konuşmayı bilmeyen, hedede hödödö yapan bir adet barzo içeren video.
lan puşt; biz mi dedik sana salgın varken zevkine kabe'ye turistik gezi yap diye? gencecik çocukları yataklarından edip yaşattığınız mağduriyet yetmemiş gibi bir de şartlardan şikayet etmişsiniz.
görün işte siz sağda solda göt gezdirip iğrenç bünyelerinize virüsleri alırken ülkenin geleceği olan gencecik çocukların ne şartlarda yaşadıklarını. kaldı ki odanın bir falsosu da yok, adam olana fazla bile.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
bu ortamda ne yapsam, rapor mu alsam diye düşündüren. rapor alsam nereye kadar alacağım. bugün rakip şirketler home office kararı vermişken, biz haftada bir gün home office yaparak mücadele edeceğiz. çalışana sıfır değer veren bir şirkette çalıştığımı öğrendim. şu korona belası bir gitsin, ilk işim iş değiştirmek olacak...
edit: dm mesajlarına yetişemiyorum çok sayıda mesaj gelmiş. şirket bilgisi paylaşamıyorum afişe olmamak için, ama yalnız değilmişim. herkesin geç kalınmadan gerekli adımları atması dileğiyle...
edit: dm mesajlarına yetişemiyorum çok sayıda mesaj gelmiş. şirket bilgisi paylaşamıyorum afişe olmamak için, ama yalnız değilmişim. herkesin geç kalınmadan gerekli adımları atması dileğiyle...
bu kadar zeki ve gerizekalı insanın bir araya geldiği toplum zor bulunur. tam bir mozaik amk.
kore’deki ilk 30 vaka wuhan’dan gelen hastalar ya da lokal olarak enfekte olmuş hastalar oluyor. bunlar karantinaya alınıyorlar ve durum kontrol altına alınıyor. fakat her şey 31. hastada değişiyor.
31. vakanın virüsü nasıl kaptığı belli değil ama teşhis konmadan önce ablamız daegu ve seoul’de (10 milyon nüfuslu bir şehir) kalabalık ortamlarda rahatça geziyor, dolaşıyor. 6 şubat’ta ufak bir trafik kazası geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. aynı abla 9 şubat ve 16 şubat’ta daegu’da kiliseye gidiyor ve binlerce kişiyle dua ediyor.
kadın 9 şubat’taki ayinden sonra ateşleniyor fakat hayatına normal devam ediyor. doktorlar kadına 15 şubat’ta yüksek ateşinden dolayı test yapılmasını önerseler de kadın reddediyor hatta arkadaşıyla bir otelde yemeğe bile gidiyor. 17 şubat’ta daha da kötüleşince zorla test yaptırıyor ve tabii ki covid-19 pozitif çıkıyor.
koreli yetkililer kadının katıldığı 2 ayine katılan 9300 kişiden 1200’ünde grip semptomları görüldüğünü söylüyor. daha sonra bu kişilerin yüzlercesi covid-19 pozitif test ediliyor.
şu an kore’deki çoğu büyük şehirde hastalık görüldü ama kilisenin olduğu daegu bölgesi ve hastanenin olduğu gyeongbuk bölgesi en çok vakanın görüldüğü yerler.
bundan şunu anlıyoruz: kore ilk 30 hastayı kontrol altında tutarken 31. hastanın sorumsuzluğu ülkeyi kaosa sürükledi. 31. hastanın tüm ülkedeki vakaların %80’inden sorumlu olduğu tahmin ediliyor. şimdi ülkemizi düşünün ve durumun ne kadar ciddi olduğunu görün. acilen tüm toplu alanların kapatılması gerektiğini düşünüyorum. bu işin şakası yok. türkiye 31. hastalarla dolu.
kaynak
31. vakanın virüsü nasıl kaptığı belli değil ama teşhis konmadan önce ablamız daegu ve seoul’de (10 milyon nüfuslu bir şehir) kalabalık ortamlarda rahatça geziyor, dolaşıyor. 6 şubat’ta ufak bir trafik kazası geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. aynı abla 9 şubat ve 16 şubat’ta daegu’da kiliseye gidiyor ve binlerce kişiyle dua ediyor.
kadın 9 şubat’taki ayinden sonra ateşleniyor fakat hayatına normal devam ediyor. doktorlar kadına 15 şubat’ta yüksek ateşinden dolayı test yapılmasını önerseler de kadın reddediyor hatta arkadaşıyla bir otelde yemeğe bile gidiyor. 17 şubat’ta daha da kötüleşince zorla test yaptırıyor ve tabii ki covid-19 pozitif çıkıyor.
koreli yetkililer kadının katıldığı 2 ayine katılan 9300 kişiden 1200’ünde grip semptomları görüldüğünü söylüyor. daha sonra bu kişilerin yüzlercesi covid-19 pozitif test ediliyor.
şu an kore’deki çoğu büyük şehirde hastalık görüldü ama kilisenin olduğu daegu bölgesi ve hastanenin olduğu gyeongbuk bölgesi en çok vakanın görüldüğü yerler.
bundan şunu anlıyoruz: kore ilk 30 hastayı kontrol altında tutarken 31. hastanın sorumsuzluğu ülkeyi kaosa sürükledi. 31. hastanın tüm ülkedeki vakaların %80’inden sorumlu olduğu tahmin ediliyor. şimdi ülkemizi düşünün ve durumun ne kadar ciddi olduğunu görün. acilen tüm toplu alanların kapatılması gerektiğini düşünüyorum. bu işin şakası yok. türkiye 31. hastalarla dolu.
kaynak
6 vardı.
2 tane ilk vakanın yakın çevresi. etti 8.
7 tane avrupa'dan gelen. etti 15.
3 tane abd'den gelen. etti 18.
edit:
bakan da yazdığı matematik problemini çözdü arkadaşlar:
fahrettin koca twitter hesabı
2 tane ilk vakanın yakın çevresi. etti 8.
7 tane avrupa'dan gelen. etti 15.
3 tane abd'den gelen. etti 18.
edit:
bakan da yazdığı matematik problemini çözdü arkadaşlar:
fahrettin koca twitter hesabı
sokağa çıkma yasağından önce yurt dışından ülkeye giriş yasaklanmalı. tüm vakalar yurtdışından gelenler sebebiyle. vatandaşlar bulundukları yerde korumaya alınmalı.
hayırlı olsun olması gerekendir.
(bkz: #103596654)
neredeyse kusursuza yakın kararlar alınıyor. sadece umrecilerde ve geçen hafta cuma yapılması hataydı. onlarda umarım pahalıya patlamamıştır.
(bkz: #103596654)
neredeyse kusursuza yakın kararlar alınıyor. sadece umrecilerde ve geçen hafta cuma yapılması hataydı. onlarda umarım pahalıya patlamamıştır.
piyasaya verebildikleri desteği vermeye çalışıyorlar. işin ciddiyetinin dozunu sanırım buradan da anlamak mümkün. sağlık,ekonomi,turizm,siyaset neyi takip edeceğimizi şaşırdık.
camileri kapatıp yurtları ahır yaptılar...
ciddi bir sorun ama bu ergenlerin neler yaşadık tiratlarından bıktım. ne yaşadın amk. dünya savaşı mı gördün, üzerine atom bombası mı atıldı, savaşta esir alınıp tecavüze mü uğradın, veba gibi büyük salgına mı yakalandın, nazi kamplarında işkence mi gördün?
evinde netflixden dizi izleyip kahveni yudumlarken entry giriyorsun. bu mu lan biz neler gördük talihsiz nesiliz tiradın?
evinde netflixden dizi izleyip kahveni yudumlarken entry giriyorsun. bu mu lan biz neler gördük talihsiz nesiliz tiradın?
15/03/2020 tarihinde saat 17:20 sularında 06 .....10 plakalı aracımda, yanımda annem, eşim ve kızım da var iken ankara / sincan'da vatan caddesinde bulunan real optik önünde trafik akışını aksatmayacak şekilde diğer park etmiş araçların yanında aracımla durakladım, annem gözlüğünü real optik'e bırakmak üzere indi. ben eşim ve kızım araba da bekledik, araba çalışır vaziyette idi.
bu esnada ismini sonradan öğrendiğim trafik polis memuru geldi ve "çek arabanı kardeşim sana dedik duymuyor musun?" dedi. bende kendisine "yok vallaha abi duymadım, duysam hemen çekerim" dedim. eşim ve annemde böyle bir uyarıyı duymadıklarını beyan ediyorlar.
bu esnada annem optikçiden döndü, yani işimiz bitti. zaten toplamda 1-2 dakika ancak duraklamışızdır. ben tam aracı geri vitese attım, oradan ayrılmak üzere 1 metre civarında hareket ettim. trafik polis memurlarından bir tanesi bana "çek arabanı kırarım şimdi kafanı" dedi. bende tam ordan ayrılacakken, bu tehdit üzerine araçtan indim. karşısında çocuğu olmadığını, böyle konuşamayacağını söyledim. "kafamı kıracak ne yaptım ben" dedim. o da bana "çek git lan sür arabanı dedi". bende 155'i aradım ve polis tarafından tehdit edildiğimi bildirdim.
155 ile konuşup adres tarifi yaparken polis memuru bana "kapat şu telefonu, ver ehliyeti ruhsatı" şeklinde bağırıp durdu. kendisine "tehdit edildiğim için 155'i aradım, adres tarif ediyorum, ehliyet ve ruhsatımı hemen vereceğim" dedim. ama elimi iteklediler, beni araca doğru ittirdiler. "ver lan ehliyeti" dediler. araçta 3 yaşında kızım olduğunu, yaşananlardan olumsuz etkilenebileceğini söylememe rağmen bu 2 polis bana bağırmaya ve iteklemeye devam ettiler. bağırma esnasında polislerden biri yüzünü yüzüme 10 cm mesafe bırakacak şekilde yaklaştırdı ve bu şekilde bağırdı. bu esnada ben her seferinde "vereceğim, veriyorum" dememe rağmen aracımın tavanına sağ eli ile 3-4 kez vurdu. eşimin çektiği videodan gördüğüm kadarı ile tavana vurduktan sonra elini tabancasının kılıfına götürdü ve kılıfın çıtçıtını açıp, elini tabancasına koyarak sordu "veriyor musun vermiyor musun?" bende vereceğim dedim. zaten hiç ağzımdan "vermem, alabiliyorsanız alın" tarzı birşey asla söylemedim. sadece bağırmayın arabada çocuk var dedim.
155'le görüşmem esnasında tartaklandığım için, baktım iş iyi bir yere gitmiyor, telefonla video çekmeye başladım, eşimde aracın içinden çekmiş. 3 yaşındaki kızımın "yapmayın amcalar" demesi aklımdan hiç çıkmıyor.
155 ile görüşmem bitince kendilerine ehliyet ve ruhsatımı vermeme rağmen, polise kesinlikle mukavemet etmememe rağmen sırf benim cezalandırılmam saikiyle hareket ederek takviye ekip çağırdılar. gelen polislere "bize mukavemet ediyor, alın şunu" dediler. bu arada bana sürekli bağıran polis memuru " ver bakalım aracın anahtarını" dedi bende vermedim. neyse polis aracının ön kısmına geçtik ve bana yazılan cezayı imzalatmak istediler. bende ceza makbuzuna şerh düşeceğimi söyledim, buna da itiraz ettiler yazamazsın falan dediler ama şerhimi yazdım. 47-1a(trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli ve işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine uymamak) ve 61-1-o(taşıt yolu üzerinde özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde park etmek) olmak üzere 2 maddeden 552 tl ceza yazmışlar. bana imzalattıkları ceza makbuzunun üzerine aracımı park etmediğimi, içinde olduğumu, trafiği engellemediğimi, polislerin uyarılarına uymamam diye birşeyin söz konusu olmadığını, aracımı tam oradan çekmek üzere hareket ettiğimde tehdit edildiğim için durduğumu, yoksa zaten oradan ayrılacağımı belirttim. ceza makbuzunun şerh düştüğüm nüshası onlarda, şerh yazmayan diğer nüsha bende kaldı. daha sonra bendeki nüshayı almaya çalıştılar ama vermedim.
polisler beni ekip aracının arka bölmesine bindirdi. hastaneye oradanda sincan polis merkezine götürüldüm. 17:40 civarında geldiğimiz polis merkezinden ayrıldığımızda saat 22:00'a geliyordu.
hakkımda düzenlenen tutanağı gördüm. ben ehliyet ve ruhsatı güya vermemişim, onlarda bunun üzerine takviye ekip çağırmışlar falan fıstık. elimizdeki videolarda benim ehliyeti de ruhsatı da verdiğim belli. kesinlikle polislere bir fiziksel temasım söz konusu bile değil.
polis merkezinde trafikçi bir komiser yardımcısı telefonumdaki videoyu silmeye bile çalıştı. telefonumu istedi vermedim, izlemek istersen telefon elimdeyken izleyebilirsin dedim, izlemedi. ceza makbuzunun bende kalan yani üzerinde şerh düşülmemiş suretinin fotoğrafını çekmek istediler bunu da kabul etmedim.
neyse polis merkezinde ifadem alındı ama olay adı kısmında "görevi yaptırmamak için direnme, görevli memura mukavemet yazıyor. bende ifademin sonunda; "kafanı kırarım" diyerek beni tehdit ettiği için 1. polisten, beni tartakladığı, aracımın tavanına vurduğu, yüzünü yüzüme 10 cm kalacak şekilde yaklaştırıp sağlımı tehlikeye attığı için 2. polisten şikayetçi olduğumu belirttim.
polise mukavemet etmedim ama sırf karakollarda sürüneyim, cezamı böylelikle çekeyim diye takviye ekip çağırdılar, ben, annem, eşim ve 3 yaşındaki kızım 22:00'a kadar karakolda bekledik. elimdeki videoyuda ifade alan memura teslim ettim.
-155'e yaptığım ihbar sonucunda ne gibi işlemler yapıldığını cimer'e bilgi edinme hakkı kapsamında başvurarak sordum. bakalım ne cevap gelecek.
-cezaları iptal ettirmek için dilekçe hazırlayacağım, park etme eyleminin gerçekleşmediğini düşünüyorum. ben oradan ayrılmak üzere 1 metre geri geri çıkmışken, yani polisin uyarısı üzerine ayrılacakken aramızda tartışma çıkması üzerine ayrılamadığım için polisin uyarısına uymama nedeniyle yazılan diğer cezanında haksız olduğunu düşünüyorum. bu konuda tecrübesi olan varsa ve paylaşırsa sevinirim.
-savcılığa sunacağım videoyu internette yayınlamamın suç olup olmadığını bilmediğim için şimdilik yayınlamıyorum.
edit: madem no ss no güven, çektiğimiz videolardan bir ss ekliyorum. fotoğrafta memurun elinde tuttuğu şey, benim vermediğimi iddia ettikleri araç ruhsatımdır.ekran görüntüsü
edit: ankara batı cumhuriyet başsavcılığına şikayetçi olduğum için, ankara cumhuriyet başsavcılığı sulh ceza hakimliğine ise trafik cezasının iptali için dilekçe yazdım bugün yetiştire bilirsem her ikisinide vereceğim.
edit: ankara batı cumhuriyet başsavcılığı’na da ankara cumhuriyet başsavcılığına da her iki konu için dilekçemi bugün itibari ile verdim gelişmelerden ayrıca bilgi vereceğim.
bu esnada ismini sonradan öğrendiğim trafik polis memuru geldi ve "çek arabanı kardeşim sana dedik duymuyor musun?" dedi. bende kendisine "yok vallaha abi duymadım, duysam hemen çekerim" dedim. eşim ve annemde böyle bir uyarıyı duymadıklarını beyan ediyorlar.
bu esnada annem optikçiden döndü, yani işimiz bitti. zaten toplamda 1-2 dakika ancak duraklamışızdır. ben tam aracı geri vitese attım, oradan ayrılmak üzere 1 metre civarında hareket ettim. trafik polis memurlarından bir tanesi bana "çek arabanı kırarım şimdi kafanı" dedi. bende tam ordan ayrılacakken, bu tehdit üzerine araçtan indim. karşısında çocuğu olmadığını, böyle konuşamayacağını söyledim. "kafamı kıracak ne yaptım ben" dedim. o da bana "çek git lan sür arabanı dedi". bende 155'i aradım ve polis tarafından tehdit edildiğimi bildirdim.
155 ile konuşup adres tarifi yaparken polis memuru bana "kapat şu telefonu, ver ehliyeti ruhsatı" şeklinde bağırıp durdu. kendisine "tehdit edildiğim için 155'i aradım, adres tarif ediyorum, ehliyet ve ruhsatımı hemen vereceğim" dedim. ama elimi iteklediler, beni araca doğru ittirdiler. "ver lan ehliyeti" dediler. araçta 3 yaşında kızım olduğunu, yaşananlardan olumsuz etkilenebileceğini söylememe rağmen bu 2 polis bana bağırmaya ve iteklemeye devam ettiler. bağırma esnasında polislerden biri yüzünü yüzüme 10 cm mesafe bırakacak şekilde yaklaştırdı ve bu şekilde bağırdı. bu esnada ben her seferinde "vereceğim, veriyorum" dememe rağmen aracımın tavanına sağ eli ile 3-4 kez vurdu. eşimin çektiği videodan gördüğüm kadarı ile tavana vurduktan sonra elini tabancasının kılıfına götürdü ve kılıfın çıtçıtını açıp, elini tabancasına koyarak sordu "veriyor musun vermiyor musun?" bende vereceğim dedim. zaten hiç ağzımdan "vermem, alabiliyorsanız alın" tarzı birşey asla söylemedim. sadece bağırmayın arabada çocuk var dedim.
155'le görüşmem esnasında tartaklandığım için, baktım iş iyi bir yere gitmiyor, telefonla video çekmeye başladım, eşimde aracın içinden çekmiş. 3 yaşındaki kızımın "yapmayın amcalar" demesi aklımdan hiç çıkmıyor.
155 ile görüşmem bitince kendilerine ehliyet ve ruhsatımı vermeme rağmen, polise kesinlikle mukavemet etmememe rağmen sırf benim cezalandırılmam saikiyle hareket ederek takviye ekip çağırdılar. gelen polislere "bize mukavemet ediyor, alın şunu" dediler. bu arada bana sürekli bağıran polis memuru " ver bakalım aracın anahtarını" dedi bende vermedim. neyse polis aracının ön kısmına geçtik ve bana yazılan cezayı imzalatmak istediler. bende ceza makbuzuna şerh düşeceğimi söyledim, buna da itiraz ettiler yazamazsın falan dediler ama şerhimi yazdım. 47-1a(trafiği düzenleme ve denetimle görevli trafik zabıtası veya özel kıyafetli ve işaret taşıyan diğer yetkili kişilerin uyarı ve işaretlerine uymamak) ve 61-1-o(taşıt yolu üzerinde özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde park etmek) olmak üzere 2 maddeden 552 tl ceza yazmışlar. bana imzalattıkları ceza makbuzunun üzerine aracımı park etmediğimi, içinde olduğumu, trafiği engellemediğimi, polislerin uyarılarına uymamam diye birşeyin söz konusu olmadığını, aracımı tam oradan çekmek üzere hareket ettiğimde tehdit edildiğim için durduğumu, yoksa zaten oradan ayrılacağımı belirttim. ceza makbuzunun şerh düştüğüm nüshası onlarda, şerh yazmayan diğer nüsha bende kaldı. daha sonra bendeki nüshayı almaya çalıştılar ama vermedim.
polisler beni ekip aracının arka bölmesine bindirdi. hastaneye oradanda sincan polis merkezine götürüldüm. 17:40 civarında geldiğimiz polis merkezinden ayrıldığımızda saat 22:00'a geliyordu.
hakkımda düzenlenen tutanağı gördüm. ben ehliyet ve ruhsatı güya vermemişim, onlarda bunun üzerine takviye ekip çağırmışlar falan fıstık. elimizdeki videolarda benim ehliyeti de ruhsatı da verdiğim belli. kesinlikle polislere bir fiziksel temasım söz konusu bile değil.
polis merkezinde trafikçi bir komiser yardımcısı telefonumdaki videoyu silmeye bile çalıştı. telefonumu istedi vermedim, izlemek istersen telefon elimdeyken izleyebilirsin dedim, izlemedi. ceza makbuzunun bende kalan yani üzerinde şerh düşülmemiş suretinin fotoğrafını çekmek istediler bunu da kabul etmedim.
neyse polis merkezinde ifadem alındı ama olay adı kısmında "görevi yaptırmamak için direnme, görevli memura mukavemet yazıyor. bende ifademin sonunda; "kafanı kırarım" diyerek beni tehdit ettiği için 1. polisten, beni tartakladığı, aracımın tavanına vurduğu, yüzünü yüzüme 10 cm kalacak şekilde yaklaştırıp sağlımı tehlikeye attığı için 2. polisten şikayetçi olduğumu belirttim.
polise mukavemet etmedim ama sırf karakollarda sürüneyim, cezamı böylelikle çekeyim diye takviye ekip çağırdılar, ben, annem, eşim ve 3 yaşındaki kızım 22:00'a kadar karakolda bekledik. elimdeki videoyuda ifade alan memura teslim ettim.
-155'e yaptığım ihbar sonucunda ne gibi işlemler yapıldığını cimer'e bilgi edinme hakkı kapsamında başvurarak sordum. bakalım ne cevap gelecek.
-cezaları iptal ettirmek için dilekçe hazırlayacağım, park etme eyleminin gerçekleşmediğini düşünüyorum. ben oradan ayrılmak üzere 1 metre geri geri çıkmışken, yani polisin uyarısı üzerine ayrılacakken aramızda tartışma çıkması üzerine ayrılamadığım için polisin uyarısına uymama nedeniyle yazılan diğer cezanında haksız olduğunu düşünüyorum. bu konuda tecrübesi olan varsa ve paylaşırsa sevinirim.
-savcılığa sunacağım videoyu internette yayınlamamın suç olup olmadığını bilmediğim için şimdilik yayınlamıyorum.
edit: madem no ss no güven, çektiğimiz videolardan bir ss ekliyorum. fotoğrafta memurun elinde tuttuğu şey, benim vermediğimi iddia ettikleri araç ruhsatımdır.ekran görüntüsü
edit: ankara batı cumhuriyet başsavcılığına şikayetçi olduğum için, ankara cumhuriyet başsavcılığı sulh ceza hakimliğine ise trafik cezasının iptali için dilekçe yazdım bugün yetiştire bilirsem her ikisinide vereceğim.
edit: ankara batı cumhuriyet başsavcılığı’na da ankara cumhuriyet başsavcılığına da her iki konu için dilekçemi bugün itibari ile verdim gelişmelerden ayrıca bilgi vereceğim.
fazlasıyla manidar bir karar.
hani koronavirüs kapsa ölecek amcalar varya geçtiğimiz cuma dip dibe, üst üste namaz kıldılar. camiden çıkarken ayakkabılarını almak için birbirlerine dokunup, selamlaşıp, konuştular. akşam da kıraathaneye gidip okey oynayıp "hökümetimiz çohk eyi” goygoyu yaptılar.
oradan eve geçtiler, evde onu bekleyen hacı teyzemizle aynı sofrada yemek yiyip, aynı yatakta uyudular. formu yerinde olanlar belki işi biraz daha ileri götürmüş olabilir orasını bilemeyiz tabii.
neyse, sabah olup uyandılar. ne hikmetse tam toplu taşımanın yoğun kullanıldığı saatlerde ücretsiz akbilleriyle amcamız pazara, teyzemiz ise altın gününe gitti.
sonra amcamız pazar piyasasını çek edip, camiye gidip öğle namazını eda etti. namazın ardından mahalle esnafını ziyaret ede ede vakit geçirip ikindiyi de kıldıktan sonra eve geçti.
teyzemiz ise akşam yine toplu taşımanın en kalabalık olduğu saatte eve dönerken bim, a101 ve şok gibi marketleri gezip ucuz ne varsa topladı. evinin sokağındaki kedi ve köpekleri azarlayıp, kendi kendine söylenerek evine girdi.
amcamız ve teyzemiz akşam yemeğinin ardından a haber izleyip ortadoğu’nun norveç'inde yaşamanın keyfine varıp, çaylarını yudumladılar.
ama bütün bunlar olurken sevgili sağlık bakanlığımız ise risk grubunda olmayan gençlerin gittiği ve ne hikmetse sadece alkollü eğlence mekanlarını kapatma kararı aldı. çok ilginç gerçekten.
normalde risk grubundaki ihtiyarları evlerde tutarak tedbir alınması gerekirken böyle değişik kararlar alınması konuyu fazlasıyla manidar yapıyor.
edit: ekşi sözlük’te gerçekten okuduğunu anlamayanların oranı, anlayanlardan daha fazla.
oğlum, ben karar yanlış mı dedim? 'manidar' dedim, 'manidar'. tek başına alkollü eğlence mekanlarının kapatılmasını eleştirdim. varsın kapatsınlar ama beraberinde bütün toplanma alanları da kapatılsın ki alınan karar bir boka yarasın.
sen, cuma günleri barlardan daha kalabalık olan camileri, gün içinde tıklım tıklım olan alışveriş merkezlerini, iğne atsan yere düşmeyecek semt pazarlarını değil de sadece cuma ve cumartesi geceleri kalabalık olan alkollü eğlence mekanlarını kapatırsan ben de altında bir bit yeniği ararım.
hani koronavirüs kapsa ölecek amcalar varya geçtiğimiz cuma dip dibe, üst üste namaz kıldılar. camiden çıkarken ayakkabılarını almak için birbirlerine dokunup, selamlaşıp, konuştular. akşam da kıraathaneye gidip okey oynayıp "hökümetimiz çohk eyi” goygoyu yaptılar.
oradan eve geçtiler, evde onu bekleyen hacı teyzemizle aynı sofrada yemek yiyip, aynı yatakta uyudular. formu yerinde olanlar belki işi biraz daha ileri götürmüş olabilir orasını bilemeyiz tabii.
neyse, sabah olup uyandılar. ne hikmetse tam toplu taşımanın yoğun kullanıldığı saatlerde ücretsiz akbilleriyle amcamız pazara, teyzemiz ise altın gününe gitti.
sonra amcamız pazar piyasasını çek edip, camiye gidip öğle namazını eda etti. namazın ardından mahalle esnafını ziyaret ede ede vakit geçirip ikindiyi de kıldıktan sonra eve geçti.
teyzemiz ise akşam yine toplu taşımanın en kalabalık olduğu saatte eve dönerken bim, a101 ve şok gibi marketleri gezip ucuz ne varsa topladı. evinin sokağındaki kedi ve köpekleri azarlayıp, kendi kendine söylenerek evine girdi.
amcamız ve teyzemiz akşam yemeğinin ardından a haber izleyip ortadoğu’nun norveç'inde yaşamanın keyfine varıp, çaylarını yudumladılar.
ama bütün bunlar olurken sevgili sağlık bakanlığımız ise risk grubunda olmayan gençlerin gittiği ve ne hikmetse sadece alkollü eğlence mekanlarını kapatma kararı aldı. çok ilginç gerçekten.
normalde risk grubundaki ihtiyarları evlerde tutarak tedbir alınması gerekirken böyle değişik kararlar alınması konuyu fazlasıyla manidar yapıyor.
edit: ekşi sözlük’te gerçekten okuduğunu anlamayanların oranı, anlayanlardan daha fazla.
oğlum, ben karar yanlış mı dedim? 'manidar' dedim, 'manidar'. tek başına alkollü eğlence mekanlarının kapatılmasını eleştirdim. varsın kapatsınlar ama beraberinde bütün toplanma alanları da kapatılsın ki alınan karar bir boka yarasın.
sen, cuma günleri barlardan daha kalabalık olan camileri, gün içinde tıklım tıklım olan alışveriş merkezlerini, iğne atsan yere düşmeyecek semt pazarlarını değil de sadece cuma ve cumartesi geceleri kalabalık olan alkollü eğlence mekanlarını kapatırsan ben de altında bir bit yeniği ararım.
muhabir: ‘bundan sonra kişilere mikrofon dağıtılabilirse bu kadar bağırmak zorunda kalmayız.’
koca:’pardon, afedersiniz’
bakanım bu hükümette işini sizin gibi yapanı görmeye hasret kalmışız. muhabiri terslemek yerine afedersiniz dedi ve üzerine espri bile yaptı.
koca:’pardon, afedersiniz’
bakanım bu hükümette işini sizin gibi yapanı görmeye hasret kalmışız. muhabiri terslemek yerine afedersiniz dedi ve üzerine espri bile yaptı.
beter olsun ve hatta daha da beter olsunlar
bugünlerde kendisi hakkında pozitif düşünmeye çalışıyorum. çünkü negatifliği hiç sevmem. inşallah her şey pozitiftir. siz de pozitif düşünün pozitif olsun.
ben yas olarak bu hastalik karsisinda bagisiklik sistemimin yeterli olacagini dusunuyorum ve kendim icin cekinmiyorum ancak bana bulasirsa bulastirabilecegim yaslilar,bagisiklik olarak zayif durumda olan insanlar,kanser tedavisi sonrasi korunmasiz bir halde olan hastalar ya da kronik rahatsizliklari olan insanlari dusundugum icin ciddiye aliyorum. siz de ciddiye alin amina koyduklarim.
gitsinler çin cumhurbaşkanından talep etsinler. ama adam makatlarına yarasa şiş sokarsa karışmam. ytd.
sözlük düşecek dediği için sabah 9 da tüm parama dolar aldım ve şimdiden artidayim. sözlük ne diyorsa tersini yapın her zaman kazanirsiniz. bu sözlüğün yazısız kuralıdır cahil yuvası burası.
80 yaşındaki insanın topluma faydası olmadığını söyleyen ergen, senin o beğenmediğin 80 yaşındaki adam yıllar yılı çalıştı vergisini verdi, senin gibi boş beleşçi değil, 2. dünya savaşını gördü, senin gibi klavye başında boş muhabbetler yapmaya da zamanı olmadı. buhran gördü, çile gördü, hayatın değerini senden daha iyi biliyor büyük ihtimalle.
lafım bu durumu bu kadar basitleştirebilmene! bu durum seni üzüyor olmalıydı. elden bir şey gelmemesi, çaresiz hissetmek seni boğuyor olmalıydı.
burada işin bu raddeye gelmesine üzüleceğine, bu durumdan ders çıkaracağına 80 yaşında adam boşver yeaa diyorsun!
senin ne düşündüğün umrumda değil aslında, kendini eğitememişsin belli ki.
bu entryi asıl yazma sebebim senin bu düşünce yapının geleceğimizi nasıl olumsuz etkileyebileceğini göstermek.
demek ki sen bu durumdan ders çıkarmayacaksın, böyle bir durum olduğunda 80 yaşındaki bireyleri de kurtarmaya çalışmak için çalışan, şimdiden önemler alan bir nesil olmayacaksın.
çok yazık!
lafım bu durumu bu kadar basitleştirebilmene! bu durum seni üzüyor olmalıydı. elden bir şey gelmemesi, çaresiz hissetmek seni boğuyor olmalıydı.
burada işin bu raddeye gelmesine üzüleceğine, bu durumdan ders çıkaracağına 80 yaşında adam boşver yeaa diyorsun!
senin ne düşündüğün umrumda değil aslında, kendini eğitememişsin belli ki.
bu entryi asıl yazma sebebim senin bu düşünce yapının geleceğimizi nasıl olumsuz etkileyebileceğini göstermek.
demek ki sen bu durumdan ders çıkarmayacaksın, böyle bir durum olduğunda 80 yaşındaki bireyleri de kurtarmaya çalışmak için çalışan, şimdiden önemler alan bir nesil olmayacaksın.
çok yazık!
olaya bak. biz de 5 paket makarna bir teneke yağ aldık diye kendimizi stok yapıyor zannettik.
altın yukarı fırlarken; en güvenli liman, savaş/salgın gibi zamanlarda en geçerli akçe, asla para gibi pula dönmez diyenler şimdi altın dibe batarken bu sefer de millet nakite dönüyor, likit en geçerli akçedir diye argüman sıçıyor.
tek gerçek şu ki hiç birimiz bir bok bilmiyoruz. rüzgarın yönüne göre açıklama yapmayı bırakın faydasızlar.
tek gerçek şu ki hiç birimiz bir bok bilmiyoruz. rüzgarın yönüne göre açıklama yapmayı bırakın faydasızlar.
(bkz: ebu lökosit)
https://twitter.com/…ist/status/1239476049123123200
ayrıca yaşanan gecikmelerin kredi notunu ve sicili etkilememesi sağlanmalı.
corona virüs dolayısıyla mağdur olan çok sayıda insan var, 2 ay boyunca sokağa çıkıp borç ödemek zorunda bırakmayın bizi
ayrıca yaşanan gecikmelerin kredi notunu ve sicili etkilememesi sağlanmalı.
corona virüs dolayısıyla mağdur olan çok sayıda insan var, 2 ay boyunca sokağa çıkıp borç ödemek zorunda bırakmayın bizi
bu hafta kılınacak cuma namazı haftaya ertelenebilir. bi arkadaşım diyanette tespih o söyledi.
edit: bi arkadaşım ekolü yine haklı çıktı. şaka bir yana geç alınmış doğru karar.
edit: bi arkadaşım ekolü yine haklı çıktı. şaka bir yana geç alınmış doğru karar.
ekrem imamoğlu iki gün tatile gidince böğürenler nerede?
şu bahçeye 15 tane masa 60 tane sandalye atmak o kadar zor mu yahu? millet karton kağıtların üstüne oturmuş iki büklüm yemek yemeye çalışıyor. suriyelilere 40 milyar harcadıysanız şuraya masa sandalye koyun bari.
lan zeka testi mi bilgi yarışması mı yapıyorsunuz? belli işte neyini yazıyorsunuz teker teker?
gerçekten gidecekse italya sınırına kadar kendi arabamla götürürüm. 5 kuruş da istemem.istediği yerde mola da veririm. kahve, espresso falan içeriz :)
inşaat sektöründe çalışan birisi olarak kesinlikle şu mantık var , " aman parama birşey olmasın eleman en fazla geberip gider yenisini alırız " tam bu mantık var, paranız içinde boğulursunuz inşallah...
kimseye test yapmazsanız vaka da ortaya çıkmaz... burada olduğu gibi..
ülkede güzel şeyler de oluyormuş,
umarım motoru bağıran bütün barzolara aynı cezayı katmerli katmerli geçirirler.
umarım motoru bağıran bütün barzolara aynı cezayı katmerli katmerli geçirirler.
bu tür haberleri yalanlayanların özgüveninin nerden geldiğini merak ediyorum.
hayır biraz mantık yürütülse süreç nereye gidiyor net görülür. ne yani inkar edilince problem ortadan kalkıyor mu?
tele1 güvenilirdir değildir bilmem. fakat havuz medyasına inanıp karar alanlar varsa bir daha düşünsünler derim, en azından diğer ihtimali de atlamasınlar.
herkes çevresini uyarmalı; çok acil bir rahatsızlığınız yoksa hastanelerden uzak durun mesela. kulak-göz muayenesi için gitmeyin, diyetisyene gitmek hayati değil 1-3 ay bekleyin. gezmeyin.
rutin alışkanlıklarınızı bırakın bir süre.
şeffaf olmayan, liyakat sorunu bulunan bir ülkede ne kadar güvende hissedebilir ki bir insan?
ayrıca test yapma sayısı arttırılsın, güney kore örneği var, yetkililer oradaki önlemleri uygulasın. yoksa italya gibi olmak istemiyoruz.
hayır biraz mantık yürütülse süreç nereye gidiyor net görülür. ne yani inkar edilince problem ortadan kalkıyor mu?
tele1 güvenilirdir değildir bilmem. fakat havuz medyasına inanıp karar alanlar varsa bir daha düşünsünler derim, en azından diğer ihtimali de atlamasınlar.
herkes çevresini uyarmalı; çok acil bir rahatsızlığınız yoksa hastanelerden uzak durun mesela. kulak-göz muayenesi için gitmeyin, diyetisyene gitmek hayati değil 1-3 ay bekleyin. gezmeyin.
rutin alışkanlıklarınızı bırakın bir süre.
şeffaf olmayan, liyakat sorunu bulunan bir ülkede ne kadar güvende hissedebilir ki bir insan?
ayrıca test yapma sayısı arttırılsın, güney kore örneği var, yetkililer oradaki önlemleri uygulasın. yoksa italya gibi olmak istemiyoruz.
malum karakter kısıtlaması.burak akkul ve eşinin corona şüphesi ile karantina altına alınması olacak başlığın tam hali.
edit: burak akkul videoyu kaldırmış. kayıt etmediğim için video elimde yok. eşi seda akkul hikaye paylaşmış halen sonuçları beklediklerini iletti. bu arada seda akkul kendisinin karantinada olmadığını, sadece test yaptırdığını söyledi.
edit 2 : yeni link geldi
haber linki
edit 3: burak akkul dan yeni paylaşım geldi. kendisine korona pozitif tedavisi uygulandığını açıkladı.
son açıklama
evet yeni soru 18 kişiye burak akkul dâhil mi değil mi?
gerekirse başlık şüpheden pozitif olmasına çevrilsin.
öncesinde burak akkul'da kim diyenler için: tv2 kanalında çok gezenti programının sunucusudur kendisi.
kendisi ve eşi 5 gündür virüs şüphesi ile kartal eğitim araştırma hastanesinde tedavi olmalarına rağmen testin pozitif mi negatif mi olduğunu hakkında bir yanıt alamamalarından dert yakınıyor.
acaba durumu ciddi olmayanlar vaka sayısına dahil edilmiyorlar mı?
ayrıca merak ettiğim bir konu neden vakaların ilçe bazında nerede olduğu açıklanmıyor. insanlar buna göre daha yüksek önlem alırlar.
vaka yerlerinin açıklanmaması ilgili çok mesaj aldım. kitlesel hareketlerin önüne geçmek, virüsün önüne geçmek için yapıldığı, italya'da virüsün yayılma hızının bundan dolayı arttığı bilgileri geldi. yeşillendiren suserlere teşekkürler. bu açıdan bakınca doğru bir yöntem.
kaynak
edit: burak akkul videoyu kaldırmış. kayıt etmediğim için video elimde yok. eşi seda akkul hikaye paylaşmış halen sonuçları beklediklerini iletti. bu arada seda akkul kendisinin karantinada olmadığını, sadece test yaptırdığını söyledi.
edit 2 : yeni link geldi
haber linki
edit 3: burak akkul dan yeni paylaşım geldi. kendisine korona pozitif tedavisi uygulandığını açıkladı.
son açıklama
evet yeni soru 18 kişiye burak akkul dâhil mi değil mi?
gerekirse başlık şüpheden pozitif olmasına çevrilsin.
öncesinde burak akkul'da kim diyenler için: tv2 kanalında çok gezenti programının sunucusudur kendisi.
kendisi ve eşi 5 gündür virüs şüphesi ile kartal eğitim araştırma hastanesinde tedavi olmalarına rağmen testin pozitif mi negatif mi olduğunu hakkında bir yanıt alamamalarından dert yakınıyor.
acaba durumu ciddi olmayanlar vaka sayısına dahil edilmiyorlar mı?
ayrıca merak ettiğim bir konu neden vakaların ilçe bazında nerede olduğu açıklanmıyor. insanlar buna göre daha yüksek önlem alırlar.
vaka yerlerinin açıklanmaması ilgili çok mesaj aldım. kitlesel hareketlerin önüne geçmek, virüsün önüne geçmek için yapıldığı, italya'da virüsün yayılma hızının bundan dolayı arttığı bilgileri geldi. yeşillendiren suserlere teşekkürler. bu açıdan bakınca doğru bir yöntem.
kaynak
dilbilimci değilim ama götten tespit sıçmayı severim başlığına hoş geldiniz.
hayatımda gördüğüm en boş adamın sözleri.
istanbul'da kurumsal bir şirketin genel merkezinde çalışıyorum, sağa sola dezenfektan koymaktan başka bir şey yapıldığı yok...
bu adam dur durak bilmeden çalışıyor, halkı bilinçlendirmeye ve bir takım önlemler almak için gayret gösteriyor. şu ana kadar coronavirüsle en etkin savaşan kişi konumunda benim gözümde. ilk vak'adan beri duruşu, bilim kurulunu etkin çalıştırması ve gerekli tedbir ve önlemlerin biran önce alınmasını sağlaması takdire şayan. böyle çalışan ve gayret gösteren devlet adamlarını görmeyeli uzun zaman olmuştu. bu şekilde devam etmesi dileğimle.
malın biri şöyle demiş “spor yaptığında vücut sıcaklığın yükseliyor vücut direncin artıyor psikolojik olarak dinç oluyorsun”
sen bu kafayla devam edersen yakın zamanda baya bi yükselecek vücut sıcaklığın merak etme. kendini bi yere kapat bari de millete mani olma. who’dan tut bakanlıklara uzmanlara herkes götünü yırtıyor mümkün oldukça kalabalık yerlere gitmeyin, temastan uzak durun diye, bu sığır dambılla corona virüsü yeneceğini sanıyor. ne diyeyim allah akıl fikir versin.
sen bu kafayla devam edersen yakın zamanda baya bi yükselecek vücut sıcaklığın merak etme. kendini bi yere kapat bari de millete mani olma. who’dan tut bakanlıklara uzmanlara herkes götünü yırtıyor mümkün oldukça kalabalık yerlere gitmeyin, temastan uzak durun diye, bu sığır dambılla corona virüsü yeneceğini sanıyor. ne diyeyim allah akıl fikir versin.
haftada 35 saat özel ders veren bir matematik öğretmeniyim. tatil diye çocuklar ikişer ders istiyor. bu hafta 70 saat çalışacağım. ne yapacağımı bilemiyorum. tıp hedefleri var, başarılı fen lisesi öğrencileri çoğu. ya çocuklar hasta olursa ya da ben olursam. sanırım yaşlandım. korkuyorum be sözlük. umarım bu bela bir önce geçer gider.
öneri sahibinin iq 3, bilemedin 5.
her takım için zaten ligin sonuna 8 maç var. 8 takımı çift devreli maç yaptırsan o takımların oynayacağı 14 maç yapar. e bırakın ligi bitsin o zaman.
edit: zorla okuduğunu anlamayanlar için “her takım” ve “takımların” ifadeleri eklenmiştir. öneri sahibi hepinizden akıllı galiba.
her takım için zaten ligin sonuna 8 maç var. 8 takımı çift devreli maç yaptırsan o takımların oynayacağı 14 maç yapar. e bırakın ligi bitsin o zaman.
edit: zorla okuduğunu anlamayanlar için “her takım” ve “takımların” ifadeleri eklenmiştir. öneri sahibi hepinizden akıllı galiba.
bu salgından sonra bir tane çekik gözlü
gezemez ülkeleri dışında.
gezemez ülkeleri dışında.
türk tabipler birliği, "hasta sayısının 18 kişiden çok daha fazla olduğuna dair duyum alıyoruz" diye açıklama yapmış..
kendi alanı dışındaki her konuda (köprü, tünel, nükleer santral, hes, terörle mücadele, barış pınarı harekatı vb) sürekli konuşan türk tabipler birliği, en çok konuşması gerektiği şu günlerde nihayet konuşmuş ama onu da duyum üzerinden yapmış..
bu heriflere söylenecek çok söz var ama neyse..
kendi alanı dışındaki her konuda (köprü, tünel, nükleer santral, hes, terörle mücadele, barış pınarı harekatı vb) sürekli konuşan türk tabipler birliği, en çok konuşması gerektiği şu günlerde nihayet konuşmuş ama onu da duyum üzerinden yapmış..
bu heriflere söylenecek çok söz var ama neyse..
netflix-steam ikilisidir.
ben dün tunus kupası, vietnam premier ligi, endonezya 2. ligine kombine yaptım, deneyebilirsiniz. gollü geçiyor maçlar ama than hoao takımından uzak durun.
şu karantinalı günlerde hazır yatıştayken anlatabilirsin, dinlerim. sohbetleyebiliriz de.
diyanet işleri başkanı virüs bulaştırmak kul hakkına girer demedi mi?
ne biçim hacı lan bunlar.
ne yapmaya çalıştıkları belli olmayan umrecilerdir.
ne biçim hacı lan bunlar.
ne yapmaya çalıştıkları belli olmayan umrecilerdir.
akp döneminde gerçekleşmiştir.
nickim. 2000 model 4. jenerasyon 1.6 versiyon.
40.000 km de almıştım. 160.000 km yi gördüm. zorunlu bakım-değişim haricinde hiçbir arıza vermedi. çok da konforluydu. uzun yolları keyif haline getirirdi. epey oldu ayrılalı. şimdi kimleyse yolu da, farı da açık olsun.
40.000 km de almıştım. 160.000 km yi gördüm. zorunlu bakım-değişim haricinde hiçbir arıza vermedi. çok da konforluydu. uzun yolları keyif haline getirirdi. epey oldu ayrılalı. şimdi kimleyse yolu da, farı da açık olsun.
cnnturk izlemiyoruz. başka kanalda denk gelirsek bakarız. alt yazıya korona virüs hdp chp gizli ittifakı yazmayı unutmasınlar.