Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
tedbirlere uymalarıdır.. bu kadar basit.
+ kargo geldiği zaman bile zil çalar çalmaz maske takıyorum hemen.
+ maskesiz asla dışarı çıkmıyorum, bazen iki kat maske takıyorum.
+ kalabalık ortamlara girmiyorum, toplu taşıma aracı kullanmıyorum.
+ marketten aldığım ürünleri, kargo paketlerini kolonyalı mendil ile siliyorum.
anayasaya aykırıdır. suçtur. vatana ihanettir. devleti bölmek ve yeni bir yönetim inşa etmek istenmektedir. teknik olarak pkk'nın yaptığı ile aynı şeydir.
savcılar göreve.

edi: bu "savcı göreve" ifademle mesajlarda o kadar dalga geçildi ki...
insanlar savcıdan, mahkemeden bir inisiyatif, bir hareket beklemeyi bırakmışlar, ümitlerini kesmişler.
ne kadar yazık...
zaman geçer ama fıtrat değişmez. fenerbahçe dün böyleydi, ırkçıları aklıcam diye canlı yayınlar yaptı kendini rezil etti. mide ağrısından girdi karın sancısından çıktı. bugün de değişen birşey yok. usulsüz aldıkları kişileri savunmak için kendileri dışında herkesi suçlayabiliyorlar.

görselbakın burada 250 kişi varmış

bakın burada gs başkanı bekletilirken yanından 1907 diyerek sorgusuz sualsiz geçen kişiler

bakın burada yöneticilerinin her zaman doğru davrandığını, rakibe saygı gösterdiği söylenilen yönetici

bakın pandemi zaman maskesini çıkarıp rakip takım futbolcusuna tüküren sağlık çalışanı

stadımızda küfür edilmedi dedi adam. gerçekten dedi bunu. yuh diyorum artık.

rezalet üstüne rezalet. fenerbahçe’nin çıkıp en başta isimlerini kirlettikleri sağlık çalışanlarından özür dilemesi gerekirken bu şekilde üste çıkmaya çalışması inanılmaz. göz göre göre yalan söylüyorlar.

edit: https://twitter.com/…tatus/1361987427221581824?s=21 photoshop olayını o kadar becerememişler ki sahaya çıkan takımın şortunun rengi kaymış. görüntüde ki kaleci her kimse hüsmen ağa’ya dönmüş. yıl olmuş 2021 bari photoshop programını düzgün kullanan birini bulsaydınız.
homemade burger yapan yerleri tercih edin. hem pandemide kepenk vurup paket çalışan esnafa destek olursunuz hem de lastik yerine doğru düzgün et ile beslenmiş olursunuz gençler zaten hemen hemen aynı paraya denk geliyor

edit1: çok boş mesajlar alıyorum. "bize kim destek olsun" veya "diğerleri daha pahalı" gibi. benim mesaj kutum ağlama duvarı değil kardeşim. benim semtimde 10 burgercıdan 8i burger kingten daha uygun ya da kafa kafayadır yani 5 lira eksik 5 lira fazladır. hepimiz aynı yerde oturmadığımıza göre bana niye salak saçma hakaret ediyorsunuz aq :d he ayrıca size kim yardım etsin inanın umrumda değil yetkili merci ben değilim tekrar söylüyorum bana ağlamayın :d
vakalara gelmemesi üzerine ulaşılamayarak kayıp ihbarı verilen kalp damar cerrahisi başasistanı olan ve geç saatlerde cansız bedenine ulaşılan gencecik bir hekimdir.
geride kendisini intihara sürükleyen süreci ve yaşadığı baskıları anlattığı 6 sayfalık bir not bırakmıştır.

farklı bir bölümde, yalnızca yaşananlara dur diyebilmek için kendi yazdığım 6 sayfalık notumla alay eden hocalar ve kıdemlilerle dolu bir klinikte hâlen görev yapan bir başka cerrahi asistanı olarak utanıyorum. çok üzgünüm.

(bkz: mustafa yalçın)
ilgili haber
110 yıllık tarihinde messi’den önce sadece 1 şampiyonlar ligi bulunan, bırak real madrid’i avrupa’nın en büyük ilk 10 takımı arasına doğru düzgün girememiş bir takımın, messi’nin yaşlanmasıyla genetiğine döndüğü senelere hoş geldiniz.

edit: bu arada psg’yi hakem katliamıyla 6-1 ile eledikleri maçın ahı var. suarez’e 2 yalan penaltı, cavani’ye verilmeyen penaltı, ah uefalona çok ah aldın. o maçın gerçek skoru 4-2 olmalıydı. hele z kuşağı bilmez bunların 2009’da kupayı aldıkları sene bir chelsea maçı var ki, youtube’da shameless adı altında özetleri var, 3 penaltısı verilmedi chelsea’nin. o maçın kel hakemi senesinde emekli edildi. bunlara acıyan bunlar gibi olsun. 8arcelona seni...
halktan ve gerçeklerden koptular kendi şov dünyasında yaşıyorlar.

- 13 şehit oluyor, esprilerin, kahkaların, gırgır şamatanın olduğu kongre yapıyorlar.

- ülkede afet oluyor yine kongre yapıyorlar.

- millet aç gerçekten aç aya marsa gidecez diye kendilerini gaza getiriyorlar.

- konuşanları susturup kafasına çay atıyorlar.
çok fazla eşya olmasının yanında,
çoğunlukla işlevsellik ve pratiklikten uzak,
gereksiz zaman harcamanıza neden olan ve kaliteli bir hayat yaşamanıza engel eşyalardır bunlar.

not: düzeltme uyarısı için teşekkürler.
bir kadir topbaş'ın arkasından yazılanlara bakın, bir de doğan cüceloğlu'nun. değerli hocam, nur içinde yat.
pazar gününden bu yana süregelen tulpar fırtınası boyunca "1987'deki gibi olacak dediniz, hani yok bir şey?" diye kafa siken arkadaşlar ısı adası etkisini ve o yıl 6 milyon olan nüfusun bu yıl 16 milyon üzerinde olduğunu pek hesaba katmıyorlar. tulpar ciddi anlamda güçlü bir sistemdi ve günlerdir ciddi miktarda kar yağdırdı lakin ısı adası etkisi yüksek olmayan, nüfus yoğunluğu düşük ilçelere 30 cm üzeri kar bırakırken; kadıköy, beşiktaş, fatih, beyoğlu gibi merkezi ilçelerde pek etkili olamadı. istanbul'da yeşil alanlar azaldıkça; asfalt yollar, binalar ve diğer tüm ısı emen etkenler bu hızla arttıkça bir daha asla 1987'deki gibi kar yağışı göremez.

o yüzden meteorologlara kızmanın bir anlamı yok. adamlar görevlerinin verdiği sorumlulukla bir uyarıda bulundular ve haklı da çıktılar. "ama ben karın üstüne balıklama dalamadım yea" diye çocuklaşmayın.
serin hikaye anlatmış abla ama diğer ayaklarını eksik bırakmış.
acaba o verdiklerinin karşılığında ne vaadler aldı?
kimse kimseye durup dururken para vermez. hem de sürekli borcunu ödemeyen kişiye, rakamı sürekli arttırarak borç vermez.
bu işte kandırıldım kısmı tamamen hikayedir.
ablam sen hikayenin gerçek tarafını anlat da sen de ne kadar dolandırıcısın bilelim.

çırak çıkmış kadının serin hikayesi.
sma hastaları ile ilgili bu bağış kampanyalarının bir etkisi olmasını umuyoruz ama bahsedilen miktarlarda paranın vatandaşlardan toplananilmesini geçtim devletler için bile çok ciddi rakamlar.

sma tedavisinde kullanılan ilaç firmalarının vicdansızlığı değilse, bu fiyatları bulan ilaçların içinde ne var kardeşim?
uzaylı kanı, yıldız tozu mu?

umarım bu çocukların dertlerini dindirecek genel bir uygulama tüm dünyada başlar günün birinde.
geçen akşam kısıtlama saati başladıktan bir saat kadar sonra hiçbir işim olmamasına rağmen sokağa çıktım yarım saat dolaşıp eve geldim. ben de az serseri değilimdir hani.
ana dilinin yazım kurallarını biliyorsun, tarikat mensubu sanıyorlar.

tanım: hayretler edilesi, gari guraba tarikat önermesi.
başarılı geçmiş derstir. umarım öğrenmişlerdir.

(bkz: hocam bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak)
(bkz: dikkat edin şimdi güdük ölecek)
(bkz: online eğitimin faydaları)

edit: yorumlarımda birilerini rahatsız etmekten hoşlanırım, bu entry çok fav almaya başladığından ve bunun önüne geçmek istediğimden aşağıdaki editi yazmaya karar verdim.

bu "şeye" inanan toplumların kaderi aşağı yukarı aynı olacaktır. bu apaçık bellidir. dinler toplumların tarih boyunca kulaktan kulağa oynamasıdır. hepsi birer mit ve efsane tabakasından ibarettir. kullanım ömrü takribi 800 yıl önce bitmiştir. bu karanlık evrende önümüzü aydınlatan tek ışık bilimdir.

edit-2: istediğim etkiyi yaratamadım. sanırım biraz daha rahatsız etmem gerekiyor. bu yüzden aşağıdaki entryi ekliyorum.

kemalizm de islam gibi mücadele edilmesi gereken bir ideolojidir. güzide ülkemiz bu ikisinin tehlikesini anlamadığı müddetçe bocalayacaktır, o faşizmden bu faşizme sürüklenecektir.

edit-3: istediğim etkiyi yavaş yavaş elde ediyorum ancak hala yeterli değil. sözlükteki liberal sayısı tahmin ettiğimden de fazlaymış. bu yüzden hepsini bu editimde eklemeye karar verdim. afiyet olsun.

feminizm de faşist bir akımdır.
sokakta hayvan beslemek hayvanların iyiliğine değildir, vicdan temizlemekten başka bir şey değildir.
pkk terörist bir organizasyondur. devlet terörüne aynı şekilde mukabele etmektedir. hak istemenin de bir usulü vardır.
nükleer santraller gereklidir, karşı çıkmak cahilliktir.
ermeni soykırımı gerçektir. ittihat ve terakkicilerin halt etmesidir. benzer politikalar hala uygulanmaktadır.
yetmez ama evetçilik zamanında alınması gereken en doğru tavırdı.
rahmetli babaannem 1 tencere buğday veya bulgur kaynatır karın üstüne serperdi kuşlar yesin diye. rahmetli dedem ise tam tersi bir amaçla oraya konan kuşları avlamaya çalışırdı. ikisi birlikte bir ömür geçirdiler. zaman bazen karakterleri değiştirmeye yetmiyor demek ki.
fakir olanların tüm çabalarına rağmen tükenecek olmaları. 2013'te yeni mezun olduğumda heyecanlı, neşeli ve umutlu bir gençtim. şuan ise zorunluluktan işe giden, hayattan zevk almayan ve herşeyi sanki kaçırmışım gibi hisseden birisiyim. ben bu hale nasıl geldim bilmiyorum. 30 yaşında bir adam ne zaman oldum hatırlamıyorum. bir bakacaksınız 2027 olmuş ve ben olmuşsunuz. üzgünüm.
yazılım sektöründe mümkündür. 75 yıllık yazılımcı bir abiniz olarak çok çalışırsanız bu paraların küçük paralar olduğunu anlayacaksınız diyorum. benim ilk mesleğe başladığımda maaşım belki yüksek değildi ancak sonrasında zamanla artıyor
“dönem ortasında tekrar değerlendireceğiz” diyor adamlar. dalga mı geçiyorsunuz siz ya? yüzbinlerce üniversiteli genç gidecek ev telaşına girecek, otobüsler yine tıklım tıklım olacak virüs yine dağılacak. ayrıca bazı bölümlerin 7-8 dersten sadece 1 tanesi uygulamalı ders oluyor; çocuk sadece 1 ders için mi ev tutacak? böyle olacağını bilse ders seçim haftasında seneye bırakırdı mesela. bu şimdi söylenecek iş mi?

gerçekten hasbelkader yaşayan bir ülkeyiz. allah belanızı versin.
babam annesiz büyümüş. henüz 2 yasindayken anne-baba ayrılınca, kadın dönmüş köyüne, 5 aya kalmadan yeniden evlendirmisler, 1 yıla kalmadan da başka çocukları olmuş.
babamın babası evlenmiş tabii boş durmamış. evlenip ayrılmış,bir de babamla yaşıt bir çocuğu olan öğretmen bir hanımla. sonra da ortak bir çocuk daha yapmışlar, evin altın çocuğu olan amcamı.
böylelikle anneli kardeslerinin içinde annesiz kalmış babam. dedem çok dövermiş babamı kimse de önünde siper olmamış.
56 yaşına geldi babam, annemle ayrilar, hali vakti oldukça yerinde, bolca okur, küçük güzel zevkleri vardır. geçenlerde amcasi yüklü bir miktar borç istemiş babamdan,
"tabii benden isterler.."diye anlatıyor babam,
"kardeşimden isteyemezler..bizden isterler.. biz sahipsiziz ya.."
56 yıl geçer, mesleğini eline alırsın, çocuğun olur, onu buyutur meslek sahibi yaparsin, evlenirsin, boşanırsın, emekli olursun, ama hala sahibini ararsın.
sonuç:

1 mart - 1 haziran arası: planlı normalleşme. yavaş yavaş mekanların açılması, yasakların kalkması, yaz mevsimini bekleyiş.

1 haziran - 1 eylül arası: turizm sezonunun açılışı, turistler, eğlence, para harcama, takılmalar, dolu dolu mekanlar, yıllık izinler, tatiller, faizlerin düşmesi ve bol krediler...

1 eylül - 1 kasım arası: vakaların kontrol altında olduğunun söylenmesi. dövizde yükselmeler. hastanelerin dolması. alınmamakta ısrar edilen tedbirler.

1 kasım- 1 mart: vaka artışının kabul edilmesi. tatil bitişiyle online eğitim, yeni yasaklar, sokağa çıkma yasakları, kısıtlamalar, pandemi önlemleri...

şeklinde devam edecek süreç. geçtiğimiz yıldan tanıdık gelmiş olabilir.
fed başta olmak üzere 2020'de tüm dünya merkez bankaları devasa boyutlarda karşılıksız para basarak piyasada daha önce görülmemiş bir para arzı yarattılar. peki bunca fazla para enflasyona yol açmadan nasıl eritilecek?

önce şişirilen kriptolara aktarılacak, sonra da yasal bir mevzuatla kriptoların değeri dibe vurulacak ve hokus pokus. fazla para sorununuz çözüldü.
tepeden inme saçma sapan emirler. pratikte bir değeri olmayan yönetmelikler. şımarık veli ve öğrenciler. anca tribünlere oynayıp reelde bir icraati olmayan bakanlar. öğretmenlik mesleği hakkında en ufak fikri olmamasına rağmen hariçten gazel okuyan yarım akıllılar. onun bunun selamıyla makam mevki yapıp çalımından geçilmeyen vasıfsız idarecimsiler.
millet yıllarca yaptığı yatırımla karını 2’ye, 3’e 10’a katlamış, ikinci arabasını evini almış, tatile gitmiş, hala saçma sapan “ bir anda batacaksınız, o zaman eğleneceğim işte biteceksiniz” muhabbeti dönüyor. aklını kullanıp borsayı okuyan zaten köşeyi elli kere döndü arkadaşlar şunu kabul edin artık. millet bal gibi de oturduğu yerden zengin oldu. hiçbir iş yapmadılar, para parayı çekti. hazımsızlığınız varsa geçmiş olsun, gerçekler bunlar.
milletin işi gücü zevzekliğe döktüğü başlıktır. adam uzun uzun açıklama yaparak şu başlığı açmış, siz hala işin gırgırındasınız. bilgi ve fikir sahibi değilsenize susun ve edebinizle oturun. gidin karılı kızlı, politikalı, 25 yaşlı 1.80 boylu şu kadar maaş alanlı başlıklara yazın. buraya değil.

semitik dillerin atası bir dil olması muhtemeldir. isim olarak ben de bilmiyorum.
uzuuun zamandır mutlu bir evliliği olan biri olarak genç arkadaşlar bilsinler isterim.
"güzele 40 günde doyulur güzel huyluya 40 yılda doyulmaz" huyu güzel bir eşleri olsun ..
yazılımcılardan önce özel muayenehanelere neden gelmediğini anlamadım vergi şeysi, bir diş kliniğine gidip fiş alabilen ben duymadım.

edit: buradaki esas sorun devletin tahsil edemediği vergiyi gidip bodrolu çalışana veya dolaylı vergi olarak herkese yıkması. özel kliniklerden, esnaflardan, taksicilerden alamadığı her kuruş vergi, ya bodrolu çalışana yıkılıyor ya da dolaylı vergi olarak herkese yıkılıyor. şimdilerde ise banka hesaplarını kolaylıka takip etmenin verdiği avantajla gözünü yazılımcılara dikmiş devlet, vergi tahsil edemediği gruplarla uğraşmaktansa.
kettle ile kaynar suyu cama dökmek suretiyle camın içinden geçebilirsiniz. saçma saçma hareketler yapmayın. buz çözücü yada alkol içeren kolonya & dezenfektan kullanabilirsiniz.