Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
ulan hala moldova, arnavutluğu herkes yener mbappe sikecek sizi diyen tipler var.

oğlum siz ne çeşit bir sevgisizlikte büyüdünüz lan? bir şeyi de beğenin bir kez de mutlu olun amk sefil ergenleri.
“reis dün endamını gösterince çakallar deliklerine kaçtı, ondan bugün dolar düşüyor. “
demin otobüste duydum, gerçekten artık gülüyorum.
ilginç bir ilişkinin anlatıldığı ifşa.

--- spoiler ---
yine aynı erkek çevresinden psikoloji bölümünde okuyan bir erkek; bir kadına, cinsel birliktelik istemediği için “kezban mısın?” diye sorabiliyor. daha sonra, cinsel birliktelik sırasında..
--- spoiler ---

+ kezban mısın?
- yoo.
+ cinsel birleşelim madem.
- tamam.

bu ne biçim hikaye böyle.
bilemiyorum altan, bilemiyorum.
bu insanlardan biri bendim. bir metrobüs yolculuğu sırasında ekrem imamoğlu'nun yol arkadaşlarından biriyle tanışmış, boykot kararımı yarım saat tartışmıştık fakat beni vazgeçiremedi. annem -ki kendisi eski refah parti/ak partili- dil döktü ankara'ya gel, mansur'a at oyunu diye hayır dedim, yemin ettim oy yok diye. şu an iki elim kanda olsa yine gider atarım oyumu.

turgay güler - imamoğlu yayınını izledikten ve cumhurbaşkanının mansur yavaş için söylediklerini okuduktan sonra sonra gördüm ki böyle bir ülke için boykot fazla pembe götlülük. isveç'te falan yaşamıyoruz lan biz kendinize gelin . siz oy kullanmaya gitmeyince bunun toplumsal nedenlerini irdeleyecek bir kesim yok karşıda. sana söz hakkı tanımak istemeyen bir iktidar var. var olduğunu ifade edebildiğin tek yer - hilesi de hırsızlığı da olsa - sandık. sandığı hafife alırsan bizim diye sevindiğin kadıköy, çankaya, izmir ne varsa 5-10 yıl sonra kayıp gidecek ellerinden.
masonlar chp'nin iktidar olmasını istese çoktan iktidara gelirdi. siz gerçekten masonik yapıların başa getirdiği malum şahsı sorgulayın.

edit: he canım, masonlar etkisiz bir topluluk, hatta garibanlar. ulan bu yüzden mi, sağcı solcu kim iktidara gelirse gelsin bu adamlara tek bir operasyon çekemedi bugüne kadar? atatürk boşuna mı bunları; "kökü dışarıda nifak yuvaları" diye kapattı? masonlar derken bizdeki zengin olduğu için mason olanlardan bahsetmiyorum; selahattin beyazıt gibi tek başına dünyada tayyip'ten daha etkili adamlardan bahsediyorum.
ahlaksızlıklarına ve yalan dolanlarına her gün yeni bir alçaklık katan aktrollerin yine yalan beyanı.
uber taksi sorusu üzerine imamoğlu taksicileri halka kaliteli hizmet sunduğu takdirde ve gelişmeyi kabul ettikleri takdirde destekleyeceklerini söyledi. uberle ilgili yorum yapmadı. taksilerin uber kalitesine çıkmasından bahsetti. asla, ubere karşıyım demedi.
otuz yaşına gelmeden de günümüzde sevmek çok zor zaten. gerçekten birini sevip bütün umutlarını, gülüşlerini başka birinin ellerine bırakabilecek kadar saf insanları gördükçe üzülmüyor değilim.

bide bunların genç yaşında evlenen versiyonları var o daha fena. kendinize yatırım yapın, bir kadına veya bir erkeğe umutlarınızı bağlamayın. dünyayı gezin, yeni insanlar tanıyın, bilin, öğrenin.

abazanlığınıza kapılıp hemen evlenecem diye acele edip leş leş tiplerle evlenip hayatınızı kabusa çevirmeyin.

su akar yolun bulur, kendinizi sevin ve her zaman iyi bir insan olmaya çalışın. kötü olmak kolaydır, zor olan iyilik yolunda savaşmaktır.
istanbul seçimini yapacak bir tarafta fikrim hür vicdanım hür diyen ekrem imamoğlu mu? yoksa bugünkü mitingde olduğu gibi ben sözü fazla uzatmadan sayın cumhurbaşkanına vereyim, projelerimizi açıklasın diyen binali yıldırım mı?
sizi gerçekten çok kıskanıyoruz. hele özellikle metrobüs durağında, 500 kişi birden metrobüse hücum etmenizi, taksiye el kaldırıp da uzun süre binememenizi, trafikte saatlerce kalıp da bunun normal bir durum olduğunu zannetmenizi...daha sayayım mı?
evet rahat rahat mini etek, bikini, bilumum açık kıyafetler giymek bizim toplumlarımızda medeniyet göstergesidir. çünkü bu toplumun kıyafet adabını orta çağ arap kuralları şekillendirmiştir. mini etek giyenler bu kuralları yıkmış, şeklen de olsa başka bir dünya görüşüne açılmış demektir.

evet çıplaklık medeniyet ölçütü değil, afrika'da bazı yerli kabileler anadan üryan geziyorlar ama bizden daha medeni değiller. çünkü o toplumların adetlerini şekillendiren değişkenler başka, semavi dinlerin etkisini yaşamış toplumların değişkenleri başka. o yüzden "kıyafetle medeniyetin neğleakası var yeaaa" deyince inanılmaz derin düşünmüş değil, sığlığın dibine vurmuş oluyorsunuz.

89 iq analiz kabızları için böyle şeyleri tek tek açıklamak gerekiyor. hâlâ anlamayan varsa şekil çizip ekşiup'a yükleyeyim.

fotoğrafa gelince, bu tarz paylaşımlar bana futbolda fotoğraf üzerinden tartışmalı pozisyon tartışmak gibi geliyor. görüntü yanıltıcı olabilir, oynatmak lazım.

1970'lerdeki liberal vs komünist ideoloji çekişmesinin antitezini amerika, liberlizmi bu topraklarda satamayacağı için islam'la yazdı. o yüzden mısır'da, iran'da, afganistan'da 1970'lerden böyle fotoğraflar vardır hep. 80'lerden sonra komünizm kaybederken müslüman ülkelerde islamcı hükümetler yükselişe geçmiş, bu minili kadınlar yerlerini türbanlı kadınlara bırakmıştır.

bu millet modernizmi hiçbir zaman sindiremedi. bunu her gün sözlük'teki lağım çukuru başlıklarda bile görebilirsiniz. bunları yazan çocuklar, sokaklarında rahatça mini etekle gezilen bir ülkenin insanları tarafından yetiştirilmedi. batılılara benzemek için yediği dayak bu millete yetmedi. atatürk'ün 20'lerde başlattığı hareket maalesef yarım kaldı. milletin kafası doğulu kaldı.

bize de 2019'un göbeğinde 70'lerden kalan mini etekli kadın fotoğraflarına bakıp iç geçirmek kaldı.
eskiden bazı deterjanlarda ddb denen bir kimyasal vardı. sonra yasaklandı. lab diye bir madde yerini aldı. bu konuyu hatırlamayanlar olabilir. merdiven altı firmalar yüzde yüz lablı diye kocaman yazmaya devam eder.
niye?
çünkü öne çıkaracakları başka özellikleri yoktur.
işte kendisinde öne çıkaracak, iftihar edecek hiç bir özellik bulamayan niteliksizler yüzde yüz lablı deterjanlar gibi osmanlı torunuyum diye gezinir.
ben osmanlı torunu değilim. türk'üm ve osmanlı hanedanının günahını, sevabını üstlenmiyorum. osmanlı çoktan yıkıldı. osmanlı'yı yıkan da atatürk değildi. atatürk osmanlı'nın yıkıldığını gören ve yerine cumhuriyet'i kuran kişidir. osmanlı'nın yıkıldığını sen de gör artık. işportacı sultan mı taht adayın?
gozum donup, birini her taraftan silip engelledigim zaman, rehberimden de siliyorum haliyle. az evvel, whatsapptaki engellediklerim listesine bi goz gezdirdim, bir kisiye sanki biraz haksizlik yapmisim gibi geldi, ve profil fotografi acikti, o beni engellememisti. yumusayasim, merhaba diyesim tuttu, +90 554...... yazan numaranin blokesini hop kaldirdim. anaaaaaaa... e gerizekali... gitti numara. rehberden silmistim cunku. sikrinşat alip, kaldirsana blogu asdkjdsajkdsajkkjfdafhjk yok su an ahahahahah kendi kendime guluyorum.

sozlukten tanisip, gorusmustuk. olur da burdan da hala beni okuyor ve takip ediyorsan, ve bu kisinin sen oldugunu dusunuyorsan, burdan msj atabilirsin dilersen :)
bankaların elindeki döviz mevduat her zaman verdiği döviz krediden fazladır. döviz kredi vermek kolay değildir zira bir sürü engel vardır, ihracatçı vs. olacaksın. bu nedenle bankalar döviz fazlasını londra-uluslararası piyasalara götürür karşılığında tl alırlar yabancılardan. bu bir takas-yani swaptır. aldıkları tl ile vatandaşa kredi verirler. bu işlemin belirli bir vadesi olur, günlük, aylık vs. örneğin;
100 br döviz götürdü 1 ay yabancıda kalacak karşılığında %3 faiz aldı ancak
karşılığında 550 br tl alacak karşılığında %22 faiz verecek

işte net faiz oranına %19 swap faizi denir. bu oran bazen 1900 bps (baz puan) olarak da ifade edilebilir.

her neyse eğer bankalar swapla tl bulamazlarsa kredi veremezler.

şimdi bunun dövizle ne ilgisi var diyeceksiniz. yabancıların swapla bankalarımıza tl verebilmesi için türkiye'ye gelip dövizlerini satmaları yani bir şey karşılığında tl almaları gerekir. böyle kaynak yaratırlar. yabancılar şu an dövizlerini satmıyorlar. dövizlerini türkiye'ye herhangi bir şey için (tahvil, bıst vs) vermiyorlar. korkuyorlar çekiniyorlar bu nedenle tl swap da yapmaktan imtina ediyorlar ve faizler fırlıyor.
yanlış bilinenlerin bazılarını düzeltelim.

1. alaturka'nın pozisyonu, dışkılama için daha sağlıklıdır. ancak klozette kazık yutmuş gibi değil öne eğilerek oturursanız aynı pozisyonu elde edersiniz.

2. idrar sterildir. sağlıklı insanın idrarında mikrop yoktur. idrar değen yerde de mikropların yaşaması zorlaşır.

3. klozetin oturağı, elinizdeki cep telefonundan daha temizdir. cep telefonunuzdaki mikrop sayısı ve çeşidi, umumi tuvaletteki klozetin oturağındaki mikrop sayısı ve çeşitinden fazladır.

4. insan vücudu, ağız yoluyla alınan dışkı mikroplarına karşı bile bağışıklığa sahiptir. dışkı yiyerek bile hasta olmak sandığınız kadar kolay değildir. klozete oturarak hastalık kapamazsınız eğer bacaklarınızda açık yara yoksa.

5. klozetten hastalık kapılsaydı, avrupa ve amerika'da veba salgını gibi bir hastalık dalgası devam ediyor olurdu. adamlarda tüm tuvaletler klozet şeklinde.

6. alaturka tuvaletten bacağınıza sıçrayan idrar veya dışkı ile de hasta olmazsınız. görüntü kirliliği olur pantolonunuzda sadece.

7. aids'li birinin idrarı veya dışkısına otursanız bile aids kapamazsınız.

8. halkımız alaturkayı da klozeti de kullanmayı beceremeyen, pis bir halk. yıllardır klozet kullanan ülkeler temiz kullanmayı öğrenmiş. taharet musluğu olmadan bile temiz kullanabiliyorlar. bizim daha yolumuz var o seviyede temizliğe.

9. alaturka'da yanda duran ve yere akan taharet musluğundan sıçrayan damlaların gözünüze gelmesi ve gözünüzü iltihaplandırması ihtimali, yukarıda anlattığım diğer tüm hastalık ihtimallerinden daha fazla.

––– özet –––
iki çeşit tuvalet de hasta etmez, ama ikisinden de mikrop bulaşır. bu mikroplara karşı vücudunuz bağışıklık sahibidir. kendi cep telefonunuz, umumi klozet oturağından daha pistir. bu hepiniz için geçerlidir, istisnası yoktur. sadece günlük olarak telefonunu alkol ile temizleyenler için geçersizdir.

her gün cep telefonunuzu kolonya ile silmiyorsanız, umumi klozetin mikrobundan boşuna şikayet ediyorsunuz.

kaynak:

https://yourhealth.augustahealth.org/…-toilet-seat/

http://time.com/4908654/cell-phone-bacteria/

https://www.thenewsminute.com/…let-seat-study-86826

https://www.dailymail.co.uk/…s-finds-new-study.html

https://www.vice.com/…that-really-going-to-stop-you
kimin belediye başkanı olacağına millet karar verir, sen değil.
sen bu ülkenin cumhurbaşkanısın, allahı değilsin.
milletin iradesine karşı gelemezsin.
haddini bil.

ayrıca mansur yavaş'ın seçileceğini kabullenmiş, o kesin.
ankara için sandıktan ümidini kesmiş.
seçim sonrası kayyum atamak için şimdiden kamuoyu oluşturuyor.
freni patlamış kamyona döndü.
üstümüze devrilmesin, başka bir şey istemem.
şu konulardan herhangi birinin cevabını göremeden ölürsem gözüm açık giderim;
- karanlık madde ne?
- karanlık enerji niye var?
- tümüyle anti-maddeden oluşmuş yıldızlar/galaksiler var mı?
- kuantum mekaniğindeki belirsizlik varlığın kendinde içkin mi yoksa sıkıntı bizde mi? (ontolojik vs epistemolojik)
- ışık hızının niçin bir limiti var ve niçin referans sisteminden bağımsızdır?
- en temel maddi yapı ve kuvvet nedir?
- varlık niçin oluştu?
- kuantum dolanıklığı niçin oluşuyor?
- zaman çift yönlü mü?
- kütleçekimi boyut mu, uzayzaman bükülmesi mi yoksa maddi mi (graviton var mı ?)

bunların arasında en çok merak ettiğim ise alttan dördüncü sualdir.
"siz" demiş, "siyasi eleştiri sevmiyorsunuz" demiş. "siz iktidar eleştirisi seviyorsunuz" demiş. bir yazar arkadaş demiş bunu. kahkaha attım okurken. e evet arkadaşım, siyasi eleştiri dediğin zaten iktidar eleştirisidir yav. gücü elinde tutanın, devlet olanaklarına sahip olanın eleştirilebilmesidir. muhalefeti eleştirmekte ne var, her dakika yarınlar yokmuşçasına sövebiliyorsunuz adamlara. yine de tatmin olamıyorsunuz yahu çok enteresan.

ha bir de zaten memleketi 17 yıldır kılışdar yönetiyor da, biz ona rağmen badem eleştirisi görmeyi tercih ediyoruz.
kredi kartı hiç kullanmadım.
hiçbir zaman alamayacağım ya da almak için çok efor sarf edeceğim bir nesnenin hevesine kapılmadım. ayağını yorganına göre uzatmak benim için sadece bir deyim değil yaşam felsefesi.

ailemden gerekmedikçe para almıyorum, beş kuruş borcum da yok, beş kuruş borç almışlığım da yok. çoluğu çocuğu olan insan neyse de sadece kendine bakmakla yükümlü birey bunu bile gerçekleştiremiyorsa sıkıntı vardır.
üzücü.
milletvekili olarak gündeme geldiği konular resmen ibretlik. biz milletimize hizmetkar olmaya geldik diyen bir partiden vekil olarak önce lüks otomobiliyle, sonra lüks motorsikletiyle, daha sonra meclis odasındaki skandal görüntüsüyle ve son olarak lüks saatiyle gündeme geldi.
keşke sporcu olarak ülkede spora katkı anlamında verdiği önergelerle gündeme gelseydi.
dizilerin ilk 20 dakikası ücretsiz kalan sürenin her bir 20 dakikası için 0.99 cent ücretlendirme isteyecektir.
3. selim'e 1789 fransız devrimi ile ilgili rapor sunan devrin dışişleri bakanı atıf efendi'nin ''ruso ve volter misüllü meşhur zındukların eserleriyle husule gelmiş bir fısk u fücur cümbüşü'' ifadeleri durumu özetliyor aslında.
aydınlanma çağının rousseau ve voltaire gibi rasyonalist fikir öncülerini sen ''bunlar ateist, bunlar zerdüşt, bunlar terörist'' minvalinde sözlerle itham edip değişimlere ayak uyduramayıp uluslararası toplum dinamiklerini kavrayamazsan, işte öyle kabuğuna çekilir ve karanlıktan kurtulamazsın.
verilen örnekler lokasyon bazında bakıldığında hep ülkenin batısı üzerinden. herkes doğal olarak gözlemlediğini yazmış. yalnız burada enteresan bir nokta var gözden kaçan. o da seyahat/çalışma/iş kurma şansının veya özgürlüğünün ülkenin batısındakiler için, sözgelimi trakyalı’lar için kürtlerden düşük olmasıdır.

izmir’den mersin’e sahil şeridinin aslında oraların yerel halkı için “ben sen bizim oğlan” kurgusunda bir domestik yaşam alanı olduğunu kabul edelim. sözgelimi, muğla ili marmaris ilçesi armutalan mahallesi, veya aydın ili ortaklar kasabası, veya söke atburgazı köyü. buralar bildiğimiz ege köyleri, kasabaları. ve başkaları tarafından domine edilmeye gayet müsait gördüğümüz üzere. öyle ki adam gelip buradaki dolmuş hatlarını ele geçirebiliyor, mekancılığı domine edebiliyor, ya da otelleri işletebiliyor. buralardaki ticari değer, sıcak para asla ve kata yerel halkın eline bırakılmıyor.

şimdi tam tersini düşünelim. siirt aydınlar ilçesi tillori köyü diye hayali bir yer olduğunu düşünün, veya doğubeyazıt ilçesi komara kasabası. buralarda turizm vs. bir rant ortaya çıktığını, ortada pay bekleyen bir pasta olduğunu düşünün. o pastayı o yerel halktan başkası ülkenin batısından gelip yiyebilir mi? yedirirler mi? yoksa o pastadan pay almaya geleni mi yerler?

trakyalı’ların digor’a göle’ye mardin’e giderek ticaret yapmaya çalıştıklarını, ve dahi bazı sektörleri ele geçirdiklerini, orada zenginleştiklerini düşünün.

düşünemediniz değil mi?
yine birilerinin parayla tutulduğunu gösteren provokasyon.

ulan bari mezar başında yapmayın şu şerefsizliği ayıp, günah.

aktroll'e bak hele bir de muhsin başkan diyor, muhsin yazıcıoğlu'nun adını ağzına alacak son kitle sizsiniz.
muhsin yazıcıoğlu, daha önce nice insanın kanına giren, birçok katliamda adı geçen ve bu katliamlarda başrol oynayan, birçok insanın yakılmasına düşünceleriyle ön ayak olan ve temennim o ki donarak can vererek ilahî adalete inancımı ölümüyle daha da perçinleştirmiş kişidir.

muhsin yazıcıoğlu'nu orhan aydın'ın kaleminden tanıyalım:

"seni tanıyordum.
elinde silah, komünist avına çıktığın ta o ilk günlerden beri seni tanıyordum.
önce ankara’da sonra istanbul’da ve tüm bir ülkede kana bulamadığın sokak, kahvehane, okul avlusu, fabrika önü kalmamıştı.
ev baskınları yaptın, kör karanlıklarda.
boğarak öldürdüğün arkadaşlarımın üstüne, kurşun yağdırmak marifetlerin arasındaydı. bahçelievler'de yedi canıma sen kıydın.
ellerine bulaşmış insan kanıyla, yüzünü yıkıyordun her sabah.
sarkık bıyıkların, yaz-kış üstünden çıkarmadığın kara ceketin, korkak- hain sinsi, kan oturmuş bakışların, gözümün önünden hiç gitmedi.
16 mart katliamı'nda kardeşlerimin üstüne kurşun yağdıranların başında sen vardın.
1979 kışında, ankara ziraat fakültesi öğrencisi, kayınbiraderim sabit torun’u balgat’ta evinin önünde pusu kurup, yaylım ateşine tutanların başında sen vardın.
kalbura çevirdiğiniz o körpe bedendeki, yirmi bir kurşunun dört adedi, senin cinayet aletinden çıkmıştı.
maraş’ı kana sen buladın.
annelerimizin karnındaki, bebeklerimizi katlettin.
bir değil, beş değil, on değil yüzlerle canımızı ateşe verdin.
yozgat, çorum ve 93'te sivas'ta yine sen vardın.
bir dağ başında, elinde silahın uluyan resimlerini anımsıyorum,
madımak ateşe verildiğinde, "tahrik var" diyen yine senin ölüm kokulu sesindi.
korkağın tekiydin.
uçan kuştan, akan sudan, kararmış geceden, gündüz güneşten ve insan sesinden ödün patlardı.
bu yüzden olsa gerek seni yalnız başına kimse görmedi!
kuyruğunu kıstırıp, sokak köşelerine pusu kuran, uyuzluk misali yaşadın.
ardında iş ortağın onca "tosuncuk" varken, hep güvencede hissettin kendini.
bu ülke katillerini seviyor ya, seni daha çok seviyorlar!
bahçeli de seviyor seni, baykal da, tayyip de, erbakan da.
halen arkan sağlam.
ardından methiyeler düzülüyor!
yazık oldu sana yazık. ölümün böyle olmamalıydı!
ateşe verdiğin o maraş yolu, canını aldı!
çakılıp kaldın bir dağın başına.
beş santim buz tutmuş bedenin.
zavallı ürkek yüreğin donmuş!
üzülmedim.
hiç unutmayacağım söz!
aklıma faşizmin düştüğü her an, önce seni anıyordum, yine seni anacağım..."
kalmalı diyor, 100 kişiyi nereye yatıracaksın acaba?

bir de kadın erkek sayısı neden eşit tutuluyor, neyin hesabı bu yani?

kariyerli, elit insanları toplayacakmış. kusura bakma da iki meme elleyeceğim diye ta büyükçekmece'ye giden adamın her tarafı kariyer olsa ne olur?

lan yine güldürdünüz gece gece.