Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
birisinin ciddi anlamda varlıklı biri olup da ekşi sözlüğü kullanma ihtimali kesinlikle %1'dir. misal ben zengin olsam burada entry yazacağıma sosyal bir etkinliğe katılırım, partilerim, istediğim ülkede takılırım. şirketim varsa şirketimle, vakfım varsa onunla ilgilenirim. burada araba markası yazıp gülünç duruma düşmem yani.
adanın mülkiyetini alıp üzerine istediği yapıyı kurabiliyor olmasi bir tek bana mı tuhaf geliyor? bizler tarım arazilerinin köşesine iki odalı bir barınak koymaktan imtina ediyorken (kaldı ki yasak), başlı başına bir doğa güzelliği olan az sayıdaki adalarimizdan birinin bir kişiye kayıtsız teslim edilmesi çok garip değil mi?
bugün konuk jüri içinde bulunan ve hayata sarıl lokantasının sahibi olan kadın, 9 yaşında amcasının tecavüzüne uğramış, hamile iken kocasının abisinin şiddeti yüzünden çocuğunu düşürmüş, kocası tarafından geneleve satılmış, genelevden çıkmak için 700 kişiyle ücretsiz birlikte olup, emniyetin şartı yüzünden gelinlikle genelevden çıkmıştır.

genelevden kurtulunca da sokakta kalmış, sokakta bulduklarını yemiş, oralardan bugünlere gelmiş bir kadın.

ismi ayşe tükrükçü. hayatı hayatsız kadın ayşe isimli kitapta anlatıldı...
direkt mesaj ile bana ulaşan islemeli perde adlı çaylak arkadaşımızın ricası üzerine bu başlığı açıyorum. umarım sesini birileri duyar.

merhaba, başlık açan yazarlara bakarken rastgele size yazıyorum. bir durum vardı sözlüktekilerin yardımcı olup yönlendirmesini dilediğim, eğer kayda değer bulursanız da paylaşırsanız durumumu çok sevinirim. eğer açmayacaksanız geri dönüş yaparsanız, başkasından yardım isteyeyim. olay hakkında bilgi sahibi olmanız açısından bir yazı atıyorum ama düzenleme yapacağım eğer kabul ederseniz, bana geri dönüş sağlarsanız yardımcı olup olmayacağınızla alakalı gerçekten çok sevinirim. yazı şu şekilde:

merhaba sözlük,

ben istanbul'da bir özel üniversitede öğrenim görmekteydim. bu sene 2. senemde, 3. seneden itibaren devam etmek üzere bazı devlet üniversitelerine yatay geçiş başvurusunda bulundum.

13-27 temmuz tarihleri arasında başvuru alan bolu abant izzet baysal üniversitesi dahil olmak üzere, başvurduğum birçok üniversiteye asil olarak kabul edildim fakat ben tercihimi baibü'nden yana kullandım. 17 ağustos tarihinde kesin kayıtların başlamasıyla ikamet ettiğim ilden bolu'ya giderek kaydımı tamamladım, kalacağım yer vs gibi birçok şeyi ayarladım bu süreçte.

dün, yani 22 eylül'de, kaydımı tamamlamamın üzerinden yaklaşık olarak bir ay geçip okulumun başlamasına 6 gün kala, bahsi geçen üniversitenin ilgili birimi tarafından arandım ve burayı büyük harflerle yazıyorum, puan hesaplamalarında bir yanlışlık olduğunu fark ettiklerini ve bu durumda kaydımın iptal olduğunu, eski üniversiteme devam etmem durumunda kaldığımı öğrendim. 'çok üzgünüz'den başka hiçbir elle tutulur bir açıklama alamadım.

yanlış hesaplamaları mühim değil, eğer daha öncesinden bunların kontrolünü sağlasalardı ben kazandığım diğer üniversiteleri değerlendirir aralarından birine kaydımı yaptırırdım. ancak hepsinin kayıt tarihleri sona erdi ve ben kayıt hakkımı kaybetmiş durumdayım. özel üniversite konusuna gelirsek derslerime iki sene boyunca nasıl çaba harcadığımı bir ben biliyorum. bu sene benim için son şanstı, bu saçma hata yüzünden maddi sıkıntılar çektiğim okuluma iki yıl daha devam edeceğim. hakkım olanı alamamış olmak çok üzüyor.

size danışmamın sebebi ise bilgi alabilmek. nasıl bir yol izlemem gerek, yapabileceğim herhangibir şey var mı bu konuda bilmek istiyorum. bir insanın hakkı "üzgünüz" kelimesine sığmamalı. derslerin başlamasına 6 gün kala böyle bir şeyle karşılaşmak gerçekten çok yıpratıcı bir durum, fikirlerinizi belirtip destek olursanız gerçekten çok sevinirim. şimdiden teşekkür ederim.

başlığı açan yazarın yorumu: yeter bu gençlere çektirdikleriniz, bir düşün arkadaş şu milletin yakasından. çok geçmiş olsun. mücadelende başarılar.

edit: islemeli perde çaylak olarak bu entryi girmiş.

(bkz: #113509607)

helal olsun.
bindiği araçların hiçbiri onun değil ama bir açıdan onun. kaldığı ev ona ait değil ama bir açıdan onun. valla ben de bu imkanlardan faydalanayım ama benim olmasın sıkıntı olmaz.
gayet de kısa ve öz yazılmış bir maildir.

o adam odtü itu boun mezunu, ortalaması 3.5 olan bir bilgisayar mühendisi adayı da olup, ben konuşmayayım cv'im konuşsun dercesine taşağın vücut bulmuş hali de olabilir.

zaten içerikten çok üsluba takılan bir insandan da olsa olsa ikcı olunur. allah bilir cv'sini 1 saniye açıp bakmamıştır bile bu kendini bilmiş.
istanbul fatih'te kızılay'ın yardım kolileri toplu halde suriyeli muhalif bir derneğe teslim ediliyor. dernek kolilerdeki yardımları çıkartıp kendi kolilerine yerleştirip dağıtıyor. habere göre bu yardımlar sistematik bir şekilde yapılıyormuş ancak kızılay adı altında değil. daha da kötüsü kızılay'a yardım yapan vatandaşların bu durumdan haberi yok.
kaynak
kızılay ortaya çıkan görüntüleri "fitnecilik" olarak tanımladı

(bkz: 7.9 milyon $ kızılay bağışının ensar'a verilmesi)
alın size anadolu insanının feraseti. parayı topladıktan sonra hepsi parayı oraya buraya sokup sakladı. göklere çıkardığımız anadolu insanı ahlakı bu işte. memleket o yüzden bu halde. sürekli başımızdakileri suçlayıp duruyoruz ama süt neyse kaymağı da o olur.
ofiste yeni bir arkadaşımız var. geleli 3 ay oluyor. bugün doğum günüydü kendisinin. ofisteki arkadaşlar da kendisine sürpriz doğum günü partisi yaptılar.
ee ne var bunda diyeceksiniz?
bugün benim de doğum günümdü lan. 5 yıldır çalışıyorum burada. tamam, iş çıkışı cafeye falan gittiklerinde beni hiç çağırmamalarını anlıyorum da, bari benim de doğum günümü kutlayıp aradan çıkartsalardı keşke.
neyse, mumları yanmış pastayla birlikte arkadaş ofise girdiği zaman
"yaa" diyip, mahcup bir ifadeyle ayağa kalkmasaydım iyiydi.

edit: doğum günümü kutlayan herkese çok teşekkür ederim. çok mutlu ettiniz samimi söylüyorum.
arada benim değil de yeni arkadaşın doğum gününü kutlayanlar da oldu. canları sağolsun:)
3 dakika 25 saniyelik video ile baştan sona türkiye'nin özeti olan videodur.

neyi savunduğunu bilmeyen muhalefet, gidişattan şikayetçi olup iki gram yardım alıyor diye akp'yi savunan yandaş, alakalı alakasız yerlerden çıkıp hiçbir şeye yararı olmayan aşırı solcu genç.
esnafı bilmem de az önce uzaktan eğitimden dolayı evleri boşaltan öğrenciler sebebiyle eskişehir'de 1200 liraya kiraya verilen evlerin 800 liraya kadar düştüğü haberini okudum. uzun zamandır yüreğim bu kadar soğumamıştı. gariban öğrencileri kanı sömürülecek bir öğe olarak gören (esnaf olsun, ev sahibi olsun) herkes, hak ettiğini er ya da geç yaşar.

ekleme: sıkça gelen mesajlardan dolayı kiraların 800 liraya düştüğü haberini şöyle bırakayım
yada size gidilmediğinin söylenmesi de olabilir.

ben bu komplo teorilerini anlayamıyorum. olaya sadece tek taraflı bakılıyor. 1972'den beri aya gidilmedi çünkü aya zaten hiç gidilmedi deniliyor. peki ya aya gidilmiş olup 1972'den beri hala gizli gizli gidiyorlarsa ve bize söylemiyorlarsa? biraz da böyle komplo teorileri yazın bakayım.
her şeyin siyaset olduğu coğrafyalarda: "dolar 8'e euro 9'a dayanmış ama önemli değil, ne hayatlar var" dememiz ve halimizden şikayetçi olmamamız için sıcak servis edilmiş kitap uyarlayamaması.

her şeyin siyaset olmadığı coğrafyalarda: bazı sahneleri gereksiz uzun tutulan, arka plan müzikleri bir tık yüksek ve kulak tırmalayıcı olan, konusu güzel dizimsi.
zihinsel uyum yakalamak!
iki insanın başına gelebilecek en müthiş tesadüf.

bu uyumu yakalamak için iki insanın da, bilgili, entel, zeki, görmüş-geçirmiş vs. olması gerekmiyor.

aynı şiiri okuyup, aynı filmi izleyip, aynı gökyüzünü seyredip, benzer hayat koşullarından geçip tamamen farklı şeyler algılayabiliyorsunuz.

birbiriyle çok eğlenceli iletişim kuran bir çiftle karşılaşıyorsun; adama bakıyorsun geri zekalı, kadına bakıyorsun o da aynı, fakat aralarında müthiş bir uyum var;
anlamsız tik tok videoları izleyip birlikte saatlerce gülebiliyorlar. espri anlayışları aynı, giyim zevkleri birbirine benziyor, hatta kavga ettikleri zaman bile, sosyal medyadan paylaştıkları ‘özlü’ göndermelerle çok şirin olabiliyorlar.

zihinsel uyum yakalamış iki insanın birbirine anlatacak çok şeyi vardır
insanların hala bu teorinin ispatlanmayı bekleyen kanundan önceki bir ara basamak olduğunu düşünmesi beni çileden çıkarıyor. arkadaşlar, evrim teorisi, sizin algılandığınız gibi bir “teori” değildir. lütfen artık amına koyim, yıl 2020.
eşim türkiye’ye ilk geldiğinde türkiye sim kartı yoktu. dolayısıyla buluşmadan yer ve saat belirlerdik. ben ilk başlarda buluşma saatine 2-3 dakika kala giderdim çoğunlukla. o hep orada beni bekliyor olurdu ve ben de beş dakika önce geldim zaten derdi. sonraları 5-10-15 derken buluşma yerine ne kadar erken gittiysem de o hep orada oldu ve hep ‘ben de beş dakika önce geldim zaten’ demeye devam etti.
evlenene kadar anne ve baba sevgisinin ağır basması gayet normal.

evlendikten sonra yeni bir hayata, yeni bir insanla yola çıkılıyor ve bu çıktığın yol da ihtiyacın olan tek şey yanındaki kişi.

eğer anneniz, babanız veya herhangi birisi eşinizden daha çok ağır basacak ise evlenmeyin.

özellikle erkeklerin evlendikleri zaman bu çizgiyi net çizmesi gerekiyor.

ailelerinizin evlendikten sonra size müdahale etmesi çok hoş bir şey değil.
bak kardeşim, yenelim yenilenim berabere kalalım bunlar hiç önemli değil de yabancı hakem olsun şu maçlarda artık.

yemin ederim bizim türk hakemlerinden gına geldi, hele cüneyt çakır maç yönetince maç hevesim kaçıyor. maçı ortada götüreyim de başım ağrımasın diye maçı katlediyor.
kültürün ahlak algısında problem var. her gün hakkınıza, gençliğinize, geleceğinize tecavüz edilince sesiniz çıkmaz, birine 'fuck you' denilince ahlak bekçisi kesilirsiniz.

"türk milleti gariptir,
her bi lafı kaldırmaz.
ibne dersin kızar da;
sikersin aldırmaz"

(bkz: neyzen tevfik)

edit: typo
iş için kalkıyorum ama öğlenden sonrası bana kalıyor.

bunu bilerek motive olarak erken kalkıp işe gidiyorum. kahve yudumladıktan sonra işe başlıyorum. pozitif enerjimi dolduruyorum ve iş çıkışı bebek sahilde balık yiyiyorum.

şaka lan amk ayaklarımı yere sürte sürte işe gidiyorum. gün bitsin de gideyim diye küfür manyağı oluyorum. cumartesi çalışmak nedir lan.
bi şeyler okumak için giriyorum ve offff yine aynı müthiş zeka parıltıları... bu cem uzan ve eto esprilerini yapanları yatırıp bi temiz sikmek isteyen bi ben miyim?

peşin peşin de söylüyorum, siktirip gidin nereye şikayet ediyorsanız da edin. amına koydunuz güzelim sitenin... sikik ilgi arsızları.
fiziksel taciz olmamasının sebebi küçük kızın uzağında olması. adam direkt dokuz yaşındaki kızı istismar için gelmiş. polise teslim etmeden önce ağzının burnunun yerini değiştirmek güzel olmuş çünkü muhtemelen yaptırımsız serbest kalacak.

mesajların içerikleri igrenç! sapık ve namussuz adam!

* düzenleme: tutuklandığı söyleniyor.
ilk yazarlığımdan beri aktif durumda tuttuğum mesaj şeysi, şu tip başlıklar bile çok saçma zaten size mesaj atacak olan birisi buraya yazmanıza gerek kalmadan da atabilmeli ki, yazar veya çaylak olması durumu değiştirmiyor siz bunu kısıtlayana kadar, bu zamana kadar çok saçma mesajlar atanlar, küfredenler (ki bunun için de yazar veya çaylak olması farketmiyor) olsa da gerçekten bir konu hakkında ihtiyacı olup yazması gereken çok değerli kişilerle de tanıştım, daha sonra yazar oluşunu beraber kutladığımız benim için özel insanlarla da, şu başlığı her gördüğümde o yüzden hep saçma bulurum bence mümkün oldukça herkes çaylak arkadaşlara mesaj özelliğini açmalı zaten , belki saçma küfürler de yersiniz ama emin olun çok değerli insanlarla da tanışırsınız hatta belki bir gün çok özel birisine de denk gelirsiniz benim gibi.