Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
yukarıda bir suser "arda'yı o fizikle sinek gibi ezerler" demiş. düşünsenize messi piyasaya ilk çıktığında fener altyapısında olsa bu gerizekalılar o fizikle topçu mu olur? derdi. işte öyle geri zekalılar yüzünden bu ülkede futbol gelişmiyor. aynı arda kiev deplasmanında 11 tane pehlivana karşı 1 gol 1 asistle hepsini sinek gibi ezdi, futbol fizikle değil akılla oynanıyor sayın geri zekalı.
ata demirer bir duvar dibinde çekirdek çitlese izlerim, öyle severim kendisini.

bana kalırsa film çok güzel olmuş, burada ki tespitlere katılıyorum ata demirer'in en güzel filmi olmuş. hem müzikler, hem dönem şahane.

--- spoiler ---

dikkatimi çeken bir nokta var insanlar verdiği sözleri tutuyor. önce baba şarkıyı vermek için, ardından osman alt grup için doktora söz verdiğini söyleyerek sözlerini çiğneyemeyeceklerini söylüyor. sanırım bu kısa bir dönem eleştirisi. şimdi insanlar yemek yer gibi sözlerini yiyorlar.

--- spoiler ---
enflasyon %180.
kaşar peynir lüks olmuş. bir paket bebek bezi 600 lira. ısınmazsan doğal gaz faturası 1000 lira geliyor. ısınırsan 2000 lira. alım gücü hayal gücüne döndü.
yargı tamamen siyasallaştı. akp'li olmayanlar nefes dahi alamaz oldu.
sokaklar mülteci kaynıyor. hal böyle iken siz hala sandık kıramıyorsanız sizin kuracağınız masanın ayağına sıçayım.

kimse halkı suçlamasın oy konusunda.
adam gibi aday çıkarılırsa halkın nasıl oy verdiğini gördük ibb ve abb'de.
6 lider kedi köpek gibi kavga ediyor. adam kriz çıkar diye tehdit ediyor. halkı bile bile tedirgin ediyorlar sanki akp kazansın diye. 75'lik bunağı durdurun, ekrem başkanı sürün piyasaya. bedelini ödeyemeyeceğiniz adım atmayın. ödeyemezsin. billahi bedelini ödeyemezsiniz.
yaa gençler, önce kemalistleri yediler kaset kumpasıyla, şimdi beş senenizi daha yiyecek bu küreselci boomer tayfası. "halka açılıyürüz, statükodan kurtülüyürüz" diye ilüzyonladıkları şey aslında akp'nin iktidarının devamını sağlama karşılığında kendi statükolarını korumaktı, yıllardır söyledik dinletemedik, anlatamadık.

ümit özdağ bunlara "itilafçı cephesi" diyor iktidarıyla muhalefetiyle. başka durumda şu şartlarda bir muhalefet cephesi şimdiden kutlamalara başlamış, iktidardakiler de valizleri toplamaya başlamıştı.

siz bu tesevci, küreselci, kumpasçı tayfanın gerçekten seçim kazanmak istediklerine inanıyor musunuz? istemiyorlar oğlum istemiyorlar. anlamanız için daha neyle karşılaşmanız lazım acaba?

gene de ekleyelim,

(bkz: zafer partisi)
bu kişiden kişiye değişmekle birlikte, kaslı erkeği beğenmiyorum diyen kadın net olarak yalan söylüyordur.

zayıf bir tip, kaslı bir tip ve obez bir tipi yanyana koyalım bakalım, kaç kadın kaslı erkeği seçerken kaç kadın diğerlerini seçecek.

ağız gevelemekten başka bişey değildir benim gözümde.
şimdiki gençlere fantastik gelebilir ama cnbc-e'den dizi mi izlesem ntv'den premier lig mi izlesem diye ikileme düşerdik haftasonları.
boşandığım dönem duyduğum bir cümle vardı: “iyi bir anne, iyi bir eş oldun her zaman. senin bu yönlerine laf edemem. ama ben seni sevemedim.”

normalde kalkıp da bunları kolay kolay yazmam ama sayın yazarlar sizin kafanızdaki o klasik evli ve çocuklu kadın profili ben değilim. evde yemek yapmak benim sevdiğim bir şeydi. temizliğe yetişemezdim çünkü ben çalışırken oğluma bakan kadın kendi evinde bakardı. işten çıkar çıkmaz oğlumu alıp eve gelir, onunla zaman geçirir, babası gelir gelmez mutfağa girer yemeği hallederdim. gündelik düzen de bendeydi. evi çekip çevirirdim iki haftada bir kadın alırdım eve detaylı temizlik için, ben de yoğun çalışırdım. kimsem de yoktu çevremde. hasta olsam çorba pişirecek, bir saat olsun beni idare edecek tek bir allah'ın kulu yoktu. yalnızdım. ve daha çocuğum iki yaşındayken ufacık evladımla birlikte işlettiğimiz sezonluk restorana sabahın köründe gider; temizliğinden kasasına her şeyine yetişmeye çalışır; restoranda rakı yanına hazırlanacak mezeleri yapar; sabah kahvaltılarında menemeni pişirir; deniz ürünleri istenince mutfakta başrolü alırdım. bu esnada çocuğuma da bakardım.

bu arada hala daha gören insanlar şaşırır. nasıl iki çocuk doğurdun der. göbeğim bile yoktur. manken neden olmadın derler. bu formunu da hep korumuş bir kadınım.

peki ne mi oldu? aldatıldım. suç bende değildi. ama aldatıldım.

o yüzden o cefakar, fedakar kadın nerede mevzularını bir geçin. siz o kadınları derdinizi çeksin, götünüzü toplasın, siz başkalarıyla fanfinifon yapsanız da sizi bırakmasın diye istiyorsunuz. ama anneleriniz kadar çaresiz değil artık o kadınlar. size muhtaç değiller bir kere. ve emin olun, diledikleri gibi bir hayatı yaşamak için tek eksikleri bir erkek değil. o en kolay bulunanı.
"aralara biraz noktalama ve paragraf gelsin öyle okurum" entrysi içeren başlık.

edit: noktalama ve paragraflar gelmiş, entryyi okudum. haksızsınız hanfendi. aşırı heyecan kırmızı hatalardan diye biliyorum. üzülmeyin bir sonrakine daha iyi hazırlanır, heyecan yapmadan alırsınız ehliyetinizi.
survivor panoramada gönüllü tanıtımları vardı, ses olsun diye açtım. gizem isimli gönüllü yarışmacısı, "avukat" lık yaptığını ve aynı zamanda baba mesleği olan tacirlik yaptığını söyledi. ağzım açık kaldı. bir de avukat olacak bu arkadaş. kendisinin ticaretle uğraşamayacağından habersiz, bunun avukatlıkla birleşemeyen bir iş olduğunu bilmiyor. ve avukat olmuş. survivora gitmeden önce açıp avukatlık kanunu 'nu okusaydın bre cahil! çıkmış bir de maharet gibi söylüyor. dağa taşa hukuk fakültesi açarsanız meslek böyle vasıfsızların eline düşer. bir not da özyeğin hukuka, eserinizle gurur duyun.
insanı bıktıran bir durumdur. haklı sebeplerle arasalar lafım yok ama öyle saçma şeyler için arıyorlar ki insan sıkılıyor artık. bu konu hakkında bilgisi olan arkadaşlar paylaşabilir mi acaba? geçen gün trafikteydim, acemi şoför olduğum için hem de kurallara uymak adına araba kullanırken asla telefonla konuşmam. velinin biri arayıp durdu. şaka değil 4 defa üst üste aradı, 5.de meşgule attım. dedim ya acemi şoförüm diye, meşgule atarken bile kaza tehlikesi geçirdim. ama bu durmadı yine aradı yine aradı. dayanamadım arabayı durdurup açtım. hanımefendi meşgulum anlamıyor musunuz diye anlık kızdım. sonra da durumu açıkladım ama kadın laf anlamadı. bağırdı, çağırdı suratıma kapattı. sonra da okula gelip beni müdüre falan şikayet etmiş. pazartesi de milli eğitime şikayet edeceğim demiş. öğrenmek istediğim şudur, kendimi savunmam adına. biz velilerin telefonlarını açmak zorunda mıyız? kanunda böyle bir madde var mı? aradım ben bulamadım.
edit- çokça mesaj geldi, herkese değerli bilgileri için teşekkür ediyorum, sırf öğretmen olduğum için hakaret edenler de var, onlara da diyecek sözüm yok.
edit 2- arama sebebini merak edenler olmuş. okuldan bir öğrenci, bunun oğluna seni döverim demiş. sırf sınıf öğretmeniyim diye de benden hesap sormak istemiş. 10 yaşında çocuğun söylediği söz yüzünden.
harry potter çocuk masalıdır.

lotr, antik yunan ya da mısır mitolojisine rakip olabilecek denli kapsamlı ve tutarlı bir kurgusal evrende geçer. tolkien, eskaza bin yıl önce yaşayıp yazsaydı bunları, şimdilerde iluvatara tapınıp gandalfa peygamber diyen milyonlar olurdu.
edit: avcılar belediyesi sağ olsun güzel bir post atmış, inanmazsınız görüntüler çok net :))

arayış sergisi tanıtım

şimdi bu başlık okunduğunda alacağım tepkileri şimdiden kestirebiliyorum ama bir sakin olun, tarih atmayınca başlıklar ilgi görmüyor bunu hepimiz biliyoruz.

şimdi benim ilkokul öğretmeni emeklisi bir annem var. zamanında çok başarılı olduğu halde rahmetli dedem tarafından resim öğretmeni olmasına izin verilmemiş, potansiyelinin kullanılmasına izin verilmemiş bir kadın.

ama o yine de evde sessiz sedasız resim yapmaya devam etti ve bunca yıl sonra bütün cesaretini toplayıp bir sergi açtı. sergi öncesi heyecanını görmeliydiniz, geceden insanlara çerezler, ikramlıklar falan hazırlamış. insanları yedirip içirme derdine düşmüş.

sergi haftasından önce de facebook'tan kendince bir yerlere ulaşmaya çalışmış, mesajlaşmış, konuşmuş. konuştuğu kişiler “tabii gelir serginizi haber olarak paylaşırız” demişler ama hiçbiri gelmemişler, söz verdiği halde gelmeyen başka kişiler de olmuş falan. normalde halkımız da resim falan umursamayınca anlayacağınız serginin ilk günü çok sönük geçmiş. öyle ki gelenlerle babam doğru dürüst fotoğraf çekmeyi bile becerememiş * çok üzülmüş ama yine de mutlu bir yandan da.
(ben yurtdışındayım bu arada o yüzden ilk günü yoktum bilet bulamadım :(( )

onun hevesinin böyle karşılıksız kalmasına gönlüm razı olmadı ve linç yemek pahasına bu başlığı açtım. çünkü insan sevdikleri için her şeyi yapar.

sergisi istanbul avcılar'da , barış manço kültür merkezinde. eğer yakınlarda oturuyorsanız, bu pazar günü yapacak daha iyi bir işiniz yoksa ve hayallerini geç de olsa gerçekleştirmiş bir anneyi mutlu etmek isterseniz hepinizi bekleriz. gelemezseniz sergi önümüzdeki cuma gününe kadar açık olacak bilginize :) not: sergi ücretsizdir

davet

avcılar barış manço kültür merkezi ulaşım

resimlerinin neye benzediğini görmek isterseniz

https://www.facebook.com/…alerisi-1573084016121565/

ıstırancaların kızı su

umarım çok yaralayıcı şeyler yazmazsınız :/ okuyup zaman ayıran herkese şimdiden çok teşekkürler :)
korusu istanbul 40 tl.
artık iyice bokunu çıkarmadınız mı ya.
dolar altı aydır aynı fiyatta. benzin mazot 6 ay öncesine göre daha düşük fiyatta ama ne hikmetse bu damacana su fiyatları son 6 aydır hiç durmaksızın artmaya devam ediyor. enflasyon %61 yersen...
ha ha haaa. espriler şakalar cidden çok komik.

38-39 ülkedeki çoğu kadının ayak numarası.
nerden biliyorsun derseniz her zaman 38-39 numaralı ayakkabılar ilk tükenir. satışını yapan mağazalar da bunu söyler.
ülke ortalaması 160-165 olduğuna göre çoğunuzun sevgilisinin/eşinin kısaca çevrenizdeki kadınların çoğunun ayak numarası. sanki hiç görmemişsiniz gibi anormalmiş gibi aptal aptal espri yapıyorsunuz.

türk erkeleri evrenden silinsin ya cidden. yok mu bir virüs sade bunlara bulaşacak
büyüyünce yapılabiliyor.
nasıl büyüyünce?
bi insanı 10 sene içinde ve dahi 20-30-40 yılda bile tanıyamama ihtimalinin farkında olduğunda;
onun zamanla değişeceğinin ama senin onu değiştiremeyeceğinin farkında olduğunda;
çok temel, çok kök değerler bazında uyuştuğunuzda;
cinsel çekim, ten uyumu var olduğunda ve bunun ne kadar nadir denk geldiğini bildiğinde;
para, aileler ve mesafeler sorun teşkil etmediğinde.
memuriyeti seçenler harbi memur kafalı.
size bir kıyak yapayım; o parayla şu linkdaireyi al, aylık 1250€ dan kiraya ver.
alın size döviz getirili anında emeklilik.
bana da teşekkür edersin.

dairenin konumunu beğenmeyenler olmuş. örnek olsun diye rastgele verdim zaten. siz daha iyisini bulun. maksat vizyonunuz açılsın.
taç atışına bile müdahale eden adam gitti ruhsuz ruhsuz maç izleyen bir adam geldi
eyt de ilgilendirmiyor ki adamı normalde.
android telefonlar kasıyor muhabbeti 10 sene öncesinde kaldı. xiaomi note 6 pro kullanıyorum. fotoğraf çeken bir insan değilim. android veya ios tabanlı daha pahalı telefonları tercih etmiyorum. kişisel tercih meselesi. standart kullanıcıyım işte. twitter-instagram-web kullanıyorum bir tek. 4 senedir de kullanıyorum. kasma donma vs yok.

ios almak istiyorum diyin ve ios alın. android kasıyor demek çok komik. şimdi gidip 50 dolarlık android telefon ile 800 dolarlık ios telefonu kıyaslamayın. ios telefonlar zaten üst segment cihazlar. 200 dolarlık xioami telefonumda sorun yaşamıyorum. çevremde başka android kullanan arkadaşlarımda da kasma sorunu görmedim.

ekleme : bilgisayar örneği vermiş. bilgisayarda parasını verdiğin parçanın farkını görürsün. gerek fps artışı gerek build alma render alma da hız olsun farkı görürsün. herkesi teknoloji cahili sanıyor. bilgisayar ile telefon bir mi dedim? telefon kullanıcılarının %95 i sadece twitter-instagram-google üçgeninde geziyor. sanırsın ios'a uygulama çıkartıyor herkes. ıos görmedik değil. abim iphone kullanıyor. amerika'da iken çıkan son modeli alıp gelmişti. ben xiaomi kullanıyorum. dediğim gibi ben fotoğraf çekmiyorum. aramızdaki fark ne şimdi? ikimiz de instagram'dan reels izliyoruz. ikimiz de twitter'a giriyoruz. ikimiz de mobil taracıyıdan internetten bir şey okuyoruz. ikimiz de standart kullanıcıyız. ikimizin de telefonu kasmıyor. bilgisayar ile aynı örnek mi bu durum şimdi? telefonda yaptığın tek şey iphone kamera ayarlarına girerek renk-filtre ayarı yapmak.

ekleme 2: hırsımı alamadım. alıyorlar iphone kasmıyor diye 10 senelik iphone telefonu kullanıyor. senelerdir güncelleme atmıyorlar. sorsan iphone güncel.
+güncellemeleri açtın mı?
-yok açmadım.
+neden?
-yeni sürümlerde kasıyor.

(bkz: apple'ın telefonları yavaşlattığını kabul etmesi)
“zavallı annem, bir zamanlar kurtuluşu bütün ulus için ülkü olmuş izmir’in kutsal topraklarına, vücudunu emanet etmiş bulunuyor. ölüm yaradılışın en doğal bir yasasıdır. böyledir ama yine de üzüntü verici belirtileri vardır. burada yatan annem, zevkin, zorbalığın, bütün ulusu uçuruma götüren kanunsuz bir idarenin kurbanıdır. annemi kaybetmekten çok üzgünüm.

…annemin mezarı önünde ve tanrı’nın yüce katında söz verip and içiyorum ki, ulusumun bu kadar kan dökerek elde ettiği egemenliğin korunması ve savunulması için, gerekirse annemin yanına gitmekte gecikmeyeceğim, ulus egemenliği uğrunda canımı vermek, benim için vicdan borcu olsun, namus borcu olsun.”

diyen bir insanın, annesi ile arasının bozuk olduğunu iddia etmek; -velev ki öyle bile olsa- olsa olsa ciddiyetsiz bir magazin lakırdısıdır. atatürk'ü "karalamıyor gibi görünerek" nasıl karalar, rıza nur'un mesnetsiz iddiaları ve şizofrenik yalanlarına nasıl yol yaparız? hezeyanıdır. o zaman şöyle söyleyeyim;

sevgili engin bey; tıpkı senin anan gibi, zübeyde hanım da bir melaike değildi. tek farkları; o seni doğurdu, zübeyde hanım da atatürk'ü.

kendi kurucu babasının, kurtarıcısının hatırasına sırf menfaat için bu kadar saygısızlık yapan başka bir millet daha tanımıyorum.

edit: imla.
moderatörlerin, "piyasada kaliteli hiçbir besin maddesi kalmaması" şeklinde düzeltmesi gereken başlık.

çay desen çay değil, kaşar desen kaşar değil, sucuk olayına girme bile... boş baklavalar, besin değerleri düşürülmüş yiyecekler, kalitesiz yan ürünler vs cabası. hiçbir şeyin tadı yok, ne kivinin ne muzun. ürünler paketlenebildiği anda satışa çıkıyor.

dünya üzerindeki gdo'lu ürün oranı en yüksek marketlerden, en yüksek fiyatlara, saçma sapan şeyler alıp yiyoruz.

hem her şeyin fiyatı dörde beşe katladı, hem de gramajlar ve kalite o oranda düştü.

peki karşıdaki güruhun olaya yaklaşımı nasıl?;
evet artık, çocuğuma 2 ay evvel alabildiğim çikolatayı alırken düşündüğüm ve hatta alamadığım doğrudur.
ama olsun, yol yabdılar.

evet gerçekten de olsun artık.
(bkz: lanet olsun)