Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
akp'nin cahil çomar yaşam tarzını herkese dayatması sonucu elinizden alınan onlarca şeyden biri bu da. mizahı, siyasi hicvi, yılbaşı kutlamalarını, milli bayram kutlamalarını, gece hayatını, üniversitelerin çoğundaki bahar şenliklerini, rock festivallerini elinizden aldığı gibi bunu da aldı. akp siktir edildiği anda çok büyük şenlikler yapılacak. diktatörden ve ihvancı çomar şeriat rejiminden kurtulup demokrasiye kavuşunca onun coşkusuyla eurovision'da kazandıracak şarkı da üretilir. zaten siyasi nedenlerle oy veriyorlar, islamcı diktatörden kurtuluş şerefine yapılan şarkıya kötü bile olsa oy verirler bence.
edit: haberde bahsi geçen yol izmir-urla yoluymuş. fark etmez, argüman genel olarak hala geçerlidir.

hala yol anlatıyorlar.
olm o zaman ihtiyaç daha azdı, ülkenin ekonomisi de daha küçüktü, fayda maliyet analizi muhteşem bir şekilde olmasa da bugünkünden daha iyi yapılıyordu.

gümüşhane'ye tünel, kütahya'ya havalimanı gibi embesillikler "kerizler nasıl olsa öder" diye yapılmıyordu. ki 90'larda bile demirel döneminde anlamsız stadyum, havalimanı vb. yatırımları yapılmıştı ama bugünkünün yanında çerez sayılır onlar.

kaynakları türkiye seviyesinde olan bir ülkede izmir'le istanbul arasına otoyol değil, adam gibi demiryolu yapılır. onu yapaydınız madem?

sizinkiler yaptı, gidiş geliş ortalama maaşın üçte biri kadar tutuyor. hazinenin de neye ne ödediği belli değil üstelik.
utanın da az konuşun azıcık diye bekliyoruz 20 sene oldu, utanma yok öğrendik artık.
aslında "suriyeli öğrencilerin 5 yıldızlı otelde 5 gün ağırlanması" olacaktı...

--- spoiler ---

suriyeli öğrenciler 5 yıldızlı otelde 5 gün ağırlanacak!

meb, meslek liselerinde okuyan suriyeli gençlerden 600 kişinin katılacağı bir festival düzenliyor.
bu ay planlanan 5 günlük gençlik festivali, antalya’da 5 yıldızlı bir otelde yapılacak.

meslek liselerinde okuyan suriyeli gençlerden 600 kişinin katılacağı festival, antalya'da 5 yıldızlı bir otelde yapılacak.

şartnamede otelin 5 yıldızlı, alkolsüz, denize sıfır, ücretsiz plajı olan, açık kapalı havuzu, spor ve fitness salonu olması istendi.

ayrıca oteldeki tüm yiyeceklerin “helal” olması da şartnameye girdi.

meslek liseliler festivale, istanbul, kilis, hatay, adana, gaziantep, bursa, şanlıurfa gibi illerdeki meslek liselerinden katılım olacak.

beş gün sürecek programın toplam maliyeti 4 milyon 653 bin 750 tl olarak açıklandı.

katılımcılara polyester çanta, bloknot, kalem, hijyen kiti, bez maske, matara, rozet, top, frizbi, yağmurluk, tişört, polar gibi hediyelerin verilecek.

festivalde düzenlenecek etkinlikler arasında ise hazine avı, halat yarışı, çuval yarışı, uçurtma yapımı, kültürler kolajı yer aldı.

--- spoiler ---

acilen neden yapılıyor diye sorulması gereken haberdir.
e:hedehödö
senin ümmet götcü çıktı tayyip emmi,
her belayı saldın üstümüze bi ziktirtmediğin kalmıştı,
ensar olma heveslisi kim varsa domalsın,
bize denk gelirse o telefonu vazelinsiz sokarız böyle ümmetin götüne,
bize ümmetin lideri değil
kerizi
ibnesi
gavatı olarak bakıyorlar bu ırkını siktiklerim.

edit: silahı çekti diyen minnoşlar var, ay canıımm kıyamam, lan bu piçin geldiği yerde isporta tezgahında bile roket atar satılıyor, ahmak olmak için özel bir çaba sarf etmeyin.
bu üniversitelerde zaten var. hocaya kibarca mail atar veya gider konuşur dersinize girmek istiyorum, ilgi duyuyorum dersen, sorunlu değilse her hoca buyur eder. biz okurken marmara tarihten bir arkadaş latince gramer derslerine geliyordu mesela. ancak buna devlet eliyle karışmak, üniversiteyi kamuya açmak ise tam deva partisinin yapacağı türden, kulağa hoş gelen ama gerçekte hiçbir karşılığı olmayan bir iş.

kontenjan bolluğu yüzünden üniversiteler zaten kalabalık. ilk yıllarda amfide oturacak yer kalmıyor. hocalar kimseyle uğraşamıyor. eğitimin kalitesi düşüyor. gençlerin kazanmak için hayatlarının baharında günde bin soru çözdükleri yerleri herkese açıp kimsenin eğitim hakkını gasp edemezsiniz.

eğitim konusunda hayırlı bir iş yapmak isteyen popülizmi bırakıp üniversitelerin çoğunu liseye çevirsin, kalanların da kontenjanlarını düşürsün. bu üniversite fetişi tüm dünyada gençliği krize soktu. insanın 25 yaşına kadar okuması gerekiyor. çocukluk uzuyor, hayata giremiyor, çalışmaya başlayamıyor. okuldan altı boş şiş bir egoyla çıkıp acımasız bir yarışa giriyor. üniversite ve akademi sadece yüksek kapasiteli, aileden kültürel sermayesi olan ve maddi olarak rahat insanların hedefi olmalı. geriye kalanların hayatını zorlaştırmaktan başka işe yaramıyor.
tarihte yabancı madde yiyen ilk kaleci. ulan volkan'ın hemen yanından rakı şişesi geçmişliği var. adamın kafasında patlasa o hızla, hoş geldin bitkisel hayat. ama uğurcan beyefendiye bozuk para falan attıkları için "taraftarımız bunu unutmasın" diye ağlıyor. ts taraftarının defterini hiç açmayalım uğurcan beyefendi, sadece şu son 10 senede neler neler oldu, o defter açılırsa kapatmak çok zor. daha geçen hafta kanaryaya silah doğrultan o elit taraftarını da al, git şampiyonluk mu kutluyorsun, ne yapıyorsan yap.
altında kafirin yaptığı lüks aracı, cebinde kafirin yaptığı lüks telefonu ve üstünde kafirin ürettiği lüks giysisi olan bir siyasal islam mücahidinin ağlamasıdır.

''riisin 10 milyin iskiri vir hipsi hizir kiti!!!''
2017-2020 yılları arasında 3 yıldan biraz daha uzun bir süre neredeyse hiçbir geçerli nedeni olmayan bir şekilde(mutlu bir evliliğim, dünya tatlısı 2 çocuğum ve maddi manevi başarılı olduğum bir iş hayatım varken oldu tüm bunlar) ileri derece anksiyete ve obsesif kompulsif bozukluk yaşadım. hatta bunun son 1 yılında durumum inanılmaz kötüydü ve 1 yıl boyunca çalışamayacak kadar kötü durumdaydım. son 2 yıldır ise oldukça iyiyim hatta son 1 yıl için konuşmak gerekirse %95 oranında iyileştim diyebilirim çok şükür..

bu süreçte(yaklaşık 4 yıl boyunca) çok kaliteli bir uzman psikolog desteği ve ilaç tedavisinin yanında konu hakkında binlerce yerli ve yabancı makale okudum ve hem kendimde hem de çevremde gördüğüm kadarı ile hafif ve orta düzeyde psikolojik bozuklukların her biri birbirini tetikleyen 10 un üzerinde farklı nedeni var. ve bütün bu nedenlerin çözümleri de var.

1. neden: gelecek ve para kazanma kaygısı.
1. çözüm: bunun pek öyle kolay bir çözümü yok ama bu durumu yaşayan arkadaşlara tavsiyem ilk etapta hızlı bir şekilde tasarruf dönemine girip şahıs ve banka borçlarını ufak ufak kapatmaya başlamaları ki gerçekten psikolojik olarak da faydasını göreceklerdir.

2.neden: ekmek ve karbonhidrat tüketimine dayalı gluten intoleransı, candida mantarı ve geçirgen bağırsak sendromu.
2. çözüm: en az 3-4 aylık bir karbonhidrat diyetine ek olarak, hergün 1 litre kadar ev yapımı sirke ilave edilmiş(%25 kadar) su içmek.

3.neden: fast food ağırlıklı beslenme kaynaklı b12 vitamini, d vitamini ve magnezyum eksikliği.
3.çözüm: ev yapımı yemeklerle sağlıkı beslenme yanında günlük vitamin takviyeleri ile b12 vitamini değeri en az 800, d vitamini değeri en az 80 olmalı onun dışında hergün mutlaka 1.000 mg magnezyum takviyesi ve bu takviyelere en az 1 yıl mümkünse 24 aya kadar devam edilmesi.

4.neden: abur cubur, gazlı içecek ve endüstriyel dondurma tüketimi.
4.çözüm: bunlar bildiğin zehir zaten iyileşmek için en az 1 yıl boyunca kesinlikle tüketilmeyecek. sadece orjinal maraş dondurması(keçi sütü ve salep içerip glikoz şurubu içermeyen) bulursanız haftada 500 gramı geçmemek kaydıyla tüketebilirsiniz.

5.neden: normalden fazla sosyal medya kullanımına bağlı zihinsel ve mental yorgunluk.
5.çözüm: en az 7-8 aylık bir instagram, facebook, tiktok diyeti. bu süreçte günde 1 saati aşmamak kaydı ile youtube izleyebilirsiniz.

6.neden: normalden fazla alkol ve sigara kullanımına bağlı psikolojik denge bozukluğu.
6.çözüm: mümkünse 1 yıl boyunca kesinlikle alkol ve sigaradan uzak durmak. mümkün değilse haftada 1 paket sigara ve 3 şişe birayı kesinlikle geçmemek. bu konuda iyileşme süresince alkol ve sigaradan ne kadar uzak durursanız o kadar çabuk iyileşirsiniz benden söylemesi.

7.neden: düzensiz uyku saatleri ve yetersiz uykuya bağlı psikolojik bozukluklar.
7.çözüm: çay ve kahve tüketimini azaltıp hergün en az 8 saat kaliteli uyku uyumak. mümkünse akşam 10.00-10.30 da yatağa girip sabah 7.00-7.30 da uyanmak(seratonin ve melatonin hormonu salgılanması için).

8.neden: reflü, gastrit ve mide ilaçlarına dayalı psikolojik bozukluk.
8.çözüm: aralıklı oruç, günde 2 öğün ve sığır gibi yemek yememek(insan gibi yemek). çok mecbur kalmadıkça kesinlikle mide ilacı kullanmamak. ayrıca kemer yerine “pantolon askısı“ kullanmak.

9.neden: porno ve mastürbasyon bağımlılığı ve normalden(haftada 1) fazla mastürbasyon yapmak.
9.çözüm: en az 1 yıl boyunca porno ve benzeri izlememek ve kesinlikle mastürbasyon yapmamak. bu süreçte ayda en fazla 1 defa mastürbasyon yapılabilir ama ne kadar uzak durursanız o kadar çabuk iyileşirsiniz.

10.neden: sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzına bağlı kronik kabızlık.
10.çözüm: mümkünse günde 40-50 dakika arası hafif tempolu yürüyüş. gene mümkünse haftada 3-4 saat kadar bisiklet kullanmak. hatta yapabiliyorsanız haftada 2-3 defa 1 saat yüzmek de inanılmaz faydalı hem vücüt hem de akıl sağlığı için. tüm bunların yanında bol bol sızma zeytinyağı tüketmek ve yemeklerde zeytinyağı kullanmak.

bu yukarıda yazdığım maddeleri harfi harfine en az 7-8 ay boyunca uygulayın(ki daha 2. aydan itibaren iyileşme süreci mutlaka başlayacaktır) %70, bir yıl boyunca uygulayın %90, 18 ay boyunca uygulayın %99 iyileşeceğinizin garantisini ben veriyorum. ben şahsen bu şekilde iyileştim. bütün arkadaşlarım da bu şekilde iyileştiler.

evet ..
çok şanssızım be sözlük. üniversite yıllarımı 90'larda yaşadım ve bize festivallere mfö, cem karaca,erkin koray, athena falan gelirdi. gençlik kıymet bilsin. bilal erdoğan ha vay be ne güzel düşünmüşler imkanım olursa katılmak isterim aktrol arkadaşlar bilet ayarlarsa sevinirim.
şu adamın 15 yıldır verdiği mücadeleyi biz halk olarak 15 gün versek ülke düze çıkmıştı yemin ediyorum. ciğeri beş para etmez zibidiler için ömrünü heba etti adam resmen. ülkede yeterince hain yokmuş gibi parti içindeki hainlerle, döneklerle uğraşıp durdu yıllarca, sırf ideal bir ülkeye kavuşalım diye nelere katlandı. başkası olsa çoktan yetti lan diye siktiri çekip keyfine bakardı ama yılmadı sırf bizim için.

aptala anlatır gibi kör göze soktuğu orta parmak kıvamındaki videodur.
frodo ve sam'in yüzüğü götürmek için katettikleri mesafeyi, metre ölçer ile karış karış hesaplayarak, aynı mesafelerin ölçülerini gerçek haritadaki yerleşkeler üzerinde de sağlamasını yaparak ulaşmış olduğum rakam. bu zamana kadar en ince detaylarına kadar üzerinde durduğum, en çılgınca hesaplamam olabilir.

bunun farklı versiyonlarını yapanları gördüm, ancak herhangi bir ölçü birimi kullanmadan, kaba taslak yapıldığını görünce, verilen rakamların doğruluğu konusunda şüpheyle yaklaştım. zira, bu ikili hobbit oldukları için bu mesafe daha makul bir seviyede olmalıydı. ben de bunun için ne yapabilirim diye düşündüm ve halihazırda mantolama ustası olan babamın duvar ve kiriş ölçümlerinde kullandığı metre ölçeri ödünç alarak, frodo ve sam'in yolculuklarının 7 ayağını karış karış ölçtüm ve bu ölçtüğüm yerleri gerçek haritadaki yerleşkeler üzerinde sağlamasını yaparak, o yerleşkelerin arasındaki mesafeleri hesapladım. yine, o yerleşkelerin arasındaki mesafeyi bir insan yürüyerek kaç saatte, kaç dakikada katettiğini de hesapladım.

frodo ve sam'in tam 7 durağı olan yolculukları tam tamına 173 km sürmüş ve bu mesafeyi yalın ayak yürüyerek ortalama 36-37 saat gibi bir sürede katetmişlerdir.

nasıl mı?

not: ölçümleri yaparken, hem metreyi hem de telefonu tuttuğumu düşünecek olursak, bazı yerlerde 0.2, 0.3mm'lik yanılma payı bıraktığımı hatırlatmak istiyorum.

yine, yolculuklarının karşılığı olan gerçek yerleşkeler, ankara civarındaki yerlerden tercih edilmiştir.

sırasıyla yolculuklarının:

1. hobbiton - bree

ikilinin maceraya başladıkları yer olan hobbiton ve bree'yi metre ölçer ile ölçtüğümde 2.2, 2.3cm ölçmüş bulunmaktayım. bunun gerçek haritadaki saray-pursaklar üzerinden yaptığımda, yaklaşık 2.1, 2.2cm çıkmakta. yanılma payı bıraktığımı söylemiştim.

görsel

2. bree-rivendell

maceralarının ikinci durağı olan bree-rivendell arasını tam 5cm olarak ölçmüş bulunmaktayım. bunun karşılığı olan, kütükkuşağı-altınekin arası yine 4.9cm-5cm arası çıkmaktadır.

görsel

3. rivendell-moria

3. durakları olan rivendell-moria arasını yine tam yanılma payı olmadan 3cm olarak ölçtüm. bunun gerçek yerleşkedeki karşılığı olan kesiktaş merkez- sincan arasını 3cm olarak ölçmüş bulunuyorum.

görsel

4. lorien - sarn gebir

yolculuklarının en zorlu ayaklarından biri olan bu yolculuğa başlamadan önce, madenlerde katettikleri mesafeyi ve yolculuğun bir bölümünü kayıkla devam ettikleri için, o mesafeleri buradaki hesaplamaların dışında tutacağım. burayı, metre ölçer ile ölçtüğümde ise 3.7-3.8cm ölçmüş bulunmaktayım. ancak, madenler ve kayık meselesi devreye girdiği için esnek tutarak düz 4cm olarak kabul ettim. bunun karşılığı olan, yıldırımbeyazıt-evciler arasını ise tam 4cm ölçmüş bulunuyorum.

görsel

5. sarn gebir- morannon

yolculuklarını neredeyse yarısını tamamlayan ikilinin, bu ayağındaki morannon'un iç tarafları dağlık ve engebeli kaldığı için gerçek ölçtüğüm 2.4cm'lik mesafenin 0.4mm'sini silerek, düz 2cm olarak kabul ettim ve bunun karşılığı olan, kavaklı-karşıyaka arası 2.1-2.2cm çıkmaktadır.

görsel

6. morannon - minas morgul

yolculuklarının sonuna gelmeye başlayan ikilinin, bu ayağı biraz beni uğraştırdı. çünkü, girintili çıkıntılı bir yer olduğu için önce ilk aşağı olan girintisini ölçtüm ve orası tam 1.1cm çıktı, yine aşağı olan tarafı ise 1.3cm çıkıyor. toplam 2.4cm olan bu mesafeyi, dolambaçlı olduğu ve içeriden dolaşacaklarını düşünerek düz 2.cm olarak aldım. bunun karşılığı olan, memlik- yuvacık arasını ise yine tam 2cm ölçmüş bulunuyorum.

görsel

7- minas morgul -orodruin

ikilinin maceralarını sonlandırdıkları son yer olan orodruin'i ölçtüğümde, 1cm, 1.2, 1.3cm gibi değişik değerler elde ettim. burada biraz elim titrediği için, buranın karşılığı olan evciler-kömürcü 1.4, 1.5cm çıkmakta, ben ortalama olarak her ikisini de 1.4cm kabul ettim.

görsel

şimdi, bu metre ölçer ile ölçtüğüm ve ikilinin yolculuklarının gerçek haritadaki karşılıkları olarak belirlediğim yerleşkelerin arasındaki mesafeleri hesaplayalım:

hobbiton- bree'nin karşılığı olan, saray pursaklar: ivedik yolu üzerinden, yürüyerek 6 saat 48 dakika sürmekte olup 31.7km'imiş.

görsel

bree-rivendell'in karşılığı, kütükkuşağı-altınekin: konya yolu üzerinden, yürüyerek 16 saat 44 dakika sürmekte olup 82.6km'imiş.

görsel

rivendell-moria'nın karşılığı, kesiktaş-sincan: temelli yolu üzerinden, yürüyerek 3 saat 19 dakika sürmekte olup 15.9km'imiş.

görsel

lorien-s. gebir'in karşılığı, y.beyazıt -evciler: bayındırcık köyü yolu üzerinden, yürüyerek 5 saat 6 dakika sürmekte olup 23km'imiş.

görsel

sarn gebir- morannon karşılığı, kavaklı-karşıyaka: lalahan hayvancılık yetiştirme araştırma enstitüsü üzerinden, yürüyerek 1 saat 45 dakika sürmekte olup, 8.1km'imiş.

görsel

morannon-minas morgul'un karşılığı, memlik-yuvaköy : ivedik yolu üzerinden, yürüyerek 1 saat 52 dakika sürmekte olup, 7.8km'imiş.

görsel

minas morgul -orodruin karşılığı, evciler-kömürcü : bilinmeyen yollar üzerinden, yürüyerek 48 dakika sürmekte olup, 3.9 km'imiş.

görsel

şimdi, bu katettikleri mesafeleri toplayalım:

31.7+82.6+15.9+23+8.1+7.8+3.9= 173km

frodo ve sam'in yolculukları tam 173km sürmekteymiş.

toplam bu yolculuğu ise, hiç ara vermeden yalın ayak, başı kavak: 36-37 saat gibi bir zaman diliminde tamamlıyorlarmış. (küsüratların bazıları yuvarlanmıştır.)

ancak, site büyük ihtimalle bunları yetişkin bir insan üzerinden yaptığı için, frodo ve sam de hobbit olduğu için onların ölçülerindeki bir kişinin bu mesafeyi kaç adımda tamamlayacaklarını hesaplayacağız.

bunun içinse, bu siteden faydalanacağız:

hobbit'lerin ortalama boy uzunluğu 90cm'imiş, direkt olarak frodo ve sam'i 85-90cm uzunlukta düşüneceğiz. ikisi de hobbit olduğu ve kısa adımlar atacağı için, yürüme tempolarını yavaş yürüme olarak seçerek, 12.5min/km kabul edeceğiz.

bu durumda hesaplamalara göre, frodo ve sam 173km'lik mesafeyi tamamlamak için tam tamına:

290.250 adım atmış olup,

km başına ise 1.678 adım atmışlar.

bu durumda frodo ve sam, 173km'lik mesafeyi, yalın ayak, hesaplamalarıma göre 122 saat- 123 saat arasında tamamlamaktadırlar.

not: madende harcanan süre, son süreye, dağcı ve madencilerin bir madenden ne kadar kısa sürede çıkabildiğini teorik olarak ortaya koyan ingilizce makalelerden tahmini bir zaman yürütülmüş olup, kayıkta geçen süre ise tamamen babaannem ve benim ankara'da bulunan göksü parkı'ndaki yunuslu botlar ile yapay gölün etrafını dolaştığımız süre baz alınarak, son mesafe süresine eklenmiştir.

arz ederim.
''kişi başına milli gelir 25.000 dolar olacak''

yıl 2022 asgarı ücret 250 dolar.

edit: ikisinin farklı şeyler olduğunu biliyorum geçen sene milli gelir 9500 dolarmış. iki farklı veri arasındaki rakamsal benzeşme ilgimi çekti sadece üzücü bir durum.
necati şaşmaz'ı farklı bir role koy oynayamaz ancak kurtlar vadisine tam olarak oturmuştur. yüz ifadesi,donukluğu, beden hareketleriyle istenilen karaktere bürünmüştür. adam dünyaya bu rolü oynamak için gelmiş oynadı ve sektörden çekildi. kenanı, kıvançı, nejatı koy o tadı vermez.
bence ilanlara yorum özelligi gelsin.
dolandirici mi, calinti fotograf mi, fiyati cok mu yüksek, vs. millet önceden fikir sahibi olur.
olum ben bursaspor'un yolculuğunu hiç takip edemedim de insanlar finalde rakip çok güçlü diyince bi kadroya bakıyım dedim.

bologna bildiğim euroleague kadrosu kurmuş bu ne. teodosic, belinelli, shengelia, heckett, udoh bu nasıl kadro lan. bu adamlar genel itibariyle yaşlanmış bi ekip olabilir ama eurocup seviyesi için baya fazla.

umarım bursaspor için çok istisnai bir performans olur ve büyük bir destan yazmış olurlar.
mecburen tane tane anlatacaz cunku burada cok fazla geri zekali var:

1) akp'nin oy orani en baba akpli anket sirketlerinde bile kararsizlar dagitilmadan once %30; ki emin olun o kararsizim diyenlerin %80'i aslinda ya millet ittifakina oy verecek ama korkudan soyleyemiyor ya da akp'yi protesto icin hic sandiga gitmeyecek. yani akp'nin gercek oy orani su an %25 ila %30 arasinda bir yerde. bunu bir cebimize koyalim. bu saatten sonra erken secim olmayacagini kabul edersek daha secimlere 13 ay var. aranizda hala farkinda olmayanlar vardir belki ama bu ulke 2018'den beri cok agir bir ekonomik buhran yasiyor ve bu buhran gittikce agirlasmakta. artik yoksullasma ve sefalet korkunc noktalara varmis durumda. gercek enflasyon %160'larda ki sene sonuna dogru %200'leri bulacak. onumuzdeki kis artik afrika seviyesinde bir fakirligi konusuyor olacagiz. bu sartlarda akp'nin oy oraninin daha da dusecegi asikar. 2022 - 23 kisini bitirdigimizde akp muhtemelen %20 - 25 gibi rakamlari gorecek. ustune mhp denen adi var kendi yok koltuk degneginin %5'ini ekle. 2023 baharini gordugumuzde akp - mhp oy orani %30 - %35'lerde bir yerde olacak. hadi %5 de benden ekleyin: %40. bunun karsisinda senin hdp secmenini de katarsak kaya gibi duran %60 'in var. turkiye'de toplam secmen sayisi 60 - 65 milyon civari. yani senin 40 milyonluk tabaninin karsisinda akp-mhp cephesi'nin 26 milyonu olacak. ekrem imamoglu, guzel kardesim senin iste hdp dahil bu 40 milyonluk kendi tabanini memnun edecek sekilde hareket etmen lazim. sen bu 40 milyonun %80'ini sandiga goturebilirsen, ki bu kadar kritik bir secimde senin tabanin %85 - %90 seviyesinde sandiga gidecektir, bu is zaten bitti. alacagin 32 milyon oy ile karsi tarafa 6 milyon fark atmis oluyorsun ki calmakla kapatilabilecek bir fark degil bu. ozetle muhafazakarlardan, akp-mhp tabanindan oy alacam diye sacma sapan hareketler yapmaya, egilip bukulmeye zaten ihtiyacin yok. ki bu sekilde davranarak 40 milyonluk kendi potansiyel secmeninin antipatisini kazaniyorsun. bunu yapma.

2) hadi diyelim muhafazakarlardan da ne kadar oy alabilirsek kardir diye bir mantigin var. ee peki guzel. o zaman niye nagehan alci gibi kendi secmenin icin adeta bir nefret objesi olan, gazetecilikle uzaktan yakindan alakasi olmayan, yargilanmasi gereken ex fetocu bir operasyon elemanini yurt gezine davet ediyorsun. haberturk'te baska gazeteci mi kalmadi. fatih altayli'yi cagir; muhafazakarlara yakin nihal bengisu karaca'yi cagir. git havuz medyasindan cok sivri olmayan, nispeten ilimli bir ismi cagir. muhafazakar gazeteci mi bitti memlekette? niye israrla bu nagehan denen kadini cagirarak kendi secmenini provoke etmeye calisiyorsun? bu nasil bir stratejidir? ki nagehan alci'yi akp/mhp tabani da sevmez. toplumun hic bir kesiminde karsiligi olmayan sacma sapan birinden bahsediyoruz.

3) hadi bir hata yaptin bu kadini davet ettin. otobusteki foto olayi patladiktan sonra tek yapman gereken kendi secmeninin hassasiyetini anladigini belirtip, bir daha nagehan gibi birini yurt ici / yurt disi hicbir gezine davet etmeyecegini soyleyip ozur dilemekti. bu kadar basit. halbuki once basin danismanin olacak kibir abidesi arkadas 'medyadaki 200 - 300 kisinin tartistigi konular bunlar. zaten nagehan hanim dogu karadeniz'de cok sevilir.' gibi milletin gotuyle gulecegi sacma sapan bir aciklama yapti. ustune kendin cikip dogrudan kendi potansiyel secmenini karsina alip 'tepkiler bana viz gelir tiris gider.' gibi erdoganvari korkunc bir aciklama yapip tuy diktin. sonrasinda yarim agizla diledigin ozurde bile hala konunun nagehan alci oldugunu bilmezden gelerek konustun. su saatten sonra yapacagin en mantikli hareket daha once de belirttigim gibi tabanindan nagehan secimi konusunda ozur dileyip, bir daha boyle saibeli bir ismi herhangi bir gezine davet etmeyecegini aciklamak. bu kadar basit. zaten olan oldu. artik zararin neresinden donsen kardir.
cd'lerin doğaya ne kadar zarar verdiğini bilmeyenler toplanmış.
arkadaşlar öncelikle cd'ler poliüretan dediğimiz, karbon bileşiği bir malzemeden yapılır ve doğru şekilde geri dönüştürülmeleri gerekmektedir. doğru geri dönüşüm uygulanmaz ve toprağa karışırlarsa bi sikim olmaz çünkü ben de böyle bilmiş bilmiş konuşmama rağmen bi bok bilmiyorum. ayrıca fok balıklarının katledilmesi de sırf bu yüzden.
bu amk amerikası harbiden büyük ülke dememe sebep vermiş kripto para. herifler 0,5 faiz arttırmak için 7-8 aydır ön hazırlık yapmalarına rağmen piyasalara darbe üstüne darbe yaptı. herifler paralarını biraz değerlendirmeye çalışmak için 40 takla atıp çok değerlenmesini istemiyoruz demelerine rağmen dünya alem sarsıldı.

daha piyasadan para çekilmeye başlanmadı, daha faiz artışlarını ciddi anlamda görmedik, daha enflasyonu düşürme yoluna girmediler.

hakikaten şu dünyada "kral geri döndü" sözünü hak eden tek durum şudur. bu herifler önümüzdeki 200 sene boyunca da dünyadaki tek süper güç olmaya devam eder.
aileden chpliyiz. kılıçdaroglu'nu çok destekledim. entarilerim duruyor, bakın görün.
sezgin'i, canan'ı, bekaroglu'nu aldı ses çıkarmadık. bardağın taştığı nokta yasadışı istilacılar için takındığı sahte ve yalan dolu tavır oldu.

imamoğlu'nu destekledik. ama nagehan bir simge idi. ali tatar'ın, kuddusi okkır'ın ve nice diğer namuslu vatansever kişilerin çektiği acıların simgesi. sırıta sırıta yanına aldı. benim için bitti.

şimdi ümit özdağ'ın yanındayız. o da dönerse (sanmam ama) başka bir cephe buluruz.

işte bu kitle, her şeye rağmen vatan, ahlâk, istikbal, fazilet, millet kavramlarına inanan atatürkçü kitledir.

kaypak, liboş, memleket düşmanı çürümüş kitle anlayamaz. anlamasın da zaten.
kılıçdaroğlu'nun ne kadar iki yüzlü olduğunu göstermek istemişmiş. gitsin önce el pençe divan durduğu devlet bahçeli'nin rte hakkında 180 derece dönüşünü eleştirsin.

hayır kılıçdaroğlu'nun da sığınmacılar konusunda zerre kadar iki yüzlülüğü yok. sadece mantıklı cümleler kuruyor, sığınmacıları damperli kamyona koyup sınıra bırakacağız demiyor. kimse bunu yapamayacak. suriye ile ilişkiler düzelmeden kimse gitmez suriye'ye. kılıçdaroğlu da önce dış politikayı düzelteceğiz diyor. kılıçdaroğlu ne diyorsa, kopya çekercesine aynısını ümit özdağ söylüyor. ama nasıl oluyorsa, sığınmacıların çözümü ümit özdağ'da oluyor.

bu troll operasyonlarını, abartılı parlatma çabalarınızı, ülke gündemini ekonomiden saptırma amacınızı anlamadığımızı düşünmeniz ise sizin en büyük probleminiz aslında.
şurda kola zararlı diyen s*kiklerin %99'u alkol tüketiyor. sanki alkol doğal kaynak suyu. neyse konuya gelecek olursak böyle giderse yağlı yemeklerin yanında çeşme suyu içeceğiz.
"ortalama bir tıp mezunu türkiye'deki mühendislerin %90'ından daha fazla matematik bilir."

"mühendislerin kendisini matematik biliyor zannetmesi durumu."

bunlar ne içiyor da bu kafaya erişiyor merak ediyorum cidden.

ulan üniversitede 6 tane matematik dersi aldım, 4ü hardcore denilecek dersler adam bana matematik bilmiyorsun diyor. tıpçı benden iyi biliyormuş. tıpçı adam en son türev integral gördü, üniversitede ise türev integral bildiğin kabul edilerek başlıyorsun derslere. milleti yok yere aşağılamakta üstünüze yok cidden.
recep tayyip erdoğan'ın bugün sarf ettigi söz

karakter sınırlamasından ötürü başlığı kısaltmak zorunda kaldım.

cumhurbaşkanı erdoğan: "bu görevde olduğumuz sürece bay kemal, yandaşların da dahil, hepinize sesleniyorum; allah'ın izniyle siz bu kardeşlerimizi bu ülkeden gönderemeyeceksiniz. şu an itibarıyla bunu duyan suriyeliler, ıraklılar, afganlar bir gönül huzuru içerisinde giriyorlar "

hiçbir ülke demografik ve ekonomik yapısını bozacak kontrolsüz göçe müsaade etmez.

rte ekonomik kriz ve demografik yapının bozulmasının sonucunda yaşanılacak bir iç karışıklıktan kazanılmış bir saray koltuğu daha görüyor bunun başka mantıklı bir açıklama olamaz.

bir kere geldiğimiz şu dünyada koltuk ve lüks sevdalısı yöneticilerin yönettiği transa girmiş cahil ve korkak bir halka sahip bir ülkeye geldik.

not: yemin ederim birisi yol gösterse yerleşebileceğim bir gelişmiş ülke olsa 5 dakika durmam burda. yollar arıyorum ama bulamadım hala.
başlığa destek lütfen gündemde kalmalı

valilik kararı

http://www.eskisehir.gov.tr/yasaklama-karari090522

amaç sadece festivali baltalamak, ruhumuzu emdiniz yeter ya bi nefes alamayacak mıyız!!! festivale özel yasak yayınlamışlar.

özgür bırakın artık gençleri düşün yakalarından!!!

gitmeden önce yapılacak ne varsa yapıyorlar.

amacı ne olduğu bilinmeyen sözde muhafazakar bir kuruluşta bu duruma çok sevinmiş.

“çadırlarda kızlı erkekli yatılı kalınıyordu" denilmiş.

https://onedio.com/…ekli-yatili-kaliniyordu-1067031
ahlaksızlık ya da şerefsizlik değildir. az buçuk ekonomi bilgisi ile buna sebep olanın ev sahipleri değil, ekonomi yönetimi olduğu anlaşılabilir.

konuta kredisine ulaşmak kolaylaşınca piyasadaki satılık ev miktarı (bkz: arz) azalacak, dolayısıyla kalan az sayıdaki eve olan talep oransal olarak artacak. arz azalıp talep artarsa fiyat da doğal olarak artar (bkz: iktisada giriş 101).

dolayısıyla bu enflasyona ekonomi yönetimi kendi eli ile sebep oluyor. suçluyu yanlış yerde aramayın.

sizin eviniz bugün 1m tl'ye satılık olsa, yarın 1,5m tl'ye müşteri geleceğini bilseniz fiyatı sabit tutar mıydınız? cevabınız evet ise bu işlere hiç girişmeyin derim. ytd.
ankara’dan metallica konserine gitmişiz ama cepte kuruş para kalmamış

kızın biri gözümüzün önünde bir kediye 200gram döner kestirdi. tavuk döner yok o zamanlarda. koydu hayvanın önüne

kız iki adım uzaklaşır uzaklaşmaz hayvanı “siktirgieeeet huleayn” diye kovalayıp aldık döneri yerden. gittik bakkaldan bi ekmek alıp iki kişi yumulduk