bir kadın olarak damattan yanayım.
bu abuk sabuk adetler hep erkekler üzerinde deneniyor. niye biz kadınlar bu kadar nazlı ceylan olarak yetiştiriliyoruz? niye bunu sorgulamıyorsunuz kızlar?
anadolu'nun çoğu yerinde o kadar saçma sapan gelenekler var ki tuzlu kahve sadece fragman olarak kalıyor. damadın üzerine kovalarca su dökmek mi dersin, başında onlarca yumurta kırmak mı dersin...
kimse kusura bakmasın. benim kocamın başından birisi su dökecek, yumurta kıracak! orayı enkaza çeviririm, o enkazda da taş üstünde taş bırakmam.
o adam senin gibi bir aptalla evlenmeye razı olmuş, rica etmesine rağmen tuzu basmışsın. tebrikler evde kaldınız!
ama o erkek yhaaağğ savunmasını geçiniz. işinize gelince eşitlik isteyip işinize gelince prensesçilik oynayıp gerçekten eşitlikten yana olan kadın ve erkeklerin samimiyetine balta vuramazsınız.
içinde iyilik barındıran bir insan kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamalı. biz hep böyle gördük. gelin hanım tuzlu kahve içmiyorsa damat niye içsin???
bırakın artık şu ortadoğu geleneklerini sözde modernler.
damat bey gelin hanım için daha tuzlu kahve içmiyor. fedakar değil, yarı yolda bırakır cart curt fikirleri sıralayanları görüyor ve gülüyorum. boşanma aşamasında kaç tane insanla konuşup nasıl birbirlerini sevip evlendiklerini, nasıl şatafatlı bir düğün yaptıklarını dinlememişsiniz belli ki.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
ülkeye mülteci diye alınan insanları, savaş bitince kendi ulkelerine yollayamayacagiz öyle mi? biz kabullenmiyoruz, kabullenen evine alabilir. boşuna da kabullendirmeye, sindirmeye çalışmayın. geldikleri gibi gidecekler.
sonunda geldi gönlümüzün efendisi. bugün türkiye saati ile saat 14:00'da açılış töreni ile başlayacak organizasyon. gerçi 2 gündür bazı branşlarda karşılaşmalar başladı ama esas olay açılıştan sonra.
açılış günü sporcularımızın karşılaşmaları:
okçuluk
- yasemin anagöz sıralama turu - tsi saat 03:00'te başlayacak karşılaşmada yasemin 17a numaralı hedefe oklarını atacak..
edit: yasemin 652 puanla 19. sırayı aldı. rakip kanadalı barret.
- mete gazoz sıralama turu - tsi saat 07:00'da başlayacak karşılaşmada mete 42a numaralı hedefe oklarını atacak.
edit: mete 669 puanla 10. sırayı aldı. rakip lüksemburglu henckels.
sıralama turlarında rakipleri belli olacak sporcularımızın toplayacağı puanlar hem madalya yolunda kolay rakipler ile karşılaşmalarını sağlayacak hem de toplam puanlarda diğer ilk 16'ya girmeleri halinde olimpiyatlarda ilk defa konulan karışık takım müsabakalarında yarışmalarını sağlayacaktır. karışık takımlar mücadeleleri yarın tsi 3:30'da başlayacak ve tsi 08:00'dan sonra çeyrek final ve madalya maçları oynanacaktır. belki de okçuluktaki ilk madalyayı iki okçumuz birden kazanacaktır.
edit: okçularımız 7. sırayı aldılar ve karışık takımda mücadele etmeye hak kazandılar. rakip rusya.
kürek
- onat kazaklı tek erkeklerde yarışacak sporcumuz 4 numaralı seride suudi arabistan'dan hüseyin ali reza, kanada'dan dünya gençler üçüncüsü trevor jones, litvanya'dan rio olimpiyat ikincisi mindaugas griškonis, bermuda'dan dara alizadeh ile mücadele edecek.
serisinde ilk üçe kalması halinde çeyrek finale yükselecek olan sporcumuz ilk üçe girememesi halinde repesaj mücadelesi verecek.
edit: onat 7:20.11'lik derecesiyle serisini 3. tamamladı ve çeyrek finale yükseldi.
açılış günü sporcularımızın karşılaşmaları:
okçuluk
- yasemin anagöz sıralama turu - tsi saat 03:00'te başlayacak karşılaşmada yasemin 17a numaralı hedefe oklarını atacak..
edit: yasemin 652 puanla 19. sırayı aldı. rakip kanadalı barret.
- mete gazoz sıralama turu - tsi saat 07:00'da başlayacak karşılaşmada mete 42a numaralı hedefe oklarını atacak.
edit: mete 669 puanla 10. sırayı aldı. rakip lüksemburglu henckels.
sıralama turlarında rakipleri belli olacak sporcularımızın toplayacağı puanlar hem madalya yolunda kolay rakipler ile karşılaşmalarını sağlayacak hem de toplam puanlarda diğer ilk 16'ya girmeleri halinde olimpiyatlarda ilk defa konulan karışık takım müsabakalarında yarışmalarını sağlayacaktır. karışık takımlar mücadeleleri yarın tsi 3:30'da başlayacak ve tsi 08:00'dan sonra çeyrek final ve madalya maçları oynanacaktır. belki de okçuluktaki ilk madalyayı iki okçumuz birden kazanacaktır.
edit: okçularımız 7. sırayı aldılar ve karışık takımda mücadele etmeye hak kazandılar. rakip rusya.
kürek
- onat kazaklı tek erkeklerde yarışacak sporcumuz 4 numaralı seride suudi arabistan'dan hüseyin ali reza, kanada'dan dünya gençler üçüncüsü trevor jones, litvanya'dan rio olimpiyat ikincisi mindaugas griškonis, bermuda'dan dara alizadeh ile mücadele edecek.
serisinde ilk üçe kalması halinde çeyrek finale yükselecek olan sporcumuz ilk üçe girememesi halinde repesaj mücadelesi verecek.
edit: onat 7:20.11'lik derecesiyle serisini 3. tamamladı ve çeyrek finale yükseldi.
cbaskani tayyip erdogan'ın afet bölgesi olan rize'de vatandaşlara o bölgede en çok üretilen (bilinen?) çay fırlatma hadisesidir.
sürreal bir sitcom un içine düştük galiba ama benim kara mizah anlayışı bu kadarına yetmiyor.
kaynak
sürreal bir sitcom un içine düştük galiba ama benim kara mizah anlayışı bu kadarına yetmiyor.
kaynak
gecenlerde hagi ile popescunun turkiyeye gelip fatih terimi ziyaret etmesinden sonra , ulan acaba kimi kitleyecekler terim ile beraber galatasaraya diye dusunmustum. simdi belli oldu.
covid-19 üçüncü karantina döneminde italya cephesinden dün gelen covid-19 kararı. karara göre;
- “yeşil pasaport” uygulamasına geçiliyor. covid-19 riski taşımayanlar bu hakka sahip olacak.
- sosyal hayat aşılanma üzerine kuruluyor.
- tüm kapalı alanlarda düzenlenecek aktiviteler ve organizasyonlar için aşı zorunluluğu getiriliyor.
- kapalı alanlara sahip tüm kafe ve restoranların kapalı alanlarında bulunma hakkı için aşı zorunluluğu getiriliyor.
- tüm konserler, festivaller vb. organizasyonlara katılım için aşılanma şartı konuyor.
- tüm stadyumlar vb. alanlarda düzenlenecek spor müsabakaları için aşılanma şartı getiriliyor.
- tüm spor salonları, fitness salonları ve yüzme havuzları gibi spor ile alakalı tüm alanlarda bulunabilmek için aşılanma şartı getiriliyor.
- tüm müzeler, tiyatro ve sinema salonları vb. kültür-sanat etkinliklerine katılabilmek için aşılanma şartı getiriliyor.
- tren, uçak veya otobüs ile seyahatte aşılanma şartı getiriliyor.
- yukarıdaki tüm maddeleri aşılanmadığı için sağlayamayanlar son 48 saat içerisinde aldığı negatif test sonucunu bildirmek zorunda.
- yakın zamanda covid-19 geçirenler otomatik olarak “yeşil pasaport” sahibi oluyor.
fransa'dan sonra italya da benzer kararla karşımıza çıkmış oldu.
başlangıçta bu tarz şeyleri desteklemiyor, hümanist yaklaşmaya çalışıyordum ama aşı karşıtı dangalakların sesi çok fazla çıkmaya başladığından beri son derece katı düşünmeye başladım.
pandemiyi yenip normal hayata dönebilmemizin tek yolu aşılanma. aşı karşıtı bilimsiz, cahil ve nadan kitlenin önüne geçebilmenin yolu da yok. bunları aramızdan ayırmamız gerekiyor ki normal hayatımıza dönebilelim. aşı olmuyorsan da cebinden ödediğin parayla testini olur arama katılabilirsin. o iğrenç bilimsiz sesinize daha fazla tahammül etmek istemiyorum. tahammül de bir yere kadar. eski hayatımı geri istiyorum ve bunu engelleyen size benim yeni hayatımda yer yok!
https://www.independent.co.uk/…urants-b1889194.html
https://www.nytimes.com/…-proof-activities.amp.html
https://www.theguardian.com/…cinations-restrictions
(bkz: covid-19 üçüncü karantina dönemi)
edit: şöyle bir acil durum var iletmem gereken:
“ankara tıp fakültesi cebeci'de lösemi tedavisi gören abim için acil ab rh+ aferez trombosit kana ihtiyaç vardır.
irtibat: belgin tiryaki
05054785349”
- “yeşil pasaport” uygulamasına geçiliyor. covid-19 riski taşımayanlar bu hakka sahip olacak.
- sosyal hayat aşılanma üzerine kuruluyor.
- tüm kapalı alanlarda düzenlenecek aktiviteler ve organizasyonlar için aşı zorunluluğu getiriliyor.
- kapalı alanlara sahip tüm kafe ve restoranların kapalı alanlarında bulunma hakkı için aşı zorunluluğu getiriliyor.
- tüm konserler, festivaller vb. organizasyonlara katılım için aşılanma şartı konuyor.
- tüm stadyumlar vb. alanlarda düzenlenecek spor müsabakaları için aşılanma şartı getiriliyor.
- tüm spor salonları, fitness salonları ve yüzme havuzları gibi spor ile alakalı tüm alanlarda bulunabilmek için aşılanma şartı getiriliyor.
- tüm müzeler, tiyatro ve sinema salonları vb. kültür-sanat etkinliklerine katılabilmek için aşılanma şartı getiriliyor.
- tren, uçak veya otobüs ile seyahatte aşılanma şartı getiriliyor.
- yukarıdaki tüm maddeleri aşılanmadığı için sağlayamayanlar son 48 saat içerisinde aldığı negatif test sonucunu bildirmek zorunda.
- yakın zamanda covid-19 geçirenler otomatik olarak “yeşil pasaport” sahibi oluyor.
fransa'dan sonra italya da benzer kararla karşımıza çıkmış oldu.
başlangıçta bu tarz şeyleri desteklemiyor, hümanist yaklaşmaya çalışıyordum ama aşı karşıtı dangalakların sesi çok fazla çıkmaya başladığından beri son derece katı düşünmeye başladım.
pandemiyi yenip normal hayata dönebilmemizin tek yolu aşılanma. aşı karşıtı bilimsiz, cahil ve nadan kitlenin önüne geçebilmenin yolu da yok. bunları aramızdan ayırmamız gerekiyor ki normal hayatımıza dönebilelim. aşı olmuyorsan da cebinden ödediğin parayla testini olur arama katılabilirsin. o iğrenç bilimsiz sesinize daha fazla tahammül etmek istemiyorum. tahammül de bir yere kadar. eski hayatımı geri istiyorum ve bunu engelleyen size benim yeni hayatımda yer yok!
https://www.independent.co.uk/…urants-b1889194.html
https://www.nytimes.com/…-proof-activities.amp.html
https://www.theguardian.com/…cinations-restrictions
(bkz: covid-19 üçüncü karantina dönemi)
edit: şöyle bir acil durum var iletmem gereken:
“ankara tıp fakültesi cebeci'de lösemi tedavisi gören abim için acil ab rh+ aferez trombosit kana ihtiyaç vardır.
irtibat: belgin tiryaki
05054785349”
açıklanması gereken ilk şey bu vaka sayılarının kaçı aşı olmuş kaçı aşı olmamış. madem insanlar aşı olsun istiyorsun, aşının etkinliğini de sunman lazım.
toplanamaz.
bizimki iktidar sorunu değil insan sorunudur. insanımız böyle.
geçti o günler.
bizimki iktidar sorunu değil insan sorunudur. insanımız böyle.
geçti o günler.
dedem, sırf akpyi çok eleştiriyorum diye akpye oy vereceğini söylemişti ve de vermişti.
şimdilerde sakarya'dan teyzem geldi o da elli küsür yaşında ve dedem gibi o da akpyi çok eleştirdiğimiz için sırf inat uğruna akpye oy vereceğini söylüyor.şu an halen karşımda aptal fikirlerini kendinden emin şekilde savunmaya devam ediyor.
onun bu halini gördükçe yunus emre'nin meşhur, “ete kemiğe büründüm, y*rrak diye göründüm” dizeleri aklıma geliyor.
şimdilerde sakarya'dan teyzem geldi o da elli küsür yaşında ve dedem gibi o da akpyi çok eleştirdiğimiz için sırf inat uğruna akpye oy vereceğini söylüyor.şu an halen karşımda aptal fikirlerini kendinden emin şekilde savunmaya devam ediyor.
onun bu halini gördükçe yunus emre'nin meşhur, “ete kemiğe büründüm, y*rrak diye göründüm” dizeleri aklıma geliyor.
sabah sabah insülin patlaması sonrası kan şekerinin aniden düşmesi elitistliğidir.
bu arabaların 400-500 bin liradan daha ucuz olması mümkün değil. bir kere zaten üretim maliyeti olarak ucuza gelmeyecek gibi görünüyor. dolar desen zaten bu araba çıkana kadar kaç olur kim bilir. geriye kaldı vergi.
orda da sen şayet togg'a özel düşük vergilendirme yaparsan, o zaman da türkiye'ye bir dünya yatırım yapıp gelen araba üreten yabancı sermayeye açık açık sektir git demiş olursun. toyota, hyundai, renault, fiat demez mi lan ben bu kadar yatırım yaptım arge yapıyoruz fabrika kuruyoruz binlerce insana iş veriyorum, e amk benim suçum ne bana kol gibi vergili araba sattırıyorsun der. sonra da toplanır gider hepsi işler çok daha kötü olur. hepsine birden vergi indirimi gelmesi lazım onun için de hangi ülkede yaşadığımızı hatırlatıp topluca bir kahkaha patlatabiliriz.
orda da sen şayet togg'a özel düşük vergilendirme yaparsan, o zaman da türkiye'ye bir dünya yatırım yapıp gelen araba üreten yabancı sermayeye açık açık sektir git demiş olursun. toyota, hyundai, renault, fiat demez mi lan ben bu kadar yatırım yaptım arge yapıyoruz fabrika kuruyoruz binlerce insana iş veriyorum, e amk benim suçum ne bana kol gibi vergili araba sattırıyorsun der. sonra da toplanır gider hepsi işler çok daha kötü olur. hepsine birden vergi indirimi gelmesi lazım onun için de hangi ülkede yaşadığımızı hatırlatıp topluca bir kahkaha patlatabiliriz.
millet kafayı yemiş lan. bu ülke cidden normal değil. kadınların yaşamış olduğu biyolojik bir durumla ilgili bu kadar saçma bir muhabbet dönmesi akıl kârı değil.
yaptığı yanlışı da kabul etmeyen tipitip.
tamamen insanına göre değişir. benim kaldığım otelde de bu masaları hep ruslar bırakıyordu. garsonlar onlardan hep şikayetçi idi. peki dedim türkler? abi bizimkilerin canını yiyeyim modundalar, bize ekstra ilgi gösterdiler resmen. ayrıca alanya abi, bedava otel olsa gitmem.
ayrıca bu girdi de türkleri savunmuyorum ama özellikle otel çalışanlarının kendi vatandaşına bu tarz muamelesi çoğu otelde var, böyle bir kanı var.
edit: imla.
ayrıca bu girdi de türkleri savunmuyorum ama özellikle otel çalışanlarının kendi vatandaşına bu tarz muamelesi çoğu otelde var, böyle bir kanı var.
edit: imla.
bazı götveren ibnelerin gayet hak ettiği harekettir. bak durup dururken yapılmasından bahsetmiyorum
misal orta ve sağ şerit yardırmış gidiyor. ama solda bir orospu evladı var, selektör yapıyorsun takmıyor, tamponun dibine giriyorsun takmıyor, korna çalıyorsun yine takmıyor. en sonunda cinnet geçirip sağdan sollayıp bahsi geçen orospu evladının önüne kırıyorsun ( en sol şeritteyiz hatırlatırım )
sonra ne oluyor? arkadaki korna selektör kıyamet. şimdi insan buna delirmesin de neye delirsin amk? ya piçin çocuğu, çok mu zor ortadan veya sağdan gitmek? metrodaki yürüyen merdivenlerde çok acelem olsa bile soldan yardırıp sağ boşsa sağa geçip öyle yardırarak çıkıyorum
sizin kullanacağınız arabanın dikiz aynasını siksinler
edit: abi gözlerime inanamıyorum. hız sınırının 120 olduğu yerde 90 la solu kapatan adamı savunan adam var. sağ şerit boş adam geçmiyor. vay efendim niye selektör yapmışım, niye takip mesafesini ihlal etmişim. bunu bile savunan çıktı. adamın biri trafik canavarı demiş bana ya ahahahaha allah bu tiplere denk getirmez inşallah
misal orta ve sağ şerit yardırmış gidiyor. ama solda bir orospu evladı var, selektör yapıyorsun takmıyor, tamponun dibine giriyorsun takmıyor, korna çalıyorsun yine takmıyor. en sonunda cinnet geçirip sağdan sollayıp bahsi geçen orospu evladının önüne kırıyorsun ( en sol şeritteyiz hatırlatırım )
sonra ne oluyor? arkadaki korna selektör kıyamet. şimdi insan buna delirmesin de neye delirsin amk? ya piçin çocuğu, çok mu zor ortadan veya sağdan gitmek? metrodaki yürüyen merdivenlerde çok acelem olsa bile soldan yardırıp sağ boşsa sağa geçip öyle yardırarak çıkıyorum
sizin kullanacağınız arabanın dikiz aynasını siksinler
edit: abi gözlerime inanamıyorum. hız sınırının 120 olduğu yerde 90 la solu kapatan adamı savunan adam var. sağ şerit boş adam geçmiyor. vay efendim niye selektör yapmışım, niye takip mesafesini ihlal etmişim. bunu bile savunan çıktı. adamın biri trafik canavarı demiş bana ya ahahahaha allah bu tiplere denk getirmez inşallah
turist olmazsa açlıktan ağzımın falan kokacağını öğrendiğim başlık. arkadaşa birileri anlatsın türkiye örtü altı yetiştiriciliğinin yüzde kaçının antalya 'da yapıldığını, agt ve ado gibi major firmalarının orijininin burası olduğunu, cw enerji denen şirketi bi araştırmasını onlar da yetmezse serbest bölgeye bi bakmasını ve yıllık ihracat rakamlarına bi göz atmasını. bunlar aklıma bi kaç saniyede gelen örnekler. ama sen yine de çok sağol, gelip sulu bira içtiğin s.k.k otele verdiğin 3-5 kuruş sayesinde nefesimiz kokmuyor.
yorumlara bakarsak türk ailesinde annenin ne kadar baskın olduğunu gösteren karşılaştırmadır. evet, teyze haladan, dayı amcadan daha çok sevilir çünki onlar annenin kardeşleri. o sevmediğiniz halanızı, amcanızı da diğer halanızın çocukları çok seviyor. ve, bir ülkenin kadınlarının ne istediğini görmek isteseniz o ülkenin haline bakın ya da bir ülkeye bakın o ülkenin kadınlarının ne istediğini görün. freyde de benden selam söyleyin.
o imzayı görmeden hiçbir şey kesin değildir. hele de bu dönemde... alex'e de tamam demişlerdi, sonra ne oldu, gitti arapların koynuna girdi. ulan tüpçü belamızı siktin. senin yarak kürek transfer politikanın cezasını hala çekiyoruz. götümüzü toparlayamadık, toparlayamıyoruz. uğursuz herif.
ülkede kalitesi düşmeyen yiyecek, giysi, otomobil vs. kaldı mı da dondurmadan performans bekliyoruz. adamlar ötv indirimli olsun diye arabalardan karter korumasını bile söküp gönderiyorlar arabayı.
"kıllı kadınlar apayrı güzeller" kısmında uçurumdan atladım.
bihter duygularını kontrol edemeyen bir kadın değildir. en başında kimseye zararı olmayan, asil, mesafeli, sakin, 25 yaşında bir genç kadınken annesinin babasını aldatması ve bunun üzerine çok sevdiği babasının kalp krizi geçirerek ölmesiyle sarsılmıştır. bu olayın ardından aile şerefleri beş paralık olmuştur. bihter hiçbir suçu olmayan bir durum nedeniyle insanlar tarafından yargılanmıştır.
"etrafımdaki erkeklerin hepsi beni firdevs hanım'ın kızı olarak görüyor anne, yüzüme gülüp arkamdan neler söylüyorlar... herkes seni konuşuyor biz utanıyoruz.."
hem adındaki bu lekeyi silmek, hem de kendisini adnan için hazırlayan servet avcısı annesinden intikam almak için olgun adnan ile evlenmiştir. oradaki tüm insanlara karşı ılımlı bir yaklaşıma sahipken o evde adnan ve bülent dışında kimse onu sevip saymamıştır. hizmetçiler bile ona saygısızlık etmeye cüret etmektedir. onların yeri o evde bihter'inkinden daha sağlamdır.
zamanla çeşitli çatışmalar nedeniyle adnan'dan uzaklaşsa da kendisine sırnaşan behlül'den her daim uzak kalmaya çalışmıştır. fakat behlül ne yapıp edip bihter'i kendisine aşık etmeyi başarmıştır. sonra seni kimseye vermem, sen benimsin, ölürüm de seni bırakmam gibi sözlerine hem kendi inanmıştır hem de bihter'i inandırmıştır.
en sonunda da behlül'ün vicdanı tutmuştur ve herkese ihanet ettiğini anlayınca bütün olanların sorumlusu kendisi olmasına rağmen bihter'i kötü kadın bellemiştir ve ona her şeyin sorumlusu sensin demiştir. bihter doğal olarak deliler gibi sevdiği adamın gözünün önünde bir başkasıyla olmasına dayanamamıştır.
şimdi bu kadın çıldırmasın da ne yapsın? etrafında düzgün bir tane bile insan yok. kimi tutsan elinde kalıyor ama hepsi bir şekilde yolunu buluyor. firdevs çetin özder ile, nihal behlül ile evleniyor. peyker'ler yurt dışına gidiyor. matmazel kendi düzenini kuruyor. adnan boşanmak istiyor. peki ya bihter ne yapacak? tüm bu yaşananların onun suçu olduğunun söylenmesini kabul mu edecek? herkesçe firdevs hanım'ın kızı addedilen kadın izin verir mi buna? o evi hepinizin başına yıkmaz mı? yıkar. yıktı da.
kalbimizdesin kraliçe.
"etrafımdaki erkeklerin hepsi beni firdevs hanım'ın kızı olarak görüyor anne, yüzüme gülüp arkamdan neler söylüyorlar... herkes seni konuşuyor biz utanıyoruz.."
hem adındaki bu lekeyi silmek, hem de kendisini adnan için hazırlayan servet avcısı annesinden intikam almak için olgun adnan ile evlenmiştir. oradaki tüm insanlara karşı ılımlı bir yaklaşıma sahipken o evde adnan ve bülent dışında kimse onu sevip saymamıştır. hizmetçiler bile ona saygısızlık etmeye cüret etmektedir. onların yeri o evde bihter'inkinden daha sağlamdır.
zamanla çeşitli çatışmalar nedeniyle adnan'dan uzaklaşsa da kendisine sırnaşan behlül'den her daim uzak kalmaya çalışmıştır. fakat behlül ne yapıp edip bihter'i kendisine aşık etmeyi başarmıştır. sonra seni kimseye vermem, sen benimsin, ölürüm de seni bırakmam gibi sözlerine hem kendi inanmıştır hem de bihter'i inandırmıştır.
en sonunda da behlül'ün vicdanı tutmuştur ve herkese ihanet ettiğini anlayınca bütün olanların sorumlusu kendisi olmasına rağmen bihter'i kötü kadın bellemiştir ve ona her şeyin sorumlusu sensin demiştir. bihter doğal olarak deliler gibi sevdiği adamın gözünün önünde bir başkasıyla olmasına dayanamamıştır.
şimdi bu kadın çıldırmasın da ne yapsın? etrafında düzgün bir tane bile insan yok. kimi tutsan elinde kalıyor ama hepsi bir şekilde yolunu buluyor. firdevs çetin özder ile, nihal behlül ile evleniyor. peyker'ler yurt dışına gidiyor. matmazel kendi düzenini kuruyor. adnan boşanmak istiyor. peki ya bihter ne yapacak? tüm bu yaşananların onun suçu olduğunun söylenmesini kabul mu edecek? herkesçe firdevs hanım'ın kızı addedilen kadın izin verir mi buna? o evi hepinizin başına yıkmaz mı? yıkar. yıktı da.
kalbimizdesin kraliçe.
burada başlıklar açılmıştı. işte çadırda tatil yapmak varosluk, işte tatili memleketinde geçirmek sıradanlık yani ucuza tatil yapmayı kucumsuyorlar. kardeşim tatil nedir. bir senenin yorgunluğunu atmak değil mi? illa tarz olsun diye meşhur yerlere mi gitmek lazım? 11 ay kod yazacağım uyurken bile kafamda döngüler canlanacak uyku gözlerimden akarken proje yetiştirmek için uykumdan feragat edeceğim gece 4 te sorunsuz derlenen projeyi 3 saat uyku ile isyerine götüreceğim buna rağmen üst yöneticiden fırça yiyeceğim, bu şartlarda kazandığımı; normalde 1 lira olan çaya 15 lira, 2 lira olan suya 50 lira, bir tabak yemege bir aylık mutfak gideri , kamu malı denize girmek için bir aylık standart ev kirasi gibi harcayarak tatil yaparsam kafayı yerim. benim için tatil temiz bir yerde rahatça yüzmek, kafamda hiç bir şey olmadan zevkle kitabimi okumak, keyifle kahvalti-yemek, içmek , yıldızları seyrederek canlı müzik dinlemek, altına girebilecegim şelale, tarihi yerler gezmek, kanyon yürüyüşleri, saatlerce dans edecegim romantizm yasayacagim birinin yanımda olması... yani tatil için o pahalı mekanlara gitmem gerekmiyor. kimse gitmezse onlarda gelen müşteriye yolunacak kaz gözü ile bakamazlar. kimse gitmezse o mekan o suyu birdaha 50 tl ye satabilecek mi görün bakın. bence tatil anlayışını değiştirmek lazım.
ulan zaten havalimanı şehrin dışında cehennemin dibinde.. normal tarifeyle bile her yere dünyanın parası tutuyor. yetmemiş bir de hileli taksimetre yapmışlar.
dedi kontrolsüzce içeri aldığı göçmenler için avrupa'dan fon alan ülkenin resmi kurumu...
bence artık sadece tek bir sebep vardır, o da türkiye'nin bir göçmen ülkesi olarak konumlandırılması, izah edeyim;
ab göçmen almak istememektedir, bu sebeple türkiye'yi göçmenlerin ağırlığını kaldıracak ülke olarak görmektedir. bu saatten sonra gelecek göçlerle asla ve hiçbir şekilde türkiye ab üyesi olamayacaktır. merkel'in konuşması açık ve net bir şekilde bunu söylemektedir. bu sebeple bu saatten sonra kimse ab hayali kurmasın.
ab göçmen almak istememektedir, bu sebeple türkiye'yi göçmenlerin ağırlığını kaldıracak ülke olarak görmektedir. bu saatten sonra gelecek göçlerle asla ve hiçbir şekilde türkiye ab üyesi olamayacaktır. merkel'in konuşması açık ve net bir şekilde bunu söylemektedir. bu sebeple bu saatten sonra kimse ab hayali kurmasın.
birisi demiş ki “zavallılar, kokuttular sizi hastalıkla, ne olduğu belirsiz aşıyı ölmemek için düşüncesizce vuruldunuz”
covid geçirmiş bir kişi olarak söylüyorum biz bu aşıyı aman ben ölmeyeyim, aman ben hasta olmayayım diye vurulmadık. senin ananın, babanın, tüm sevdiklerinin canını tehlikeye atmamak, vücudumuza girebilme ihtimali olan bir virüsün envai çeşit mutasyonunu önleyebilmek adına vurulduk. hani diyorlar ya ileriye yönelik yan etkilerini bilmiyoruz diye biz o riskleri insanlık için göze aldık ve aşımızı olduk. asıl zavallı olan toplumun büyük bir kesimininin aşı olmasını bekleyip kendi götünü kurtarma peşinde olanlardır.
covid geçirmiş bir kişi olarak söylüyorum biz bu aşıyı aman ben ölmeyeyim, aman ben hasta olmayayım diye vurulmadık. senin ananın, babanın, tüm sevdiklerinin canını tehlikeye atmamak, vücudumuza girebilme ihtimali olan bir virüsün envai çeşit mutasyonunu önleyebilmek adına vurulduk. hani diyorlar ya ileriye yönelik yan etkilerini bilmiyoruz diye biz o riskleri insanlık için göze aldık ve aşımızı olduk. asıl zavallı olan toplumun büyük bir kesimininin aşı olmasını bekleyip kendi götünü kurtarma peşinde olanlardır.
olayı, yaptıkları rezillikleri örtbas etmek için "açık kaynakta yazan şeylerle bize laf ediyorlar hem akp de geldi bravo" diyerek kapatmaya çalışan kişi.
öncelikle 1: stajyerlerinize para verilmediği söylendikten sonra tek bir stajyer çıkıp "yoo ben aldım demedi" aksine, 2000 tl maaş vermeye çalıştığınız kişiler konuştu, "basın yayın kanuna göre belirli sayıda stajyer çalıştırması lazım bunun önüne geçmek için basın kuruluşu değil şirket olarak gösteriyor medyascope'u" dendi, çevirmenlerinize abuk paralar verildiği konuşuldu. ama siz bunların hiçbirine cevap vermediniz, bunlar ulusalcı, akpli dediniz ne güzel sorular da cevapsız kaldı.
2. birilerini akplilikle ya da rıza inşa etmekle suçlamadan önce açılım döneminde a haber'e çıkıp akp politikalarını desteklediğinizi hatırlayın ve biraz utanın.
3. ilk günden beri sığınmacı politikasında akp ile el ele yürüyen sizsiniz, sizi eleştirenlere akpli yakıştırması yapmanız abesle iştigal. fahrettin kendi politikasını destekleyen kişilere dokunur mu :) ?
son olarak... aynılar aynı yerde der ruşen. evet öyle, siz hapse girmeyeyim diye abdullah gül'e koşup, öğrendiklerinizi saklayıp barışlar odatv davasında yargılanırken tek kelime etmemiş kişisiniz, biz ise tarikatçısından, siyasal islamcısına, teröristine, ahmet altan arayan muhalefetine karşı konumdayız. aynılar aynı yerde, öyle de kalsın gerçekten
edit: bir de başlığına yazanlara bakıp cevap veriyormuş ahahahah bir cüneyt özdemir iki de bu. neydi, aynılar aynı yerde mi :)
öncelikle 1: stajyerlerinize para verilmediği söylendikten sonra tek bir stajyer çıkıp "yoo ben aldım demedi" aksine, 2000 tl maaş vermeye çalıştığınız kişiler konuştu, "basın yayın kanuna göre belirli sayıda stajyer çalıştırması lazım bunun önüne geçmek için basın kuruluşu değil şirket olarak gösteriyor medyascope'u" dendi, çevirmenlerinize abuk paralar verildiği konuşuldu. ama siz bunların hiçbirine cevap vermediniz, bunlar ulusalcı, akpli dediniz ne güzel sorular da cevapsız kaldı.
2. birilerini akplilikle ya da rıza inşa etmekle suçlamadan önce açılım döneminde a haber'e çıkıp akp politikalarını desteklediğinizi hatırlayın ve biraz utanın.
3. ilk günden beri sığınmacı politikasında akp ile el ele yürüyen sizsiniz, sizi eleştirenlere akpli yakıştırması yapmanız abesle iştigal. fahrettin kendi politikasını destekleyen kişilere dokunur mu :) ?
son olarak... aynılar aynı yerde der ruşen. evet öyle, siz hapse girmeyeyim diye abdullah gül'e koşup, öğrendiklerinizi saklayıp barışlar odatv davasında yargılanırken tek kelime etmemiş kişisiniz, biz ise tarikatçısından, siyasal islamcısına, teröristine, ahmet altan arayan muhalefetine karşı konumdayız. aynılar aynı yerde, öyle de kalsın gerçekten
edit: bir de başlığına yazanlara bakıp cevap veriyormuş ahahahah bir cüneyt özdemir iki de bu. neydi, aynılar aynı yerde mi :)
kaale aldigim bir anket kurulusunun anketi olmasa da, gecen ayki sonuclariyla karsilastirinca akp'den ve mhp'den toplam 0.8 puan deva, gelecek ve iyip'e gitmis gorunuyor.
orc bile erimeyi kabul ettigine gore, kazanmasi icin muhalefete tek rol kaliyor.
artik beklemeyi birakip cesur olmak ve iktidar olunca neler yapacagini anlatmaya baslamak.
orc bile erimeyi kabul ettigine gore, kazanmasi icin muhalefete tek rol kaliyor.
artik beklemeyi birakip cesur olmak ve iktidar olunca neler yapacagini anlatmaya baslamak.
neşet ertaş-yalan dünya
250 yıl sonra da dinleneceğini ve ilk günkü hissi vereceğini düşünüyorum.
250 yıl sonra da dinleneceğini ve ilk günkü hissi vereceğini düşünüyorum.
bugün 7 saat dersiniz var. ve 4 farklı şubeye giriyorsunuz. 9-10-11-12. şubeler diyelim. her birine girip o haftanın konusunu anlatıyor, yazıyor, göstererek öğretiyorsunuz. ertesi gün 7 saat dersiniz var; 9-10-11-12 aynı haftanın konusunu tekrar anlatıyor, yazıyor, göstererek öğretiyorsunuz. bir sonraki gün 7 saat dersiniz var; 9-10-11-12 aynı haftanın konusunu tekrar anlatıyor, yazıyor, göstererek öğretiyorsunuz. ondan sonraki gün 6 saat dersiniz var; 9-10-11-12 aynı haftanın konusunu tekrar anlatıyor, yazıyor, göstererek öğretiyorsunuz. cuma günü 5 saat dersiniz var; 9-10-11-12 aynı haftanın konusunu tekrar anlatıyor, yazıyor, göstererek öğretiyorsunuz. yani aynı konuları anlatıp duruyorsunuz. tekrar ve tekrar.
aralarda 10 dakika mola vaktiniz var. nöbetçi iseniz, ki haftada 1 ya da iki kez nöbetçi olursunuz; o mola vakti de olmuyor. öğrencileri sınıfa sokuyor, okul huzurunu sağlıyorsunuz. ha bu arada bahçede bir çocuk sakatlık yaşarsa size soruluyor "bu öğrenci neden düştü, düştüğünde neredeydin?" diye.
pandemi döneminde evden anlattık. aynı şekilde. bazen 1 öğrenci geldi yine anlattık. diğer öğrenciler için de "neden uzaktan eğitime katılmıyor" diye velilere ulaştık. katılım yüzdesini sınıf sınıf kontrol ettik, değerlendirdik. "aaa pandemi yalan" diyen veliyi ikna etmeye, "parasızız oğlum çalışıyor" diyen veliye kaymakamlıktan yardım çıkartmaya çalıştık. ha bir de whatsapp grubundan sizi tiye almaya çalışan öğrenciye de ( sosyal medya kanalıyla yazışmak öğretmen-öğrenci arasındaki saygı sınırını gevşetti) sınırları göstermek için ekstra çaba gösterdik. "müdür de kimmiş bana saçlarını kestir diyor" diyen erkek öğrencinin güvenini kırmadan ve durumu müdüre aksettirmeden onu ikna etmek kolay iş değil. insanları bir şeye ikna etmek çok zor ya. öğrenciye ayrı, veliye ayrı, üstüne ayrı, astına keza bir şeyleri belletmek çok zor. ben sinir sistemimi, ruhsal durumumu eğitmek için çok çaba harcıyorum.
insanlarla sürekli karşı karşıya ya da yan yana geleceği platformlarda bulunmamış insanlar rica ediyorum buradan ahkam kesmesin. buradan üfürüp, savurmak, gömmek kolay. bu yazıyı da küfrederek bitirmek istiyorum aslında ama kendime nasıl da hakim oluyorum görün istedim bebeler. siz kendinize hakim olamıyorsanız, kara kara düşünmeyin, sınıfıma gelin, ben sizi eğitirim. hadi hayırlı işler.
aralarda 10 dakika mola vaktiniz var. nöbetçi iseniz, ki haftada 1 ya da iki kez nöbetçi olursunuz; o mola vakti de olmuyor. öğrencileri sınıfa sokuyor, okul huzurunu sağlıyorsunuz. ha bu arada bahçede bir çocuk sakatlık yaşarsa size soruluyor "bu öğrenci neden düştü, düştüğünde neredeydin?" diye.
pandemi döneminde evden anlattık. aynı şekilde. bazen 1 öğrenci geldi yine anlattık. diğer öğrenciler için de "neden uzaktan eğitime katılmıyor" diye velilere ulaştık. katılım yüzdesini sınıf sınıf kontrol ettik, değerlendirdik. "aaa pandemi yalan" diyen veliyi ikna etmeye, "parasızız oğlum çalışıyor" diyen veliye kaymakamlıktan yardım çıkartmaya çalıştık. ha bir de whatsapp grubundan sizi tiye almaya çalışan öğrenciye de ( sosyal medya kanalıyla yazışmak öğretmen-öğrenci arasındaki saygı sınırını gevşetti) sınırları göstermek için ekstra çaba gösterdik. "müdür de kimmiş bana saçlarını kestir diyor" diyen erkek öğrencinin güvenini kırmadan ve durumu müdüre aksettirmeden onu ikna etmek kolay iş değil. insanları bir şeye ikna etmek çok zor ya. öğrenciye ayrı, veliye ayrı, üstüne ayrı, astına keza bir şeyleri belletmek çok zor. ben sinir sistemimi, ruhsal durumumu eğitmek için çok çaba harcıyorum.
insanlarla sürekli karşı karşıya ya da yan yana geleceği platformlarda bulunmamış insanlar rica ediyorum buradan ahkam kesmesin. buradan üfürüp, savurmak, gömmek kolay. bu yazıyı da küfrederek bitirmek istiyorum aslında ama kendime nasıl da hakim oluyorum görün istedim bebeler. siz kendinize hakim olamıyorsanız, kara kara düşünmeyin, sınıfıma gelin, ben sizi eğitirim. hadi hayırlı işler.
(bkz: #126019167)
arkadaş yıllardır kelly olayını anlatmak için fırsat kolluyormuş sanırım. oku oku oku, diyorum tamam burada ölen gence bağlayacak olayı. yok. sanırım yazının sonuna doğru nereye yazdığını unuttu tamamen.
neyse... artık ne zaman kayıp haberi alsak, bir süre sonra kaybolan kişinin ölüm haberi de geliyor maalesef. çok üzgünüm, gencecik bir insan vefat etti. umarım ölüm sebebi objektif bir şekilde, kimseler korunmadan araştırılır ve suçlu varsa cezasını bulur.
toprağı bol olsun, ailesine sabır diliyorum.
arkadaş yıllardır kelly olayını anlatmak için fırsat kolluyormuş sanırım. oku oku oku, diyorum tamam burada ölen gence bağlayacak olayı. yok. sanırım yazının sonuna doğru nereye yazdığını unuttu tamamen.
neyse... artık ne zaman kayıp haberi alsak, bir süre sonra kaybolan kişinin ölüm haberi de geliyor maalesef. çok üzgünüm, gencecik bir insan vefat etti. umarım ölüm sebebi objektif bir şekilde, kimseler korunmadan araştırılır ve suçlu varsa cezasını bulur.
toprağı bol olsun, ailesine sabır diliyorum.
ilk doz: aşının vurulduğu günden sonraki gün omuzda hafif ağrı.
2. doz: hiçbir yan etki yok.
2. doz: hiçbir yan etki yok.
hastalığı yoğun bakımda çok ağır geçirdim 2 aydan fazla oluyor yaşadığım süreci burada anlatım (#124331622)
bu iki ay süresince kardiyoloji, göğüs hst, dahiliye, nöroloji ye gittim. şu an herhangi bir kalıntı görünmüyor. bağışıklık baskılayıcı kullandığım için bağışıklığımı geri kazanmak için günde 4 bin kaloriye yakın protein ve vitamin ağırlıklı bir diyetle beslendim. 14 kg aldım bu süreçte. şu an kontrollü olarak tekrar aldığım kiloları verecek bir plan hazırladım. ilaç olarak sadece corasprin kullanıyorum.
doktorlarım sinovac aşısının mevcut antikorumu çok arttırmayabileceğini, biontechin arttıracağını fakat ağır yan etkilerin psikolojik sıkıntılar yapabileceğinden (yoğun bakım gümlerini hatırlatacak şeyler yaşamak) biraz daha beklememin faydalı olabileceğini tavsiye ettiler.
bu iki ay süresince kardiyoloji, göğüs hst, dahiliye, nöroloji ye gittim. şu an herhangi bir kalıntı görünmüyor. bağışıklık baskılayıcı kullandığım için bağışıklığımı geri kazanmak için günde 4 bin kaloriye yakın protein ve vitamin ağırlıklı bir diyetle beslendim. 14 kg aldım bu süreçte. şu an kontrollü olarak tekrar aldığım kiloları verecek bir plan hazırladım. ilaç olarak sadece corasprin kullanıyorum.
doktorlarım sinovac aşısının mevcut antikorumu çok arttırmayabileceğini, biontechin arttıracağını fakat ağır yan etkilerin psikolojik sıkıntılar yapabileceğinden (yoğun bakım gümlerini hatırlatacak şeyler yaşamak) biraz daha beklememin faydalı olabileceğini tavsiye ettiler.
türk erkeklerinin de %75inin ip kollu olmasına karşılık gelen durum. sen o götündeki kılları aldır, o koca göbeğini erit, yüzüne estetik yaptır ilk. eciş bücüş tipleriyle ip gibi kollarıyla kendini fit sanıyorlar bir de etrafa laf ediyorlar. herkes ilk kendine baksın. selülit genetik faktörlerden, hormonal değişimlerden ve hayat tarzından etkilenen kadınsal bir gerçek. kimse size güzel görüncem diye yağsız boktan lezzetsiz şeyler yiyerek, kahveden uzak durarak kıçından terler akıtmak zorunda değil. ki sağlıklı yaşamasına rağmen selülitleri olan insanlar da var. kim yetiştiriyor bu egoistleri böyle ya? kendilerini bir bok sanıyorlar.
bir üst seviyesi kardeşi hayatından silmektir. daha üst seviyelerinde ölse üzülmezsin.
eşimle aylık gelirimiz ortalama 25 bin. 2012 de sıfır km aldığımız i20 aracımıza binmeye devam ediyoruz. bir kuruş kredi vs. borcumuz yok. çocuklarımızın ve evimizin ihtiyaçlarını rahatça görebiliyoruz. sırf yeni diye bir demir yığınına 600-700-800 bin liraları verecek ve enayi gibi yıllarca kredi ödeyecek kadar kafayı yemedik henüz. eşimle gittiği yere kadar kullanma kararı aldık ve bu saçma vergi düzeninde asla yenilemeyeceğiz. yenilemeyi ister miydim evet isterdim, çocuklarımız büyüdü ve daha geniş bir arabaya ihtiyacımız var.
edit.
2012 de arabayı 39.500 liraya aldık. ortalama maaş gelirimiz 6 bin liraydı. yani 6-7 maaş karşılığı gibiydi. şimdi yenilemek istediğim araç ortalama bir suv 600 bin lira ve 24 maaş karşılığı. asgari ücretlinin ise 200 küsur maaş karşılığı. ne kadar fakirleştiğimiz ortada değil mi? bu kadar fakirleşmişken bir de devlete arabanın iki katı kadar vergi ödemek için uğraşacağım öyle mi? kocaman bir hassiktir çekiyorum. kimse benden böyle bir parayı "çalamaz".
edit.
2012 de arabayı 39.500 liraya aldık. ortalama maaş gelirimiz 6 bin liraydı. yani 6-7 maaş karşılığı gibiydi. şimdi yenilemek istediğim araç ortalama bir suv 600 bin lira ve 24 maaş karşılığı. asgari ücretlinin ise 200 küsur maaş karşılığı. ne kadar fakirleştiğimiz ortada değil mi? bu kadar fakirleşmişken bir de devlete arabanın iki katı kadar vergi ödemek için uğraşacağım öyle mi? kocaman bir hassiktir çekiyorum. kimse benden böyle bir parayı "çalamaz".
çok amsalak bir tipe benziyor.. malum tweetten sonra biraz profiline göz gezdirdim de tam anlayışsız gerzeğin teki gibi.
ulan adamlar onları gelecek olan bisikletçiler için koymuş ki zaten organizasyon bitince temizleyecekler. temizledin de ne oldu? yeniden koyacaklar o şeritleri ki onları o ormana tekrardan yerleştirmek zorunda olanlar kendisini çok güzel anmışlardır.
ulan adamlar onları gelecek olan bisikletçiler için koymuş ki zaten organizasyon bitince temizleyecekler. temizledin de ne oldu? yeniden koyacaklar o şeritleri ki onları o ormana tekrardan yerleştirmek zorunda olanlar kendisini çok güzel anmışlardır.
ulan 25 sene önce de böyleydi. hala buna bir sıra sistemi bulamamışlar mı?
çeki demiri yada koruma barı taktırılarak üstesinden gelinebilecek korkudur. en dikkatsizi bile 20 metreden fren yapmaya başlar.
allah aşkına sayısı artsın bu kızlarımızın. birkaç gündür amcamın düğünüyle ilgileniyoruz daraltı geldi bana. bu ne saçma adetler. geleneklerden nefret ediyorum. bir an önce biter umarım.
çok doktor tanıdım çoğunluğu mütevazi, çok az bir kısmı egoluydu ama doktor annesindeki ego hiç bir doktorda yoktur.
daha iki gün önce bayram ziyaretinde denk geldiğim uzak bir akraba her üç cümlesinden birinde kızının doktor olduğundan bahsediyor, muhabbet ne olursa olsun bir şekilde çevirerek kızının doktorluğuna bağlamaya çalışıyordu.
daha iki gün önce bayram ziyaretinde denk geldiğim uzak bir akraba her üç cümlesinden birinde kızının doktor olduğundan bahsediyor, muhabbet ne olursa olsun bir şekilde çevirerek kızının doktorluğuna bağlamaya çalışıyordu.
boşuna birbirinizle kavga ediyorsunuz. bu adamlar istemediği için değil, bir zümre kendi ihtiyaçlarını ve hırslarını devlet kasasından karşılamak istediği için ötv devam ediyor. yoksa her konuda olduğu gibi; ne seni dinleyen var, ne beni.
kül tablası yalamaktan hoşlanmıyordur.
bakalit plastik dunyasi b sınıfı troc'a f/p diyenlerin tavsiyesini dikkate almayınız.
c5 aircross olabilir.
c5 aircross olabilir.
yok o iş öyle değil. paran varsa kız seni tavlıyor, sen de sen tavladın sanıyorsun.