Sık geçen başlıklar

depresyona giren erkeklerin yaptığı şey 9

ekşi'de gör
sahibinden.com'da nuh nebiden kalma saçma sapan arabalara bakıp koleksiyonerliğe özenmek.
pipisyle oynamak
.
(bkz: pp)
.
zırt pırt profili değiştirir.
kadınlar gibi saç kestirecek hali yok
zaten kısa
pp…kips
bir olaya üzülmek, acı çekmek ile depresyonun karıştırıldığı başlık. tanımı yaptığımıza göre devam edelim.

dostlar depresyon farklı bir durumdur. eğer gerçekten depresyona girdi iseniz saçınızı kestirmekle, pavyona gitmekle, üç gün deli gibi içmekle ya da arkadaşlarınızla halı sahaya gitmekle bu işi çözemezsiniz. burada bir anlaşalım.

depresyona giren erkeklerin yaptığı şey de kadınlarla aynıdır. çok ağır boyutta değil ise psikolog, ağır boyutta ise ilaç tedavisi ile birlikte terapi. bunun başka yolu yok.

kalkıp "ben depresyona girdim ama senin dediğin gibi olmadı. iki bira içtim, üç şehir gezdim, iki tane hatunla takıldım ve geçti." diyorsan senin yaşadığın şey depresyon değil can sıkıntısıdır, üzülmektir, kahrolmaktır belki.

kolun kesilmişken yara bandı yapıştıramazsın. depresyon kolun kesilmesidir. bir çoğunun depresyon diye adlandırdığı ise kedi tırmalaması.
erkekler çeşitli nedenlerle depresyona girebilir. ilk zamanlar zihin kendini kapatmak istese de sonrasında kendini ispat etmek ister. özellikle de bu, bir ayrılıksa tek amacı o kadına kendini tekrardan ispat etmektir.

bunun temeli erkeğin yaratma güdüsüdür. ayrılık erkeği başarısız yapmıştır ve başka türlü kendini ispatlama, en basitinden kendi bedeninden bir bebek yapma şansı yoktur, horney buna rahim kıskançlığı derdi. bu yüzden inşa etmeye çalışır. kendini kendine ispatlamaya, tekrarda saygı görmeye çalışır. esas problem bunu tek bir kadından beklemesidir. geçmişte yazmıştık:
(bkz: ayrılık acısı geçer mi/#116076787)

o kadına kendine ispat etmeye çalışması evet iyi bir başlangıçtır ama bu hedef ileride değişmelidir. yeteri kadar geliştiğinde o kadına karşı bir şey hissetmediğini fark etmesi gerekir çünkü seviye atlamıştır, beklentileri ve hayalleri değişmiştir. sonuçta hala kendini o kadına beğendirmeye çalışıyorsa aslında gelişmediğini rahatlıkla belirtebiliriz. şu podcastte temellendirerek anlatmıştık.

böyle dönemler yalnızlık içinde geçer. kadınlar bile kokunuzu alır ve duruşunuzdan, verdiğiniz sinyalden ötürü size yaklaşmaz. hatta bununla ilgili çalışmalar bile mevcut. kadınlarla iletişimin %93'ü kapalıdır. %7'si sözlü sağlanır. işte bu dönemde direkt kötü durumunuzu sinyallemiş olursunuz.

emin olun ki başarılı birçok erkek bu aşamada gelişmiştir. çoğu şarkı, şiir bu aşamada bestelenmiş ya da yazılmıştır. daha doğrusu enerjisini yönlendirmeyi başaran erkekler tarafından ortaya konmuştur.

benzer dönemler geçirdim, hatta hayatta sıfırlanmak diye de anlattım. geçmiş hatırladıklarınızla inşa edilir. belki o dönem kötü hissediyor olabilirsiniz fakat emin olun her gün hayatınız için ufak bir şey yaptığınızda, en azından iyi geçirmeye çalıştığınızda, bir şeyler inşa ettiğinizde geçmişi iyi hatırlarsınız çünkü sonunda bir ödüle ulaşmış olursunuz çünkü erkek ancak yaratırsa güçlü ve huzurlu olabilir, bunu başaramazsa yerinde sayar ve geçmişi atlatamaz.

sizi kurtarsın diye birilerini beklemeyin, o kişi asla gelmeyecek. siz kadın gibi doğuştan bir değer değilsiniz. güzelliğiniz ve doğurganlığınızla karşı cinsi etkileme şansınız yok. örneğin barın bir köşesinde oturup kendi başınıza poz kestiğinizde hiçbir kadın yanınıza gelip de "oo ne kadar seksi ve yalnız bir erkek, sizinle tanışabilir miyiz?" demeyecek. emin olun yaratmıyorsanız, başarısızsanız, kendinizi inşa etmediyseniz gübre kadar değeriniz olmayacak.
özür dilerim ama entryleri okuyunca sinirlerime hakim olamadım orospu çocuklarına bak yaaa. depresyona giriyorlar ama alkole, sigaraya, enstrümanlara, gym aidatlarına ve protein takviyesi için gereken meblağları/verecek paraları da var. yokluk görmemişler ki amınakoyim ya çok sinirlendim.
biz en fazla sabah uyanıp böyle hayatın anasını sikeyim diyip yine bir şeyler için mücadele etmeye devam ediyoruz.

t: yokluk bilmeyen adamlardan depresyonu öğrendiğimiz başlık.
entryleri biraz okudum da umarım can sıkıntısını depresyon sanmaya devam edersiniz sevgili yazarlar. çünkü depresyon denen şey oyun oynamakla, saçı üçe vurmakla, sakalı kesmekle falan geçmiyor. günlük hayatınıza bir şekilde devam etmeniz gerekse bile, hatta bir şeylere gülseniz bile, o orada ve yatağa yatmanızı bekliyor. tatil günleri yataktan hiç çıkmıyorsunuz mesela. hiçbir şey yapmak, hiç kimseyle konuşmak istemiyorsunuz. ilaç içip uyuyorsunuz yalnızca. işin kötüsü o sıkıntılı depresyon dönemini bir şekilde atlatsanız ve aradan aylar geçse bile o günlerin müsebbibi bir olayla, kişiyle ya da anıyla karşılaştığınızda yeniden yokluyor sizi o depresyon.
burada oyun oynarım vs gibisinden yazanlar. siz depresyona girmemişsiniz beyler. depresyon öyle bir şey ki; tuvaletiniz gelir kalkıp da yapamazsınız. geceleri birden uyanır ve geri uyuyamazsınız. o an x yerdesiniz fakat beyniniz depresyon olan sebebe o kadar odaklanmıştır ki, nerede olduğunuzu unutursunuz.
hiç ama hiç belli olmayacak şeydir. özellikle uyarıyorum, herkesi.

etrafında depresyona girdiğini gözlemledikleri, son zamanlarda konuşma sıklığını azaltmış, boş ve anlamsız bakan yahut genellikle hüzünlü olduğu görülen, sıklıkla kendisini eve kapatan birilerini görürseniz muhakkak ilgilenin.

yapılmış çalışmalarda erkeklerin depresyonlarını genellikle gizleme eğilimi gösterdikleri ve psikiyatra gitme sıklığının oldukça düşük olduğu belirlendi. özellikle erkek intiharlarının önemli bir çoğunluğu tanı konulamadığı için elimizden kayıp gidiyor. hatta çoğunluğu iş bulamamış, çevresel sorunları olan ve yalnızlaştırılmış genç erkekler (özellikle 21 yaş grubu).

bu konuda içinde çok acısı olan bir insan olarak siz aklı başında yazarlara tek diyeceğim şey, yalvarırım bu insanlara sahip çıkın.