Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
türk milletine değil, mevcut hükümete yaptığı eleştirileri içeren bir konuşmadır.

türkiye sarayları olan ama sosyal devlet olmayan bir ülkedir diyor, öyle değil miyiz? savaş çığırtkanlıklarıyla düşman yaratıp seçim kazanmak istiyor erdoğan diyor, yalan mı söylüyor?

siz turan hayalleriyle mastürbasyon yapan türk faşistleri, kıbrıs’ı babanızın malı falan sanıyorsunuz herhalde… o ülkenin bir yönetimi, farklı bir bayrağı, kendine has yasaları var. kıbrıs'ı, kıbrıs türklerine bırakmak için oraya girildi, işgal edeceğiz diye değil. bunu anlayamayacak kadar aptal olmayın. kıbrıs’ın sizin bilinçaltınızdaki o kaybedilen osmanlı topraklarının verdiği aşağılanmışlığı giderebileceğiniz bir ülke olmadığını kafanıza sokun artık.

ayrıca sınırları kevgire dönmüş ülkenizde 10 milyon ne idüğü belirsiz kaçak dolaşırken de milliyetçilik edebiyatı yapıp kendinizle taşak geçirtmeyin.
ben burada açık seçik, ayan beyan psikopati görüyorum. kurbanının göğsüne kulağını dayayıp “birazdan kalbini yiyeceğim.” diyen jeffrey dahmer‘in acımasızlığıyla, empati yapamamasıyla, karşısındakinin korkusunu hissedememesiyle aynı olan bir ruh hali görüyorum.
daha acısı aynı ruh halini ben 2018 yılında büyükşehirlerin birindeki en büyük hastanelerinden birinin acil servisindeki doktorlarda da görmüştüm. terminal safhadaki akciğer kanseri olan babam yoğun bakımda yer olmadığı için bir süre acil servise yatırılmıştı. bir çok hastanın yanında hayvanlar gibi gülüp şamata yapan 2 acil servis doktoru ve hemşiresi de aynı empati yoksunluğundan muzdaripti. babam öleceğini biliyor, ağlayarak korkuyla ölümü bekliyordu. 3 gün sonra da kaybettik.
şimdi bu entryi okuyan kaçınız yanınızda birisi ağlayarak korkuyla ölümü beklerken kahkaha atabilirsiniz?
bu da benim deneyimim doktor ve hemşirelerle. böyle bir duygu yoksunluğu, böyle bir densizlik, onu bırak böyle bir psikopatlık hayatımda görmedim.
bakanlık yök ile iş birliği mi yapacak, mesleğe giriş koşulları mı değiştirilecek bilmiyorum ama sağlık sektörü çalışanlarının temel insani değer ve davranışlar konusunda eğitilmeleri gerek. belli ki bazıları bundan yoksun ya da umursamıyorlar.
boktan bir şirketin boktan bir birimine personel alınırken bile yapılan psikoteknik testler neden uygulanmıyor tıp fakültelerine/sağlık okullarına girişte ya da hastane personel alımlarında? nasıl ki gsf ve konservatuarlara yeteneği olmayan alınmıyorsa, tıp fakültelerine de temel insani değerlerden yoksun kişiler alınmasın.
son söz: bu videolarda yer alan bu insanlık dışı yaratıkların evleri aransın. buzdolabından insan kafası, ciğeri, dalağı filan çıkabilir.
not: entrye bir açıklık getirelim çünkü ülkenin en büyük ikinci sorunu olan “okuduğunu anlamamak” yüzünden bazı mesajlar aldım. entryimde videodaki psikopatların doktor olduğuna yönelik bir ifade yok. hatta son paragrafta sağlık sektörü çalışanı diyerek genelliyorum. özellikle seçtiğim bir ifade. doktorundan hasta bakıcısına bir takım psikolojik değerlendirmelerden sonra mesleğe/sektöre girmeliler diyorum. bu benim fikrim. katılmayabilirsin, ona saygı duyarım. sizlerle paylaştığım kendi deneyimimde ise acil serviste gülen oynayan kişiler doktor ve hemşireydi. dr.xyz şeklinde isimlikleri vardı. elbette tüm sağlık çalışanları kötü değil. böyle bir şey olabilir mi. en ufak bir durumda doktordan medet umuyorsun bir çare göstersin diye. ama sağlık öyle bir çalışma alanı ki en ufak bir hatayı kaldırmıyor. iletişimin, vicdanın çok önemli olduğu bir alan. bunu vurgulamaya çalışıyorum.
herhangi bir internet sitesinden cinsiyet fark etmeden fiyatlara bakılarak anlaşılacak durum.

koton gibi bir markanın montları bin lira. ortalama bir erkek bot iki bin lira. markaları zaten geçtim. tamam her şey pahalandı da, bu ne amınakoim.
ne zaman başkasının kazandığı parayı bir kenara bırakıp kendi işinize bakacaksınız?

kendi işine baktığın zaman kariyerini ilerletmek, hayat kaliteni arttırmak için gelişim göstermen gerektiğini görüyorsun değil mi. e tembel bünyeye bu da zor geliyor haliyle.

o yüzden boş bakkal olup tartıyla uğraşmaya devam edin.
doğru karar falan değildir. ben bu dönem kadar iki yüzlü bir adalet görmedim. hastane iş bankasının olduğu için kapatıldı. ama kırklareli'nde özel hastanede doktor başka bir doktora tecavüz etti hastane kapatılmadı. adana'da doktor hastaya uyku ilacı verip tecavüz etti hastane kapatılmadı. yanlış teşhis ve tedavi ile onlarca hasta öldü hastane kapatılmadı. sağlık bakanının hastanesinde ameliyathanede ışın kılıcı ile doktor dolaştı kapandı mı hayır. (ışın kılıcı sözlüğün en çok konuştuğu konulardan biriydi o şekilde hatırlanır diye yazdım. sözlükte arattığınızda karşınıza çıkacaktır. )

anladığınız dilden yazayım nisa suresinin 58. ayeti “allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor." uydunuz mu? hayır.

edit : yazar arkadaşım doğrudan doktorları hedef almanız hoş olmamış diyerek uyardı. öyle bir amacım kesinlikle yok. sağlık çalışanlarının rezilliği ile hastane kapanıyorsa bundan çok daha kötü olaylar vardı neden kapanmadı sorusunu sormaktı amacım.
white mocha büyük boy 83tl.

bunu gördüm ve kapattım. hoşçakal starbucks, seni severdim.

öğrenciyken burger kingden çıkıp starbucksta kahve içerdik lan ucuz diye. olaya bak.
yaz... mümkün mevsimlerin en güzeli.

kimi zaman tekneyle açıkta, kimi zaman kabaran bir denizin kıyısında, çatal kaşık seslerinin anason kokusuna karıştığı bir ege kasabasında... kimi zaman öğle güneşinde çardak altında uykuyla, kimi zaman gecenin 'geç ve yıldızsız bir vakti' dilimizde kırık bir ezgiyle dokusu bozulmamış, kerpiç beyaz evleri olan taş bir ara sokağın bitiminde 'sende her mevsim yaz' diye sevilen sevgiliyle an gelip zorunlu veda vaktine erişildiğinde 'sen de her mevsim yaz' diye diye. işte böyle geçti yaz...

tekrar kavuşana kadar çok özlenecek olandır.
batının kesinlikle bir planı var ve bu aşağıdaki iki tanesinden birisi, ancak sadece hangisi olduğunu henüz bilmiyoruz.

1- yunanistan-türkiye arasında ukrayna-rusya benzeri bir savaş çıkartıp, türkiye'yi batı bloğundan sonsuza kadar dışarı atmak,

2- yunanistan üzerinden türkiye'de erdoğan'a olan desteği konsolide edip, 2023'te kolay anlaşabildiği ve yönetebildiği erdoğan'ın seçilmesine yardımcı olmak ve sığınmacı/göçmenler konusunda rahatlamak.

3. bir ihtimal yok gibi.
gamze'nin potada olması sebebiyle bu hafta olası yemek: ayşekadın fasulye ve pirinç pilavı

mehmet şet: evet arkadaşlar sizden çok güzel bir ayşekadın fasulye ve pirinç pilavı bekliyoruz.

yarışma başlar;

mehmet şef: evet arkadaşlar, pilav lapa olmayacak! ayşekadınlar kılçıklı olmayacak! çok sulu olmayacak! hafif ekşiliği olacak! bunlar yoksa getirmeyin bize.

tadım ve değerlendirme;

mehmet şef: evet gamze, pilavın biraz lapa ve tuzluydu, ayşekadının da kılçıklıydı ama osmanlı zamanında da böyle yapılıyordu, o zaman bıçak falan yok tabi. oradan esinlendin sanırım.

gamze: evet şefim, sizden görmüştüm

mehmet şef: biraz ekşiydi ama olsun bence güzel seni yukarı uğurluyoruz, geçmiş olsun.
somer şef: mehmet'e katılıyorum, daha iyi olabilirdi ama yeterli.

gamze'nin haricindeki tüm yarışmacılar için değerlendirme;

mehmet şef: sen bize nasıl kılçıklı, ekşili fasülye ve lapa pilav getirirsin. bu tabağın yeri burası değil.
somer şef: arkadaşlar burası mastırşef, artık kendinize gelin, biraz gamze'yi örnek alın.

(kamera gamzeyi çekmektedir bu sırada ve gamze gururla gülümsemektedir)
epl de bugune kadar en hizli.sekilde 3. kez hattrick e ulasan futbolcular:

michael owen 48 mac sonunda
ruud van nistelroy 56 mac sonunda
fernando torres 64 mac sonunda
luis suarez 71 mac sonunda
erling braut fucking haaland 8 mac sonunda
ilişkiler târihinin en aptalca hareketi.. bayrampaşa'nın en batı ucundan sultanbeyli'nin en batı ucuna git, beş dakîka gör, sonra yolun karşısına geçip ilk otobüsle dönüş yoluna koyul; ama hikâye "aşkım vallâ çok bi' şey olmadı, bak izle." diye özetlenen bir ihânetle bitsin.. (:
seçim kaybedilirse bundan böyle ortadoğudan gelen her amip, türk kadınlarına istediği gibi konuşma hakkı görecek kendinde. zaten kadınlar da kapanmak zorunda kalsın diye, örtülü desteklendiğine yemin debilirim bu iğrençliğin.

avrupaya laf söylüyoruz da, bu ortadoğuluların küstahlığı ve kendilerini birilerinin uyguladığı politikalar yüzünden bizden üstün görmeleri iğrenç boyutlara ulaştı. hayır sen kimsin amk yavşağı, siktir git ülkende kal o zaman. senin haddine mi türk kadınına laf söylemek hırt?

edit: lan isozher iti! bizim anamızda belli, babamız da. piç diye de, orospu çocuğu diye de sizin gibilere derler, namussuz para karşılığı memleketini ortadoğululara satan türk düşmanı, allahsız kitapsız paraya tapan satılıklar sizi.

görsel
bu gece mazota gelecek olan 1.5 tl zamı da eklediğinizde oluşan rezilliktir.

brent petrol düşerken bile zam yapanlar, fiyat şimdi yukarı doğru hareketlenince 3 günde neredeyse 5 lira kazık soktular millete... yakıta gelen zam, öyle yiyecek-içeceğe gelen zama benzemez. çok önemlidir, kritiktir çünkü bugün satın aldığınız her şeyin nakliye maliyetlerinin artmasına sebep olduğundan tüm ürünlerde zam dalgasını başlatır.

şu an ne türbanın ne tanganın, ne de gökkuşağı renkli dildoların hiçbir önemi yok. bu ülkenin tek gündemi ekonomi olmalı.

kaynak
dershaneye giderken kantinde vardı bu. akşam okul çıkışı dershanede test çözme seansı olurdu yedi bucuga kadar. acıkan koşardı. bizim ayrıca ev dışı akşam yemeğine verecek paramız pek yoktu. o kokusu ve bir iki kere alabildigim tadındaki keyif ile, şimdilerde ne zaman gorsem geçmişe dönük buruk bir hüzün uyandırır patates ekmek. ne kadar fakirmisiz ki patates ekmek bile luksmus.
seçime yakın bir tarihte ekonomiyi düzeltecek bir kaç hamleye bakar. bizim milletimiz cebine bakar, yasaklar, sansürler, sığınmacılar, laiklik karşıtı açıklamalar, atatürk'e hakaretler, kadrolaşma, rüşve,t yolsuzluk vs. bunların hiç biri umrunda değildir bizim milletimizin.
(bkz: bi zahmet)
asgari ücretli imalat sektörü çalışanı da imalat sektörü de istanbuldan gitmeli.
bu şehir, bu imalat sektörünü artık kaldırmıyor.
tüm fabrikalar, atölyeler ve çalışanları lojistik açıdan en iyi ve kentleşme açısından devlet tarafından yeniden dizayn edilmiş bölge ve kentlere taşınmalı, ki bu şehir modern hindistan havasından arınsın.
adam asgari ücretli istanbulda yaşamaya çalışıp, geçinemiyorum diyor. köyünde ekip biçse, hayvancılık yapsa eti, sütü, meyve, sebzesinden hem daha iyi kazanır, hem de daha iyi beslenir, hem de bu modern hindistanda metrobüse binmeye çalışmaz, dolmuş kapısında gitmez, güneş görmeyen yüksek girişli dar sokaklardaki apartmanlarda oturmak zorunda kalmazdı.
devlet, bu imalat sektörünü hızlıca istanbuldan taşıyıp, göçmenleri de hayvancılık ve tarım için anadoluya taşımalı. orada üretime sevk etmeli bunları. istanbul’un nüfusu en fazla 12 milyon olmalı.
o ne aq. eskiden köyünden ipini koparan gelirdi, şimdi orta doğudan ipini koparan istanbula geliyor. eskiden doğuluları kınardık kıro diye, bunlar 20-30 senede ehlileşti, bi de bu göçmenlerin ehlileşmesi 20 sene sürer.
notre dame’ın yakınında, seine kenarında oturup içilen sigaralar. orsay müzesi, bol bol monet. inanılmaz lezzetteki baget sandviçler. gençlik, itlik, serserilik.

unutmadan, bir de la jetee.
bu nedir lan? psikologlar mı suç üzerine katil olma güdüsü üzerine doktora yapanlar mı açıklayacak bunu? 2-5 yaş arası çocukları silahla katletmek, oyuncaklarla dolu rengarenk bir kreşi kan gölüne çevirmek, 8 aylık hamile bir öğretmene ateş etmek... bunu kim nasıl açıklayabilir?

bu dünyanın suça meyilli genlerden en acımasız yöntemlerle sonsuza kadar kurtulması lazım. modern hukuk ve ceza sistemi bunu karşılamıyor çok açık, daha bilimsel daha kökten çözümler lazım insanlığa.
3 milyon 250 bine evimi satıp 3 milyon 650 bin liraya başka bir ev alacağım. alacağım ev için emlakçının benden istediği para yüzde 18 kdv dahil yaklaşık 90 bin lira.
kendi evimi satmak için de emlakçı ile görüştüm. benden istediği para 75 bin lira. 75 de alıcıdan alacak. bu para çok dediğimde verdikleri cevap şu: siz 3250 yi alacaksınız, biz evi 3250+75'e müşteriye sunacağız. müşteri evi, sizin bize vereceğiniz komisyon sanki evin fiyatıymış gibi bilecek. toplamda evimin satışından 150 bin lira kazanacak. konuştuğum 6-7 emlakçı da aynı şeyi söyledi. emlakçı aracılığı ile aldığınız evin fiyatı bilin ki iki komisyonun eklenmiş hali. birini ev fiyatı ile beraber gizli veriyorsunuz sadece.
ben de kendi afişimi astım. sahibinden'e ilanımı verdim. bu süreçte şehirdeki tüm emlakçılar aradı sağ olsunlar. geçen yine biri aradı, ilan süreniz doldu, dedi. not almış ilk aradığında. 105 tl karşılığı 3 ay uzattım dedim. şok oldu. 3 ay sonra görüşürüz küçük sincap.
hakkıdır değildir bilemem ama şu bana saçma geliyor. emlakçı mülk satışından yüzde 4 komisyon alıyor, satıcı ve alıcıdan. 700 bin liraya da satsa aynı, 7 milyona da satsa aynı. bir satıştan 28 bin artı kdv, diğerinden 280 bin artı kdv alıyor. iş aynı iş. burada belirli bir miktarın üzerindeki satışlarda oran değişmeli. bir meslek grubu bir malın satışına aracı oldu diye bir ev parası kazanmamalı.
çocuk aklıyla bi galatasaray forması aldırmıştım zamanında. sonradan millet 90dk koşup milyon dolarlar kazanırken taraftarların halini gördüm, bıraktım.
kullandığınız diş macununun sls içerip içermediğini kontrol ediniz ve içeriyorsa kullanmayı bırakınız. özellikle sensodyne'lerde çok rastlıyorum.
bir alıntı:
"her diş macunu değil ama içinde 'sodyum loril sülfat ' (sls) bulunan diş macunu yada gargara benzeri ağız hijyen ürünlerinin aftı tetiklediği görülmüştür. bunun nedeni (sls) 'nin ağız dokularındaki koruyucu tabakayı kurutması ve alttaki dokunun yaralara karşı daha savunmasız hale gelmesi olarak açıklanır."
https://www.dentist.com.tr/…t-ve-agiz-yaralari.html
edit:imla
özür dilerim ama entryleri okuyunca sinirlerime hakim olamadım orospu çocuklarına bak yaaa. depresyona giriyorlar ama alkole, sigaraya, enstrümanlara, gym aidatlarına ve protein takviyesi için gereken meblağları/verecek paraları da var. yokluk görmemişler ki amınakoyim ya çok sinirlendim.
biz en fazla sabah uyanıp böyle hayatın anasını sikeyim diyip yine bir şeyler için mücadele etmeye devam ediyoruz.

t: yokluk bilmeyen adamlardan depresyonu öğrendiğimiz başlık.
kaba şopar, dızzo-barzo, hapçı, it uğursuz elemanlara taytı hemen sıyıran kadınlarımız,
efendi erkeğin bir merhabasına bile tahammül edemiyor. düşmanca bakışlar ve tavırlar cabası....
ne demek istediğimi değerli efendi yoldaşlarım çok iyi bilirler.
türkiye'de en büyük ayrımcılığa uğrayan kesim efendi erkeklerdir. esas bizleri koruyacak, sekse ulaşma hakkımızı anayasal güvence altına alacak kanunlar yapılması gerekiyor.