Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
hap bilgiler vol 128: midye ve karides yerine kamu malı yiyerek hem sevap işleyeceğinizi hem de milletin çoluk çocuğu iş bulacağız diye kendini paralarken siz yedi sülalenizi zengin edebileceğinizi biliyor muydunuz?

bonus fayda: kamu malı, midye/domuz vb. ürünlere göre mahalle baskısı içermemesi nedeniyle de sizi eleştirilerden ve kınanmaktan korur.

daha fazla diyanet ahiret hacks için takipte kalın...
hırsızlığa, yolsuzluğa, katili tecavüzcüyü tahliye etmeye çok meraklı olduğu halde tv kadın sporcu görünce "çoluğumuz çocuğumuz izliyor bunlar tayt giyiyor din elden gidiyor" diye bağırmamak için kendini zor tutan soysuz o. çocuğu yobaz enikler hiç havlamasın. tarikatçı valilerinizle konserleri, festivalleri yasaklattığınız gibi kadın sporculara da karışamıyorsanız birilerinin medeniyet için direnmesi sayesinde karışamıyorsunuz. yoksa sizin ne kenef mamulü olduğunuzu 5 vakit namazını kılan başörtülü kızlar da biliyor.
başka çözüm yok.

50 tane güvenlikli sitesinden işine arabasıyla geçerken

dünden kalan yemeklerini pencereden atıp köpek beslediğini sanan tayfa istemez elbette.
- yarın dolar kaç para olacak stresi yok
- yarın acaba hangi sikimsonik vergi çıkacak gerginliği yok
- yarın faturaları nasıl ödeyeceğim korkusu yok
- yarın acaba ev sahibi zam için arar mı stresi yok
- yarın deprem olursa 30 yıllık evim yıkılır mı korkusu yok
- yarın benzine yine zam gelir mi derdi yok
- yarın acaba kaç tane afganlı, suriyeli kaçak görürüm derdi yok
- yarın eve dönerken sokakta öldürülür müyüm korkusu yok
vs…

tabii mutlu olurlar amk. bizim gibi gelişmemiş üçüncü dünya ülkesinde yaşamıyorlar ki.
ukrayna, savaştan önce sınırda vize uygulaması ile kimlikle bile girilebiliyor olmasına rağmen kürtleri ülkeye almıyor havaalanında bekletip geri gönderiyordu.

ama görevliler bunu yaparken doğum yerine bakıyordu. çoğu zaman ilin nerede olduğunu bilemiyor haritaya bakıp doğudaysa ayırıyorlardı. ben de babam memur olduğundan doğu illerinin birinde doğmuşum. normal vizem de olduğu için girebiliyordum ama bazen bekletiliyordum. o zamanm da aslında doğum yerine değil nüfusa kayıtlı oldukları ile bakmaları gerektiğini anlatmaya çalışıyordum.

ordaki görevlilere neden bunu yaptıklarını sorduğımda "kürtleri engelliyoruz" diye açıkça söyledi. neden? dedim.

"türklerin suç işleme eğilimi ukraynalılardan düşük ama kürtlerinki ukraynalılardan 10 kat daha fazla" dedi. özellikle şiddet içeren suçlarda kürtler açık ara 1 numara olmuşlar.

ukraynalılar kürtleri 5-6 yıl içinde çözdü. türkler 1000 yıldır çözemedi.

edit: ukraynalıların yaptığı kesinlikle önyargılı. ama tipe de bakıyorlardı. tek kriter doğum yeri değildi. aslında olay şöyle gelişiyordu. pasaport kontroldeki görevli doğu illerinde doğmuş olanları ayırıyor sonra muhtemelen daha yetkili biri gelip bazı sorular soruyor ve kişiyi çıkışa yönlendiriyor veya geri gönderiyordu.

japonya'nın da son dönemde benzer bir uygulama yaptığı yönünde mesajlar adım.

ukrayna ile ilgili teyit ve destek mesajları geldi. kafamdan uydurmuyorum. özellikle son beş yıl içinde ukraya'ya giriş yapanlar beni doğrılayacaktır. tüm sınır kapılarında bu uygulama vardı.
ukraynali bir kizsiniz ve muhabbet ettiğiniz/ görüstüğünüz adam sizin izniniz olmadan " türk kizlari bok ukrayna kızı harika diye" alıyor milyonlarca kişinin oldugu yere resminizi paylaşiyor.

bu sırada türk kızlarının kalitesizliginden bahsediyor tabii. kendisi kadını paylaşacak kadar kaliteli çünkü yersen.
20 yaşındayken kaan tangöze ve seçkin pirilerin oğlu hakana oyun ablalığı yapmıştım, onların bodrum gündoğanda ki yazlığında 1 ay kadar kaldım sene 2011 falandı ve adam gayet sessiz sakin bir insan evde normal bir insan yani, alkol içip gitar çalıp, seni kendime sakladım diye bağırmıyor sjsjsjssj
büdüt: stark7 diye düşük/orta sınıf arkadaşı gelir, kültür ve çeşitli tatil kapışmasına davet ediyorum. tanım: kampta götünü yıkamayan birinin zoruna giden başlık

linç yiyebilirim ama bu gerçeği kabullenmek lazım.
çoğu için, tuvalet imkanı ya kısıtlı ya da leş gibi
duş hak getire.
çok kokana denk geldim.
lütfen bana edebiyat yapmayın, çok ilkel bir eylem

edit: sadece kamp esnadında
hazırlık:
petek dinçöz - foolish casanova
şebnem ferah - mayın tarlası
sertab erener: every way that i can

lise 1:
the rasmus - in the shadows
ogün sanlısoy - saydım
kurban - 'sert' albümündeki tüm parçalar
evanescence - bring me to life

lise 2:
mor ve ötesi - bir derdim var
çilekeş - tüm şarkıları
pamela - istanbul

lise 3:
grup deli - ösym götümü ye :)
bu katil velet müebbet alsa en azından 60 yıl vergilerimizle beslenecek yiyecek içecek ısınacak. onun yerine bu ve bunun gibi mahlukatlar ya nükleer tesislerde atık bölümüne verilsin, derin madencilikte zincirle bağlanıp çalıştırılsın, veya idam edilsin organları ihtiyaç sahiplerine gitsin leşi de bilimsel araştırmalarda kullanılsın.
inanılmaz bir adam, robot ile kurgu yaparak kendisini çok zeki göstermiş şaka gibi gerçekten, arkadaşım bunlara ihtiyacın var mı ya?
kurgu değil gelişen sohbet olduğuna inananlar kişiler, elimde çok güzel boğaz köprüleri var alıcıysanız konuşalım.
köfteyi o kadar çok ciğnemeniz gerekiyor ki lastikçi yusuf bile diyebilirsiniz
üsteki yazara ithafen kamu işçileri çalışmıyor zaten. gerçekten meslek erbabı işçileri es geçiyorum. çalıştığım kurumda biz bir fiil masa başında uğraşırken ve talepleri yetiştirmeye çalışırken temizlik personelleri sabah bir paspas geçip öğlene kadar kahvaltı yapıyorlar. danışmanlar boş boş oturuyor soruya cevap bile vermiyor. güvenlik desen bir kapıya 15 kişi koymuşlar. diğer memurluklarda bu derece rahatı var mıdır vardır muhtemelen ama sayıca fazla alım olmadığı kesin.
edit:nerede sayıca fazla işçi görürseniz taşerondan kadroya geçmiş olduklarını anımsayın. memurdan fazla maaş alanları var. şimdi memur sınava hazırlanmış kazanmış biri. en rahatının bile bir sürü sorumluluğu var. biraz eleştiri yönünüzü başka yerlere çevirmenizde fayda var.
bunların birinden vatana millete yarar gelecekse o ülkeyi de toprağı da. bunun gibi yüzlerce 15-20 arası genç görüyorum. tek sohbet konuları şunu şöyle dövdüm şu kızı şöyle siktim. ne kendilerine ne başkalarına saygıları var. küfürlü konuşurlar, milleti rahatsız ederler, çöpleri yere atarlar. cam şişeleri yerde kırarlar. sokak kedisi bunlardan daha yararlı vatana millete.
bence kadın kayda alınmasına tepki göstermekte haklı. bu işe ben de ifrit oluyorum. niye çekiyor oradaki herifler kadını.kime ne ? kişinin izni olmadan nasıl çekeip tüm türkiyeye yayın yapabiliyorlar?
* ilgi orospusu olan sosyal medya ile yatıp kalkan kadınlar.
* her şeyden mutsuz olan kasvet ve kaos ile beslenen kadınlar.
* eğitimsiz ve işsiz kadinlar.

esasında instagram şöyle böyle diyoruz ama insan karakterini güzel ele veriyor. sayfasında paylaştığı fotoğraflardan, takipçi sayısı ve takipçi tiplerinden hemen ne mal olduğu anlaşılıyor.
karşındaki insana sonsuz güven duymak.
bir insanı geçmişi geleceği düşünmeden sevmek ve sevilmek.
hayatında eksik insan hissetmemek, tamamlanma huzurunu yaşamak.
sergio ramos'u almak kötü bir karar diyen suserler... bu adam defans hattının cristiano ronaldo'su. ronaldo size 7 milyon euroya gelirim derse yaşı 37 olduğu için almayacak mısınız? bayıla bayıla alırsınız. öyle bir şey.
türkiyede başka insanlara rahatsızlık veren tipler fiziksel olarak kolay alt edilebilir tayfa, bu hep böyleydi üstelik. emrah ablak'ın dayak yemeli çizgi hikayelerindeki gibi aciz tipler. bireysel silahlanma denilen hadise daha ziyade bu itlere yarıyor. çoğu kişinin bildiğinin aksine eğer muazzam bir silah / bıçak vesair kontrolü ve cezası olsa sokakta serseri kalmazdı. japonyadaki eski usul silahsızlık işe yarıyor. münferit deli bıçaklamaları dışında.

varoşlarda, kırsalda muazzam bir silahlanma var, av tüfeği anahtarlık gibi bir şey oldu. abd'deki gibi. silah herkes için serbest olsa bundan en fayda görecek olanlar kaybedecek bir şeyi olmayan tayfa. emin olun bu kadar silah, bıçak olmasa ortalıkta bu itleri anında derdest edecek babayiğitler hala var. insanlar çoluğu, çocuğu olduğu için bulaşmak istemiyor, kanunlar da zaten iti köpeği azdırmaya yönelik olunca, nerede vitaminsiz ezik varsa at koşturur oldu cinnet vatanımızda.
tuvalete gittiniz, elinizi yıkadınız, kurulamak için kağıt havlu ya da hava üfleyen zamazingo aradınız bulamadınız sonra bir baktınız özenle katlanmış ve sıralanmış tertemiz, bembeyaz tek kullanımlık havlular var. geçmiş olsun.
dikkat ettiniz mi eray hariç 1 kişi bile barbaros kaşık alır demedi. herkes tanya dedi. bunlar gerçekten yemekten anlıyor mu? sadece şeflerin surat ifadesine bakınca bile barbaros'un yemekte “anormal” bir şeyler olduğu belliydi. bunlar hem yemekten anlamıyor hem zeka problemleri var sanırım ahshshshss

neyse bu kaşık, bütün program boyunca kuduz köpeklik yapan, diğerlerine hakaret eden, izleyenleri durduk yere sinirlendiren, götü kalkıp olana girsin. şöyle iyiyim böyle iyiyim diyip duruyordu, bırak kaşığı almayı, alacak insanı bile bilemedi mal gidip 3. yü tebrik ediyor.

o göte bi baktır derim, fena yanmışsın ahahahaha.
kendi tecrübemi yazmakla yetinip başlığı ankete çevirecek değilim.

1980'den yani 12 eylül'den önce türkiye yurt dışına büyük oranda kapalıydı. sadece döviz, sigara değil yabancı kültür ürünleri de türkiye'ye zor giriyordu.

öncelikle 24 ocak 1980 kararları sonrasinda 12 eylül sonucunda türkiye sınırlarındaki engelleri aşama aşama kaldırdı. mcdonalds'ın vs. gelmesi 1980'lerin ikinci yarısıdır. ilk pizzayı da etiler'de yemiştik ama o 'pizzacı' lüks bir italyan restoranı gibiydi. uzun süre insanlar mcdonalds'a da lüks restoran muamelesi yaptılar.

kendimizi bunca kültür ürününe açtık da kendimiz dışarıya hangisini satabildik? satmak bir yana, çoğunun patentini bile kaptırdık.

neyse. diyeceğim o ki, o pizza yediğimiz yer o kadar lüks gelmişti ki artan dilimlerimizi bir kutuya koymaları karşısında bir çocuk olarak ufo görmüş masum köylu gibi kalmıştım. pizza yendikten sonra bile o kutuyu da çok özel bir ürünmüşçesine mal gibi muhafaza etmiştim.

bugün bakınca anlıyorum ki devletin halkı böyle ürün ve hizmetlere ulaşamaz hale getirmesi halkı görmemiş'leştiriyor. halkını açık pazar haline getirenler ise dilencileştiriyor. liberalizm iyidir ama onun da bir ayarı vardır.
gece gece insanları rahatsız eden primatlar arabalarıyla bir duvara girip paramparça olsa gram üzülmem. bu tarz insanlar yaşamayı hak etmeyecek kadar değersiz benim gözümde.