Sık geçen başlıklar

joujou 13

ekşi profili
insanlığın, bu dünyanın kanseri olduğuna inanan biriyim. "basardım" diyen arkadaşları cesaretlerinden ötürü kutlarım. ancak ben bu inancıma rağmen bunu yapabileceğimi sanmıyorum. yaşamaktan mutluluk duyan günahsızları öldürme fikri benim için çok ağır. ıssız adaya düşse hiçbir hayvanı öldüremeyeceği için mecburiyetten vegan olacak biriyim ben. böyle kritik kararları almakla ilgili kesin konuşamıyorum. çünkü "basarım" demek başkadır ama sıra gerçekten basmaya geldiğinde herkes bu kadar soğukkanlı olabilir mi emin değilim.

ama bir şeyden eminim. hani "hâlâ ölmemesi" başlığında hepimizin ortak noktası olan bir kişi var ya? işte o, gözümün önünde debelene debelene kalp krizi geçirse, çekirdeğimi alır, seyrederim. asla kurtarmaya falan çalışmam.
doymuyorduuuu... bir türlü doyuramıyoruz efendim. elimizde, avucumuzda ne varsa aldılar. kazancımız kuş kadar kaldı. ülkenin %99'luk kesimi sefil durumda. satılmadık kamu malı bırakmadılar. ödenekler mödenekler dibine kadar sıyırıldı. borçlanmadık fon kalmadı. ama yine de doymuyor. "bu ülke bitti. sıradakine geç" mi desek, ne yapsak? ne doyurur gözünü? atalarımızın konuyla ilgili bir sözü vardı sanki?
yaşanan skandalın ardından, "marka değerini daha ne kadar düşürebiliriz?" diye kendilerini sorgulayan patiswiss yönetim kurulu, en etkili çözümü bulmuş: elif aslı yıldız tunaoğlu'nun eşi ali sinan tunaoğlu yeni ceo olarak belirlenmiş. bu radikal değişimden dolayı kendilerini kutluyorum. keşke alıştıra alıştıra söyleselerdi. bunun hastası var, yaşlısı var. böyle büyük bir şoku herkes kaldıramaz sonuçta.

aklımızla dalga geçenlerde bugün
abes bir soru. 1992-2021 yılları arasında aynı yardımcı ile çalıştım. evimin anahtarını verecek kadar güvendiğim biridir. 1 kere bile ayrı yemek yemedik. öğle olduğunda evdeysem, beraber dolapta ne varsa yerdik. evde olmadığım zamanlarda ise börek sevdiği için dolapta börek bulundururdum.

diğer yandan kendisini bir iş arkadaşıma önerdim. öğle olduğunda iş arkadaşım çekmiş, annesine gitmiş yemek yemeye. bizim kızı da aç bir şekilde evde öylece bırakmış. haklı olarak bir daha o eve temizliğe gitmek istemedi bu insanlık dışı tavır karşısında. ben de bir daha o kişi ile selam-sabahtan öteye gitmedim.

birlikte çalıştığınız insanlara davranışınız, karakterinizi simgeler.
çünkü en tepede oturan kendilerinden. onlardan biri. onlar gibi biri. bu sebeple oy veriyorlar. bu "onlar gibi"nin altını din, siyaset, ahlak, eğitim, görgü, kültür, vs. neyle isterseniz doldurun. isterse günlerce aç kalsın. yine döner, akp'ye oy verir. isterse ülke işgal edilsin, oyu akp'yedir. bu ülke rte'nin götünün kılı olmak isteyen, karısını-kızını ona feda etmek isteyen, en son olarak da ayakkabısını yalayarak temizlemek isteyenleri gördü. şaşırmayın yani. ama bir gün fakir bir akp fanatiği "aaa yetti ama! borç gırtlakta. yiyecek ekmeğim yok. size de oy falan yok. yaşasın emekçilerin kardeşliği!" diye bağırıp işçi partisi'ne oy verirse, şaşırma hakkınızı o gün kullanın.
vizyonsuzluk örneğidir. hayvanat bahçesi isteyenleri 1 gün boyunca bir kafeste ağırlamak isterim. arada fıstık atıp, kuru bir dalla dürtmeyi falan düşünüyorum.

biraz vicdanı olan herkes "hayvanat bahçeleri kapatılsın" diye düşünüp, konuşurken, bu fikrin kimlerden çıktığını çok merak ediyorum. pes arkadaş! umarım bu abb tarafından bir seçenek olarak görülmez.
maaşını aldığın işi yapmayı unutmak. şaşırdım mı? hayır. akepeli ya da mehepeli bir vekilden iş ahlakı sahibi olmasını beklemiyorum. aslında meclisteki vekillerin önemli bir çoğunluğundan bunu beklemiyorum. ekinlere dadanan süne zararlıları gibisiniz. zerrece hayrınız yok şu ülkeye. oturduğunuz yerden kanımızı sömürüp cebinizi dolduruyorsunuz. maaşlarınıza zam gelmesi içim kanun çıkarmaya sıra geldiğinde gecenin 3'ünde bile koşa koşa gidiyorsunuz ama meclise, değil mi? yatacak yeriniz yok!
garson da insan olduğu ve işini yaptığı için, normal davranmış olan kadındır. ne demek garsonla muhatap olmamak? şu kullandığınız kelimelere bir dikkat edin. bu platformda her meslekten insan var. kimse birbirinden üstün değil. bunu anlayın, öyle konuşun. tek başına yemek yerken garsonla iletişim kuran kadın, masada erkek varken neden kurmasın? sizin sapık ortadoğulu zihniyetinizi seveyim.
susam sokağı.

susam sokağı aslında harika bir eğitim projesiydi. yıllar önce konuyla ilgili bir makale okumuştum. hangi hedeflerle üretildiği, nasıl tepkiler alındığı üzerine. az önce taradım, makaleyi bulamadım ama kısmen de olsa o konuyu anlatan bir kaynak buldum.

ayrıca gülümsemek isteyenler için de şu videoyu buraya bırakıyorum :)
şu videodaki 4.44'te görüleceği üzere, saatte 96.4 km hızla servis atıp ace yapabilen genç oyuncumuzdur. bu akşamki türkiye - polonya maçında da motivasyonu düşen takımını enerjisiyle tekrar ateşlemeyi başarmıştır. sabırla işlenmesi gereken genç bir yetenek kendisi. dilerim ki çok başarılı olur.