Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
tam arabistan gol atıyor, polonyalıların daha haberi yok öyle boş boş bakınıyorlar kendi maçları bitmiş, trübünlerde sevinç uğultularının gelmesine saniyeler var ve trt reklama gidiyor şaka gibi...
kaynak

kürtaşşş yapıyolaaaa

haber kaynağı

fatih altaylı da topun gelişine vurmuş...

--- spoiler ---
bim icra kurulu üyesi galip aykaç:
sektörde kar oranı en fazla %4, hiç kar etmesek bile enflasyon düşmez.
domatesi tarladan 0 liraya alsak rafa getirene kadar maliyeti 7,5 lira.
sebzenin %85'i marketler dışında satılıyor, sebze enflasyonunun sebebi nasıl biz olabiliriz?
fetö örgütüyle bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler.
--- spoiler ---

öncelikle (bkz: 29 kasım 2022 akp'nin marketlere savaş başlatması)
2 gün önce yazmıştık..
bugün cevap bim'in sahibi galip aykaç'tan geldi.
mealen enflasyonun sebebi biz değiliz enflasyonu düşürün demiş..
marketlerin yüzde 4 kar oranıyla çalıştığını söylemiş...
kendilerini fetö'cü ilan eden bahçeli'ye de alenen yalancı demiş...

haber siteleri aykaç'ın açıklamalarını bim'den bahçeli'ye cevap şeklinde vermiş..
"bim'den erdoğan'a yanıt" olarak veremeyecekleri için bu yolu seçmişler..
bunu anlayabiliyorum..
başka bir ayrıntıya dikkatinizi çekeceğim...
genelde marketçiler bu durumlarda sessiz kalırlardı
"yaw he he" der geçerlerdi..
ilk kez cevap veriyorlar...
belli ki üzerlerine gelen dalgayı görüyorlar..
çünkü erdoğan hayatının en zor seçimine gidiyor..
kavga edecek birileri lazım...
vesayet filan bu saatten sonra yemez..
en büyük sorun ne?
hayat pahalılığı...
en zayıf kim?
yani erdoğan'ın meydanlarda dayak atabileceği kim var?
tabii ki marketçiler...
büyük ihtimal önümüzdeki günlerde erdoğan ile marketçilerin kavgası kızışacak..

edit: kişisel kanaatimi de yazayım...
beğenmediğiniz o zincir marketler ve bankalar olmasa millet açlıktan birbirini yer..
5.500,35 tl asgari ücretle kimse karnını doyuramaz
bunu aklınızda öncelikle sıkı sıkı tutun..
erdoğan ne istiyor?
çok basit
avrupa'daki marketler gibi en azından seçime kadar ürünlere zam yapmamalarını
hatta mümkünse fiyatlarını düşürüp zararına satış yapmalarını..
yani 80 liralık peyniri 45-50 liraya satmalarını istiyor
ama seçime kadar..
mantığı da şu...
"ben sizi bu zamana kadar koruyup kolladım şimdi sıra sizde"
peki marketçiler bunu yapacak mı?
evet yapacak..
ama bunu erdoğan meydanlarda kavga ederek yaptığını göstermek istiyor..
yani "ben marketçileri dövdüm onlar da korkularından fiyatları düşürdü" demek istiyor..
ak parti tabanında "erdoğan güçlü adam" algısını pekiştirmek istiyor..
büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde bu anlattığım senaryoyu yaşayacağız...
muhalefete tavsiyem de erdoğan'ın tuzaklarına düşmeyin..
see you... görsel
hemen yarın sabah tüm ekip arkadaşlarıyla birlikte memuriyetten atılması ve yaptıklarından dolayı tutuklanması gereken polistir. muhtemelen bu polis görünümlü düşük iq'lu şahıs her türlü suçu işliyordur. derhal gereğini yapın.
https://twitter.com/…?s=20&t=suznuphqsg7un_hggmjxtq

ekonomist şenol babuşçu'nun haberine göre hükümetin yeni planı.

hükümet konut sektörünü canlandırmak için düşük faizli konut kredisi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. edinilen bilgilere göre;

5 milyona kadar konutlar için % 0.79,
5-10 milyon arası konutlar için % 0.89,
10 milyon üstü konutlar için % 0.99
aylık faiz düşünülüyor.

bu sayede ülkemizin bütün illerinde sıfır evler 5 milyon tl'den başlayacak. korkarım ki en kötü ev ise 1 milyon tl'ye çıkacak.
(bkz: liberalizm) (bkz: serbest teşebbüs) (bkz: ifade özgürlüğü) (bkz: kapitalizm)
bol doğal kaynaklara sahip, bölgesel çatışmalara uzak geniş bir coğrafya ve farklı etnik ve kültürlerden gelen insanları yukarıda saydığım 4 ideal çerçevesinde harmanlamayı başarabilmesi sayesindedir. neticede fırsatlar ülkesidir ve bunun hakkını geçmiş yüzyıllarda vermiştir.

edit: en önemli şeylerden birisini unutmuşum. amerika'da halkın tabanına yayılmış bir vergi bilinci vardır. herkes bilir ki devletin yaptığı hiçbir hizmet bedava değildir. devlet baba haybeden vatandaşına bakmaz. o paralar amerikan halkının alın teriyle elde ettiği gelirden kesilen vergilerdir. gerekirse hesap sorar.
devlet de zart zurt vergi affı yapmaz, kuralına uyan vatandaşını enayi yerine koymaz. irs ise adama acımaz herkes paşa paşa gider yatırır vergisini.
(bkz: taxpayers' money)
muhtemelen siyasetin içinde olmayacaklar. anladığım kadarıyla kalabalık bilim insanlarından oluşan bir ekip kuruluyor. uzun vadeli kalkınma, sanayi ve teknolojide yapılacaklarla ilgili planlama için bir vizyon belirlenecek...

90 lı yıllarda güney kore ile aynı durumdaydık hatta biz onlarda ileriydik. adamlar dünya çapında markalarla ekonomilerini büyüttüler. biz ne yaptık, borç alınan parayı betona gömüp ihale ile zenginler yarattık.

ülkenin 20 yılı heba olduğu yetmiyormuş gibi enflasyon 80 lerdekininde üstüne çıktı. en azından o zaman yüklü borç yoktu. şimdi ise ülke borç batağına sürüklendi. garantili ihaleler ile gelecek ipotek edildi.

siz hala dede, gılışdar, liderlik vasfı yoğğ gak guk diye dalganızı geçin. adam sizin değil! çocuklarınızın ve torunlarınızın geleceği için mücadele veriyor.

bu rant ve talan düzeni yıkılmadıkça geleceğin inşa edilmesi mümkün değil. mevcut düzen ile kim el sıkışır ve devran dönmeye devam ederse bu ülkeden umudunuz kesin.

şuanda sistemin yiyicileri erdoğandan umutlarını kestiler. onlar yumuşak geçişi sağlayamak için ellerindeki gücü kullanacaklar. düzenin parçası olacaklarla, düzene karşı mücadele edenler içinden kimi seçeceksiniz kararınızı verin.
herkes fetöcü herkes pkk'lı zaten. ulan adamlara soru sorduğunda terörist oluyorsun otomatikman. tapındığınız allah bile bu kadar dokunulmaz değil.

tanım: sorulan soruya cevap vermek yerine karşısındaki gazeteciyi suçlayan bir sırma saçlı sözcü sinirlenmesi.
yaptık mı yaptık. şimdi yalan mı atacağız bu yaşımızda. yapmayan da yoktur pek. senin seni sevsin diye uğraştığın o koca taş, gider bir başkası kendisini sevsin diye kum olur çöllere dağılır da tabii ki yine de seni sevmez. lan sevmiyorsun bari cebinde kötü günler için azık niyetine saklama. bence işin boktan kısmı burada başlıyor. yoksa ne var yani bebek bile annesi onu sevsin diye uğraşıyor. normal bir şey yani. ama kötü gün azığı olma kardeşim. sen de lezizsin sen de kıymetlisin sen de biriciksin.
başlığı mal turnusolu olan futbolcu.800 gol atmışsın, onlarca kupa almışsın, yüzlerce maça çıkmışsın, istatistikleri oyunu paramparça etmişsin, yüz milyonlarca dolar para kazanmışsın ama yüzü sivilceli açlık sınırının altındaki babasının günlük 20tl ye layık gördüğü ergen ekşici piç gelip sana sallayabiliyor ya.

beyler bu ifade özgürlüğü falan gerçekten bomboş iş bırakalım abi eski sisteme geri dönelim herkes fikir belirtmesin belli bir seviyenin altı cidden.bu teknoloji gerçekten büyük kötülük bu insanlık için.ağzına tükürdüğüm malı gelip bu adama sövüyor çok kötü topçu diyor inanılmaz ya.adamın sahadaki aurasını görmeyen boş boş sallayan futbolun f sinden anlamayan bir mal sürüsü de buna şuku veriyor, bu da kendini haklı duayen futbol yorumcusu zannediyor tam çıldırmalık.

sen izleme kardeşim gerçekten futbol yorum yapma ya üyeliğin var diye bu siteye bişey yazmak zorunda değilsin bak ben arada bir girip yazıyorum.yazmak için yazmayın o leş, cahil yorumlarınızı bizim gözümüzden uzak tutun lütfen zehirlemeyin insanları.
her bir hukukçunun üzerinde büyük emeği olan, son eserlerindeki önsözü ile duygulandıran efsaneyi kaybetmişiz.
belirttiği gibi hep baki kalacak.

görsel
atalarını köleleştirip topraklarını sömüren belçikalılardan intikamını almıştır. maçtan sonraki sevinç gözyaşları görmeye değerdi.
oğlum beyinsiz misiniz siz?

"akran zorbalığına uğramış yavrucak, bir noktada patlamış" diyerek cinayeti meşru kılma çabası ne lan? salak mısınız siz? bir kere de suçluyu haksız bulun amk. 12 yaşında bir çocuk öldürülmüş, hala katili aklama derdindesiniz.

"öğretmenler bu kızın tehlikeli olduğunu farkedemedi mi?" diyenler şirinler köyünde yaşıyor herhalde. diyelim ki öğretmenler farketti, ne yapacaklar? "bu çocuk birilerine zarar verebilir" diyerek psikoloğa mı yönlendirecekler çocuğu? böyle bir yetkilerinin olduğunu falan mı sanıyorsunuz cidden? en fazla çocuğu karşısına alıp konuşur, nasihat eder. ki eminim ki onlarca kez yapmışlardır bunu. ses tonunu biraz yükseltse ertesi gün barzo babasını ya da çirkef annesini bulur karşısında. yaşadığım yerde geçen sene, yaramazlık yapan öğrencisini uyaran öğretmen çocuğun babası ve amcası tarafından okul bahçesinde dövüldü. ilk ifadesinde "karıma mesaj atıp sarkıntılık etti, ondan dövdüm" demiş adam. hemen ertesi gün yerel gazete "öğrencisinin annesine sarkıntılık eden öğretmene meydan dayağı" diye birinci sayfadan verdi haberi. mahkemede iddianın aslı olmadığı ortaya çıktı ve öğretmen haberi yapan gazeteyi dava etti ama o saatten sonra ne fayda?

"nöbetçi öğretmen ne yapıyormuş?" diyenler, harbiden ne yapıyormuş bu nöbetçi öğretmen? onca sınıf içerisinden neden özellikle kızlar tuvaletine odaklanmamış cidden? ya nöbetçi öğretmen erkek ise? teneffüste önünden geçerken şöyle kafayı çevirip kızlar tuvaletine doğru baksa ilk önce siz linç edersiniz herifi, "sapık öğretmen, kızlar tuvaletiyle senin ne işin olur?" diye.

"hiç kimse mi sesi duymamış?" diyenler, siz okullarda zorbalık yapan orospu evlatlarını tek başlarına hareket ediyorlar mı sanıyorsunuz? en az kendisi kadar leş dört beş arkadaş buluyorlar kendilerine. sonra ali kıran baş kesen oluyorlar. disiplin cezası diye bir şey yok, en fazla uyarma ve kınama cezası. çok da umurlarında sanki. okuldan atmak zaten zinhar yasak bu piçleri. bu olay yaşanırken de en az bir kişinin ölen kızı tutup zapt ettiğine ve yine en az bir kişinin tuvaletin kapısını tutup içerideki diğer öğrencileri ses çıkarmamaları için tehdit ettiğine adım gibi eminim.

veli olayına hiç girmiyorum bile. sözlükte bile "benim çocuğuma bağıracak öğretmenin iflahını sikerim" diyen barzo dolu. bir kusur işlediğinde iflahı sikilmesin diye senin çocuğuna bağıramayan öğretmen başka bir çocuk senin çocuğuna bir şey yapınca ona da bağıramıyor işte. bizim buralarda bir söz vardır "bir tek senin çocuğun mu amdan çıktı?" diye. hah, senin çocuğuna zorbalık eden piç de amdan çıkıyor. onun babası da laf ettirmiyor çocuğuna.
elbette ses tonu önemli ama bence bu konu diksiyon ile de alakalı aslında.
diksiyon ne kadar düzgünse ses tonu da o kadar çekici oluyor.
fiyat artışının süt arzının düşüklüğünden olduğu fiyatlamadır.
günlük 1000 ton işleme kapasitesi olan fabrikalar şu an günlük 400-500 ton süt işliyor. neden? çünkü süt yok...
çok zeki olan süt konseyi (usk) fiyat artışı olmasın diye çiğ süt fiyatını 8,5 tl/litre olarak sabit tuttu. süt fiyatı reelde ne? gidip yerinde alırsan 10,5 tl/litre. o da soğutma masrafları falan hariç... neden? çünkü süt yok...
normalde taklit/tağşiş testi yapıp, tağşişli sütleri almayan büyük fabrikalar artık bu incelemeleri yapmıyor. yaparsa üretici "ister al ister alma... alıcısı hazır aha bak şurda bekliyor" diyor. neden? çünkü süt yok...

yok işte yok amk... iyi de neden yok?
çünkü hayvanın 1 litre sütü vermesi için yediği yemin fiyatı 12 tl civarında. yani 10,5 tl'ye satılan (ki resmi olarak 8,5) sütü elde etmek için 12 tl'lik yem yiyor hayvan. e üretici zarar mı edecek "yav sittiret" deyip hayvanı kesime gönderiyor. 100 hayvanı olan küçük üreticilerin artık elinde 20-25 hayvan var. aha işte bu yüzden süt yok...

et fiyatını düşürecem diye beş altı ay önce kesim fiyatına 2800 tl destek verdiler ya hani aha o zaman lan sütle mütle uğraşmayalım yemin çuvalı olmuş comolokko diyip inekleri kesime yolladılar. aha işte bu yüzden süt yok...

üstüne bir de inekler için doğum dönemi. süt verimi zaten azaldı ki sonbahar ve kış başında normal olan bir durum. bir de bu yüzden azaldı mı... oh mis...

demem o ki sistem temelden penislere yan basmış durumda. şu an sanayicisi de üreticisi de "abi düzelecek inşallah" demekten başka ön görüde bulunamıyor...

bok düzelir...

(bkz: yoğum la ben)
baronun mal gibi kendi konseyinde gruplaşma yaratması. konseyde sürekli gelenekçi tayfa olarak bilinen hüsrev ve ziyayı testere tombalacı gibi isimlerle karşı karşıya getirmesi ve hatta kılıçla satranç oynar gibi sen bu tarafı tut ben diğer tarafı tarzı iddaalara girişmesi. aslan akbey, ruslar falan boş yere uğraşıyormuş o kadar zaten hiçbir şey yapmasalar bu mal kendi kendine çökertecek konseyini
2014 gibi mümkündü. dolar 2.2'ydi. 10bin tl 4500 dolar falan ediyordu. bugünün parası ile 80-90bin lira.

çok değil şundan 8 yıl öncesiydi. bugünden 8 yıl sonrasını hayal edebiliyor musunuz? haziran seçimleri olmuş, sonra bir genel seçim daha olmuş, sonrasının da 3. yılına gelmişiz. ülke ne durumda olacak acaba? yazık oldu bu güzelim memlekete…
efendi bir insanı (cinsiyet farketmeksizin) nasıl ruh hastasına dönüştürdüm diye kendini sorgulamaktan acizlerin toplandığı başlık. o hep öyleymiş, rol yapmış... geçiniz. efendi insan bulduğunuz zaman iliğine kadar sömürmeye çalıştığınız için, ben bunun tepesine nasılsa binerim diye düşündüğünüz için, şımardıkça şımardığınız için günün birinde hakettiğiniz gibi davranıldığında ağlıyorsunuz.