Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
belediyenizin de allah belasını versin, insanlığınızın da. defolup gidin lan bu hayattan. siz olmamışsınız. sizin yaşadığınız hayat değil. bize vereceğiniz bir şey yok. sizden alacağımız bir şey yok. ne olur siktirip gidin artık.
üniversitede iken massachusetts institute of technology mezunu, türkçe sevdalısı amerikalı bir profesör hocam vardı. kendisi ingiliz edebiyatı alanında uzman olmasına rağmen bizden daha iyi istanbul türkçesi kullanır ve osmanlıca da bilirdi. defaatle de türkçenin ingilizce karşısındaki zenginliğine hayran olduğunu belirtirdi. bu hocam şimdi aklıma geldi ise nedeni bu saçma sapan başlıktır. her dil, coğrafi koşullar, kültür ve hatta savaşlar nedeni ile diğer dillerde olmayan kavramlar taşır. muhtemelen körpe beyinciğine hücum eden yeni yabancı dil bilgisi nedeniyle beyin amcıklaması yaşayan bu arkadaş, çok kısıtlı olan inuit dilinin sırf kuzey kutbu coğrafyasında şekillenmesi nedeniyle kar ile ilgili başka hiçbir dilde olmadığı kadar kelime barındırdığını öğrense bu sefer de dilimizi eskimo dili ile kıyaslardı.
ben şahsen ölmekte olan bir insanın ruh halinde hissediyorum artık bu ülkede kendimi ve eminim benim gibi düşünen insanlar da aynen öyle hissediyor.

nefes almakta zorlanıyoruz, hiçbir şey yapmak gelmiyor içimizden. geçmiş günleri hayal edip bir an umutlanıyoruz fakat o günlerin gelmeyeceğini anladığımız her an tekrar ölüm doşeğinde buluyoruz kendimizi.

bizi bu durumdan kurtaracak bir devacı bekliyoruz sürekli ama biliyoruz ki yok artık bu derdimize bir deva.

bizler öldük artık, yerimize gelenlerse yaşadıklarını sanacaklar ne yazık onlara. çocukları evlenecek onbirinde onikisinde, kocaları alacak ikinciyi, üçüncüyü. yöneticileri soyup soğana çevirecek hepsini, değer verdikleri hiçbir şey kalmayacak ellerinde eninde sonunda.

ve biz diyeceğiz ki ölüm döşeğinde bile; iyi ki yaşamışız o mutlu günleri, en mutlu günlerimiz olduğunun farkında olmasak bile...
ben de kendisine bir şiir yazdım

bharara yoktu
düşman çoktu
bharara geldi
düşman şok
seramoniye dunyanin izledigi macta 6 7 yasinda kiz cocuklarina basortusu takip cikariyorsan butun dunyaya verdigin mesaj bellidir, neyi sorguluyorsunuz. bu adamlarin hayali bu gayeleri bu amaclari bu. bunu yapabilmek icinde ellerinden ne geliyorsa yapiyorlar. 10 sene sonra sevgilinizle sahilde gezemediginiz zaman neden bu macta o cocuklari orttuklerini cok daha iyi anlarsiniz. ben gotunuzu yirtip girmeye calistiginiz ab de uye bir ulke olsam turkiye giremesin diye elimden geleni yaparim cok ciddiyim. biz asla ilimli bir ulke olamadik hep cizgilerde yasadik ya siyah olduk ya beyaz. bizim insanimiz ab ye girse ne olacak olacak olani soyleyeyim 3 5 denyo amsterdam da mini etekli kiz grubu gorunce ya taciz edecek ya taslamaya kalkacak. boyle bir millete sahip ulkeyi avrupa neden sevsin mantikli bir tane sebep soyleyin bana ?

cikarma amina koyayim kiz cocuklarini oraya tepki cekecegini biliyorsun garipsenecegini gerici diye etiketlenecegini biliyorsun cikarma. sirf erkekleri cikar o kizlari ortup oraya cikarma, cocuk ulan onlar daha cocuk ananizin ta amina koyayim nefsinizi sikeyim sizin.
anlatılan olayda suçlunun, çalışan olduğu hadise.
size bir parfüm hediye edilmiş, gidip parfümü değiştirmek istemişsiniz, parfüm açılmış olduğu için mağaza kabul etmemiş. yılmamış gitmiş parfümü, hile yaparak bir yerlerde paketletmişsiniz. anlaşıldığına göre ürünü değiştirip oradan bir parfüm almışsınız, çok yakışıksız bir hareket. sonra sizi patronunuza şikayet etmişler parayı ödemek zorunda kalmışsınız. patronunuzu arkadaşı olan kadına rezil etmişsiniz. birde üstüne özür dilememişsiniz.

hala işinizde bile olmanız mucize. kadının gidip elini öpün.

tanım : iş yerinde patron ile ilan edilmemiş savaş yaşamak. kovulmadan önceki durumunuzu ifade ediyor olabilir.
şanssız striker.
ülkede onu yedek bırakacak sadece bir kişi var
ve o da onun takımında...
başlığı bulamadım, muhtemelen açılmıştır. aşağı derken entry kutucuğuna kayıyor yani. ben bu kadar gereksiz bir özellik görmedim. yeni fare aldım sırf bu özellik yüzünden faremin tekeri bozulursa burayı yıkarım.
https://twitter.com/…snet/status/712961131116109825

bence komik.

ulan adam harbiden çok geliştirdi kendini.

--- spoiler ---

dear mr. @preetbharara ı'll send you my own music albums, if u make reza listen my songs everyday, you can learn everything from him.
--- spoiler ---

tükçesi benden olsun; sevgili baharara sana albümümü yolluyorum, eğer hergün reza'ya dinletirsen bilmek istediğin herşeyi sana anlatacaktır.

tam olarak böyle olmasa da bunu demiş.

edit, imla.. modlar başlığa el atsın.

mod kardeş; öpüyoruz seni..

olm adam ne chp demiş ne akepe, bundan rahatsız olan çomarlar geyiği hemen akp'ye bağlamış.. yarası var la bu hırsızların..
1- mehmetçik şehit olur
2- tv de acı bir yüz ifadesi ve hüzünlü bir ses tonu ile haberler verilir
3- iktidar terörü lanetler
4- muhalefet iktidarı eleştirir
5- bir düzine jet kandili bombalar
6- bu vatan içim toprağın altına giren mehmetçik 1 hafta sonra unutulur
7- iyi uykular türkiye
(bkz: adam haklı beyler)

size bir hikaye anlatayım. gerçi çok popülerdir bu hikaye ya, yine de bilmeyenler vardır.

hayatta görülebilecek en güzel çiçeği arayan kızımız, bir bahçıvanın cep telefonunu bulmuş, kendisini aramıştır ama bahçıvan kendisini reddetmiştir. facebook, vk, instagram gibi sosyal ağları da işin içine katıp bahçıvanı stalklayarak en sonunda bahçıvanın ehyhtere be, tamam gel dediği bir duruma erişebilmiştir.

bahçıvanla buluştuklarında ona cep telefonundan davşanlı mavşanlı garip gurup vinelarını, scorplarını falan göstermiş, bahçıvandan da onay beklemiştir ama bahçıvan gülmemiştir. bunun üzerine kızımız "gülmezssen gülme gerizekalıaa" deyip buluşma amacı olan en güzel çiçeği istemiştir.

bahçıvan ona bahçeden giderken en güzel bulduğu çiçeği almasını, ama geriye dönmesinin yasak olduğunu söyler. kızımız bahçeye girer ve kendini cennette sanar. zira bahçıvan işinin ehlidir ve çiçekler de bir renk cümbüşü içerisinde kızımız selamlamaktadır. kızımız hemen telefonunu çıkarır selfie'sini yapar, instagram'a da "bahçıvanla çiçek qeyfi" diye atar.

kızımız tam bir çiçeği alackken, ileride daha güzel bir çiçek görür. ona gider, tam onu alacakken yine ileride daha güzel bir çiçek görür. kızımız bahçenin sonlarına yaklaşıyordur ve çiçeklerin kokusu onu mest etmiştir. koku paylaşabileceğimiz uygulamayı niye yapmıyorlar ki diye düşünedursun, bahçenin sonuna gelmiştir ve son çiçek solmuş bir papatyadır. kızımız el mecbur ya onu alacaktır, ya da çiçeksiz çıkacaktır. ama her türlü göte gelmiştir.

buradan kızlarımıza sesleniyorum. başka yere başka beklentilerle bakmadan önce, karşınızdaki kişinin değerini tam ve kesin olarak ölçün biçin. neymiş, 1.85 boyunda olacakmış, yakışıklı olacakmış, kültürlü olacakmış, zeki olacakmış.

ne demiş üstad: "öyle birini bulursan, önce gelsin beni siksin"

sikmesin tabi, latife amına koyim. heteroyum ben.

sikikler, çiçeklere bakın lan.
"tv hep acik :..("

fotograf o. ani donduruyor. sen bir saat sonra baksan da tv acik gozukecek, bes gun sonra baksan da.

bakkal da surekli oturmuyor, o da fotograf.
dinci kesim tarafından ahlaklı olmak türbanlılara, muhafazakarlara has kabul edildiğinden ahlaksızlığın faturasının da bunlara kesilmesi normaldir. türbanı, muhafazakarlığı ahlak göstergesi yaparsan sonucuna da katlanacaksın.
teknik resim bilmem.
autocad hayatımda görmedim.
evde galiba kurşun kalem bile yok.
evde t cetveli yok.
casio fx3600pv'm var, o kadar da harika değil ama iş görüyor.
bilgisayarımda dwg ve dfx uzantılı dosyam yok, onlar nedir hiçbir fikrim yok.

bilgisayar mühendisiyiz diye yine dışlandık. canınız sağolsun.

genellemelere bakarsak, evet kendi adıma ben sıkıcıyım fakat sıkıcılıkla alakası olmayan çok sayıda mühendis erkek ve kadın tanıyorum.
ulan ''güç zehirlenmesi'' diyeceğim de bu adamda güç de yok amk. ne ara devreleri yaktı anlamadım.
- iyi günler, hattımı iptal ettireceğidim.
- tabi efendim, isim soy isim alabilir miyim?
- konor bulyon.
- hımm... konor bey malesef iptal işleminizi gerçekleşiremiyorum.
- sebep?
- az önce 2 hattınızı daha iptal ettirmişsiniz. 1 dakikada en fazla 2 hat iptal ettirebilirsiniz.
- aha ha ha!
- ...
- ha ha ha!
abd, türkiye'nin götü boklu enformasyonuna ihtiyaç duymayacağı için, akp'nin beyhude çabası olarak kalacaktır.
lan adamın çarşaf çarşaf tapeleri çıktı zaten. para transferi olayları desen, direkt izleyebiliyor adamlar paranın izini.
bizim meclis de goygoy peşinde..
bahçelievler katliamı'nın planlayıcısı ve azmettiricisi. türkiye'nin yetiştirdiği bir düzine halkçı aydın bu itin kurucularından olduğu, kendilerine alperenler diyen orospu çocuğu sürüsü tarafından öldürülmüştür ayrıca.

normal bir ülkede sokak iti kadar değer verilmemesi gerekirken burada "üşüyoruz" falan yazılıyor, ankara'da askı ipiyle öldürdükleri gençlerin hatrına yazayım buraya, kendisi eli kanlı katil itin tekidir.
yahu handan sultan ölüyor, aşık olduğun adam hüngür hüngür ağlıyor, yüzyılda bir görülecek trajedi yaşanıyor, bizim kösem angut angut bakıyor. biraz rol yap be kadın. etrafındaki herkes neredeyse küçük çaplı bir oscar oyunculuğu sergiliyor, sen öyle duruyon bir tek. her sıfatın aynı, her yaşın 19, yetti gari.
psikoloğum "rutininde değişiklikler yap, kendine küçük sürprizler hazırla" dedi, ben de müslümanları savunmaya geldim.

(şaka tabii, psikoloğum yok, deli miyim ben? her zamanki gibi kendi kendime konuşurken dedim bunları)

bu sorunun neyi ima ettiği belli ama sağlamasını yapmak için şunları sormuyor musunuz:

budistlerin keşfettiği son şey nedir?
hindular neyi keşfetti en son?
baptistlerin, evanjelistlerin, mormonların son keşfi nedir?

daha da komikliğe vurayım:
animistlerin, paganların son keşifleri neler?

***

bu basit laf sokmanın benim için yararı, iki ilginç konu hakkında düşünmeye zorlaması:

1) kaşif hakkında..

"herkes insanoğlunun gelişimine katkı yapıyor da bir müslümanlar mı aval aval bakıyorlar?" diye düşünürken, aslında ne kadar ufak bir kesimimizin bir halta yaradığını farkettim. insanoğlunun gelişimini sağlayan belki nüfusun %1'i bile değil. kalanı ya asalak ya da "destek ünitesi". mesela sigortacılığın, muhasebeciliğin, vs yararı var ama bizi ilerletmiyorlar, mevcutu idare ediyorlar.

dünya yarın patlayacak olsa ve en işe yarayanlarımızı bir mekiğe doldurmam gerekse, hiç öyle kura çekmeme, zor kararlar vermeme filan gerek kalmazdı, tam tersine o mekikte boş yer bırakırdım geride kalanlara gıcıklık olsun diye.

(kendimi de koymazdım o mekiğe. napacam uzayda bir sürü nobel ödüllü, bilmem ne madalyalı insanın arasında? o eziklikle yerçekimsiz ortamda bile yere yapışıp kalırdım aylarca)

tıpkı en büyük ekonomi olan abd'nin gsmh'sinin sadece %1-2'si sivil ar-ge'ye gitmesi ve o küçücük dilimden nasa gibi, nih gibi insanlığı kurtaracak kurumların besleniyor olması gibi. ırk olarak çok dengesiziz.

***

2) keşif hakkında....

insanlar artık eureka! diye bağırıp küvetlerden fırladıkları gibi sokaklarda koşturamıyorlar. keşke öyle bir hayat yaşasak, keşken toplumun örf ve adetleri (nefret ediyorum bu tamlamadan) buna izin verse.

ama öyle keşifler buluşlar artık pek mümkün değil. 10 milyar dolar harcayıp parçacık hızlandırıcı yapacaksın, 100 milletten adam toplayıp çalıştıracaksın, sonra 0.00000001 saniye yaşayan bir parçacık keşfedeceksin, anca öyle oluyor. ölme eşeğim ölme, dön elektronum dön. veya dana gibi teleskop inşa edip, onu utanmadan yörüngeye sokup, sonra yıldız sayacaksın.

artık bilime ve teknolojiye katkının büyük kısmı, çok ufak parçalar halinde yapılıyor. bunun da bir takım dolaylı ölçü birimleri var: nobel ödülü bir ölçü birimi ama sadece "max" değerini veriyor (o alanın zirve noktası), bizeyse histogramı lazım.

onun yerine mesela makale sayın ve bunları referans alan diğer makalelere göre edindiğin akademik nüfuz puanın bir ölçü birimi. veya kayıt yaptırdığın patent sayısı.

şimdi müslüman ülkelerde veya müslüman çalışanlar tarafından son 100 senede patent alınmamış mı? makalelere referans verilmemiş mi?

tabii o patentlerin çoğu işe yaramaz, rakip şirketleri lisans bedeli ödetmeye zorlamak için silah gibi kullanılmak üzere toptan alınıp satılıyorlar. ve evet, müslüman ülkelerde nüfusa oranla yeterince patent alınmyor, saygın makale yayınlanmıyor, nobel ödülü kazanılmıyor vs... ama burada da başa dönüyoruz: bu zayıflık insanlığın ve dini toplulukların çoğu için geçerli.

***

şimdi müslümanlardan kazandığım tüm krediyi kaybetme zamanı:

1) keşifler ve dini topluluklar deyince, söylemeden olmaz: allah yahudilerden razı olsun. allah tüm laboratuvarlara, makale editöryalarına, tüm mason localarına, illuminati hücrelerine, yatırım bankaları yönetim kurullarına birer yahudi ihsan eylesin.

2) oltaya gelip, "son keşif" diye, çoğu 1000 senelik olan müslümanların en büyük 20 icadının sıralandığını gördüm. halbuki biz bunları kitaplarımızda çürütmüştük: (bkz: #24829693)
internet kaynaklı olmadığını düşündüğüm problem.

getir butonuna 30 saniye içerisinde üç kere bastım ve üçünde de karşıma "başlık" altında "entry" yerine, "yarım entry" altında bir "reklam" çıktı.

yani adamlar öyle bir ayar vermişler ki sözlüğe, sayfa açılır açılmaz başlığı değil reklamı ve entry'nin son kısmını görüyorsunuz.

eskiden sözlüğe entry okumaya gelir arada reklam görürdük, şu durumda ise sözlüğe reklamları izlemeye gelip kısmet olursa bir iki de entry'ye denk geleceğiz.

http://i.hizliresim.com/g869el.png
http://i.hizliresim.com/8zznar.png
http://i.hizliresim.com/j36qmg.png
internethaber.com un haberine göre: cumhurbaşkanı erdoğan diyor ki, “bu kütüphane 24 saat gençlere, öğrencilere, halka açık olacak…”
ankara'da 24 saat toplu taşıma yok ki, o öğrenci, o genç kütüphaneye 24 saat gidebilecek mi ki sen 24 saat açık olacak diye reklam yapıyorsun. son metro akşam 11'de, belli saatten sonra otobüs de bulamazsın. son seferi kaçırdın mı sıçtın, mecburen sabaha kadar kütüphanede mahsur kaldın demektir. gerçi böyle durumlarda geceyi geçirmek için de 24 saat açık olması iyi bir şey aslında. harbi lan, demek ki bilmediğimizi bilen, düşünemediğimizi düşünenler var memlekette.

(bkz: internethaber.com haberi)
fenerbahçe'yle herhangi bir transfer rekabetine girmeyen, aziz yıldırım'ın egosu nedeniyle sırf "onların istediği oyuncuyu biz aldık" diyebilmek adına, kendisinin sistemine uygun olduğu için transfer etmeye çalıştığı oyuncuları, sistem falan gözetmeden sadece ismi nedeniyle ederinden çok daha fazlasını vererek alması üzerine, "başka adam mı kalmadı amk" diyerek diğer adaylara yönelen ve başarılı olan takımdır.

bugün sosa ve gomez yerine, diego ve van persie beşiktaş'ta olsa asist ve gol krallığı sıralamalarının tepesinde onların adı olur, fenerliler de sosa ve gomez'e küfrederlerdi.
uyuyamıyorum a dostlar dün kombine satışları başladı tekrar, ne kadar nazım geçen adam varsa semtten hepsine aldırdım kombine, tek başıma alacakken bir baktım 10 tane kombine almışız, aldırdığım adamların yarısı maça gitmez zaten size de ekmek çıkar buradan genç sözlükçü kardeşlerim.

neyse asıl konuya geleyim uyuyamıyorum çünkü deli gibi heyecanlıyım lan ben, ciddi manada ben bu statla büyüdüm oğlum yeşil çimlerinde az koşmadım, az idman yapmadım inönü de ben. davut hocanın az fırçasını yemedim ben lan orada, olm öz eniştem kovdu beni takımdan, öz eniştem lan bana bile kıyak yapmadı, hatta benimle beraber kendi oğlunu da pilot takıma yolladı biz yine ayrılamadık beşiktaştan. daha orta okula gidiyordum hafta içi kupa maçı için okuldan kaçmıştım bir arkadaşım da işten kaçmıştı sabah saat 8 biz buranın kapısındaydık maça 11 saat kala.. cebimizde toplam 6 lirayla 11 saat beklemişliğimiz var bizim 1.5 liraya yediğimiz köfte ekmeklerin tadı hala durur damağımda. maça saatler önce stada girip avazımız çıktığı kadar bağırırken büyük abilerimiz maç başlamadan bağırmayın lan maçta oturuyorsunuz diye kızdığı zamanlar hala aklımda..

çok heyecanlıyım lan ben hala heyecanlıyım olum zaman geçmiyor resmen.