Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
birde bu ölmesin yargılansın diyen tayfa var ki; evlere şenlik amq.

arkadaş bugüne kadar kim yargılanmış bu ülkede, bir isim verin desen apışıp kalırlar. kenan evren 100 yaşında evinde huzur içinde öldü, bazı siyasi suçlular için yalvar yakar 3 ay cezaevinde kalsın diye tatil köyü mimarisiyle yaptığımız cezaevleri ortada, yüzlerce insanın katili mafya babaları dışarıda cirit atıyor, onlarca kişinin hayatını mahveden fetocu savcılar bahamalarda likörlerini yudumluyorlar.

sizin bu pollyannacılığınızın kaynağı ne?

burası az gelişmiş bir ortadoğu ülkesi amq, alice harikalar diyarında değil. anlayın şunu ve kabullenin artık.
el kadar çocuklara verecek cevapları yok bağırıp çağırıyorlar cahil öfkesi işte. 20 sene önce tüp kuyruğu var diyen amcaya çocuğun cevabı balyoz gibi bizim evimizin önünde insanlar çöpten yemek topluyor.

13-14 yaşındaki çocukların bile ekonomiyi konuştuğu bir ortamda her şey çok güzel millette para var demesin.
cinemaximum'da birkaç defa başıma geldi. sonuncusunda yetkili ile konuştum, durumu hiç itiraz etmeden kabul etti. ücret iademi yaptı. daha parlak nerde izlediniz ki diye merakla sordu, büyülü fener dedim. ondan sonra bir daha cinemaximum'a gitmedim. bilerek, şirket politikası olarak yapıyorlar.
ya kardeşim tamam eski forvetler anladık geçmiş özleminiz var fakat bu adamlar istikrar abidesi. fenomen diyosunuz adam 36 yaşında neredeydi hatırlayan yok. shevchenko diyonuz ki bayılırım adam 36 yaşında ne yapıyordu hiç bir fikrim yok. adamlar 15 senedir zirvede messi ile birlikte. inmiyorlar oradan. adamların top performansı 3-5 sezon değil 15 sezon. adam cl gibi organizasyonda 140 gol atmış. neyse ne anlatıyorum ben ya.
şu videoyu yayınlamak bile aslında ne kadar acınası durumda olduklarının göstergesi. kaldı ki, erdoğan yürürken rahat değil videoda, iyice kasılmış.

atanamamış gobbels'ten de anca bu beklenirdi zaten. şu an erdoğan'ın son rahatsızlığından haberi olmayanlara bile ulaştı bu video. çünkü bu adamı takip eden kitle belli. şimdi "lan ne alaka, dosta güven düşmana korku, yine ne oldu?" diye kafalarda soru işareti oluşturacak. kendi kendini imha etmek de böyle bir şey işte. süreç ilerliyor.

"her şeyi durdurabilirsiniz ama zamanı durduramazsınız."
galatasaray arkadan dolanmaz. hülle yapmaz.
stadı full doldurup "üçte biri doluydu" diye kıvırmaz. dansözlük yapmaz.
ne yapacaksa açıkça yapar, açık açık söyler.
yarın türk olmayan bir takımla oynayacağız ve ben de stadda olacağım.
tribünleri dolduralım.

edit: tribün batı üst. mesaj atın bir bira ısmarlarım ama ikincilere karışmam.
benim lisedeki tembel, intihara meyilli, okulun delikanlılarını kuytuda kıstırıp milli olmalarını sağlayacak kadar koca yürekli ve kürtaj olduğu için 20 gün rapor aldığını kahkahalarla anlatacak kadar cesur (yıl 98, o dönem için cesur hareket) kız arkadaş bugünün instamom'ı oldu.

iki tatlı çocuğu, ahlak, edep ve çocuk yetiştirme dersleri verdiği bir sayfası var ve bayaa da takipçisi..

ben fahişe olur sanmıştım, çok da şeyapmayın yani.
herkes büyüyünce bişey oluyor:)

edit: mesaj kutumu patlattınız.
bir sürü isim geldi, hiçbirini tanımıyorum, bahsettiğiniz isimler değil.
bir kişiden bile doğru tahmin gelmedi, o kadar da ünlü değilmiş:)
ve malesef isim veremem, ayıp olur, esenlikler dilerim sözlükçüler...
2003 yılında üyesi olduğumuz şehrimizin sakatlar derneğine yardım için sanatçı aranıyordu. orkestranın yol, yemek ve harçlığını karşılayın yeter ben ücretsiz gelirim demişti kendisi. o zaman sadece şarkılarını bildiğim adam gözümde ışık gibi parlamıştı. seviyorum seni abi, adına konuşan hiç bir işe yaramaza kanma ne olur...
şampiyonlar ligi zevkinin de içine ettiler. maç çarşamba günü başlayıp perşembe günü bitecek. beşiktaşlılar da kırılmasın ama şampiyonlar liginde malmö'den sonra en kötü takım beşiktaş. şu grupta 3 maçta beyaz bayrak çekilmez. üstelik 2 tanesini inönü'de oynadın. maalesef bu sezon şampiyonlar liginde türk futbol tarihinin en heyecansız türk takımı performansına tanık oluyoruz. üçüncülükte bile iddalı olmayan sonunculuğu kabullenmiş bir beşiktaş var. 12.haftada oynananacak bir sürü telafisi olan ts maçı daha önemli diyen taraftarlar var. dünyanın en kaliteli liginde şampiyonlar ligindesin, ne rotasyonu, bu kafaya ne ara geldik.
saçacak parasi ve bos zamani olmayan erkektir. gereksiz taktiklerle, kaprislerle ugrasamayan bir takim sorunlar ve sorumluluklarla ugrasan erkektir.
hani ekonomik buhran, amaclar, hedefler falan ?!
bir de ogrenci olunca tadindan yenmiyor inanin.

edit: @antonia chigurh uyardi. yanlis kullanim kullanim, farkli anlam.
6 ay boşum! 6 ay lan! bi sürü şey yaparım. bir hafta bi dinleneyim var ya, süper olacak.
daha 5 ay 3hafta var lan! vuhhu!
kafayı iyice boşaltayım 5 ay bana yeter.
4 ay da az değil. 16 hafta yuh! yapılacaklar listemin içinden geçicem.
adam olana 3 ay çok bile.
iyice dinlendim ha. canım pek de bi şey yapmak istemiyor. son 2 ay tam kapanma, geceler ne güne duruyor?
1 ay kaldı lan...
olum 2 haftada bi cacık olmaz.
mal gibi yattım 6 ay iyi mi?
canlı yapılmamasının bir sebebi olduğunu düşündüğüm, kayıttan verilen açıklamalar. habertürk spikeri kayıt olduğunu söyledi, yayınlamaya başladılar, bir süre sonra da alt yazıda da “yapıyor” yazdılar. sanki kayıt olduğunu kazara söylediler gibi.
"şu demirtaş suçlu ama..." yorumlarında gına geldi. onu da savunduruyorsunuz adama. arkadaş, suçluysa cezasını çeksin, mahkemelerimiz yargılasın, suçunu kanıtlasın, tck'da ne yazıyorsa o suçla ilgili, o kadar süre yatsın, bunu istemeyen şerefsizdir zaten. keza kavala için de aynı süreç işlesin. evrensel hukukta da böyle. olması gereken bu. gerek yasin börü ve arkadaşlarının başına gelenler, gerek 15 temmuzda yaşananları hepimiz biliyoruz, bunlarla ilgili kim suçluysa gün yüzü görmesinler. bu olması gereken şey.

ama ya suçlu değilse, soruşturma için içeride tutuluyorsa, yeterince suç bulunamıyorsa...

bu neden bu kadar önemli biliyor musun sevgili meriç? yarın aynısı sana da, bana da, bir tanıdığına da yapılabilir. ergenekon sürecinde, balyoz sürecinde yapıldı. şu anda hukuksuzca tutuklu binlerce khk'lı var. (neden hukuksuzca diyorum, devletin zamanında izin verdiği şeyleri yaptıkları gerekçesiyle suçlu gösteriliyorlar, legal bir bankaya, kendi hesabına para yatırdı diye işinden atılmış, hapse girmiş insanlar var. ha bu arada bankanın kurucusu bugün spk başkanı vs.)

iyi oku meriç. yarın şuursuzun biri gelip, seninle ilgili bir iddia ortaya atar, 4-5 yıl hapiste kalırsın daha hüküm almadan. bunu ister miydin? kendine istemeyeceğini başkasına da isteme. özgürlük çok kıymetli, bir saatini bile sana geri verecek kimse yokken, insanların yıllarını yiyorlar zindanlarda.

tanım: olması gerekeni savunmuş komedyen.
anlamayanlar için olayın özeti:

arkadaş doktora gitmiş. işlemleri tamamlanmış, ilaç tedavisine başlanmış. bu kısmın başlıkta yazıldığı gibi 4 ay ile bir ilgisi yok.

tedavi devam ederken arkadaş doktoru ile tekrar görüşmek istemiş. bu kısımda bir bekleme söz konusu. doktoru da uzun bekleme süresinin ardından yapılan görüşmede "ilaçların sonucunu bekleyip görmemiz lazım" diyerek tedaviye devam demiş zaten.

not: hastalığın ne olduğu / ciddiyeti ile ilgili bir bilgim yok.
sikko sikko coinlarla adam sikme başlığı olmuş burası.

tavsiyem buradaki tavsiyelerden ve özellikle de linklerden uzak durun.
amk bu emniyet anca böyle boş boş şov yapsın zaten aman polis çağırınca gelmesin ya gerçek suçlulara bir şey yapmasın. adamın adı bile geçmiyor etikette ama şafak operasyonunu es geçmiyor sağolsunlar.

ülke polisinin ne kadar berbat bir duruma geldiğinin 377428:8282. kanıtıdır.
kış lastiği, kar yağışından bağımsız, lastik hamurunun özelliği sebebiyle, hava sıcaklığının 7 derecenin altına düştüğü dönemlerde takılmalıdır.

kış lastiğindeki silica katkısı sebebiyle düşük sıcaklıklarda asfaltta tutunma sağlanır. yerde kar olduğunda ise, lastik deseni sayesinde kar üstünde tutunma sağlanır.

takmak ve takmamak arasındaki fark, durmak ve duramamak, dönmek ve dönememek, çıkmak ve çıkamamak arasındaki fark kadar barizdir...
artık kullanmadığım bir spor aletini 800 liraya ilana koydum. elemanın biri “abim, canım abim 500 olsun hemen gelip alayım” diye mesaj attı. ben, o fiyata olmaz ama 750 olsun dedim. arkadaş başladı yok sakatlık geçiren birine alacaklarmış arkadaşlarıyla da, parayı çıkaramıyorlarmış da, sevaba girermişim de. neyse o biraz çıktı ben biraz indim anlaştık.

abim gelecek almaya dedi. numaramı istedi. sözde abisi aradı beni aletin ebatlarını sordu. sedan arabaya sığar mı? yoksa babamın arabasıyla geleyim dedi, sığar dedim. buluşma yerine c serisi mercedes ile geldi. abi bakalım sığmazsa pederin x5 i alıp geleyim dedi. neyse bir şekilde sığdırdık, aldı gitti. ben de salaklığıma gülüp el salladım arkasından.
earl grey vardı ya eskiden, o da mı değişmiş? nasıl yapıyorlarsa 120 dereceye kadar ısıtmayı başardıkları suya koca bir earl grey poşeti atarlardı. o poşet su çekip dışarı damlatırdı rezil bir şey olurdu.
ben hayatımda bir suyun o kadar sıcak olabildiğini hiç görmedim.
nefsine hakim olamayan da erkeğin doğası diyip sıyrılmaya çalışıyor.

kadın dediğin de her ay yumurtasını dölleme içgüdüsüne sahip ki doğurganlık zamanında libidosu artıyor. erkekler kadar çığırtkan değil ama yahu çıkarın artık şu ortadoğulu gözlüklerinizi. kadın da aynı nefse sahip. sadece bastırabiliyor öğretiler yüzünden. aldatmanın cinsiyetsel, döllenmesel hiçbir farkı yok aldatanın şerefsizliksel problemleri vardır.
dolap uygulamasında sıklıkla karşılaşılan dolandırıcılık faaliyetlerinden biri beni de es geçmemiştir. aşağıda anlatacağım durum kaybedilen tutardan bağımsız olarak düşünülmelidir. bu girinin amacı bu ve benzer uygulamayı kullanan kişileri uyarmaktır. yoksa ürünün değeri ve durumu önemsiz olsa da hem uygulama hem de alıcı tarafından tüm delil ve görüntülere rağmen aptal yerine konmak hepsinin ötesinde bir üzüntü sebebidir.

olayın ayrıntılarına gelecek olursak; uygulama üzerinden 50 tl’ye satışa koyduğum u.s polo marka kaşe kabanın altına “fearless900” isimli kullanıcı adıyla “35 tl olur mu?” yazılı bir yorum girildi, ben olumsuz olarak cevapladıktan sonra başka bir ürünümün altına “tamam o zaman” şeklinde bir yorum yazarak ürünü satın aldı.

ürünü kargoladıktan sonraki günlerde sistem üzerinden eline geçip geçmediğini takip etmeme rağmen şahıs satışa onay vermedi ve whatsapp uygulaması üzerinden iletişim kurmak istedi. uygulama üzerinden iletişim kurmaya devam etmek istediğimi iletmeme rağmen whatsapp’dan iletişim kurmak konusunda ısrar etti. bu ısrar üzerine her ne kadar kontrol etmiş olmama rağmen paltonun cebinde değerli bir şey unutmuş olup olmadığım konusunda şüphe duyduğumdan kendisiyle iletişim kurdum.

wp'den iletişim kurduğumda söz konusu kişi havale ile bana 45 tl göndereceğini, kendisinin de sistem üzerinden iade açacağını ve benim “iade alıcıda kalsın” butonuna tıklamam gerektiğini söyledi. benim de elime dolap uygulamasından zaten o miktarda para geçeceğinden bu teklifi kabul etmedim.

alıcı kişi ardından ürünün defolu olduğunu, sağında solunda yırtıklar olduğunu bu nedenle ürünü iade edeceğini hatta bu nedenle kargo bedeli ödeyeceğimi söyleyerek beni caydırma teşebbüsünde bulundu.

bunları duyunca birden beynim yandı ve ne diyeceğimi bilemedim. dolap destek bölümüne konuyla ilgili yazdım ve kişinin whatsapp ekran görüntülerini gönderdim ancak otomatik cevap sisteminin alıcıyı şikayet edin temalı jenerik cevabıyla karşılaştım (sanki biz napıyorsak?) neyse alıcı iadeyi açtı ve iade talebi içeriğini gördüğümde bende şalter attı!! sapasağlam gönderdiğim paltonun yerine muhtemelen başka bir paltonun sağı solu kesilmiş görselleri eklenmiş ve “ürün belirtilmeyen defolar içeriyor” olarak iade talebi yazılmış. her ne kadar iade talebine itiraz etsem ve konuyla ilgili görselleri ve konuşma ekran görüntülerini paylaşmış olsam da alıcının iade talebi kabul edildi.

konuyla ilgili olarak dolap destek’e tekrar yazdım. kişinin iyi niyetli olmadığını, ürünün parçalandığını veyahut başka bir görselin kullanıldığını, itirazımın neden dikkate alınmadığını sordum. verdikleri cevapta iade değerlendirme ekibinin böyle uygun gördüğünü ancak merak etmemem gerektiğini ve yine niyet okuyuculuk özelliklerini kullanarak belki de alıcının iadesini hiç göndermeyeceğini (?) belirttiler.

nihayetinde alıcının iade kargo mesajı geldiğinde neyse dedim, alayım da belki bir hayır işi için kullanırım diye düşünüyordum ancak iade kargosu geldiğinde bunun mümkün olmadığını anladım zira kargo pakedi bir paltonun sığamayacağı (eğer şirinlerden birinin paltosu değilse) kadar küçüktü(!!) kutunun içinden çıkanlar ise tek kelime ile faciaydı. alıcı palto yerine eski kablo ve kulaklık göndermişti! (bre hayvan nokia kulaklık mı kaldı aq çocuğu)

belki şaşıracaksınız ama yine dolap desteke yazdım, kendilerine dolandırıcı ile çalıştıklarını izah ettim, aracılık yaptıkları için kendilerinin de suça iştirak edebileceklerini yazdım. ancak bana cevap olarak “11 tl lik hediye çeki verelim bu iş kapansın” dediler. ben de suçluyu koruduklarını ve bunun da bir suç teşkil ettiğini savcılığa suç duyurusunda bulunacağımı yazdım. ellerinden bir şey gelmeyeceklerini söylediler.

velhasıl dostlar adamın biri yerinden bile kalkmaya zahmet etmeden paltomu çalmış üstüne de yaptıkları yanına kar kalmış oldu. benzer dolandırıcılıklarını başka hesaplardan yine insanları mağdur ederek yaptığını gördüm. ve diğer insanlara pişkin pişkin “50 tl için ne tatava yaptınız” diyecek kadar kendinden emin bir şekilde.

tarafımca ilgili makamlara şikayet dilekçesi ilettim. sorunumu belki ben bir şekilde çözerim veya çözemem, yeniden belirtiyorum meblağ zaten önemli değil ama ülkedeki adaletsizliğin artık her kuruma ve toplumun kılcal damarlarına sızdığını bir kere daha tecrübe etmiş oldum.

bu girinin de amacı bu tür platformları kullanan ya da kullanacak kişilerin bu tecrübelerden faydalanmasını sağlamaktır. okuyan ve dikkate alan varsa ne mutlu bana ancak yaşanılan bu dolandırıcılık olayına çanak tutulması hadisesi zaten zorlukla yaşamaya tahammül ettiğimiz bir ülkede nefes almayı hayli zorlu kılıyor.