Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
he he kazanırsın he.
din kültürü ve ahlak bilgisi denen dersin isminde bile neden din ve ahlak ayrı konu olarak işlenir farkına varamayan bir dindar nesil ürünü beyanı.

din ve ahlak farklı şeylerdir sik kırığı. bir insanın dindar olması ahlaklı olmasını gerektirmez. bir kişinin ateist olması da ahlaksız olmasını gerektirmez.

amk sene olmuş 2018 biz hala din ve ahlakın apayrı kavramlar olduğunu anlatmaya çalisiyoruz.

bu arada bu dindar arkadaşlara soralım.

din der ki oku. okuyor musun yok.
der ki aklını kullan. kullanıyor musun yok.
din der ki çalış. çalışıyor musun yok.
din der ki dürüst ol. dürüst musun yok.
din der ki yardım et. yardım ediyor musun yok.

amk sen ne ayaksın lan o zaman.

edit: dindar nesil üyesi bir yazardan mesaj geldi. fav almak için siçip sivamisim. çok bosmusum. asalak gibi yaşıyormusum. önce kendimi duzeltecekmisim. ahhaahaha gece gece ne güldüm arkadaş. hala gülüyorum. lan bu dindar nesil hakketen çok komik.
vettel adlı beyin yoksunu sayesinde ferrari’nin muhtemel 1-2’yi kaybettiği yarış. adam gibi kalkıp ikinciliği korusa zaten ferrari ilerleyen turlarda verecek birinciliği ama yok ilka ki paşamız kalkışta geçecek kimi’yi. bottas’a sövenler de sporun işleyişinden haberdar değil galiba. adam takımı için olabilecek her şeyi yaptı.
yemin ederim geçenlerde migrosta hayatımda yaşadığım en üzücü olaylardan birisiyle karşılaştım.

amca 1 kilo domates 3 ekmek 1 büyük kola ve bir çikolata almış, toplam tutar 22tl civarı. amcanın cebinden 10 tl çıktı.

amcam o gün hiçbirşey alamadan o marketten çıktı.

ulan allah belanızı versin bir insan 3 ekmek 1 kilo domates 1 kola 1 çikolataya 10 tl üstünde vermeli mi? amına koyduğumun temel gıda maddeleri neden bu kadar pahalı inşaat kafalar?
sebep - sonuç ilişkisi kurmaktan aciz aptallar yine başlamışlar ötmeye.
aptal mısınız yoksa aptal rolü mü yapıyorsunuz?
serbest piyasaya sahip bir ülkede ucuzdan bir mal - hizmet alana saldırmak nedir ulan?
gecenin bir saati kimin yüzünden böyle bir hata oldu diye sormayın siz anca cırcır ötün aptallar.

edit: ellerinde olmaması gereken bir sürü doları 7 küsürden bozarken şov yapıp kendini ifşa edenler oldu da ne oldu diye sorarlar adama.
dişteki dolgunun çaktırmadan gevşemesi, yerinden oynar hale gelmesi. yenilmekte olan pidenin o dolguyu yerinden oynatıp aradan direkt sinire temas etmesi ve hatta baskı yapması. yaşananlar: tarifsiz bir acı, göz kararması ve yaklaşık bir saniye görememe, işitmenin de bir saniye kaybolması ve kulakta çınlama, hemen akabinde soğuk ter boşalması ve sersemleme.

bazen filmlerde bir bomba patlar, kahramanın yaşadıklarını seyirciye anlatmak için sesler bir anda yok olur sadece tiz bir çınlama sesi duyarsınız, kahraman da doğrulmaya ve etrafında ne olup bittiğini anlamaya çalışır, sersemlemiştir işte tam o durumu yaşamıştım. filmin yansıtamadığı tek şey tarifsiz acı.
allah bunlara bu cesareti veren malum şahsı da şürekasını da destekçilerini de oy verenini de sessiz kalanını da bunları da kahretsin!
elimden gelen bu kadarı, keşke hepsini yerle bir etme imkanımız olsa...
hepsiburada'nın marka güvenilirliğini bir kez daha zedeleyen rezalettir.
ilgili video: https://youtu.be/yifwqoeghgm

severek takip ettiğim bir arkadaşımın ricası ve mağduriyeti üzerine yazıyorum.

olayin ozeti:
arkadas lensli fotograf makinasi siparisi veriyor. urun bir gun sonra kargoya verilmesi gerekirken bir turlu kargoya verilmiyor. 5 gun sonra kargoya veriliyor ve lenssiz makina gonderiliyor. ardindan satici firma arayarak "yanlis urun gondermisiz, siz onu geri yollayin siparisini iptal edelim. paranizi iade edelim tekrar siparis verin." diyerek urunu hem gec gonderip hem de siparisi iptal ettirmeye calisarak zamli fiyattan satmaya calisiyorlar. konusmanin devaminda arkadas siparisi iptal etmek istemedigini soyleyip, eksik olan lensin gonderilmesini talep edince de, "dolar 1 haftadir cok yukseldi, 2 bin lira daha gonderin lensi gonderelim" demisler.

youtuber arkadas hepsiburada ile iletisime gecip haftalarca cozum beklemis. eksik olan lensin gonderilmesini veya urunun guncel fiyati uzerinden para iadesi yapilmasini talep ettikce gelen cevap siparisi iptal edelim, satin aldigin zamanki fiyati uzerinden parani verelim olmus. arkadas da hakli olarak siparisinin kendisine ulastirilmasinda yapilan zaman kaybinin kendi hatasi olmadigini ve siparis verdigi zamanki degeri uzerinden urune sahip olma hakkinin oldugunu savunuyor.

videonun devaminda tuketici hakem heyetlerine sikayet ettigini ve benzer bir durum yasayanlarin nasil tepki gosterebilecegini anlatmis.

edit: arkadasim destekleriniz icin cok tesekkur ediyor. hem baslik hem de video guzel ses getirdi. konuyla ilgili bir gelisme oldugunda basligi guncelleyecegim.
bu büyüklükte bir şehre raylı sistem olmadan havaalanı yapmak nasıl bir başarı hikayesidir. sabiha gökçende de metro hala bitmedi. birçok ülkeden fazla nüfusa sahip şehirde havaalanına raylı sistemler ile ulaşamamak evet işte bu övünülen şehircilik belediyecilik.

edit: floransa da havaalanında metro yokmuş bı arkadaş mesaj attı ve daha birçok nüfusu esenyurt+bağcılar olmayan avrupa şehrinden bahsetti. ya sen burayı sıfırdan yapıyorsun dünyanın en büyüğü olacak diyorsun 150 milyon yolcu kapasitesi niahi yolcu kapasitesi. ve hala otobüsle insan taşımayı savunmaya kalkıyorsun.

inşaatlar koordinasyon içerisinde ilerlese metroda açılış ile beraber hizmete açılsa olmuyor mu? neden tek dert bir an evvel şirketler para kazanmaya başlasın. mutahid şirket para kaybetmesin diye ekşi sözlük de bunların köpekligini neden yapıyorsunuz. altı üstü halk metro ile havaalanına ulaşabilsin dedik.
şimdi çok yakın faslı ve belanda hayranı bir arkadaşıma izlettim. arapça olarak "gulha l mok" söylediğini ve bunun anlamının "annene söyle" olduğunu ama bir küfür olarak kullanıldığını söyledi. "f.ck you/s.ktir git" demenin birazcık nazikçesiymiş.
düğün yapmak ve öncesinde yapılan saçma sapan adetler. kaç gündür mahallede düğün yapılıyor. birisi bitti, birisi başladı ve artık yıldım. kafa beyin bırakmadılar insanda. resmen görgüsüzlük başka bir açıklaması yok bunun.
cevremdeki lisans arkadaşlarımda deli gibi evlilik moduna girmişler hepsinin instagram sayfalarında kahveler, yüzükler, çiçekler, pastalar. midem bulanarak hepsini izliyorum. günün birinde evlenmeye karar verirsem adamı kaçırmayı düşünüyorum. artık o derece sapıttım yani...

edit: kimse evleniyorum diye son ses müzik açıp beni rahatsız etmek zorunda değil, bende buna katlanmak zorunda değilim. evlenecek olan gitsin usturupluca evlensin.
ilk annem sayesinde ile öğrendiğim yöntemdir.
tabi aldatma olayı eve atmak şeklinde gerçekleşmiyorsa bu yöntem pek işe yaramaz.
köye gitmiştik 1 hafta felan kaldık. eve döndüğümüz günün akşamında evde fırtınalar kopmaya başladı. annem tabiri caizse babamın belasını zikiyordu. kavga bitti anneme neden babamı suçluyorsun nerden biliyosun seni aldattığını diye sordum. sen karışma dedi. hadi anlat diye ısrar etmemle beraber evden ayrılmadan önce banyodaki gideri tamamen temizlediğini ama geldiğinde orada kadın saçı bulduğunu anlattı.
babam evde yatak veya başka yerlerdeki saçları temizlemiş ama banyo giderini düşünmemişti.böylece sherlock holmes annem sayesinde ilerde eşimi aldatmayı düşündüğümde alacağım önlemleri de öğrenmiş oldum.
hoş aldatma olayını kendi evinde yapan en hafif tabirle aptaldır veya deli cesaretine sahiptir.
çeviri. bu kadar hafife alınan pek az iş vardır. aslında herkes çeviri yapabilecek düzeydedir de vakti yoktur. bir sayfalık bir şeydir sonuçta. kimseye anlatamazsın tek bir kelimenin anlamını bulmanın dakikalar alabileceğini. hedef dilde yeni bir metin oluşturmayı geçtim, hayatı boyunca oturup iki tam sayfa yazı yazmamış adamlar mesleğin kolaylığı hakkında ahkam kesmekte beis görmez. dünyanın en zor işi değil elbette ama bu kadar itilip kakılmayı hak etmediği de kesin.
bugün 1 aylık olan güzel kızımdır. kokusuna doyamadığım mis kokulu melek onlar. eğer şansım olsaydı sırf şu yenidoğan kokusu yüzünden 10 tane falan doğurabilirdim.
aynı gökyüzüne bakıp seninle tanışmayı bekleyen bir insan olduğunu düşününce ayrı bir güzel olan aktivite. yalnız çok alkollü yapmayın hoş olmuyor.
bilinmezdir. pastanemize gelen bir adam vardı. her geldiğinde bir rulo pasta alır giderdi. giyinişine baktığımda acır ona bazen ekler ikram ederdim. nerden bilebilirdim herifin memleketin en zengin adamı olduğunu... öyle dış görünüşe, arabaya, telefona felan bakarak karar vermeyin. yanılırsınız.