Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu olayın tek sorumlusu bu tarz başlığı açan o kansızlar değil, bu başlıklara utanmadan entry giren sözlük yazarlarıdır.

kardeşim kafanıza silah mı dayıyorlar entry girmeniz için?
uyarmak mı istiyorsun? özelden mesaj atarsın.

"başlığa entry girilmemelidir. lütfen girmeyin arkadaşlar!111!" diye bir başlıyorsunuz başlık oluyor 10 sayfa.

yıllardır şu sözlükteyim henüz bir kere daha o tarz başlıklara entry girmemişimdir.
hadi her şeyi geçtim don't feed troll yahu! bunu da mı bilmiyorsunuz?

ne zaman o tarz başlıkları görsem dua ederim "lütfen gerizekalılık yapmasınlar" diye.

ama siz ısrarla o başlıkları doldurmaya devam edeceksiniz.
yazmayın kardeşim işte entry. doldurmayın o başlıkları kalsın 3-5 entry'de.
akhisarspor'un elleriyle galatasaray'a armağan ettiği kupa finali.

1-0 öndesin rahatsın o penaltıyı neden yaparsın? hadi yaptın allah'ın lütfu olarak diagne golü atamamışken 2. penaltıyı neden yaparsın?

bu maçı akhisarspor'a kaybettiren koç - fiko - gümüşdağ üçlüsü ve onların medyadaki beslemeleri, tetikçileridir.

özellikle akhisarsporlu futbolcular medya üzerinden yapılmakta olan operasyondan öylesine etkilenmişler ki gayet verilmesi gereken hakem kararlarına bile delicesine itiraz ettiler. ve tabi bunun sonucunda da maçtan koparak kupayı elleriyle galatasaray'a teslim ettiler.
(bkz: bak şurdan siktir git)

doğrusu için;

imamoğlu tekrar seçilince akp'nin "yoksullara yardım yapıyorum" diyerek derneklere verilen paranın %90'ını peşkeş çekip kalanı sadaka niyetine dağıtmasının önüne geçecek, yoksullara yardımın diğerlerini soymadan nasıl yapılacağını gösterecektir.

edit: sözkonusu derneklerin yoksullara yardım etme yöntemlerinden bir kısmını özel mesaj ile bildiren @aslagelmeyecektelefonubekleyenadam'a teşekkürler.

1 - ibb’den vakıflara “hizmet” raporu

2 - ibb’nin seçilmiş vakıflara desteği

3 - ibb ve “şeffaflık” sözü

4 - (bkz: ibb'nin 14 milyon liraya web sitesi yaptırması)

5 - (bkz: okçular vakfının 16.6 milyon tl yardım alması)

6 - (bkz: ibb'nin tügva için bina kiralaması)

7 - (bkz: ibb'nin ensar ve türgev'e 81.5 milyon vermesi)

8 - (bkz: ibb'den cübbelinin damadına milyonluk ihale)
merhaba, iyi günler. ben ruşen çakır.

34 yıllık gazetecilik, neredeyse 4 yıllık medyascope serüvenimle ilgili sorularınız, yorumlarınız ve eleştirileriniz varsa beklerim.

kanıt

edit: benim için zor ama keyifli bir söyleşi oldu. kuruldugundan beri uzaktan izledigim kimi zaman beni kızdıran, kimi zaman da cok mutlu eden sözlük demek ki böyle bir şeymiş. bu arada medyascope'un da bundan böyle sözlük'te oldugunu duyurmak isterim:https://eksisozluk.com/biri/medyascope herkese çok teşekkürler.

sorularınıza verilmiş yanıtları görmek için şu bağlantıyı kullanabilirsiniz: (bkz: ben ruşen çakır sorularınızı yanıtlıyorum/@rusen cakir)

not: soru cevap etkinliğini mobil ve web tarayıcınızdan takip edebilirsiniz.
bu tur okullarin ucreti, sinif farkini yansitmak icin boyledir. cocugunu ted koleji anaokuluna gonderen bir aile icin o para hicbir seydir.

sunu anlayin, herkesin vizyonu bir degil. o anaokuluna giden cocuk kendi statusunde olan cocuklarla takilir, benzer hayalleri paylasirlar. o kadar zengin bir cocugu, fakir cocuklarin arasina koyarsaniz, olasi problemlere goz kirparsiniz.

ayrica zenginler, henuz zihni bos bir defter gibi olan cocuklarinin fakirlikle ilgili konularla dolmasini istemezler.
bizim nesildir ama biz dahil olamadık. çok mu para istemişti lan acaba okul? hatırlamıyorum. hatırladığım şey ise parayı verenlerin otobüse doluşup sevinç çığlıklarıyla tatilya'ya gidişleri ve bizim de okulun arkasında futbolcu kartlarıyla pişti oynadığımız.
geri döndükleri zaman öyle bir anlatmışlardı ki bize şerefsizler o gece yattığımda hep orayı hayal etmiştim. bence okullardaki bu gezi işlerinin ya tamamen ücretsiz olması ya da hiç olmaması lazım.
- 1 civarı şehir de hareketli, zihin de. hiçbir şey sakinleşmiş değil.
- saat 2 gibi insan "birazdan yatarım" diye düşünmeye başlıyor. sanki bir eşik gibi o saat civarı. eşik atlandı mı, sabahı görüyor insan.
- saat 3'ten sonra etrafa yayılan dinginlik çok başka, ana rahmi gibi.
- 4'te kafa iyice dinlenmiş oluyor. zihin susuyor. şehir zaten susmuş. çok uzaklardan motor sesleri geliyor arada.
- saat 5 civarinda havada muazzam bir koku, tazelik oluyor. insanın içinde tarifsiz bir yenilik hevesi, doğayla beraber güne hazırlanıyor sanki hücreler. eskiler boşuna güneşten önce uyanın demiyorlar.
- 6 civarı havanın rengi dönüyor, akvaryum gibi, bebe mavisi, çivit mavisi gibi, inceden güneş boyuyor ufukları, apartmanlardan güç bela görünen bulutları.
- 7'ye doğru şehir hareketleniyor, hava artık dümdüz mavi, uzaklardan araba uğultuları sessizliği yırtıyor, yine hiçbir sey sakin değil.

gelgelelim gece uykusunun yerini hiçbir şey tutmuyor, düzeni bozmamak lazım.
keşke fatura gün sayısını okusaydı. biri 15 günlük diğeri 17 günlük. yıllardır yapılan rutin bir uygulama. benim de başıma geldi. ayrıca bunu öğreneceğin yer twitter değil. ararsın müşteri hizmetlerini durumu sorarsın. verilen cevap tatmin etmediyse twit at, kampanya başlat haber yap. hadi diyelim twitter üzerinden sordun
--- spoiler ---

"bu şimdi ne demek? mayıs ayı içinde 2. @igdaskurumsal faturası. ya beni enayi gördünüz ya da bir şeyler çeviriyorsunuz? benim gibi acaba ne kadarız? tatmin edici cevabınız nedir?"
--- spoiler ---

diye direk suçlayıcı "seni gidi seni bak beni dolandırmaya çalışıyordun ama ben seni yakaladım"şeklinde bir twit hiç atmazsın. dili cidden çok yanlış

tamam igdaş'ın bunu habersiz yapması bir hata. sözleşme dahilinde bunu yazıyor olsan bile haber verebilirsin. millete "lan bbiri bişi mi yaptı acaba" paranoyasına sokmazsın ki bunu yapman çok basit. zile basıp ev sakinlerine haber verebilir, mesaj atabilir, mail atabilir. hiç bişi yapmasan "bakım için doğalgaz saatinizi değiştirdik" diye yeni taktığın saate bir sticker yapıştırabilirsin.

ez cümle her iki tarafta hatalı. igdaş durumu bildirmemiş. portakal da bunu fırsata çevirmeye çalışmış. ülkenin bu gündeminde açıkçası saçma, üzücü ve komik olmuş. hele muhalefet topladığı puanları koruma, yeni puan ekleme çabasındayken muhalefete yakın bir gazetecinin yaptığı çok ama çok yanlış olmuş.
"üniversite yemekhanesinde simit 2.25 tl'den satılıyor. açma 2 tl. 4 yan, 1 ana yemeğin, 1 küçük suyun olduğu öğlen veya akşam yemeği için ise 13.25 tl isteniyor."

"2019-2020 yılı için yıllık yurt ücretleri 7.300 tl ile 26.000 tl arasında değişiyor. yol ve yemeğin dahil olmadığı bir yurt odasında 2 dönem konaklamak için 26.000 tl isteniyor."

diyen özyeğin öğrencilerinin, barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarına dair haklı taleplerini dile getirdikleri direniştir.

pankartlarındaki slogan çok doğru seçilmiştir. ne üniversite şirkettir ne de öğrenci müşteridir. hiçbir vakıf üniversitesi öğrenciye müşteri muamelesi yapamaz. zira kamu hizmeti icra etmektedirler ve yükümlülükleri diğer kuruluşlardan farklı düzenlenir. eğitim hizmetinin icrası için kamu tüzel kişisi olunması gerekmez ve kamu hizmetini yürütenlerce kâr amacı güdülmesi ilkesel olarak yasaklanmıştır. yürüten bir şirket olsa dahi kâr hedefi asla kabul edilemez. bedelsiz yürütülmesi esastır fakat hizmetin sunulmasındaki temel giderlerin dönüşümüne göre cüzi bir tutar regüle edilir.

okulun %65'inin burslu öğrencilerden teşkil olduğunu bilmeyen ve o öğrencilerin sıralamalarından haberi olmayan bazı tek hücrelilerin bomboş klişe argümanlarla hâlâ "parayla okuyorsunuz, ortalama devlet okullarına dahi kabul edilmezsiniz" diye zırvalaması trajikomiktir. keza özyeğinde tam burslu okuyan öğrenci istediği lisansta nerdeyse bütün devlet okullarına girebilirdi. ayrıca hatrı sayılır bir kalabalığın %35'lik dilimi baz alarak direnişi değerlendirmesi ve özyeğin'de burssuz okuyabilecek kadar parası olan bir burjuva öğrencinin temel ihtiyaçlara fahiş fiyatlarla erişilmesini sorun edip direniş öznesi olacağını düşünmesi akıl tutulmasıdır.

dolayısıyla saldıracak yer arıyorsanız kininizi mevcut ekonomik krizde binbir zorlukla yaşamını sürdürmeye çalışan öğrencilerin haklı direnişine değil, bu krizi fırsata çevirip faturasını öğrenciye kesmeye çalışan sermayeye yöneltin. öfkenizi dile getirecekseniz öğrenciyi değil, enflasyonun işsizliğin arşa çıktığı ülkede vergileri zamları vatandaşın sırtına yüklerken milyoner sermayedarların borçlarını çıkarı için silen hükümeti hedef alın. kamunun malını peşkeş çekenlerden sorun hesabı, isyanınızı berbat ekonomi politikalarıyla her geçen gün derinleştirdikleri bu krizin esas sorumlusu olan iktidara yöneltin.

ne o? cesaretiniz mi yok? asıl sorunu hedefte tutmak yerine en temel hakları için direnen öğrencileri linç etmeye devam o zaman.

direnişe selam olsun.
bak adamlar ulusal güvenlik için sadece yerli üretim cihaz kullanalım diyor.
biz bırak cihaz üretmeyi, iletişim aracımız olan türk telekom gibi kritik bir kurumu arap'lara satıyoruz.

he bu arada bizim reis de bir zamanlar iphone'yi protesto edip, samsung alın diyordu.
üretim olmayınca posta da koyamıyorsun haliyle. siktir et teknolojiyi, inşaata devam.
klasik akp stratejisinin izlerini taşıyan tivit. durumu kötü yönetilen ülkeden ve ekonomiden saptırıp partiler ve adaylar savaşına çekmeye çalışıyorlar. bilen bilir akp’nin de rte’nin de en iyi yaptığı şey kutuplaştırılmış ortamda cayır cayır retorik siyaset yapmalarıdır.

konuşsun dursunlar, odak noktası asla ama asla ekonomiden ayrılmamalı. olay akp ve rte düşmanlığına çekilince standart anadolu halkı yine konsolide oluyor. kaç seçim gördük idmanlıyız mantık yürütmek bu kadar zor olmamalı.

ciddiye almayın, galeyana gelmeyin. ibb başkan adayının aktroll gibi tivit atması komik olmuş ama söylemeden geçemeyeceğim.
son günlerdeki en iyi hakem performanslarından birini sergilemiştir. arkadaşlar allah için hiç mi futboldan anlamıyorsunuz yoksa trollük peşinde misiniz? lopez'in diagne'ye arkadan girişi net penaltı ve sarı kart. sonrasındaki şiddetli itirazı, hakeme 'puta' demesi ve elindeki su şişesini o şekilde yere fırlatması da ikinci sarı kart.

sizin karın ağrınız nedir yani?
net oğlu net penaltıdır. adamlar o kadar kuduruyor ki, penaltının haklı haksız tartışmasını geçtim ki, o konuda seslerini çıkaramıyorlar. galatasaray’ın kazanması kudurtuyor. penaltının kaldırılması gerekliliği başlığına entry giriyor çaresizlikten. altıpastan faul atışı kullanılsın filan diyor. izlediği oyunun baş kurallarından birini kabullenemiyor galatasaray kazandığı için. yazık lan, ahahahah.
türkiye coğrafi konum olarak asya ila avrupa arasında köprü görevi görmektedir. jeopolitik konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile çok önemli bir yerdedir.ezberletmediler mi coğrafya dersinde? başlığı açan kesin 2000'li 80-90 kuşağı böyle başlık açmaya utanirdi.
bunu eleştireceğine kendisine uçaklar aldırtan, başkente 1100 odalı saray, muğlada 300 odalı yazlık yaptıranları eleştirseniz daha doğru olmaz mı acaba? neymiş odasına xray taktırmış! 300 korumayla 30-40 araç konvoyla şov yapmadı en azından.
köy takımıyla oynamamamız gerektiğini net olarak gördüğümüz bir maçı geride bırakmış takım.

bu ne lan? sırf piçliğine çıkıyor herifler sahaya, kaybedecek hiçbir boku yok ha gayret ortamı geriyor kendini yere atıyor rakibe kart aldırmaya çalışıyor, nedir oğlum sizin galatasaray'a karşı piçlik motivasyonunuz? kimler mamalayıp yolluyor sizi üstümüze??? aynısı fener maçlarında da oldu iddiası kalmamış alt sıra takımı geliyor diyor nasılsa bizden bir bok olacağı yok rakibe ne kadar zarar verirsem o kârdır, iyi anasını satayım sıçın türk futbolunun içine, seyir keyfi bırakmayın.

elvis manu'ya ayrı parantez açıyorum, maç başından sonuna sürekli tahrik sürekli piçlik yaptı, herif öldü sandık attı kendini yere gül gibi tehlikeli atağı piç etti sonra başak geçer gibi birden zıplayıp kendine geliyor, her pozisyon sonrası hakeme kart ver kart ver hareketleri, golü atıp tribünlere abuk sabuk hareketler nedir oğlum senin amacın? biri kulağına bir şey mi fısıldadı?

bu haftasonu son finali oynayacağız, eğer eyyam king cücü dilim dilim doğramazsa akbiloğullarını tepeleriz, tüm camia hakem hatalarına karşı uyanık olmalı, taraftar özellikle stadda galeyâne getirilmeye çalışılabilir tahriklere kapılmamak lazım.
zannedersem bu herifte bio-electric aura var, gol atabilmek için gerekli enerjiyi elde edebilmek için önce kendisine küfürler ettiriyor, biriken bu negatif enerjiyi de pozitif enerjiye çevirip absorbe ediyor.
ne pis adamsın lan sen.*
şampiyonluk maçına verilebilecek en doğru hakemdir. umarım hakem şansı da yanında olur.
pardon da sizin görme organınız üstüne oturduğunuz yeriniz mi acaba merak ediyorum. ne zamandan beri ceza sahası içinde arkadan çift dalma penaltı değil ? topa dokunsa amenna. adamın topa teması bile yokken çıkıp penaltisaray diye zirlamayin ağzınıza büyük bir emzik sokarlar bak fazla açık bırakmayın ağzınızı
büyük bir holdingin ceo'su eski iş yerinde yan komşumuzdu. bizim restoranin arka kapısından geçer, o dönem hasta olan bacanağı için alışveriş yapardı ve ona bahane ile uğramak için fırsat yaratırdı.
bir pazar günü denk geldik, baktim elinde torbalar var. yardım için hamle yaptim, isterse bir komiye yardım için sesleneceğimi söyledim ki adam isterse o torbaları taşıtacak bin tane çalışana sahip ama torbaları geri çekti ve "ben bugüne dek hiç bir kadına torba taşırmadım, sana da taşıtmam" dedi ve laflayarak restorandan çıktık.
bu adam elittir işte.
başka mesela, bana bu kariyeri sağlayan adamın babası, 85 yaşında ama hergün purosunu yakar, bir bardak konyak ile çıkar soğukta sakin sakin içerdi. kimse ile muhattap olmadan, kendi kendine kalır hem etrafı seyreder hem de restoranda olup biteni izlerdi.
yaşlı deyip geçme, bugüne dek bir defa sesini yükseltip emir verdiğini duymadım ama ne yaptırmak istiyorsa öyle guzel hallederdi ki okullarda ders vermesi gerekir.
bu adam da elitti.
ışim geregi parasi, mevkisi ve titri çok yüksek insanlar ile tanıştim ve emin olun ki kadının da erkeğin de eliti ne para ile ne okuma ile ne de gezme ile olur.
ınsanın elitligi yetiştiği ailenin genlerinde de değildir ki olsa benim eski patronum genleri biraz olsa babadan gecerdi.
elit olunmaz, benim görüşüm elit doğulur ve kişi bunu içinde şekillendirir.
kizilderili hikeyesi gibi işte var olanı beslemek ve bunu sunmak.
kendi haline bırakıldığında başarılı olamayan hoca.

gerizekalı rakipleri bu adamı kışkırttıkça kupa kazandığını daha anlayamadılar.

fatih terim ilk yarı sonunda bu ligi çöpe atmıştı lan. çıkıp açık açık demişti "biz bu sezonu gerekirse çöpe atacağız ama kadromuzu yenileyeceğiz diye." sonra siz gittiniz bu adamı saçmalıklarınızla gaza getirdiniz.

adam kupa seromonisinde sanki dünya kupası kazanmış gibi hırsla marş söylüyor. tabii ki sizin sayenizde, teşekkür ederiz.
galatasaray’ın en önemli oyuncuları 3’er 5’er maç, hocası 10 maç, başkanı 150 gün ceza almışken,
takım iç sahada rize, konya, fb, dış sahada trabzon, bjk, fb maçlarında doğranmışken,
camianın ısrarla “var kayıtları açıklansın” diye bas bas bağırmasına kıs kıs gülerek “hakem de insandır hata yapabilir” mottosu haricinde ses çıkarmamış troll hezeyanı.

bre yüzsüzler!

yallah katar ligine.