Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
93 senesindeki efsane benim.

önümdeki iki dallama ağlıyordu. arkamdakiler ağlıyordu. yanımdaki çekik tip tip bana bakıyordu. herkesin anası-babası sınıfta. gri önlüğüm ve ceplerindeki iyi ütülenmiş beyaz mendillerimle etrafı gözlemliyordum. annem yanımdaydı. işe gitmesi gerekiyordu. hayır duasını edip öptü ve gitti. her teneffüste çekimser adımlarla kapının önüne çıktığımda milletin annesini görüyordum orada burada. ama benim annem yoktu. gerçi olsa ne boka yaracaktı orası da ayrı. akşam olunca geldi, aldı beni.

şimdi asıl ağlamama nedenime geleyim. annem ağlamazsam bana kardeş yapacağını söylemişti. ben de ağlamadım tabi ki. eve gitti kardeş yok. kardeşimi sorunca karnenin hepsini beş getirirsen kardeş yapacağım dedi. karne günü eve gittim, yine kardeş yok. bu sefer ikinci sınıfta aynı döngüye soktu. sanırım 4. sınıfta çocuğun ısmarlama bir olay olmadığını öğrendiğimde artık çalışkan bir öğrenciydim. bu vesileyle iyi bir not ortalamasıyla 8 yıllık zorunlu eğitimi bitirdim.

bu kadın yıllarca pepsi kola şişesine koyduğu siyah üzüm suyunu bana kola diye içirmiş kadın. ben mi aptaldım, bu kadın mı akıllı hala emin değilim. belki ikisi de. *
tüm içtihadı ve uygulamalarıyla kadın düşmanı bir din olan islamiyet'in hüküm sürdüğü ülkede -ürdün- yaşanmıştır.

sen karısını yakan isveçli, ateistin kellesini kesen belçikalı, esir kadına tecavüz eden fransız gördün mü bedevi özentisi çomar kardeşim?
yüklediğinizde fark edeceğiniz şeyler

1) kamera anında açılıyor, klavye hemen çıkıyor, cihaz genel olarak çok akıcı ve pili çok daha iyi gidiyor. applerin açılış hızı, geçiş animasyonları falan her şeyde ciddi iyileşme var.

2) bildirimler app'e göre gruplanmış. dokunduğunuzda tümü görünecek, aynı yerden de o app'in bildirimlerini kısabileceksiniz.

3) fotoğraflar app'inin sağ köşesinde arama tab'ı var, fotoğraflarınızın içeriğine lokasyonuna tarihine ve fotoğraflardaki kişilere göre gruplandığını göreceksiniz ve bunlara göre arama yapabileceksiniz. arayüzde de bazı iyileştirmeler var, hemen alışırsınız.

4) ayarlarda screen time var(türkçesi nedir bilmiyorum). hangi app ve app kategorisinde ne kadar zaman harcamışsınız, kaç bildirim gelmiş, telefonu kaç defa ele almışsınız hepsinin çetelesi orada tutuluyor. daha da iyisi bunlara limit belirleyebiliyorsunuz.

5) pil konusunda daha detaylı bilgi var, hangi ara ne yaparken boşalmış görebilirsiniz.

6) bed time(türkçe ne demişler bilmiyorum da hani uyku saatlerinizi ayarlayan app) artık otomatik olarak "rahatsız etme" moduna alıyor uyku saatiniz gelince. ben bunu iptal ettim.

7) "ölçüm" app'i ile boy ölçümü yapmak, ekstra animoji, facetime'da iyileştirmeler, mesajla gelen onay kodunu otomatik kopyalama, keychain ile login bilgilerini girme mekaniklerinde iyileşme gibi bir sürü ufak tefek güzellik
ben değilim bu. bana yol verilince önce teşekkürler anlamında bir baş selamı ya da gülümsemeyle karşılık verir, ondan sonra hızlı adımlarla karşıya geçerim. yol verilir verilmez koşmaya başlarsam biraz tuhaf olmaz mı, sanki hayatım boyunca bu anı beklemişim gibi?
küçükken mahallede sürekli kelebekle gezen bir psikopat vardı.
aynı mahallede beraber büyüdük. okul hayatında bir çok kez uzaklaştırma aldı. okulda öğretmen bıçaklamaya çalıştı.
sürekli kızlara sarkıntılık yapan dili dışarda gezen bir sapıktı. kalemi avcunun içine alıp öyle yazı yazardı.

topa hep burun vururdu,basketbol oynadığında topu koltuğunun altına alır ve koşardı. biri laf söyleyince de sürekli küfür eder topu uzağa fırlatıp siktirip giderdi.

gecenin köründe mahallede cengiz kurtoğlu çalar gezerdi.

şimdilerde ise polis.

eminim bunun gibi binlercesi vardır. eskiden polislik çok ağır meslek gibi gelirdi bana.

şimdilerde apaçi kaynıyor maalesef teşkilat.
acemi birliğinde nişanlısı tarafından terk edilen askerin 2.kattaki koğuştan atlayarak intihar etme teşebbüsünden sonra komutanımız hepimizi toplamış ve şu sözleri söylemişti;
"bir kız için intihar eden ağır maldır. sen seversin elin oğlu duvara vura vura siker. bu saatten sonra bu bölükte intihar etmeyi yasaklıyorum."
az önce köyden 80 yaşındaki ali osman emmi’ye sordum: nolacak bu ülkenin hali?
emmi: oğlum avradı siktirdikten sonra kapıyı kilitlesen nolur?

filozof gibi adam şerefsizim.
aerodinamik bilmeyen, bernoulli prensibinden habersiz, hevesli ama başarısız olacak adamdır.

aerofoil hususunu aratıp, bir de görsellerdeki o dümdüz kanadına bakmak dahi kafi bunu anlamak için.

hava araçlarını havada tutunmasını sağlayan şey, yandaki alakasız ve rastgele satıhlar değil, o satıhların yapısıdır. bu abi bırakın havalanmayı, muhtemelen biraz hızlanınca o kanatlar ve altındaki tekerlerin yere temasındaki anomaliler vesilesiyle kaza yapacak.

ek: devrim arabaları romantizmi yapan hödükler var her zamanki gibi. uçmaz bu arkadaş, uçamaz! hadi abi bilgisiz, onu savunan daha acınası ve gerzek. teknik olarak açıklasan da biri çıkıp "ecnebi yapsa" diye bıdı bıdı yapıyor. saçmalıkları takip edip onlarla gaza geleceğinize hiç gelmeyin, ki gerçekten yapanlara bir faydanız olsun. bu motorun 4 katı güç üretip, aynı motorun yarısı ağırlığa sahip motorlar var gökyüzünde, bağlı olduğu full alüminyum aracı anca taşıyor bir de. neyse, kime ne anlatıyorsun, konyalı bilim adamları füze yapmış ışık hızında, evet.
hakkında tek bir tanım yapabilirim. robin van persie gibi istanbul gecelerine akıp sakat ayağına yatıp sözleşme sonuna kadar paraları cukkalamak yerine gelen teklifi değerledirip, değer göreceği bir takıma transfer olma isteği futbol sevgisini gösteriyor.

transfer yaparken karakterli oyuncu almak bu yüzden önemli.
ben çocukken babam kamyonumuzla uzun yola giderdi, kendi dükkanımızın işlerine koşturur dururdu. bizim işimiz de onun yoldan dönüşünü beklemek olurdu.

bir eşya ne kadar kıymetli olabilirse o kamyon da o kadar önemliydi bizim için. çok emek verilerek alınmıştı ve gurur kaynağıydı. kamyonun evin önüne geldiği günü hatırlıyorum da o gün nasıl mutluyduk. kamyon o kadar büyüktü ki dar sokaklar için, babam köşeyi dönünce alkışlamıştık. birkaç gece evin önüne park edilince çaylar da balkonda içilmişti. maksat kamyonu izlemekti.dedem mahalleliye ayıp olur dedikten sonra bir daha getirmedi babam.

sonra şöför çalışmaya başladı. biz de kamyonundan ayrılan babama kavuştuk. kamyonu alalı da nerden baksan 13 yıl olmuş. ben de büyümüşüm.

peki ben bunları neden anlattım? çünkü babam yıllar sonra uzun yollara çıkmaya başladı ve ben yüzlerce kilometre uzaktan yol gözlüyorum. babam eve vardım demeden ben uykuya dalamayacağım; babam da uyuduğumu düşünerek eve varsa da beni aramayacak.
ben hep düşünmek zorunda kalarak büyüyeceğim; uzaklarda.

pencereler önünde uyuyakaldım, babamı beklerken...
sayın c. başkanının kendi beyanıyla almak için fiyatını sorduğu (zaten uçakları olmasına rağmen) ve bir anda katar tarafından hediye edilen (yersen) uçağın fiyatı. yani sözümona hediye olmasa gözden çıkartılan para ile neler yapılabilir. basit bir hesapla 3 öğün toplam 5 dolardan, 100 milyon öğün yemek dağıtabilirsin. yani tüm türkiye yemek ısmarlarsın hatta suriye’ye bile çıkar. 280.000 insana ( bu bir ilin nüfusudur) bir yıl boyunca yemek dağıtabilirsin.

malum memlekette devlet yurdu sıkıntısı var. öğrencilerimizi yatıracak yeri yok devletin. 10 katlı 600 yurt yapılabilir bu parayla.

kaç km yol, kaç km tünel, kaç okul, kaç öğretmen varın siz hesaplayın.
zevksizlikle kirolugun karistirildigi baslik.

senin begenmedigin, sana gore cirkin olan bir ayakkabiyi giyen insan kiro degil, olsa olsa sana gore zevksiz olur. gotunuzden element uydurmayin.

kiroluk, hal ve hareketlerden, konusma tarzindan, dusunce yapisindan belli olur. senin, dunyanin en kulturlu, en egitimli, en modern insani dedigin kisinin giydigi o bilmemkacbin dolarlik, dunyaca unlu marka rugan ayakkabiyi, ben uste para verseler giymem mesela.

ha, illa bir ortak ozellik yazmak gerekirse, bana gore dedikodu yapmalaridir. dedkodu yapan insan kirodur kardesim. net!!
gülmekten entry giremememe sebep olan haber...

bir ülke bu kadar kötü yönetilebilirdi. daha kötüsü isteseniz bile olmaz, olamaz.

not: geçici bir kaç sayı değil. adamlar toptan kapatmışlar.

hahhahahhahahhahahahahahahhahahahhahahahhaha

not: bir takım dangalak - burda dangalak mümkün olan ve aslında fazlasıyla hakedilen çok daha ağır sıfatların yerine kullanılmıştır - tercih edilen hukuki ispat şartlarından biri olan yazılı metnin üstelik devletin kendisini temsil eden bir olguyken keyiften, zevkten, teknolojinin arş-ı alaya değdiğinden falan değil kağıt yokluğundan kapanmasını "yeaaa internetten bakıyoz yeaaa" diye değerlendiriyor ya.

ne desek boş...

adama sorarlar; "gece yarısı "yanlış kur" ayağına banka emiklenen ülkede siber güvenliği nasıl halledeceksin balım bi anlatsana...." diye de cümleyi sonuna dek okuyabileceğinizden emin olamadım....
koç ailesini biricik varisinin her nedense futbol gibi gereksiz bir işle uğraşıyor olması . neden bir üretim buluş vs yatırımı yapmak dışında böyle gereksiz işlere uğraştığını gerçekten anlayamıyorum. bi kaç adam "golleülll" diye bağırcak eee?

para var gidip gayet güzel yatırım yapıp bu ülkenin zeki çocuklarını toplayabilirsin başlarında durursun ne bilim tıp araştırmasına, teknolojiye uçan bisiklete bile harcayabilirsin

adını tarihe bu tip başarılarla yazdırabilme potansiyelin varken neden futbol neden neden?
3 defa yaşadım ve şimdi dönüp kendi salaklığıma kızıyorum.

1- saat 12:00 istanbul’dan çıkıp zonguldak’tan annem ve kardeşimi alıp kırıkkale’nin kırşehir yakınlarındaki köyümüze babaannemin cenazesi için gittik. 85 yaşında ve 5 yıldır yatalak olduğu için olay sadece sembolikti aslında. akşam oturuldu, taziyeler kabül edildi derken saat oldu 01:00 yatıp sabah yola çıkma fikri varken birden gidelim oldu. ben de gaza geldim çıktık yola. bastım da bastım sohbet muhabbet sabaha karşı zonguldak. dedim yatarsam akşama kalırım gidip evde yatayım bari. demez olaydım. düzceye kadar bir şekilde geldim. sonra beyin durdu. ama inatlaştım işte. yüzümü yıkıyor sigara içiyor ve son ses müzik dinliyorum yol bitsin diye de basıyorum. 9 gibi eve girip yattım. uyanınca çok büyük bir mallık yaptığımı anlamıştım.

2- olimpos ve kaş dönüşü sabaha karşı yine aydın-izmir otobanı. aydın’dan sonra yol bitiyo kafası en büyük hatam oldu. iki defa da göz açık beynim durdu. tövbe ettim. yol boş bitsin diye basıyorsun. bir an irkiliyorsun neredeyim la ben oluyorsun. resmen salaklık bak sinirlendim yine.

sonuç:

1) seyahat planınızı sağlam yapın
2) yanınızda uyumayan biri olsun
3) otobana güvenmeyin zira virajlı yol daha güvenli o durumda.
4) kısa süreli sağa çek uyu da çok makul değil
“türkiye cumhuriyeti devleti kurulduğundan beri hiçbir zaman satın aldığından daha fazla mal satamamış. yani bir dükkan düşünün sürekli mal alıyorsunuz 90 sene olmuş hiç kar elde etmiyorsunuz sürekli borçlanarak mal alımı yapıyorsunuz. mantıklı mı kesinlikle değil. bu durumun mevcut hükümetle ilgisi yok.“

yazılmış. aslında incelemeye gerek yok çünkü bu başlıkta bir cümle “mevcut hükümetle ilgisi yok”la bitiyorsa kesinlikle yanlıştır arkadaşlar. ama kamu hizmeti yapayım, cümleyi düzelteyim.

türkiye cumhuriyeti kurulduğundan itibaren ilk 24 yılda 16 yıl dış ticaret fazlası vermiştir. aradaki 8 yıl ise tahmin edeceğiniz üzere kurtuluş savaşının hemen sonrası ve 2. dünya savaşı dönemidir. zaten az olan erkek nüfusun büyük çoğunluğu mecburen askere gittiğinden üretim düştüğü için o yıllarda dış ticaret fazlası verilememiştir.

buradan istediğiniz yıla bakabilirsiniz. kaynak

2001 krizinde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 75,7’ydi. 2017’de bu oran yüzde 67,1 olmuştur. üstüne o dönemdeki fabrikaların ve kitlerin tamamı satılmış ve kapanmıştır. brüt borç stoğunun milli gelire oranı kısmına hiç girmiyorum.

hep böyleydi demeyin, hep böyle değildi. hiç böyle olmadı. bu hale getirmek başarıdır.
büyük banknot uzattığında silah çekmişsin gibi tepki vermesi. poşet verirken canını verir gibi vermesi. kartla ödeme yapmak istediğinde sanki götünü sikmek istemişsin gibi triplere girmesi.
bugün açıklamayı okudum biz uçağı almaya niyetlenmişiz,onlar da hibe etmiş.yahu bizim ülkemizin böyle bir uçağa ihtiyacı mı vardır?vatandaşın büyük çoğunluğun aç olduğunu bir ben mi düşünüyorum?bu ülkeye dair en ufak bir hayalim bile yok artık.
kardeş üzülerek belirtiyorum ki; senin mevcut zeka seviyenle; kendi öz bilinci ve muhakemesini kullanarak ateist ya da agnostik olan bir insanı ikna ederek kendisine söylediklerinin doğru olduğunu düşündürme şansın lim—>0.

lütfen bu tür konularda entry girmemeye çalış ve arap masallarına inanmaya devam ederek anlamadığın bir dilde bazı söz kümelerini tekrar tekrar okuyarak kafanı ayak kokan halılara yaslamaya devam et.

kamuya açık yerlerde çok fazla kafanı çalıştırmamaya gayret göstermeni rica ediyorum. olmuyor çünkü. herkes düşünebilecek diye bir kaide yok. öglenada da bir çeşit beyin var sonuçta.
şimdi çalışan bir arkadaşımdan aldığım bir mail ile öğrendiğim olay.
her sene ocak ayında yapılan ücret artışlarını, ülke şartlarını göz önünde bulundurarak herkese yüzde 10 olacak şekilde eylül ayında yapmışlar.
ocak 2019'da tekrar değerlendireceğiz diye de eklemişler.
ağlamıyorum, gözüme buzdolabı kaçtı.
kendisini hiç sevemedim ergen üniversite gençliğini arkasına alıp kendin daha aptal ünlü olmak isteyen konuklarını ezen sözde muhalif şovmen...
gerçek muhalefeti yiyorsa şimdi yapsın.
yıllarca kazandığı paralarla bodrumda kurduğu tiyatro-bar ile kendini tatmin eden şovmen.
sıkıyosa şimdi cıksın ortaya, yıllarca üzerinden para kazandığı gençler için bir kelime etmeye cesareti olmayan kötü oyuncu kötü şovmen iyi seslendirme sanatçısı...
webyusuf isimli güzide yazarın enterysi, siler filan.
"istilacı osmanlı ordusu tarafından kılıç zoruyla islam'a devşirilmiş slav kökenli insanlardır.

tarih büyük trajedileri yazar."

madem osmanlı kılıç zoruyla slavları müslüman yaptı , balkanların türk veya müslüman olmayan nüfusunu (baya da fazlalar he) anan mı doğurdu diye sorarlar adama.

senin kaşıntın başka da maçan yememiş açık açık söylemeye belli ki.
şu akıl mantık yoksunu önerilerinizi üretirken oksijen bari yakmayın.

(bkz: gelir vergisi)(her ay maaşımdan dilime göre ortalama 12000 tl yılda, oo maaş yatmış bize ne alıyon vergisi) )
(bkz: motorlu taşıtlar vergisi)(arabanın yaşına ve motor hacmine göre ortalama 1000 tl yılda, araban var biz taşmı yiyelim vergisi)
(bkz: katma değer vergisi)( her harcamamda %8 ila %18. bazen ötvnin bile kdvsini ödüyoruz, para var alıyorsun biz piç miyiz vergisi)
(bkz: özel tüketim vergisi)(%45ten %150 ye kadar. aldığım mala göre, oooo araba almış bi tane de bana al vergisi şimdi yedim seni uyarısı ile *) )
(bkz: damga vergisi)(haraç)
(bkz: çevre ve temizlik vergisi)(yılda 2 kez)
(bkz: konut vergisi)(ev sahibi oldun sökül bakalım)

daha 1 tl isteyeni silkerim.