Sık geçen başlıklar

kendisiyle konuşan insanlar 4

ekşi'de gör
az akılı uzak akrabayla, en hakim olduğum konuda bilgiçlik taslayan teyzeoğlumla, yanında potansiyelimin azaldığını hissettiğim konuşkan berberimle, ilk tanışıklıkta beni rol yapmaya zorlayan hülyalı kadınlarla, ben konuşurken dinlemeyen, sadece konuşmak için sıra bekleyen saygısızlarla, tüm sempatik tavrını takınıp var gücüyle digitürk sözleşmemi uzatmaya ikna etmeye uğraşan şuh sesli müşteri temsilcisiyle, bakkalla, manavla, kasapla, görgüsüzle, ukalayla ve de cahille sohbeti kesebiliyorum da, bir türlü kendimle sohbeti kesemiyorum.
geçen gün evime çok yakın olan parktaydım yine. süs havuzunun kenarındaki bankta oturmuş fışkiyeyi izliyordum öyle. sonra az öteden çocukluk arkadaşım ilker'in geldiğini gördüm. o kadar çok sevindim ki bir an çocuklar gibi bağıracaktım sevinçten. çok uzun süredir görmemiştim kendisini. hemen muhabbete daldık, sanki uzun süredir görüşmüyormuşuz gibi.

canım hayli sıkkın olduğu için genelde ben konuşuyordum, o dinliyordu. bir süre sonra fark ettim ki hemen 8-10 metre ilerideki bankta da başka birisi sık aralıklarla bizim olduğumuz yöne doğru bakmaya başladı. bir şeyler söylüyordu ama yanında kimse yoktu. heralde sıkıntıdan kendisiyle konuşuyordu. ilker bayağı bir komik çocuktur. iyi mizah yapar. küçükken de mahallede bizi çok güldürürdü. uzun süredir görüşmediğimiz için bu şebeklikleri daha da komiğime gidiyordu. kendi kendine konuşan bu adamla da ilgili bir iki şaka yaptı, gülüştük. bu arada karşı banktaki adam da ara ara konuşmaya devam ediyordu. ben gülmeye başladıktan sonra, sanki, direkt bana hitaben bir şeyler demeye başladı. ilker'e sordum, o da benimle aynı fikirdeydi. herif çok yalnız, muhabbetimize dahil olmak istiyor belki de diye düşündük. durumu anlamaya çalışırken adamın yanına başkaları geldi. ilker de oldum bittim böyle durumlardan rahatsız olur, sosyal fobi deniyor sanırım buna. sevmiyor böyle şeyleri. neyse benim bir yere yetişmem gerekiyor deyip bir anda kalktı gitti. onun ardından bakarken karşıdaki amcayla yanındakiler de bana doğru yaklaşmaya başladılar. zaten uyuz olmuştum herife, sıkma canını amca olur böyle şeyler deyip evin yolunu tuttum ben de.

biraz açlık hissettiğim için direkt mutfağa geçip bir şeyler atıştırmaya başladım. annem de camda çiçekleri suluyordu. o sırada ilker'in annesi sokaktan geçiyormuş, annemle diyaloglarına kulak misafiri oldum. ben çorbamı kaşıklamaya devam ederken mezarlıktan geliyorum dedi kadın, ilker'imle biraz sohbet ettik dedi. çorbanın biraz tuzu eksikti galiba, daha iyi olabilirdi.
bunu yaparken şaka maka dil öğrenmiş insandır. inanılmaz speaking geliştirir deneyiniz.
onlara deli demeyin, belki kendisinden başka içini dökecek kimsesi yoktur...