kebapçı oldu. baba mesleğiydi ve henüz lisenin ilk yıllarında; benim okula kafam basmıyor, lise bitince babamın yanında çalışırım diyordu. yalnız pederi memet abi, kebabın yoda'sı gibi insan olduğu için hiç de tahmin ettiği gibi ilerlemedi kariyeri. ikinci bahar dizisinin vakkas'ı gibi çocuğu kasaya geçirip, baba gölgesinde parazit olmasına izin vermedi. çok da iyi yaptı.
öss'de barajı aşamayınca pederi önce bunu antep'e gönderdi. bir kaç sene yörenin meşhur ustalarının yanında çalıştırdı. kanka, babam bana kendi tükkanımı açacak diyordu o vakitler. ben de en kötü usta yamağı olur zannediyordum. aksine pederi bunu bulaşık yıkatmaktan başlatmış, komilik yaptırmış. biraz seviye atladığına inandığında muhasebeciyle, toptancıyla tebelleş etmiş.
bu süreçte vakit buldukça görüştük. sürekli babasına sitem etti. geri kafalı olmakla suçladı. halbuki babası kutsal sır yüce prensi gibi işledi çırağını. hayatın öyle kolay olmadığını, mesleğin sadece ocakbaşında bitmediğini, babaya sırt dayayarak hayat geçmeyeceğini öğretti. şu an kendisine ait olan bir ocakbaşı idare ediyor ve nefes alacak vakti yok. yeri geliyor müşteriyi karşılıyor, yeri geliyor bulaşık yıkıyor.
en güzel tarafı ise oğluna gerçekten bir miras bıraktı adam. o haylaz çocuğa şuur kattı. tevazu sahibi oldu. hamdı, yandı, pişti, kebabın üstüne fıstık sarma oldu. bir kaç şube birden açacak kadar maddi imkanı olmasına rağmen cüret edemiyor. müşteriye aynı kaliteyi, personeline aynı imkanları sağlayamayacağından endişeli. helal olsun rafığıma.* kendi adıma en güzeli kısmı ise istanbul'a ne zaman gitsem limitsiz kebaba doyuyor olmam.
11.06.2024 · 19. sıra
shinigami ryuk
10.06.2024 13:44