Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
belediye meclisinin kararıyla yabancı uyruklulara su dolar ile satılacak. evlenmek için başvuran yabancı uyruklular 100 bin tl ödeyecek gibi kararlar alındı.
kaynak

bunu suriyeliler için yaptıkları aşikar. kişisel yorumum ise bence iyi yapıyorlar. zaten adamlar seçim öncesinde seçmenine bunu vaat etmişlerdi. suriyelilere çocuk başına para verenlere iyi bir cevap olur bence. şunu eklemek istiyorum. yazın bolu'da birkaç gün geçirme fırsatım oldu. şehirde bir tane suriyeli görmedim. hani diyorlar ya suriyelileri nasıl gondereceksiniz. zaten adamlara tanınan ayrıcalıkları kaldırsanız ve bolu belediyesi'nin yaptığı gibi birkaç karar alsanız kendi kendilerine gidecekler bu ülkeden.

edit: bir yazar arkadaşın isteği üzerine bu konuyla ilgili anket bırakıyorum
anket

edit2: hukukçu bir yazarın uyarısını sizinle paylaşmak istiyorum
"belediye meclisinin aldığı kararlar belediye başkanı tarafından onaylandıktan sonra, ilin en büyük mülki amiri olan valilere gönderilir. valilere gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez. vali, onama/onamama iptal etme yetkilerine sahiptir."
yani valinin kararları iptal etme yetkisi var. valinin alacağı bir emirle kararları iptal edeceğini düşünüyorum
bağcılar'da, sultanbeyli'de, çarşamba'da, konya'da, antep'te, kayseri'de olmadığı müddetçe işe yaramayacak eylemlerdir.

edit: konya'da başlamış zannettik ama meğersem feykmiş. konya'da eylem mi olur bendeki de saflık
demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar

2000 yıl önce platon bugünü tarif etmiş.

ülkede ne kadar eğitimsiz, zır cahil, manipüle edilmeye müsait, çıkarcı, nefret dolu, bencil insan varsa arkasında toplayan ve bu sayede halen oy almaya devam eden kişi.
ak parti kadar serefsiz haysiyetsiz ve yavsak bir olusum yok lan.

ak parti ejder meyveli smoothi icsin halk sogan ekmek yesin allah belanizi versin sizi basimiza getirenlerle beraber colugunuzdan cocugunuzdan ciksin.
olmayan protestodur. geç gelen hamburgeri, iade edemediği donu, gol atamayan kenan karamanı protesto eden bu kadim halk, batmakta olan ekonomisini protesto e-d-e-m-i-y-o-r.
'demokratik tepki, bir haktır. yeter ki şiddete bulaşılmasın.' kısmında güldürmüş, bir mizah yazarı cümlesidir.

sen komik misin abdülkadir?
çevreniz vasatsa siz de vasatsınız demektir. aptal aptal genellemelerinizden rahatsız olmuyorum ama gerçekten bu kadar cahil ve özgüvenli olmanıza dayanamıyorum.
- işletme sermayem artık kesinlikle yetmiyor.
- ithal -mecburen ithal- hammadde/aramamül kullanıyor ve alamıyorum, alsam, vade ödemesini hesaplayamıyorum.
- çoğu durumda artık param olsa da, ithal menşeili aramamül alamıyorum. tedarikçiler -önlerini göremedikleri için- hammadde satmıyor.
- enerji, nakliye ve öngörülemeyen -ve zaten bulunamayan- girdi maliyetleri sebebiyle; a) artık yurtiçi piyasaya satış yapmak imkansız... b) ithal girdiye mecbur olduğum "fakat" döviz kurları sebebiyle satın alamadığım için üretim yapmam imkansız. yani, yüce ekonomistimizin düşündüğü gibi "döviz yükselirse ihracatçının rekabet şansı artar" şeklinde olmuyor işler. hammadde alamıyoruz! hammadde bu-la-mı-yo-ruz! üretemiyoruz!
- önceden verilmiş ithal hammade/aramamül siparişlerinin vade ödemeleri geliyor sürekli. son 10 gündür, borçları vadelerinden önce ödeyip kapatmaya uğraşıyorum. çünkü, her gün borçlar tl bazında akla hayale sığmayacak şekilde artıyor, yetişmek mümkün değil!
- kendi adıma, üretici enflasyonu %80+ seviyelerinde. saçma sapan hammadde fiyatları var.
- piyasadan alacakları toplamak zaten rutin bir problemdi. artık problem bile değil. "alacak toplamak" gibi bir durum söz konusu değil artık, kimsede kuruş para yok.
- bugün sabah aldığım bir telefonla öğrendim ki, epeydir tanıdığım, orta ölçekli bir kobi işleten bir tanıdığım dün gece kalp krizi sebebiyle vefat etmiş. günlerdir -yukarıdaki entry'lerden birinde yazdığı gibi, vadesi gelen döviz borcunu ödeyebilmek için- para aranıyordu.

tüm bu sebeplerden dolayı, stoktaki hammaddeler tükendikten, eldeki siparişler teslim edildikten sonra tasfiye sürecine girecek, şirketi kapatacağım. bu kadar saçma sapan ekonomi programında üretici olmaya, kâr beklentisi içerisine girmeye, kaliteyi düşürmemeye çalışmaya, sağlıklı bir ruh hali için çırpınmaya gerek yok, zaten imkan yok.

tanıdığım 6 şirket tası tarağı satıp yurtdışına çıktı, üretimini bulgaristan'a kaydırdı. bu hafta içerisinde 2 şirketin daha gidiyor olduğunu biliyorum.

an itibariyle yurtdışındayım ve üretim için yer ve kendim için konut bakınıyorum, yani bir nevi şirketi yurtdışına taşıyorum. çünkü borçlar yüzünden kalp krizi geçirmek değil, yaşamak istiyorum.

hiçbir şekilde, borçlarımdan dolayı batmam veya borç takıp kaçacak durumda değilim. tabii bunu ancak ve ancak, son 4 yılda yaptığım tüm yatırımları elden çıkararak gerçekleştirebilirim. yani 4 yıl, onca emek, onca çaba uçtu gitti...

ekonominin kitabı... hadi ordan, dürzü!

edit: gelen mesajlar için teşekkür ederim. sektör soran çok olmuş, haklı olarak. karavan, karavan aksesuarları, kamp malzemeleri üretimi, küçük bir taraf da mobilya üzerine.
ucuza alıp zam geldikten sonra ilana koyacak bazı fırsatçı şerefsizlerin yüzündendir. bunlar yüzünden gerçekten ihtiyaç sebebiyle almak isteyen, zamdan kaçınmak isteyen insanlar alamıyor. götünüzde patlar inş.

edit: fırsatçı ve al-satçı şerefsizler entry'i seri eksiliyorlar. siz kazanacağınıza iyi niyetiyle zammı olabildiğince geciktiren apple kazansın ulan.
bu hafta içerisinde sorunsal olmaktan kalkacaktır.

entry'i yazdıktan 4 saat sonra gelen güncelleme:
anlık olarak 1 dolar 13.30 tl
olsam, her dışarı çıktığımda 10 dakikada en az 10 tane ceza yazabilme kapasitesini kendimde gördüğüm uygulamadır.

1. kaldırıma parkedenler.
2. yol babamın malı der gibi dönüşleri önleyecek biçimde park edip telefon konuşması yapanlar.
3. gece gündüz sis yok iken sis farı yakanlar.
4. modifiye egzoz kullananlar.
5. kırmızıda geçenler.
6. ters yönde sürenler.

bu 6 madde yeter. diğer maddelere ihtiyaç bile yok. çık 10 dakikada en az 10 ceza yaz.
asıl yargılanması gereken ülkeyi mülteci çöplüğüne çevirenler ve onlara şakşakçılık eden bir üstteki suser gibilerdir.

popülist bir adamdır, doğru. ama kendisine gelene kadar yargılanacak çok adam ve kadın vardır.
bütün gün çalışırken, bir yandan da doların durumunu takip ettim. ne yaptığım işi anladım, ne de motivasyonum kaldı. akşamında ise saçma sapan tiplerin, türkiye'ye operasyon çekiliyor saçmalıklarını dinlerken şansıma küfrediyorum.
recep tayyip erdoğan beyanıdır. seçimin haziran 2023'te olacağını belirtmiştir.

yiyorsa bu lafının arkasında durursun s*yın erdoğan. göreceğiz.

edit: sevgili, muhterem, yüce padişahımız, türk milletinin onuru, yüce şahsiyet erdoğana * yiyorsa dediğim için mesajlar alıyorum. dava tazminat vesaire...

arkadaşlar bakın bir taraftan da öveyim. sanırım bugün dimdik ayakta duran yüce türk mahkemesi ufak bir deyim kullanmamın yanında yüce padişahımızı övmem sonucu beni mazur görür.

sayın recep tayyip erdoğan, sen de alınma lütfen. herkesin * yiyebilir bu bir hakaret değil. sen türk milletinin onurusun. sen bizim her şeyimizsin. sen gidersen 5 parasız kalırız, mahvoluruz.

edit2: bir yanlış anlaşılma olmuş arkadaşlar. rte denen şahıs önüne ne koyulursa okuyan 70'ine merdiven dayamış yaşlı bir adam. burada önüne kim yazıp veriyorsa aslında onlara karşı tepki göstermek istedim. bugün her şeyiyle, hiçbir taviz vermeden adaleti korumaya ant içmiş, vicdanını hiçbir zaman kaybetmemiş, satılmamış yüce mahkemelerimiz umarım bu açıklamamı da dikkate alır.

bir de bu milletin am*na koyacağız diyen mehmet cengiz'e nasıl muamele ediliyorsa aynısını bekliyorum mahkemelerimizden!

son edit: arkadaşlar biraz daha ısrar ederseniz entry'yi silip akp ilçe teşkilatına kaydolacağım. korkmaya başladım. beni türk doktorlarına ve ekşi sözlük modlarına emanet edin. dediğim gibi, herkesin * yiyebilir, önemli olan insanlıktır.

-konu kilit: arkadaşlar tüm *'leri kaldırdım. umarım dünyanın en adaletli ülkesinde başımıza bir şey gelmez! yersen.
gözümde ortalama bir muhaliften değerlidir, kendim dahil. kimse kusura bakmasın ama yetiştirildiğin kodları yıkmak, benliğini aşıp doğrulara erişmek her yiğidin harcı değil.
anladık kardeşim anladık. ezan susmaz, bayrak inmez, vatan bölünmez! ayasofyanın direkleri çürümez, kudüs düşmez, çanakkale geçilmez! vallahi anladık!ekonomiye dair bir lafınız yoksa artık çekilin. işi ehline bırakın. millet bitti tükendi.
eğer bir mesleğiniz yoksa yapmayın.
bir zanaatınız yoksa yapmayın.
babadan kalan yeriniz yoksa yapmayın.
kendi dükkanınız yoksa yapmayın.
tek atımlık birikiminiz varsa yapmayın.
çoluk çocuk bakıyorsanız yapmayın.
arkanız sağlam değilse yapmayın.
içinizde piçlik yoksa yapmayın.
girişken değilseniz yapmayın.
ağzınız laf yapmıyorsa yapmayın.

bu devirde yapmayın.
sokak röportajlarında denk gelmemeyi çok diliyorum.hele hele gurbetçi versiyonuna. dayıma bile kendimi zor tutuyorum. damlayana yazık olacak! adli sicil kaydım kesin bozulur. üç kuruşluk çıkarı için, benim adamım kalsın inadı ile hala bunları savunuyorlar. bu kadar orço bir kitleyi tarih görmedi. 57. hükümet de ondan öncekiler de efendi gibi gittiler. gidin ulan efendi gibi. sizin ağız kokunuzu mu çekecez?
son 4 saat içinde yaklaşık 7 farklı toptancıdan duyduğum cümle dizisi.

-abi maalesef satışları durdurduk
+ peşin alalım.
-ertesi gün ne olacağı belli olmadığı için yerine yenisini koyamam abi. 1-2 gün müsaade et.
akp milletvekili zülfü demirbağ'ın söylediği, akıllara durgunluk veren cümledir. devamı ise şöyledir:

"normal şartlarda ayda iki kilo et yiyorsak yarım kilo yeriz. domatesi iki kilo yerine iki tane alırız. kış günü turfanda sebzeleri kullanmak zaten sağlığa da çok faydalı değil."

allah'ım bizi neyle sınıyorsun...

kaynak
olayı mizahi yönden yaklaşıp sulandırmayın. rezalettir. buna göz yuman personel ve market yönetimi özür dilemeli ve bu rezalet tekrarlanmamalıdır.

edit: hala "ne olmuş alt tarafı kedi" diyen insanlar var. ben sizi anlamıyorum gerçekten. acaba kedi sahibisiniz de empati mi yapamıyorsunuz diyeceğim ama e bende de var iki tane. yahu o kedi az önce yerdeydi. senin tuvalete girip çıktığın ayakkabılarınla bastığın zemine patileriyle bastı ve sonra o patilerle etlerin üzerinde geziniyor. bunu normal görmek için hindistanlı falan olmak lazım başka aklıma bir şey gelmiyor.
2-3-4 milyonluk evleri hangi aylıklarınızla acaksınız allahın fakirleri ? ev sahipleri de bu fiyatları görünce kendilerini bi anda zengin zannetmeye başladılar..

emlakçıların şişirmesiyle malum sitelerinde sayesinde malına koyan koyana aynı ev farklı emlakçıların elinde 3,2 milyon 3,8 milyon ve 4 milyona yazılmış sarı sitede kim kime geçirirse artık.
elinde parası olan küçük bi kesimde panikle yapıştırıyor bi kaçı satılınca piyasanın ederi oymuş gb algı oluşuyor..

ulan 1,5 sene önce alacağım ev 1 milyondu şimdi olmuş 3 milyon ulan dangalak 2 milyon fark aylık 110 bin tl eder

lale senin evin aylık 100 küsür bin durduğu yerde nasıl kazanır kiraya versen 5 bine anca bulursun kiracı

velhasıl tüm piyasada ne ucuz ne pahalı algısı tamamen bozuldu 4 litre pırılın son durumunu kimse bilmiyor..

kim kime ne kadar geçirirse.. ev araba fiyatlarında enflasyon %100 gerçek enflasyon % 50 resmi rakamlara göre %20 karma karışık karma karışık
onların sülalesini si*eyim

edit : gelen mesajlar da üzerine alınan akpliler var. dostlar siz troll müsünüz? troll nedir? para karşılığı olmayan şeyleri oluyormuş gibi satan kişi.

üzerinize alınmayın sevgili dostlar, siz bir parti tarafından kandırılmış insanlarınız, benim küfrüm olmayan şeyleri size olmuş gibi satan ve bunun karşılığında para alan kişilere denir. bu arada yeniden söylemekte fayda var ne kadar troll varsa hepsinin a*k.
1980-1990 model arabaların piyasada fahiş fiyatlara satıldığı, üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen piyasada epey sayıda bulunduğu göz önüne alındığında; elektrikli araçların üretiminden sonra mevcut yakıtlı araçların 2 - 3 yıla tuşlu telefon seviyesine düşmesi için 2 - 3 yıl değil 40 - 50 yıl geçmesi gerektiğini gören bir tek ben miyim acaba? ( herkeste elektrikli araba alacak para hazır da üretimini bekliyorlardı sanki)

tanım: bir anormal piyasa.

iki üstteki yazara cevaben.
çayın suyu kaynarken demliği üzerine konulur ve çay demliğe eklenir. çayın suyu kaynayana kadar demlikteki çay iyice kurur. tam kaynamamış kaynamaya yakın suyu da kurumuş çaya ekledin mi bak tadına çayın.
ben demiyorum. çay demleme şampiyonlarından derleme bilgi ile uyguluyorum.
daha soğukkanlı bir taraftar grubu olsaydı, tanık olduğum 21. yüzyıl için konuşuyorum, en az 3-4 defa şampiyon olup 2. yıldızı takmış olurlardı.

ünal karaman'dan da bilindiği üzere kulüp dinamikleri 1-2 maç işler kötü gidince lider takımın teknik direktörünü elden çıkaracak kadar evhamlıdır.

(bkz: karadeniz insanı siniri)

bak g.saray taraftarına. buz gibidir mesela. çarşamba günü itibariyle derbiyi konuşacak bir g.saraylı bile kalmayacağını iddia edebilirim. çünkü fenerbahçe'ye bu ne ilk yenilgimiz ne de son yenilgimiz. taraftar bunun bilincinde.

trabzon ise kendi evinde fener'e yenilseydi trabzon'da taş üstünde taş kalmazdı. bu kırılganlık, tezcanlılık, evhamlılık trabzonspor'un en büyük düşmanıdır.

not: gs.
+ bu dolar ne?
- efendim sizin talimatlarınız sonu....
+ şşşş çaktırma konuyla ilgileniyormuşum imajı verelim.
- he tamam efendim, dolar yükseliyor valla yıl sonuna kadar 15'i geçeriz.
+ iyi iyi, çoluk çocuk nasıl.
- iyiler efendim sağolun.
+ iyi hadi kal sağlıcakla.

şuna benzer bir muhabetin geçtiği görüşme.
benim doğduğum yerde mealini hatırlayabildiğim bir söz var. özetle şöyle derler: "eğer bir ailede önce anne ölürse bağlar zayıflar ve aile dağılır, önce baba ölürse bağlar güçlenir, aile yakınlaşır."

bu tespit de bu durumla ilintili olmalı. bu topraklarda -özellikle iç anadolu'da demek daha doğru olur- baba birleştirici, dayanışmacı, fedakar bir figür değil. kaba tabiriyle her koşulda işine bakma nadanlığına sahiptir. üzüntü, keder, matem, yas gibi duygusal hisler anlamsızdır ve erkekte yeri yoktur. onların da kabahati değil belki bu durum. toplum ve çevre bu misyonu yüklüyor anadolu babalarına. duygusal olmak zayıflıktır onlar için. bu kodlar da öyle baba veya eş olunca kaybolmuyor. olduğu gibi kalıyor. fakat kadın öyle değil. bir kadın anne olduktan sonra adeta kimlik değiştirip, vücudunun ve zihninin henüz aktive edilmemiş upgrade bir formatını devreye sokuyor. nice anneler tanıdım, fedakarlığın zirvesine çıkmış, acımasız hayat koşullarında güçlü kalabilmiş. zor günler geçiren bir ailedeki annenin varlığı olağanüstü bir güç ve enerji taşır. dünya üstü bir kimyası vardır annelerin o halinin.

hasılı anne vefatından sonra evlenen nice baba örneklerinin temeli budur bence. kendi ailemde de yaşadım bu durumu. babam işine baktı. annem hayatta kalsa işine bakmazdı. bunu biliyorum. fakat babama kızmıyorum son tahlilde. gerçekten. onun zihin ve bilinç düzeyinde doğru olan bu çünkü. onu değiştiremezsiniz.
var atık kılıf olarak kullanılmakta bence. kadrajdaki hakem hedef olmaktan çıkıyor, dış güçler gibi hayali bir hedef beliriyor. istediğin kadar salla. haklı da olsan haksız da olsan fark etmez. yoksa 3. dakikada sezonun seçilmiş şampiyonunun aleyhine bu kadar net bir kararı verememenin başka bir açıklaması olamaz. orta hakem rahat; "arkadaydım, açım kapalıydı, var çağırmadı vs." var hakemi de rahat; "görüş alanındaydı, oraya bakıyordu, zaten yoruma açık pozisyon"...sonuç, afiyetle yenen hak. bu stadyum buna iyi alıştı