Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
o değil de fenerin sezonun ilk maçında attığı gol ofsayt. aynı şeyin beşiktaşa olduğunu düşünüyorum da şimdi "demirören'e borç, mhk desteği, tiner..." bir çok sıçmık ortaya atılacaktı. nedense fenerli arkadaşlar kendilerine olunca "hakemin dikkatsizliğine gelmiş." falan diyor. bazıları da hiç o konuya değinmiyor nedense.
ligi ilk defa yurtdisina pazarliyorsun maclarin yarisini seyircisiz oynatiyorsun diger yarisinin zaten taraftari yok. ben boyle bir manzara gorsem bir daha sikseler seyretmem. yabancilar da oyle yapacaktir.
akliniza, fikrinize, zekaniza edecek hakeret bulamadigim maclardan biri.
genelde problem edilir. türk erkeğinin en bencil olduğu konulardan birisidir. kendisi geçmişte ne yapmış olursa olsun sevgilisinin kimsenin elini tutmamış, kimseyle göz göze gelmemiş olmasını ister. tabi bu bahsettiğim çok ileri bir bencillik ve kıskançlık boyutu.

ama hangi seviyede olursanız olun size bir tavsiyem olsun, gerçekten seviyorsanız veya iyi anlaşabiliyorsanız, geçmişi siktir edin. ama öyle bir siktir edin ki anlattırmayın, sormayın, konusunu bile açtırmayın. bilmeniz hiçbir şeyi değiştirmeyecek ama belki kafanızı takmanıza sebep olacak. ilişkiyi olumsuz manada etkilemeyeceği konusunda kendisine güvenemeyen insan bu geçmiş konularına hiç girmesin. kısacık hayatınız var amk bırakın geçmişi falan geleceğe bakın.
baskılara, haksızlıklara, sağ elle yemek yedirme faşizmine, kalemi sol elimizde gördüklerinde bize uzaylı muamelesi yapanlara karşı gururla kutlayacağımız günümüzdür. çok acılar çektik ve çekiyoruz ama gün safları sıklaştırma, sağlak baskısına her zamankinden daha güçlü bir şekilde direnme günüdür solak yoldaşlarım.

kutlu olsun...

sadece bir gün değil, her gün solağız!
bu konu özelinde değil kesinlikle, bu olayın ne olduğunu bile kavrayabilmiş değiliz. ama dünya karışıyor ağalar. kim ne derse desin karışıyor. zamanın da yaratıldığı gibi enteresan liderler tekrar yaratılıyor. stalin, hitler, mussolini, charles de gaulle, chuchill vs... bugün bunlara karşılık kimi bulursanız yerleştirin, ırkçısı da var, milliyetçisi de. putin de var, trump da. kim jong-un da var, le pen de. diğerleri de var malum... durmadan never seen before diye tehdit savuran da, restine rest al sana nükleer diyeni de.

bugün nat geo'nun çektiği, 6 saat olmasına rağmen şahsen çok özet bulduğum 2. dünya savaşı apocalypse belgeseline baktığımız da bile ilk 2-3 bölüm çekirdek çıtlatarak geçiyor. bu olayların 2. dünya savaşı olduğu yıllar sonra kabul ediliyor. hatta savaşın ilk 1-2 yılı "sahte savaş" olarak anılıyordu. böyle savaş mı olur amk, 3-5 manyak birbirine giriyor demişler meğer zamanında. bugün de böyle gibi. şuan kimse yıllar sonra aktif olarak 3. dünya savaşı tarihlerinde yaşıyor olmadığımızı ispatlayamaz. dünya'nın çeşitli ülkeleri karışık, yıllık gelirin 5.000 dolar olduğu yer de karışık, yıllık gelirin 100.000 dolar olduğu yer de.
25 yaşınıza kadar keşfedebildiğiniz kadar grup ve şarkı keşfedip dinleyin. sonrasında yeni ve güzel şarkıları keşfetmek çok güç oluyor. nedenini bilmiyorum, belki vakitsizlikten, belki beğeni eşiğinizin artmasından, belki de farklı sebeplerden ama var böyle bir şey. onun için belirli bir yaşa kadar keşfettiğiniz şarkıları ömür boyu dinleyeceksiniz. bunu unutmayın.
bunun sebebinin bozuk yol ve kaldırımlar olduğuna dair bir yazı okumuştum yıllar önce. nerde okudum hatırlamıyorum.

yolda düşmeden yürüyebilmek için, atılan adımlar daha gergin ve dikkatli olduğu için bacakların fiziki olarak daha düzgün olduğunu söyleyen bir yazıydı.

edit: evet bu yazıyı okuyan tek kişi ben değilmişim. 10 sene diyen de oldu 6-7 sene de. ama ben 17-18 sene öncesi falan diye düşünüyorum. daha lisedeydim muhtemelen.

e2: @dubidubappaa ekledi: 15 sene kadar önce o da aynı makaleyi okumuş.

1980ler öncesi yaya ulaşım yaygınken falan, istanbulda her yer yokuş ve arnavut kaldırımı olduğu için istanbul kadınlarının bacakları avrupadakilerden daha düzgün, baldırları daha kaslı ve sıkıymış.
zidane'nin vedası bir de bolt'un vedası.

dünya spor tarihine damga vuran negatif sonuçlu vedalar olarak yerini aldı.
küçük bir beyin amcıklanmasıdır kısaca.

şu sikik hayatımda en sevdiğim roman bratya karamazovi dir. bayılırım bu ahlaksız ve dışlanmış aileye. materyalist ivan'ın dan serseri dmitri'sine ya da kuş kalpli alyoşa'sına hepsini severim. ama en çok da bu varyansın babası fyodor pavloviç'e biterim. eğer itin biri ve haz düşkünü bir adam olmayı kafama koyarsam idolüm tektir. fyodor pavloviç karamazov. işte ben bu adama bu kadar ilgili iken ve sözlük için bir nick düşünüp kıvranırken aklıma geldi. dedim ya ben bu adı niye mahlas olarak kullanmayayım? neyse sonrasında ise rusların isim sistematiğine yenik düştüm ve üstadın adını yanlış hatırladım... kitabı okuyalı 4 sene olmuştu ama yine de ayıp oldu. pavlov oğlu fyodor manasına gelen fyodor pavloviç yazacağıma fyodor oğlu fyodor* manasına gelen fyodor fyodorovic yaptım mahlasımı. bir nevi fyodor'un oğlu oldum sanki. hayırlısı be gülüm dedim fark ettikten sonra tabii. böyle kaldı.

işte öyle.
hepinizin malumu galatasaray'da ilk defa yeterli sayıda divan üyesi imzasıyla olağanüstü genel kurul çağrısı yapıldı. imza atan üyelerin listesi;

buyrun

zamanında çeşitli hatalarda bulunan (spk'da nakli sermaya koymadan küçük yatırımcılar yatırıma zorlamak gibi), bu hatalara cevap bile vermeyen ve gs divan kurulu üyelerinin imzalarına güvenmeyen, toplantıyı ertelemeye çalışan divan başkanı irfan aktar imzaları görmezden geldi.

bu olaylar üzerinden çok geçmeden galatasaray 9.08.2017 tarihinde faaliyet raporlarını kap üzerinden yayınladı...

(bkz: ekşi galatasaraylılar etkin whatsapp grubu) yönetimi olarak taraftar ve yönetim bazında önemsenmeyen gözardı edilen bu raporların ne demek olduğunu araştırdık çeşitli uzmanlarla görüştük ve ortaya çıkardıklarımızı son derece açık ve kısa olarak aktarıyoruz:

içerik

1) mali tablolar ve bilanço

2)hasılat

3)satışların maliyeti

4)finansman giderleri

yukarıda gördüğünüz üzere 4 başlık altında analizini yaptığımız mali tablomuzun yorumlanması aşağıdaki gibidir:

dikkatle okuyunuz!!

bizim bu analizi yapmamızdaki amaç ne ünal aysalcılık yapmak ne dursun özbek'in şahsına bir suçlama yapmaktır.biz arma sevdalıları olarak mevcut toz pembe gözüken tablonun arkasında kara bir tablonun olduğunu ve mevcut yönetimin daha önce yaptığı hatalardan ders almaması üzerine gerek yanlış politikalarına devam etmesi gerekse son dönemine girerken paraları har vurup harman savurmasının sportif başarı getirip getirmeyeceğinin belli olmaması sonucu olarak önünü göremediğimiz bir ekonomik yapıya bürünmesinden rahatsız olmamızdır.

not: v17'ye katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

edit: twitter floodumuz
edit2:flood
bizim taraftarın dünyanın en boktan taraftarı olduğuna hep inanmışımdır. gfb'den tutun, bastonla stada gelen 80 yaşındaki dedeye kadar bu kadar götü kalkık bir taraftar topluluğu yok. bir fenerbahçeli olarak söylüyorum bunu.

ulan daha ligin ilk maçı be vicdansızlar. bu takım 3 senedir futbol oynamıyordu be. dün alper'in attığı goldeki organizasyonu en son kaç yıl önce gördüğümü hatırlamıyorum ben. adam iki günde ne kadar değiştirebilir takımı?

bir de hala josef-topal oynuyor diye ağlayanlar var. kim oynayacaktı? göbekli ozan mı? 5 senede br gram kendini geliştirmeyen salih mi? oğlum zaten takıma mehmet ekici ve giuliano katılacak. o ikilinin bozulacağını hepimiz biliyoruz. adam şimdilik elinde kim varsa onu oynatıyor.

volkan demirel konusunda eleştirilebilir ancak kendisi de maçtan sonra volkan'ı keseceğini ima etti zaten.

ya şu adama biraz zaman verin, ya da ben fenerbahçeliyim falan demeyin. arkasından ağladığınız zico hakkında ilk haftalarda burada neler yazılmış bir açın bakın. size kalsa zico da 2. hafta gitmeliydi. hoca falan değildi.

bence siz taraftar değilsiniz. hayır bu kibrin, göt kalkıklığının sebebi nedir anlayamıyorum. gören de yıllardır futbolumuzla dünyada bir ekol olmuştuk da aykut hoca gelip bozdu zanneder.

tanım: fenerbahçe'yi başarılara ulaştıracak ve bir çok kişiyi utandıracak hocamız.
göztepe maçında ilk dakikalarda bulduğumuz erken golün iki dakika sonrasında yediği ilk golde çok rahat çıkaracağı topu tokatlamak yerine fotoğraf çektirerek tutmaya çalışırken elinden kaçırıp kaleye düşüren, ikinci golde ise topun sadece kendine gelebileceği kadar şut açısı olan bir pozisyonda ikinci lig topçusu tarafından tam üzerine abanılan pis burun vuruşu sola yatarak kalenin tam ortasından içeri alarak fatih terim'e hak verdiren kaleci!

hazırlık maçlarında da hep saçam sapan hatalar yaptı zaten. bundan sonra kameni bir hata yapana kadar yedeğe çekilerek pozisyonların tekrarı, göz kapakları otomatik portakal'daki gibi bağlandıktan sonra kale arkası kamerasından ağır çekide tekrar tekrar izletilmeli kendisine.
amerika'da, kanada'da, avustralya'da bin çeşit milletten gelme bin çeşit farklı insan, hepsinin dili de farklı, kültürü de farklı ama hepsi nispeten huzur ve refah içinde yaşıyor... bence de türk ve kürt kardeşdir, ama değil diyorsanız da birlikte yaşamak için kardeş olmaya da gerek yok. birbirimize hak ettiğimiz saygıyı gösterelim yeter.
hekimler aldıkları 6 yıllık eğitimle "doktora" düzeyinde değil "yüksek lisans" düzeyinde mezun olurlar. zaten doktoralı olduğunu iddia etmez hiçbir hekim.

uzman hekimler ise aldıkları en az 4 yıllık uzmanlık eğitimi ile "doktora" ünvanı alır ve deli gibi yayın yaparlar. bu süreçte hocalarının egoları, hastaların atarı gideri ile uğraşmaktan kendilerine ayıracak zamanları kalmaz. aldıkları eğitim burunlarından gelir.

ayrıca tıpçılar kendilerine doktordan ziyade hekim veya tabip demeyi tercih eder. sen hiç "türk doktorlar odası" diye meslek örgütü duydun mu?

ayrıca tıp bilimi temel bilim dallarından birisidir. hekimler "bilim insanıymış gibi" değil tam tamına bilim insanıdırlar.

hekim egosundan rahatsız olabilirsin, ama bu her meslekte olabiliyor.

hekimlerin saçma sapan muhabbetlerinden sıkılıyor olabilirsin, sonuna kadar haklısın.

ancak "doktor" olmayan kardeşim:

her şeyden önce insanların mesleklerine, yaptıkları işlere, verdikleri emeklere saygı duymayı öğren!

sen hastalıktan can çekişirken başucunda anne baban değil hekimler, hemşireler, acil tıp teknisyenleri ve diğer sağlık çalışanları bulunacak. sen hiçbir şey yapma, sadece saygı duy. bilim insanı olmamakla suçladığın insanların bilimselliğini işin düşünce öğreneceksin!

not: benim de doktor arkadaşlarım var :)
ben bu adamın her zaman hayranıydım. adam robbengillerden bi' kere... iki yıl önce fener almayı denediğinde çok kıskanmıştım. gelirse ligin içinden geçerdi...

bugün ise gs aldı kendisini ve sikimsonik babel ile falan kıyaslanıp onun kadar kaliteli olmadığı sonucuna varılmış.

teşekkürler türkiye...
düşündüm taşındım ülkece başımıza gelen ne varsa, ülke olarak winrar programını satın almadan kullanmamızdan kaynaklandığını anladım. böylesi bir terbiyesizlik olmaz.

adamlar efendi edendi bak kardeşim bu şirkette o kadar kişi ekmek yiyor. bak zorlamıyorum 40 gün denedin ettin gel şu programı satın al diye uyarı penceresi açıyor.

biz ülkece hemen kapat tuşuna basıyoruz. haa gavurlarda aynısını yapıyor ama onlar zaten gavur. çünkü gavur olmak bunu gerektirir. yoksa ne anladım gavurluktan?

o yüzden yıllardır açlıkla, haciz ile mücadele eden, çaycının bile maaşını veremeyen winrar gmbh şirketinin ahını almayalım.

adam gelse, niye almıyon lan dese, en zengininden fakirine hepimiz utancımızdan yere bakarız.

yapmayın a yiğitler!
yeniden dönüşünde ilk maçda adını tabelaya yazdırdı yine. 14 saniye de ofsayta düştü diye beş entry girenler birden 10. dakka da attığı gol sonrası sus pus. sevmem ama kendisi tam anlamıyla golcü. net.
ben de sokaktan kedi sahiplendim. kedi zaten insan tarafından evcil hale getirilmiş bi hayvan. sanki afrika ormanından aslanı tutup eve getiriyomuşuz gibi davranan salakları da hiç anlamıyorum.

sokakta neredeyse her gün araba tarafından ezilmiş, çocuklar tarafından kuyruğu kesilmiş kediler görüyorum.

bu nasıl özgürlük?
birisi ekran kartı maden falan saçmalamış ama şöyle özetleyeyim.

i7 işlemcili bir laptop 2.500-3000 tl arasına alınırken ekran kartı güzel olsun dediğinizde atıyorum 970m veya 1070m li olduğunda fiyatı 6000-7000 lere çıkabiliyor.

sırf ekran kartının bu denli üst model olmasının maliyeti size 3000tl.

bu ekran kartı d3dmark score 4.000 almış, fiyatı 800tl olan masaüstüne takacağınız bir 1050ti modelinin aldığı puan ise 5.750

3000 tl verip 4000 puan almak mı?
800 tl verip 5750 puan almak mı?

istediğin zaman satıp yeni kartı alıp takmanı falan geçtim bile bak. maden falan da bilmem.
orada burada hor görülen dalga geçilen erkek tipidir fakat kafası en rahat olan erkek tipidir aynı zamanda. yola çıkarken götü, yan cepleri yoklamak zorunda olmayan erkektir. çünkü yeri geliyor bin tane şey taşınıyor...

çoğu zaman "sokmuşum düzenine. ben çapraz çanta alacağım" diyorum, sonra dış mihraklar yine beni yerime oturtup bir yere çıkacakken götümü yoklatmaya devam ettiriyorlar.

bir gün olacak, devran dönecek ve herkes bu çantayı tekrar takmaya başlayacak ama cebimizde bir şey taşımayacağımız zamana denk gelecek o dönem...
birkaç yıl önce fiyatı 200 dolarken yüklü miktarda alıp, 210 dolar olduğunda sattığım para birimi...

şimdilerde fiyatı 4000 doları geçmiş.

(bkz: kafama sıçayım)
kuroky reis sonunda aegis'e kavuştu. hem de çinlileri bildiğin süpürerek.

lakin söylemek istediğim bir şey var; yahu organizasyon süper, müzik dinletileri, danslar, oyun aralarında oyuncuları tanıtan videolar falan çok hoş. ama şu kupayı kaldırma olayını bir çözün be valve organizatörleri? her turnuva aynı şey amk . adamlar ne sinir harplerinden geçip 10 milyon dolar ödüllü turnuva kazanıyor. sonunda aldıkları kupa sanki teneke parçasıymış muamelesi görüyor.

şöyle bi stand kurun, gaben veya başka biri gelip kupayı takdim etsin, etmeden önce seyircideki hype'ı tavana vurdurun falan ne bileyim. maç bitiyor kabinden çıkıp tokalaşıp aegisi masanın üzerinden alıp çıkıyolarmış gibi geliyor her sene bana. biraz hype ulan? biraz heyecan. her şey mükemmel oluyor, şu sonunu 7 senedir beceremediler amk
buralar hep seks olmuş aq. başlık dertleşmek altına psikolojisi bozuk olanlar gelmesin diyorlar bir de c2 linki olmazsa olmaz değil mi?

zaten psikolojisi bozuk olmasa gelip de sana anlatmaz...

cinsiyetsiz ve 12.5 yaşındayım buyrun gelin anlayın.
bizim zamanımızda mühendislik sınıflarında pek kız olmazdı. hele teknik üniversitede sadece belirli bölümlerde kız olurdu. mühendislik öğrencilerinden kızlarla sosyalleşme amacında olanlar genellikle ortak havuz derslerini kız popülasyonunun olduğu mimarlık ya da tekstil mühendisliği gibi bölümlerden almaya çalışırdı.

neyse üniversitedeki en samimi arkadaşım barış, insan toplum bilimleri diye seçmeli tırı vırı derslerden birini mimarlık fakültesinden seçmiş, bana da seçtirmiş.

ilk gün dersliğe gittik oturduk. ilk gidenlerdeniz. derse 20 dakika var daha. önce endüstriden iki tanıdığımız öğrenci (erkek) geldi. selamlaştık. geçip ayrı ayrı sıralara oturdular. sözde yanlarına kız oturma ihtimalini artırıyorlar, çakallar. sonra bir baktık makineden ersun'la tanımadığımız bir arkadaşı. sonra inşaattan ayhan'ı gördük. o bizi görmemiş gibi yapıp ortalara doğru oturdu. 3-4 tane daha saplama geldi. sınıf mevcudu 11 kişi olmuş ama hala bir kız yok. hem de mimarlık fakültesindeyiz lan. ama umutlar tükenmedi. sınıf kapasitesi 40 kişi hala gelecekler var. neyse dersin başlamasına 5 dakika var. artık sınıfa girişler hızlandı. üçerli beşerli gruplar halinde öğrenciler sınıftan içeri giriyor. ama hala bir tane kız yok. neyse uzatmayayım. 40 tane sap, bu dersi seçmiş. mimarlık fakültesinde, kyk yurdundaymış gibi 40 erkek 20 metrekare derslikte ders aldık. en çok gemi inşaatdan gelen arkadaşlara üzüldüm. adamlar belki bir dişi homo sapiens görürüz diye taa maslaktan, taşkışlaya geliyorlarmış.

neyse barış yılmadı. madem derslerde olmuyor bu iş. ben de üniversitedeki sosyal aktivitelere katılır. en azından bir kızla 2-3 kelime ederim düşüncesiyle tango kursuna yazıldı. ben bana göre değil diye yazılmadım. tango ki ünlü bir tango hocası olan bir başka arkadaşım, kadın ile erkeğin ayakta ve kıyafetleriyle seviştikleri bir danstır diye tanımlar bu dansı. neyse, tango kursundaki 20 kursiyerin tamamı erkek çıkınca, barış oldukça bozuldu. hoca mecburen hepinize kadın figürlerini de öğreteceğim, sıra ile herkes bir kadın bir erkek olacak falan diyince de iyice sinirlenip kursu bırakmış. parasını da iade etmemişler.

bir gün bizim bölümün kulübünde otururken, barış geldi. dedi ki "abi bu sefer tamamdır. burada kesin kız var. bir kulüp buldum üye oldum, seni de üye yaptım." dedim "bir sakin ol. anlat."

arkadaş bizi üniversite'nin "kadın kolları"'na üye yapmış. ben feminist muhabbeti çekmemek için gitmedim. ilk toplantıdan döndükten sonra barış çok üzgündü. dedi ki: "abi kadın kollarının toplantısına gittim. toplantıda 40-50 kişi vardı. içinde sadece 3-4 tane kız vardı. onlar da korkudan erken çıktılar."
işim ve çevrem gereği bu tarz adamları biraz tanıdım, birini aradım sordum, kendisi yönetici fenerbahçe'de, bakın ben böyledir şöyledir demiyorum, bana aktarılanları söylüyorum sadece, zaten kendisi de benim bildiğim kadarıyla diye anlattı.

ortada bir belge daha var orası kesin sanırsam. (menajerine yatırılan bir paranın dekontu galiba, tam söylemedi ama benim anladığım kadarıyla bu, ancak ts tarafından bir yere gönderilen para var, burası kesin gibi)

ancak menajerin temsil yetkisi sadece görüşme ile sınırlıymış, tam bir vekaletname yokmuş, bu durumdan ceza alacak birisi veya kurum varsa menajer veya menajerlik şirketi olabilirmiş, trabzonspor'un zenith ile kesin olarak anlaştığını bilmiyormuş ama ortada bir protokol olsa söylerlerdi, belki sözlü bir anlaşmadır dedi. ( ki olsa bile çok bir önemi yok, bizim de zenith ile anlaştığımıza dair belgemiz var dedi)

fakat sınırlı temsil yetkisi ile olduğu için oyuncunun imzası esas alınıyormuş, yani menajeri aslında bir danışman gibi çalışıyormuş, zenith ile fb arasında sözleşmeler ve fb ile oyuncu arasındaki sözleşmeler tüm standartlara uygunmuş, şimdilik bu kadar öğrendim, daha kesin bilgiler ile gelince editleyeceğim.
nezaketsizlik mi? ben vardiyamdaki 50 ve 100tl lerin seri numarasını excele kaydediyordum. bankadan geri dönerse benim aldıklarım belli olsun diye :) o zanan 200 yoktu ve ağırlıklı olarak kredi kartı kullanılan bir işiteme idi)
sen gelmiş nezaketsizlik diyorsun. sen ayda 2 kez 200tl öde bak. göreceksin sende de nezaketten eser kalmayacak.