sabah sabah 3 kediye, bir adet köpeğe selam verdim. kendi dillerinde selamı aldılar. ama bazı insanlar var ki, hayvan kadar bile olamıyor.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bir meyve.
lan bütün başlıkları niye böyle açmıyoruz. mis gibi. insan daha bi gaza geliyor yazmak için. böyle sadece elma başlığı olsa içimde gelmez. böyle biri direktif verince daha bi motive oluyorum anladın mı sen beni? öbürüne kafam basmıyor, gerizekalıyım.
lan bütün başlıkları niye böyle açmıyoruz. mis gibi. insan daha bi gaza geliyor yazmak için. böyle sadece elma başlığı olsa içimde gelmez. böyle biri direktif verince daha bi motive oluyorum anladın mı sen beni? öbürüne kafam basmıyor, gerizekalıyım.
"belki de köpekler, bu yaban hayvanları size ulaşmasın diye onlarla kavga ettiği için yakalanıyordur bu virüse, kim bilir. çünkü köpekler kadar sahiplenici ve koruyucu bir hayvan yok." 3 kez okudum yanlış mı görüyorum diye. kuduz kuduz olalı,köpek köpek olalı böyle fantastik bir zihniyet görmedi. son 10 yılda pompalanan itperestlik neticesinde bunlar başımıza geliyor işte.kuduzun çaresi bulunmaz ama kuşları ters uçurabilecek kapasite var ülkede.
edit: terbiyesizliğin lüzumu yok.ingiltere'de kuduz bulaştıran,çocuk parçalayan bir hayvanı can diye sokakta besleyen kendini hapiste bulur.( kapasitesi kıt itperestlere de hitap ettiğimden açayım ingiltere'ye has bir durum değil tüm medeni yerlerde bu böyle.uzatmamak için örnek verildi ingiltere.) amazon ormanlarında kabilede bile böylelerini toplumda barındırmazlar.hatta maymun topluluklarında bile izin verilmez.bunun iyilik olmadığı gibi bizzat saf kötülük olduğunu,kendi türüne karşı bu apatinin patalojik olduğunu anlayamayanlar,doğruyla yanlışı ayıramayanlar,itperestliğin nasıl bir kokuşmuş hastalık olduğunu akıl nimetini nasıl yiyip bitirdiğini kabul edemeyenler yallah hindistan'a.
edit: terbiyesizliğin lüzumu yok.ingiltere'de kuduz bulaştıran,çocuk parçalayan bir hayvanı can diye sokakta besleyen kendini hapiste bulur.( kapasitesi kıt itperestlere de hitap ettiğimden açayım ingiltere'ye has bir durum değil tüm medeni yerlerde bu böyle.uzatmamak için örnek verildi ingiltere.) amazon ormanlarında kabilede bile böylelerini toplumda barındırmazlar.hatta maymun topluluklarında bile izin verilmez.bunun iyilik olmadığı gibi bizzat saf kötülük olduğunu,kendi türüne karşı bu apatinin patalojik olduğunu anlayamayanlar,doğruyla yanlışı ayıramayanlar,itperestliğin nasıl bir kokuşmuş hastalık olduğunu akıl nimetini nasıl yiyip bitirdiğini kabul edemeyenler yallah hindistan'a.
başlığı doğru kabul ettiğinizi varsayarak linke tıkladığınızda kılıçdaroğlu'nun sorulan soruya cevap veremediğini ve kızıp mikrofonlarını fırlatıp yayını terk ederek olayı başka yöne çevirdiğini zannediyorsunuz.
karşılaştığınız manzara ise, konuğuna son dakika laf sokarak kendi mahallesinde prim toplamak isteyen spikere kılıçdaroğlu'nun tenezzül edip cevap vermemesi ve yayının tamamlanması...
kılıçdaroğlu'nu bu tavrından ötürü kutluyorum.
karşılaştığınız manzara ise, konuğuna son dakika laf sokarak kendi mahallesinde prim toplamak isteyen spikere kılıçdaroğlu'nun tenezzül edip cevap vermemesi ve yayının tamamlanması...
kılıçdaroğlu'nu bu tavrından ötürü kutluyorum.
ibneler rusya'ya karsi bu kadar vatan savunmasi yapmadilar. gelmis ukrayna'nin bagimsizligi icin galip gelecegiz diyorlar. sanki ulkelerini biz bombaliyoruz. git adam gibi macini oyna, kaybet yada kazan.
burada önemli olan 17 gibi erken bir saatte çıkmak mı yoksa yarım saatte evde olmak mı?
(bkz: yerli ve milli)
o kadar boş bir laf ki, anlatması bile zahmetli...
yerli ve milli bir olguya asla karşı değilim ama bugün bu söz, yalnızca fakir avutmak için kullanılıyor.
ülke sefalet içinde!
"yerli ve milli" anlayışımız olsa bugün bu halde olmazdık!
o kadar boş bir laf ki, anlatması bile zahmetli...
yerli ve milli bir olguya asla karşı değilim ama bugün bu söz, yalnızca fakir avutmak için kullanılıyor.
ülke sefalet içinde!
"yerli ve milli" anlayışımız olsa bugün bu halde olmazdık!
geçen gün ihtiyacım oldu diye kıbrısta okuyan bir arkadaşıma sualim oldu. yemin ederim, ben ondan daha bilgiliydim
herkes böyle söylüyor. ef sikstiin diyeni duymadım açıkçası. fe onaltı diyeni de duymadım. kaldı ki tolga özbek gibi havacılık alanında uzman kişileri de yakından takip edip izler dinlerim. kaç kaçabildiğin kadar, kendinle baş başa kalacaksın gibi geliyor.
8$ + ötv ile birlikte 16$ olacaktır. tüm tikli vatandaşlarımıza hayırlı olsun.
" önedit: yahu bana aktroll diyen mi dersin, toplum dediğin böyledir alış buna diyen mi dersin, renkleri öldürüyorsun diyen mi dersin, neler neler yazmışlar mesaj olarak. küfür kıyamet kopmuş. arkadaşlar, kapalı ortamlarda dünya sağlık örgütünün belirlediği bir desibel oranı var. eğer bu oranın üzerine çıkıyorsan, sen veya başkaları, bu insan kulağına rahatsızlık verir. ayrıca yok new york metrosunda böyleymiş, yok ingiltere de modernlik böyleymiş vs değil konu. insanlar bu müzikleri, şarkıları vs bir tek metroda mı söyleyebiliyor? başka yer yok mu yani o anda? millet işinden gücünden çıkmış. evine gitmeye çalışıyor. en son istediği şey gürültülü bir grup. neden insanlara saygı göstermiyorsunuz fakat aynı saygıyı bekliyorsunuz? bu nasıl yaman çelişkidir böyle?
her isteyen, her istediğini, her istediği zaman ve her hangi bir yerde yaparsa, başkalarının özgürlüğüne tecavüz etmiş olur. yani insanlık 101 amk. şu sözlüğe artık zeka testi zorunluluğu gelsin rica edeceğim. "
"kimseyi rahatsız etmeden" denmiş.
hayır.
ses, gürültü, şarkı söylemek, her hangi bir enstrüman çalmak, yüksek sesle konuşmak vb tüm aşırı sesler bir rahatsızlıktır. özellikle marmaray'da çok denk geliyorum bu tarz şeylere. gitar çalıp bok gibi şarkı söyleyenler kulaklarımızın ırzına geçip yolculuğumuzu cehenneme çeviriyorlar.
yapmayın şunu işte. her türlü gürültü, rahatsızlıktır. ne kadar tatlı yada sevimli olduğu umurumda değil.
her isteyen, her istediğini, her istediği zaman ve her hangi bir yerde yaparsa, başkalarının özgürlüğüne tecavüz etmiş olur. yani insanlık 101 amk. şu sözlüğe artık zeka testi zorunluluğu gelsin rica edeceğim. "
"kimseyi rahatsız etmeden" denmiş.
hayır.
ses, gürültü, şarkı söylemek, her hangi bir enstrüman çalmak, yüksek sesle konuşmak vb tüm aşırı sesler bir rahatsızlıktır. özellikle marmaray'da çok denk geliyorum bu tarz şeylere. gitar çalıp bok gibi şarkı söyleyenler kulaklarımızın ırzına geçip yolculuğumuzu cehenneme çeviriyorlar.
yapmayın şunu işte. her türlü gürültü, rahatsızlıktır. ne kadar tatlı yada sevimli olduğu umurumda değil.
kimse büyük konuşup yazar arkadaşa akıl vermesin bence. bu kalp öyle bir orosbu ruhlu ki kilitlendimi boku yiyorsun. kendini kandırıp türlü türlü bahaneler ile avutuyorsun.
çok geçmiş olsun kardeşim inşallah tez zamanda düşündüklerin ya da iç sıkıntın yanlış çıkar.
lütfen güzel sevenler üzülmesin allahım, bu gece sana dua edeceğim
çok geçmiş olsun kardeşim inşallah tez zamanda düşündüklerin ya da iç sıkıntın yanlış çıkar.
lütfen güzel sevenler üzülmesin allahım, bu gece sana dua edeceğim
edit : arkadaşlar benim fikrim değil, bir mizah dergisinin kapak fotoğrafıydı ki açılan dava da reddolmuştur. neyse kaldırdım. alınmasın. malum çok alıngan kendisi.
(bkz: kene)
(bkz: kene)
kokoreççi sarı - uşak
daha seyrederken 2 tane kalp damarı otomatik olarak tıkanıyor.
adamlar teflon tava gibi. üstlerine hiç bir şey yapışmıyor. hep suçlu başkası.
ülkedekilerle uğraşmanız yetmiyor, gidene bile bulaşıyorsunuz ya. ne gergin ülke
tutkunun zarar verecek derecede yoğun olması.
eskiden böyle değildi türkiye. özellikle son 20 yılda cahil insanlara inanılmaz bir özgüven geldi. 7/24 kahveden çıkmayan adamlar eğitimli, bilgili insanlarla dalga geçer oldu.
eskiden bilmeyen susardı. şimdi bilenler susuyor, bilmeyenler bangır bangır bağırıyor.
ayaklar baş oldu.
eskiden bilmeyen susardı. şimdi bilenler susuyor, bilmeyenler bangır bangır bağırıyor.
ayaklar baş oldu.
orgazm taklidi yapan eski sevgilimi aklıma getiren video.
o da böyle abuk subuk davranurdu.
o da böyle abuk subuk davranurdu.
son 20 yılın en büyük ekonomik buhranı ve devlette cumhuriyet tarihinin belki de en büyük yozlaşması yaşanmasına rağmen kılıçdaroğlu erdoğan'dan sadece 2 puan önde ise kimse bana kılıçdaroğlu'nun başarılı bir politikacı olduğunu söyleyemez ve olası bir erdoğan kılıçdaroğlu yarısında erdoğan o 2 puanı 10 puan kendi lehine çevirir.
2020 model suzuki swift hybrid için
trafik sigortası :
2021 kasım : 831 tl
2022 kasım : 5.863 tl
artış : 7 kat
kasko :
2021 kasım : 2.078 tl
2022 kasım : 13.050 tl
artış : 6.28 kat
yanlış anlaşılmasın araç bu bir sene zarfında pert falan olmadı, sıfır hasarlı olmasına rağmen bulabildiğim en uygun fiyatlar bunlardı.
piyasanın içine edilmiş durumda.
keşke aracı aldığın fiyatı da paylaşsan diyen dangalaklar için edit :
2020 ağustos : 210 bin tl
2022 kasım : 520 bin tl (sahibinden'de benzer km'de araçlar baz alındı)
artış : 2.5 kat
sigorta fiyatlarından şikayet etmemiz bazı sigortacıların zoruna gitmiş ki gelen dm'lerden bazılarını burada paylaşayım:
" - umarım 7 değil 70 kat artar. "
" - tamam işte dangalak gibi söylüyoruz, şimdi eşşek gibi öde kaskonu."
" - kardeş sen sigortacıların kenarda tuttuğu paradan ne kadar zarar ettiğini biliyor musun? "
" - işiniz gücünüz alavere dalavere valla yeter ki reis kötü görünsün ekonomi battı deyin. "
trafik sigortası :
2021 kasım : 831 tl
2022 kasım : 5.863 tl
artış : 7 kat
kasko :
2021 kasım : 2.078 tl
2022 kasım : 13.050 tl
artış : 6.28 kat
yanlış anlaşılmasın araç bu bir sene zarfında pert falan olmadı, sıfır hasarlı olmasına rağmen bulabildiğim en uygun fiyatlar bunlardı.
piyasanın içine edilmiş durumda.
keşke aracı aldığın fiyatı da paylaşsan diyen dangalaklar için edit :
2020 ağustos : 210 bin tl
2022 kasım : 520 bin tl (sahibinden'de benzer km'de araçlar baz alındı)
artış : 2.5 kat
sigorta fiyatlarından şikayet etmemiz bazı sigortacıların zoruna gitmiş ki gelen dm'lerden bazılarını burada paylaşayım:
" - umarım 7 değil 70 kat artar. "
" - tamam işte dangalak gibi söylüyoruz, şimdi eşşek gibi öde kaskonu."
" - kardeş sen sigortacıların kenarda tuttuğu paradan ne kadar zarar ettiğini biliyor musun? "
" - işiniz gücünüz alavere dalavere valla yeter ki reis kötü görünsün ekonomi battı deyin. "
taşradan gelip istanbulu sahiplenen “herkes istanbula geliyor, gelmeyin” diyen barzolara alışmıştık ama kanadayı sahiplenmek “gelmeyin sizi istemiyolar” demek bambaşka bi seviye.
mutlu olabilirdim.
aile bir nevi kumar gibi, bahtına ne çıkarsa genetiğine de yoluna da onu alıyorsun. bir insanın 0-15 yaş arasında alıcı olarak aldığı tüm olumlu olumsuz duygu durumları iç dünyasını ve hayatını bu denli belrlemese keşke. hayatımda en mutlu olduğum anlar hep ailemden uzak olduğum anlar oldu. anne babasından sağlıklı duygular alabilmiş biriyle bizim yolumuz nasıl bir olsun şimdi, biri bana söylesin? ailem izin verseydi de şu hayatı külfet gibi değil kuş tüyü gibi yaşayabilseydim. rabbim bundan sonrasına kolaylık nasip etsin. dünyaya gelişimiz bir kumardır, hangi el dağıtıldıysa. kendini kendi onarıp saranlar beni anlar.
aile bir nevi kumar gibi, bahtına ne çıkarsa genetiğine de yoluna da onu alıyorsun. bir insanın 0-15 yaş arasında alıcı olarak aldığı tüm olumlu olumsuz duygu durumları iç dünyasını ve hayatını bu denli belrlemese keşke. hayatımda en mutlu olduğum anlar hep ailemden uzak olduğum anlar oldu. anne babasından sağlıklı duygular alabilmiş biriyle bizim yolumuz nasıl bir olsun şimdi, biri bana söylesin? ailem izin verseydi de şu hayatı külfet gibi değil kuş tüyü gibi yaşayabilseydim. rabbim bundan sonrasına kolaylık nasip etsin. dünyaya gelişimiz bir kumardır, hangi el dağıtıldıysa. kendini kendi onarıp saranlar beni anlar.
kişisel alan ihlali başladığı zaman ister istemez saygı da bitecektir. siz birbirinizi çok seven, güvenen iki "farklı" bireyseniz ve bunun farkındaysanız aranızda böyle şeylerin lafı bile geçmemeli. belki sizinle henüz paylaşamayacağı bir durumu arkadaşına yazmıştır, ya da kimsenin okumasını istemediği bazı notları vardır. kime ne? saygı duyarım.
fatih altaylı'nın, ak parti'yi istanbul'da taksici sorununu bilerek ve isteyerek büyütmekle suçladığı köşe yazısıdır.
-"istanbul’un “taksi” sorunu artarak devam ediyor.
artık hiçbir istanbullu, herhangi bir ulaşım planına taksiyi dahil etmiyor.
istanbul’un sarı ya da turkuaz taksileri istanbul’da bulunun yabancılara, dolar karşılığı hizmet eden ve yerli halkın binemediği bir ulaşım aracı haline geldi.
taksiye binebilen türk vatandaşları bunu mitolojik bir öykü gibi birbirlerine anlatıyorlar.
özellikle kadınlar bu işten son derece mustarip.
akşam saatlerinde ya da gece geç saatte bir yere giden veya bir yerden dönen kadınlar, taksi bulamadıkları için yollarda yürümek ve türlü tacize katlanmak zorunda kalıyorlar.
taksi sürücülerinin büyük bölümü kendilerine seslenen istanbulluların suratına boka bakar gibi bakıp, yollarına devam ediyor.
ama bu işin en önemli müsebbibi, yani sorumlusu, daha doğrusu suçlusu istanbul büyükşehir belediyesi’ndeki ak parti grubu.
belediye, giderek rezil bir hal alan bu taksi sürücüsü felaketini bir hale yola sokmak için belediyeye ait ve maaşlı sürücüler tarafından kullanılan taksileri yollara çıkarmak istiyor.
bu yolla belki bu küstah ve terbiyesiz taksiler bir nebze terbiye edilecek.
ama ak parti grubu buna izin vermiyor.
sanıyorlar ki, istanbullulara eziyet edilirse, chp’li belediye hedef olacak.
hayır efendim öyle olmuyor.
hepimiz bu taksi rezaletinin nedenini biliyoruz.
eşimize, kızımıza, çoluk çocuğumuza ettiğiniz bu eziyetin suçlusu sizsiniz.
halkı ne kadar düşündüğünüzü bu sayede çok iyi anlıyoruz."
-"istanbul’un “taksi” sorunu artarak devam ediyor.
artık hiçbir istanbullu, herhangi bir ulaşım planına taksiyi dahil etmiyor.
istanbul’un sarı ya da turkuaz taksileri istanbul’da bulunun yabancılara, dolar karşılığı hizmet eden ve yerli halkın binemediği bir ulaşım aracı haline geldi.
taksiye binebilen türk vatandaşları bunu mitolojik bir öykü gibi birbirlerine anlatıyorlar.
özellikle kadınlar bu işten son derece mustarip.
akşam saatlerinde ya da gece geç saatte bir yere giden veya bir yerden dönen kadınlar, taksi bulamadıkları için yollarda yürümek ve türlü tacize katlanmak zorunda kalıyorlar.
taksi sürücülerinin büyük bölümü kendilerine seslenen istanbulluların suratına boka bakar gibi bakıp, yollarına devam ediyor.
ama bu işin en önemli müsebbibi, yani sorumlusu, daha doğrusu suçlusu istanbul büyükşehir belediyesi’ndeki ak parti grubu.
belediye, giderek rezil bir hal alan bu taksi sürücüsü felaketini bir hale yola sokmak için belediyeye ait ve maaşlı sürücüler tarafından kullanılan taksileri yollara çıkarmak istiyor.
bu yolla belki bu küstah ve terbiyesiz taksiler bir nebze terbiye edilecek.
ama ak parti grubu buna izin vermiyor.
sanıyorlar ki, istanbullulara eziyet edilirse, chp’li belediye hedef olacak.
hayır efendim öyle olmuyor.
hepimiz bu taksi rezaletinin nedenini biliyoruz.
eşimize, kızımıza, çoluk çocuğumuza ettiğiniz bu eziyetin suçlusu sizsiniz.
halkı ne kadar düşündüğünüzü bu sayede çok iyi anlıyoruz."
ben çok yorgun hissediyorum, ruhen tükenmiş hissediyorum. sanki ne yapsam bir adım dahi ilerleyemiyorum ve bu beni yıpratıyor. manevi anlamda nefes alamadığımı hissediyorum. stresten derimi kazıyana kadar kaşımak istiyorum bazen. bu hayatı yaşamak bu kadar zor olmalı mıydı? ne ile savaşacağımı bile bilmiyorum. nereye adım atmam gerektiğini, nereye doğru çaba göstermem gerektiğini bile bilmiyorum. içim daralıyor, uzun zamandır nefes almam bu kadar zorlaşmamıştı. ilerledikçe daha da başarısız hissediyorum. eskiden başardığım şeylere dönüp bakamıyorum. kötü hissediyorum. artık içimden bir çaba göstermekte gelmiyor. ben artık hiçbir şey istemiyorum. ruhumun tüm ışığı çekildi.
malum kitle kadın düşmanı değil mi?
cemaat partisinin akıl hocaları kadın fikrinden bile iğrenmiyor mu?
kadını çocuk makinesi olarak görüp, kariyer sahibi bile olmasına tahammül edemeyen siz değil misiniz?
tabii efendim. neden olmasın? çünkü drama ekmektir!
cemaat partisinin akıl hocaları kadın fikrinden bile iğrenmiyor mu?
kadını çocuk makinesi olarak görüp, kariyer sahibi bile olmasına tahammül edemeyen siz değil misiniz?
tabii efendim. neden olmasın? çünkü drama ekmektir!
alt tarafi bir sabun. nasil 89tl olur aklim, hayalim, mantigim almiyor.
bu daha ne ki dediginizi duyar gibiyim.
turkiye cok kotu bir durumda cok.
allah yardimciniz olsun.
bu daha ne ki dediginizi duyar gibiyim.
turkiye cok kotu bir durumda cok.
allah yardimciniz olsun.
tüik ne açıklayacak bilmiyorum ama enag açıklamıştır.
"enagrup tüketici fiyat endeksi (e-tüfe) ekim ayında %7.18 arttı.
e-tüfe'nin son 12 aylık artışı %185.34 gerçekleşti."
kaynak
edit: tüik de açıklamıştır.
tüik: "enflasyon ekim ayında %3.54 artarken, 12 aylık artış ise %85.51 oldu."
%99.83 buhar olmuş olsa gerek.
ar damarı çatlamış bunların.
"enagrup tüketici fiyat endeksi (e-tüfe) ekim ayında %7.18 arttı.
e-tüfe'nin son 12 aylık artışı %185.34 gerçekleşti."
kaynak
edit: tüik de açıklamıştır.
tüik: "enflasyon ekim ayında %3.54 artarken, 12 aylık artış ise %85.51 oldu."
%99.83 buhar olmuş olsa gerek.
ar damarı çatlamış bunların.
karnının doymayacağı yerde açlığını belli etmeyeceksin.
bu başlık sayesinde öğrendim ki non-teist ekşicileri müslüman yapmanın tek yolu oz hapishanesine atmak.
(bkz: ejder meyvesi) başlığı altında yapılan tanımlar bu kapsamdadır.
uyu artık sabah işe gideceksin
türbanlı polisleri normal karşılayanların şikayet etmemeleri beklenen olay, işin sonu nereye varacak zannediyorlardı merak konusu? bunlar türkiye'nin iyi günleri. seçimi muhalefetin adayı kazansa bile kim olduğu farketmez! bu partilileşmiş ve yer yer radikalleşmiş emniyet, jandarma ve yargıyla işi zor. ben 15 temmuz benzeri bir isyan dalgası bekliyorum. ayrıyeten silahlanan selefi dernekler, suç oranları yüksek suriyeli ve afgan başıbozuklar ve tabi türkiye'ye doluşmış ışid artıkları var.
anlamsız saçma bir sorudur. bu hayatta idealler vardır ama önemi olan bir şekilde geçim derdini halletmektir.
istanbul'da türkiye'nin ilk 5 şirketinden birine girecektim. neyse holdinge gittim. gerekli görüşmeleri yaptık. bana dediler ki ''seni neden işe alalım?''
bende dedim ki, ''martin heidegger der ki, gözümüzün önünde duran bir bütün olmayıp hareketteki unsurlardan ibarettir. ben gücümü hareketten alırım, bir cisim yada insan sürekli hareket ediyor mu? o halde o insanın başarısız olması söz konu değildir. şimdi ben size soruyorum? gücünü hareketten alan bir personel mi? yoksa sadece durağan bir personel mi? seçim size kalmış'' demiştim.
işe girdim. yaklaşık 5 yıl çalıştım.
bana orada seni neden işe alalım diye saçma bir soru sordular, bende saçma sapan bir cevap verdim. hedidegger'in bu sözünün benim söylediğim şeyle bir alakası yok. onlar benimle dalga geçti, bende onlarla dalga geçtim.
demem o ki, bu soruyu neden sorduklarını onlar bile bilmiyorlar. türkiye, gelenekçi bir ülkedir. çoğu kavramların altı boştur. bizden önce böyle işe aldılar bizde böyle işe alalım derler. o sebeple bu soru size sorulursa yapmanız gereken tek şey özgüvenli bir insan olduğunuzu göstermektir. sallayın, kafadan atın ama sessiz olmayın. kem küm etmeyin.
ne diyor ayn rand:
''iş dünyasında kendi yargınızdan şüphe duymayın. ideoloji alanında şüphe duymayın. entelektüellerin anlaşılması zor, abuk sabuk konuşmalarının size gözdağı vermesine veya sizin cesaretinizi kırmasına izin vermeyin ve şu tür sonuçlara varmayın; anlamadığıma göre derin bir şey olmalı veya entelektüellerin gündemleri böyleyse o zaman benim fikirlerim pratik olmayan saçmalıklardır. fikirler yeryüzündeki en önemli pratik güçtür.''
hiçbir konu hakkında 'anlamadığıma göre derin bir şey olmalı' şeklinde düşünmeyin.
istanbul'da türkiye'nin ilk 5 şirketinden birine girecektim. neyse holdinge gittim. gerekli görüşmeleri yaptık. bana dediler ki ''seni neden işe alalım?''
bende dedim ki, ''martin heidegger der ki, gözümüzün önünde duran bir bütün olmayıp hareketteki unsurlardan ibarettir. ben gücümü hareketten alırım, bir cisim yada insan sürekli hareket ediyor mu? o halde o insanın başarısız olması söz konu değildir. şimdi ben size soruyorum? gücünü hareketten alan bir personel mi? yoksa sadece durağan bir personel mi? seçim size kalmış'' demiştim.
işe girdim. yaklaşık 5 yıl çalıştım.
bana orada seni neden işe alalım diye saçma bir soru sordular, bende saçma sapan bir cevap verdim. hedidegger'in bu sözünün benim söylediğim şeyle bir alakası yok. onlar benimle dalga geçti, bende onlarla dalga geçtim.
demem o ki, bu soruyu neden sorduklarını onlar bile bilmiyorlar. türkiye, gelenekçi bir ülkedir. çoğu kavramların altı boştur. bizden önce böyle işe aldılar bizde böyle işe alalım derler. o sebeple bu soru size sorulursa yapmanız gereken tek şey özgüvenli bir insan olduğunuzu göstermektir. sallayın, kafadan atın ama sessiz olmayın. kem küm etmeyin.
ne diyor ayn rand:
''iş dünyasında kendi yargınızdan şüphe duymayın. ideoloji alanında şüphe duymayın. entelektüellerin anlaşılması zor, abuk sabuk konuşmalarının size gözdağı vermesine veya sizin cesaretinizi kırmasına izin vermeyin ve şu tür sonuçlara varmayın; anlamadığıma göre derin bir şey olmalı veya entelektüellerin gündemleri böyleyse o zaman benim fikirlerim pratik olmayan saçmalıklardır. fikirler yeryüzündeki en önemli pratik güçtür.''
hiçbir konu hakkında 'anlamadığıma göre derin bir şey olmalı' şeklinde düşünmeyin.
kartal anadolu imam hatip lisesinden mezun olunmasının yeterli olduğu durumdur.
olum şu bilet taleplerinizi konuşacak başka başlıklar var gidip oralara yazsanız daha iyi olmaz mı? şuraya girip maç hakkında iki tane teknik taktik bir şey yazılmış mı diye bakıyorum son 10 sayfanın tamamı bilet muhabbeti.
not: ghezzal
not: ghezzal
arkadaşı buna atla otobüse bin gel demiş... adamda bunu yanlış anlamış sanırım.
evlilik sürecine giden yolda aklınızda ufacık bir “ben n'apıyorum amk” düşüncesi varsa bu yola girmeyin. hayır “sonra bakarız” değil, doğru zaman tam şimdi. her geçen gün daha geç olacak çünkü, kendinizi kandırmayın.
vicdan yapmayın. biliyorum gireceksiniz ama kendinizce “söz verdik, ayıp olur” moduna girmeyin. ayıp olur diye evlilik yoluna girilmez.
bu anlayış hem kendinize hem de karşınızdaki insana haksızlık zaten. bırakın kendine yol çizsin, imzayı attıktan sonraki süreç emin olun daha komplike.
ruh eşi diye bir şey yoktur. bu anlayış bir hastalıktır*. o an uygun olan şartlar vardır. hem kendinize hem de karşıdakine böyle bir sorumluluğu yüklemeyin.
kadınlar çoğunlukla başlangıçta daha coşkulu severler. erkekler ise daha çok zamana yayar bu sevgiyi. o nedenle bu coşku bitip yerini soğumaya bırakınca size öyle bir yabancı muamelesi yaparlar ki, bir anda kapı kolundan daha değersiz bir varlık olabilirsiniz onlar için. bir sabah uyandıklarında sizden vazgeçmiş olabilirler. bu onların doğasında var, suçlamak yerine bilinçli olun. takıntılı gibi onsuz bir hiç olduğunuzu düşünmek sizi yıkıma sürükler. buna engel olmak için, kimseye “gitmez” gözüyle bakmayın. giderler, gidiyorlar.
bütün bunları göze alıyorum, ben bunun bilincindeyim diyorsanız atın o imzaları. bir ömür boyu mutluluklar dilerim.
vicdan yapmayın. biliyorum gireceksiniz ama kendinizce “söz verdik, ayıp olur” moduna girmeyin. ayıp olur diye evlilik yoluna girilmez.
bu anlayış hem kendinize hem de karşınızdaki insana haksızlık zaten. bırakın kendine yol çizsin, imzayı attıktan sonraki süreç emin olun daha komplike.
ruh eşi diye bir şey yoktur. bu anlayış bir hastalıktır*. o an uygun olan şartlar vardır. hem kendinize hem de karşıdakine böyle bir sorumluluğu yüklemeyin.
kadınlar çoğunlukla başlangıçta daha coşkulu severler. erkekler ise daha çok zamana yayar bu sevgiyi. o nedenle bu coşku bitip yerini soğumaya bırakınca size öyle bir yabancı muamelesi yaparlar ki, bir anda kapı kolundan daha değersiz bir varlık olabilirsiniz onlar için. bir sabah uyandıklarında sizden vazgeçmiş olabilirler. bu onların doğasında var, suçlamak yerine bilinçli olun. takıntılı gibi onsuz bir hiç olduğunuzu düşünmek sizi yıkıma sürükler. buna engel olmak için, kimseye “gitmez” gözüyle bakmayın. giderler, gidiyorlar.
bütün bunları göze alıyorum, ben bunun bilincindeyim diyorsanız atın o imzaları. bir ömür boyu mutluluklar dilerim.
babaannem kalçasını ilk kez 87 yaşında kırdı, ameliyat oldu toparlandi.
95 yaşında tekrar kırdı, tekrar ameliyat oldu, ilki kadar hızlı olmasa da yine toparliyor.
hedef 100+
ajda hanıma geçmiş olsun diyorum. öyle hemen teslim olmak yok.
(bkz: not today)
95 yaşında tekrar kırdı, tekrar ameliyat oldu, ilki kadar hızlı olmasa da yine toparliyor.
hedef 100+
ajda hanıma geçmiş olsun diyorum. öyle hemen teslim olmak yok.
(bkz: not today)
trabzonspor kazanıp ülke puanına katkı yapar sonra da konferansta grup ikincilerinden birini elerse güzel bir ülke puanı katkısı olur.
bu konferans ligi işi bizim basiretsiz takımlar için mükemmel oldu. sivas'ın lider çıkabildiği bir lig. böyle giderse türk takımları doğu avrupa takımlarının yene yene avrupa'da ilk 10'a girer. büyük ülke olmanın avantajı devreye giriyor. eskiden olsa bi şaktar, bi steau bükreş ya da ne bileyim bi club brugge bu ülkeleri taşımaya yetiyordu. zaten en güçlü takımımız şampiyonlar ligi'nde patlıyordu. ama sivas'ın, konya'nın puanlar alabileceği bir lig de var artık. ayrıca türkiye ligi'nde öyle ya da böyle 5 büyük* takım var. tek takım dominasyonlu ligler bu süreçte düşüşe geçecektir.
bu konferans ligi işi bizim basiretsiz takımlar için mükemmel oldu. sivas'ın lider çıkabildiği bir lig. böyle giderse türk takımları doğu avrupa takımlarının yene yene avrupa'da ilk 10'a girer. büyük ülke olmanın avantajı devreye giriyor. eskiden olsa bi şaktar, bi steau bükreş ya da ne bileyim bi club brugge bu ülkeleri taşımaya yetiyordu. zaten en güçlü takımımız şampiyonlar ligi'nde patlıyordu. ama sivas'ın, konya'nın puanlar alabileceği bir lig de var artık. ayrıca türkiye ligi'nde öyle ya da böyle 5 büyük* takım var. tek takım dominasyonlu ligler bu süreçte düşüşe geçecektir.
arkadaşlar selam;
çok acil yardımınıza ihtiyacım var. bu yavru kediyi 2 gün önce sokakta bulup sahiplendim. hiç bir şey yokken dün eve geldiğimde bu şekildeydi. hemen acil veterinere götürdüm röntgen çekti bir şey bulamadığını söyledi ve sadece antibiyotik yaptı. röntgen sonuçlarını başka bir veterinere attığımda ise birisi "ciğerlerinde ödem var derken" başka bir veteriner ise, ciğerlerinde bir şey görünmüyor bronşitler kapalı olabilir dedi. fazla bütçem olmadığı için ancak bu kadarına gücüm yetti. şehir olarak eskişehir de yaşıyorum. barınağa da vermek istemedim çok iyi bakamadıklarını duydum. 2 gündür kedi ne bir şey yiyip nede içiyor. uyuyamıyor da ne yapacağımı bilemedim. ölmesine veya tekrar dışarıya bırakmaya hayatta göz yumamam. eskişehir içi tanıdık veteriner arkadaşları olan ve destek olabilecek veteriner varsa çok sevinirim.
bu videodan ne sonuç çıkartabilirse önerilerine açığım. ayrıca röntgen fotoğraflarını ve videoyu da yüklüyorum. iyi akşamlar dilerim
edit;
arkadaşlar mesajlarınız ve tavsiyeler için çok sağolun videoyu ve röntgen fotoğraflarını veteriner tanıdığı olanlar varsa ve iletirse çok sevinirim. benim elimden bu kadarı geldi. umarım kurtarabiliriz tekrar destekleriniz için teşekkürler.
edit2;
arkadaşlar çok fazla destek olmak isteyen var. inanın bugün letgodan paltomu satıp bu yavrunun ilaç masraflarını ödedim ona kısmetmiş videosunu bile çektim anı kalsın iyileşirse diye. asıl konumuza dönecek olursak bir veteriner hocam karnında sıvı birikmiş gibi duruyor dedi. bugün kediye bakan veteriner bey de aynı mesajı attı yarın tekrar götüreceğim.
edit3;
arkadaşlar mesajlara yetişemiyorum çoğu mesaj eskişehir vişnelik mahallesinde bulunan nuh'un gemisi adlı veteriner kliniğini önerdi. yarın ilk işim oraya gitmek olacak fakat bütçem kalmadı maddi olarak çok destek olmak isteyen kişiler var ibanı bırakıyorum gelişmelerden haberdar edeceğim. hepiniz çok sağolun.
tr53 0006 2000 0600 0006 8088 67
video
video 2
görsel
görsel
görsel
çok acil yardımınıza ihtiyacım var. bu yavru kediyi 2 gün önce sokakta bulup sahiplendim. hiç bir şey yokken dün eve geldiğimde bu şekildeydi. hemen acil veterinere götürdüm röntgen çekti bir şey bulamadığını söyledi ve sadece antibiyotik yaptı. röntgen sonuçlarını başka bir veterinere attığımda ise birisi "ciğerlerinde ödem var derken" başka bir veteriner ise, ciğerlerinde bir şey görünmüyor bronşitler kapalı olabilir dedi. fazla bütçem olmadığı için ancak bu kadarına gücüm yetti. şehir olarak eskişehir de yaşıyorum. barınağa da vermek istemedim çok iyi bakamadıklarını duydum. 2 gündür kedi ne bir şey yiyip nede içiyor. uyuyamıyor da ne yapacağımı bilemedim. ölmesine veya tekrar dışarıya bırakmaya hayatta göz yumamam. eskişehir içi tanıdık veteriner arkadaşları olan ve destek olabilecek veteriner varsa çok sevinirim.
bu videodan ne sonuç çıkartabilirse önerilerine açığım. ayrıca röntgen fotoğraflarını ve videoyu da yüklüyorum. iyi akşamlar dilerim
edit;
arkadaşlar mesajlarınız ve tavsiyeler için çok sağolun videoyu ve röntgen fotoğraflarını veteriner tanıdığı olanlar varsa ve iletirse çok sevinirim. benim elimden bu kadarı geldi. umarım kurtarabiliriz tekrar destekleriniz için teşekkürler.
edit2;
arkadaşlar çok fazla destek olmak isteyen var. inanın bugün letgodan paltomu satıp bu yavrunun ilaç masraflarını ödedim ona kısmetmiş videosunu bile çektim anı kalsın iyileşirse diye. asıl konumuza dönecek olursak bir veteriner hocam karnında sıvı birikmiş gibi duruyor dedi. bugün kediye bakan veteriner bey de aynı mesajı attı yarın tekrar götüreceğim.
edit3;
arkadaşlar mesajlara yetişemiyorum çoğu mesaj eskişehir vişnelik mahallesinde bulunan nuh'un gemisi adlı veteriner kliniğini önerdi. yarın ilk işim oraya gitmek olacak fakat bütçem kalmadı maddi olarak çok destek olmak isteyen kişiler var ibanı bırakıyorum gelişmelerden haberdar edeceğim. hepiniz çok sağolun.
tr53 0006 2000 0600 0006 8088 67
video
video 2
görsel
görsel
görsel
eğitim bir bütün ve birkaç derse sıkıştırılmayacak kadar geniş bir kulvarda süregenliği olan bir öğrenme ve gelişim hali. ilkokuldan itibaren ders olarak okutulabilir ama zaten anasınıfı dahil müfredatta dolaylı da olsa (alt kazanım olarak) insan yaşamına saygı, sokakta, okulda bireye ve canlılara nasıl davranılması gerektiği ile ilgili kurallar öğretiliyor.
bizim daha ziyade sahada sıkıntılarımız var ve bu ülkenin en büyük problemi ahlak ve empati yoksunluğu. kendine nasıl davranılmasını istiyorsan öyle davran hayat mottomuz olamıyor; ailede de okul içinde kazandırılmaya çalışılan olumlu davranışlar desteklenmiyor. sonuç; eğitim düzeyi ve ekonomik seviyeden bağımsız, huzur kaçırıcı davranışlar sergileyen, sosyal mecradan tanımadığı insanlara küfreden, trafikte makas atan, üslup sorunu yaşayan milyonlarca görgü yoksunu ve onların arasında insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamaya ve değerlerini korumaya çalışan bir avuç duyarlı insan..
bizim daha ziyade sahada sıkıntılarımız var ve bu ülkenin en büyük problemi ahlak ve empati yoksunluğu. kendine nasıl davranılmasını istiyorsan öyle davran hayat mottomuz olamıyor; ailede de okul içinde kazandırılmaya çalışılan olumlu davranışlar desteklenmiyor. sonuç; eğitim düzeyi ve ekonomik seviyeden bağımsız, huzur kaçırıcı davranışlar sergileyen, sosyal mecradan tanımadığı insanlara küfreden, trafikte makas atan, üslup sorunu yaşayan milyonlarca görgü yoksunu ve onların arasında insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamaya ve değerlerini korumaya çalışan bir avuç duyarlı insan..
görebildiğim kadarıyla erkek ekşi suserlara ait 2 tipten ibaret sorular:
1. cinselliğe ilişkin sorular
2. cinselliğe ilişkin değilmiş gibi sorulan cinselliğe ilişkin sorular.
olm gidin bi 31 çekin rahatlayın, bu nedir ya.
(bkz: ortam leş amk)
1. cinselliğe ilişkin sorular
2. cinselliğe ilişkin değilmiş gibi sorulan cinselliğe ilişkin sorular.
olm gidin bi 31 çekin rahatlayın, bu nedir ya.
(bkz: ortam leş amk)
yabancı uyruklu değil suriyeli mülteci bir orta doğu pisliğidir diye yazacaksınız. dünyanın en çukur kültürlerinden milyonlarca sapık, terörist, potansiyel katil kaçak yollardan bu ülkeye sokuldu. “mültecileri göndermeyelim, yazık” diyen ne kadar 'hümanist' varsa konya'da suriyeliler tarafından yüzüne kezzap atılan yusuf'un ve babasının gözlerinin içine bakarak söylesin:
görsel
görsel