Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
çöküş dönemini simgelemesi açısından doğru bir isimdir.

aynı yoldan gittiğimiz için örneğimiz de bu oluyor maalesef.
aykut kocaman'a müthiş saygı duyma sebep olmuş maçtır. bak var ya bu adam hakikaten inanılmaz bir teknik direktörmus lan. ciddiyim.

pas menzili 10 metre olan bir mehmet topal düşünün. adam 10 metreden uzun mesafeye pas attı mı kesinlikle sapıtıyor.

10 ortasının 9 u rakip oyuncuya çarpan, kalan tek ortası da öbür taraftan dışarı çıkan bir sağ bek olan şener vardi elinde bu adamın ve ilk 11 oynatmak zorundaydı.

tüm maç boyunca toplasan 5 kilometre mesafe anca yapmış, adamakıllı tek ortası olmayan ve futbol zekası, tibet sığırı ile eşdeğer olan bir hasan ali de bu adamın elindeki tek sol bekti (ismail köybaşı demeyin, o eleman tamamen fiko reisin efsane kazigidir, futbolla da alakası yok elemanın)

bu üçüne ragmen aykut kocaman geçen sene bu ligi ikinci sırada bitirdi. gel de simdi bu adama hayran olma. fenerli kardeşlerim daha neler kaçırdıklarınin farkında değil. adam resmen 7 oyuncu ve bir ayiyla ligi 2. tamamlamis lan.

büyük üstadın kıymeti bilinmedi.

not: dörtyıldızspor
1 pet şişenin makinada karşılığının 30-40 kuruş olduğunu varsayarsak; yolda su içerken bile rahat olunamayacağının farkında olmayanları gösteren başlık. su şişesi gaspçılığı diye yeni bir suç ortaya çıkardı. türkiye’de yaşıyoruz almanya’da değil.
bir zamanlar feto'ya, bu zamanlar gavs'a, bir zamanlar sadrazamin sağ taşşağına koşmuş olan kitledir.

burada koştukları kişi sedat peker değildir. koştukları kişi kendilerini, yedi sulalelerini ve gelecek nesillerini sikip de fazla zırlatmayacak olan illüzyon yaratıcılarıdır.
troll veya değil, sahte hesap açıp pislik yapan, sağa sola lağım saçan, küfürlü mesaj atanlara kıyasla böyle troll'ü katbekat yeğlerim.
insan, aynı anda 4584784 kişiye aynı mesajı attığını bilse bile anlık da olsa tebessüm ediyor.
bunda ne kötülük var ki?
bu ne lan ülkedeki her 230 kişiden birisi müteahhitmiş. eline 3 kuruş para geçip arsa çeviren herkes müteahhit olmuş memlekette. batın zerre üzüleni s... iki koyu cam takıp önüne iki palmiye dikerek 6-7 katına rezidans diye satarak milleti s...nize sayın. şimdi gidip hükümetin kapısında batiyürük diye ağlıyorlar. eğer sizi kurtarmak için vatandaşın hakkı yenecekse bunu yiyecek olanlara da hakkımı helal etmiyorum şimdiden.
(bkz: doğal seleksiyon) üzüldüm diyemeyeceğim. başkasının canını yakmaktansa kendi canının yanması isabet olmuş.

bireysel silahlanma artıp da eğlence amaçlı havaya silah sıkılıyorsa bu tip haberler de normal karşılanıyor artık. bir ülkenin can kurtarması gereken doktoru bile bu cehaleti sergiliyorsa üzülmüyorum.

milletin mutlu gününü hüsrana çevirenlerin de cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum. bu kez biraz ağır bir ceza olmuş ama o serseri kurşunun bir çocuğun canını almasından evla bir durum yaşanmış.

silah ateşlenen düğünlerde uyarılar fayda etmiyorsa düğün sahibi de müdahale etmiyorsa hemen sevdiklerinizi alıp terkedin orayı ve jandarma ya da polise haber verin. başka türlü düzelmez.
1920'li yıllarda abd'de soykırım ihalesine 60.000'den çıktılar.hayatlarında , türk , müslüman, ermeni kimdir nerededir bilmeyen amerikalılaların seveceği bir hikayeleri de vardı.müslüman türkler asırlardır köle yaptıkları hristiyanları bu kez katliama tabii tutuyorlardı.eski yunandan beri varolan bir davanın her iki tarafını da dinleme geleneği rafa kaldırıldı.national geographici aramadan türkiyenin haritadaki yerini gösteremeyecek adamlar, seçim kampanyalarına yapılan üç kuruşluk bağışları karşılıksız bırakmayıp , kasaba meclislerinde ellerini kaldırıp kaldırıp indirdiler.bu arada rakam da arttıkça artıyordu.önce yarım milyonda karar kıldılar.sonra araya holocaust girdi,yahudiler sergey bukka gibi yarışa rakibinin bitirdiği rakamdan başlıyordu.artık milyonlar telaffuz ediliyor , soykırım piyasasında yerlerini yahudilere bırakıyorlardı.60 binden yarım milyona çıkan rakama ses çıkarmayan fazlasına da ses çıkarmaz deyip savaş sonrası artık bir milyon,bir buçuk milyon kolayca telaffuz edilen rakamlar oldu.bugün artık onunlada yetinmiyorlar.armenian,greek,pontiac ,assirian and kurdish genocide.

kadir mevlam verdikçe veriyor hamdolsun da ,bu sözü edilen katliamlar nerde oldu ?milyonlarca insandan bahsediyorsunuz? herbirinde yüz ceset olsa 10000 tane toplu mezar olması lazım.o döneme dair ortaya çıkarılan üç beş tane toplu mezar var ,onlarda ne hikmetse bu müfterilerin katlettiği müslüman mezarları.

türkler ve müslümanlar aleyhine her iddiaya tuzu bende diye atlamaya hazır çoğu dna'dan yaralı sayısız müptezel var bu ortamda .henüz katledilen ermenilerin kim oldukları, nerede katledildikleri ve kalıntılarının nerede olduğuna dair iki kelam etmiş değillerdir.
pek güzel ve yerinde bir zam olmuştur.

yeni türkiye'de müze ve ören yeri neyinize yahu sizin?
gidin belediye parklarında ve cami avlularında takılın, kültürümüzü, tarihimizi ve geçmişimizi inceleyip anlamak neyinize yükselen arap kültürü içinde yozlaşın ve eriyip yitip gidin.
şehir merkezinde atatürk heykelini kaldırıp çay bardağı koyan şehir değil mi rize. nesini seveceksin bu insanların. elbette düzgünleri vardır ama mümkünse karşılaşmayalım.
arkadaşlar kazanamamaktan çok korktuğum sınavı kazandım arkadaşlar! buraya alkış gelsin lütfen. artık güzel sanatlar fakültesi öğrencisiyim. fakültenin isminin güzelliğine bak: güzel sanatlar. allah be!

ama babam sevinmedi. çünkü taşınacağım yerde kiralar çok yüksek. ayrıca tek sorunu bu değil, bu gece yanımda arkadaşıyla telefonda konuşurken tam olarak şöyle bir cümle kurdu, “evet felsefeyi bok etti biraz da gitsin yazarlığı bok etsin.” bazen kulaklarım delinsin istiyorum. bazen duyabiliyor olmaktan tiksiniyorum.
merhaba. malatya'nın doğanşehir ilçesinde öğretmen olarak çalışıyorum. bugün, 4 yılı birlikte geçirdiğimiz ve geçen dönem mezun ettiğimiz öğrencimiz enes'in kanser tedavisi gördüğünü öğrendim. benim hatırladığım o güzelliğin şu anki fotoğraflarını görünce tanımakta zorluk çektim ve kelimenin tam anlamıyla sarsıldım.

enes'in hep özel bir çocuk olduğunu düşündüm. çünkü nasıl davranması gerektiğini bilen, saygıyı elden hiç bırakmayan, karakterini erken oturtmuş ender öğrencilerden biridir enes.

şu anda malatya turgut özal araştırma hastanesi onkoloji kliniğinde tedavi görüyor. ancak annesi maddi olarak tükenecek noktaya gelmiş ve yardım talep ediyor. enes kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu için anne, en çok ihtiyacı olan şeyin bez olduğunu belirtiyor.

sizden rica ediyorum, sosyal medya hesaplarınızda küçük bir yer ayırsanız bile belki yaralarına merhem olacak birilerine ulaşır.

link:

link

pazartesi günü diğer öğretmen arkadaşlarla birlikte hastaneye gideceğiz. daha fazla bilgiyi burada editleyeceğim.

ziraat bankası ıban 330 001 000 464 6887 10 8850 01

lütfen arkadaşlar, ilginizi esirgemeyin...

edit: anneye ancak ulaşabildim. rahatsızlığı lenfoma. en büyük sorun akciğerde. ancak mide ve kasıklara da yayılmış. 2. kemoterapisini görmüş. durumu son derece ciddi.

edit: anne çocuğuna bakmak zorunda kaldığı için işten "atılmış."

edit: iban hesabı annesi elif karadağ adına kayıtlı.
seve seve sekülerleşeceksin canısı,turizm ülkesi olacaksın yeniden, kruz gemileri gelecek limanlarına,alkolü de ucuzlatacaksın,trende orda burda yine birasını içecek bu millet,sıkmabaş imajın tarih olacak,köle medya yeniden özgür olacak, ab kriterlerine göre yeniden dizayn edeceksin herşeyi,tıpkı eskiden olduğu gibi,yatırımcı yeniden gelecek ülkene,yargı yine atatürkçü hukukçularla dolu olacak,tıpış tıpış yapacaksın hem de bunları.
askerde kazandım bu özelliği askere gidene kadar ne uyuyabilir ne de kalkabilirdim. askere gittiğim ilk gün neredeyse hiç uyuyamadım tam gözümü kapatmıştım ki sabah içtiması için kaldırdılar ve gün boyu yürüyüş yapıp eğitim de eklenince zombiye dönmüştüm. o gün nasıl uykuya hasret kaldıysam o günden sonra ne zaman yastığa başımı koysam saniyeler içinde uyumaya alıştım.
45 yaş + bira göbeği + yakın gözlük ile gülümseyerek okuduğum başlık.
hangi yaşta ya da hangi fiziksel özelliklere sahip olursanız olun kendinizi sevin.
hayat böyle daha eğlenceli inanın.
hainin milliyetçisi kadar iğrenç pek az şey bulunur.
tanım: vatanperverliği kimseye bırakmayan ama gerçekte hain üç beş orospu çocuğu.
edit: bir de başlığı açan ve/veya sonraki ilk entry'leri yazan ve sonra sırra kadem basan o. çocukları var bu hayatta şekerim.
editt: trabizonsipor
adam önündeki topu doğru düzgün vuramıyor. vursa gol olacak. herifler çıkmış sistem falan diyor, önündeki topa iyi vurup vurmamakla sistemin ne alakası var aq afaweawraw yemin ederim şu ülkenin en büyük sorunu ezberci eğitimdir. ezberliyorlar böyle sistem, taktik falan. her şeye aynı argümanları sunuyorlar. neymiş, sistem oyuncusuymuş. amk sistemi geç önce topa iyi vurmayı becer. tee allaam ya
hukukun bireyi mi yoksa toplumu mu koruduğu soru temelde hukuk felsefesi sorusudur.

modern hukuk anlayışında, hukukun koruma alanı birey ve toplum olarak ayrılamaz. çünkü temel amaç toplumsal adaleti sağlamaktır ve bunun yolu da bireylerin korunmasıyla sağlanabilir. basitçe anlatmak gerekirse, birey haklı olduğu bir konuda hukukun korunmasından yararlanamazsa, kendi hakkını kendisi almaya da hakkı olur ve böylece toplumsal adalet sekteye uğrar, toplumsal yaşam krize girer.

hakimin takdir yetkisi meselesi ise bu sorundan nispeten bağımsız, farklı hukuk sistemlerine ve farklı hukuk disiplinlerine göre değişkenlik gösteren bir sorundur. şöyle ki, anglo-amerikan hukuk sisteminde, bizim de içinde bulunduğumuz kıta avrupası hukuk sistemime göre yargıcın takdir yetkisi daha geniştir. bizim sistemimizde de farklı hukuk alanlarına göre hakimin takdir yetkisi sınırları değişir.

örneğin ceza hukukunda yasa ile suç olarak tanımlanmamış bir eylem sadece hakim takdiri ile suç olarak sayaılamaz. burada hakimin takdir yetkisi, eldeki delillere göre kişinin o suçu işleyip işlemediğine vicdanı ile karar vermesiyle sınırlıdır. (ceza süresinin kanunda belirtilen sınırlar içinde tayini gibi konular da dahil)

öte yandan özel hukuk alanında, örneğin bir ticaret uyuşmazlığında hakimin takdir yetkisi, hakkında yasal bir düzenleme yapılmamış hususlarda kendisi kural koyabileceği ölçüde genişler. bundan başka örf ve adet bu hukuk disiplininde yasalardan sonra kullanım olanağı bulur. ancak örf ve adetin hukuk normu olarak uygulanması konusunu hakimin taktir yetkisiyle karıştırmamak gerekir. çünkü bir normun örf ve adet olduğunu belirlemek bile bellirli ölçülere uyularak yapılan bir belirlemedir.

hukukun mantığa göre mi topluma göre mi hazırlandığı sorusu ise anlamsız bir sorudur. çünkü mantık yine toplumun genel kabullerine göre oluşur. öte yandan hukukun temel felsefik tartışmalarını merak edenler doğal hukuk okulu ve pozitif hukuk okulu akımlarını, bunları ayrıştıkları noktaları inceleyebilirler.
adamlar nokta atışı isteklerde bulunuyorlar. iyice azıttılar amk. hatta tff’ye şöyle başvursunlar:
ekim ayında forveti olmayıp şampiyonlar liginde top koşturan takımlar için ücreti tff tarafından karşılanmak üzere transfer yapılması.

en azından niyetinizi saklamak zorunda kalmazsınız.
kimsiniz olm siz?

bu boş özgüven nereden geliyor! millette sizi evliiliğe ikna etmek için sıraya giriyordu sanki. hazır değilsen evlensen de tutmaz zaten. neyin tatavası bu!

boş heriflere bak ya entelektüel olacakmışmış. sipariş veriyor hıyar!
bir haftasonu bisiklet turu yapayım diye yola çıktım. ömerli baraj gölüne gidiyordum. göl tarafında şimşekler gelme bu tarafa dercesine göğü ilettiler. tabi ben de geri döndüm ama yolda yakalandım yağmura. kaçacak yer de bulamayınca iyice ıslandım, üstüm başım çamur oldu.
oysa hep yağmurlu havalarda böyle göldü, ormandı o tür alanlarda olmak isterdim. bunun çok saçma bir istek olduğunu ıslanarak anladım.
sırf memesi güzel diye sığ kadınlarla muhatap ol. hem memesi güzel hem entelektüel kadınla muhatap olacak özgüvenin olmasın. reddedilirsen tipsizliğinle hiç ilgisi olmasın, hep para hep türk kızının kezbanlığı hep efendiliğin sebep olsun. tek muhabbetin pes, kurdaki dalgalanma, futbol ve memeler olsun. sonra gel burada sanal/gerçek ilişki kurduğun 3-5 kadın üzerinden genelleme yap.

hep söylüyorum, kafanıza silah mı dayıyorlar türk kızıyla flört edeceksin diye. ruslar'a yürüyün arkadaşım, tutan mı var ben anlamıyorum?

edit: muhatap. teşekkürler.
birinin bu bunağa basın toplantısında “sürekli türk milli takımının başarılı olduğu dönemlerde aynı takımlardan biri sürü oyuncunun oynadığını söylüyorsunuz, geçmişe baktığımızda da yabancı hocalar son 25 yıldır türk milli takımı ile başarılı olamadı. siz bir yabancı hoca olarak nasıl başarılı olacaksınız?” sorusunu sorması gerekiyor.

allahın bunağı. futbolcu yabancı olunca sınır gelsin ama hoca olunca sıkıntı yok. hassiktir lan oradan. yabancı olup yabancıya karşı çıkmak da anca bizim gibi 3. dünya ülkelerinde olur. akıllısı bize uğramaz, delisi de akıl verir. getirmişler yine bir deli, konuşturup duruyorlar.
yemin ederim koyun milletinden sonraki en aktif sürü psikolojisine buradaki ekşi yazarları sahip. 2 tane davar oğuzhan kötü yazdı diye mağlubiyeti bu adama bağladılar. lan adam sahanın en iyi 2 oyuncusundan biriydi siz hangi maçı izlediniz aq davarları?
arveles benim için annemin dinmeyen ağrılarını geçirmeyen, ama yine de her gün düzenli bir şekilde kullanmak durumunda olduğu, söylenerek içtiği bir ağrı kesmeyendir, ilacın niteliğine laf etmek değil niyetim, doktorlar tavsiye ettiğine göre işe yarıyordur diye annemi ikna etmeye çalışsam da, içten içe kırgınım ona, hayır, annemin ağrılarına deva olamıyor, hayır...