Sık geçen başlıklar

a knight in shining armor 33

ekşi profili
şapka satarak gecinen bir adamin yolu birgun bir ormana duşmuş. bi sure yurudukten sicaktan ve yorgunluktan bunalmiş, bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş, ve uykuya dalmiş. birkac saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmiş.bir de bakmiş ki yanindaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş.
bir de kafasini kaldirip agaca bakmiş ki, agacin dallarinda bi suru maymun, her birinin kafasinda adamin şapkalari.

adam duşunmeye başlamiş:
"ben şimdi napicam, şapkalari bu maymunlardan nasil alicam?"
duşunceli bi şekilde kafasini kaşirken bi bakmiş maymunlarda adamin taklidini yapiyolar kafalarini kaşiyolar.adam ellerini havaya kaldirmiş , maymunlar da aynisini yapmişlar.derken adam napicagini bulmuş.kendi başindaki şapkasini cikartip yere atmiş, tabi maymunlar da kafalarindaki şapkalari hemen yere atmişlar.adam boylece butun şapkalari toplayip sepetine koymuş.

aradan 50 yil gecmiş. artik adamin bir torunu varmiş, o da dedesi gibi şapka saticisi olmuş.gunlerden birgun onun da yolu ayni ormana duşmuş. hava yine cok sicakmiş ve genc adam bir agacin altina oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanina koymuş ve uykuya dalmiş.bir saat sonra uyanmiş bir de bakmiş sepetin icinde şapkalar yok. derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasini kaldirmiş ki agacin ustunde bi suru maymun, hepsinin kafasinda birer şapka.adam duşunmuş:

"dedem yillar once bana bir hikaye anlatmişti.napicagimi cok iyi biliyorum" demiş.

adam kafasini kaşimaya başlamış, maymunlar da aynisini yapmişlar. adam ellerini havaya kaldirmiş, maymunlar da ellerini kaldirmiş ve adam gulumseyerek kendi başindaki şapkayi cikarmiş yere firlatmiş. o anda maymunlardan biri agactan inmiş , adamin yere attigi şapkayi kapmiş, adama da bir tokat atmış.

"sadece senin mi deden var lan?" demiş.
aramız bozulmasın diye uğraştığım herkes bencilleşti.

zor anında yanına koştuklarım nankörleşti.

yüzüne gerçekleri vurmayıp susmayı tercih ettiğim herkes kendini haklı zannetti.

insanlar böyledir, mesafe iyidir.
herkes dünyasını aydınlatabilecek birilerini arar durur. oysa asıl ihtiyacınız, etrafınızdaki karanlığın en siyah olduğu anlarda bile yanınızda oturabilecek birisidir.
günlerimin çoğunu acıyla savaşarak değil, acıyı bastırarak, üstünü örterek ya da böyle bir şey hiç yokmuş gibi yaparak geçiriyordum.

çünkü;

girdiğin her savaşta kaybediyorsan,

seni bilerek öldürmüyorlardır.
en sağlam ilişkiler, birbiri olmadan da yaşayabilecek, ama bunu istemeyen iki kişi arasında kurulur.

sağlıklı bir "biz" için sağlıklı bir "ben" gerekiyor.
doğru insanlar uzun süre hep yanlış insanlarla karşılaşır. çünkü zamanı gelip doğru insanla karşılaştığında artık nihayet “doğru insan” ile karşı karşıya olduğunu işte o geçmişteki yanlış insanlar sayesinde anlayacaktır.

yani, merak etmeyin.

hiçbir şey boşuna değildir.
farkettiniz mi bilmiyorum.

kimse kimseyi tamamlayamıyor. bu gerçek bir şey değil. eğer az çok tahammül edebildiğin birini bulabilecek kadar şanslıysan, ne olursa olsun bırakma. yerleş. çünkü öbür türlü sadece daha yaşlı, daha zor ve daha yalnız olacaksın. ve bu boşluğu doldurmak için herşeyi yapacaksın, arkadaşlarınla, kariyerinle, anlamsız bir sürü aktiviteyle, ama o boşluk dolmayacak. bir gün, etrafına bakacaksın ve herkesin seni sevdiğini, ama kimsenin senden hoşlanmadığını fark edeceksin.

ve bu dünyadaki en yalnız histir.
anne ile yaşarken depresyona girmek de çok zor lan.
tam uzaklara dalacakken mandalina soyup getiriyor.

mandalina da ne güzel meyve ya. bıçaksız soyuluyor çiğnemesi kolay, istersen yüzük oluyor, kokusu, tadı harika. bi meyve daha ne yapsın.
hayatımızı vazgeçtiklerimiz belirler.

bu yüzden bir karar alırken neyi seçtiğimizden ziyade, nelerden vazgeçtiğimizi çok iyi sorgulamamız gerekiyor.

öğreniyoruz arkadaşlar,

yanlış insanlara harcadığımız zaman yüzünden doğru insanlara gücümüz kalmadığında, pişmanlığı öğreniyoruz.
bu akşam düşünürken anladım ki;
ideal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır.

anlatmak istediğim şu: biriyle tam bir ilişki kurabilmek için önce kendinle olan ilişkini mükemmelleştirmelisin. eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız. yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan, kimsenin kendisini seyretmesine ihtiyaç duymadan başka birisine sevgisini verebilir; yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesi ile ilgilenebilir.