Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
selamlar sevgiler, yapı merkezi adındaki canikosunun firması hakkında geniş yerden bilgiler aktarmak isterim. bu firmaya hem yol makinaları satan bir firma sebebiyle hem de otokorkuluk, yol güvenliği işi yapan başka bir firmadaki arkadaşlar sebebiyle son derece aşinayım.

öncelikle bu firma asla ve asla vadesinde bir kuruş dahi ödeme yapmaz. fat dedikleri malzeme kabul süreçlerinde tedarikçinin burnundan getirir. güç bela kabul yaptırırsanız ödeme vadesi geldiğinde geç teslim sebebiyle vade uzatımı isterler vade uzatımı bitince çek verelim 3 ay vadeli derler. makinanın herhangi bir aksamı için servis çağırıldığında çıkan (bu kısımda bir gram şaka yok) civata, tel ne kadar siksok hurda var ise onlar için alacaktan düşülmek üzere fatura düzenlerler. 1,27 try fatura gördü bu gözler. ticari faturalar 7. gün 23. saat reddedilir. bir hafta da öyle kazanırlar.

şubat ayından beri tanzanyadaki şantiyeye gönderim yapan (makina, hammadde, servis) hiçbir firmaya ödeme yapmıyorlar. firma batıyor galiba gibi duruyor ama hayır adamların kredi derecelendirmesi hala çok iyi bir milyon euro'dan fazla iş için açık hesap çalışabiliyorlar.

bu entryi okuyan ve bu firmaya tedarikçi olan finansçı, risk uzmanı var ise tavsiye bellidir. ya alacak sigortası ile çalışmak ya da counter-garanti istemek tek çözümdür. bu arada ticari alacak sigortası da bu herifleri bildiği için aşırı ağırdan alıyor, 30 gün vadeli diye başlanılan projenin alacağı 270 günde dönüyor. garanti varsa vade günü yakın gitsin, piyasada bunlar yüzünden batma noktasına gelen çok fazla yedek parça sağlayıcısı var. bu heriflerle mal bulmuş mağribi gibi atlayıp da karlı fiyatla çalışmak isteyen ticari varsa onu da kovun. şu faiz ve kur ortamında adamların ötelediği finansal maliyetin yükü kârı bırak zarar getirir.

bütün bunlar da duyumdur. yatırım tavsiyesi değildir. ama görünen o ki “taşlar yerine oturur gibi” oldu.
kimse kusura bakmasın ama ülkeden onca doktor,mühendis, öğretmen, avukat, mimar ve daha nice nitelikli adamlar gitmiş, ciddi bir beyin göçü olmuş, sen kimsin de neyin tehdidini ediyorsun.
o yüzden kardeşim sen istersen al taksinin anahtarını sok götüne. zaten biz kullanmıyoruz.
bunu uzaktan da olsa arkadaşıma yapmayı deneyen çingenenin ensesine bi patlattım 1 saat yerden kalkamadı. sonra 3-5 çingene daha toplayıp geldi onları da dövdüm.

bunlar sığınmacılarla birlikte istanbul'dan gönderilmeli ve girişleri yasaklanmalı. hırsızlıkları da bunlar yapıyor.

asla hoşgörülmemesi gereken terördür.
en onemli nokta senden kalabalik gruba atar yapma eyvallah cek. tek basina adamsin sesini yukseltip zaten kavgaya bahane arayan adamlari cilddirtma, adamlarla zaten husumetin var biliyorsun ki bos gelmemisler. bol bol alttan al ne yapacaksan sonraya sakla, seni kurtaracak tek sey alttan alip abi cekmek. biraz korkmus gibi yapsan iki tokat belki biraz dayakla yirtacaktin, bi de ustune silah cektin, adam sana el ense yapmis zaten emrah moduna gireceksin. simdi hayatini kaybettin. adamlarin oldurme niyeti yok belli konusmaya gelmisler ama bir araba adam gelmisler. fitili yakmayacaksin. oldurme niyetleri olsa direk girdigi gibi vururlardi. buarada o an orda musteri olsam kesin ben de vurulurdum. cunku boyle durumlarda acaba ne olacak diye beklerim mevzu ciksin da ortam da anlatacak hikayemizi olsun der sonra pamugu yerdim kesin. kendimi biliyorum.
ya bir kulüp bu kadar nasıl kötü yönetilebilir ya aklım almıyor. basın toplantısında ilk soru g.saray transferlerini fenerin istediği oyuncular üzerinden yapıyor sorusu. cevabı adam kağıttan okuyor. ulan bir tane akıllı adam yok mu amına koyduğumun kulübünde biz napıyoruz amk demiyorlar mı? kafayı yiyeceğim yemin ediyorum ya..

edit: okan'ın dünkü açıklamaları soruldu. onu da kağıttan okuyup cevapladı. oğlum bir camia bu kadar rezil edilemez ya..ulan gazetecilere soruların dağıtılmasına mı yanayım, 10 saniyelik cevabı ezbere konuşamayan, kağıttan okuyan hocaya mı yanayım...

edit 2: tete sorusu da kağıttan cevaplandı..
neden olmuyor, az önce canlı kanlı gösterdi. kaleciyle karşı karşıya kalmışsın, ceza sahası içindesin hâlâ topu tutma, çalım atma derdindesin. gelişine kıçınla bile çaksan gol değilse gol tehlikesi olur ama yok, kafa basmıyor. olmuyor işte bu yüzden olmayacak senden. yürü adana'ya.

not: kafayı yemek isteyen arkadaşlar şuradan izleyebilir.

https://twitter.com/…?t=wlqoilm3iksb_sjpcylazg&s=19

yedek bağlantılar:
https://twitter.com/…?t=0ll5_ulm_8q8i9eiphhiuq&s=19
https://twitter.com/…?t=vqtqhy0ye2b5mu0hn4nddw&s=19
hakkında işlem yapılmamıştır. adam hala serbest, kötüsü hala küçük kız dayısıyla aynı evde yaşamak zorunda. babası çocuğu teslim etmemek için direnince göz altına alınmış.
boğazımız yırtılana kadar bağırdık liyakatsizlik diye. alın sonuçları. 4 yaşındaki çocuğu tecavüzcüsünden koruyamayan devlet.
fiilen devletsiz olduğumuz gerçeğiyle depremde yüzleşmiştik. sık sık bu gerçek yüzümüze çarpacak artık.

https://www.cumhuriyet.com.tr/…indaki-cocuk-2106773
https://twitter.com/…van/status/1689141613149245440
nasıl anlatsam bilemiyorum. t.d. adlı baba, eşi ö.d. ile boşanma aşamasındaydı. küçük kızlarının geçici velayeti annedeydi, baba ise 15 günde bir görebiliyordu.

bundan iki ay önce... aldığı bayram kıyafetlerini kızına giydirmeye çalışan baba birden şoke oldu. zira kızının bacaklarında morluklar vardı. “kim yaptı” sorusuna kızının yanıtı, “dayım” oldu.

dayı m.o. çok ağır bir dosyada sanıktı. iki ayrı çocuğa cebir ve şiddet kullanarak cinsel istismar suçundan 22 yıl 6 ay hapis cezası almıştı. denizli 1. ağır ceza mahkemesi’nin 2017’de verdiği bu kararın ayrıntılarını okuyorum, midem bulanıyor. ayrıntılara girmeyeceğim lakin sadece şunu bilin; çocukları bağlayarak cinsel istismarda bulunulmasından bahsediyorum.

peki, şimdi o dayı m.o. nerede?

hapiste mi? komik olmayın! gazeteci mi o, sadece çocuklara tecavüzle suçlanıyordu!

dosyası yargıtay’daydı, kendisi de altı ay tutuklu kalıp tahliye edilmişti. ve daha ağırı, bacaklarında morlukların fark edildiği küçük kızla aynı evde yaşıyordu.

işte baba sonradan öğrendiği bu gerçeği de düşününce çıldırdı. hemen küçük kızının morluklarına dair darp raporu aldırdı.

sonra da...

dayı m.o. hakkında şikâyette bulundu.

savcı soruşturmayı başlattı, şikâyetçi babanın ifadesini aldı, ardından da küçük kızın annesinin ifadesini aldı. farkında mısınız, nokta koydum önceki cümleye. devam edemedim. zira, denizli’deki savcı, şüpheli dayı m.o’nun ifadesini almadan dosyayı kapadı.

yanlış okumadınız. anne, aynı evde yaşadığı kardeşi m.o’dan şikâyetçi olmayınca babanın suç duyurusu “varsayıma dayalı” olarak değerlendirildi. sahi, kim morartmıştı 4 yaşındaki kızın bacaklarını? savcı bu sorunun peşine bile düşmedi, dava açmadı.

ancak baba, peşini bırakmadı. tüm uğraşlarına rağmen şüpheli dayı için sadece bir ay süreyle uzaklaştırma, anne için ise “çocuğa kötü söz söylememe” uyarısında bulunma kararı çıkarabildi.

gün geldi, o baba, kızını şüpheli dayının da yaşadığı o eve teslim etmemek için direndi. bu nedenle gözaltına bile alındı.

sahi, 4 yaşındaki çocuğu, çocuklara tecavüzden 22 yıl 6 ay hapis cezası almış bir adamla aynı evde yaşamaya mahkûm eden yargı sistemini kim hangi vicdanla bana açıklayabilir?

acaba o küçük çocuğu bu kötülüğe mahkûm eden kararlarda, annenin çok yakın bir akrabasının yüksek yargı üyesi olmasının etkisi var mıdır?

midem bulanıyor. bu kadar.
barış pehlivan

not: yeğenine tecavüz eden adam değil, ama gazeteci barış pehlivan hapis yatacak. öyle bi düzenin içindeyiz.
https://twitter.com/…van/status/1686603043280662528
o kadar çok gündemde tutuluyor ki bu fiyatlar, bir de benim gibi bir sik sahibi değilseniz insanın psikolojini sikmeye yetiyor. siktiğimin konutu.

komünizm şart mk.
gs taraftarının içinde aşırı mal bir kitle var. işler iyi giderken bile buraya gelip irin kusup gidiyorlar. bu zehirli kitlenin en belirgin özelliği futboldan bi sik anlamıyor olmaları. önerilere bak aq. bir de hararetli hararetli yazmış mal.

hatalar yapabilen ancak yaptığı hatalardan ders de alabilen, bir fikre sabit takılı kalmayan, tutmayınca hemen aksiyon alıp planını değiştirebilen hoca. bu müthiş bir özellik. geçen sene gördük jesus inat etti arda güler'i oynatmadı. lig biter bitmez çocuğu geldi real madrid aldı.

bunun dışında taktik konusunda da bu seviye için kendisini kanıtladı. adam kadıköy deplasmanına icardi ve torrerira'yı yedek oturtup 4 yerliyle çıktı bunlardan biri de geçen yılın günah keçilerinden berkan. bu şekilde çıktığı maçtan 3-0 ile çıktı. kendisinde ne kadar taşşak olduğunu gösterdi.

kadro madro diyenler zaten siktirip gidip tenis falan izleyebilir. futbol hakkında bir halt bilmedikleri bir gerçek. kadro asla şampiyon olmaz. öyle olsa teknik direktör diye bir şey olmazdı amk.

bu gerizekalılığın taraftarın arasında yayılmasına izin vermemek lazım. iyi giden şeyleri bile bozar bu toksik kitle.
"herhangi bir amacı yoktur." gibi gerizekalıca laflar görüyorum. yapmayın.

hayattaki her şey bir amaç doğrultusunda yapılır, bir şey için yapılır. bir şey elde etmek ya da bir şeyden kurtulmak için. evet bir düşünün. evet her şey.

ha her kadının amacı illa götünün güzel olduğunu erkeklere göstermek olmayabilir. ama "bir amacı yok." tipi gerzek cümlelere de gerek yok.

şunda anlaşalım olur mu: bazı kadınlar evet götlerinin beğenilmesi için böyle giyinirler, bazı kadınlar da rahat olduğu için, bazı kadınlar hemcinslerini sinir etmek, meydan okumak için. bazı kadınlar da birden fazla amaçla böyle giyinirler. hem rahat olduğu için hem kadınları kıskandırmak için. hem erkeklere hem de kadınlara güzel görünmek için vb... hangi kadının neyi neden yaptığını da genel davranış patterninden anlarsınız. tek bir veri üzerinden hareket etmek genelleme yapmak olur.
babam emekli… abim başka bir şehirde üniversite okuyordu. benim bütün hayalim ise istanbul'da okumaktı. istediğim bölümü istanbul'da okuyacak puanı aldım ve tercih zamanı babam başını öne eğerek kızım istanbul yazma ben seni orada okutamam dedi. bir baba için kurulabilecek en zor cümle bu olsa gerek. benimse ergen halimle başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü sanki. bütün çabam, gayretim, hevesim bir anda kırılmıştı. annem ikna etti babamı. okuturuz hevesini kırma gitmek istiyorsa gitsin dedi. istanbul'a gittim.. ama babamın o cümlesi hiçbir zaman çıkmadı aklımdan.. elimden geldiğince onlara yük olmamalıyım bilinci yerleşti. paramı idare etmesini de aileden yeni ayrıldığım için yeni yeni öğreniyorum. hiçbir şey harcamayayım desem sabah kahvaltı akşam yemek yol parası derken günde en az 10 lira haftada 70 lira harcamam gerekiyor. ama annem 50 lirayla 4 kişilik bir aileyi bir hafta idare edebiliyordu diyorum. ister istemez onlara yük olduğumu hissediyorum. ilk senemde öğün sayısını teke düşürdüm sadece öğlen okulda 1.5 liralık yemek yiyordum. yine parayı yetiremeyip her seferinde utana sıkıla annemlerden istiyor, parayı gönderdikten sonra annemden “kızım biraz idareli ol bizde de kalmadı” cevabını alıyordum. bu böyle olmaz dedim sonra dershanede çalışarak ufak da olsa kendi harçlığımı çıkarmaya başladım. öğün sayısını da arttırdım ondan sonra yine param ucu ucuna yetiyor. bir de okuldan kimya hocam var kızının sınavı olduğunda 1 saat ders vermem için çağırır sonra da 50 lira harçlık koyar cebime sağolsun.. o zaman 50 lira bir öğrencinin özel dersten kazanabileceği bir ücret değil. neyse bir gün hiç param kalmadı cüzdanımın bozuk para kısmında sadece 10 kuruş var. bir umut atm ye gittim belki içerde unuttuğum bir 5-10 lira kalmıştır diye. yarına çıkabilirsem sorun yok çünkü yarın dershaneden maaşımı alacağım. atm ye kartı taktım baktım 0. sonra boş cüzdanıma baktım ve kendimi şöyle teselli ettim “neyse en azından akbilim aylık bu gece aç idare edeceğim o kadar.” sonra telefonum çaldı o hocam “psifizikopatim müsaitsen şimdi okula gelebilir misin? benim kızın yarın fizik sınavı varmış. tutturdu psifizikopatim gelsin diye.” dedi. o an havalara uçtum… o hocamın da maddi manevi hakkını hiçbir zaman ödeyemem. selam olsun ona…
ya oğlum 2 hafta sonra çekyatın üstünde survivor falan izleyeceksiniz ne bu şov tatava. bi de bayrak kuran falan öyle gelmişler sanki yemin töreni yapacaklar.

benim anlamadığım ananızı babanızı nasıl ikna ediyorsunuz yahu? bizim pedere böyle bi şey yapacağız desem taşşak geçer benle.
netflix’te 72 tehlikeli hayvan latin amerika ve asya belgesellerinde bu konu işleniyor. işin çığrından çıktığı ülke şili. her yıl 140.000 vaka. öyle ki sokak köpekleri çeteleşip doğada takılmaya başlamış. bununla ilgili araştırmalar yapılıyor. hindistan desen bildiğimiz gibi. ama bu belgesellerde türkiye’de geçiyor. daha önce yazmıştım ama sorun ciddi. bi sefer bu köpekler bisiklet ve motorcuları tehdit olarak görüyorlar. bununla ilgili bir çok paylaşım görmüşsünüzdür. bir de çocuk ve yaşlıları güçsüz görüp saldırıyorlar. bununla da ilgili bir sürü olay yaşandı. olayın çözümü bir barınakta toplanmaları ve üremeleri kısıtlanmalı. bu hayvanlar kontrolsüz olduğu için hem insana hem doğaya zarar veriyor. buna duyar kasanlara bakmayın. doğal yaşam hakkında gram bilgileri yok emin olabilirsiniz.
hatta piknik yapmak bile yasaklanmalıdır bizim ülkemizde.bu güzellikleri haketmiyoruz.o bira ve kola şişelerini,karpuz kabuklarını,çekirdek kabuklarını götü…ze sokun!yere atmayın
bizim yerli beğenmez taraftara hatırlatmak, hatta kafalarına kazımak lazım. bu çocuk ortalama bir avrupa takımında olsa 30 milyondan aşağı alamazsın. türkiye'ye getirmeyi hayal bile edemezsin.
ingilizce - odtü
mühendislik - odtü
kampüs hayatı - odtü
şehir ve konum- itü
şehir ve konumdan kaynaklı mezuniyet sonrasında piyasaya rahat girme imkanı - itü

bir de odtü'de mühendislik okunsa da iyi kötü bir miktar sosyal bilimler (asgari bir felsefe, etik, estetik vb kültürü gelişiyor) de öğreniliyor.

odtü'nün bir diğer dezavantajı da ülkenin geneline nazaran ütopik düzeyde özgür, demokratik ve hoşgörülü bir ortamda (bir fanusta) yaşayıp mezun olduktan sonra “hassiktir lan nereye düştük” travması yaşatması.
bugünki hezimetin baş sorumlusu eray'dır, çenesinden korktuğundan kimsenin yazmaya götü yemedi, ama kendisi ve kankası sefa mert'i yazabildiler, herkes kaybetmişken insan üzülür de bir hafta dinlensin çocuk der ilk günden yazmaz, gaddarlık bu resmen. ayrıca sefa, sen mert kadar potaya gitseydin çoktan eve postalanmıştın, eray sen de ilk ona bile giremeyeceksin.
kktc'yi hem abd'nin hem rusya'nın tanımamasındansa birinin bile tanıması çok olumlu bir gelişmedir.

bakmayın siz avrupa aşığı ergenlerin amaan ne olacak ki sanki abd ve avrupa tanıyacak mı demelerine.
bakın konunun profesyoneli değilim ama istanbulda bulunan kavşak sayısının çok olması bence en büyük trafik nedenlerinden birisi. acilen kavşaklara taralı alan uygulaması getirilmeli ve ihlal karşısında yüksek cezalqr olmalı. bakın çok rahatlayacak trafik iddialıyım
gürültü amk! bu siktiğimin yerinde sessizlik aşırı lüks! nasıl bir oç gecenin 3 ünde kornaya basa basa gider? son ses müzik açıp gidenler peki? ya apartmandan gelen tıkırtılar... ulan hepinizin amk! ilk fırsatta köye yerleşiyorum....
sevginin gösterilmesi için,
onu eylem(ler)e dökecek kadar sevilmemenin sonucu olarak,
buna layık görülmediğin düşüncesi ve bunun verdiği değersizlik duygusudur
kendini güzel olan şeyler sana sunulacak kadar değerli görmemek ve kimseden hiçbir şey beklemeyerek her şeyi kendi başına elde etmek için çabalamak.
elde ettiğinde de kendini gerçekleştiren kehanet kısır döngüsü içinde yine kendine hiç değeri biçmek çok yorucudur.
izmir / urlada ev alamazsın ev bu paraya gel şöyle yapalım;

- arjantin'de yaşam plani yaparım,
- 100k dolar ile arjantin'de bir ev alırım,netti? (2.7 milyon tl , 10 milyon -2.7 milyon kaldı elde 7.3 milyon tl)
- 7.3 milyon tl lik türkiye'nin kupon ödemli euro bondlarini alırım.
- 400.000 adet 2047 vadeli usd 8,3 faizli eurobond alırım.(7 milyon tl lik eurobond alımından sonra ,kalan para ilk yerleşim için 300.000 tl =~11.000usd ile arjantinin yolunu tutarim)

- kazancım 6 aylık (kupon ödemeleri 6 aylık çünkü) 11.500 usd, bakin aylığa bölerseniz ortalama 2000 usd aylik getiri yapıyor.bu para ile dünyanın her yerinde yaşarsınız ama, bakın ama arjantinde hanımefendi, beyefendi olursunuz.

-evi aldik arjantinden ,aylik 2000 usd gelirimiz var, daha ne olsun. 2047 de tekrar gözden geçiririz yatırımı... kim öle kim kala.

bakarsın arjantin uçuşa geçmiş ev satışları patlamış , satarsın evini abd ye geçersin,ki zaten o kadar yaşadıktan sonra bir arjantin pasaportu al.(arjantin pasaportunun ayrıcalıkları apayrı)

nasıl?