Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bir çaylak parçasının şahsımla “senli” “benli” konuşmasıyla kafama takıldı bu sorun.
bence behemehal ortak bir tabir geliştirilmeli.
abi denebilir, üstad denebilir, efendim denebilir. bu konuda sözlük yönetiminin acilen çözüm üretmedi gerekmektedir.
lavuk bir çaylağın teki geçen mesaj atmış, “kardeş şu entryin çok ağır olmamış mı?” diyor.
bak hele laflara bak hele, “ kardeş” sensin lan it! karşında bi yazar var, önce şu üslubunu bi düzelt! ayrıca senin ne haddine beni eleştirmek?!
lanet gelsin atom fiziğine de, kuantumuna da pırafasörlüğüne de!!
solcular solcu olarak muhafazakarlık ve milliyetçilikten arındıklarını sanarak sağcıları sahip olmakla eleştirdiği tüm boktanlıklara devam eder, sağcılar da sağcı olmakla kendini dinsizlikten kurtarmış sanarak tüm ahlaksızlıklara devam eder. iki taraf da bunlardan herhangi birini desteklemeyi bir bok sanar ama sağcılar karşılarındakilere entrika kurarken solcular hep kimin daha bi solcu, hatta en çok solcu olduğunu birbirine kanıtlamak için bu entrikaları birbirine kurar.

sağcı kendini daha namuslu sanırken aslında daha namussuzdur, solcular kendini daha aydın sanırken aslında daha cahildir.
bir jennifer lopez beyanıdır.

sanki mobilyadan bahsediyor göçüm. cinsiyetçi ve erkekleri cinsel bir obje olarak gördüğünü ortaya koyan beyandır, kınıyorum. asdfghjklşi

--- spoiler ---

jennifer lopez: “erkekler 33 yaşından önce gereksiz ve son derece kullanışsız. hemcinslerime sesleniyorum, 33 yaşından genç erkeklerden kaçın.”

--- spoiler ---

44 yaşındayken 27 yaşındaki dansçı sevgilisi casper smart'ı transseksüellere ilgi duyuyor diye evden atmıştı. sanırım açıklamasının geri planında bu tecrübeler var.
beklenti: oğlum kesin çok çalışkan olucak, hiçbir zorluğa boyun eğmeyecek.

gerçekte olan: merhaba arkadaşlar, kanalıma hoş geldiniz. bugün sizlerle babam uyurken götünde torpil patlatma şakası yapıyoruz. en az 3000 beğeni bekliyorum bu videoya.
29. türk silahlı kuvvetleri genel kurmay başkanı ve yeninin milli savunma bakanının "tabak yok mu oğlum?" demesi suretiyle gerçekleşendir.

isteme şekli, konuşması, davranışları yoruma açıktır. bana göre kendisi dahi yoruma açıktır, 1977 yılında abdullah gül ile ingiltere'de çekilmiş fotoğrafı ilgi çekicidir, o günlerden bu günlere. insan gerçekten hayret ediyor.

ayrıca hulusi akar'ın kim olduğunu üstte belirtme ihtiyacı duydum, çoğu kişi bilemeyebilir, kendisi biraz şeydir.

hani reis'inin ricasıyla gül'ü helikopterle ziyarete gidip aday olmaması için ricada bulunan, kimseyi kıramayan biridir. o kadar kıramaz ki, 2016 yılında her gün şehit haberleri gelirken kendisi tayyip erdoğan'ın biricik kızının düğününe şahitlik yapmaya gitmiştir. bir de yaveri feto itirafçısıdır, o da reisi gibi kandırılmıştır. evet genel kurmay başkanıydı.
gün şartının kalkacağı düşüncesindeyim. bir chp millletvekili basın açıklaması ile kalkmasını teklif etti. birkaç akp milletvekili de sosyal medyadan kalkması gerektiğini belirtti. hükümete yakın tv'ler, gazeteler bile ufak ufak "telefonlar kilitlendi, tepki büyük" gibisinden haber yapmaya başladı. neden kalkacağını düşündüğümü de şöyle açıklayayım:

1-milletvekilleri ve siyasetçilerden de bunu bekleyenler var.kimisi kendisi, kimisi çocuğu-torunu için bekliyor.

2-temel eğitimi askeri kanadın istediği söylendi ancak daha önce bedellilerin kışlaya gitmesinin diğer askerlerin moralini bozacağını bizzat eski genelkurmay başkanlarından biri o dönemki bedelli için söylemişti.

3-askeriye de bir şeyleri öngörüyordur. bedelli gidecek olanlarla uzun dönemleri yan yana getirirse sorun çıkacağını biliyorlar.

4-her ay belli sayıda kişiyi eğitime alsalar bile başvuracakları eritmeleri 2 yıl sürebilir.

5-bedelli yapacakların ücretsiz izinli sayılacağı söyleniyor ancak 1 gün bile ücret alamazsa çok zor duruma düşecek olanlar var bunu biliyorlardır.

6- eğitim olunca bedel 15 bin değil 15+kira+masraflar+1 aylık maaş... oluyor bunu da öngörüyorlardır.

7-öğretmenler, akademisyenler vb. meslek gruplarının 1 hafta bile mesleklerini yapamamaları büyük sorunlara yol açacaktır, bunu öngörüyorlardır.

8-kendi işini yapan, esnaf, zanaatkar, çiftçi vb. meslek grupları için bu temel eğitim çok büyük sorunlara yol açacaktır.

9-bu kadar tepki geleceğini hesap etmiş ve ücreti biraz arttırarak konuyu kapatmak istemiş olabilirler.

10-muhalefet değişsin diye teklifte bulunmuşken değiştirmeyip tepki çekmek istemeyeceklerdir.

11-öğrenciler (özellikle yüksek lisans ve doktora) için 28 gün tam olarak bir dönem demek. bunları devamsızlıktan muaf tutsalar bile en az 4 hafta derslerini kaçıracaklar. yani bir dönemleri uçup gidecek.

burada beter olun, etek giyin, korkaklar, domuzlar filan yazanlarla hiç ağız dalaşına da girmeyin. adam eziyeti çekmiş siz de çekin istiyor ya da işsiz-güçsüz, vakti çok burada millete sataşıyor.
mezhepçi vb değilim fakat;
alevilerin sünnilere önyargı beslemek için tarih boyunca bulunabilecek yüzlerce kendince haklı sebebi vardır. öte yandan sünniler arasa tarasa kırk kapıyı çalsa bir tane somut sebep sunamaz.

sadece şu fotoğrafı bin yıl geçse unutamam.
saçma sapan bir açıklama. akp içinde herkes başka bir şey söylüyor. reisin çıkıp 28 günü kaldırıyoruz diyerek şov yapacağı kesinleşti.

edit: akp'nin bedelli konusunda tutarlı davrandığını iddia edip beni göt etmeye çalışan yazarlar son birkaç haftada bedelli açıklamalarının kaç farklı yetkili tarafından yapıldığını araştırabilir.
ben anlamadım şimdi bu arkadaş memeyi yaptırmış kalanı için mi destek bekliyor?

not: dalga geçmiyorum.

edit: bi yazar aydınlattı sağ olsun, düzenli hormon alımıyla memeler ve kalça büyürken penis küçülüyormuş.
itiraf ediyorum : hayatımda çok sevdiğim, onsuz 2 ay bile geçirmediğim hayat dolu çevresine mutluluk saçan annemin. ani hastalanması sonucu, ileri evre yumurtalık kanseri olduğunu öğrendiğim andan itibaren kendimi toparlayamıyorum, uyuyamıyorum , nefes alamıyorum, en acısı tabiki ona bu durumu göstermiyorum...

not: 24 yaşındayım 3 ablaya sahibim ailenin en küçük ve tek erkek evladıyım...

edit : çok güzel mesajlar alıyorum, aslında bunu buraya yazdığım için utanıyorum da, kendimi acındırıyormuşum gibi geliyor, sadece icime atmak beni daha cok yoruyor hepinize sonsuz tesekkurler.
reisçilerin sürünmeye devam etmelerini seyrediyor, buz gibi biralarını yudumluyorlar, sinemaya gidiyorlar, tatile çıkıyorlar, arkadaşlarıyla dışarı çıkıp "size nasıl koyduk" diyenlere çay kahve koyduruyorlar.

artık çok da şey yapmıyorlar yani.
beni en çok güldüren şey sivil hayatında bir haltı beceremeyen ve bunun ezikliğini yaşayanların 12 ay askerlik yaparak dünyayı kurtardığına inanarak şişirdikleri egolar. ulan askerlik bitince yine o ezikliklerinize geri döneceksiniz o ezmeye çalıştığınız adamların kapısında iş arayacaksınız, yada onların bir kararıyla geleceğiniz belli olacak, siz ise askerlik bitince belki biraz daha iyi patates soyarsınız o kadar. ha bir de evlenebilirsiniz.
adam ligün en az gol yiyen en çok kurtarış yapan kalecisine bozuk saat gibi 22 yer 2 kurtarır demiş,bozuk saat yine 2 kere işe yararda sen o beyninle ne sikime yararsın allah bilir.
bu anlamda en f/p oranı yüksek şey yataktır.

örneğin günlük olarak ortalamada 2 saati geçmeyen bir kullanım alanı olan otomobilde konfor için binlerce, hatta yüzbinlerce lira verilirken; 8 saatinizi dinlenmiş, kaliteli ve harika biçimde geçirmenizi sağlayan bunun da ötesinde o gününüzün enerji seviyesini de önemli oranda etkileyecek olan yatağa para vermekten imtina ediyoruz...

yatak önemli ağa, vereceğiniz paraya acımayın...
arkadaşlar bu tartışmalara hiç gerek yok. 13 yıllık beylikdüzülü biri olarak(evet, geldiğimde şu an 500-600 bin lira olan dairelerin çoğu yoktu ve olanların değeri de 70-80 bindi bi jetkent falan vardı gerisi tarlaydı yerler çamur falan vs vs ) beylikdüzü istanbul'a uzak mı yakın mı sorusuna noktayı koyuyorum.

yaşım 25 ve ben hiç kız kulesini görmedim. taksim'e 2 kez gittim biri okul gezisiydi diğeri boğaziçi elektrikte işim vardı, beyoğlu nerede bilgim yok, kadıköyü görmedim, eminönü sarıyer hatırlamıyorum falan filan. yani bu beylikdüzünden çıkıp " istanbul'u istanbul yapan " hiç bir yere gidip gezmedim.

neden?

çünkü uzak amına koyim.

tartışmayın artık. evet.
bu ülkede zihniyetini siktiğimin çomarlarına tüm bu hizmetler çok fazla. bu ağzına sıçtıklarımın değil parasını; götündeki boklu donunu dahi alacaksın. onu hakediyorlar. sözlükteki doktor karşıtı sözler sarfeden piçler de buna dahildir! bokunuzda boğulun.

şu raporu okuyun bir bakayım ne yazıyor. anlarsanız işte.

alıntı:

basın bildirisi(harran tıp'tan)

17.07.2018 tarihinde saat 20:11’de 4 yaşında kız çocuğu ailesi tarafından ateş ve kusma şikayeti nedeniyle harran üniversitesi tıp fakültesi çocuk acil polikliniğinde başvurmuş. yapılan ilk fizik muayenesi sonrası 20:13’de tetkikleri istenmiş ve saat 20:30’da biyokimya laboratuarında tetkikleri çalışılmaya başlanmıştır. yapılan fizik muayenesinde hayatı tehdit edecek menenjit gibi bir bulguya rastlanmadığı tespit edildikten sonra hastaya gerekli tıbbi müdahale; damar yolundan sıvı desteği ile antibiyotik desteği ve ateş düşürücü uygulanmaya başlanmıştır. saat 21:06’ da tetkik sonuçları çıkmıştır. tetkik sonuçlarında hastanın enfeksiyon parametrelerinin yüksek olduğu görülmüş ve tıbbi olarak takibi müşahede salonunda devam ettirilmiştir. hastaneye başvuru sırasında ateşi 38,2°c olup takipleri sırasında ateşi 37.5 °c ye düşürülmüştür. tedavisi halen devam etmekteyken hastanın babası tarafından saat 22:35 sıralarında çocuk acil polikliniği önünde doktor bahaüddin ahmet yalçın isimli hekim arkadaşımıza öncesinde sözlü olarak tehdit edilmiş sonrasında fiili olarak saldırı düzenlemiştir. 50x30 cm ebadında yaklaşık 10 kg ağırlığında olan kaldırım taşını doktorun kafasına fırlatmış olup atılan ilk taşı eliyle engelleyen hekim arkadaşımıza öldürmek maksadıyla ikinci defa taş fırlatmış olup hekim arkadaşımızın kafasında iki ayrı yerde 10 ve 13 cm boyunda kafatasına kadar derinleşen kesiye neden olmuştur. acil polikliniğinde müdahaleye alınan hekim arkadaşımızın tomografisinde kafatasında çatlak şüphesi derin kesileri nedeniyle acil şartlarda ameliyata alınmış olup, sonrasında devam eden hayati tehlikesi nedeniyle yoğun bakım ünitesinde halen takip ve tedavisi devam etmektedir.
bir canı kurtarmak, bir acıyı daha dindirmek amacıyla 365 gün 24 saat kesintisiz hizmet sürdüren ve eğitim hayatı bir ömür süren bu uğurda kendi ailelerini, eşlerini, çocuklarını, anne ve babalarını dahi ihmal eden bu fedakar insanlara yapılan bu çirkin saldırı tüm hekim arkadaşlarımızı ve sağlık çalışanlarını dehşete düşürmüş moral ve motivasyonlarımızı bozmuştur. zaten hekim ihtiyacının hat safhada olduğu ilimizde bu şekildeki insanlık dışı saldırılar halkımızın sağlık hizmetinden yararlanmasını daha da zorlaştırmaktadır. sağlıkta şiddete sıfır tolerans uygulanması ve şiddete başvuranların en ağır şekilde ve caydırıcı cezalarla cezalandırılması konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesini başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanları adına istiyoruz. yaşanan bu vahim olayla ilgili olarak idari ve hukuki süreç başlatılmış olup yakinen takip edilecektir.

doç.dr. mehmet akif altay
başhekim
mesaj atarak çözülecek tereddüttür.

mesaj attın;
olumlu dönüş yaptı - > +1 mutlusun
olumsuz dönüş yaptı -> +1 belirsizlikten kurtuldun

mesaj atmadın;
keşke atsaydım dedin -> -1 pişmansın
acaba nasıl dönüş yapacaktı dedin -> -1 merakta kaldın
altı üstü bi filmden korkan ergen turnusolu. suriye’de her gün sırpski filmin babası var.
lost: yok
how i meet your mother: yok
friends: yok
the matrix: yok!
the godfather 2: bu bile yok telifini satayım. nasıl bir telif saçmalığıdır ki bir üçlemenin 1 ve 3.filmleri olmasına rağmen 2.filmi olmaz hem de aylardır?
edit: şimdi baktım the godfather ve the godfather part 3 bölümlerini de kaldırmışlar. kafayı yerun...

bunlar en akla gelen birkaç örnek türkiye sürümü için ve gerçekten bu tür yapımların olmaması acı verici. acı verici çünkü insan bir zamanlar dizimag'tan 360-480p düzeylerinde izlemek zorunda kaldığı ve en sevmiş olduğu dizi olan lost'u televizyonunun karşısına geçip ayaklarını uzatarak takılma donma derdi olmadan 1080p izlemek istiyor... sırf bu yüzden bir iki sene daha gelmezse parayı biriktirip sağlam bir hard disk alarak bir şekilde bu dizileri ve yapımları doldurtup tv'den izlemeyi amaçlıyorum. netflix nelere muhtaç bırakıyor insanı. ne vardı işte bir sabah uyandığımızda kıydırık dandik beş para etmez netflix yapımı filmler yerine morpheus ve neo'nun koca güneş gözlüklü tiplerini görsek? defalarca rüyamda matrix'in netflix'e eklendiğini gördüm ve rüyamda bile sevinçten elim ayağım titriyordu. çünkü bazı yapımlar, yapımdan ötedir. kişiye özel yaşanmışlığı, hatıraları, fikirleri anımsatır. insan her hayatının filminin netflix'te olmasını isteyemez tabi ama koskoca matrix'den bahsediyoruz ulan... ingilizce öğrenirken sevdiğiniz bir filmi defalarca defalarca ingilizce altyazılı izleyin diye tavsiye edilir. işte o film matrix idi, 10 kez üst üste izleyebilirdim ing altyazılı burada. kahvaltıda friends izler hem gülerdik hem de ingilizcemiz iyi kötü gelişirdi. fakat yok. ingilizce altyazılı izlenebilecek doğru düzgün yapım bile yok burada. avatar son hava bükücü ile idare ediyoruz...

netflix yapımı beş para etmez "izle-tüket-geç-" filmlerine ayrılan bütçe şu tür yapımların telif hakkına ayrılsın, türkiye sürümü için gerekirse ekstra paket bilmem ne seçeneği eklensin ama matrix, friends, lost gibi yapımlar eklensin be artık.. hadi bu tür dev yapımların telif sorunları vardır, digiturk - bluttv gibi yerel rakipler vb. yahu en azından şöyle bağımsız, sanatsal filmler eklensin hiç olmazsa? üç renk üçlemesi olsun, wristcutters a love story, magnolia, a torinoi lo gibi telif konusunda çok zorluk çıkarmayacak şöyle kaliteli yapımları kim tercih etmez ki sharknado serisi saçmaladığına? blutv'de bile daha fazla bağımsız yapım var.

gece gece amma ağladım ben de ama ne vardı biraz tarantino filmleri olsa, bir tanecik de olsa lars von trier filmi olsa, godfather'ler geri gelse... tv'de izleme rahatlığına rağmen yeni dönemde gelecek zamma karşılık, içerikler eklenmek şöyle dursun böyle azalmaya devam ederse üyeliği iptal ettirmek kaçınılmaz gözüküyor. yakında breaking bad'i de kaldırır bunlar türkiye sürümünden.
evde oturup ev hanımı titizliğinde temizlik, yemek yapacak, çoluğa çocuğa bakacaksa neden olmasın.

zaten erkeğin masrafı daha az değil midir? bizim gibi abartı kuaför, bakım, makyaj masrafları yok. kılık-kıyafet desen, güzel bir gömlek ve pantolonun ortamların bir çoğunda giyilebilmesi sebebiyle, yine bizim kadar çok alışveriş yapmalarına gerek yok.

yani aslında, kadının çalışıp eve ve ailesine bakıp kendi ekstra masraflarını da kendi karşılaması daha mantıklıdır.

temizlikçilere, dışardan yemeklere, bakıcılara harcadığımız parayla evde oturup bu işleri yapan eşimize rahatlıkla bakabiliriz diye düşünüyorum.
yararlanmak isteyenlerin hiçbirinin "anılarımız olsun, fotomuz olsun, soranlara bak ben de askerdim" diyebilmek gibi gereksiz istekleri olmayan askerlik türüdür.
her gün gazetelerde mutlaka 'kendisinin merak edilen düşünceleri!'
attığı bir tweet, kilosu kasık dövmesi... haberi çıkan pörtlek gözlülüğü türkan şoray
gözü diye yutturulan, sigara içmiş kadın sesli ezgi mola'nın
hiçbir numarasının olmamasıdır.
ama gazetecilerden anlaşılan çok yakınını vardır!
bu sayede maaşallah hiçbir başarısı , güzelliği,karakteristik
tiyatral sesi olmasa da hep gündemdedir.
tıpkı ebru yaşar, rıza kocaoğlu, sarp apak, ozan güven, büşra pekin, şahin ırmak,
mehtap bayrı , oğuzhan koç, ersin korkut gibidir.
ama artık sıkmıştır.