Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
sözlüğün espri canavarlarının(!) yorumları arasında olayı anlamaya çalışanlar için özet;

1) prigojin bir süredir rusya savunma bakanı şoygu ve genelkurmay başkanı gerasimov'a çok sert eleştirilerde bulunuyordu. bakhmut'tan sonra paralı ordusu wagner'i geri plana çekse de önce cephede durumun gösterildiği gibi olmadığını, kayıpların gizlendiğini iddia etti ardından bu şekilde giderse ukrayna'nın bir anda kırım'ı geri alabileceğini söyledi.

2) bugün wagner'in eğitim kamplarından birinin rus ordusu tarafından bombalandığı söylentisi yayıldı.

3) prigojin çok sert bir ses kaydıyla savunma bakanlığına karşı harekete geçeceklerini, işleri yoluna koyduktan sonra cepheye geri döneceklerini söyledi. önlerine kimsenin çıkmamasını özellikle söyledi.

4) rusya savunma bakanlığı bahsedilen şekilde bir saldırı gerçekleştirmediğini açıkladı.

5) peskov putin'in olanlardan haberdar edildiğini ve gelişmeleri takip ettiğini açıkladı.

6) fsb'nin antiterör birimi prigojin'e silahlı isyan soruşturması açıldığını açıkladı.

7) prigojin geri adım attı ve orduya karşı silahlı darbe değil bir adalet çağrısı yaptığını açıkladı.

8) rusya'nın önemli generallerinden ve prigojin'in de saygı duyduğu bir isim olan surovukin wagner savaşçılarına üslerine dönmelerini ve sakin olmalarını söylediği bir video yayınladı. rostov'da ve moskova'da bazı binalarda askerlerin önlem aldığını gösteren fotoğraflar düşmeye başladı.

9) işler iyice ilginçleşti, prigojin rostov'a girmekte olduklarını ordu askerlerinin karşı koymadığını açıkladı. henüz doğrulama yok.

10) prigojin rostov karargahına giderek komutanlarla görüştüğü bir video yayınladı. şoygu ve gerasimov'u istediğini açıkladı.

11) putin resmi bir açıklama yaparak wagner'i ayırarak, prigojin'i vatan haini ilan etti.

edit: başta darbe yok, komutanlara karşı bir hareket yazmıştım ancak putin'in açıklamaları ve sonrasında prigojin'in geri adım atmaması durumunda fiilen darbe girişimi olmuş olacak.
kadın aşırı esip gürlüyor. resmen sabır taşı çatlamış.
adaylığını dayat, karşı çıkanı beşli çetenin adamı ilan et ve linç ettir.
işte kemalciğim, şimdi bedel ödeme vakti. akşener, alenen kk'yı halkın önüne atıyor şu an.
bayram ertesi de imamoğlu'ndan beklenen çıkışlar ile kemalciğimi adadan uğurlarız.

şu an en sevdiğim kısma geldik kk için.
şimdi bedel ödeme zamanı.

edit: bak bak, lafa bak. iyi parti, chp ile ayrılarak belediyeleri akp'ye hediye ediyormuş.
be ecdadını siktiklerim, oyları bölmeyin goy goyunuz başladı mı yine?
bunak kemal'i oradan indiremiyorsanız, sesinizi kesin. halka rağmen aday ol, istifa et diyenleri akp'li ilan et. sonra da seninle ittifak etmeyeni akp'li ilan et. sizden ala akp'li mi var aq koca ülkeyi akp'ye zorla kazandırdınız.
çamaşırcı yapacaklar bunları haberi yok yazan süper zekalılara söyleyeyim. evet belki çamaşırcılık, pompacılık yapacaklar ama işten çıkınca markete gidip etini sütünü doldurup çantasına öyle gidecek evine. senin burada lastiğini alamayacağın arabayı altı ay içerisinde alacak mesela. işi hor görmek bi bizim milletin işi ya. sen burada bankacı ol neye yarıyor? karın tokluğuna yaşıyorsun anca.
bunlar öyle aşağılık, boktan bir millet. dünyanın lağım cukurdur bu afganistan denen yer. video veya fotoğraf cektigi kiside yasca baya kucuk bir kiz.

bunlardan ulkemizede bolca doldurdular sağolsunlar!

ayrica adam az bile yapmistir.
biz bir günde mi vatansız olduk babayiğit?

biz bu ülkenin değişime ihtiyacı var, tek adama bu kadar yetki verilmez falan derken, bizi vatan haini ilan edenler kimler?

madem biz vatan hainiyiz, madem biz terör destekçisiyiz, madem biz din düşmanıyız, alın size devlet alın size millet.

"kurtarın nasıl batırdıysanız, koruyun nasıl savaşa soktuysanız." deyip kafamıza göre takılırız biz.

ülkeyi savaşa sürükleyenler, bizi öz yurdumuzda parya ilan edenler, el yumruğunu yiyip kaçtıktan sonra biz kendimiz için koruruz yurdumuzu.

edit: devlet düşmanı falan da olmadık. biz kimseye düşman olmadık. devlet de, hükümet de, millet de bize düşman oldu. biz de yok olmanızı bekliyoruz. haracımızı fazlasıyla ödeyip hiç bir hizmet ve avantajdan da faydalanmadan ömür tüketiyoruz bu ülkede.

düşmanla mı savaşılacakmış? bize ne? biz de düşman değil miydik size göre? en büyük iyiliğimiz şuan sessizce bekliyor ve bizi vatansız bırakanlara tahammül ediyor oluşumuzdur.

edit2: üç beş yavşak putperest gelmiş hala vatansız diye mesaj atıyor bana. ulan andavallar, ben de bunu diyorum işte. biz kendimize vatansız demiyoruz. sırf sizin gibi beyinsiz değiliz, vasıflı insanlarız, medeni insanlarız, kültürlüyüz, diplomaya bağlı olmadan da eğitimliyiz diye haset edip bize vatan haini diyen sizsiniz. sonra da bunu dediğiniz insanlardan sizin çıkarlarınız için savaşmasını bekliyorsunuz. akıl, mantığın kırıntısı yok bunlarda.

bunlar istiyor ki biz baş kaldıralım. iç savaş çıksın. sonra da sahibi olduklarını sandıkları devletin de gücünü kullanıp bizi katletsinler. "putlarının çok büyük olduğu" anlamına gelen arapça sloganlarla kafamızı kessinler.

yok öyle iş. bize düşman diyen sizsiniz. biz size düşman demiyoruz. şerefiniz varsa siz başlatın hayalinizdeki düşmanla mücadeleyi. ama yok, dübürünüz yemez. çünkü sandıkta çoğunluğu kandırabilirsiniz ama mesele kardeşi kardeşe kırdırmaya gelince o terör, vatana ihanet iftiralarınız karşılık bulamayacak toplumda.

bunu bildiğiniz için bizi isyan ettirmeye çalışıyorsunuz. haklı gerekçe oluşsun istiyorsunuz. isyan etmeyeceğiz ulan, kudurun. çekirdek elimizde oturup izliyoruz ülkeyi nasıl parçalayıp, yok edeceğinizi.

buradan sesleniyorum muhaliflere. bireysel olarak hayatta kalmaya çalışın. siyasetten falan uzak durun. kendinizi koruyun ve provokasyonlara gelmeyin.

bunların kanındaki demir oranını bilirim ben.

sıra ülkeyi paylaşmaya geldi onlar için. birbirlerine düşecekler çok yakında. birbirlerine de vatan haini demeye başlayacaklar.

birbirleriyle savaşmaya başlayacaklar yakın zamanda ve emin olun fillerin tepişmesi olmayacak o savaş. bunlardan olsa olsa tahta kurusu olur.

o gün geldiğinde bu gerçek bölücülere, bize vatan haini diyen bu putperest, sahibine sadık kölelere hadlerini bildireceğiz.

gerçek kurtuluş mücadelesinde kim nereye kaçıyor onu da görecek herkes.
saatte on kilometre hızla bir duvara falan çarpın. kaza yapmanın ne demek olduğunu anlayın önce. sonra şehiriçindeki 50 km hızın cok yavaş olmadığını anlayacaksınız. fark etmeden hızlanıyorsaniz camları sonuna kadar açın.
moda diye açıklanamayacak, en azından estetik olmadığı gayet açık bir trend.

akıl tutulması gibi, bahsettiğim de alt kısım bu arada. yani hiç mi kendilerini aynada veya kamerada, fotoğrafta görmüyorlar. muhtemelen selfiede anlaşılmıyor, şöyle uzaktan tam boy bir fotoğraf gerekiyor. daha dün apartmana girerken yanımdan geçti genç bir delikanlı. böyle seksenlerde bay patbom mu ne vardı çizgi film. ters şemsiye gibi koca popo, bileklere doğru daralmış ve kısa kalmış siyah bir pantalon, yarım karış çıplak bileğin altında çorapsız ayakkabı. hayır şişmansan da, fitsen de çok ama çok boktan bir görüntü.

bakın, kim makara yapıyor bilmiyorum moda diye 10 senedir böyle şeyler giydiriyorlar sizlere. ilk başta parayı yeni görmüş topçular giyerdi böyle, şimdi iyice millet kanıksamış iyice ki çok karşıma çıkıyor bir iki senedir, ama emin olun bir 20-30 sene sonra bu devrin kıyafetlerine bakıp, bunları nasıl bir kafayla giymişiz sahi diyecek bunların çoğu.

o kadar mı çirkin ve estetikten uzak? evet o kadar çirkin ve o kadar estetikten uzak.
normalde “koskoca rus ordusu paralı asker grubuna mı papuç bırakacak” derdim ama rus ordusunun nasıl rezil olduğunu yakın süre önce gördük.

sonuçlarını merakla beklediğim durum.
tarım bakanlığı'nın utanç verici resmi yazısı şöyle görsel

yazıdan da anlaşılabileceği üzere, pide, lahmacun ve benzer ürünlerin içindeki et karışımlarında sakatat ve kanatlı eti aranmaması şartı getiriliyor!

bir bakanlık düşünün ki, gıda kodeksi ve hijyen şartlarını belirliyor, bunlarla ilgili tebliğler hazırlayıp resmi gazete'de yayımlıyor ama teşkilatlarına kendi yayımladığı tebliğe artık uymayın diyor..

histolojik muayene ve serolojik muayene tamamen rafa kaldırılmış oluyor sonuçta.

ne uğruna? yeter ki üreticiler fiyatları biraz daha aşağı düşürsün. ama sıkı para politikası, halkın sağlığıyla oynanarak değil, farklı yöntemlerle olur. bu tam bir rezalettir.

sanırım bundan sonra pek az kişi pide lahmacun yiyecek. doğrusu da budur bu durumda.

aslında burada mesele kanatlı eti değil, (kanatlı eti olsa iyi) mekanik kıyma denen rezalet karıştırılıyor. bunu tarım bakanlığı bal gibi biliyor.

mekanik kıyma ile ilgili yazım; (bkz: #60885156)
iki ay önce pegasus'tan iki yönüne de 25 tl ödeyerek flex gidiş dönüş bileti aldım. iki hafta kala gidiş tarihim değişti, tek yönlü iptal işlemi ve yeniden satın alma ile fiyat farkı olan 450 tl de cebimde kaldı. dönüş biletim de aynı esneklikle yerli yerinde duruyor. işlemler için müşteri hizmetlerine bile ihtiyaç yok; mobil uygulamadan bileti seçip iptal butonuna basıyorsunuz, para iadesi aynı saatte kartınıza yansıyor.

pegasus candır.
2 sene adaptasyon, fizik seviyesi vs. gibi nedenlerle yedek rotasyon riskinin olacağı bir takıma gitmesindense ilk 11'e adının en başta yazılacağı sorumluluk alacağı hatta üzerine takım kurulacak bir fenerbahçe'de kalmasının hem mental hem de fiziksel gelişimi açısından daha faydalı olacağını düşündüğüm wonderkid.

maç kondisyonunun yerini hiçbir şey tutmaz. gideceği takımın oyuncu yetiştiriciliği ve antrenman programları açısından ekol olması, maça çıkıp kilometre yapmadığı müddetçe onu sadece daha iyi bir atlet yapar, daha iyi bir yaratıcı oyun kurucu değil.

16 yaşında olsa farklı düşünürdüm, bir ekolün ürünü olarak 18 yaşına geldiğinde dortmund gibi bir takımın esas parçalarından biri olabilirdi. ama arda şu anda 18 yaşında, fenerbahçe'nin kaptanı ve 10 numarası. büyük bir futbolcu olması için şu aşamada bundan daha iyi şartlar ve daha büyük bir challenge bulabileceğini düşünmüyorum.

bunun dışında ülkedeki toksik ortamdan bir an evvel kurtulmak istiyorsa bu tabi ki gayet anlaşılabilir.

not: gs
gene geldi kanserden şuyum öldü, buyum öldücüler.
kardeşim kanser tedavisi gören insanlar okuyor buraları kaç kere söyledik ya.
kanser ölümcül bir hastalık değildir ve benim tanıdığım onlarca insan kanseri yenmiştir.
antalya bir zamanlar türkiye'nin en güzel şehriydi. elbirliği ile içine edildi. bakın başka bir ülkede olsa, özel bölge ilan edilip sınır kontrolü yapılır, kendi vatandaşı dahil önüne gelen alınmazdı içeri. sadece türkiye'den değil bütün dünyadan ne idüğü belirsiz herkes doldu, patlamaya hazır bomba gibi antalya. 29 yıl antalya'da yaşamış biri olarak yazıyorum bunları. geçen sene bıraktım güzelim antalya'yı bu sebeplerden.
birkaç güne kadar putin'le wagner lideri öpüşüp barışır ama yevgeny prigozhin'in son 24 saatte yaptığı itiraflar unutulmasın çünkü biz bunları söylediğimizce rusçular köpüklerini saça saça hakaret ediyordu. şimdi hepsi suspus oldu.

son 24 saatte wagner liderinin yaptığı itiraflar:

-ukrayna'da nazilerle savaşmıyoruz öyle bir şey yok dedi.

-ukrayna savaşının nato'yla uzaktan yakından alakası yok dedi.

-savaş rusya içinde güç gösterisi yapmak isteyen bir grup tarafından yürütülüyor dedi.

-şu ana kadar 100 bin civarı rus askerinin öldüğünü söyledi.

-savaşta hiçbir hedefe ulaşılamadığını ve kaybedilmekte olduğunu söyledi.

-rus ordusunun baştan aşağı yolsuzluğa bulaştığını söyledi.

-rus ordusunun askerlerine doğru dürüst mermi ve teçhizat bile veremediğini askerlerinin hayatını zerre önemsemediğini söyledi.

-rusya'nın donbas'ta kurtarıcılık değil yağmacılık yaptığını söyledi.

-rusya'nın ukrayna hakkında 2014'ten beri dürüst olmadığını söyledi.

-ukrayna'nın hiçbir zaman rusya'nın güvenliğini tehdit etmediğini söyledi.

bunları biz söylediğimizde rusçular salyalarını saçarak sayfalarca hakaret ediyordu. şimdi aynısını savaşın 2 numaralı adamı ve putin'in en eski dostlarından biri söylüyor. birkaç gün sonra ortalık sakinleşip gündem değişince rusçular yine aynı yalanları söylemeye başlayacaklar, yine savaşı nato çıkarttı rusya nazilere karşı savunma yapıyor filan diyecekler ama onlara kendi liderlerinin yaptığı itirafları hatırlatacağız.
burada meral akşener için "psikolojisi yerle bir olmuş." diyen bir yazar önceki entrylerinde de kılıçdaroğlu için "28 mayıs seçimlerinin gerçek kazananıdır." demiş. meral akşener'in psikolojisi ne durumda bilmiyorum ama siz kk trolleri hiç iyi değilsiniz bu kesin.
başlık sahibinin geçmiş entylerine bakıldığında max 30 yaşında evden sadece işe gitmek için çıkan asosyal, ruhen yaşlanmış ama hayalindeki kızada hiç ulaşamamış bir birey olduğu , bahse konu ilişkide sadece hayal dünyasında yaşattığı bir ilişki olduğunu sanıyorum. yazık..
gidiyorsun, mahallendeki en harabe ucuz, kirası 2bin liralık dükkanı tutuyorsun. sonra a101 marketleri gezip, 10 tl üzerine kasada indirim yapılan malzemeleri cebindeki kalan parayla topluyorsun. 10 tl'ye aldığını aynı fiyata, ucuza aldığını %50 zamla satıyorsun.
para kazandıkça; a101'lere gidip mal alacak eleman tutup, zamanla sigortalı çalışanın yapıyorsun. domino taşı gibi ilerler dediğin bu işte sonunda batıp, yarağı köküne az kalana kadar yiyorsun. bu sırada bankalardan kredileri alıp gününde ödeyerek, findeks raporunda gangbang yapıyorsun.
işin sonuna, batmaya yaklaşmış ama kredi skorun 1800'lere vardığında; bankaların kapısını aynı gün çalıp, ne var ne yok, verilipte aldığın kredi paralarıyla, seni mutlu edecek bir ülkenin kapısına gidiyorsun.
10bin liran milyonu bulmuştur.
artık ne bok yersen ye oralarda. sana rastgele.
dünyanın en başarılı websitesinin kurulmasında rol almış kişi.

kemalistifaettimi.com

adam 75 yaşının verdiği hiçbir şey olamama hırsını başkan olarak aşmak uğruna bir nesli depresyona soktu. adam piskologların en büyük gelir kapısı.
belasını arıyor o, demiyeceğim. yaradan isteyen herkese aşk versin diyelim. lakin aşk da öyle aramakla bulunmuyor. kolay kolay da olunmuyor, hele artık beklentiler de iyice arşa değmişken.

yaşam yolculuğunda kırılıp küstüğümüz dönemler olsa da, bana sorarsanız aşk yaş aldıkça da güzelleşen bir duygu. daha oturaklı ve sahici bu yaşlarda. sadece kalbinle değil aklını da ikna ederek aşık oluyorsun. iyi ki de böyle.

vazgeçmeyin canım kadınlar. biri bana kırkına merdiven dayayacaksın ve hala kalbinde heyecanlar yaşayacaksın dese, baya dalga geçerdim yirmi yıl önce. oysa hala güzeliz (biz hep güzeliz), hala aşk için geç değil. hiçbir zaman geç değil.
ege / akdeniz bölgesinden gelen bu haberlere nasıl şaşıyorsunuz aklım almıyor.

bitirme tezimde marmara denizindeki kıkırdaklıları çalışmıştım. kıkırdaklı derken diz kapağı falan anlamıyorsanız kulakları açın dinleyin. minimum latinceyle anlatayım. denizlerdeki en ilkel omurgalilardır kıkırdaklılar . kemikli bir balık değillerdir. yanal çizgileri yoktur. onları dengede tutan bir hava keseleri dahi yoktur. ama zengin av becerileri, duyuları, donanımlarıyla milyonlarca yıldır çok az değişimle ortama uyum sağlayarak hayatta kalmayı başarmışlardır.

denizlerimize gelince; fenerbahçe burundaki askeri bölgeden bostancı sahile kadar sığ sularda 2-3 farklı vatoz türü görebilirsiniz. ağırlıklı raja clavata olacaktır. sedimentin bol olduğu kumluk alanları sever. camgöz diye tabir edilen cetorhinidae üyeleri ise gruplar halinde genelde gece faal şekilde taşlık alanlarda sakin sularda avlanır. yassı ada, sivri ada, imrali bölgesi ve gemlik körfezinde en az iki tür hala görülmekte. kabuklu ve eklem bacaklilarla ağırlıklı beslendiklerinden majör ısı değişimi vs. olmadıkça onlar artık buralılar. cetorhinidae'yi küçümseyenler cetorhinus maximus'a bir göz atsın derim. denizlerimizde çok az kaydı var neyse ki.

gelelim akdeniz / ege meselesine. su yolları okyanusların uzantisidir. tethys denizi ayrıldığından beri coğrafyamız dev bir iç deniz aslında. atlantiğin uzantisi olan akdeniz oşinografik olarak atlantik türlerine elbette uyumlu bir ortam sağlar. ege açıklarında görülen pilot balinası, kambur balina, boğazlarımızda da görülen afalina ve mutur, akdeniz'de daha çok rastladığımız ve tirtak adı verdiğimiz yunuslar şirin örnekler elbet. ama işin bir de derin ve serin kıyı şeritlerini seven mako köpekbalığı, sapan kuyruklu güzellik alopias vulpinus'u, ve hatta... edremit körfezinde yamulmuyorsam birkaç sene önce ( 2008'miş) , boğazlarda ise 60larda ( hala avlayacakları kılıç balıkları ve orkinoslar varken..) görülen büyük beyaz köpekbalığı tarafı var. evet varlar arkadaşlar. olmaları da normal. bizden izin alacak da değiller. 20 yıldır scuba olsun apnea olsun bir şekilde dalışla uğraşan bir arkadaşınız olarak suda hiç karşılaşmadım ama bu asla olmayacağı anlamına gelmiyor bunu hep bildim. tabii ki ihtimal kafaniza paraşütle hayko cepkin düşmesi ihtimalinden düşük ama gerçek. trajik olayların yaşandığının ise türkiye'de kaydı yok. çünkü büyük beyaz gibi cüsseli türlerin avladığı akdeniz foklarının, deniz kaplumbağalarının anasını ağlattık. deniz ineklerini silip süpürdük. denizden istediğimizi aldık, üzerine bindik gittik, bok püsürümüzü de içine saldık. çocuklarımızın rengini zor hatırlayacağı o maviyi de tamamen yok etmenin eşiğindeyiz.

özetle: böyle haberlere şaşırmayın. sadece karşılaşmalar bunlar. elinde telefon olmadan pisuvara bile gitmeyen bir güruh yaratıldığından her an sosyal medyada yankılanıyor. belki 20 sene önce olsa o kasabadan çıkmayacak bir bilgi şimdi saniyeler içinde hepimizde. denizlerimizin bu haliyle köpekbalığı popülasyonu artışı için anlamlı bir veri, bir neden -sonuç ilişkisi yok. "dur ya fransa kıyıları çok bozdu, abi adriyatik eski tadı vermiyor, bi ölüdeniz yapak" demiyorlar. bana güvenin. aksine herhangi bir sabah 5 gibi istanbul balik haline gitseniz kuyruğundan asili camgozleri "abi afrodizyak, bunu yiyen duvarlara tırmanır " diyen bi balıkçıdan orkinos fiyatına alırsınız zaten.

haydi iyi yüzmeler. panik yapmayın. psikoloji bozuk zaten böyle şeyleri de kafaya takmayın. bir faydası olur umarım. ama siz de çöplerinizi, sigaranızı, bira şişenizi denize atmıyosunuz, kalkarken de sahilde ortalığı topluyosunuz okey ?
sinsiler başı çeker.herkesin yanında ve aynı fikirdedir ama hiçkimsenin yanında değildir.tek derdi kendisi olduğu için fırsatını bulduğu ilk anda kuyunu kazıp seni kendi eliyle seni gömer.timsah gözyaşlarıyla ağlayıp herkes gittikten sonra da cenazene tükürür.

cenazen dile gelip neden yaptın dese benimle alakası yok diyerek sıradaki kurbanının üzerine atar ve arkasına yaslanarak olayları izler.onun yaptığına eminsen ne ala emin değilsen geçmiş olsundur.
deniz, nehir, dere, okyanus neresi olursa herhangi bir su birikintisi görebileceğim herhangi bir yer.
istanbullu olmanın getirisi sanırım, ne zaman canım sıkılsa rıhtıma kaçar bankta otururdum saatlerce. şimdi de sakinleşmek için, nefes almak hayatta olduğumu hissetmek için su birikintisi görmem lazım.
"be amınakoduğumun paraziti evin değeri artıyor da yan komşu 15 verirken biz senden 2 alıp sonra oturmadığımız evin duvarlarını mı kemireceğiz yarrak? alışveriş yaparken markette böyle diyebiliyor musun ucuza sat orospu çocuğu diye? sorun sence kira fiyatları mı 3 kuruşluk aklını siktiğim?" diye kara kara düşündüğüm durumdur.

dökün bütün hıncınızı. 2 seneye yarrağıma oturunca aynı tonda devam edebilecek misiniz bakalım.

illallah ettirdiniz.
3 saatlik bir iş için ytong ustası gerekiyordu.
buldum birini.
tüm malzemeleri ben alacağım, o sadece işçilik yapacak...

benden istediği ücret 6 bin lira.

başka birini buldum, o da 4 bin lira istedi.
sadece birkaç saatlik işten bahsediyoruz.

açıklamayı da şöyle yapıyorlar.
genellikle yaptıkları iş 3 günlük oluyormuş ve 3 günlük işte de 2 cumhuriyet altını alacak kadar kazanıyorlarmış.
"emeğimin bedelini altın fiyatına göre ayarlıyorum" dedi işçilik yapacak ytong ustası...
3 saatlik iş de olsa o günüm gidecek diye düşünüyorlar.

hep diyorum, öğretmenler en hakkını savunmayan insanlar...
yap boykotu gör sonucu...
yks giriş ücretlerine uzun süredir zam yapmıyor ösym, aldıkları talimat nedeniyle...
bunun bedeli neden öğretmene ödetiliyor?

sınav gözlülük ücreti en az 3 bin lira olmalıdır.
bunun altında bir ücrete bu işi yapan enayidir.
güzelliğinin dışında bana bir şeyler öğretebilen kadınlar çok hoş geliyor. zamanımı boş bir kişiyle harcamak istemememin de etkisi var sanırım. (bkz: pragmatizm)

bunu da en iyi geçmiş ilişkilerinden zararlı çıkmış insanların anlayacağını düşünüyorum.
şimdi bu arkadaşları savunan kişilerin ben trafik tecrübesine sahip olduklarını düşünmüyorum. yok yani mümkün değil. 70 ile gidilecek yolda 170 ile gitmeye niyetlenen ruh hastaları ne kadar garipse 70 ile gidilecek yolda 30 la gitmeye çalışanlar da o kadar garip

gecenin bi vakti, bir tane sik kırığının canı 30 la gitmek istiyor. arkasındaki insanları da siklemiyor, yol babamın amk diyor, aheste aheste kendi sikinin taşağının keyfini başkalarına dayatıyor, ve bu adam haklı oluyor öyle mi?

ben hayatım boyunca hiç trafik magandalığı yapmadım, yol isteyen herkese de yol verdim, asla makas atmadım, asla kontrolü kaybedip zıvanadan çıkmadım. öyle kullanırım arabayı. önü bomboş iken, hız sınırlarının fazlasıyla gerisinde iken, sırf sikinin keyfi öyle istedi diye aheste aheste giden bir sikik haklı, ama ben haksız oluyorum şimdi öyle mi?

ya hayal dünyasında yaşıyorsunuz, ya da çok daha ciddi problemleriniz var. allah sağlık sıhhat versin tez vakitte
hırsızlık tanımına uygun olmayan eylemlerdir.

bunlar sokağın ortasında kolunuzdaki kol saatini, takılarınızı kasatura ile kolunuzu kesip de alabilir.

kişisel görüşüm mahkeme yoluna gidilmeden infaz edilmeleridir.
tefsir, felsefe, kelam, hadis; klasikler…

bir oda dolusu kitaptır. maalesef boş evde sessiz sedasız durmaktadırlar benden çok uzakta. bir evi sırf onlar için boş tutuyorum. yaz aylarında bazen birkaç gün bir araya gelebiliyoruz. hepsi bu…

düşünsenize kitaplığımda gazali ve kafka göz göze diz dizedir. ali şeriati ve pablo neruda aynı tekasür suresini dinlerken ağlamaktadır…
kendi değerlerinizi başkalarına empoze ediyorsanız aldığınız tepki normaldir.

dini inancıma göre şunu yapıyorum bunu yapıyorum demek ayrıdır, dini inanımıza göre böyle yapmalısınız şöyle davranmalısınız bunu yapıyorsanız günahkarsınız, şunu giyiyorsanız orospusunuz vs gibi söylemlerle başkalarının sizin dini inanıcınıza göre nası yaşaması gerektiği hakkında konuşup durmak ayrıdır. ikincisinde alacağınız tepki doğal olarak sert olur.

hatta adami gotunden agaci kokunden... ehem.. sökerler.