eşinin üzerinden saldırmak çok yanlış kendi şahsıma böyle bir seye karşıyım.. özel hayatı sadece kendisini ilgilendirir...
şimdi soralım gökhan çıra 10 gün önce ne kadar tanınıyordu?
adam hakkında bilinenler özel hayatı hariç
vukuat 1
galatasaray altyapısında oynamış sonra gidip floryada fener forması ile altı işareti yapmış
vukuat 2
tuzlaspor'un galip geldiği maçtan sonra oynamamış olmasına rağmen kendisine pay çıkarmış abuk subuk paylaşım yaparak fenere yanlamaya başlamış
vukuat 3
muslera ve fatih terim ile ilgili söyledikleri
fatih terim'in maç sonu açıklamalarını anlamak istemeyen gerizekalı arkadaşlar için
hoca diyor ki; geçen hafta fıtık ameliyatı olmuş tebrik edecektim çok erken dönmüş...
ulan 1 hafta da fıtık ameliyatı olup yedek kulübesinde yerini alıyor adam... resmen tezgah olası bir tuzla galibiyetinde bu adamın neler yapacağını düşünebiliyor musun? düşünemez siniz çünkü net gerizekalısınız...
bu adamı savunan kim varsa engelleyin geçin rekabetin bile bir haysiyeti var bu alenen yav-şak-lık....
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
haber sayfasındaki yorumlardan birinde "inşallah kaybolanlardan birinin cesedi değildir" okudum. yani o ikisi ölmesin de kim ölürse ölsün. bu mudur?
“hassiktir be rıfat abi”
devlet, elektrik kablolarını yasaklamak için daha kaç tane can kaybetmeyi bekliyor acaba ?
kablo yüzünden burada vatandaş ölüyor.
neden kabloya ulaşım bu kadar kolay ?
kablo yüzünden burada vatandaş ölüyor.
neden kabloya ulaşım bu kadar kolay ?
en iyi sigara içilmeyen sigaradır.
sigara içmeyin içirmeyin ne bok var lan bu merette millet müptelası olmuş.
sigara içmeyin içirmeyin ne bok var lan bu merette millet müptelası olmuş.
araştırın bu hanzo rize, yada trabzon lu değilse sözlük yazarlığını 15 gün askıya alıcam.
edit :mesaj atmış hanzolar ne demek istiyon diye.
gayet açık değil mi...
edit :mesaj atmış hanzolar ne demek istiyon diye.
gayet açık değil mi...
bir fenerli olarak böyle bir şey yapacağına inanmadığım kalecidir. zaten ortada görüntü falan da yok.
bazıları şöyle karaktersiz böyle şerefsiz falan yazmış. lan adamın neyini gördünüz. ben yıllardır en olaylı derbilerde bile bu adamın saçma sapan bir hareketini görmedim. en fazla önde olduğu maçlarda topu oyuna yavaş sokmuştur.
bazıları şöyle karaktersiz böyle şerefsiz falan yazmış. lan adamın neyini gördünüz. ben yıllardır en olaylı derbilerde bile bu adamın saçma sapan bir hareketini görmedim. en fazla önde olduğu maçlarda topu oyuna yavaş sokmuştur.
abd destekleriyle kendine saray yaptirmayip, bilim ve üretime yatirim yapan vatansever yöneticileri sayesinde.
muslera “yumruk atmadım” diyorsa, o yumruk atılmamıştır. kendisi ülkemizde bunu söyletebilecek 2-3 futbolcudan birisidir. dağılabilirsiniz.
not: atibaspor
not: atibaspor
(bkz: eğitimsizlik)
neydi o güzel aforizma?
"eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın."
neydi o güzel aforizma?
"eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın."
bunları biliyor musunuz?
izmir'de nutella'ya nuğdem diyorlarmış.
izmir'de nutella'ya nuğdem diyorlarmış.
(bkz: nusr-at)
beşiktaşlıyım ve bu polemik beşiktaş ve tuzlaspor arasında olsaydı malum camia yazarları şimdi türlü şebeklikleri yapar ve beşiktaş'a saldırırdı ama dedik ya beşiktaşlıyız - doğruyu konuşmamız lazım...
sen 100 yılık bir kulübü zamansız yakalayıp yendin diye havalara girer adamların büyüklüğüne laf edersen adam de gelir böyle kendi evinde çakar gönderir.
galatasaray'ı kutlarım.
büyük takım böyle reaksiyon verir...
adamları yenince "vay efendim büyüklük öyle olmuyor" de. koyduklarında "e onun rakibi psg".
şu "bizim paramız" muhabbeti de komik olmuş.
muslera gibi bu ülkede yıllarca profesyonelliğin simgesi olmuş - ülkemize değerlerimize saygı duyup ekmeğini kazanmış bir sporcuya şunları söylemek cidden ayıp...
sen 100 yılık bir kulübü zamansız yakalayıp yendin diye havalara girer adamların büyüklüğüne laf edersen adam de gelir böyle kendi evinde çakar gönderir.
galatasaray'ı kutlarım.
büyük takım böyle reaksiyon verir...
adamları yenince "vay efendim büyüklük öyle olmuyor" de. koyduklarında "e onun rakibi psg".
şu "bizim paramız" muhabbeti de komik olmuş.
muslera gibi bu ülkede yıllarca profesyonelliğin simgesi olmuş - ülkemize değerlerimize saygı duyup ekmeğini kazanmış bir sporcuya şunları söylemek cidden ayıp...
iyi bir huy mudur yoksa kötü mü bilemediğim şey. açık sözlü olduğumdan dolayı hep kaybettim. kazandıklarım, kaybettiklerimin yanında bir kum tanesi kadar bile değildir; ancak insanların yalanlarını, iki yüzlülüklerini ve karaktersizliklerini yüzüne vurmadan duramıyorum. bunu yapmadığım zaman kendime ihanet etmiş gibi hissediyorum.
ulan biz başka itude mi okuduk yoksa
isim değil ama bir logo önerisinde bulunabilirim. +18 (kötü espri)
7 haziran seçimlerinde pkk'yı aradan çıkarmak üzereyken akp-pkk komplosuyla seçimlerin iptal edilmesi sonucu terör olayları uykusunda 2 polisin öldürülmesiyle tekrar başlamıştı. sonra o polisleri ev arkadaşlarının öldürdüğü söylendi. pkk zaten hiç üstlenmedi.
şimdi mantıklı düşünen var mı bu ulusalcı-milliyetçi şahıslar da? yok.
bu savaşın sürmesi pkk-akpye yararken bu adam siyaset yapmak istedi yaptırmadılar.
sonra haksız ve hukuksuz hapse attılar.
bunlara sesini çıkarmayan davarlar adamın karikatür çizmesine bile karşılar.
beyin bedava ama bu dallamalarda yok işte.
hdp aktif siyaset yapabilseydi bugün şehit haberleri de gelmezdi ama o zaman siz nasıl milliyetçilik mastürbasyonu yapardınız değil mi? illa birileri ölsün.
haa seloya sıra gelene kadar fetönün siyasi ayağı yani akpnin tamamını da sorgulayın. onlar yüzünden terörden daha fazla insan mağdur oldu. ama onlarda sizin umrunuzda değil. küçücük çocukların denizlerde nehirlerde boğulmaları da önemli değil çünkü onlar akpnin bir zamanlar deli gibi desteklediği "fetöcü".
allah varsa zaten hepinizin yeri hazır yukarıda vicdansız allahsızlar...
şimdi mantıklı düşünen var mı bu ulusalcı-milliyetçi şahıslar da? yok.
bu savaşın sürmesi pkk-akpye yararken bu adam siyaset yapmak istedi yaptırmadılar.
sonra haksız ve hukuksuz hapse attılar.
bunlara sesini çıkarmayan davarlar adamın karikatür çizmesine bile karşılar.
beyin bedava ama bu dallamalarda yok işte.
hdp aktif siyaset yapabilseydi bugün şehit haberleri de gelmezdi ama o zaman siz nasıl milliyetçilik mastürbasyonu yapardınız değil mi? illa birileri ölsün.
haa seloya sıra gelene kadar fetönün siyasi ayağı yani akpnin tamamını da sorgulayın. onlar yüzünden terörden daha fazla insan mağdur oldu. ama onlarda sizin umrunuzda değil. küçücük çocukların denizlerde nehirlerde boğulmaları da önemli değil çünkü onlar akpnin bir zamanlar deli gibi desteklediği "fetöcü".
allah varsa zaten hepinizin yeri hazır yukarıda vicdansız allahsızlar...
10 yıl hapis alan çalışandır.
suçun ne? cb'nin sgk kaydına baktım.
adam karısını öldürse, 5 yıl ile yırtardı. adam yolsuzluk yapsa, en fazla kurumdan ihraç edilirdi. adam atatürk'e hakaret etse, muhtemelen kıdem alırdı.
ne yapmış? neymiş bu yüce suç? cb'nin sgk kaydına bakmış.
ne varsa artık orada, nerede bir sgk kaydı varsa artık geçmişte.
suçun ne? cb'nin sgk kaydına baktım.
adam karısını öldürse, 5 yıl ile yırtardı. adam yolsuzluk yapsa, en fazla kurumdan ihraç edilirdi. adam atatürk'e hakaret etse, muhtemelen kıdem alırdı.
ne yapmış? neymiş bu yüce suç? cb'nin sgk kaydına bakmış.
ne varsa artık orada, nerede bir sgk kaydı varsa artık geçmişte.
house'u 3 kez baştan sona farklı arkadaşlarla tekrar izleyip top 10 listesine koymuş bir izleyicisi ve fanatiği olarak... hem de hekim olarak söylüyorum ki ;
arkadaşlar şaka mısınız? sanki amerikayı keşfetmiş gibi "taklit bu taklit" deyip duruyorsunuz? gerçekten kafatasınızın içindeki organı kullanıyor musunuz siz? saksı mı o?
evet bu house md uyarlaması. bunu tekrar söyleyince ne hissediyorsunuz? adamlar yayın hakkını senaryosunu satın alıp tekrar çekmişler evet. yani bunu başkası anlamamış falan mı sanıyorsunuz? gizlice aşırıp diziyi çaktırmadan türkçe mi çektiler falan diye düşündünüz?
evet bizler sosyal medya manyakları ekşisözlük yazarları internetten dizi takip edenler hepimiz izledik house'u... ama peki hiç izlememiş olan türk izleyicisi? ülkedeki herkes izledi mi?
açıkçası ben de adını duyunca güldüm şaşırdım dalga geçtim ama evet adamlar yapmış be oğlum.. tabii ki domuz eti yerine çiğköfteden bulaşacak sistiserkozis ... adı üzerinde uyarlama.. bize göre uyarlayacaklar. değişiklikler yapacaklar ufak tefek. ama özünde medikal geçiş videolarına kadar uğraşılmış emek verilmiş işte..
ben anneme altyazılı yabancı dizi izletemem ama bunu izler işte.. shameless'i de izlemez ama bizim hikaye olunca izledi..
bu dizinin hedef kitlesi house'u zaten izlemiş olan sizler değilsiniz. ekran başındaki diğer türk izleyicisi. bunu anlamanız için azıcık beyin gerekiyor herhalde ve şurada "gider house izlerim, olmamış" diye binlerce aynı içerikli mesaj atan hiçbirinizide o organdan yok sanırım. hastalansanız hiçbirinize house bakmazdı beyinsiz bu diye emin olun !
arkadaşlar şaka mısınız? sanki amerikayı keşfetmiş gibi "taklit bu taklit" deyip duruyorsunuz? gerçekten kafatasınızın içindeki organı kullanıyor musunuz siz? saksı mı o?
evet bu house md uyarlaması. bunu tekrar söyleyince ne hissediyorsunuz? adamlar yayın hakkını senaryosunu satın alıp tekrar çekmişler evet. yani bunu başkası anlamamış falan mı sanıyorsunuz? gizlice aşırıp diziyi çaktırmadan türkçe mi çektiler falan diye düşündünüz?
evet bizler sosyal medya manyakları ekşisözlük yazarları internetten dizi takip edenler hepimiz izledik house'u... ama peki hiç izlememiş olan türk izleyicisi? ülkedeki herkes izledi mi?
açıkçası ben de adını duyunca güldüm şaşırdım dalga geçtim ama evet adamlar yapmış be oğlum.. tabii ki domuz eti yerine çiğköfteden bulaşacak sistiserkozis ... adı üzerinde uyarlama.. bize göre uyarlayacaklar. değişiklikler yapacaklar ufak tefek. ama özünde medikal geçiş videolarına kadar uğraşılmış emek verilmiş işte..
ben anneme altyazılı yabancı dizi izletemem ama bunu izler işte.. shameless'i de izlemez ama bizim hikaye olunca izledi..
bu dizinin hedef kitlesi house'u zaten izlemiş olan sizler değilsiniz. ekran başındaki diğer türk izleyicisi. bunu anlamanız için azıcık beyin gerekiyor herhalde ve şurada "gider house izlerim, olmamış" diye binlerce aynı içerikli mesaj atan hiçbirinizide o organdan yok sanırım. hastalansanız hiçbirinize house bakmazdı beyinsiz bu diye emin olun !
"ya intiharın eşiğine geldim ben" diyor adam, sesi titreye titreye.
işsizlikten kırılan bir vatandaşa git peçete sat diyor vali.
herkes sesini yükseltmeye başladığında inanın güzel şeyler olmaya başlayacak.
sözlükte beni tanıyanlar bilir, sivri dilli bir muhalifim.
bu olay siyasi partilerin, her şeyin çok üstünde.
siyasi kimlikleri kaldırın rafa. vicdanınızla, merhametinizle dinleyin bu adamı.
adam valiliğe gidiyor, vali sırtını sıvazlayıp git peçete sat diyerek gönderiyor adamı.
akıl alır bir olay değil.
insanlar açlıktan, yoksulluktan eriyor.
yetmedi mi? yetmedi mi intiharlar? hiç mi kanınıza dokunmuyor?
durum gerçekten düşünülenden daha kötü.
adamın cebinde 11-12 lira para var. bu ayıp hepimizin.
bu ayıp bütün ülkenin. akp'li vekil uçakla kebap getiriyor bitlis'ten ankara'ya.
işte vatandaşın da hali bu.
şayet bu tabloya rağmen hala kör, sağır, dilsizi oynayacaksanız, oynayabilecekseniz hepinizin kalbini sikeyim. yere batsın siyasetiniz de lideriniz de.
arkadşalar fav'lamayın. ama bu başlık en az bir futbol, seks başlığı kadar gündemde kalsın. günlerce kalsın. sosyal medyanın gücünü hepimiz görüyoruz.
siyasilere nasıl geri adım attırıyor şahidiz. susmayın. elinizden gelen tek şey yazmak; bari onu yapın.
niccolo machiavelli der ki;
"eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini, alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir."
işsizlikten kırılan bir vatandaşa git peçete sat diyor vali.
herkes sesini yükseltmeye başladığında inanın güzel şeyler olmaya başlayacak.
sözlükte beni tanıyanlar bilir, sivri dilli bir muhalifim.
bu olay siyasi partilerin, her şeyin çok üstünde.
siyasi kimlikleri kaldırın rafa. vicdanınızla, merhametinizle dinleyin bu adamı.
adam valiliğe gidiyor, vali sırtını sıvazlayıp git peçete sat diyerek gönderiyor adamı.
akıl alır bir olay değil.
insanlar açlıktan, yoksulluktan eriyor.
yetmedi mi? yetmedi mi intiharlar? hiç mi kanınıza dokunmuyor?
durum gerçekten düşünülenden daha kötü.
adamın cebinde 11-12 lira para var. bu ayıp hepimizin.
bu ayıp bütün ülkenin. akp'li vekil uçakla kebap getiriyor bitlis'ten ankara'ya.
işte vatandaşın da hali bu.
şayet bu tabloya rağmen hala kör, sağır, dilsizi oynayacaksanız, oynayabilecekseniz hepinizin kalbini sikeyim. yere batsın siyasetiniz de lideriniz de.
arkadşalar fav'lamayın. ama bu başlık en az bir futbol, seks başlığı kadar gündemde kalsın. günlerce kalsın. sosyal medyanın gücünü hepimiz görüyoruz.
siyasilere nasıl geri adım attırıyor şahidiz. susmayın. elinizden gelen tek şey yazmak; bari onu yapın.
niccolo machiavelli der ki;
"eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şerefsizliğini, alçaklığını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir."
yeni kitap mı geliyor acaba dedirten tutar
(bkz: ingmar bergman)
kötü filmi yoktur , oyle gelse bile ben filmi anlamamışımdır. o derece iyidir.
(bkz: kieslowski) izlediklerim arasında hiç boş filmini görmedim.
kötü filmi yoktur , oyle gelse bile ben filmi anlamamışımdır. o derece iyidir.
(bkz: kieslowski) izlediklerim arasında hiç boş filmini görmedim.
bu aq başlığı kuyu gibi , düşünce çıkamıyorsun
takımının tuzlasporu yenerek kendisine tahtını geri verdiği td.
bulundugum ulkenin pasaportunu aldiktan sonra calistigim sirketin turkiye ve ortadogu genel muduru olarak donmeyi dusunuyorum.
en buyuk sebebi ise istanbul’dan her ulkeye direkt ucus olmasi.
edit : baktim olmuyor geri donerim.
en buyuk sebebi ise istanbul’dan her ulkeye direkt ucus olmasi.
edit : baktim olmuyor geri donerim.
akp bitlis milletvekili vahit kiler'in yaptığı fantastik eylem. ulan bu ülkede insanlar açlıktan çocuklarının önünde intihar ediyor. sorsan "komşusu açken tok yatan bizde değildir " diyen peygamberin ümmetiyiz derler. daha fazla cümle kurmak istemiyorum yoksa her an gg olabilirim.
--- spoiler ---
akp bitlis milletvekili vahit kiler, bitlis'in meşhur büryan kebabını yaptırıp uçakla meclis'e getirtti. 15 keçi, milletvekilleri büryan kebabı yemek için kesildi.
hükümete yakınlığıyla bilinen hürriyet yazarı abdulkadir selvi, meclis'te yaşanan bir olayı köşesine taşıdı.
selvi'nin hürriyet'te "erdoğan kime ‘chp ağzıyla konuşuyorlar’ dedi?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şöyle:
milletvekilleri büryan kebaba kaç puan verdi?
meclis’te bütçe görüşmeleri devam ederken, milletvekillerinin seçim bölgelerinden ikramlarını zaman zaman paylaşıyorum.
ak parti bitlis milletvekili vahit kiler de milletvekillerine bitlis’in meşhur büryan kebabından ikram etti. vahit kiler, büryan kebabını bitlis’te hazırlatıp uçakla ankara’ya getirtti. saray mutfağından günümüze kadar gelen büryan kebabı, bitlis’te keçi etinden yapılıyor. bunun için bitlis’te 15 keçi kesildi. keçi eti 1 gün soğukta bekletildi. büryan ustaları tarafından kızgın kuyularda pişirildi. sonra onlar paketlenip uçakla ankara’ya getirildi. ama iş yine bitmedi. büryan kebabı meclis lokantasındaki buharlı fırında ısıtıldıktan sonra servis edildi. bitlis’le siirt arasında rekabet konusu olduğu için o işe girmeyelim ama bitlisli ustalar tarafından pişirilen büryan kebabı milletvekillerinden tam not aldı.
--- spoiler ---
kaynak
--- spoiler ---
akp bitlis milletvekili vahit kiler, bitlis'in meşhur büryan kebabını yaptırıp uçakla meclis'e getirtti. 15 keçi, milletvekilleri büryan kebabı yemek için kesildi.
hükümete yakınlığıyla bilinen hürriyet yazarı abdulkadir selvi, meclis'te yaşanan bir olayı köşesine taşıdı.
selvi'nin hürriyet'te "erdoğan kime ‘chp ağzıyla konuşuyorlar’ dedi?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili kısmı şöyle:
milletvekilleri büryan kebaba kaç puan verdi?
meclis’te bütçe görüşmeleri devam ederken, milletvekillerinin seçim bölgelerinden ikramlarını zaman zaman paylaşıyorum.
ak parti bitlis milletvekili vahit kiler de milletvekillerine bitlis’in meşhur büryan kebabından ikram etti. vahit kiler, büryan kebabını bitlis’te hazırlatıp uçakla ankara’ya getirtti. saray mutfağından günümüze kadar gelen büryan kebabı, bitlis’te keçi etinden yapılıyor. bunun için bitlis’te 15 keçi kesildi. keçi eti 1 gün soğukta bekletildi. büryan ustaları tarafından kızgın kuyularda pişirildi. sonra onlar paketlenip uçakla ankara’ya getirildi. ama iş yine bitmedi. büryan kebabı meclis lokantasındaki buharlı fırında ısıtıldıktan sonra servis edildi. bitlis’le siirt arasında rekabet konusu olduğu için o işe girmeyelim ama bitlisli ustalar tarafından pişirilen büryan kebabı milletvekillerinden tam not aldı.
--- spoiler ---
kaynak
alakasız olacak ama askerden kaçıp milliyetçilik oynayanlardan daha delikanlıymış demek ki bu kadın.
olaydan tamamen bağımsız olarak, pegasus o suyun parasını tahsil eder bence.
ulan ne pis şans varmış bizde de ha.. yok gökan çıra yok ciğerci aysel yok gürses bilmem ne, yok okan bebek! nerden çıktı bu tuzla yolumuza yahu, nerden denk geldik bunlara? iti köpeği bebeği kezosu kekosu kokosu orospusu işgal etti gündemimizi. kim lan bu adamlar? normalde hiç tanımadığım adamlar galatasaray sayesinde televizyona basına çıktı. bok çuvalları sizi.
her ne kadar zor olsa da eşimden boşanmak
son kadın makyajı bıraktığında
son etek sandığa kaldırıldığında
son saç boyandığında
beyaz adam sikiyle düşünmemesi gerektiğini anlayacak
son etek sandığa kaldırıldığında
son saç boyandığında
beyaz adam sikiyle düşünmemesi gerektiğini anlayacak
adını bilmesi
kendisine söylenilenleri anlaması
yine de takmayıp bildiğini okuması
kendisine söylenilenleri anlaması
yine de takmayıp bildiğini okuması
am göt meme?
kırmızı hapı yutmuş erkektir. instagram yalan bir dünya. insanlar olmadıkları şekillerde ordalar. herkes görünmez bir rekabetin içersinde. herkes birbiriyle yarışıyor. akıl almaz bir paylaşım yapma şevki söz konusu. motivasyon nedir? bu tartışılır. kendini bir şekilde ispat etmek midir? hoşlanılan kişiye yahut eski sevgiliye gönderme yapmak mıdır? storylerden sübliminal sosyoekonomik parametreleri vurgulayarak çapkınlık pususuna yatmak mıdır? nedir tüm bu vahşiliğin sebebi? bu terabytelarca veri israfının çıkış noktası nedir? alter egolarınız mı?
ya sen benim üst komşumsun edebiyat öğretmeni nezaket hanım. yaşın var 44-45. muntazaman toplumun yozlaşmasından, gençlerin kalitesizliğinden ve sosyal medyanın insanların hayatlarını esir almasından dem vurur, şikayet edersin. instagram'da boomeranglı, tek ayağın havada konsept çalışması yapıyorsun. e bu sen değilsin? söylediklerinle de gayet çelişkili eylemlerin. "neden?" diyemiyorsun kendisine bizzat. bu seni kavga etmeye yer arayan geçimsiz bir manyak yapıyor. içine atıyorsun. eski iş yerinden mesai arkadaşım tufan. altında şirket arabası, sürekli aux girişinden bağladığın telefondan açtığın spotify haftalık öneri playlistlerinden şarkılar çalarken story atıyorsun. derdin, gayen, amacın, maksadın nedir? ne oluyor onu yapınca? gittiğin her yerden story atıyorsun. nedir bu? "bakın siz evde otururken, her gün aynı işleri yaparken ben nereleri geziyorum ve cebimden sıfır para çıkıyor..." tribi mi? niye lan niye? ne gereği var bunun?
size binlerce kişi sayarım. yaptıklarıyla, topluma yansıttığı kişilikleri arasında uçurum olan. ben 4 yıl önce kapattım instagramımı. epey de bir takipçim vardı. "ben böyle gösteriş meraklısı ve düşüncesiz insanların arasında olmak istemiyorum" dedim ve tek kalemde sildim attım. bir yere gittiğinde, o yerin tadını çıkarmaktansa gelen her yemeği&içeceği ve ikramı paylaşmalısın ki herkes senin ne kadar ulvi bir şahsiyet olduğunu görmeli. olan var olmayan var, tok var aç var lakin bunlar instagram insanlarının siklerinde değil. empati yeteneğinden yoksunluk arşa çıkmış vaziyette. 1000-2000 dolarlık bir giyip, bir daha giymedikleri tişörtleriyle arz-ı endam eden fenomenleriyle, sponsorlu ürün almaktan ciğeri solmuş influencerlarıyla, fenomen olmak için doğan bebeklerle, diyetisyen ve estetisyenlerle, sağlıklı yaşamcılar ve fitnessçılarla akıllara durgunluk veren bir ortam instagram.
niye kullanayım arkadaş? niye bu eziyeti yapayım kendime ve beni takip eden insnalara? ben bir yere gitmem. gitsem de manzara, mekan fotoğrafı çekmem. gidemeyen biri görür, ufak çaplı bir hüzne gark olur. bu, yaşansın istemem. keza yemek, içmek işleri. asla fotoğrafını çekemem zaten kendim yapıyorum yediğimi. bir yere gitmem. gitsem de çekmem, kendi yaptığımı bile çekemiyorum çoğu zaman ayıp olur insanlara diye. hadi bunları geçtim, kendi meymenetsiz suratımı paylaşsam ne olacak? insanlar bunu mu görmek istiyor? yazdıklarım, fikirlerim ve düşüncelerimle var olabileceğim bir platformda olmak isterim. instagram'a da caption olarak yazılabiliyor yazı. ama kimsenin sikinde de-ğil. okumuyorlar. fotoğraftaki güzel kıza like'ı atıp uzuyorlar. belki milyarda bir ihtimal yazdığım yorumu görür ve profilime girer, beni de hoş bulur mantığıyla yorumlar yazılıyor. bu kadar. hepsi, her şey bu kadar. kof bir sanal ortam. kendi yarattığınız iç dinamikler. bu dinamiklere uygun insanların hiç "napıyoruz lan biz" demediği, kendini asla sorgulamadığı ve mutlu mesut takıldıkları, uygun olmayanların ise elendiği garip bir yer. kullanıp napacağız? ömer faruk ve banu çiftinin, 48 ay taksitle gittikleri bir haftalık santorini tatillerinin her dakikasından paylaşılan storylerini mi izleyeceğiz? geçim sıkıntısı ve enflasyon hiç yokmuşcasına, torpilli metin yazarı ve ajansçı tiplerin cuma ve cumartesi geceleri karaköy eğlencelerine mi tanıklık edeceğiz? her paylaştıkları bira ve rakı fotoğrafına like basıp iç huzurumuzu mu sağlayacağız? dünya sikine minare götüne tiplerin suma'daki partilerine bakıp gurur mu duyacağız? ne işimiz var lan bizim instagram'da? sırf müzmin abazanların "belki kız düşer" felsefesiyle ciddi paralar ödenerek aldıkları scottish shorthair kedilerin bile ahı yakamızı bırakmaz kullansak. biz vicdanlı ve sorgulayan insanlarız. instagram bizim neyimize?
ya sen benim üst komşumsun edebiyat öğretmeni nezaket hanım. yaşın var 44-45. muntazaman toplumun yozlaşmasından, gençlerin kalitesizliğinden ve sosyal medyanın insanların hayatlarını esir almasından dem vurur, şikayet edersin. instagram'da boomeranglı, tek ayağın havada konsept çalışması yapıyorsun. e bu sen değilsin? söylediklerinle de gayet çelişkili eylemlerin. "neden?" diyemiyorsun kendisine bizzat. bu seni kavga etmeye yer arayan geçimsiz bir manyak yapıyor. içine atıyorsun. eski iş yerinden mesai arkadaşım tufan. altında şirket arabası, sürekli aux girişinden bağladığın telefondan açtığın spotify haftalık öneri playlistlerinden şarkılar çalarken story atıyorsun. derdin, gayen, amacın, maksadın nedir? ne oluyor onu yapınca? gittiğin her yerden story atıyorsun. nedir bu? "bakın siz evde otururken, her gün aynı işleri yaparken ben nereleri geziyorum ve cebimden sıfır para çıkıyor..." tribi mi? niye lan niye? ne gereği var bunun?
size binlerce kişi sayarım. yaptıklarıyla, topluma yansıttığı kişilikleri arasında uçurum olan. ben 4 yıl önce kapattım instagramımı. epey de bir takipçim vardı. "ben böyle gösteriş meraklısı ve düşüncesiz insanların arasında olmak istemiyorum" dedim ve tek kalemde sildim attım. bir yere gittiğinde, o yerin tadını çıkarmaktansa gelen her yemeği&içeceği ve ikramı paylaşmalısın ki herkes senin ne kadar ulvi bir şahsiyet olduğunu görmeli. olan var olmayan var, tok var aç var lakin bunlar instagram insanlarının siklerinde değil. empati yeteneğinden yoksunluk arşa çıkmış vaziyette. 1000-2000 dolarlık bir giyip, bir daha giymedikleri tişörtleriyle arz-ı endam eden fenomenleriyle, sponsorlu ürün almaktan ciğeri solmuş influencerlarıyla, fenomen olmak için doğan bebeklerle, diyetisyen ve estetisyenlerle, sağlıklı yaşamcılar ve fitnessçılarla akıllara durgunluk veren bir ortam instagram.
niye kullanayım arkadaş? niye bu eziyeti yapayım kendime ve beni takip eden insnalara? ben bir yere gitmem. gitsem de manzara, mekan fotoğrafı çekmem. gidemeyen biri görür, ufak çaplı bir hüzne gark olur. bu, yaşansın istemem. keza yemek, içmek işleri. asla fotoğrafını çekemem zaten kendim yapıyorum yediğimi. bir yere gitmem. gitsem de çekmem, kendi yaptığımı bile çekemiyorum çoğu zaman ayıp olur insanlara diye. hadi bunları geçtim, kendi meymenetsiz suratımı paylaşsam ne olacak? insanlar bunu mu görmek istiyor? yazdıklarım, fikirlerim ve düşüncelerimle var olabileceğim bir platformda olmak isterim. instagram'a da caption olarak yazılabiliyor yazı. ama kimsenin sikinde de-ğil. okumuyorlar. fotoğraftaki güzel kıza like'ı atıp uzuyorlar. belki milyarda bir ihtimal yazdığım yorumu görür ve profilime girer, beni de hoş bulur mantığıyla yorumlar yazılıyor. bu kadar. hepsi, her şey bu kadar. kof bir sanal ortam. kendi yarattığınız iç dinamikler. bu dinamiklere uygun insanların hiç "napıyoruz lan biz" demediği, kendini asla sorgulamadığı ve mutlu mesut takıldıkları, uygun olmayanların ise elendiği garip bir yer. kullanıp napacağız? ömer faruk ve banu çiftinin, 48 ay taksitle gittikleri bir haftalık santorini tatillerinin her dakikasından paylaşılan storylerini mi izleyeceğiz? geçim sıkıntısı ve enflasyon hiç yokmuşcasına, torpilli metin yazarı ve ajansçı tiplerin cuma ve cumartesi geceleri karaköy eğlencelerine mi tanıklık edeceğiz? her paylaştıkları bira ve rakı fotoğrafına like basıp iç huzurumuzu mu sağlayacağız? dünya sikine minare götüne tiplerin suma'daki partilerine bakıp gurur mu duyacağız? ne işimiz var lan bizim instagram'da? sırf müzmin abazanların "belki kız düşer" felsefesiyle ciddi paralar ödenerek aldıkları scottish shorthair kedilerin bile ahı yakamızı bırakmaz kullansak. biz vicdanlı ve sorgulayan insanlarız. instagram bizim neyimize?
giri dinis biliti ilmik
ne kadar komik espriler bunlar.
ne kadar komik espriler bunlar.
işten eve gitmeyip de ne yapıcak? asıl ezik insan yalnızlığından korkandır. eve gidip kitap okuyor ve ya herhangi hobi ile uğraşıyor ise hiç de ezik değil. tüketim toplumu beyninizi yıkamasın.
kebabçı selo şöyle delikanlı bi adamdı. olaydan sonra dövdüm tokatladım derken savcılık ifadesinde fatih terim tarafından dayak yediğini söylüyordu.
eşi de özür dilemiş.
https://twitter.com/…ope/status/1207337684815040512
eşi de özür dilemiş.
https://twitter.com/…ope/status/1207337684815040512
kayıp malezya uçağına ne oldu?
sessiz kaldığı zamanda çok akıllanmış çok değişmiş. fevri hareketleri, tepkisel çıkışları azalmış, daha olgun, daha planlı ve daha görmüş geçirmiş davranıyor.
eli direkt gömlekten içeri atmaktan vazgeçmiş, önce yavaş yavaş güven kazanıyor. hey gidinin yılanoğlu, saçlar da ağarmış biraz.
eli direkt gömlekten içeri atmaktan vazgeçmiş, önce yavaş yavaş güven kazanıyor. hey gidinin yılanoğlu, saçlar da ağarmış biraz.
antepliyim yazmış, kendince şive yapıp “lo” yazmış. 35 yaşındayım, 7 kuşak gaziantepliyim. hayatımda bir defa bile “lo” diye konuşan gaziantepli görmedim, duymadım.
onun bunun evladı seni...
onun bunun evladı seni...
onu bunu boş verin de cumhurbaşkanı dediğin mansur yavaş gibi olmalı. net...
(bkz: the onion haberlerini gerçek zannetmek)
ne olur suphe duygusu gelistirin artik ne olur. ota boka surekli komplo teorisi kasiyorsunuz, ama ayni zamanda asparagas ya da sahte haberleri yediginiz yetmiyormus gibi etrafa da yayiyorsunuz. bu sekilde hic yol katedemeyiz. lutfen suphe duygusu gelistirin. lutfen.
ne olur suphe duygusu gelistirin artik ne olur. ota boka surekli komplo teorisi kasiyorsunuz, ama ayni zamanda asparagas ya da sahte haberleri yediginiz yetmiyormus gibi etrafa da yayiyorsunuz. bu sekilde hic yol katedemeyiz. lutfen suphe duygusu gelistirin. lutfen.
asla senin olmayacak dandik bir eve ömür boyu kira ödemekten daha iyidir, hem de 1000 kat daha iyi.
aynı kişi ile hem aldattım,hem aldatıldım.doğru yanlış kısmını irdelemeyeceğim.sonuçta herkesin bildiği cevaplar bendekilerde.
öncelikle şunu belirtmeliyim ki kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.bunu kendini aklamak için de söylemiyorum.eminim ki bu konuda kişilik olarak benden çok iyi olanlar vardır aramızda.
gün sonuna bakınca,aldatıldığımda o kişiye şans verdiğim için ve aldattığımda da kendimi affettirmek için uğraştığımdan dolayı çok pişmanım.hiç bi şey eskisi gibi olmuyor çünkü.ne sen ona,ne o sana güvenebiliyor.ortada güven olmayınca da hep suçlamalar giriyor işin içine.2 saat telefona bakmasa kafaya binbirtürlü sorular yerleşiyor.
ne aldatın,ne affedin,ne af dileyin.aldatmak sakarlık gibi bir kusur değil çünkü.aniden oluşan bir öfke kontrolsüzlüğü gibi bi şey de değil.baya baya planlı ve tasarlayarak adam öldürmek gibi.
öncelikle şunu belirtmeliyim ki kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.bunu kendini aklamak için de söylemiyorum.eminim ki bu konuda kişilik olarak benden çok iyi olanlar vardır aramızda.
gün sonuna bakınca,aldatıldığımda o kişiye şans verdiğim için ve aldattığımda da kendimi affettirmek için uğraştığımdan dolayı çok pişmanım.hiç bi şey eskisi gibi olmuyor çünkü.ne sen ona,ne o sana güvenebiliyor.ortada güven olmayınca da hep suçlamalar giriyor işin içine.2 saat telefona bakmasa kafaya binbirtürlü sorular yerleşiyor.
ne aldatın,ne affedin,ne af dileyin.aldatmak sakarlık gibi bir kusur değil çünkü.aniden oluşan bir öfke kontrolsüzlüğü gibi bi şey de değil.baya baya planlı ve tasarlayarak adam öldürmek gibi.
üzerinden bedavadan mağduriyet kasılan şehit babasıdır. her ne kadar doğru olduğunu bilmesem de. fakat lütfü türkkan davasında haklıdır. bütçe görüşmelerinde ziyaretçi yasağı varsa eğer şehit babası olman sana bu bu görüşmelere katılma ayrıcalığını vermez. yani aktroll ibnelere buradan ekmek çıkmaz.
tamam arkadaşlar, en baştaki sekansta espriler hakkıyla yapılmış zaten. bundan sonrakiler beyhude duruyor.
e-posta mı atıyorsun, yavaş mk.
yukarıda biri "türkiye kupası dışında her şey paralı oldu, bu ülkeyi bu hale sokanların amına koyayım" demiş.
ağzını öpeyim senin be. ulan ekşi sözlük'te olsa bazen esaslı adamlar çıkıyor içinden. helal olsun. allahını seviyim senin.
premier lig mi izlicen? d smart al.
la liga mı izlicen? digitürk al.
tivibu al, onu al, bunu al, ver allahım ver.
düşün ki bir futbolseversin, yasal yollardan maç izleyeceksin, aylık en az 300 indirmen lazım.
fenerlisin, iş seyahati sebebiyle sivas'a gittin, sivas'ın da maçı varmış akşam gideyim dedin; ya passolig'in olmadığı için gidemiyorsun, ya farklı passolig'in olduğu için maça giremiyorsun, ya da passolig ayağına 40 lira avantadan para ödüyorsun ama gitmek istediğin maçın bilet fiyatı 30 lira.
iddaa oynayacaksın. yasal yollardan hem ben, hem devletim kazansın diyorsun, bültenin başına geçiyorsun, tamamen seni sikmek için tasarlanmış bir fiyasko var karşında. 1.15, 1.20 gibi oranlarla götünü kaşıyorsun.
eee? lan adam verir mi o parayı sana? bağlatır evine superonline, dünyanın her ligini, her maçını 1, 2 dakika geriden cam gibi izler.
kalkar gider bi yasadışı bahis sitesinin kucağına düşer ama yine de yedirmez sana o parayı.
sen trt'sin, uçan kuştan, düşen böcekten vergi alıyorsun, haftada 1 maç yayınlama hakkın var, kalkmış bana city-arsenal maçı varken burnley izletiyorsun, hazır ki parayı da bok yolunda hiç ediyorsun.
oğlum bilinçli mi yapıyorsunuz lan bunları? halkını bu denli isyana, kavgaya sürükleyen başka bir devlet, mekanizma var mıdır?
3. dünya ülkesi olsan, kaynağım yok dersin götü kurtarırsın, ama lafa gelince avrupa seni kıskansın. haaaasssssssssssikkkkktir.
içimizi dökmüşken, tanım yükümüzü de surtımızdan atalım;
ekselansları messi'nin döşeyeceği maçtır.
ağzını öpeyim senin be. ulan ekşi sözlük'te olsa bazen esaslı adamlar çıkıyor içinden. helal olsun. allahını seviyim senin.
premier lig mi izlicen? d smart al.
la liga mı izlicen? digitürk al.
tivibu al, onu al, bunu al, ver allahım ver.
düşün ki bir futbolseversin, yasal yollardan maç izleyeceksin, aylık en az 300 indirmen lazım.
fenerlisin, iş seyahati sebebiyle sivas'a gittin, sivas'ın da maçı varmış akşam gideyim dedin; ya passolig'in olmadığı için gidemiyorsun, ya farklı passolig'in olduğu için maça giremiyorsun, ya da passolig ayağına 40 lira avantadan para ödüyorsun ama gitmek istediğin maçın bilet fiyatı 30 lira.
iddaa oynayacaksın. yasal yollardan hem ben, hem devletim kazansın diyorsun, bültenin başına geçiyorsun, tamamen seni sikmek için tasarlanmış bir fiyasko var karşında. 1.15, 1.20 gibi oranlarla götünü kaşıyorsun.
eee? lan adam verir mi o parayı sana? bağlatır evine superonline, dünyanın her ligini, her maçını 1, 2 dakika geriden cam gibi izler.
kalkar gider bi yasadışı bahis sitesinin kucağına düşer ama yine de yedirmez sana o parayı.
sen trt'sin, uçan kuştan, düşen böcekten vergi alıyorsun, haftada 1 maç yayınlama hakkın var, kalkmış bana city-arsenal maçı varken burnley izletiyorsun, hazır ki parayı da bok yolunda hiç ediyorsun.
oğlum bilinçli mi yapıyorsunuz lan bunları? halkını bu denli isyana, kavgaya sürükleyen başka bir devlet, mekanizma var mıdır?
3. dünya ülkesi olsan, kaynağım yok dersin götü kurtarırsın, ama lafa gelince avrupa seni kıskansın. haaaasssssssssssikkkkktir.
içimizi dökmüşken, tanım yükümüzü de surtımızdan atalım;
ekselansları messi'nin döşeyeceği maçtır.