"düşüyor mu böyle" cümlesinin gerçekte vuku bulması.
Sık geçen başlıklar
buralarsoguk 17
ekşi profilituvalet terliği.
hemde şu kayışı kopmuş olanı var ya,
ayağınla yerde sürtmek zorunda kalırsın.
hemde şu kayışı kopmuş olanı var ya,
ayağınla yerde sürtmek zorunda kalırsın.
bu tespit de coğrafyamızdaki insanların ne denli sorunlu, hasta ruhlu olduğunu gösteriyor.
birileri gezip tozuyor, hayatını yaşıyor oralarda bir yerde. sen ne yapıyorsun? buna kafa yoruyorsun.
sen başkaların hayatına kafa yormaktan yılları kaçırmışsın, kendini kurtar önce.
birileri gezip tozuyor, hayatını yaşıyor oralarda bir yerde. sen ne yapıyorsun? buna kafa yoruyorsun.
sen başkaların hayatına kafa yormaktan yılları kaçırmışsın, kendini kurtar önce.
bizim köy geceleri zifiri karanlıktır. telefon da pek çekmez. dikiz aynasından ardımı gözlemleyince bir ürperti geliyor. yaklaşık 5 kilometrelik yolda bir tek ev yok. orada lastiğim patlasa cantların üzerinde kaçarım o denli.
doğrudur.
kalbi güzel olsun, ruhu güzel olsun, sesi güzel olsun, huyu, suyu her bir şeyi güzel olsun.
kalbi güzel olsun, ruhu güzel olsun, sesi güzel olsun, huyu, suyu her bir şeyi güzel olsun.
haklıdır.
dayak yiyip yaralarını ömür boyu ruhunda taşıyacağına kendini savunsun.
dayak yiyip yaralarını ömür boyu ruhunda taşıyacağına kendini savunsun.
"eeeeyyyy kılıçdaroğllluuuu!".
lokantaya gidin, çorbaya bir kova ekmek banın. kaşık kullanmayın.
çay zaten ikram. içine sekiz şeker atın, sütlaça dönsün. böylece tatlınızı da yemiş olursunuz.
çıkarken kolonyayı bol kullanın, böylece lokantacıdan bide küfür yemiş olun, karnınız tamamen doymuş olur.
çay zaten ikram. içine sekiz şeker atın, sütlaça dönsün. böylece tatlınızı da yemiş olursunuz.
çıkarken kolonyayı bol kullanın, böylece lokantacıdan bide küfür yemiş olun, karnınız tamamen doymuş olur.
biri burnuna çorap tıkamış ve silah zoruyla şarkı söyletiyor sanki.
kafalar öyle güzel, öyle güzel ki.
gökyüzüne gömülmek isteyeninden tutun, bir balığın midesine inmek isteyenine kadar.
balıklara yem oluyorsun da böceklere neden yem olmuyorsun hımbıl?
utanmayın artık şu topraktan lan. buğdayından meyvesine kadar sana verdiği her şeyi yiyorsun. bırak o da seni yesin ne olacak?
ölünce et yığınına döneceksin.
adamlar insanlık için büyük buluşlar yapmış ve sonunda onlar bile toprağa dönmüşler. peki ya senin özelliğin ne amk?
kasma bu kadar.
gökyüzüne gömülmek isteyeninden tutun, bir balığın midesine inmek isteyenine kadar.
balıklara yem oluyorsun da böceklere neden yem olmuyorsun hımbıl?
utanmayın artık şu topraktan lan. buğdayından meyvesine kadar sana verdiği her şeyi yiyorsun. bırak o da seni yesin ne olacak?
ölünce et yığınına döneceksin.
adamlar insanlık için büyük buluşlar yapmış ve sonunda onlar bile toprağa dönmüşler. peki ya senin özelliğin ne amk?
kasma bu kadar.
uyuşturucu ve alkolün etkisinde olan amy'nin şarkı söylemeye çalışmasıdır.
konserden ziyade bir insanın nasıl bittiğini izleyebileceğiniz bir sahne olmuş.
vücudu resmen yardım çığlıkları atıyordu fakat (babası da dahil) paragöz çevresi bu çığlıkları duymazdan geldiler.
izledigim en üzücü sahne performansıdır.
konserden ziyade bir insanın nasıl bittiğini izleyebileceğiniz bir sahne olmuş.
vücudu resmen yardım çığlıkları atıyordu fakat (babası da dahil) paragöz çevresi bu çığlıkları duymazdan geldiler.
izledigim en üzücü sahne performansıdır.
iphone adında kıl bir telefon üretmek.
telefonda diva havası var amk. "o olmazsa açmam, bu olmazsa yapmam, şu olmazsa şarj olmam!". telefon değil sanki bülent ersoy mübarek.
android candır.
telefonda diva havası var amk. "o olmazsa açmam, bu olmazsa yapmam, şu olmazsa şarj olmam!". telefon değil sanki bülent ersoy mübarek.
android candır.
iskandinavya'ya gideceksek desteklenmesi gereken önerme.
zira orada böyle birseyler var
şimdi iskandinav erkekleri düşünsün .
zira orada böyle birseyler var
şimdi iskandinav erkekleri düşünsün .
atatürk havalimanından düsseldorf'a gidilecek. uçak, pasaport kontrolüne takılan bir teyzeyi bekliyor ve yolcunun teki mala bağlıyor:
+teyze on dakkadır seni beklioz ayıptır yaa.
-tamam yavrum paşaporta bakiolardı benim suçum değil.
+yaw tamam da insanlar seni beklio burda ayıptır.
-tamam yavrum, içerde bırakmadılar deyyom yoksam geç kalmadık.
+tamam da öyle olur mu yaa, bunca insan beklio.
-tamam yavrum özür dilerim.
+olmaz öyle bunca insan seni hedehödö..vsvs
herife birşey desem mi demesem mi derken önlerden güzel bir abi "lan bi daha ağzını açarsan, seni uçaktan indirmezsem şerefsizim!!!".
bidaha ağzını açmadı valla.
antidepresan etkisi yaptığı kesin.
+teyze on dakkadır seni beklioz ayıptır yaa.
-tamam yavrum paşaporta bakiolardı benim suçum değil.
+yaw tamam da insanlar seni beklio burda ayıptır.
-tamam yavrum, içerde bırakmadılar deyyom yoksam geç kalmadık.
+tamam da öyle olur mu yaa, bunca insan beklio.
-tamam yavrum özür dilerim.
+olmaz öyle bunca insan seni hedehödö..vsvs
herife birşey desem mi demesem mi derken önlerden güzel bir abi "lan bi daha ağzını açarsan, seni uçaktan indirmezsem şerefsizim!!!".
bidaha ağzını açmadı valla.
antidepresan etkisi yaptığı kesin.
katy perry gibi hatunu dilberay gibi görmektir bazen.
an itibariyle öğrendiğim olay.
yıllar sonra ilk kez bir insana yeniden güvenip yaklaşıyorsun.
ona sevgilim değil , "eşim" diye hitap ediyorsun.
ona tek bir kelime yalan söylemiyor, neyin var neyin yok herşeyini anlatıyorsun.
birgün kendi kendine düşünüyorsun "onun için ölür müsün? ama lafta kalmayacak. hakikaten ölebilir misin o eşin olunca?" kuşkusuz "evet!" cevabını verdiğim an onunla nişanlamaya karar vermiştik.
sonrasında talepler çoğaldı. ne ben o taleplere yetişebildim, ne o bu durumdan hoşnut kaldı.
oysa ben sana "canımı" vermiştim! böbreklerimi, midemi, kanımı, canımı , tüm organlarımı verebilecek kadar severken sen gözüme o mutluluk pozunu sokuyorsun.
neden?
ben ömür boyu mutluluktan ölüyordum zaten değil mi? bana acı gerekiyor değil mi? o samimiyetten uzak osuruk kadar pırlanta için mi yaptın lan bunu?
alırdım lan o kadar istiyorsan!
ben sana canımı verebilecekken pırlanta yüzük neydi ki lan?
ağladım. erkekler ağlamaz derler ama ben şuan odamın bir köşesine "yıkıldım".
mutlu musun? ıstediğin benim mutsuzluğum değil miydi ?
al sende kanat henüz kapanmamış yaralarımı. alıştım ben.
yıllar sonra ilk kez bir insana yeniden güvenip yaklaşıyorsun.
ona sevgilim değil , "eşim" diye hitap ediyorsun.
ona tek bir kelime yalan söylemiyor, neyin var neyin yok herşeyini anlatıyorsun.
birgün kendi kendine düşünüyorsun "onun için ölür müsün? ama lafta kalmayacak. hakikaten ölebilir misin o eşin olunca?" kuşkusuz "evet!" cevabını verdiğim an onunla nişanlamaya karar vermiştik.
sonrasında talepler çoğaldı. ne ben o taleplere yetişebildim, ne o bu durumdan hoşnut kaldı.
oysa ben sana "canımı" vermiştim! böbreklerimi, midemi, kanımı, canımı , tüm organlarımı verebilecek kadar severken sen gözüme o mutluluk pozunu sokuyorsun.
neden?
ben ömür boyu mutluluktan ölüyordum zaten değil mi? bana acı gerekiyor değil mi? o samimiyetten uzak osuruk kadar pırlanta için mi yaptın lan bunu?
alırdım lan o kadar istiyorsan!
ben sana canımı verebilecekken pırlanta yüzük neydi ki lan?
ağladım. erkekler ağlamaz derler ama ben şuan odamın bir köşesine "yıkıldım".
mutlu musun? ıstediğin benim mutsuzluğum değil miydi ?
al sende kanat henüz kapanmamış yaralarımı. alıştım ben.