapları da hazır hep: “insan en tehlikeli hayvan”. ulan günde 100.000 insanın arasından geçiyom, biri de paçamı yalamaya, bacağımı ısırmaya çalışıp kovalamıyo beni ama hergün bu itler peşimde, bunu niye anlamıyorsunuz?
eski zamanda (2005-2006) deneyimlediğim bir durumdu. yazılan entrylerin okunması, fikirlerin ifade edilmesi, karşılıklı yazışmalar vb. ardından msn'e geçiş yapılması, tırnak kadar fotoğraf bölmesinde ilk kez yüzün görünmesi, dinlediğin şarkıların yollanması, ilk fotoğraf, ilk randevulaşma ve ilk buluşma...

şimdilerde sosyal medya hesapları bile eklenmiş halde sözlük hesaplarına. birisine ilk mesajı atarken, aslında elini yüzünü beğenerek yaklaşıyor olmak bile mümkün. ne derece samimi gelir bilmiyorum karşıdakine.

bir de yaşlı adamlar gibi konuşacağım ama, nerede o eski ilk buluşmalar. fotoğraf bile istemeden istiklal'de beklediğimi bilirim. nasılsa tasvirlerle kafamızda şekillenen kişilerdik, tanırız derdik görünce. tanırdık.

hey gidi hey.
güzel pr çalışması. bir iki değil baya baya 20 yazar ile reklam yapmışlar. ulan bari araya beğenmedim falan yazan da serpiştirseydiniz. olmadı. yine yemedik.
başlığı açan arkadaşın almancıları aşağılama nedenini merak ettiğim başlık. ister kabul et ister kabul etme, almancılar "bok" temizleyerek senden daha iyi şartlarda yaşıyorlar. senin günde 10 saat çalışıp, ulaşamadığın hayata onlar en basit işi yaparak bir kaç saatte ulaşıyorlar. en iyi evlerde yaşayıp, en iyi arabalara biniyorlar. senin gibiler de marketteki zamlar yüzünden burada ağlıyorlar. o aşağıladığın insanların hayatlarına sahip olmak için kendini bile satabilecek insanların burada aptal saptal konuşmaları komik. git önce aç karnını doyur sen.