Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
öncelikle evli kadınların da eşlerini aldattığı gerçeğini ortaya sürerek sebepleri gözden geçirmekte fayda var:
1- aynı evde yaşamak aşkın büyüsünü bozuyor
2- çocuk sahibi olmak seksin keyfini yok ediyor
3- her iki tarafın da aile bireyleri ile haşır neşir olmak çiftin arasındaki iletişimi negatif etkiliyor.
4-zorlu hayat koşulları, iş hayatındaki sorunlar, masraflar vs. çiftin birbirini eğlendiren yanlarını törpülüyor, bir aradayken rutin ve sıkıcı insanlar oluyorlar.
5- evde rutin ve sıkıcı bir eş varken bir başkası tarafından beğenilmek, keşfedilmek heyecanı cazip geliyor.
6- evdeki rutine dönmüş seksüel faaliyetinin alkışlanması beklentisi kişiyi aldatmaya yöneltiyor.
7- her yer seçenek kaynıyor, her iki cins için de. üstelik çoğu seçenek hazır ve hızlıca devreye girebiliyor. çoğu istendiğinde aynı hızla devre dışı kalabiliyor.
8- yakın arkadaşların aldatma faaliyetlerini bilmek kişi için özendirici ve “ben de yaparım neyim eksik” dedirten bir durum çoğu zaman.
9- eşin aldattığını öğrenmek de çok önemli bir itici güç olabiliyor.
10- ne yazık ki aldatma artık sıradan bir sorun olduğu için - genelde kadınların kabul edip görmezden geldiği- evliliklerin bir kısmı için sonlandırıcı sebep olmaktan çıkıyor.
11- aldatma eylemi eşi tarafından normal kabul edildikçe, kişinin rutini oluyor.
12- eşlerden biri aşık olarak aldatırsa evliliğin bitmesi için elinden geleni yapıyor.

son olarak bu sebeplerin hiç biri olmadan da aldatan yok mu, olmaz mı?
çok var.

not: aile ve ilişkiler koçuyum. bütün bunları seanslarımdan edindiğim bilgiler ışığında yazdım.
akp genel başkanı erdoğan, 1977'de milli eğitim bakanlığı bursu ile ingiltere'deki imperial college london'da doktora yapmış, 1978'de türkiye'ye dönerek itü'de 1983'te doçent unvanı almış, 1989'da profesör olmuş, 1983 yılında parlak bilim insanlarına verilen tübitak teşvik ödülü'nü kazanmış, kahramanmaraş depremini önceden tahmin etmiş ve bilimsel etiğin dışında çıkmadan gelecekte yaşanacak depremler hakkında uyarılarda bulunan prof. dr. naci görür'e "bu adam müsvedde, senin profesörlüğünden bu millete ne gelir?" dediği söyleniyor. kaynak.

edit: naci hoca nahif bir tweet attı. ben aslında öyle demedim, böyle dedim diyor.

edit2: bazıları naci görür değil, başkasına dedi diyor. kime peki? cevap yok. diğer profesörler neden açıklama yapmıyor da naci görür açıklama yapıyor? erdoğan hangi profesörümüze sövüyor bilen varsa aydınlatsın.

edit3: iyi parti tam olarak bu vahim dil ile ilgili bir paylaşımda bulunmuş. bir cumhurbaşkanının insanlara müsvedde, sürtük, ahlaksız deme hakkı yok.
zavallıdır.

ne kadar zor ve acılı bir iştir. kendimden biliyorum, eğer şartları piyasaya göre iyi olan bir kurumda torpilsizseniz torpillilerin rahatı için işe alındığınızı bilmeniz lazım. yada torpilli salakların iş bilmezliğini tei gibi kurumlarda kapatmanız içindir. şaka gibi durum 800 kişi bir biri ile evli olabilir mi teknoloji üreten stratejik bir kurumda ve her alanın ekstra amiri var. mesela usta çırak arasında çırak başı, çırak başı amiri, çırak amir koordinatörü hiç gibi olmasa da olur amirler doludur. tek işi dahili telefon bakmak olan adamların başına santral şefi mi olur ? orda var.

eğer pazarlama için girmişseniz en leş portföyü çakarlar ve olurda şans ve yoğun emek ile işlerseniz de torpilliye müşteri kazandırmış olup, bir süre sonra şu yada gibi sudan sebeple kapının önünde alırsınız soluğu.

bir şekilde, bir özelliğiniz hadi barındınız , hadi tutundunuz diyelim. hazin hüzünlü gözler ile yıllarca defalarca işi öğrettiklerinizin turbo jet terfilerini izlemekten zona olursunuz. banka da sen hala gişede misin? diyen eğitim arkadaşlarınız sanki ana avrat küfür eder gibi bu gelir soruları. her gün biraz daha erirsiniz...

renault, şişecam, ford ,vestel,hyundai gibi fabrikalarda, hiçbir office programı bilmeyen dangalaklar deneme süresi bitmeden ofise rahat bir yere terfiler , rotasyonlar alırken siz fabrikanın en sürgün en pis yerine doğru yaşınız ilerledikçe semerinizle ilerlersiniz. emekliliğe 10 sene var 40 yaşımda iş bulamam diye gün gün çürüyüp gidersiniz.

eğer gücünüz ve ya çevreniz yoksa torpilsizlere ve garibanlara tek tavsiyem nolur gereksiz üremeyin... her gün daha da zalimleşen bu hayatta bu o... çocuklarına köle ve ya eğlence temin etmiş olursunuz.

fakir ailelerin genç kızları en güzel yaşlarında bu şerefsizlerin lahımı olmasın. o aslan gibi erkek evlatlarımızın onuru ayaklar altına daha da alınmasın.
10 sene önce bu fiyatlara yazlık alınıyordu akçay'da.

edit: bazı arkadaşlar 3-5 sene önce bile yazlık alınıyordu diye mesajlar atıyorlar. haklılar ama benim kastettiğim ultra lüks, havuzlu, bahçeli, müstakil yazlık villalar.
işe alım sözleşmesini imzalamadan mı istifa edildi ? 15 yıllık iş tecrübemi özetlemem gerekirse , iş hayatında hr ( insan kaynakları) çalışanlarının hiç birine güvenmeyin , iş akdini imzalayıp 1 nüshasını almadan asla mevcut iş yerinizden ayrılmayın .

1 yıldır almanya'ya ha gittim ha gidicem münih'te 3 kişilik aile için 2.000 eur teklif edildi (münih almanya'nın en pahalı şehirlerindendir) , global hr türkiye'deki maaşıma belli bir oranın üzerinde zam yapamazmış , madem böyle bir kural vardı neden 1 yıl sonra haberim oldu ? yabancılara da asla güvenmeyin, yazılımcıların allandırıp ballandırdığı gibi bir işe alım süreci olmuyor diğer departmanlarda.
solculara göre herşey! hos, turkiye'deki sagcilara gore de hersey zira is belescilik olunca, ulkece ortak noktada bulusuyor herkes.

şu başlığın entry'lerini okuyunca bu ülkeden neden bi sikim olmayacağını daha iyi anliyorum. adam su yazmis ya, su!! ulan dangalak, ulkede kuraklik var, barajlarin seviyesi dusuk ve sen su diyorsun! o suyu beles yaparsan, insanlar suistimal eder, bosa harcar. hergun arabasini yikar, bahcede hortumu acar, sabaha kadar akar. bir ay sonra susuzluktan kirilinca ben seni o zaman gorurum.

topluma tasima demisler... 65 yas ustune beles yaptiniz da ne oldu, oturacak yer bulamiyorsunuz. bizim millet kadar belesi suistimal eden bir millet belki de yoktur. herif beles diye ekmek almaya sehrin oteki tarafina gidiyor. bir de ustune ustluk genclerden yer vermesini bekliyor. toplu tasimayi bedava yaparsaniz, ayakta gidecek yer bile bulamazsiniz.

sozun ozu, soludugumuz hava disinda hicbir sey bedava olmamalidir! indirimli olabilir ama bedava olmamalidir zira suistimal edilir. nokta!!
kemal kılıçdaroğlu adaylığına pompalanan negatifligin ciddi ciddi bu müteahhit bozuntuları olduğunu sayesinde anladık. aynen reyiz füzyon. kadin soyadını yazmamış haftalarca şimdi de çıkmış helal lokma diyor. aynen amk. helal lokma. hayır yüzleri de kızarmıyor ki.
devletin 2 bakanı hariç bütün bakanlar milletvekili adayı, cumhurbaşkanı yardımcısı millet vekili adayı, cumhurbaşkanı kendisi zaten aday bunların hiçbiri istifa etsin demek yok ama mansur yavaş istifa etsin öyle mi. sizleri 3 adet hassittir ile uğurluyoruz.
ortamlarda uzay madenciliği, füzyon müzyon diye gezen muharrem ince'nin zonguldak'ta beşinci sıradan aday gösterdiği kişidir. görselleri aşağıya bırakıyorum, neden başlık açılacak değerde olduğunu kendiniz görün.

görsel
görsel
görsel
görsel

işte müthiş vizyoner muharrem ince'nin, 2.300 maddelik mutabakat metni açıklayan, sadece ekonomi alanında bile aralarında selin sayek böke, ali babacan, bilge yılmaz, kerim rota ve daha birçok isim bulunan, geniş yelpazeli altılı masaya alternatif yönetim kadrosu bu. işte yüzlerce milyar dolarlık gdp'si olan, 85 milyonluk, önünde onlarca ihtilaflı konu olan ülkenin sorunlarını çözecek kadro bu.

allah aşkına, orada hala aklı başında olan destekçilerine söylüyorum kendinize gelin. gözünüzün önündeki perdeyi kaldırın. bu kadar bariz bir hatayı yapmayın.
rte' nin demesine gerek yok. zaten hdp= pkk. adamların boy boy resimleri var dağ kadrosuyla sonra gelip burda algı diyorsunuz . nasıl bir vicdan var sizde nasıl bunu kendinize yedirebiliyorsunuz
(bkz: breaking bad)

sonrasında (bkz: better call saul)

ama better call saul son iki sezonda breaking bad'i geçti bence, çok başka bir kaliteye geçti. oyuncu ve çekim performansları efsane denebilir.

kimseyle tartışmaya girmem bu konuda, herkesin fav dizisi farklı olabilir :) adam breaking bad'e başlamış 3 bölüm izlemiş çok ağır hiç sarmadı diyor. olm zaten dizi 2.sezondan sonra aksiyona bağlıyor -ki öncesinde de aksiyon yok değil. nasıl baktığına ve ne istediğine bağlı. full aksiyon istiyorsan hızlı ve öfkeli izle, tetikçi falan izle :)
yukarıda birçok suser işi ekonomik zorluğa bağlamış, bence çok yanlış.
asıl neden, çocukların ebeveyn tarafından beleşçiliğe alıştırılması, "hiç zorluk görmesinler" kafasıyla yetiştirilmesi.

birçok hobi işi çok az parayla da yürütülebilir.
örnek: birkaç paket sigara parası harcanarak ıvır zıvır malzeme ile radyo yapılabilir.
10 yaşında bir çocuğun bunu yaptığında kazanabileceği özgüveni düşünün bir.
ve bu çocuğun ileride nasıl farklı bir eğitim/iş hayatı motivasyonu kazanabileceğini.
kime oy vereceksiniz sorusunun cevabı hoşlarına gitmemiş ki sizce kim kazanır sorusunun cevabını yayınlamışlar.

bu sonuçlar da kesin doğrudur. sözlükte bile muhalefete oy vereceğini söyleyenler rte kazanır diyor.

eziklik çok güzel gelsene.
"şu an sinirlisin ve yapacağın çoğu şey duygusal olacak ve duygusal davranışların ne kadar zararlı olduğunu biliyorsun." telkiniyle eylemsiz kalarak öfke patlamasının önüne geçmek gibi basit ve pratik bir yöntem uygulamak.
belki adamlarin gozunde kafesteki maymunlardan farkimiz olmadigi icindir..

sen hayvanat bahcesine gidip, maymunlarla iletisim kurmaya cabaliyor musun? onun gibi dusun..

haa, gunun birinde gokten findik fistik atarlar, onu bilemem, o olur bak..
denyonun teki gece gece özel numaradan arayıp köpeğini kaybettiğini söylerek ilginç bir ses tonuyla işletti aklınca. işi gücü bırakıp savcılığa giderek şikayette bulunacağım. bu saatte özel numaradan rahatsız etmenin bir bedeli olmalı çünkü.
geri zekalı muhalifler için bir cümlem var:

akp ve akp güdümündeki uydu partilerin (memleket ve zafer) gazına gelip chp mv listelerini ameliyat masasına yatıracağınıza bu adamı gündem edip destekleseniz seçim ilk turda kazanılır, siz de chp'yi beğenmiyorsanız sistem değiştikten son istediğiniz partiye gönül rahatlığıyla oy verebilirsiniz.

alternatif olarak aktroll gazına gelip gece gündüz chp'yi karalayarak ülkeyi afganistan'a dönüştürecek olanları iktidara getirmek var tabi. karar ve seçim sizin.

tanım: istanbul tarihinin gördüğü en dürüst ve en çalışkan belediye başkanı.
geçen sene bir kız senin 'güvencen altındaki' programa gelmiş, ortalığı babasının çiftliğine çevirmiş, canı istemiş oynamamış, canı istemiş millete küfür etmiş, yata yata, diğer herkesin emeklerini ayağının altına ala ala şampiyon olmuş, kitlesi geniş olduğu için gıkın çıkmamış.

bu sene başka bir kız gelmiş, kameraların önünde dayak yemiş, kızı koruyamadığın gibi döven kişiye ödül gibi ceza vermişsin, üzerine yine kameralar önünde çocuk azarlar gibi azarlayıp yarışmadan kovuyorsun.

acun bey geçen sene neden emeğe saygınız olmadı? veya merve dayak yerken sizin güvenceniz altında değil miydi?
mumkun olduğu en net ve gercekci senaryo; multecilerin evine yollanmasidir.

ülkedeki multecilerin 50%'sinin memleketlerine yollanmasi durumunda, kiralik konut stogunda 1 milyona yakin artis yasanir. arz ve talep dengesi degisince, malin fiyati da degisir canlar.

mevcut sartlar devam ederse imkansiz oldugunu belirtmeme gerek bile yoktur sanirim.
eğer türkiye'de yaşıyorsanız kesinlikle yapmamanız gereken eylem.
zira ülkemizin çok büyük bir bölümü deprem bölgesi.
gece uyurken deprem olabilir.
çıplak yatmak bu nedenle çok riskli.
üniversite değil ama yurtta ki ilk günü hatırlıyorum. oda 4 kişilik girdim 3 kişi kitap okuyordu. güzel odaya denk geldim diye düşündüm. zamanla kitaplar raflara kalktı yerini batak kağıtları aldı. yine de ortalamanı çok üstünde kitap okurduk hakkımızı teslim edelim.
muhtemelen eşinin kolin'de çalışıyor olduğu ifşa olmasın diye özel çaba gösteren, twitter'da durum fark edilmesin diye eşinin soyadını isim bölümünde kullanmayan(alttaki açıklama bölümünde var) eşinin durumu ortaya çıktığında ise durumu cem yılmaz videosu üzerinden dalgaya vuran, kuşku dolu bir algıya sebep veren muharrem ince 'nin sağ kolu.

günlerdir muharrem ince 'nin bu mantıksız hareketlerini, muhalefete orantısız saldırmasını kafamda bir yere oturtamıyordum.

kemal kılıçdaroğlu " 418 milyar doları" geri alacağım dediğinden beri bu muharrem ve ekibine bir haller oldu.

bu olay çok ama çok ciddi bir olay. burada çok ama çok farklı şeyler dönüyor.

edit: bir yazar uyardı hakkaniyetli olsun diye düzetlme yapıyorum , twitter'da profilinin alt kısmında eşinin soyadını küçük puntolarla da olsa kullanıyormuş, mevcut durumu yazının içinde belirttim.
olabileceği tahmin edilen depremde nereden baksan iki hafta havadan karadan bölgeye intikal edememiş, vatandaşını ölüme mahkum etmiş devlet bu gemiciği ancak marmara denizinde yüzdürür, onda da şanslıysa lüfer avlar. ne diyeyim, afiyet olsun gençler.
türkiye'de bir kadın, stresten ve değersizlikten çöker. aileden, eşten, çocuklardan sevgi, ilgi ve değer göremez.

babalar; kocanın evinde yaparsın diyerek baskılar. kocalar; otur çocuğa bak diye baskılar.

evde köle gibi çalıştırdığı kadına pazar parası vermeyip, bayi toplantısına gidiyorum diye rusya'da viski açtıran adamlar da var. bakımlı olmayı reddedip güzel ve bakımlı kadınların ucuz ve basit kadınlar olduğu gibi saçma bilinçaltı nedeniyle bıyıklarını uzatan kadınlar da var.

uzun lafın kısası esas temel ciddi bir eğitimsizlik ve cahillikten kaynaklı.
merhaba taylan bey. biraz niş bir soru olacak kusura bakmayın. cevaplayabileceğinizi umuyorum.

partinizin veya sizin tr test gibi savunma sanayi için test hizmeti sunan kuruluşların kendilerinin koyduğu "yerli ve milli" kriterler hakkındaki düşünceniz nedir.

bu kriterler kerchkoff prensibine aykırı. zira uluslararası eleştirilere açık değiller. hatta yerel anlamda da piyasa uzmanlarının mütalaasına sunulmuyor. siber güvenlik gibi halihazırda uluslararası camianın hemfikir olduğu ve uyguladığı taaa orange book zamanlarından kalma güncel kriterleri silip kendi kriterlerini yazmaktalar.

buna rağmen siber güvenlik ve savunma sanayisinde kriter üretimini desteklemeyi düşünüyor musunuz?

teşekkür ederim. umarım sorum cevaplanabilir.

iyi çalışmalar ve başarılar dilerim.
kendisi tek başına iktidara gelmeden önce ülkemizde ev sahipliği oranı % 73

yani erdoğan'dan önce her 100 kişiden 73'ü kendi evinde oturuyordu.

2022 yılında bu oran % 57.5

yani kendi rejiminde, her 100 kişiden 15 kişinin evine çökülmüş ya da 15 kişi evini kaybetmiş... ülkemizde, temel hak olan barınmanın geldiği durum budur.

kaynak.
ya arkadaş ne olur şu basın toplantılarında biri de çıkıp desin, 21 yılda neden yapmadın.

''seçim beyannamesinde cumhuriyet'in 100. yılı ve 2023 yılına özel 23 ana başlık yer alıyor. başlıklar arasında depremle mücadele, türkiye yüzyılı, ekonomi, kadın, aile, gençlik, adalet ile toplumsal huzur vurgusu yapılıyor''

sanırsın muhalefet beyannamesi.

bunları seçim beyannamesine koyduğuna göre, demek ki bunları bugüne kadar yapamadın. demek ki bu ülkede bunlar eksik

''kişi başına düşen milli geliri 2 bin 600 dolardan 10 bin 600 dolara yükselttiğimiz gibi önümüzdeki dönemde önce 16 bin dolara, ardından da daha yüksek seviyelere ulaştıracağız''

ee hani 2023 de milli gelir 25 bin dolar olacaktı ? hani hedefler ? bu defa koyduğunuzu daha düşük bir hedefi gerçekleştireceğinize nasıl inanalım?

"kamuya işe alımlarda mülakatı kaldıracağız. alımları sınavdaki başarı sıralamasına göre yapacağız.''

bugüne kadar neden kaldırmadın? neden nice kpss derecesi yapmış gencimizi, yandaşlarınızı almak uğruna bugüne kadar elediniz ?

yok her eve en az 1 çalışan, işsizlik %7 olacakmış, enflasyon tek hane olacakmış. hayvan sayısı artacak ve et ucuzlayacakmış.

okudukça geriliyorum. bir partinin bu vaatleri sunabilmesi için, muhalefette olması ve ülkenin kötü durumda olması lazım. yönetemiyorsunuz ve ülkede bugüne kadar eksik olan, kötü olan herşeyi düzeltmeyi vaat olarak veriyorsunuz. kim bozdu ? kim bu duruma düşürdü ? yani bugüne kadar ki tüm güzellemeleriniz koca bir yalan!!!