rahmetli münir özkul'un bir tv filmi vardı. orada akıl hastanesine düşmüş eski bir ahşap ev ustasını canlandırıyordu. birgün doktor ona artık taburcu olabileceğini ama isterse geri dönebileceğini de söyler. eski usta çıktığında ilk defa apartman görür ve yoldan geçen birisine, "bunun içinde gerçekten insanlar mı yaşıyor." diye sorar. şehrin yeni halini gördükçe dayanamaz ve "doktor asıl deliler dışarıda." diyerek hastaneye geri döner.
istanbul'un bazı yerlerine baktığınızda, gerçekten insanların yaşayabileceği yerler olarak göremiyorsunuz. eski mahalleme geri döndüğümde, çocukken oyun oynadığımız ağaçlık alanın, top oynadığımız boş arsaların, gittiğimiz sinemaların yok olduğunu görüyorum. biz şanslı nesil iken, bizden sonrakiler için aynı şeyi düşünmüyorum. evet onların yerini, akıllı telefonlar ve sosyal medyanın aldığını kabul ediyorum ama bir filmi tek başına 4k ekranda tek başına izlemek mi daha mutluluk verici, yok arkadaşlarınızla 20-30 sene öncesinin sinemalarında izlemek mi?
ben ve kardeşlerim grease filmini ilk defa aksaray yıldız sinemasında izlemiştik. filmi izledikten sonra sinemanın bulunduğu pasajdaki müzik mağazasından soundtrack plağı almış ve evde müziklerini dinlerken, kanepe üzerinde filmdeki dans sahnelerini taklit etmiştik. işte mutluluk budur.
24.05.2024 · 20. sıra
dergul
22.05.2024 23:27 ~ 23.05.2024