Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
ben 2003 yılında askerden geldikten kısa süre sonra susurlukta büyük gibi bir gıda firmasında patron asistanı olarak ilk işime girdim.

1500 kişi çalışıyordu. sosyalistim 6 yaşımdan beri, bilgisayardan önce yani.

bu işçiler bir kaç ay sonra bana gelip irregular bey okumuş adamsın bu işleri bilirsin biz sendika istiyoruz bize bi el et dediler. ooo sosyalistim ya zaten. hemen atladım. bi kaç sendika ile konuştum ne yapılır öğrendim. bana ustabaşı falan olsun hemen işten çıkaramaz onları 10 imza yeter dediler. böyle 10 düz imza olunca yönetim hemen onları işten atıp süreci baltalarmış. konformist burjuva işte.

neyse dedim, dayılar böyle böyle yapiciz. tamam dediler irregular bey. komprador burjuvazi bizi sikiyor çoluk çocuk sana duacıyız. rahat olun dedim proleter kardeşler küçük burjuva olarak devrimin hizmetinde bir neferim kanım canım feda olsun proleterya diktatörlüğüne.

attık imzayı. 15 dk sonra patron odaya çağırdı.

bu 10 usta orada. ben de varım. oturdum az önce hesapladım. bugunun parasına asgari ücretine oranla adam başı 20 lira zam yaptım herkese imzasını çekmeyen var mı dedi.

hepsi çekti anında. 5sn sürmedi.

onların yanında bana, bu sana ders olsun irregular efendi bu orospu çocuklarına güvenip iş yaparsan bunlar adamı 5 kuruş için 5 kere siker. seni işten çıkardım siz işinizin başına dönün dedi.

bunlar dönüp gittiler küfrü de yediler. ama hiçbir şey demediler.

işsiz kaldım tabi 1 sene falan. hayat zor.

şimdi hayatın bugun beni getirdiği tepede durup arkama dönüp geçmişin tepelerine ovalarına vadilerine iniş çıkışlarıma bakıyorum. götüne girsin hepsi bunların. uyansa ne olur uyanmasa ne olur.

tayyip bunlara şubatta 20 lira zam yapar. hepsi oy verir.

türk işçi köylüsüne güvenilmez. bir şey yapacak isen kendin yapacaksın. o zaman da gidip denizin mahirin ulaşın hayatını oku. götün yiyorsa onu yaparsın. ben şanslıyım kanım akmadan öğrendim. en iyisi siktir olup gideceksin. duranı sikecekler çünkü. en iyi ihtimalle öldürüp cesedini siker bunlar en kötü ihtimalle de önce sikip sonra öldürürler.

ben başka alternatif görmüyorum türkiye'de kalan bizler için.
osmanlı'nın çöküşü anlatılırken hep şunu derlerdi ; çağın gerisinde kalmış olmak.

nedir lan bu çağın gerisinde kalmak diye düşünürdüm. şimdi daha net anlıyorum.

2018 yılında ; bir ülke mars'a araç indirirken, yine bir başka ülke aynı dönemde soğan depolarına baskın yapmakla meşguldü...
insanlar hala ısrarla galatasaray konyaspor maçındaki olayı hakem hatasına indirgeyerek laçkalaştirma peşinde.

galatasaray maçında yaşanan hakem hatası değildir.
hakemin tartışmalı bir pozisyonda vara gitmemesi ve maç skoruna kasıtlı olarak etki etmesidir.
hakem hatali karar verebilir.
vara gidip izleyip yine hatalı karar verebilir.
ama vara gitmeyi reddedemez.
var hakemi de 86. dakikada son derece tartışmalı bir pozisyonda hakeme izlemeye gerek yok diyemez. bu şaibeli bir karardır.

karar yetersizdir.
hakemler bir takımın aleyhine kasıtlı olarak karar vermiş ve açıkça şike yapmıştır. cezaları hakemlikten uzaklaştırmak ve yargıya hesap vermektir.
bu davanın takipçileri ülkede sosyal medya değeri en çok olan kadınlar ve erkekler olmalı.

örneğin şeyma subaşı. ben bugünlerde ondan beklerim böyle bir tepkiyi. nafaka ile değil bununla gündemde olmaya ne dersin?

aslı enver? tam da o güzel kalbine yaraşır bir hareket olmaz mı?

ezgi mola? gülüşün kadar dikkat çekebilir misin bu konuda?

burak altındağ, kerimcan durmaz, danla bilic ? storylerinizin gücü adına.

demet akalın? o gürleyen sesinle bir höyt desen 50.000 kişi dönüp bakar 10 saniyede.

ve daha kimler kimler ..

adalet birgün herkese lazım olacak. bunu unutmayın.
içeriğe bakılırsa yazının murat bardakçı'nın avrupa eleştirisi yapmasına verdiği bir cevap olduğu görülebilir. okuma özürlüler başlığa göre yazar değerlendiriyor.
saat 08.00-17.00 arası oy kullanmaca. ve de gavura vurur gibi mühür vurmaca. arada twitter'a düşen usulsüzlük haberleri.

saat 20.00 gibi chp genel merkezinden gelen " öndeyiz, sandıkları terk etmeyin" açıklaması. halk tv'nin gaza gelmesi. grafikler eşliğinde henüz chp'nin önde olduğu mahallelerde sandıkların açılmadığının söylenmesi. ancak yüz ifadelerinden buna kendilerinin bile inanmadığının belli olması. (yalnız grafik vereceklerinden pek emin değilim. henüz öyle bir teknolojiye geçmemiş olabilirler:)

saat 22.00- 22.30 arası balkon hazırlanıyor haberleri.

saat 24.00 civarı balkon konuşması ve dombıra.

ertesi gün öğlen saatlerinde kılıçdaroğlu'nun kameralar karşısına geçmesi. ve bu seçimlerin esas kazananının chp olduğunu söylemesi. ve kapanış.

benim tahminim bu yönde. hadi hayırlı tıraşlar...
birkaç saat önce ölmüş olabilirdim.

insandan uzak, tarla ortasında kendi zevkimce döşediğim bir evde yaşıyorum. doğal olarak buralarda ısınma ya elektrik ya sobayla oluyor. bir kömür sobam var. onu bugün normalde hiç yakmadığım şekilde, kovası gereğinden biraz daha dolu olacak şekilde yaktım.

işim için sobayı kısıp evden ayrıldım. döndüğümde sobanın içinde yanmamış kömürler olduğunu ve ortadan aşağı doğru yanmanın ilerlediğini ancak kenardaki kömürlerin sağlam olduğunu gördüm. çok üstelemeden hava girişlerini tekrar açıp yakarsam sorun olmayacağını düşündüm. lakin öyle değilmiş.

önce her şey normaldi. saat 18:30 gibi baş ağrısı, hafif bir mide bulantısı başladı. sonra halsizleşmeye başladım. yorgunluk veya hastalıktan olduğunu düşünüp koltuğuma uzandım. üşümeme rağmen kolumu kaldırıp burnumun ucundaki polara uzanasım gelmiyordu. uyku basıyor ve sersemliyordum.

o sırada kilometrelerce ötedeki kız arkadaşım hayatta yapmadığı şeyi yaptı ve facetime ile aradı. telefon elimin altında olmasına rağmen öyle zor açtım ki anlatamam. halimi görünce şaşırdı herhalde.

benim sersem sepelek konuştuğumu fark edince sobanın yanık olup olmadığını sordu. cevabı alınca hemen kalkıp dışarı çıkmamı söyledi. ben o ana kadar zehirlendiğime ihtimal bile vermemiş aklımın ucundan geçirmemiştim.

sözünü dinleyip bir güç bularak önce sobanın baca hariç her yerini kapadım sonra kapıdan dışarı attım kendimi.

soğukta üzerimde dandik bir tisortle hamakta ne kadar yattım bilmiyorum. biraz kustuktan sonra açılmaya başladım. eve girip bütün camları açtım.

o kanepede uzanırken sevgilim beni aramamış olsa belki uyuyakalmış ve ölmüş olacaktım. ölmek sorun değil ama beni bulacak ailemi ve sevgilimi düşündükçe kahroluyorum.
bence anneden daha çok toplumun “ahlak” yapısı suçludur. bir anneye doğurduğu bebeği ölüme terk edecek kadar baskıcı, ayıplayıcı, suçlayıcı bir ahlak yapısına sahibiz. o kadın bebeği hiç istemeyecek kadar vicdansız şerefsiz haysiyetsiz katil olsa hiç bakmazdı ama haberde belirtildiği kadarıyla her akşam çocuğuyla ilgileniyormuş. ayrıca bu kadın bu çocuğu tek başına da yapmadı. “ben çakar geçerim yeağğ” zihniyetinde bi sevgilisi var sanıyorum çocuksa senin de çocuğun deyip hakim, savcı artık neyse ona da ceza vermeliler.
(bkz: esse est percipi) demiş berkeley, yani var olmak algılanmaktır. tarih boyunca söylenmiş en sevdiğim ilk üç sözün içindedir.

sonra düşündüm bunun üzerine, bir sürü şey okudum. aşağıdaki dizelerle karşılaştım sonra, vay be dedim. hepimiz aynı yolun yolcusuyuz desene, haz duydum.

ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok!

ömer hayyam
bir takım düşünün.

taraftar sayısı 30 bin etmez.

pazarlama gücü, reklam, marka değeri yok.

bir geçmişi, tarihi, başarısı vs. yok.

stadını karşılıksız olarak hükümet yapmış.

arda'ya 4 milyon euro, clichy'e 3 milyon euro, adebayor'a 2.5 milyon euro ödüyor.

birçok futbolcusu milyon euro üzerinde para kazanıyor.

üç büyükler dahil olmak üzere tüm kulüpler maddi sıkıntı yaşarken bu abidik gubidik kulübün öyle geçen seneden beri değil, uzun süredir thy, vodafone, medipol, ziraat bankası gibi 19 tane sponsoru var.

sonra da burada bazı embesiller "adamlar çatır çatır oynayarak lider. siz ne yaptınız?" diyor.

doğru ya, adamlar çatır çatır oynuyor. siz de haklısınız. çünkü sizin kafanız ancak bu kadar basıyor.

tanım: bu sezon şampiyon yapılıp katarlılara satılmazsa iktidar değiştiği zaman asansör gibi amatör kümeye düşecek takım.
çok sevdiğim arkadaşımı 3 sene evvel lösemiden kaybettim. aylarca hastanede yattı. o dağ gibi çocuğun gözümüzün önünde iyice zayıflayıp çökmesi beni çok yaralıyordu ve hiçbir şey yapamıyordum. bir gün yanına hastaneye gitmiştim. ilik nakli planlanmıştı mutluyduk,çok umutluyduk ama korkusu hiç geçmiyordu. ona moral vermek için şakalar komiklikler yapıyordum kendimce. üstündeki kapüşonlu ceketini lisede çok giymişti. şimdi hastanede yine giyiyordu.
kerem dedim üstünden ameliyatla alıcaz yeter giydiğin. o anda çıkarıp bana verdi. al bakalım sende kalsın iyileşirsem geri alırım ama dedi. canım arkadaşım keşke benden gelip alsaydın. kokun hala üstünde duruyor sanki. seni çok özlüyorum. huzur içinde uyu.
orhun yazıtlarında geçen ve anlamı kraliçe olan kelime 2018'de itici bulunuyor. ama olsun kızlarımızın nickleri zaten çok çekici.
barış özcan’ı seven, takip eden insanları küçümseme furyası çıktı. kimse barış özcan’ın 21. yüzyılın en önemli bilim insanı olduğunu iddia etmiyor. youtube gibi gittikçe çöplüğe dönüşen platformda insanların hayatlarına bir şeyler katmaya çalışan birisi olarak bakıyoruz. gayet yalın bir dille, anlaşılır şekilde, insanlara bir şey öğretmeye çalışıyor. yorumlarda binlerce genç, çocuk ilham aldığını söylüyor bu adamdan, peki bu adam sayesinde yüzbinlerce aboneden iki bilim insanı çıkarsak güzel olmaz mı, yıllar sonra barış abimiz ilham verdi deseler. olmaz, ekşi sözlük’te beğenilmek ne zor iş be arkadaş
aynısını aziz yıldırım'a söyleyebilir miydi merak ettiğim ayı trabzonsporludur.

bu ülkede sessiz sakin adam oldun mu ezmek için sıraya girerler. önüne geleni sikeceksin hakaret edeceksin işte o zaman saygı görürsün.

not: gs
hadi be memleketin komikleri yürüyün. hepiniz en komiksiniz. biz ne espri yapacağız simdi amk. cem yılmazlara bak hele.
ne zeka tek başına yeterlidir ne de güzellik.

zeka sizin karşıdaki insanı sevmenizi sağlamaz, karşıdakinin de sizi sevmesini.

güzellik de aynı şekilde sadece ilk zamanlar sizi heyecanlandırır ama dünyanın en güzel tatlısını bile her gün yerseniz bıkarsınız.

insanda zekadan veya güzellikten daha derin ve değerli bir şey vardır ve bir insanı sevmenizi sağlayan şey budur. o da karakterdir. ve malesef böyle bir insanı bulmak zeki veya güzel birini bulmaktan daha zordur.

kusura bakmayın ama sırf zekaya veya sırf güzelliğe bakarım diyenler hepiniz robotsunuz.
benim için önemi vardır. ha nasil vardir? şöyle ki eğer geçmiş sevgililerinden herhangi birini herhangi bir sebeple aldatmişsa direk elerim. onun dışında çok umursamam.
sıradaki seçimler için aday gösterilmemiş olan şu anki ankara büyükşehir belediye başkanı.

akp'ye karşı en ufak bir sempati beslemeyen ben bile bu adamı gerçekten seviyordum. kaldığı şu kısacık süre içerisinde yaptığı icraatlar ile kendini her kesimden bir sürü ankaralıya sevdirmeyi başardı. akp kendisini aday gösterseydi muhtemelen bütün ilkelerime karşı gelip kendisini desteklemek uğruna ilk ve son kez bir akp adayına oy verebilirdim.

alıştık artık sanırım hiçbir alanda desteklediğimiz kişinin veya tarafın kazanmamasına. akp içinden iki kişi arasında bile birini desteklediğimizde öbürünü aday gösteriyorlar vallahi. neyse akp'ye mehmet özhaseki'yi aday gösterip beni ve benim gibi birçok kişiyi güzeller güzeli ankara'da akp'ye oy vermekten kurtardığı için teşekkür ederim.

sen de kendine iyi bak mustafa başkan. 24 saat yaptığın toplu taşıma, 1 tl yaptığın park yerleri ve altyapı çalışmaları gibi daha birçok hizmet ile hatırlanacaksın.
kimonolu reyiz: japonyada bir suşi üstadı 50 senede yetişiyor, suşinin uzmanıyım deme başka yerde komik duruma düşersin!

süper mario: çiğ balığın içine pirinç haşlıyosun sonra onu..... derken sustu.

adama diyorlar ki 50 yılda usta yetişiyor, adam 2 saniye sonra suşi tarifi vermeye başlıyor. murattan sonra trol rolü buna verilmiş belli ki. ama güldürdü maryo.
kendisi hakkında fikir edinmek isteyenler, kayserideki fetullahçıların davalarını ve itiraflarını takip etsinler. kendisinin ne kadar pirüpak ve iftiraya uğramış mümtaz bir şahsiyet olduğunu şıp diye anlarlar! melih gökçek ekolündendir, yakışır!
sekse ulaşmak için evliliğe veya ilişkiye ihtiyaç duymaz. önüne gelen güzel kadına vasat erkekler gibi yavsamaz, zor beğenir, kapris, trip çekmez. hedef kitlesi dardır. o nedenle doğaldır böyle olması.
günün ilerleyen saatlerine kadar içinde bulunacağım veritabanı ancak benim derdimden anlasa anlasa, 25-37 yaş sınırları içerisinde olan, 175-185 cm boyları arasında, yakışıklı, beden kitle indeksi 23-26 arasında olan, kel ya da uzun saçlı olmayan, akıllı, kültürlü, üniversite sınavı sayısalda türkiye sıralaması en kötü 20.000 olan, türkçeyi düzgün konuşabilen, vizyonu geniş insanlar anlar.
arkadaşlar, daha ne kadar düşüreyim kriterlerimi, söyler misiniz? :(