bir örnek de havaalanlarından.
cuma günü uçağa bindim. istanbul - dalaman arası. marmarise geliyordum. marmaris otobüs bilet fiyatı 420 tl. uçak 350. o nedenle uçak yani, paramız çok olduğundan değil. neyse konu o değil.
sabiha gökçen'de ne kadar yabancı varsa yiyorlar içiyorlar. sandviçler, kahveler, viski yudumlayanlar... lan midem kazındı, bir açma alayım dedim, 25 lira dediler, vazgeçtim. ülkemde bir kez daha nasıl fakirleştirildiğimi hissettim. biz ömrümüzü bu devlete vergi vererek geçirdik, devletin bize reva gördüğü bu oldu. zoruma gitti resmen. a101 basmaya giden zabıta müdürü gelsin buraya madem, bir su 15 lira olur mu lan desin? evet biliyorum, diyemez.
lan ben üniversite mezunuyum, iyi derece ingilizce biliyorum, 15 sene finans sektörü tecrübem var, tam 17 aydır işsizim. hasta oluyorum, hastane diyor ki para ödeyeceksin, sigortan yok çünkü. devlet hastanesinde bir muayeneye 90 lira ödüyorum, lan ben işsizim param yok benden niye para istiyorsun. suriyeliden istemediğin muayene parasını benden alıyorsun, düştün madem bir tekme de ben vurayım diyorsun. lan bu yaşta gittim yeşil kart başvurusu için kaymakamlığa, ama nasıl utanıyorum, kelimeler çıkmıyor, çıkamıyor ağzımdan. onu da vermediler zaten.
hobilerim elimden alındı, spora gidiyordum misal, artık gidemiyorum. sokaklarda yürüyorum sadece, spor olsun diye. bir kız arkadaşım olamıyor artık, zaten aramıyorum bile şu saatten sonra. bu zamanda işsiz parasız adamı kim ne yapsın?
ailemi görmeye gitmek istiyorum bazen, maliyetine bakıyorum, vazgeçiyorum. 6 aydır sarma tütün içmekten ciğerim söndü, bir paket sigara alamaz hale geldim yani. dışarda bir yemek yemeyeli, bir çay bile içmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki. inanın en son ne zaman böyle bir şey yaptım hatırlamıyorum.
bu ülke evlatlarına bunu reva görüyor kısacası arkadaşlar. ben kendimi gücüm ve aklım yettiğince kalifiye ettim, ne hayallerim vardı eskiden, inanın hayata dair tüm inancım bitti benim, hasta kardeşim olmasa çoktan atlardım bir yerden. neyse, hayat pahalı ama bizim hayatımız ucuz arkadaşlar. bunu söylemek istedim, biraz da içimi döktüm, okuyanlara teşekkür ediyorum.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
şimdi bu sayfanın tinder vb. date uygulamalarından ne farkı var. nesi rezalet nesi kepazelik.
kendi despot kafanızla bir kalıba soktuğunuz insanları yine kendi değer yargılarınızla yargılamaktan vazgeçin ammınakoduklarım.
kendi despot kafanızla bir kalıba soktuğunuz insanları yine kendi değer yargılarınızla yargılamaktan vazgeçin ammınakoduklarım.
yıllardır tüm dünya ile kavgalı olan türkiye'nin kötü yönetilen türk dış politikasının 2 günde çoğunluğu 18-22 yaşında olan gençler tarafından düzeltilmesi çalışmasıdır. etkinliğin 2. gününden itibaren herkes türkler hakkında övgüler dizmektedir.
enag %11.9 aciklarken tüik'in %5.46 açıkladığı enflasyondur. bu sayede tuik maasima yapilacak temmuz zamminin yaklasik %7 düşmesine sebep olmustur. yani maasimin %7 si az once tuik tarafindan calindi. allah cezanizi versin. bizi enflasyon degil sizin manipülasyonlariniz bitirdi
1 kutu evony marka maske.
sanki sabah 8den gece 1e kadar hoplama koşmayı çekmiyormuşum gibi birde ramazan tarifesi başlatan orospu çocuğudur.
orospu çocuğunu sahura kaldırıyorlar bide 04:30dan sabah 6ya kadar hopladı zıpladı. genelde yatmadan yerim ki sahura kalkıp uykum bölünmesin. bu amcıklar yüzünden 3gündür uykusuzum. dün sondu ama, bu gece aynı saatlerde uyanırsam mikasa futbol topuyla ebenizi sikecem sabaha kadar yukarı vura vura.
orospu çocuğunu sahura kaldırıyorlar bide 04:30dan sabah 6ya kadar hopladı zıpladı. genelde yatmadan yerim ki sahura kalkıp uykum bölünmesin. bu amcıklar yüzünden 3gündür uykusuzum. dün sondu ama, bu gece aynı saatlerde uyanırsam mikasa futbol topuyla ebenizi sikecem sabaha kadar yukarı vura vura.
atakan'ın oğlunun resimlerini gördüm masallah çok tatli bi çocuk. allah uzun ömür versin. atakanin her kazandığında kolundaki aslan dövmesini göstererek aslan diye oğluna hediye etmesini soyadının arslan olduğunu fark edene kadar çok önemsememiştim üstüne bir de ilk isim olarak leon koymuşlar. çocuğun adı leon aslan arslan…
bu anne ve babaların kendi egolarını tatmin ederken çocuklarına ömür boyu yük olabilecek isim koymalarını hiç anlamıyorum.
bu anne ve babaların kendi egolarını tatmin ederken çocuklarına ömür boyu yük olabilecek isim koymalarını hiç anlamıyorum.
milli takımı sikti.
yabancı kuralını sikti.
mhk'yı sikti.
yayın gelirlerini sikti.
ve gitti.
@cyclop edit: görsel
yabancı kuralını sikti.
mhk'yı sikti.
yayın gelirlerini sikti.
ve gitti.
@cyclop edit: görsel
korkunçlukla yakından uzaktan alakası olmayan dönemdir. hala severek kullandığım bir çift siyah converse'im vardır.
mazota ve elektriğe %100 zam geldiği için olabilir mi sadece soruyorum. akp'li belediyelerin zamları hiç gündeme gelmiyor nedense hep ibb,abb.
değildir. gayet normal insandır beğenmeyen gitsin o zaman çinliler gibi çubukla yesin.
plazanın 17. katından aşağı iniyordum sigara içmeye. onun indiği ana denk getiriyordum hep bilerek. kapının önündeki çöp kovası - küllük karışımı metal şeyin orda denk geliyorduk birbirimize. ilkokulda çöp kutusunun önünde kalem açmak için kümeleşen öğrenciler gibiydik : )
sigarasını iki parmağının ucunda dik şekilde tutuyordu. nedendir bilmem çok kadınsı, tahrik edici bir içiş şekli gelirdi. ben de esrarkeşler gibi tutardım hep. her an velim gelecekmişçesine avuçlarımın arasına yakın dururdu sigaram... ilginç bir komplekse girdim o an.
benzerini bir kez spor salonunda da yaşamıştım, onu anımsadım. ben koşu bandında doludizgin koşarken, yanıma kulağında mor bir kulaklık fit bir yabancı abla gelip koşmaya başlamıştı. o kadar estetik koşuyordu ki sanki bir slow motion bir film karesine bakıyordum. kompleks yapı ben de aynı ritimde ve estetik ile koşmaya başladım, veya koştuğumu sanıyordum diyelim. zira aynadan kendimi gördüğümde peşimden it kovalıyor gibi koştuğumu fark etmiştim.
her neyse konu bu değil. sigarayı süper tutuyordu, araç kullanırken bile...
bir dahaki sefere ona da kahve alıp geldim, gülümseyerek hiçbir şey söylemeden uzattım. ve bu böyle aylarca sürdü..
çöp kovasının yanına sigara içmeye her geldiğinde fırlayıp "kahve içer miyiz?" dedim ve cevabını beklemeden aldım geldim...
sonra bir gün öğlen yemege davet etti. evet o etti. iş yerinin hemen yanına bir yere gittik. ben yemekte her zamanki esprimi yaptım masada, bi kız bana mumbar dolması yaparsa basarım nikahı keşke mumbar olsa burda dedim...
- sever misin? dedi
- çok severim! dedim bayılırım tadına
- mumbarı değil kadını sever misin? sırf sana bir yemek yaptı diye?
- haa! dedim sonra heee! dedim severim.. bu yemegi yapmayı göze alan kadın beni seviyordur dedim.
- ben seni seviyorum! dedi patttt diye.
- .....
şok oldum. ağzımdan sadece "kahve içer miyiz?" cümlesi döküldü.
kızın suratından "bok gibi hissettiği" okunuyordu.
lokmalar boğazlara dizildi.. kalktık sonra, çöp kovasının yanına götürdüm..
sigaraları yaktık.. o incinmişken bile yine çok estetik tutuyordu.
kahveleri sormadan aldım geldim.
"anladım" dedi, sadece kahve arkadaşıyız!
yok dedim ben seni daha çok seviyorum. sadece hep hayal etmiştim bi ara lkahveleri getirirken seni sevdigimi pat diye ben sana söylerim diye.. ama sen planı bozdun.. dedim.
- öyle mi? dedi. gülümseyerek..
- tabi ki öyle! dedim gururla.
- bok ettin her şeyi ama! dedi ve gitti.
sigarasını iki parmağının ucunda dik şekilde tutuyordu. nedendir bilmem çok kadınsı, tahrik edici bir içiş şekli gelirdi. ben de esrarkeşler gibi tutardım hep. her an velim gelecekmişçesine avuçlarımın arasına yakın dururdu sigaram... ilginç bir komplekse girdim o an.
benzerini bir kez spor salonunda da yaşamıştım, onu anımsadım. ben koşu bandında doludizgin koşarken, yanıma kulağında mor bir kulaklık fit bir yabancı abla gelip koşmaya başlamıştı. o kadar estetik koşuyordu ki sanki bir slow motion bir film karesine bakıyordum. kompleks yapı ben de aynı ritimde ve estetik ile koşmaya başladım, veya koştuğumu sanıyordum diyelim. zira aynadan kendimi gördüğümde peşimden it kovalıyor gibi koştuğumu fark etmiştim.
her neyse konu bu değil. sigarayı süper tutuyordu, araç kullanırken bile...
bir dahaki sefere ona da kahve alıp geldim, gülümseyerek hiçbir şey söylemeden uzattım. ve bu böyle aylarca sürdü..
çöp kovasının yanına sigara içmeye her geldiğinde fırlayıp "kahve içer miyiz?" dedim ve cevabını beklemeden aldım geldim...
sonra bir gün öğlen yemege davet etti. evet o etti. iş yerinin hemen yanına bir yere gittik. ben yemekte her zamanki esprimi yaptım masada, bi kız bana mumbar dolması yaparsa basarım nikahı keşke mumbar olsa burda dedim...
- sever misin? dedi
- çok severim! dedim bayılırım tadına
- mumbarı değil kadını sever misin? sırf sana bir yemek yaptı diye?
- haa! dedim sonra heee! dedim severim.. bu yemegi yapmayı göze alan kadın beni seviyordur dedim.
- ben seni seviyorum! dedi patttt diye.
- .....
şok oldum. ağzımdan sadece "kahve içer miyiz?" cümlesi döküldü.
kızın suratından "bok gibi hissettiği" okunuyordu.
lokmalar boğazlara dizildi.. kalktık sonra, çöp kovasının yanına götürdüm..
sigaraları yaktık.. o incinmişken bile yine çok estetik tutuyordu.
kahveleri sormadan aldım geldim.
"anladım" dedi, sadece kahve arkadaşıyız!
yok dedim ben seni daha çok seviyorum. sadece hep hayal etmiştim bi ara lkahveleri getirirken seni sevdigimi pat diye ben sana söylerim diye.. ama sen planı bozdun.. dedim.
- öyle mi? dedi. gülümseyerek..
- tabi ki öyle! dedim gururla.
- bok ettin her şeyi ama! dedi ve gitti.
(bkz: hoşgeldin ya cumshot)
aşağıdaki gibidir:
"alçı’ya göre ben abartıyorum, biz abartıyoruz. biz yalan söylüyoruz, o doğru.fakat ilginçtir. aynı hanımefendi, bundan birkaç sene öncesine kadar bizim “bunların amacı başka, bunlar tehlikeli, inanç özgürlüğü başka devlette örgütlenmek, yapılanmak başka” diyerek tehlikeye dikkat çektiğimiz zamanlarda fetullah gülen ve cemaatine övgüler düzüyor, bizi yalan söylemekle, bizi abartmakla suçluyorlardı. yani tehlikeyi öngörmekte kimin daha yetkin, kimin ise sınıfta kaldığı malum. bu yüzden yarın öbür gün herkesten çok suriyeli ve göçmen düşmanı olurlarsa hiç şaşırmayın
ne de olsa “aldatılanların” güçlü olduğu bir ülke burası. bu arada beni yemeğe de davet etmiş nagehan hanım. böyle bir daveti geri çevirmek çok ayıba girer. odakule’nin hemen yanında, kallavi sokakta, hala felafelci olmadıysa fıccın diye şahane bir lokanta vardır. oraya gideriz. merak etmesin, boşnak lokantası değil, çerkes lokantasıdır."
yazının tamamı:
https://m.haberturk.com/…yli-1001/3397784-monopolit
"alçı’ya göre ben abartıyorum, biz abartıyoruz. biz yalan söylüyoruz, o doğru.fakat ilginçtir. aynı hanımefendi, bundan birkaç sene öncesine kadar bizim “bunların amacı başka, bunlar tehlikeli, inanç özgürlüğü başka devlette örgütlenmek, yapılanmak başka” diyerek tehlikeye dikkat çektiğimiz zamanlarda fetullah gülen ve cemaatine övgüler düzüyor, bizi yalan söylemekle, bizi abartmakla suçluyorlardı. yani tehlikeyi öngörmekte kimin daha yetkin, kimin ise sınıfta kaldığı malum. bu yüzden yarın öbür gün herkesten çok suriyeli ve göçmen düşmanı olurlarsa hiç şaşırmayın
ne de olsa “aldatılanların” güçlü olduğu bir ülke burası. bu arada beni yemeğe de davet etmiş nagehan hanım. böyle bir daveti geri çevirmek çok ayıba girer. odakule’nin hemen yanında, kallavi sokakta, hala felafelci olmadıysa fıccın diye şahane bir lokanta vardır. oraya gideriz. merak etmesin, boşnak lokantası değil, çerkes lokantasıdır."
yazının tamamı:
https://m.haberturk.com/…yli-1001/3397784-monopolit
kendisine acil şifalar diliyorum.
nagehan alçı'yı aralarına bırakmak lazım. sever böyle kültür mozaiklerini.
(bkz: 3 nisan 2022 nagehan alçı'nın suriyeliler yazısı)
tabi boğazı izlerken bu satırların altına imza atmak kolay. sokaktan geçen sade vatandaş kimin umrunda.
(bkz: 3 nisan 2022 nagehan alçı'nın suriyeliler yazısı)
tabi boğazı izlerken bu satırların altına imza atmak kolay. sokaktan geçen sade vatandaş kimin umrunda.
kıssadan hisse:
adamın biri boğuluyormuş. bir tekne yaklaşmış ve şöyle demiş: ''yardım ister misin?''
adam, ''hayır,sağol.tanrı beni kurtaracak.'' demiş . sonra başka bir tekne yaklaşmış ve ''yardım ister misin?'' diye sormuş . adam, 'hayır, sağol. tanrı beni kurtaracak.' demiş. yardımları kabul etmeyen adam boğulmuş ve cennete gitmiş.
tanrı'ya seslenmiş:
''tanrım neden beni kurtarmadın?''
tanrı da demiş ki : ''sana iki tekne yolladım ya salak. ''
adamın biri boğuluyormuş. bir tekne yaklaşmış ve şöyle demiş: ''yardım ister misin?''
adam, ''hayır,sağol.tanrı beni kurtaracak.'' demiş . sonra başka bir tekne yaklaşmış ve ''yardım ister misin?'' diye sormuş . adam, 'hayır, sağol. tanrı beni kurtaracak.' demiş. yardımları kabul etmeyen adam boğulmuş ve cennete gitmiş.
tanrı'ya seslenmiş:
''tanrım neden beni kurtarmadın?''
tanrı da demiş ki : ''sana iki tekne yolladım ya salak. ''
bagcilar demissin ama burasi bildigin isengard.
trabzonspor'un şampiyonluğunun sadece futbolla gelmediğini bize gösteren maç.
3 büyüklerin hepsi kötü bir dönem geçirdi ve ne hikmetse hepsi, sistematik olarak hakemler tarafından doğrandı. ayrıca ne büyük tesadüf ki hakemlerin trabzonspor'a destek attığı bir çok maç var.
çünkü herkes çok iyi biliyor ki 3 büyüklerden 1 tanesi bile kafayı kaldırsaydı, trabzon şampiyon falan olamazdı. bu kadar puan farkına rağmen rahat değiller. enselerinde iyi bir takım olsaydı, asla ve asla bu stresi kaldıramazlardı.
he bunları niye anlatıyorum? şu yüzden.
bu tip hakem destekleri tıpkı başakşehir şampiyonluğu gibi tek sezonluk olur. moralleri düzelsin ve rahatlasınlar diye bu sene şampiyonluğu verdiler trabzon'a. bu şampiyonluk yeter onlara da. daha bir 40 sene olamaz diye düşünüyorum.
3 büyüklerin hepsi kötü bir dönem geçirdi ve ne hikmetse hepsi, sistematik olarak hakemler tarafından doğrandı. ayrıca ne büyük tesadüf ki hakemlerin trabzonspor'a destek attığı bir çok maç var.
çünkü herkes çok iyi biliyor ki 3 büyüklerden 1 tanesi bile kafayı kaldırsaydı, trabzon şampiyon falan olamazdı. bu kadar puan farkına rağmen rahat değiller. enselerinde iyi bir takım olsaydı, asla ve asla bu stresi kaldıramazlardı.
he bunları niye anlatıyorum? şu yüzden.
bu tip hakem destekleri tıpkı başakşehir şampiyonluğu gibi tek sezonluk olur. moralleri düzelsin ve rahatlasınlar diye bu sene şampiyonluğu verdiler trabzon'a. bu şampiyonluk yeter onlara da. daha bir 40 sene olamaz diye düşünüyorum.
şansıma bak doğu perinçek
babanneme sordum şey diyo "bahçemizde afyon yetiştirir sütünü bebelerin ağzına sürerdik 2 gün uyanmazdı" diyo.
amın karısı müptezel etmişsiniz çocukları dedim diye 7 amcam, 3 halamın kocası toplanıp beni dövdü mk.
amın karısı müptezel etmişsiniz çocukları dedim diye 7 amcam, 3 halamın kocası toplanıp beni dövdü mk.
adam kalkmış sayısı 8 milyon mu 10 milyon mu kaç olduğu belli olmayan, her gelenin de 3-5 çocuk yaptığı, her şeyden ücretsiz faydalanan, bayramda da ülkesine rahat rahat giden 'sözde' mültecileri, amerika'nın yılda belli sayı ve plan politikasıyla ülkesine aldığı göçmenlerle aklamaya çalışmış ya... işte gerçek hainler bu ve bunun gibilerdir. bir de konuyu islam'a bağlamış. o olmazsa olmaz zaten. bunun gibi manipülatörlerin cezalandırılmaları lazım.
içtiği paket paket sigara yüzünden ses tonunun hırıltılı çıktığı yetmiyormuş gibi bir de üstüne o ses tonuyla bolca küfür etmesi.
erkek ya da kadın en büyük varoşluk örneği egoistliktir.
kimse ailesini, ailesinin kültür düzeyini, maddi durumunu, tipini seçemiyor. zaten benlik dediğimiz şey bunlar özelinde oluşuyor ama ego dediğimiz durum ise tamamen sizin dünyaya ve insanlara bakış açınızdan oluşan bir durum.
kadın erkek farketmemeksizin, insanları hor gören, bir işçiye bir doktordan daha değersiz olarak gören her insan benim gözümde varoştur. insanın iyisi ve kötüsü olur, başka ayrım gözetmek en büyük varoşluktur.
kimse ailesini, ailesinin kültür düzeyini, maddi durumunu, tipini seçemiyor. zaten benlik dediğimiz şey bunlar özelinde oluşuyor ama ego dediğimiz durum ise tamamen sizin dünyaya ve insanlara bakış açınızdan oluşan bir durum.
kadın erkek farketmemeksizin, insanları hor gören, bir işçiye bir doktordan daha değersiz olarak gören her insan benim gözümde varoştur. insanın iyisi ve kötüsü olur, başka ayrım gözetmek en büyük varoşluktur.
netflix’te thermae romae izliyorum şu sıralar. 2. yüzyılda roma’da yaşayan bir mimarın, hamamda ya da teknede derince bir suya dalıp çıktığı zaman kendini 21. yüzyıl japonya’sında bir hamamda ya da banyoda bulması, burada gördüğü şeyleri dönüp roma’da uygulamaya çalışmasını anlatan absürt bir komedi animesi. işte o absürt komedide zaman yolculuğu yapan antik romalı mimarın dertleri ve düşünceleri, 21. yüzyılda istanbul’da mimarlık yapan oktay uysal’ınkinden daha çok geçti bana. hakan günday kusura bakmasın. yoksa güzel eser fena değil, diziyi de beğenmediğimden değil.
bu sezon en çok gol pozisyonu yaratan en iyi 7.takım ( bjk fb ve gs çok daha fazla pozisyon ve gol beklentisi yaratmıştır)
bu sezon en çok pozisyon veren 8 .takım
( bjk gs ve fb çok daha az pozisyon vermiştir )
bu sezon en çok pozisyon veren 8 .takım
( bjk gs ve fb çok daha az pozisyon vermiştir )
bir grubu sessizce terk edebilmek.
(drama yaratmadan, yengeç gibi yan yan yürüyerek, çaktırmadan, kimseye fark ettirmeden gruptan kaçmak.)
(drama yaratmadan, yengeç gibi yan yan yürüyerek, çaktırmadan, kimseye fark ettirmeden gruptan kaçmak.)
bu vaadin verildigi tarihte brent petrolun varili $66, $1 ise 5.32 liraydi.
bugun petrolun varili $107, $1 ise 14.71 lira.
bugun petrolun varili $107, $1 ise 14.71 lira.
benim bildiğim namaz kılınan odada dikkat çekecek resim fotoğraf biblo ayna falan bulunmazdı. bulunsa dahi üstünü örtüp öyle namaz kılardı eskiler.
reklâmlar billbordlar, ışıklı tabelalar ile dolu bir meydanda, victoria secret reklamları dönen ekranlara karşı namaza durmak ne derece mantıklı; bunu bence ilk önce müslümanlar tartışsın.
edit;
entry'mi, kendi entry'sinde kullanan ve bana onur vererek hak veren bir yazara mesaj yolu ile attığım teşekkür içeriğini, konu olarak burada da paylaşmak istedim;
annanem 5 vakit namazında bir kadındı. benim yaş 42 artik 43'e koşturuyorum. çocukken gittiğimizde bilirim, biz oturma odasında iken o namaz kıldığı yan salona geçerdi. orada dedem ile beraber poz verdikleri bir fotoğraf vardı siyah beyaz. namaza dururken onu kapatırdı. allah ile ibadet arasına dikkat dağıtacak bir şey sokulmaz derdi. oradan biliyorum yani. eskiler bu konularda hassas idi. ayrıca o sevgili yazara dediğimi buraya da not düşmek istiyorum;
inandığınız her ne ise, önce o'na sunduğunuz "saygı"'yı kabul etsin. saygınızı kabul etsin ki, ibadetinizi anlayabilsin. bu meydanlarda asfalt ortalarında falan yapılan şey ne saygı, ne ibadet.
gerçekten inanıp, ibadetini saygısıyla yapan herkese; saygım ve sevgimle.
reklâmlar billbordlar, ışıklı tabelalar ile dolu bir meydanda, victoria secret reklamları dönen ekranlara karşı namaza durmak ne derece mantıklı; bunu bence ilk önce müslümanlar tartışsın.
edit;
entry'mi, kendi entry'sinde kullanan ve bana onur vererek hak veren bir yazara mesaj yolu ile attığım teşekkür içeriğini, konu olarak burada da paylaşmak istedim;
annanem 5 vakit namazında bir kadındı. benim yaş 42 artik 43'e koşturuyorum. çocukken gittiğimizde bilirim, biz oturma odasında iken o namaz kıldığı yan salona geçerdi. orada dedem ile beraber poz verdikleri bir fotoğraf vardı siyah beyaz. namaza dururken onu kapatırdı. allah ile ibadet arasına dikkat dağıtacak bir şey sokulmaz derdi. oradan biliyorum yani. eskiler bu konularda hassas idi. ayrıca o sevgili yazara dediğimi buraya da not düşmek istiyorum;
inandığınız her ne ise, önce o'na sunduğunuz "saygı"'yı kabul etsin. saygınızı kabul etsin ki, ibadetinizi anlayabilsin. bu meydanlarda asfalt ortalarında falan yapılan şey ne saygı, ne ibadet.
gerçekten inanıp, ibadetini saygısıyla yapan herkese; saygım ve sevgimle.
resmen suriyelileri kabullenelim diye, soft power olarak yapılmış, açık açık bir propaganda filmidir.
işler çok ciddi boyutlara çıkıyor bence artık.
biz istemiyoruz, kabul etmiyoruz, kabullenmiyoruz dedikçe; kafamıza balyoz indire indire zorla kabulleneceksiniz diyorlar!
kardeşim siz ne istiyorsunuz türk milletinden? yıllardır tırtıklıyorsunuz bu milletin milliyetçilik duygularını. kendimi hiçbir zaman milliyetçi tanımlamadım ama özümde evet atatürk'ün 6 okundan biri olan milliyetçiliktenim elbette. bu devletin birleştirici, üst kurucu ulusu türk ulusudur.
yoksa benim büyükdedem de arnavut yani, kim takar? banane kardeşim, ne arnavutluk kalmış ne bir şey. bu türk milliyetçiliğini tırtıklayamacaksınız!
siz liberalizm dedikçe, halkların kardeşliği dedikçe; bizim ulusalcılık daha da kabaracak. kendi ellerinizle milliyetçi sağcılığı yükselişe geçirdiniz. yakın zamanda radikalleşirse sebebi de suçlusu da, sığınmacı ve kaçakları bize zorla kabullendirmeye çalışan tüm sorumlulardır.
biraz sosyoloji okuyun ya. biraz siyaset bilimi okuyun!
istemiyoruz zorla mı? sığınmacı ve kaçkınları, kendilerini sigortasız çalıştıran asalak işverenler dışında hiçbir allahın kulu istemiyor.
ne masalı anlatıyorsunuz siz ya bize?
aynı ersan şen'in dediği gibi, la fontaine'den masallar!
hele ki şurada son 1 aydır sözlüğe de twittera açık bir şekilde sirayet etmiş bir rahatsızlık var. görüyoruz işte bu rahatsızlığın dile getirildiği her gün en az 10 yeni başlık açılıyor. ki sözlük genelde daha özgürlükçü düşüncede yazarların bulunduğu bir platformdur normalde.
sözlük bile şahin bir milliyetçi kesildiyse demek ki ortada ciddi bir rahatsızlık söz konusu.
bu tarz filmler ile yeni kültür inşaası mı yapıyorsunuz siz hayırdır?
işler çok ciddi boyutlara çıkıyor bence artık.
biz istemiyoruz, kabul etmiyoruz, kabullenmiyoruz dedikçe; kafamıza balyoz indire indire zorla kabulleneceksiniz diyorlar!
kardeşim siz ne istiyorsunuz türk milletinden? yıllardır tırtıklıyorsunuz bu milletin milliyetçilik duygularını. kendimi hiçbir zaman milliyetçi tanımlamadım ama özümde evet atatürk'ün 6 okundan biri olan milliyetçiliktenim elbette. bu devletin birleştirici, üst kurucu ulusu türk ulusudur.
yoksa benim büyükdedem de arnavut yani, kim takar? banane kardeşim, ne arnavutluk kalmış ne bir şey. bu türk milliyetçiliğini tırtıklayamacaksınız!
siz liberalizm dedikçe, halkların kardeşliği dedikçe; bizim ulusalcılık daha da kabaracak. kendi ellerinizle milliyetçi sağcılığı yükselişe geçirdiniz. yakın zamanda radikalleşirse sebebi de suçlusu da, sığınmacı ve kaçakları bize zorla kabullendirmeye çalışan tüm sorumlulardır.
biraz sosyoloji okuyun ya. biraz siyaset bilimi okuyun!
istemiyoruz zorla mı? sığınmacı ve kaçkınları, kendilerini sigortasız çalıştıran asalak işverenler dışında hiçbir allahın kulu istemiyor.
ne masalı anlatıyorsunuz siz ya bize?
aynı ersan şen'in dediği gibi, la fontaine'den masallar!
hele ki şurada son 1 aydır sözlüğe de twittera açık bir şekilde sirayet etmiş bir rahatsızlık var. görüyoruz işte bu rahatsızlığın dile getirildiği her gün en az 10 yeni başlık açılıyor. ki sözlük genelde daha özgürlükçü düşüncede yazarların bulunduğu bir platformdur normalde.
sözlük bile şahin bir milliyetçi kesildiyse demek ki ortada ciddi bir rahatsızlık söz konusu.
bu tarz filmler ile yeni kültür inşaası mı yapıyorsunuz siz hayırdır?
faiz ödemeyim günaha girmeyim derken silkelenen insanların olduğu rezalettir. oğlum siz allah'ı mı kandırıyorsunuz? neymiş efendim kredi çekmiyoruz kendi aramızda para toplayıp faiz ödemeden gün usulü ev alıyoruz. he amk tek akıllı sizdiniz. bu tarz dincilerin dolandırılması beni öyle gevşetiyor ki daha çok daha çok dolandırılsınlar istiyorum.
"ödediğimiz kaporada yandı." kaporana sokayım o "de" yi ayır bi önce.
edit: ayrıca faiz nedir ne işe yarar kısmını yaşayarak öğrenmeniz de beni çok memnun etti. belki daha kavrayamadınız ama şöyle kavrayacaksınız. misal eminevim size 100 birim verecek siz de şimdi 100 birimlik evi beğendiniz. eminevim 2 ay parayı ödemedi sizin beğendiğiniz ev 120 birim oldu ama eminevim size 100 birim ödeyecek çünkü neden? faiz haram ödeyeceği paranın üzerine enflasyon farkı koyup verse buna faiz denir. gerçi siz onu da kılıfına uydurmuşsunuzdur.
edit1: bu firmaların tercih edilme sebebinin faiz ya da dini kaygılar olmadığını bankalardan daha az masraflı olduğunu söyleyenler var. öncelikle ben sizin matematiğinize sokayım. senin şu an bankadan aldığın 100 bin tl ile 30 ay sonra aldığın arasında dağlar kadar fark var. sonrasında ise ava giderken avlanmanızdan bir kez daha keyif aldım. adam hem sizden organizasyon ücreti alıyor hem de şimdi aldığı peşinatı 30 ay 4 e 5 e katlayıp sana birazını geri veriyor. ulan ya mükemmel amk.
"ödediğimiz kaporada yandı." kaporana sokayım o "de" yi ayır bi önce.
edit: ayrıca faiz nedir ne işe yarar kısmını yaşayarak öğrenmeniz de beni çok memnun etti. belki daha kavrayamadınız ama şöyle kavrayacaksınız. misal eminevim size 100 birim verecek siz de şimdi 100 birimlik evi beğendiniz. eminevim 2 ay parayı ödemedi sizin beğendiğiniz ev 120 birim oldu ama eminevim size 100 birim ödeyecek çünkü neden? faiz haram ödeyeceği paranın üzerine enflasyon farkı koyup verse buna faiz denir. gerçi siz onu da kılıfına uydurmuşsunuzdur.
edit1: bu firmaların tercih edilme sebebinin faiz ya da dini kaygılar olmadığını bankalardan daha az masraflı olduğunu söyleyenler var. öncelikle ben sizin matematiğinize sokayım. senin şu an bankadan aldığın 100 bin tl ile 30 ay sonra aldığın arasında dağlar kadar fark var. sonrasında ise ava giderken avlanmanızdan bir kez daha keyif aldım. adam hem sizden organizasyon ücreti alıyor hem de şimdi aldığı peşinatı 30 ay 4 e 5 e katlayıp sana birazını geri veriyor. ulan ya mükemmel amk.
kader gökçe'nin, onca insanın arasında itile kakıla ara sokaklardan birisine sürüklenip katledilmesi durumudur.
“esenyurt'ta kan donduran bir cinayet yaşandı. akşam saatlerinde gerçekleşen olayda alpaslan ç. merobüsten inen kader g.'yi sürükleyerek ara sokağa soktuktan sonra silahla vurarak öldürdü. ardından aynı silahla intihar girişiminde bulundu. olay yerine gelen sağlık ekipleri kader g.'yi ve alpaslan ç.'yi hastaneye kaldırdı. kader g.'den acı haber gelirken alpaslan ç.'nin tedavisine devam edildiği öğrenildi.”
https://twitter.com/…?s=21&t=m_cvfyjq1qsj5eq4tnsdlg
haber linki.
kader, koruma talebinde de bulunmuş. ancak kadına “çok değer” veren bakanlıklarımız, bir tane mağdur vatandaşını koruyamamış.
bu kaçıncı cinayet, bu kaçıncı ölüm.
o kadar insanın tepkisiz bir şekilde olan biteni izlemesi ise ayrıca üzdü. müdahale etseler suç, etmeseler ayrı bir suç. adaletin olmadığı, hak ve özgürlüklerin unutulduğu bir ülkede, bir kadın daha öldürülmüş oldu.
yazıklar olsun.
edit: katil piç hastanede gebermiş.
“esenyurt'ta kan donduran bir cinayet yaşandı. akşam saatlerinde gerçekleşen olayda alpaslan ç. merobüsten inen kader g.'yi sürükleyerek ara sokağa soktuktan sonra silahla vurarak öldürdü. ardından aynı silahla intihar girişiminde bulundu. olay yerine gelen sağlık ekipleri kader g.'yi ve alpaslan ç.'yi hastaneye kaldırdı. kader g.'den acı haber gelirken alpaslan ç.'nin tedavisine devam edildiği öğrenildi.”
https://twitter.com/…?s=21&t=m_cvfyjq1qsj5eq4tnsdlg
haber linki.
kader, koruma talebinde de bulunmuş. ancak kadına “çok değer” veren bakanlıklarımız, bir tane mağdur vatandaşını koruyamamış.
bu kaçıncı cinayet, bu kaçıncı ölüm.
o kadar insanın tepkisiz bir şekilde olan biteni izlemesi ise ayrıca üzdü. müdahale etseler suç, etmeseler ayrı bir suç. adaletin olmadığı, hak ve özgürlüklerin unutulduğu bir ülkede, bir kadın daha öldürülmüş oldu.
yazıklar olsun.
edit: katil piç hastanede gebermiş.
günde 20 kez horoz tarafından düdüklenen tavuk, 4 yılda bir defa çiftleşen dişi fil'e bakıp ama onuda zikiyorlar biz eşitiz diye kendini avutur.
vasat, aptal, boş, niteliksiz gibi onlarca hakaret edilmiş. cidden çok ağır akıl hastaları var burada.
parasını verip, kişisel olarak kullandığım bir şeye yaptığım şey sana neden bu kadar dert oluyor yahu?
kan benim damar benim.
tanım: okuyucunun keyfine göre yapacağı şey.
parasını verip, kişisel olarak kullandığım bir şeye yaptığım şey sana neden bu kadar dert oluyor yahu?
kan benim damar benim.
tanım: okuyucunun keyfine göre yapacağı şey.
zaferciler olarak biz neredeyiz alüminyum dediğim anket.
birbirine bey diye hitap eden garsonlar. o kadar yapmacık bey derler ki birbirlerine bu samimiyetsiz hitaba başka hiç bir yerde denk gelemezsiniz.
--- spoiler ---
ajda pekkan: metroya da metrobüse de hiç binmedim, hele marmaray'ı çok merak ediyorum, vapura binmek de çok istiyorum.
--- spoiler ---
link
allah’ım bunlar nasıl mağduriyetler böyle, dostlar başına…
edit: altan erkekli‘nin ev kredisi borcu ile bu kadının toplu taşımaya binme isteği her yıl gündem oluyor. uzun süredir suskun olan altan’dan da yakın zamanda yeni 1 açıklama gelir.
ajda pekkan: metroya da metrobüse de hiç binmedim, hele marmaray'ı çok merak ediyorum, vapura binmek de çok istiyorum.
--- spoiler ---
link
allah’ım bunlar nasıl mağduriyetler böyle, dostlar başına…
edit: altan erkekli‘nin ev kredisi borcu ile bu kadının toplu taşımaya binme isteği her yıl gündem oluyor. uzun süredir suskun olan altan’dan da yakın zamanda yeni 1 açıklama gelir.
gi-de-cek. anket manket hikaye.
edit: gönül isterdi ki bu millet kendisi için en doğru olanın cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ve bu devleti kuran iradenin feraseti olduğunu anlayarak göndersin.
böylesi çok daha umut verici olurdu ama maalesef ayçiçek yağı ve mazot fiyatları halkın canını daha çok yaktığı için gidecekler.
edit: gönül isterdi ki bu millet kendisi için en doğru olanın cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ve bu devleti kuran iradenin feraseti olduğunu anlayarak göndersin.
böylesi çok daha umut verici olurdu ama maalesef ayçiçek yağı ve mazot fiyatları halkın canını daha çok yaktığı için gidecekler.
mağduru suçlayan insanlara baktığınızda “altta kalanın canı çıksın” gibi bir mantık güttüklerini görürsünüz. ben oradan anlıyorum. iki kişiden güçlü olan zayıfı dövüyor ve öldürüyor. ama ölen suçlu.
bunu savunan herkes günün birinde şiddet gösterme eğilimine sahiptir. çünkü gelecekteki kendini temize çıkarmaya çalışıyordur.
o şiddet denen acizliğin kültürel olduğunu kadınların bile bile şiddeti tercih ettiğini savunanların amklı mesajlarında görürsünüz. kibarlık takkesi mesajda kolay düşüyor.
mesela bir diğer kriter “gavat” kelimesi kullanımı. diyebilirim ki sözlükte her başlığa koşarak bunu yazanlardan korkulur. bastırdıkları şey her an patlayabilir.
bunu savunan herkes günün birinde şiddet gösterme eğilimine sahiptir. çünkü gelecekteki kendini temize çıkarmaya çalışıyordur.
o şiddet denen acizliğin kültürel olduğunu kadınların bile bile şiddeti tercih ettiğini savunanların amklı mesajlarında görürsünüz. kibarlık takkesi mesajda kolay düşüyor.
mesela bir diğer kriter “gavat” kelimesi kullanımı. diyebilirim ki sözlükte her başlığa koşarak bunu yazanlardan korkulur. bastırdıkları şey her an patlayabilir.
ya hu biz bunu zaten "beklenen ismail" kitabında yazdık. adamı gelmeden linç edenler utanır belki biraz, sezonun en iyisi denen şampiyon tsyi taraftarı önünde beşlik yapacakken hakem ve bats denen ajan yüzüne beraberliğe razı oldular.
not:fb
not:fb
bu videoyu ilk çıktığında izleyen nesil ile sonradan izleyen nesiller yanlış yorumlar. yanlış hatırlamıyorsam yıl 2006-2007 falan olması lazım. o zamanlar böyle videolar internette bomba etkisi yapıyordu. şimdinin viral olan sikimsonik influencer videoları gibi düşünebilirsiniz. bütün sınıflar bu videoyu konuşur tıpkı kolpaçino replikleri gibi okul etrafında yankılanırdı...
hey gidi günler... kurgu,seslendirme ve olay örgüsü top class bir video. tartışmaya açık değildir. bunun bir de shrek versionu vardır ki ayrıca o da izlenilmeli
(bkz: etme eşşeklen muhabbet küstürürsün. silme cam kırığıyla götünü kestirirsin)
hey gidi günler... kurgu,seslendirme ve olay örgüsü top class bir video. tartışmaya açık değildir. bunun bir de shrek versionu vardır ki ayrıca o da izlenilmeli
(bkz: etme eşşeklen muhabbet küstürürsün. silme cam kırığıyla götünü kestirirsin)
tuvalet terliği olsa oy veririm. mevzu onu aşağılamak değil, bıkmışlığımızı ve çaresizliğimizi betimlemek. artık kurtulalım ne olursa olsun demek.
başlığı açan yazarımız kendisi mesaj atabiliyor ama mesaj kabul etmiyor. her şeyin en iyisini en doğrusunu bilen gizemli bir karakter.
başlığı açan yazarımız kendisi mesaj atabiliyor ama mesaj kabul etmiyor. her şeyin en iyisini en doğrusunu bilen gizemli bir karakter.
kestane şekerimiz var uludağımız var, tahinli pidemiz, iskenderimiz var. evet bildiniz burası yozgat. :)
sozlukte bu kadar rus destekcisi gorunce ister istemez bu ulkede bu kadar rus lobisi var miydi diye soruyor. ab, abd muhipleri, cemaatciler, kürtçüler olsa bu kadar sasirmazdim, ama rusya bu kadar etkin olmasi ilginc.
sozlukteki ruscu hesaplari bir kac grupta toplamaya calistim;
1) profesyonel lobi: abd de de boyle bir grup var. ozellikle trump doneminde etkindiler. bu lobinin finansmani dolayli olarak rus istihbarat servisi tarafindan fonlaniyor. malumunuz parayi bastirirsaniz satilik ekşi hesaplari kolayca bulunabiliyor.
2) türk komunistleri: tkp, emep vs gibi eski tufek türk solculari genelde sovyet kültüne hala sadıklar. sosyalist sovyetlerin yıkıldıgını, yerine kapitalist bir rusya geldigini kabullenemiyorlar, rusyayi hala sosyalist bir ülke sanio dayanismaya calisiyorlar.
3) avrasyacilar: bunlari basinda elbette perincek grubu geliyor. bunlar rus ve cin cikarlarini türkiyenin cikari saniyorlar. rus tezlerine ruslardan bile sadiklar.
4) esadcılar: bunlar daha cok hatayli bir grup, arap alevilerinden olusuyor. rusya zora düserse, esadın da suriyede zora dusecegini görebiliyorlar. bu cercevede rusya lehinde kampanya yürütüyorlar. ayni sekilde suriye de esad bölgesinde rusya lehinde gosteriler yapiyorlar, bir grubu ukrayna savasina militan olarak katiliyor zaten.
5) türkiyeli ruslar: son 30 yilda yuzbinlere varan türk-rus evliligi gerceklesti. bu aile fertlerinden bir kısmı bazen putine destek icin, bazen de ortaya cikan rus nefretine bir tepki olarak tavir aliyorlar. yerlerde cürümekte olan rus asker cesetlerinden etkilenmeleri, üzülmeleri ve tepki göstermeleri normal tabi ki.
6) abd ve avrupa nefretini abartanlar: bati blogu turkiye aleyhinde pek cok seyler yapti, yapiyor. ozellikle abd türkiye ye karsi üstü kapali bir vekalet savasi yurutuyor. buna karsi milliyetci bir tutumla kendini rusya yaninda konumlandiranlar var. oysa milliyetcilik batinin yaninda ya da karsisinda olmak degil, türkiyenin yaninda olmak demek.
7) sosyalist pkk cılar: bunlar pkk yı hala sosyalist bir örgüt olarak tanimliyorlar. ruslari hep yoldas olarak gorduler, ruslarla dayanisma derdindeler.
8) marjinal olma cabasinda olan ergenler: bunlar aslinda cok politik bir grup degil, ama sırf genelden farkli olmak icin pozisyon aliyorlar.
görüldüğü gibi rus sempatizanlari hic de azimsanmayacak kadar cok ve degisik kesimlerde yer aliyorlar.
sozlukteki ruscu hesaplari bir kac grupta toplamaya calistim;
1) profesyonel lobi: abd de de boyle bir grup var. ozellikle trump doneminde etkindiler. bu lobinin finansmani dolayli olarak rus istihbarat servisi tarafindan fonlaniyor. malumunuz parayi bastirirsaniz satilik ekşi hesaplari kolayca bulunabiliyor.
2) türk komunistleri: tkp, emep vs gibi eski tufek türk solculari genelde sovyet kültüne hala sadıklar. sosyalist sovyetlerin yıkıldıgını, yerine kapitalist bir rusya geldigini kabullenemiyorlar, rusyayi hala sosyalist bir ülke sanio dayanismaya calisiyorlar.
3) avrasyacilar: bunlari basinda elbette perincek grubu geliyor. bunlar rus ve cin cikarlarini türkiyenin cikari saniyorlar. rus tezlerine ruslardan bile sadiklar.
4) esadcılar: bunlar daha cok hatayli bir grup, arap alevilerinden olusuyor. rusya zora düserse, esadın da suriyede zora dusecegini görebiliyorlar. bu cercevede rusya lehinde kampanya yürütüyorlar. ayni sekilde suriye de esad bölgesinde rusya lehinde gosteriler yapiyorlar, bir grubu ukrayna savasina militan olarak katiliyor zaten.
5) türkiyeli ruslar: son 30 yilda yuzbinlere varan türk-rus evliligi gerceklesti. bu aile fertlerinden bir kısmı bazen putine destek icin, bazen de ortaya cikan rus nefretine bir tepki olarak tavir aliyorlar. yerlerde cürümekte olan rus asker cesetlerinden etkilenmeleri, üzülmeleri ve tepki göstermeleri normal tabi ki.
6) abd ve avrupa nefretini abartanlar: bati blogu turkiye aleyhinde pek cok seyler yapti, yapiyor. ozellikle abd türkiye ye karsi üstü kapali bir vekalet savasi yurutuyor. buna karsi milliyetci bir tutumla kendini rusya yaninda konumlandiranlar var. oysa milliyetcilik batinin yaninda ya da karsisinda olmak degil, türkiyenin yaninda olmak demek.
7) sosyalist pkk cılar: bunlar pkk yı hala sosyalist bir örgüt olarak tanimliyorlar. ruslari hep yoldas olarak gorduler, ruslarla dayanisma derdindeler.
8) marjinal olma cabasinda olan ergenler: bunlar aslinda cok politik bir grup degil, ama sırf genelden farkli olmak icin pozisyon aliyorlar.
görüldüğü gibi rus sempatizanlari hic de azimsanmayacak kadar cok ve degisik kesimlerde yer aliyorlar.
savaş suçu işleniyor, insanları direklere bağladılar diye kaç gündür ortalığı ayağa kaldıran sözlükteki insan haklarının amansız savunucusu sevgili putin basın sözcülerinden açıklama beklediğimiz görüntülerdir.
mantıklı bir açıklaması muhakkak vardır, yoksa rusya gibi geçmişinde toplu katliamlar olmayan pürü pak bir ülkenin ordusu böyle bir şeyi asla yapmaz (!)
mantıklı bir açıklaması muhakkak vardır, yoksa rusya gibi geçmişinde toplu katliamlar olmayan pürü pak bir ülkenin ordusu böyle bir şeyi asla yapmaz (!)
sözlük ahalisi kötü haber şu, milleti artık salak yerine koymuyorlar, milletin salak olduğunu anlamışlar.
geçmiş olsun hepimize.
geçmiş olsun hepimize.
e herhalde hissetmez abi neden hissetsin ki ? yasarken de kimsenin cok umrunda degilsiniz, degiliz zaten. herkesin kendi hayati kendi problemleri, hayalleri var. kendinizi bu kadar onemsemeyin.