Sık geçen başlıklar

the ultimate driving machine 12

ekşi profili
11 yıllık memurum, yurtdışında iş bulduğum için istifa edip işimden ayrılıyorum.

yata yata para kazanıyor diyen arkadaşlar arasında eminim benim şimdiye kadar girip çıktığım işlere girmek için mülakat aşamasına bile gelemeyecek ezikler vardır.

iki üç devlet dairesinde gördüğünüz memurlar ile genelleme yapmayı bıraktığınız anda bir aydınlanma yaşayıp kendiniz için bir şeyler yapabilirsiniz belki.

içinizdeki bu memur nefretini bırakıp "biz neden aynı haklara sahip değiliz" diye düşünerek örgütlenirseniz belki daha iyi şartlardakilerin şartlarının kötüleşmesini beklemek yerine kendi şartlarınızı iyileştirebilirsiniz.

ama hayır böylesi daha kolay.

edit: çok mesaj geldi. mesleğim ağaç işleri endüstri mühendisliği. (okuldayken kereste mühendisi şeklinde dalga geçilen bölüm, hacettepelilere sevgiler). aynı bölümden yüksek lisansım var ve ders aşamasını bitirmek üzere olduğum bir doktora sürecindeyim. yds den b notum var. bulduğum iş kalite kontrol ve güvence üzerine. yani çok spesifik bir iş aslına bakarsanız. mobilya standartları ve kalite yönetim sistemleri, akreditasyon, ahşap ve ahşap esaslı kompozit malzemeler üzerine deney ve değerlendirme metodları gibi konularda oldukça fazla tecrübem var. memuriyetten önce de özel sektöre ülkenin en iyi firmalarından birinde 3 sene imalat ve ürün mühendisliği kısmında çalıştım.
3 tane video mülakata girdim ingilizce olarak. teklif aldığım ücret almanya için ortalama bir ücret. transfer olmuyorum yani. ve para için de gitmediğime emin olabilirsiniz. hatta buradaki mevcut hayat standardıma orada kaç sene sonra ulaşırım bilemiyorum.

edit 2: gelen bir mesajı aynen paylaşıyorum. kime ne laf anlatmaya çalışıyorum siz de görün diye. halbuki daha önce yazdıklarımı biraz okusa, evli ve çocuk sahibi olduğumu öğrenebilirdi. ama ne gerek var değil mi? ondan sonra da neden çaylaklara mesajı kapatıyorsunuz diyorlar.
gelen mesaj:
"ahahhaha cv pdfini atsaydın memurların dörtten sonra çıkması durumu için belki düşer diye ne varsa yazmışsın sapık"
600.000 liralık değil de 150.000 liralık bir yazlık ile kıyas yapılırsa yazlığın tercih edileceği versustur.

yıllardır ben de aynı şekilde her sene aynı yere tatile mi gidilir diye düşünüyorum. ama artık yer bakmaktan, seçim yapmaya çalışmaktan sıkıldım. bi yazlığım olsa da düşünmek zorunda kalmasam diye düşünmeye başladım.

bu arada yazlığın en büyük dezavantajı her sene aynı yere gitmekten ziyade siz oradayken gelen eş dost yüzünden kafanızı dinleyemeyecek olmanızdır bence...
ulan ekşide insanlara borçlarını ödemeleri gerektiğini anlatmaya çalışacağım hiç aklıma gelmezdi be.
adam borç almış, sonra da ödemek istemiyorum diyor. ve bu konuda onu haklı görmemizi bekliyor.
üstelik üniversite harçları kalkalı kaç sene olmuş. biz hem üniversite harcı ödedik, hem de sizin yaptığınız masrafların aynısını yaptık be.
kimisi de diyor ki devlet vergi borçlarını affediyor bizi de affetsin. yani yanlış bulduğu bir uygulamanın kendisini de kapsaması durumunda o uygulamanın doğru olacağına inandırmaya çalışıyor insanları.

çok acayip değil mi ya? bir tek bana mı çok garip geliyor?
kimonolu reyiz: japonyada bir suşi üstadı 50 senede yetişiyor, suşinin uzmanıyım deme başka yerde komik duruma düşersin!

süper mario: çiğ balığın içine pirinç haşlıyosun sonra onu..... derken sustu.

adama diyorlar ki 50 yılda usta yetişiyor, adam 2 saniye sonra suşi tarifi vermeye başlıyor. murattan sonra trol rolü buna verilmiş belli ki. ama güldürdü maryo.
bir arkadaşımla bu konuyu konuşurken bu tip hareketlerin bir kara para aklama operasyonu olabileceğine vurgu yaptı. neticede film çekilirken daha çok "hizmet" alınıyor. bu hizmetin de bir alt üst sınır tarifesi yok. montaj için şu kadar para verdim ahanda faturası diyip vergisini algısını ödedikten sonra parayı aklamış oluyorsun çünkü.

bu işlerden çok anlamam ama sanırım olabilitesi var.