Sık geçen başlıklar

felita 16

ekşi profili
öperken koklarsın doya doya ve doymazsın fakat, öyle koklarsın ki içinde fırtınalar kopartır o koku ve bahar açar kalbinin orta yerinde. koku unutulmaz, koklamadan öpersen bir kıymeti olmaz.
öyle bir sarılmaktı ki; şaşkınlıktan, sevinçten kendimi kaybedecek gibi oldum. ve bugün o kadar çok çenem düştü ki aynı cümleyi defalarca söyler oldum. sözlük, o kadar güzeldi ki be her şey, bildiğin 23 nisan çocuğu gibi oldum.

iyi ki var,
hep var olsun.
yüksek lisans tezim için röportaj teklifimi geri çevirmemiş ve beni evinde ağırlamış istanbul beyefendisi, sinema tarihçisi, insan gibi insan. yaklaşık bir saatlik görüşmemizde asistanıyla birlikte o yaşına rağmen beni kapıda karşılamış ve uğurlamıştı. kayıt cihazını açtım ve başladı konuşmaya, o konuşurken ben beyoğlu'ndaki ilk sinema gösterimini onunla birlikte izliyor, büyük yangında yanan ve kopyaları olmayan binlerce türk filmi için onunla birlikte üzülüyordum. cihangir'de bir apartman katında az biraz denizi gören odasında o konuşurken bir yandan da odasını hafızama kazımaya çalıyordum; alelade bir oda değil türk sinema tarihi müzesiydi; afişler, kitaplar, plaketler, film setlerinden fotoğraflar, türkan şoray, fatma girik, tarık akan, ayhan ışık ve daha niceleri odanın her tarafındaydılar. zaman dursun da şurada biraz daha kalayım diye iç geçiriyordum. röportaj bittiğinde teşekkürlerimi sunup müsaade istedim, "müsaade sizin, ben teşekkür ederim" dedi, bunun diyen insan giovanni'ydi, sevdiklerinin demesiyle co. duyduğum saygı ve sevginin sessizliğiyle kapıya doğru yönelirken odanın bir köşesine yığılmış çoğu siyah beyaz binlerce fotoğraf gözüme çarptı; hepsi tarih niteliğinde film setlerinden fotoğraflardı. eğilip bir tanesini aldım elime; türkan şoray'ın bir filminden kamera arkası fotoğrafı, dedim hocam bunlar çok kıymetli fotoğraflar, düzenlenip müzede sergilense keşke, o kapının önünde hayatım boyunca unutmayacağım sözüyle uğurladı beni: hayatta böyle şeylere önem vermedim ben, çünkü hayat dediğin şey o kadar da önemli değil.

uğurlar olsun giovanni.
38 yaşında değil 48 yaşındadır. malum kulakları az işitiyor, bu sebeple ancak transfer ettik, ne yapalım; küçük takımız ya sonuçta. bazıları gibi her dicke derman olamıyoruz.

tanım: şanlı beşiktaş'ımın yeni gol makinesi.
bu fotoğraf var ya bu fotoğraf, ben gibi en ağır darbe karşıtı adamı bile ağlatmıştır. orada yatan er ulan er, 20 yaşında emir kulu, hani senin omzunda taşıdığın, uğruna yolları kestiğin "en büyük asker bizim asker" dediğin genç, asker, delikanlı. o kemerle vuranlar beyni boş, dini imanı para olan ve sadece yaşayan bir canlıya tapan yobazlardır, alçaklardır.

(bkz: ne darbe ne şeriat yaşasın cumhuriyet)
serdar aziz için 10 milyon ayro istendiğini duyan fikret orman bir süre sonra hastaneye kaldırıldı. doktorlar orman'ın karın kaslarındaki ağrı şikayetiyle hastanelerine geldiğini ve yapılan tetkikler neticesinde aşırı bir şekilde gülmekten karın kaslarının zarar gördüğünü ve gülmesini bitirir bitirmez taburcu edeceklerini belirttiler.

(bkz: hunharca gülüyor durduramıyoruz)
bir kız babası olarak bu başlığı açanın da, başlık altına aynı kafada entry döşeyenlerin de gelmişini geçmişini eşekler siksin. hepiniz tecavüzcü adayısınız. ben kızımı dışarıda yalnız başına nasıl bırakacağım ulan yavşaklar. bütün derdiniz meme, göt. annenizin götünü düşünün bu başlıklara yazarken, belki insan olursunuz.