not bırakmak demeyelim de uzun bir mektup yazasım var aslında ama neyse...incecik bir ipin üzerinde adeta cambaz gibi yürüdüğüm bir yıldı, dengede kalma çabasının yorgunluğu hala ruhumda ve bedenimde. hazla acıyı birarada hissedip, "asla" dediğimi deneyimlemek de cabası. hala anlam veremediğim bir sürü şey varken ve unutamayacaklarımla kuşatılmışken, yeni bir yıla başlangıç yapmak zor olacak.
Sık geçen başlıklar
dogville 13
ekşi profiliyoğun bir hissiyat ve yüksek farkındalık.
eskiden bunlar için lanet okurdum sonra baktım ki tüm duyularımla bu kadar derinden hissetmek içimdeki tutkuyu besliyor, ben de tutkumu daha da büyütüp peşinden gitmeyi tercih ettim.
eskiden bunlar için lanet okurdum sonra baktım ki tüm duyularımla bu kadar derinden hissetmek içimdeki tutkuyu besliyor, ben de tutkumu daha da büyütüp peşinden gitmeyi tercih ettim.
kimseyi dinleme, yurtdışına git ve geri dönme!
bezelye tanesine dönüşüp birinin midesine gitmek istiyorum, bu şekilde her şey son bulur ve belki bir gün bir ev kedisi olarak yeniden dünyaya gelirim.
erenköy bağdat caddesi sicily's pizza, şu an borsa'nın olduğu yerdeydi. 80lerin sonu. şimdi marks spencer'ın olduğu yerde atlantik sineması vardı. orada film izler sonra gidip pizza yerdik. burası efsane pizza yapardı. hatırlayanlar yeşillendirsin.
(bkz: good old laik days)
edit. metin teşekürler kowalski
(bkz: good old laik days)
edit. metin teşekürler kowalski
serbest bırakanlara şu soruyu soruyorum;
gündüz gözü vapurda mastürbasyon yapacak kadar kendinden geçmiş bu sapık, gece tenha bir sokakta bir kadınla karşılaşsa neler olur?
bu başlığı üstte tutmak ve kamuoyu oluşturmak gerek.
desteğe gelin sözlük ahalisi!
gündüz gözü vapurda mastürbasyon yapacak kadar kendinden geçmiş bu sapık, gece tenha bir sokakta bir kadınla karşılaşsa neler olur?
bu başlığı üstte tutmak ve kamuoyu oluşturmak gerek.
desteğe gelin sözlük ahalisi!
hiç çocuk uyutmamış yazarlara dert olmuş uyarı yazısıdır.
hiç kaplan ve kaplan yavrusu görmemiş insan beyanıdır.
"daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız."
(bkz: şeker portakalı)
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız."
(bkz: şeker portakalı)
bu ülkede sahiller için 2 kader var,
1.betonla doldurulup avm yapmak,
2.mangalda tavuk kanadı kızartıp, sülalecek kilim üzerine serilip yemek.
bu açıdan iyi ki caddebostan var diyorum...
1.betonla doldurulup avm yapmak,
2.mangalda tavuk kanadı kızartıp, sülalecek kilim üzerine serilip yemek.
bu açıdan iyi ki caddebostan var diyorum...
(bkz: eğitim) & (bkz: okumak)
(bkz: bilim) & (bkz: araştırmak)
(bkz: sanat) & (bkz: özgür düşünmek)
(bkz: felsefe) & (bkz: sorgulamak)
edit. (bkz: ferah bebeğe ilik arıyoruz)
(bkz: bilim) & (bkz: araştırmak)
(bkz: sanat) & (bkz: özgür düşünmek)
(bkz: felsefe) & (bkz: sorgulamak)
edit. (bkz: ferah bebeğe ilik arıyoruz)
bi bok bildiği yoktur,
çünkü hayat ona güzeldir.
bilmez ki depresyon, anksiyete ve panik atak aslında güçlü insan hastalığıdır, fazla yükten, sabretmekten, hassasiyetten olur.
nasıl başın ağrıdığında ilaç kullanıyorsan, ruhun için de kullanmakta hiç bir sakınca yoktur.
çünkü hayat ona güzeldir.
bilmez ki depresyon, anksiyete ve panik atak aslında güçlü insan hastalığıdır, fazla yükten, sabretmekten, hassasiyetten olur.
nasıl başın ağrıdığında ilaç kullanıyorsan, ruhun için de kullanmakta hiç bir sakınca yoktur.