Sık geçen başlıklar

duygu mazosisti 14

ekşi profili
faranjitin tam olarak mevsimindeyiz çünkü.

mont giyer terleriz, üstümüzü çıkarır donarız. terimiz de üstümüzde soğur ve hoşgeldin faranjit bebeeeek.

terinizi sürekli silin, saçınızı başınızı ıslak tutmayın yafrımmm.

not: kronik faranjitliyim.

tanım: nispeten daha az bulaşıcı olan cam kırığı yutmuş hissi yaratan hastalık.
artık eskisi gibi değildir.
en inovatif şirketler sıralamasında 1. idi, şimdi 17. oldu. kaynak

s10plus kullanmaya başladığım 3. gündeyim. kimse bana donanım-işletim sistemi uyumu, kalite, virüs falan demesin artık.

huawei, samsung, xaiomi gibi gerçekler varken, daha bildirim ışığı dahi olmayan şirketin yapıp da diğerlerinin yapamadığı tek şey vardı. o da iyi reklam.

evet reklam dışında bir halt yaptıkları yok. gerçi satışlar, değer kaybı, pil olayı gibi şeylerden sonra apple geleceğin nokia'sı.
dinlenme tesisinde o bayat ve ılık ılık yudumlarken insanın aklına aşağıdaki soruyu getiren içecektir.

"ulan bu dinlenme tesisi dağın başında. burada çalışanlar nereden geliyor, kaçta kalkıyor, nasıl geliyor?"

tanım: gereksiz duygusala bağlatan içecek ve mekanı
kalkmazdım net.

tepkilere karşı da dururdum.
tepki verenler yer versin derdim.
ve ters mantık yapıp "ben zaten yer verecektim ama ağzı böyle laf yapan kişiye yaşından dolayı saygı gösteremem" der kalkmazdım.

sonu mu?
ya kavga eder karakolda bulurduk kendimizi ya destek alırdım ya da kimse bir şey demezdi.

genelde otobüs kavgalarında iş bir raddeye gelene kadar kimse çıt çıkarmaz.

kusura bakmasınlar kendimden ödün vermeye alışık değilim.

edit: (#63743897) ve (#63743926) entry ye cevaben;
üstteki metinde geçtiği gibi "yer verecekti" denmiş ve ben de "yaşlı kartı", "ekmek almaya gitti banane" vb. hiçbir savunmayı yapmadan sürekli olarak yer veren birisiyim. öyle ki en son bir yaşlı teyzeme yer verdiğimde; "yok evladım sen otur ben gezmeden, sen işten geldin. yorgun olduğun belli, o koltuk benim hakkım değil" demişliği vardır ki, burada "yer hakkı" kavramı sorgulanabilir.

""ben zaten kalkacaktım." derken sen zaten hiç oturmamalıydın oraya." bu söze cevap veremiyorum bile. o koltuklarda "gerektiğinde yer verme" mantığını anlatacak değilim.

ankara'da metro kullandığım için kenarlardaki ayrılmış koltuklara başka boş yer olmadıkça oturmam, otursam da 50 yaş üzeri kadın-erkek herkese yer veririm.

bir de "karakolluk olmak" konusunda korkum yok, dayaktan korksaydık zaten otobüse/metroya binmezdik. klavyeden de sallamıyorum geçmişimde uzun tartışmalarım/kavgalarım olmuştur.

bir de gazilerin de hakkı varsa, teyzeye "ben 15 temmuz gazisiyim, sizi ben kurtardım, ben olmasam otobüse bile binemezdin" der geçerim. ortamlarda bunu kullanırım, kim bilecek?

not: ahlak anlayışımızı sorgulayan kişilerin ayrıca küfretmesi de bir salaklık ironisi olsa gerek.
2000 lerin ortasından beri zaten kablosuz kulaklık olduğunu bilmeyenleri, bilseler de apple yapınca "vaoouvv yeni teknoloji" diye bakmaları ve akabinde 779 tl bayılmaya hazır olmalarıdır.

sonra gelip burada kapitalizm şöyle kötü, böyle kötü diye ağlamasınlar.

edit: bir üstteki entry silindiği için edit.

silinen entrydeki userın demek istediği 90 lardan beri kablolu kulaklık kullanıyorsunuz yeni teknoloji bu minvalinde bir şey.
amk yulmuş gibi uyandım.
zaten 2 saat uyudum.

annem ekmek al dedi. çıktım sokağa sessizlik var. sonra ankara belediye otobüsleri kornalar ve bayraklar ile geçti önümden, ekmek almaya yürüdüm ve başladı ağlama.

kontrol edemedim lan ağlamamı.
gece boyunca gördüklerimden sonra ciğerim parçalandı.

markete gittim, gazete istedim. adam güldü, yok dedi.
başka markete gittim orada da yoktu.

sonra ağlayarak eve döndüm.

ben bugün parka gidecektim, elimde pc ile çalışıp, ufaktan kahvaltı yapacaktım.
yarın da arkadaşlar ile piknik yapacaktım.

sahi ne oldu?