buradan trt'ye teşekkür ederim
en iyi özgün senaryo ödülünü belfast'e vermek için sahnede olan trans elliot page'i iyi ki bir anda kestiler
çünkü elimde makasla duruyordum
kendisini görseydim kesecektim direkt
o sahneyi kestikleri için hala erkeğim
erkekliğimi koruyan trt'ye vergilerim helal olsun(!)
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
(bkz: bok düşer)
ısparta terörle mücadele eğitiminde yedek subay olarak ben 55 bin adım sabah 4 çıkış davraz dağının eteklerine intikal gece 12 dönüş
ayaklarımı 20 bin adımdan sonra hissetmeyi bırakmıştım kendileri gidiyorlardı
bu arada kıştı yerler karlıydı
ayaklarımı 20 bin adımdan sonra hissetmeyi bırakmıştım kendileri gidiyorlardı
bu arada kıştı yerler karlıydı
bahse konu açıklamanın alt metni; işsiz kaldım, bana yandaş kanallarda iş verin.
kadınlar prime alain delon'u metrobüste görse yüzüne bakmazmış. bir de bu girdi, bugün bu başlığa yazılan entryler arasında en beğenilenler arasına girmiş.
bak bak bak adamın "kadınlar metrobüste yüzüne bakmaz" dediği erkek bu görsel amk!
ulan ne kadını? bir erkek olarak metrobüste şu adamı görsem kıskançlıktan kudurur, gözümü üzerinden alamam. kalkmış kadınlar böyle bir erkeğe bakmaz diyorsun utanmadan. şöyle bir erkeğe dönüp dönüp tekrar bakmayacak tek bir tane kadın yoktur dünyada. kıskançlıktan kafayı mı yediniz yoksa dalga mı geçiyorsunuz anlamadım. bu adam yakışıklı değilse hiçbir erkek yakışıklı değildir.
bak bak bak adamın "kadınlar metrobüste yüzüne bakmaz" dediği erkek bu görsel amk!
ulan ne kadını? bir erkek olarak metrobüste şu adamı görsem kıskançlıktan kudurur, gözümü üzerinden alamam. kalkmış kadınlar böyle bir erkeğe bakmaz diyorsun utanmadan. şöyle bir erkeğe dönüp dönüp tekrar bakmayacak tek bir tane kadın yoktur dünyada. kıskançlıktan kafayı mı yediniz yoksa dalga mı geçiyorsunuz anlamadım. bu adam yakışıklı değilse hiçbir erkek yakışıklı değildir.
karısının rapcilerin altında gezmesinden rahatsız olmayan ama gi jane benzetmesine sinirlenip 7 milyar insanın izleyebileceği bir kanalda ünlü bir komedyeni elleri arkasında bağlıyken yumruklayan keko. tam bir barzo.
çok erkeksen git bu yumruğu august alsina'ya at ama götün yemez.
bu arada g.i. jane filminde demi moore mükemmel güzelliktedir. bir çeşit iltifat etmiş lan adam.
çok erkeksen git bu yumruğu august alsina'ya at ama götün yemez.
bu arada g.i. jane filminde demi moore mükemmel güzelliktedir. bir çeşit iltifat etmiş lan adam.
tamamen suni, kendi yarattığımız aptalca bir sorun yüzünden bu diyardan yitip gitmiş küçücük bir kız. 1 aydır o yerdeki fotoğrafını görünce gözümü kapatıyorum veya kafamı çeviriyorum. güzel olan hiç bir şeyi haketmiyoruz.
neredeyse kimse gülümsemiyor ki. ülke gündemi ve şartları mutlu olmaya elverişli değil
oturduğum evde 3. senem kiramı 1 gün bile geciktirmedim güncel fiyatlara göre çok uygun oturuyorum. oturduğum ev satıldı yeni ev sahibi evi görmeden aldı, sırtlan emlakçı her ay sonu arıyor ne zaman çıkacaksın ev sahibi kendisi taşınacak diyor ama hala yeni ev sahibinin bırak yüzünü görmeyi beni arayan bile olmadı. büyük ihtimal yatırımlık aldılar bizim sırtlan da beni çıkartıp yeni kiracı bulacak anında komisyona çökecek. bu günde aradı açmıyorum artık telefonunu bu piyasanın yükselmesinde bu tarz sırtlan emlakçıların da payı büyük.
olası savaş durumunda çeçenlerin türkiyeye saldırmayacağını düşünen cihat31 tayfanın varlığını bize gösteren başlıktır. günlüğü 1000usd ye ortadoğuda insanlar babasını kesiyor yıllardır. pembe götlülüğü de islam masturbasyonunuzu da terk edin artık. el babda akil tepesinde 16 şehit verilirken kaç çeçen türk askerinin karşı mevzisindeydi onu araştırın. son olarak güzel kardeşim sen evinde kahveni yudumlayıp sünni, şii takılırken bir yavşağın tek bir fetvasına bakar. katlin vacip olur.
maalesef hayatını kaybetmiş yavrum, bu siktiğimin kopektaparlari yüzünden öldü bu çocuk. bi itin sevgisine muhtaç şımarık tipler yüzünden sokaklar köpek doldu. eskiden bu kadar beslenme yoktu bakım yoktu sayıları kontrol altındaydı ama bu iş çığırından çıktı. sokakta köpek olmaz, cok isteyen sahiplensin.
bizde olsaydı "işte eril türk kültürü, kadın kendi kendini savunabilirdi." diyeceğine yemin edebilirim ama ispatlayamam.
korunma yöntemleri ile yeterince ilgilenselerdi doğmamış olabilirdim diyeceğim ama gayet planlı yapılmış bir çocuğum.
tek aklıma gelen ilkokuldan sonra kuaföre verselerdi zengin olabilirdim. eğitim de eğitim. bi halt var sanki.
tek aklıma gelen ilkokuldan sonra kuaföre verselerdi zengin olabilirdim. eğitim de eğitim. bi halt var sanki.
annem ve babam hala yaşıyor.
sağlam bir ateist ile tartışmayınız. yoksa; dininize veda edersiniz.
yok+yok+yok+yok+nikâh+yok+yok
temel ihtiyaçlar ve yeterli tatile yetecek kadar pasif gelire sahipseniz zenginsinizdir. maaşlı çalışanlar asla zengin olamazlar.
edit: varlıklı ile zengin farklı şeylerdir dostlar. bir insan maaş ile çalışıyorsa ona göre yaşar. standartları yüksektir. maaşlı başlayıp para biriktirip yatırım yaparak pasif gelir elde edip zengin olabilirsiniz. ama düzenli maaşınızı bir ömür biriktirseniz de zengin sayılmıyorsunuz.
(bkz: ekonomi 101)
edit: varlıklı ile zengin farklı şeylerdir dostlar. bir insan maaş ile çalışıyorsa ona göre yaşar. standartları yüksektir. maaşlı başlayıp para biriktirip yatırım yaparak pasif gelir elde edip zengin olabilirsiniz. ama düzenli maaşınızı bir ömür biriktirseniz de zengin sayılmıyorsunuz.
(bkz: ekonomi 101)
yatağıdır..
inanılmaz kalbim kırık, 48 saattir yataktan çıkmadım. kimseyle konuşmak bile istemiyorum. sadece internete baktım ama niye baktığımı bile bilmiyorum.
hakettim sanırım dibine kadar ve ders aldım..
teşekkür ediyorum yatağım, yorganım ve yastığım..
edit : teşekkür ediyorum ya. kaç mesaj olduğunu sayamadım. "neyin var, yardımcı olalım" diye.. iyiyim çok sağolun.
inanılmaz kalbim kırık, 48 saattir yataktan çıkmadım. kimseyle konuşmak bile istemiyorum. sadece internete baktım ama niye baktığımı bile bilmiyorum.
hakettim sanırım dibine kadar ve ders aldım..
teşekkür ediyorum yatağım, yorganım ve yastığım..
edit : teşekkür ediyorum ya. kaç mesaj olduğunu sayamadım. "neyin var, yardımcı olalım" diye.. iyiyim çok sağolun.
polislik yapacaklar, belediye başkanı olacaklar, zamanı gelecek milletvekili ve hatta bakan bile olacaklar. bunlar ülkenin iyi günleri.
edit: imla.
edit: imla.
30 yaş altı da ergen diye nitelendiriliyor. o halde ülkede erkek yok. haklısınız.
ama bi sor neden yaptım ?
show must go on ilkesini düstur edinmiş profesyonel komedyen. oysa will smith'in yumruğundan sonra felakete neden olabilecek üç ayrı tepki verebilirdi:
will smith'e yumruk atmak
will smith küfrederken karşılık vermek
veya ağlamak
üçünü de yapmadı. tebrik ediyorum kendisini, soğukkanlı adammış.
will smith'e yumruk atmak
will smith küfrederken karşılık vermek
veya ağlamak
üçünü de yapmadı. tebrik ediyorum kendisini, soğukkanlı adammış.
benim ilkokul ogretmenim benden daha aptaldi.
ben 8 yasindaydim aptal olmam normaldi, ama kadin iyi bir istanbul semtinde parasal durumu iyi olan 40 yasinda ogretmen.
ilkokul matematik sorularini bile yapamiyordu.
derse elinde cayla 20dk gec girerdi.
cocuklar, bundan hayir yok diye birbirine ders ogreterek derece yapiyordu.
geri kalan hayatimda da hep iyi okullarda okudum, hocalarin %3'unde belki kafasi calisan vardi gerisi bombostu.
ozel okul da farkli degildi.
sistem zaten bunu istiyor.
ogretmenden tek beklenen ana baba isteyken cocuklara dadilik yapmasi.
lise ogretmeninden tek beklenen de bu, 20 yasina kadar sokakta itlik yapmasinlar bunlari okulda tut yeter.
20'den sonra zaten serseri olamaz, ac kalacagi icin calismak zorunda.
gordugunuz gibi sistemde sorun yok tikir tikir calisiyor.
ben 8 yasindaydim aptal olmam normaldi, ama kadin iyi bir istanbul semtinde parasal durumu iyi olan 40 yasinda ogretmen.
ilkokul matematik sorularini bile yapamiyordu.
derse elinde cayla 20dk gec girerdi.
cocuklar, bundan hayir yok diye birbirine ders ogreterek derece yapiyordu.
geri kalan hayatimda da hep iyi okullarda okudum, hocalarin %3'unde belki kafasi calisan vardi gerisi bombostu.
ozel okul da farkli degildi.
sistem zaten bunu istiyor.
ogretmenden tek beklenen ana baba isteyken cocuklara dadilik yapmasi.
lise ogretmeninden tek beklenen de bu, 20 yasina kadar sokakta itlik yapmasinlar bunlari okulda tut yeter.
20'den sonra zaten serseri olamaz, ac kalacagi icin calismak zorunda.
gordugunuz gibi sistemde sorun yok tikir tikir calisiyor.
termodinamik kanunları.
sıfırıncı kanun: ısı teması kanunu. temasta bulunan farklı sıcaklıklara sahip şeylerin sıcaklıkları er ya da geç eşitlenir.
edit2: @godgear; "eğer iki farklı sistem, bir üçüncü sistem ile ayrı ayrı ısıl dengede ise, bu iki sistem birbirleri ile de ısıl dengededir." sizin dediğinizden farkı, birbirleriyle temas halinde olmalarına da gerek olmamasıdır. temas sözcüğü de biraz aldatıcı bir terim çünkü ısı transferi convection yayınım/taşınım ve radiation ışıma denilen şekillerde de, gözle görülen bir temas bulunmadan gerçekleşebilir."
birinci kanun: enerjinin korunumu kanunu. enerji yoktan var edilemez, vardan yok edilemez.
ikinci kanun: entropi. yani her şey bozulmaya meyillidir. düzensizlik değişmez ya da artar.
üçüncü kanun: sıcaklık. sıcaklık mutlak sıfıra yaklaştıkça, bütün hareketler sıfıra yaklaşır.
@valentin kozharsky'nin eklemesi üzerine; "0 kelvinde sistemde kristallenme görülür."
yasaya “sıfırıncı” denmesinin nedeni, birinci ve ikinci yasalardan yarım yüz yıl sonra kabul edilmesidir.
(bkz: ralph howard fowler)
edit: ekleme ve kavramsal düzeltmeler.
(bkz: ısı ve sıcaklık arasındaki fark)
sıfırıncı kanun: ısı teması kanunu. temasta bulunan farklı sıcaklıklara sahip şeylerin sıcaklıkları er ya da geç eşitlenir.
edit2: @godgear; "eğer iki farklı sistem, bir üçüncü sistem ile ayrı ayrı ısıl dengede ise, bu iki sistem birbirleri ile de ısıl dengededir." sizin dediğinizden farkı, birbirleriyle temas halinde olmalarına da gerek olmamasıdır. temas sözcüğü de biraz aldatıcı bir terim çünkü ısı transferi convection yayınım/taşınım ve radiation ışıma denilen şekillerde de, gözle görülen bir temas bulunmadan gerçekleşebilir."
birinci kanun: enerjinin korunumu kanunu. enerji yoktan var edilemez, vardan yok edilemez.
ikinci kanun: entropi. yani her şey bozulmaya meyillidir. düzensizlik değişmez ya da artar.
üçüncü kanun: sıcaklık. sıcaklık mutlak sıfıra yaklaştıkça, bütün hareketler sıfıra yaklaşır.
@valentin kozharsky'nin eklemesi üzerine; "0 kelvinde sistemde kristallenme görülür."
yasaya “sıfırıncı” denmesinin nedeni, birinci ve ikinci yasalardan yarım yüz yıl sonra kabul edilmesidir.
(bkz: ralph howard fowler)
edit: ekleme ve kavramsal düzeltmeler.
(bkz: ısı ve sıcaklık arasındaki fark)
bir yere yetişme telaşı yoksa veya tatile gidiliyorsa en sevdiğim aktivitelerden biridir araba sürmek. güzel bir playlist, yanımda yakın arkadaşlarım veya ailem varsa tadından yenmez
bu tam olarak benim. 6 yıldır sigara içiyorum. dışarıdaysam yarım paket sigara içerim. evdeysem günde 1-2 adet. 1 hafta hiç içmediğim de oluyor. aklıma gelmiyor çünkü. kokusundan da tiksiniyorum ayrıca. yemekten sonra çoğu zaman 1 tane yakarım. kahve yaparsam 1 tane yakarım. asla odada içmem. 6 yıl boyunca asla günde 1 paket sigara içmedim. bu arada içtiklerimin de %20'sini yarısına gelmeden söndürmüşümdür. benimkisi tamamen keyif pezevenkliği. bırakmayı da düşünmüyorum.
kendi işini yapan birisinin işi gereği kullandığı arabası aylık yakıtıyla beraber 3000 liraya patlıyor ve bağkur ile vergileri de 5000+ lira tutuyor ise aslında o kişi aylık ortalama 25.000 lira kazanmıyor demektir
25 bin lira - (araç & bağkur & vergiler) kadar kazanıyor demektir. yani bu hesaba göre 25.000 - (3.000 + 5.000) = 17.000 lira kadar kazanıyordur. dolayısıyla tabii bu zamanda çocuk vs derken hele de kiradaysak bu rakamla geçinmek çooook da çocuk oyuncağı değil.
25 bin lira - (araç & bağkur & vergiler) kadar kazanıyor demektir. yani bu hesaba göre 25.000 - (3.000 + 5.000) = 17.000 lira kadar kazanıyordur. dolayısıyla tabii bu zamanda çocuk vs derken hele de kiradaysak bu rakamla geçinmek çooook da çocuk oyuncağı değil.
yakında gaza basmadan araba sürmeyi çözeceğiz
haftalar sonra sağlam pump olunca, yine kolpa ve kaypak kripto uzmanlarını göreceğimiz başlık.
aklınız varsa bunların vereceği sikko "ipuçlarının" hiçbirine güvenmeyin. bu piyasada ipucu diye bi şey yok. hiçbir grafik analizi hiçbir grafik okuma tekniği falan bi boka yaramaz. alayı boş beleş şeyler.
içinizden ne yapmak geçiyosa onu yapın. dikkatli olmak kaydı ile.
sevgiler.
aklınız varsa bunların vereceği sikko "ipuçlarının" hiçbirine güvenmeyin. bu piyasada ipucu diye bi şey yok. hiçbir grafik analizi hiçbir grafik okuma tekniği falan bi boka yaramaz. alayı boş beleş şeyler.
içinizden ne yapmak geçiyosa onu yapın. dikkatli olmak kaydı ile.
sevgiler.
az kaşardan tost, çok kaşardan dost olmaz yeğen.
imza: tostçu dayı
imza: tostçu dayı
akit satışlarını düşürecek uygulama.
yemin ediyorum şu olanlar, şu gündem başka ülkede olsa yer yerinden oynar. sanırsın ülkenin şebeke suyuna bir şey katmışlar herkes moronlaşmış. her şeyi geçtim hala %30 kemik oyu var bizi bu hale getirenlerin.
tanım: hak ettiği gibi yönetilen bir ülkede sıradan zam olayıdır.
tanım: hak ettiği gibi yönetilen bir ülkede sıradan zam olayıdır.
çoğunluğun yazdığı parfümün kokusunu dahi bilmediğini düşündüğüm başlık...
siz onu bunu bırakın da akp ve mhp fetö'nün ve 15 temmuz'un araştırılmasını neden engelliyor ve fetö'nün siyasi ayağı kim ondan söz edin biraz.
halkın vergisiyle yapılanı çalınanları örtbas etmek için kullanmaya çalışan trol başlığı.
halkın vergisiyle yapılanı çalınanları örtbas etmek için kullanmaya çalışan trol başlığı.
(bkz: camdaki şeyh)
bireye yer olmamasıdır.
görgüyü kaybettik...
en basit en yalın haliyle görgüyü
şimdi anlamını bilmeyenler için görgü nedir?
görgü bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kurallarının genel adıdır. toplumda bireyler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinden doğan töre, adet, gelenek ve görenekler, din kuralları gibi görgü kuralları da yazılı olmayan normlardandır.
kural olarak görmeden, herkesin bildiği, kimseye dayatılmayan ama herkesin uyduğu görgü kayboldu.
en basit en yalın haliyle görgüyü
şimdi anlamını bilmeyenler için görgü nedir?
görgü bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kurallarının genel adıdır. toplumda bireyler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinden doğan töre, adet, gelenek ve görenekler, din kuralları gibi görgü kuralları da yazılı olmayan normlardandır.
kural olarak görmeden, herkesin bildiği, kimseye dayatılmayan ama herkesin uyduğu görgü kayboldu.
5. saniyede, o kirmizi sandalyeyi kim attiysa aim hack kullaniyordur, bu kadar yuksek oranda isabet olmaz*
21. saniyede, birisi sandalyesini kurtarmayi deniyor ama yok arkadas bu bize lazim diye alip atiyorlar. *
ek: bisiklet nedir arkadasim ya, kar topu savasinda kar topunun icine tas koymak gibi bir sey senin yaptigin.
ek2: 5.saniyede, kafasina sandalye yiyen arkadas, 9. saniyede kafasina bira sisesi yiyor. uyaran arkadasa tesekkurler.
21. saniyede, birisi sandalyesini kurtarmayi deniyor ama yok arkadas bu bize lazim diye alip atiyorlar. *
ek: bisiklet nedir arkadasim ya, kar topu savasinda kar topunun icine tas koymak gibi bir sey senin yaptigin.
ek2: 5.saniyede, kafasina sandalye yiyen arkadas, 9. saniyede kafasina bira sisesi yiyor. uyaran arkadasa tesekkurler.
ev sahibine kizacaginiza ev sahibine o zammi yaptirmak zorunda birakan "ekonomiste" kizin.
yap-işlet-devret modeli sayesinde köprüye kadar gitmeden ödememi rahatlıkla yapabiliyorum vatandaş olarak. mesela merhum demirel ve özal tarafından yaptırılan boğaziçi ve fsm köprülerine ödeme yapabilmem için illa geçmem lazım.
neyse ki yap-işlet-devret modeli var. böyle mükemmel bir modeli ülkemize kazandıranlara ne kadar teşekkür etsek az. *
neyse ki yap-işlet-devret modeli var. böyle mükemmel bir modeli ülkemize kazandıranlara ne kadar teşekkür etsek az. *
platoniğinin sürekli last seenini görmeye tahammül edemiyordur ya da aynı anda birkaç kişiyle flört ediyodur.
sigara fısmış ya dedikten 5dakika sonra ben
geçenlerde alışveriş için evden çıkmıştım. cebimde tam 60tl var.
dedim, önce şu evin dibindeki üç isimli marketten un, şeker ve kabartma tozunu alayım. onları önce bi atayım arabaya. sonra gider bankadan para çeker, diğer şeyleri alırım.
hesapladım, 37,5tl un. 2kg şeker yanılmıyorsam 16tl idi. e 5 de kabartma tozu desen, alırım. fiyatlara bakmadan aldım unu, şekeri, kabartma tozunu. kasaya geldim, 65tl tuttu. abovv! dedim. un 42,5tl olmuş. şeker 17,5tl. bir kabartma tozunu tutturmuşum, 5tl idi hala. yazık.
dedim, kabartma tozu kalsın, dönüşte alırım, şimdilik bunları alayım.
tamam dedi kasiyer arkadaş, iptal etti tozu.
işim bitti ve ben aldıklarımı poşete yerleştirirken bir ses işittim;
dedi ses, şunu da evladıma verirver.
kasa kuyruğunda arkamda bekleyen teyze idi.
teyzecim kurban olurum sana, dedim. şimdi bankaya gideceğim, para çekip alışveriş yapacağım. bunu da dönüşte alırım, şimdilik bunları alayım demiştim falan hikayeyi teyzeye anlatmaya çalışırken ben;
gönlümden geçti oğlum, dedi teyze, sözümü keserek.
dedim, dünya senin hatrına dönüyor teyze.
iyi günler evladım, diyerek gitti..
zaten yamulmuş yüreğimde bir çıtırdama yaratmıştı teyze..
bilemiyorum, belki çiçek bile açtırmıştır.
nitekim bu olaydan üç beş gün kadar önce, bir başka alışveriş ardından eve geldiğimde, öyle uyduruk bir nedenden dolayı pek yapmadığım bir şeyi yaparak alışveriş fişine bakmıştım. yaptığım 50tl'lik bir alışverişin fişte olmadığını ve kasa tarafından ısklanadığını fark etmiştim. sahiden tesadüf! epey de yorgundum. dedim, gideyim ödeyeyim parayı. yazıktır. o kasiyerin ya da reyon çalışanının ya da ikisinin maaşından keser insafsızlar! aldım fişi gittim. dedim kasiyere, böyle böyle 50tl falan.
dedi kasiyer, dünya senin gibilerin hatrına dönüyor abi! saolasın!
teyze olayı ile pişti oldu yani bunlar bende.
hani çiçek işi zor da şu aralar.. bu gibi, hiç tanımadığınız etmediğiniz insanlarla yaşanan hadiseler ısıtıyor biraz insanın içini. bu asık suratlı, betona dönmüş insanlar arasında siz gibi hayatı imleyen insanların canlıların varlığını hissetmek, keyif veriyor insana..
bir de geçenlerde evimin önünde araba yıkarken, mauvvv mauvvv, diye yanıma gelen, yarım saat boyunca bana mauvv mauvvv diye dert anlatan ve ben arabayı temizlerken yanımda duran mauvlu muuvlu konutuğumuz kedi arkadaş var. unutmadım onu da..
dedim, önce şu evin dibindeki üç isimli marketten un, şeker ve kabartma tozunu alayım. onları önce bi atayım arabaya. sonra gider bankadan para çeker, diğer şeyleri alırım.
hesapladım, 37,5tl un. 2kg şeker yanılmıyorsam 16tl idi. e 5 de kabartma tozu desen, alırım. fiyatlara bakmadan aldım unu, şekeri, kabartma tozunu. kasaya geldim, 65tl tuttu. abovv! dedim. un 42,5tl olmuş. şeker 17,5tl. bir kabartma tozunu tutturmuşum, 5tl idi hala. yazık.
dedim, kabartma tozu kalsın, dönüşte alırım, şimdilik bunları alayım.
tamam dedi kasiyer arkadaş, iptal etti tozu.
işim bitti ve ben aldıklarımı poşete yerleştirirken bir ses işittim;
dedi ses, şunu da evladıma verirver.
kasa kuyruğunda arkamda bekleyen teyze idi.
teyzecim kurban olurum sana, dedim. şimdi bankaya gideceğim, para çekip alışveriş yapacağım. bunu da dönüşte alırım, şimdilik bunları alayım demiştim falan hikayeyi teyzeye anlatmaya çalışırken ben;
gönlümden geçti oğlum, dedi teyze, sözümü keserek.
dedim, dünya senin hatrına dönüyor teyze.
iyi günler evladım, diyerek gitti..
zaten yamulmuş yüreğimde bir çıtırdama yaratmıştı teyze..
bilemiyorum, belki çiçek bile açtırmıştır.
nitekim bu olaydan üç beş gün kadar önce, bir başka alışveriş ardından eve geldiğimde, öyle uyduruk bir nedenden dolayı pek yapmadığım bir şeyi yaparak alışveriş fişine bakmıştım. yaptığım 50tl'lik bir alışverişin fişte olmadığını ve kasa tarafından ısklanadığını fark etmiştim. sahiden tesadüf! epey de yorgundum. dedim, gideyim ödeyeyim parayı. yazıktır. o kasiyerin ya da reyon çalışanının ya da ikisinin maaşından keser insafsızlar! aldım fişi gittim. dedim kasiyere, böyle böyle 50tl falan.
dedi kasiyer, dünya senin gibilerin hatrına dönüyor abi! saolasın!
teyze olayı ile pişti oldu yani bunlar bende.
hani çiçek işi zor da şu aralar.. bu gibi, hiç tanımadığınız etmediğiniz insanlarla yaşanan hadiseler ısıtıyor biraz insanın içini. bu asık suratlı, betona dönmüş insanlar arasında siz gibi hayatı imleyen insanların canlıların varlığını hissetmek, keyif veriyor insana..
bir de geçenlerde evimin önünde araba yıkarken, mauvvv mauvvv, diye yanıma gelen, yarım saat boyunca bana mauvv mauvvv diye dert anlatan ve ben arabayı temizlerken yanımda duran mauvlu muuvlu konutuğumuz kedi arkadaş var. unutmadım onu da..
görsel
her manzara bir şiiri hak eder.
bu fotoğrafın konusu "gemi personelinin unuttuğu silme bezi" bile olsa..
tatlı bir mesaj editi : @komik ama sevilmeyen adam mahlaslı tatlı bir yazardan gelen "silgi bezi" şiiri izniyle paylaşıyorum ..
tatlı bir telaş içindeyken gördüm seni
işe yetişme telaşıyla koşarken vapura,
kuruldum koltuğa seyreylerken denizi
göz göze geldik. . . yılların ağırlığı olsa da
günaydın sana silgi bezi
her manzara bir şiiri hak eder.
bu fotoğrafın konusu "gemi personelinin unuttuğu silme bezi" bile olsa..
tatlı bir mesaj editi : @komik ama sevilmeyen adam mahlaslı tatlı bir yazardan gelen "silgi bezi" şiiri izniyle paylaşıyorum ..
tatlı bir telaş içindeyken gördüm seni
işe yetişme telaşıyla koşarken vapura,
kuruldum koltuğa seyreylerken denizi
göz göze geldik. . . yılların ağırlığı olsa da
günaydın sana silgi bezi
çok güzel bir aliskanlik ama sakın bunu migren hastasi olan birine söylemeyin küfür etkisi yaratır.
eğer bir akepe li , akepe ye sövüyorsa bilinki avanta dan artık pay alamiyordur ... çünkü avanta cemberi daralıyor dışarda kalanlar dökülürler böyle...
baştan belirteyim togg veya ismi her ne olursa olsun yerli bir arabamız olmasını çok isterim. mantığı yerinde olan herkes de bunu ister.
eskiden sinan çetin'in yapımcısı olduğu bir program vardı liseliler bilmez. ismi "film gibi'ydi. aile üyelerinden birisi kayıp veya küs vs. olanlar onların gelmesini histerik müzikler eşliğinde ve cafcaflı bir kapının açılmasıyla beklerdi. kayıp kişi gelecek olsa da gelmeyecek olsa da bir dakika boyunca o kapı öyle açık dururdu. herkes "geleceksen gel ulan artık" diye içinden dışından söylenirdi. o kişi bazen gelir bazen gelmezdi.
edit: aha o program
togg meselesi veya daha genel konuşursak akp döneminin yerli arabası da 20 yıllık sinan çetin programına döndü. hepimiz açık kapıya bakıyoruz. fon müziği eşliğinde içeriye yerli araba gelecek mi gelmeyecek mi diye yıllardır bekleyip duruyoruz. bir aynasını gösteriyorlar, bir jantını gösteriyorlar, amerika'ya götürüp sunum yapıyorlar, şurasını göster, burasını göster hız testi yapıldı, bakın içi ne güzel vs. vs.
o programda bazı insanlar sevinir bazı insanlar eli boş döner fakat sinan çetin hep bu bekleyişten karlı çıkardı. akrabanın gelip gelmemesi değil milleti ekrana kitleyip bekletmek ona para kazandırıyordu.
uzun lafın kısası eskileri hatırladım.
edit: bazı insanlar en küçük yerli araba eleştirisine dahi tahammül edemiyor. öncelikle daha ilk cümlede dedim ki mantıklı olan her insan bu girişimin başarılı olmasını zaten ister. çünkü başarılı olursa hem ithalatta önemli bir kalem azalır hem ihracat artmış olur hem yan sektörleri besler, yani bu ülkenin insanının refahı için sayısız artısı vardır yerli arabanın. dolayısıyla "ben bu girişimin başarılı olmasını istemiyorum" diyen insanın mantıklı bir açıklaması olduğunu sanmam
"fakat" (çok güzel bir söz vardı "fakat, ama vs. sözcüklerinden önceki cümlelerin bir önemi yoktur diye. ) bu ülkenin çözmesi gereken acil problemler vardır. onları çözmediğiniz sürece togg vs. başarılı olsa dahi pansuman olmaktan öteye gitmez. nitelikli insanlarının tamamı dışarıya kaçmak isteyen ülke ister araba üretsin isterse marsa çıksın bu sürdürülebilir değil. ekmek için, ayçiçek yağı için kuyruklar oluşan ülkenin arabasızlıktan daha büyük problemleri vardır. adalet konusunda sağlık, eğitim, tarım vs. aklınıza gelebilecek hemen her konuda ciddi sıkıntılar yaşanan bir dönemde yerli araba dediğiniz şeyin gündemde kaplayacağı alan yüzde 3-5 lik bir şey olmalı. yok jantı belli oldu, yok direksiyonu sarı renkmiş, yok aynaları da şöyleymiş diye durmadan gündemde yer kaplamasındansa daha önemli hem de çok önemli ve acil problemlerimiz var. o problemleri çözmediğimiz sürece yerli arabanın bir önemi yoktur. çıksa da önemi yoktur. başarılı olsa da bir önemi yoktur. yani bu şuna benziyor: kişi kanser olmuş acilen ağır bir tedavi sürecine girmesi lazım fakat bu tedaviye girmek yerine bundan sonra günde 3 litre su içeceğim. daha sağlıklı besleneceğim o zaman bak kanser nasıl geçer diyor. tamam sen yine sağlıklı beslen yine bol bol su iç fakat senin asıl problemin şu anda daha büyük ve çözüm olarak gördüğün şeylerin bir önemi yok. git önce adaleti onar, git önce mülteci konusunda artık bir şeyler yap, git önce eğitim konusunda radikal değişiklikler yap vs. vs. umarım anlatabilmişimdir.
eskiden sinan çetin'in yapımcısı olduğu bir program vardı liseliler bilmez. ismi "film gibi'ydi. aile üyelerinden birisi kayıp veya küs vs. olanlar onların gelmesini histerik müzikler eşliğinde ve cafcaflı bir kapının açılmasıyla beklerdi. kayıp kişi gelecek olsa da gelmeyecek olsa da bir dakika boyunca o kapı öyle açık dururdu. herkes "geleceksen gel ulan artık" diye içinden dışından söylenirdi. o kişi bazen gelir bazen gelmezdi.
edit: aha o program
togg meselesi veya daha genel konuşursak akp döneminin yerli arabası da 20 yıllık sinan çetin programına döndü. hepimiz açık kapıya bakıyoruz. fon müziği eşliğinde içeriye yerli araba gelecek mi gelmeyecek mi diye yıllardır bekleyip duruyoruz. bir aynasını gösteriyorlar, bir jantını gösteriyorlar, amerika'ya götürüp sunum yapıyorlar, şurasını göster, burasını göster hız testi yapıldı, bakın içi ne güzel vs. vs.
o programda bazı insanlar sevinir bazı insanlar eli boş döner fakat sinan çetin hep bu bekleyişten karlı çıkardı. akrabanın gelip gelmemesi değil milleti ekrana kitleyip bekletmek ona para kazandırıyordu.
uzun lafın kısası eskileri hatırladım.
edit: bazı insanlar en küçük yerli araba eleştirisine dahi tahammül edemiyor. öncelikle daha ilk cümlede dedim ki mantıklı olan her insan bu girişimin başarılı olmasını zaten ister. çünkü başarılı olursa hem ithalatta önemli bir kalem azalır hem ihracat artmış olur hem yan sektörleri besler, yani bu ülkenin insanının refahı için sayısız artısı vardır yerli arabanın. dolayısıyla "ben bu girişimin başarılı olmasını istemiyorum" diyen insanın mantıklı bir açıklaması olduğunu sanmam
"fakat" (çok güzel bir söz vardı "fakat, ama vs. sözcüklerinden önceki cümlelerin bir önemi yoktur diye. ) bu ülkenin çözmesi gereken acil problemler vardır. onları çözmediğiniz sürece togg vs. başarılı olsa dahi pansuman olmaktan öteye gitmez. nitelikli insanlarının tamamı dışarıya kaçmak isteyen ülke ister araba üretsin isterse marsa çıksın bu sürdürülebilir değil. ekmek için, ayçiçek yağı için kuyruklar oluşan ülkenin arabasızlıktan daha büyük problemleri vardır. adalet konusunda sağlık, eğitim, tarım vs. aklınıza gelebilecek hemen her konuda ciddi sıkıntılar yaşanan bir dönemde yerli araba dediğiniz şeyin gündemde kaplayacağı alan yüzde 3-5 lik bir şey olmalı. yok jantı belli oldu, yok direksiyonu sarı renkmiş, yok aynaları da şöyleymiş diye durmadan gündemde yer kaplamasındansa daha önemli hem de çok önemli ve acil problemlerimiz var. o problemleri çözmediğimiz sürece yerli arabanın bir önemi yoktur. çıksa da önemi yoktur. başarılı olsa da bir önemi yoktur. yani bu şuna benziyor: kişi kanser olmuş acilen ağır bir tedavi sürecine girmesi lazım fakat bu tedaviye girmek yerine bundan sonra günde 3 litre su içeceğim. daha sağlıklı besleneceğim o zaman bak kanser nasıl geçer diyor. tamam sen yine sağlıklı beslen yine bol bol su iç fakat senin asıl problemin şu anda daha büyük ve çözüm olarak gördüğün şeylerin bir önemi yok. git önce adaleti onar, git önce mülteci konusunda artık bir şeyler yap, git önce eğitim konusunda radikal değişiklikler yap vs. vs. umarım anlatabilmişimdir.
senarist belli ki ceylin'i güçlü bir kadın olarak yansıtıyor ama merak ediyorum sizin güçlü kadın dediğinizde aklınıza saldırgan, yabani, kontrolsüz, mantıksız hareket eden bireyler mi geliyor da böyle boktan bir karakteri milletin gözüne sokuyorsunuz? bu kadar itici bir karakter olamaz ya.