Sık geçen başlıklar

ozgur09 09 12

ekşi profili
izlediğim sokak röportajlarının birinde aynı soruyu bir amcamıza soruyorlar ve kendisi şu cevabı veriyor:

"eski sevgiliyi niye unutalım ki ? o da güzel bir hatıra. niçin unutulsun? insan unutmak için sevmez ki. unutmamak için sever."
yaş 8-10 arasındayken babama sinirlenip "ne alırsan bir milyon"cuda işe girdim. mekanın adı da tam ortama uygundu; curcuna !

bizim komşunun mekan olmasından dolayı rica etmiştim mümkünse bir süre çalışmak istiyorum diye sağolsun muammer amcacım hevesimi kırmak istemedi "istediğinde gel başla dedi." dedim tamam ama nasıl heyecanlıyım sonucta ilk iş ve aileye karşı atılmış ilk somut isyan adımım !

gece yatakta kendi kendime diyorum ki ulan bu işi yapmak kesin çok rahattır, zaten her şey bir milyon, gelen bunun fiyatı kadar derse "tabiki bir milyon lan malako ne olacak başka ne salak salak sorular bunlar ya ne mallarla uğraşıyoruz burada esnaflıkta çok zor arkadaş " modunda takılacam diye düşünüp kendi kendimi gaza getiriyorum.

neyse ertesi gün kalktım gittim sabahtan baktım adam plastik sandalyeleri dışarı çıkartıyor. içimden dedim ki " lan bu sandalyelerin tanesi nasıl bir milyon vay anasını baya ucuzdan satıyormuş bizim muammer amca işte gerçek bir esnaf be helal olsun adama." ardından içeri girdim baktım ulan bir milyoncu da teleskop var, dürbün var, dürbün yanında leğen var, çamaşır askılığı var, köşe de mangal felan var birbirinden alakasız o kadar saçma şey bir arada sıkış tepiş bir şekilde de olsa var oğlu var. en başta dedim ya mekanın adı şanına uygun "curcuna" diye, cidden öyle sayko bir mekan. düşündüm tabi bu işte bir yanlışlık var diye ama inanmak da istemedim baya bir direndim öyle olmaması için.

tabi o gün bana söylediler tek tek fiyatları. bana her ürünü gösterdiklerinde " bu da mı bir milyon değil muhammer amca ?" dedim. değildi, değilmiş. ulan dükkanın adı bir milyoncu ama hiç bir şey bir milyon değil ! yine hayatımın her anında olduğu gibi hiç bir şey düşündüğüm gibi çıkmadı, o zamanlar şaşırırdım bu duruma tabii zamanla tecrübeleniyor insan.

neyse yaklaşık 1 hafta çalıştım ben fiyatları tam olarak öğrenmeye başladığımda babamla öpüştük barıştık.muammer amca'dan haftalığım olan "30 milyon"u aldım, elini öptüm işten ayrıldım.

o zaman anladım ki hem bu hizmet sektörü çok zor hem de her şey bir milyoncudaki hiç bir şey aslında bir milyon değil ! bu saçma bilgiyi öğrenmek için bu kadar çile çekmeme gerek var mıydı tabii onu bilemiyorum.

bu da böyle bir anımdır işte sözlük.
şu linkten gördüğüm durumdur.

ya bu nedir arkadaş ? eğer viral değilse adam ciddi ciddi şehir dışına tost yolluyor. kargonun gelmesi 2 gün sürse içindeki malzemeler ne hale gelir ? birde yumurta koyuyor içine o tost nasıl kokar, nasıl taze kalır ekmeği ?

hepsini geçtim bir insan şehir dışından tost söyler mi lan, tost bu ya tost anasını satıyım ne kadar değişik olabilir ya !

millet kafayı yedi gerçekten yemin ediyorum ne desem boş.

edit: şampiyonlar ligi müziğinin, işte gidiyorum şarkısının ve bir tostun aynı yerde olduğu tek video bu olabilir sanırım.
- acayip saçma kalabalık
- avm de çalan müzik dışında her mağazada ayrı çalan müziklerin sesi
- hep bir uğultu olması
- yemek katındaki iğrenç koku karmaşıklığı
- kapalı ortam ve yapay ışık
- çok fazla uyaran olmasından dolayı gelen başağrısı
- saatlerce ayakta kalkma zorunluluğu
- eldeki poşetlerin yarattığı ağırlık
- sinema, starbucks gibi yerlerdeki gereksiz ergen kalabalığı
- ara ara yükselen çocuk ve bebek ağlama sesleri
- erkek tuvaletlerindeki susuz pisuvarın yarattığı berbat koku

yazarken dahi avm ye karşı olan nefretim bir kere daha arttı yemin ederim.