(bkz: yeni deste geldi mi)
edit: dağıta dağıta kart kalmadı pezevenkler
yıllar sonra merak eden olursa editi: orta doğu'da meydana gelen bütün siyasi ve askeri olaylarda bizim geleneksel medyanın ve analiz yapan insanların çok sık kullandığı orta doğu'da kartlar yeniden dağıtılıyor klişesine gönderme amaçlı olarak girilmiştir.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
ana muhalefet partisi başkanı ysk'ya güvenmediğini alenen söylüyor. abi niye ana muhalefet partisi başkanısın? şu dünyada yapmayı istediğin başka hiçbir şey yok mu? evinde müzik dinle, çiçek yetiştir, torun torbayla uğraş. yüksek seçim kurulu'na itibar etmediğin sistemde neyin mücadelesini veriyorsun? benden hangi yüzle oy istiyorsun? kendi içinizde bi oyun oynuyorsunuz ve ben buna ortak olmayacağım. 16 senediy oy verdik de ne oldu? it ürüdü, kervan yürüdü. iktidara, muhalefete değil tümden sisteme inancını yitirdi insanlar. kaçabilen kaçıyor zaten. geride kalanlar da mecburiyetten buradalar, eğer sistemden geçinen insanlar değillerse. daha ne oy vermesi? neymiş, oy vermezsen iktidara yarıyormuş. lan ysk'ya güvenmiyoruz diyene, diyip de sanki her şey normalmiş gibi oy isteyene mi oy vereceğim? bu kadar mı gerizekalıyız? valla uzakta ağlayın. oy moy yok.
unutmamak bir yana olur olmadik yerlerde karsima cikiyor gercekten bazen cok tuhafima gidiyor
türkiye'nin en iyi dönemi diye tıklayıp, döner muhabbetinin içine düşmek.
ben biraz gerizekalıyım.
satıldıktan sonra spikerden sırasıyla duyacağımız isimler şöyle olacak:
-ozan, selçuk, ozan, marcao, fernando, ozan, selçuk, muslera, linnes, selçuk, fernando, selçuk, ozan, galatasaray defansta top çeviriyor sayın seyirciler, linnes, fernando, ozan, baskı var muslera, taç!! ankaragücü taç kullanacak.
ya da:
marcao’dan selçuk’a, fernando, ozan, selçuk, marcao, selçuk, faul!?!? galatasaray kendi yarı sahasından serbest vuruş kullanacak.
-ozan, selçuk, ozan, marcao, fernando, ozan, selçuk, muslera, linnes, selçuk, fernando, selçuk, ozan, galatasaray defansta top çeviriyor sayın seyirciler, linnes, fernando, ozan, baskı var muslera, taç!! ankaragücü taç kullanacak.
ya da:
marcao’dan selçuk’a, fernando, ozan, selçuk, marcao, selçuk, faul!?!? galatasaray kendi yarı sahasından serbest vuruş kullanacak.
sakın ola ki bu konuda yardımcı olur diye sözlüğü okumayın. zira burası bilen bilmeyen herkesin yazdığı bilgi kirliliğinden başka bir yer değil.
kütüphanedeyim vicdansız.
tacizcinin deri eldivenli ve üstsüz olması dikkatlerden kaçmamıştır.*
tokalaşıp tokalaşmaması kendi tercihi olan kadın da benim anlatacağım olay farklı.
geçen hafta nüfus cuzdanım kaybolduğu için nüfus müdürlüğüne gittim. tabii kimlikler yeni olduğu için parmak izi uygulaması var.
türbanlı bir memurun karşısına oturdum. başladık muameleye. işte önce sağ el sonra sol el derken, bütün parmakları tek tek bir cihazın üzerinde gezdiriyosun. evet bildiğin gezdiriyosun. parmağı yan sağa yatır sola yatır hadi sıra diğer parmakta derken makina sıkıntılıydı parmak izlerini vermem 25 dk sürdü! parmak ve makinayla cebelleşirken ara sıra memure hanım koca bi a4 kağıdı yardımıyla elimi ileri geri çekiştiriyor. ben de sandım ki hani parmak kirleniyorsa o ara o yüzden parmağı temizlemek için yapıyor. her parmaktan önce a4 kağıdıyla parmağımı siliyorum terden dolayı aksilik olmasın diye. bu da bana garip garip bakıyor. en sonunda bende, memur benim elimi doğru yere koymaya çalışırken ten teması olmasın diye kağıtla elimi tuttuğu dank etti.
ya oraya erkek memur koyun ya da makinaları değiştirin.
geçen hafta nüfus cuzdanım kaybolduğu için nüfus müdürlüğüne gittim. tabii kimlikler yeni olduğu için parmak izi uygulaması var.
türbanlı bir memurun karşısına oturdum. başladık muameleye. işte önce sağ el sonra sol el derken, bütün parmakları tek tek bir cihazın üzerinde gezdiriyosun. evet bildiğin gezdiriyosun. parmağı yan sağa yatır sola yatır hadi sıra diğer parmakta derken makina sıkıntılıydı parmak izlerini vermem 25 dk sürdü! parmak ve makinayla cebelleşirken ara sıra memure hanım koca bi a4 kağıdı yardımıyla elimi ileri geri çekiştiriyor. ben de sandım ki hani parmak kirleniyorsa o ara o yüzden parmağı temizlemek için yapıyor. her parmaktan önce a4 kağıdıyla parmağımı siliyorum terden dolayı aksilik olmasın diye. bu da bana garip garip bakıyor. en sonunda bende, memur benim elimi doğru yere koymaya çalışırken ten teması olmasın diye kağıtla elimi tuttuğu dank etti.
ya oraya erkek memur koyun ya da makinaları değiştirin.
half-life 3
kalabalık ve eşli arkadaş grubu içinde, beraber olduğun kadının sohbet esnasında söylediği zekice ve ince cümleler/ yorumlar.
5-10 sene önce "keşke ölümsüz olup tüm teknolojik gelişmeleri görebilsem" diye hayaller kurardım.
yeni nesil gerzekleri gördükçe "bugün ölsem bile üzülmem" diye düşünüyorum artık.
yeni nesil gerzekleri gördükçe "bugün ölsem bile üzülmem" diye düşünüyorum artık.
(bkz: levent üzümcü)
10 sene evvel tanıştık. öğrenciydim. hatta oyununa davet edip, en önde bilet vermişti.
okul bitti, iş serüvenimdeki bütün gelişmeleri haber verdim. her zaman tam destek verdi. doğum günlerinde, özel günlerinde ararım, hal hatır sorarım.
adam gibi adamdır.
10 sene evvel tanıştık. öğrenciydim. hatta oyununa davet edip, en önde bilet vermişti.
okul bitti, iş serüvenimdeki bütün gelişmeleri haber verdim. her zaman tam destek verdi. doğum günlerinde, özel günlerinde ararım, hal hatır sorarım.
adam gibi adamdır.
et kullanmadan döner yapabilmek için böyle bir şey uydurmuşlar.
helal olsun. adam en azından açık açık söylüyor
(bkz: hünkarbeğendi)
misafirliğe gittiğimiz evin tuvaletinde 31 çekmiştim sayılırsa o var.
daha sevişemedik ki ilginç yerini bulalım...
daha sevişemedik ki ilginç yerini bulalım...
beşiktaş'ta metin ali feyyaz dönemi popüler olur şevval gider metin'le evlenir, süper baba dizisi fenomen olur şevval diziye girer, kazım koyuncu ve karadeniz türküleri popüler olur ablamız gider karadeniz dizisi çeker laz olur. kazım koyuncu ile duet yapar, arabesk yeniden önplana cıkar şevval durur mu arabesk şarkilar söyler animasyon klip çeker...yenilerde ahmet aslan'dan "tanımadığım bu ten" isminde güzel bir sarkı dinledim çok hoşuma gitti bir de ne göreyim şevval bu şarkıya da salça olmuş. nerede güzel bir şey popüler olsa şevval orada hayır bir yenilik de katmıyor salça oluyor. sen o türküyü söylemesen de olur şevval, arabeski zaten dinliyoruz senden dinlemesek de olur. laz ağzıyla türkü söyleyince yeni bir soluk getirmiş olmuyorsun karadeniz müziğine bak zaten o türküleri en güzel şekilde icra etmiş oranın çocukları sen bir geri dur, bu kadar salça olma her güzel şeye bulaşmak zorunda değilsin.
edit. imla
edit. imla
(bkz: you show nothing hbo)
psikolojik olarak çok güçsüzüm. her şeyi en ufak ayrıntısına kadar kafaya takıyorum. hata üstüne hata, yanlış üstüne yanlış yaptırıyor bu ayrıntı hastalığı. çünkü kafan bir önceki ayrıntı ile uğraşırken yeni tehlikeyi fark edemiyorsun. bu iki şey veya daha fazlası üst üste gelince kendin olmaktan çıkıp göğsüne oturan o yaratığı kaldırmak için bir sürü saçmalık yapmaya devam ediyorsun. sonra ben bunları niye yaptım diyorsun. geriye kocaman bir pişmanlıklar bütünü kalıyor.
en fenası da bunun farkında olmak. bakıyorsun, görüyorsun, sonra yine aynı şeyi yapıyorsun. sonra zaten en büyük pişmanlık geliyor. içinden çıkılamayan bir kafesin içinde yaşamak gerçekten çok zor.
bunu düzeltmek için adımlar atma kararı aldım. kendimi yavaş yavaş "olması gereken neyse o olur" düşüncesine alıştırıyorum. hayatla ilgili, insanlarla ilgili veya geçmiş hatalar ile ilgili hiçbir şey düşünmek yok, umursamak yok. elimi atıp düzeltemeyeceğim hiçbir şey umurumda olmayacak. olan oldu, olacak olan da zaten olacak. biraz kadercilik gibi ama olsun. bazen böyle şeyler gerekiyor insana.
bunun bir anda düzelmeyeceğini de biliyorum. yavaş yavaş artık.
en fenası da bunun farkında olmak. bakıyorsun, görüyorsun, sonra yine aynı şeyi yapıyorsun. sonra zaten en büyük pişmanlık geliyor. içinden çıkılamayan bir kafesin içinde yaşamak gerçekten çok zor.
bunu düzeltmek için adımlar atma kararı aldım. kendimi yavaş yavaş "olması gereken neyse o olur" düşüncesine alıştırıyorum. hayatla ilgili, insanlarla ilgili veya geçmiş hatalar ile ilgili hiçbir şey düşünmek yok, umursamak yok. elimi atıp düzeltemeyeceğim hiçbir şey umurumda olmayacak. olan oldu, olacak olan da zaten olacak. biraz kadercilik gibi ama olsun. bazen böyle şeyler gerekiyor insana.
bunun bir anda düzelmeyeceğini de biliyorum. yavaş yavaş artık.
olm siz çıldırdınız mı lan ? tost ulan bu. tostçu erol 3. şubesini açıyor ve bu sözlükte konuşuluyor. biri de demiş ki "başarı nedirin cevabı"..
tanım ; iki kelimeyi yan yana getiremeyip, ne konuştuğunu bilmeyen, koftiden meşhur olmuş, 250 kiloluk bir anteplinin, herkesin evinde çok düşük bütçeyle ve çok az beceriyle yapabileceği basit bir tostu 25 liraya sattığı, istanbul şubesidir.
edit ; tostçu erol fan club üyeleri tarafından linç ediliyorum, mesaj atıp durmayın hepinize tek tek muamele edemiyeceğim. size afiyet olsun..
(bkz: parasal sistem)' in bizi getirdiği son noktada görüyorum ki insanlar gerçekten soyulmaktan, sömürülmekten keyif almaya başlamış durumdalar.
tanım ; iki kelimeyi yan yana getiremeyip, ne konuştuğunu bilmeyen, koftiden meşhur olmuş, 250 kiloluk bir anteplinin, herkesin evinde çok düşük bütçeyle ve çok az beceriyle yapabileceği basit bir tostu 25 liraya sattığı, istanbul şubesidir.
edit ; tostçu erol fan club üyeleri tarafından linç ediliyorum, mesaj atıp durmayın hepinize tek tek muamele edemiyeceğim. size afiyet olsun..
(bkz: parasal sistem)' in bizi getirdiği son noktada görüyorum ki insanlar gerçekten soyulmaktan, sömürülmekten keyif almaya başlamış durumdalar.
geçen sezonun (bkz: fifa 18 ekşilig) organizatörü olarak wildcard ile katılacağım organizasyon.
organizasyona soyunan ve kolları sıvayan arkadaşa başarılar ve sabırlar diliyor, kendisine tecrübe ve bilgilerimle yardımcı olmaktan memnuniyet duyacağımı belirtiyorum.
iki maç kaybettim diye mırın kırın edecekler, ben zayıf kaldım yeniliyorum / bunlar bana çerez geldi diye rakip beğenmeyenler, benim istediğim takım seçildi banane banane diyecekler, çok sık seyahat eden ve zaman ayırmakta gerçekten zorlananlar ve toplu bir organizasyona uyum sağlayamayacak arkadaşlar lütfen iki kez düşünsü nacizane tavsiyem. düzgünce zaman ayıran ve keyif almaya çalışan insanların hakkına girmeyin.
geçen sezon yapılan yanlışları da yapmayarak şimdiden iyi bir organizasyon olması dileğiyle...
organizasyona soyunan ve kolları sıvayan arkadaşa başarılar ve sabırlar diliyor, kendisine tecrübe ve bilgilerimle yardımcı olmaktan memnuniyet duyacağımı belirtiyorum.
iki maç kaybettim diye mırın kırın edecekler, ben zayıf kaldım yeniliyorum / bunlar bana çerez geldi diye rakip beğenmeyenler, benim istediğim takım seçildi banane banane diyecekler, çok sık seyahat eden ve zaman ayırmakta gerçekten zorlananlar ve toplu bir organizasyona uyum sağlayamayacak arkadaşlar lütfen iki kez düşünsü nacizane tavsiyem. düzgünce zaman ayıran ve keyif almaya çalışan insanların hakkına girmeyin.
geçen sezon yapılan yanlışları da yapmayarak şimdiden iyi bir organizasyon olması dileğiyle...
ya suserlerin gözlerinin çürüdüğünü ya da benim gözlerimin çürüdüğünü ortaya koyan videoya mütevellit mevzu.
olm adam sağında paketten sigara alıyor, sonra da yakıyor. yüzünde çakmak parlıyor filan hatta.
siz hayırdır?
32 izleme sonrası edit: yok kanka, kesin körsünüz ameke. bir de sıraya geçmişsiniz, elinizden gelse adamı yatırıp gözünden ateşe vereceksiniz.
olm adam sağında paketten sigara alıyor, sonra da yakıyor. yüzünde çakmak parlıyor filan hatta.
siz hayırdır?
32 izleme sonrası edit: yok kanka, kesin körsünüz ameke. bir de sıraya geçmişsiniz, elinizden gelse adamı yatırıp gözünden ateşe vereceksiniz.
edit: tutulup saklanan, hatırası olan şeyler değil hiçbiri ama bence o kişinin çok kısa bir süre önce var olup sonrasında bir anda yok olduğunu, artık olmayacağını hatırlatan şeylerdir:
babam öldüğünde dolapta kalan traş losyonu.
koklayıp koklayıp ağlamıştım.
bir de lavabo içindeki, kahvaltıda son kez yumurta pişirdiği tava. düşünsenize tava orda kirli duruyor. var yani. fakat onla bir şeyler pişiren o insan artık yok. bu çok ağır geliyor insana işte.
bir de çok sevdiğim yengem trafik "kazası"nda öldürüldüğünde akşamına evlerindeki mutfakta, masada duran kek. kuzenim boş gözlerle tabağı uzatıp:"yesene kuzen, annem pişirmişti. bir daha asla bulamazsın." demişti. o an, bir yandan keki yiyip bir yandan hüngür hüngür ağlamaya başlamıştık birlikte. yengem çok güzel kadındı ve çok güzel kek yapardı.
babam öldüğünde dolapta kalan traş losyonu.
koklayıp koklayıp ağlamıştım.
bir de lavabo içindeki, kahvaltıda son kez yumurta pişirdiği tava. düşünsenize tava orda kirli duruyor. var yani. fakat onla bir şeyler pişiren o insan artık yok. bu çok ağır geliyor insana işte.
bir de çok sevdiğim yengem trafik "kazası"nda öldürüldüğünde akşamına evlerindeki mutfakta, masada duran kek. kuzenim boş gözlerle tabağı uzatıp:"yesene kuzen, annem pişirmişti. bir daha asla bulamazsın." demişti. o an, bir yandan keki yiyip bir yandan hüngür hüngür ağlamaya başlamıştık birlikte. yengem çok güzel kadındı ve çok güzel kek yapardı.
abd'nin istediği zaman ülkemizi ekonomik olarak cokertebilecegini kabul eden açıklamadır.
skandal.
skandal.
normalde, gelismekte olan bir ulke iseniz, yani acliktan kirilmaya mahkum edilmis, hic bir devlet gelenegi falan olmayan laos, banglades, zimbabwe tipi , modern sisteme entegre olamamis yahut yeni yeni ancak entere olan, devlet kurumlari islemeyen bir yapay "state" degilseniz, bir bilgisayar muhendisinin en az, bakin en az, 5500tl (1000$) ile ise baslamasi gerektigini gorursunuz.
2008 senesinde turkiyede yeni mezun insaat muhendisleri 1000$ - 1200 $ civarina basliyorlardi turk lirasi kurundan 1200- 1500 lira falan ediyordu. hic unutmam, ogrenciyken yari zamanli , 3 gun calistigim muhendislik isinden ayda 600 tl aliyordum. (400$) asgari ucret 400$ civarina denk geliyordu, yani kalburustu universite mezunu "muhendisler" "mimarlar" asgari uccret x 2 yahut x 3 gibi "makul sayilabilecek bir carpanla basliyorlardi. asgari ucret neticede, tamamen vasifsiz , duz isler , sifir stres, sifir sorumluluk tipi islerin aldigi paraydi. x2 , x3 carpanlar da normal karsilaniyordu.
yurtdisi maaslari da 2000$ 'dan basliyordu.
2011 gibi, turkiye'ye donsem mi ya dusunurken, en buyuk muteahhitlik firmalarinin merkez ofisleri 5 sene deneyimli muhendise yaklasik 2000$ veriyordu, turk lirasi karsiligi 4000 tl iken, yurtdisi maaslari 5+ sene deneymli muhendis icin 3750$ olarak geciyordu. yine bu yillarda, hintli ve pakistanli muhendislerin sektoru domine etmeye basladigini goruyorduk, hintli muhendislerin kendi ulkelerinde 500$-600$ bandina calistigini duyuyor, dolayisi ile bu allahin colune 1500$ a falan gelerek piyasa kirmalarinin bizim icin kotu oldugundan bahsediyorduk.
2013 senesine geldigimizde, istanbulda merkez ofisler 10 sene deneyimli muhendise yaklasik 3500$ + araba gibi yan haklar verirken, yurtdisinda bu rakam da 7000 $ olarak belirleniyordu.. yani kabaca, yurtdisinda aldigin dolar cinsinden parayi bir kenara yaz (7000) , +%10 ekle, turkiyede pazarliga olturabilececgin paray *7700 try bulmus olursun / diye mesleki kurallar turetiyorduk.
2019 a gelmis oldugumuz bu gunlerde, merkez ofisler 10 sene+ muhendis/mimara dolar cinsinden 1500-1800$ teklif ederken, yurtdisinda da bu rakkamlar 5000$ ve asagisina cekilmis durumda.
turkiyede yeni mezunlar ise, aciyarak baktigimiz hintli muhendisler gibi, 500$ a ise basliyorlar. yurtdisi santiyeleri icin ise hizla 1500 $ ve altina cekildigini duyuyorum, 5-10 sene once hintli muhendislerin "allah'in colune cikmak icin" kabul ettikleri rakamlar.....
bir ulke 10 senede nasil fakirlesir, izlemis oldunuz.
bu ulkde olan biten, planli sekilde, modern, dunyaya entegre kesimin asgari ucretli yiginlara yaklasstirilmasidir. iki sinifli toplum yaratilmasidir, "pleb" ler, koleler ve "sermayedarlar"
kalpak show kasan, cin siker rusya siker oooo hocammmm perincekciler de gotune kina yaksin, cin / rusya'da olan da tam bu zaten.
oligarsi
2008 senesinde turkiyede yeni mezun insaat muhendisleri 1000$ - 1200 $ civarina basliyorlardi turk lirasi kurundan 1200- 1500 lira falan ediyordu. hic unutmam, ogrenciyken yari zamanli , 3 gun calistigim muhendislik isinden ayda 600 tl aliyordum. (400$) asgari ucret 400$ civarina denk geliyordu, yani kalburustu universite mezunu "muhendisler" "mimarlar" asgari uccret x 2 yahut x 3 gibi "makul sayilabilecek bir carpanla basliyorlardi. asgari ucret neticede, tamamen vasifsiz , duz isler , sifir stres, sifir sorumluluk tipi islerin aldigi paraydi. x2 , x3 carpanlar da normal karsilaniyordu.
yurtdisi maaslari da 2000$ 'dan basliyordu.
2011 gibi, turkiye'ye donsem mi ya dusunurken, en buyuk muteahhitlik firmalarinin merkez ofisleri 5 sene deneyimli muhendise yaklasik 2000$ veriyordu, turk lirasi karsiligi 4000 tl iken, yurtdisi maaslari 5+ sene deneymli muhendis icin 3750$ olarak geciyordu. yine bu yillarda, hintli ve pakistanli muhendislerin sektoru domine etmeye basladigini goruyorduk, hintli muhendislerin kendi ulkelerinde 500$-600$ bandina calistigini duyuyor, dolayisi ile bu allahin colune 1500$ a falan gelerek piyasa kirmalarinin bizim icin kotu oldugundan bahsediyorduk.
2013 senesine geldigimizde, istanbulda merkez ofisler 10 sene deneyimli muhendise yaklasik 3500$ + araba gibi yan haklar verirken, yurtdisinda bu rakam da 7000 $ olarak belirleniyordu.. yani kabaca, yurtdisinda aldigin dolar cinsinden parayi bir kenara yaz (7000) , +%10 ekle, turkiyede pazarliga olturabilececgin paray *7700 try bulmus olursun / diye mesleki kurallar turetiyorduk.
2019 a gelmis oldugumuz bu gunlerde, merkez ofisler 10 sene+ muhendis/mimara dolar cinsinden 1500-1800$ teklif ederken, yurtdisinda da bu rakkamlar 5000$ ve asagisina cekilmis durumda.
turkiyede yeni mezunlar ise, aciyarak baktigimiz hintli muhendisler gibi, 500$ a ise basliyorlar. yurtdisi santiyeleri icin ise hizla 1500 $ ve altina cekildigini duyuyorum, 5-10 sene once hintli muhendislerin "allah'in colune cikmak icin" kabul ettikleri rakamlar.....
bir ulke 10 senede nasil fakirlesir, izlemis oldunuz.
bu ulkde olan biten, planli sekilde, modern, dunyaya entegre kesimin asgari ucretli yiginlara yaklasstirilmasidir. iki sinifli toplum yaratilmasidir, "pleb" ler, koleler ve "sermayedarlar"
kalpak show kasan, cin siker rusya siker oooo hocammmm perincekciler de gotune kina yaksin, cin / rusya'da olan da tam bu zaten.
oligarsi
bence polis ayagina siktmistir ama keskin nisanci hatta hic nisanci olmadigi icin mahkumun kafasina isabet ettirmistir.
bizim 19.03.2017'den beri yaşadığımızdır.
hayal değil arkadaşlar yaşanabiliyor böyle bir şey.
evlenme meraklısı değildik ikimiz de. hatta köprüden önceki son çıkış yazısından biraz önce evlendik diyebilirim.
ne evlenirken pahalı takı setleri,bilezikler,kol saatleri istedik birbirimizden ne de pahalı semtlerde kredisi 8672 tl olan ev derdine düştük.
sadece sevdiğimiz için beraber bir hayat kurmak istedik kurduk.
evlendik salon takımı 2 ay sonra geldi, 1 sene sandalyemiz olmadi,uzun süre antrede avize yerine duy takılı kaldı. umursamadık.
çünkü sabahlara kadar mısır patlatıp film izledik,pubg oynadık,boş vakit buldukça kamp yapmaya gittik.
bunları hala yapıyoruz. üzerine de yeni hobiler yeni zevkler ekliyoruz.
diyeceğim şu ki gerçekten en yakın arkadaşınız olarak sevebileceğiniz biriyle evlenmelisiniz. o zaman cenneti yaşamak için başka bir dünya hayali kurmazsınız.
sevgiler dostlarım.
hayal değil arkadaşlar yaşanabiliyor böyle bir şey.
evlenme meraklısı değildik ikimiz de. hatta köprüden önceki son çıkış yazısından biraz önce evlendik diyebilirim.
ne evlenirken pahalı takı setleri,bilezikler,kol saatleri istedik birbirimizden ne de pahalı semtlerde kredisi 8672 tl olan ev derdine düştük.
sadece sevdiğimiz için beraber bir hayat kurmak istedik kurduk.
evlendik salon takımı 2 ay sonra geldi, 1 sene sandalyemiz olmadi,uzun süre antrede avize yerine duy takılı kaldı. umursamadık.
çünkü sabahlara kadar mısır patlatıp film izledik,pubg oynadık,boş vakit buldukça kamp yapmaya gittik.
bunları hala yapıyoruz. üzerine de yeni hobiler yeni zevkler ekliyoruz.
diyeceğim şu ki gerçekten en yakın arkadaşınız olarak sevebileceğiniz biriyle evlenmelisiniz. o zaman cenneti yaşamak için başka bir dünya hayali kurmazsınız.
sevgiler dostlarım.
10 elaman varsa ikisi kovulur onların maaşı kalanlara zam olarak yansır o 8 kişi on kişilik iş yapmaya başlar zaman içinde dayanamaz istifa ederler tazminat yengen olur. yerlerine daha ucuz çalışacak elamanlar girer 10 kişi tabi. eski personele ödenen paranın yarısıyla yeni personel.
patron herdaim ziker.
patron herdaim ziker.
trump kötü bir politikacı olabilir ama iyi bir iş adamı. adam nihayetinde trilyon dolar sahibi.
ekonomi kozunun rahip davasında işe yaradığını gördü ve yine aynı argümanla tehditlerini savuruyor.
burada ekonomi demesinin bir sebebi de gerçekten türk ekonomisini gerçek halini çok iyi biliyor olması. abd'li yatırımcılarla görüşüyor. zaten kendisi de bir yatırımcı. elinde abd gibi bir ülkenin yaptırım gücü de mevcut. bunlar birleşince bu adamın söylediklerini ekonomik açından dikkate almak gerek diye düşünüyorum.
yani hem biz ekonomik olarak kötüyüz. hem de dış siyasetimiz tutarsız. adam yıllardır ekonomiye yön veriyor. şimdi siyasi olarak yön veren bir ülkenin de başında. yani abd'nin şuanki kötü ekonomisi bile türkiye'yi felç edebilir. zaten göbekten dolarizasyon içinde boğuşan bir ülkeyiz. ithalata bağımlıyız. dış borçla tekeri döndürüyoruz. senelerdir bu durum süregeldi ama şimdi yol bitti. bu sayede hayatında hiç ekonomik kriz yaşamamış bir nesil var. şimdi onların elinden şekeri alırsak ne yapacağını bilemeyen bir nesille karşı karşıya kalmış olacağız. yani demek istediğim türk insanı üretilen malın en iyisini hak eder tabiki her insan gibi ama önce onu kendi kazancıyla almalıydı. biz öyle yapmadık. bu iphonelar hala bizim değil. bizimse de çok bedel ödedik. biz bu alım gücüyle bu ürünleri haketmedik. aldıysak da büyük bedeller ödeyerek aldık. sadece ülkeyi yönetenler değil bizler de ekonomimizi kötü yönettik. üretmeden misli misli fazlasıyla tüketen bir ekonomi bireysel anlamda da çöker. rakamlar tablolar herşey ortada. bizim gördüğümüzü bu adam da görüyor ve bize oradan çakıyor.
şuan dolar cinsinden en yüksek faizi veren ülkelerden biriyiz. 10 birim ihracat için 6 birim ithalat yapıyoruz. devlet eliyle yurtiçindeki vatandaştan bile dolar topluyoruz. bu da gösteriyor ki yastık altında bile dolar saklıyoruz. her yer dolar oldu. bir operasyondan bahsediyorsak asıl operasyon zaten yıllar önce başladı. tıpkı menderes gibi demirel gibi özal gibi. ne zaman barış özgürlük adaletli gelir dağılımı desek abd bu insanlarla önümüze çıktı. açtılar doların musluklarını. verdiler türk insanına krediyi. karşılığında üretme dediler. tüket dediler. işte bunlar da tüketeceğiniz ürünler dediler. hala türk insanının bu sarmala inanması da bence şu sebepten. üretmek istemiyoruz. tebaa anlayışından gelmişiz birey olmak istemiyoruz. devlet büyüğü versin parayı biz de harcayalım istiyoruz. baksan bu 3 adam türkiye tarihinde en iyi ekonomiyi yaptı ama ne iştir ki iş bu bolluğun bedelini ödemek olunca harcayıverdik bu liderleri. seçimle gitmeyeni abd destekli bir orduyla deviriverdik. ama faizle çatır çatır bu borçları hep birlikte ödedik.
işte şimdi yeni bedeller ödeme zamanı. trump'a azıcık tarih bilgisi verildiyse şimdi o da bu bedeli tahsil etmek isteyecek. darbe yapacağı bir askeri ortağı da yok artık. geriye sadece ekonomik yaptırım kalıyor veya para kadar değerli tavizler istiyor. işin sonunda abd görünürde sadece siyasi tavizler alabilir ama bu tavizlerin ucunda hep ekonomik çıkar var olduğunu unutmamak da gerekir. bugün suriye'den çıkabilir ama kürt bölgesindeki petrol yataklarına şirketlerini yollayabilir. bizden alacağı faizi de türkiye'yi imf'nin kucağına iterek tahsil edebilir.
peki biz ne yapacağız? geç mi kaldık? derseniz bunun çözümü zor ve türk insanı zoru sevmiyor. bu yüzden abd ile iyi anlaşan başka bir yerli ortak bulana kadar huzura ermeyiz. bu da sorunu çözmez tabii ki. sadece bize tatlı bir ara yaşatabilir. kesin sonuç üretmekle olacak. seçim kaybetme korkusu olmayan adil şekilde vergilendirme sistemi getiren hukukun üstünlüğüne inanan ve insanları buna inandıran liyakata önem veren bir devlet düzeniyle olacak. gördüğünüz gibi ihtiyacımız olan hiçbir şey şuan yürürlükte yok. bu sistem bizi hep belanın çevresinde gezdirir durur. bu yüzden atatürk ilkelerine sahip çıkmalıyız. çıkış orada ve formül açık. bunu gerçekten yapan bir siyasi irade lazım. bu kesinlikle chp de değil. artık küçük abd olmayalım. hiç denenmemiş bir şey yapalım. sakın geçmişte inönü ecevit yaptı ama olmadı demeyelim. atatürk gerçek anlamda ne istemiş gidip ona bakalım. çözüm orada bir yerde.
ekonomi kozunun rahip davasında işe yaradığını gördü ve yine aynı argümanla tehditlerini savuruyor.
burada ekonomi demesinin bir sebebi de gerçekten türk ekonomisini gerçek halini çok iyi biliyor olması. abd'li yatırımcılarla görüşüyor. zaten kendisi de bir yatırımcı. elinde abd gibi bir ülkenin yaptırım gücü de mevcut. bunlar birleşince bu adamın söylediklerini ekonomik açından dikkate almak gerek diye düşünüyorum.
yani hem biz ekonomik olarak kötüyüz. hem de dış siyasetimiz tutarsız. adam yıllardır ekonomiye yön veriyor. şimdi siyasi olarak yön veren bir ülkenin de başında. yani abd'nin şuanki kötü ekonomisi bile türkiye'yi felç edebilir. zaten göbekten dolarizasyon içinde boğuşan bir ülkeyiz. ithalata bağımlıyız. dış borçla tekeri döndürüyoruz. senelerdir bu durum süregeldi ama şimdi yol bitti. bu sayede hayatında hiç ekonomik kriz yaşamamış bir nesil var. şimdi onların elinden şekeri alırsak ne yapacağını bilemeyen bir nesille karşı karşıya kalmış olacağız. yani demek istediğim türk insanı üretilen malın en iyisini hak eder tabiki her insan gibi ama önce onu kendi kazancıyla almalıydı. biz öyle yapmadık. bu iphonelar hala bizim değil. bizimse de çok bedel ödedik. biz bu alım gücüyle bu ürünleri haketmedik. aldıysak da büyük bedeller ödeyerek aldık. sadece ülkeyi yönetenler değil bizler de ekonomimizi kötü yönettik. üretmeden misli misli fazlasıyla tüketen bir ekonomi bireysel anlamda da çöker. rakamlar tablolar herşey ortada. bizim gördüğümüzü bu adam da görüyor ve bize oradan çakıyor.
şuan dolar cinsinden en yüksek faizi veren ülkelerden biriyiz. 10 birim ihracat için 6 birim ithalat yapıyoruz. devlet eliyle yurtiçindeki vatandaştan bile dolar topluyoruz. bu da gösteriyor ki yastık altında bile dolar saklıyoruz. her yer dolar oldu. bir operasyondan bahsediyorsak asıl operasyon zaten yıllar önce başladı. tıpkı menderes gibi demirel gibi özal gibi. ne zaman barış özgürlük adaletli gelir dağılımı desek abd bu insanlarla önümüze çıktı. açtılar doların musluklarını. verdiler türk insanına krediyi. karşılığında üretme dediler. tüket dediler. işte bunlar da tüketeceğiniz ürünler dediler. hala türk insanının bu sarmala inanması da bence şu sebepten. üretmek istemiyoruz. tebaa anlayışından gelmişiz birey olmak istemiyoruz. devlet büyüğü versin parayı biz de harcayalım istiyoruz. baksan bu 3 adam türkiye tarihinde en iyi ekonomiyi yaptı ama ne iştir ki iş bu bolluğun bedelini ödemek olunca harcayıverdik bu liderleri. seçimle gitmeyeni abd destekli bir orduyla deviriverdik. ama faizle çatır çatır bu borçları hep birlikte ödedik.
işte şimdi yeni bedeller ödeme zamanı. trump'a azıcık tarih bilgisi verildiyse şimdi o da bu bedeli tahsil etmek isteyecek. darbe yapacağı bir askeri ortağı da yok artık. geriye sadece ekonomik yaptırım kalıyor veya para kadar değerli tavizler istiyor. işin sonunda abd görünürde sadece siyasi tavizler alabilir ama bu tavizlerin ucunda hep ekonomik çıkar var olduğunu unutmamak da gerekir. bugün suriye'den çıkabilir ama kürt bölgesindeki petrol yataklarına şirketlerini yollayabilir. bizden alacağı faizi de türkiye'yi imf'nin kucağına iterek tahsil edebilir.
peki biz ne yapacağız? geç mi kaldık? derseniz bunun çözümü zor ve türk insanı zoru sevmiyor. bu yüzden abd ile iyi anlaşan başka bir yerli ortak bulana kadar huzura ermeyiz. bu da sorunu çözmez tabii ki. sadece bize tatlı bir ara yaşatabilir. kesin sonuç üretmekle olacak. seçim kaybetme korkusu olmayan adil şekilde vergilendirme sistemi getiren hukukun üstünlüğüne inanan ve insanları buna inandıran liyakata önem veren bir devlet düzeniyle olacak. gördüğünüz gibi ihtiyacımız olan hiçbir şey şuan yürürlükte yok. bu sistem bizi hep belanın çevresinde gezdirir durur. bu yüzden atatürk ilkelerine sahip çıkmalıyız. çıkış orada ve formül açık. bunu gerçekten yapan bir siyasi irade lazım. bu kesinlikle chp de değil. artık küçük abd olmayalım. hiç denenmemiş bir şey yapalım. sakın geçmişte inönü ecevit yaptı ama olmadı demeyelim. atatürk gerçek anlamda ne istemiş gidip ona bakalım. çözüm orada bir yerde.
benzine zam başlığı altına, "arabam yok olanlar düşünsün" yazan akıl fukaraları benzin zammından kendilerinin etkilenmeyeceğini düşünüyor ya ben de bu fukaralara bakıp, beni böyle akıl fukarası yaratmadığı için allah'a dua ediyorum.
bu entry (#85510454) entry için yazılmıştır.
bu entry (#85510454) entry için yazılmıştır.
ucaga sarhos binip, ucakta da icmeye devam eden ve virvir konusup saga sola salca olan hiyarlar.
çok değil 2 sene önce bu sözlükte bu arabayı 200bin liraya alanlarla keriz diye dalga geçilmişti. vay arkadaş hatırlayınca gözlerim doldu.
bazen başıma gelen olay.
zaten berbere ne dersen de kafasına göre keser. traş başlar bir süre sonra saçının bi boka benzemeyeceğini bildiğin an gelir ama geri dönüş yoktur. susarsın, kaderini kabullenirsin ve 2 haftaya uzar diye düşünmeye başlarsın...
zaten berbere ne dersen de kafasına göre keser. traş başlar bir süre sonra saçının bi boka benzemeyeceğini bildiğin an gelir ama geri dönüş yoktur. susarsın, kaderini kabullenirsin ve 2 haftaya uzar diye düşünmeye başlarsın...
yukarıda bir aklıevvel, maide suresi adı altında, islamiyet'in gelme gerekliliğine temelden karşı çıkan söylemlerde bulunmuş. bir de tevessülü vesile olarak bilmesi gerekirken aracı demiş. en sonunda da bu saçmalıklara ilim demiş.
buna bir şey anlatamazsınız. bu zaten iptal. o yüzden geçiyorum.
e tezgah bunun üzerine kurulu tabii. bunlar olacak. biri günah çıkaracak, biri tövbe kabul edecek...
mekkeli müşrikler de böyleydi. putları hem aracı kabul ediyorlardı hem de onlara tapıyorlardı. ebu cehil böyle namaz kılıyordu. sorulunca da biz allah'a da ibadet ediyoruz diyorlardı. islam temelde bunu yıkmak için geldi zaten. tevhid inancı üzerine kuruldu.
asırlar geçmiş. piyasa hâlâ aynı. ben bunları görüp nasıl ibret almayayım ki...
tanım: akıl nasıl kullanılmaz temalı konu başlığı.
edit: tanım eklendi.
buna bir şey anlatamazsınız. bu zaten iptal. o yüzden geçiyorum.
e tezgah bunun üzerine kurulu tabii. bunlar olacak. biri günah çıkaracak, biri tövbe kabul edecek...
mekkeli müşrikler de böyleydi. putları hem aracı kabul ediyorlardı hem de onlara tapıyorlardı. ebu cehil böyle namaz kılıyordu. sorulunca da biz allah'a da ibadet ediyoruz diyorlardı. islam temelde bunu yıkmak için geldi zaten. tevhid inancı üzerine kuruldu.
asırlar geçmiş. piyasa hâlâ aynı. ben bunları görüp nasıl ibret almayayım ki...
tanım: akıl nasıl kullanılmaz temalı konu başlığı.
edit: tanım eklendi.
"bizim memleket ızdıraba katlanmasını iyi beceriyor da ona karşı gelmesini beceremiyor."
(bkz: kemal tahir)
(bkz: kemal tahir)
nude derken ben de bir şey bekledim.
yemişim böyle nude'u.
yemişim böyle nude'u.
erdoğan varken düşüyor erdoğan giderse belki yükselir.bi denesek mi?
ad.soyad@gmail.com adresi alamamış kişi beyanı.
marabalar olarak biz de dahil miyiz acaba satışa?
(bkz: vallaha sataram köyü ha)
edit: başlık başıma kalmış. ilk entryde sözlüğün satışıyla alakalı bir takım şeyler yazıyordu.
(bkz: vallaha sataram köyü ha)
edit: başlık başıma kalmış. ilk entryde sözlüğün satışıyla alakalı bir takım şeyler yazıyordu.
as bayrakları as! ulan 2030'a kadar türkiye diye bir ülkenin kalıp kalmayacağı bile meçhulken; anca götünde donu olmayan fanatikler inanır bu saçmalıklara, 2030'a kadar don giyeceği bi götü bile kalmayacak olan...
ek: aynı raporda türkiye'nin 2020 yılında (yani bir yıl sonra) 9. büyük ekonomi olacağı yazılmış:) yanisi durum anlaşıldı arkadaşlar. beyin yakan 2071 türkiye'si animasyonundan hallice bir trolleme ile karşı karşıyayız. esas komik olan bu 2020 mevzusunu maymun medyası bile haber yapmamış utancından. o yüzden topu direkt 2030'a atmışlar.
ek: aynı raporda türkiye'nin 2020 yılında (yani bir yıl sonra) 9. büyük ekonomi olacağı yazılmış:) yanisi durum anlaşıldı arkadaşlar. beyin yakan 2071 türkiye'si animasyonundan hallice bir trolleme ile karşı karşıyayız. esas komik olan bu 2020 mevzusunu maymun medyası bile haber yapmamış utancından. o yüzden topu direkt 2030'a atmışlar.
etli ekmek, kastamonu pidesi, lahmacun ve bıçakarası benzer olmakla birlikte farklı lezzetlerdir. etli ekmeğe balon diyen kişi üzerine kahvaltılık malzeme konup fırında pişirilen hamuru adı pizza diye hayran hayran yiyordur
uçak biletlerinin bizde kalan kısmı.
bende de var olan, iliklerim kadar hissettiren uykudur. uykusuz ya da yorgun olmadığım halde beni “yorgunum la ben, keşke evde olsam” dedirten marka ambiyansıdır.