Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bu kadını fazla abartıyorsunuz gözünüzde.
sonuçta rasim ozan kütahyalı adlı lise mezunu, futbol yorumcusu ve yayınlara sarhoş çıktığı apaçık belli olan bir tipin karısı.
rafine zevkleri olan entelektüel bir kadın rok gibi bir soytarıyla evlenir mi hiç?
ya bu adamı hak ediyoruz biz ya.
yıllardır tükendik, yeter.

bu aydınlık, barışçı, gülebilen adamı hak ediyoruz artık lütfen yahu.
evet amk istemiyoruz ya cahil cahil adamların beni yönetmesini kabul edemiyorum kardeş.

siz nasıl kur yükselince kabul etmiyorsanız; ben de sizin beni yönetmenizi kabul etmiyorum.

lan yolda görsem karşıya geçeceğim adamlar ülkeyi yönetiminde yemin ediyorum zoruma gidiyor.
fm'de arka arkaya 3 kez cl kazandıktan sonra, sıkılıp oyunu bırakan bizler gibi istifa etmiş teknik adam. *
sene 1300 falan. çalıştığım kanalın avrupa yayını için ibrahim erkal geldi. birkaç gün çekim yapılacak, editörüm yardımcı olayım diye beni verdi yanına. içimden tonla söyledim ama çok beyefendi bir adamdı.
hamileyim o zamanlar, yaklaşık yedi aylık falan. "tatlı bir şey yok mu?" diye sordum stüdyoya çay getiren ablaya. "yok" dedi. ibrahim erkal ekibinin şoförünü yollayıp, benim için koskoca bir kutu içinde çeşit çeşit tatlılar aldırmıştı. hangisini seveceğimi bilememiş.
allah rahmet eylesin.
insanoğlunu umut ayakta tutar. özellikle kendi insanına karşı umudu yitirirse, kendi toplumunun aklı selim sahibi olmadığına kani olursa, hayat çekilmez olur.

tamam farkındayız, bu ülke ekşi sözlükten ibaret değil. geçen gün arabaya benzin alıyorum. kasanın yanındaki ekranda herkesin ne kadarlık aldığı görülüyor. tesadüf beş altı araba 50 liralık benzin koymuş deposuna. "bunlar benzin zammından etkilenmeyen arkadaşlar herhalde" dedim kasadaki çocuğa. "baksana hepsi 50 liralık almış".

kasadaki bir şey anlamadı dediklerimden. espriyi uzun uzun açıkladığımda bile bir fikri yoktu. muhtemelen ekşi sözlük diye bir siteden bile haberi yok.

bir başka yerde konu politikaya gelince gençten biri "chp'nin döneminde çok insan ölüyordu, çok insan baskı gördü " dedi. dayanamadım, "sen ne zaman chp iktidarını gördün? " diye sordum. "chp 1977'den bu yana iktidar olmadı bu ülkede". (1991 shp küçük koalisyon ortağı, 1999 dsp, üçlü koalisyon ortağı)

elinde havuz medyası olmadan ince'nin
böyle bir kalabalığa ulaşması nasıl mümkün olacak? on küsur yıldır çitileye çitileye beyin yıkandı. adam doğruları söylese de duymuyorlar, duymak istemiyorlar.

futbol takımı tutar gibi, sadece dindarlık bahanesiyle kendilerinin son derece aleyhlerine işleyen bir sistemi destekliyorlar.

akp döneminde ters robin hood sistemi bir vergi düzeni oluşturuldu: fakirden alıp zengini destekleyen. özellikle orta gelir kesimi ekonomik olarak son derece geriye gitti. dış dünya ile ilişkiler kasıtlı olarak gerildi, ülke bir orta doğu ülkesi gibi fakirleşti, kamplaştı. insanlar mutsuz oldu, devletin her kurumunun içine liyakate sahip olmayan adamlar yerleştirildi. ülkede 2002'den itibaren yüksek askeri şura kararlarına başbakan imza atmadı, fetoculer ordudan atılmadı ve arkasından darbe yaşandı. bizim yanlış politikalarımız neticesinde amerika pkk ile müttefik hale geldi (ah o kobaneye girecektik!).

bu kadar çok yanlış yapan, bu kadar çok halka ve ülkeye zarar veren bir iktidar dünyanın her yerinde çoktan sandığa gömülürdü. ama ne yazık ki hâlâ, ısrarla halk yanlış tercih yapıyor. seçimden sonra dış dünyada hiçbir güven kalmamış akp ile ciddi bir kriz gelecek. tek çare yeni bir umut, yeni yüzler.

ama halkımızın halen yüzde 43'ü erdoğan da erdoğan diyor. ne yapalım? biz de kaplumbağa terbiyecisi gibi sabırla, gerçekleri anlatıp, onların uyanacakları günü umutla, en masum duygularla bekliyoruz.
degerli peugeotturkiye kurumsal eksisozluk hesabı yoneticisi

(bkz: #77473876) başlığının yazarı olarak bu bölümde size yazıyorum. umarım bu hesabı yöneten kişi bana başlığı açmaktan başka çare bırakmayan malum çalışanınız değildir. öyle ise bile boşa yazıyor değilim başlığa ilgi gösteren yüz binler var çünkü.

derdimi bu yazı sorası beni arayan üst düzey yöneticiye de anlatmaya çalıştım ama insanlar yönetici olup kademe atladıkça daha az dinlemeye ve daha çok anlatmaya başladıklarını pek fark etmiyorlar. bu mağduriyetin baş rolündeki kişi ben olamama rağmen görüşme karşı tarafın kendisini ve markasını anlattığı bir monolog şeklinde geçmişti. ama zaten işler ve marka türkiye'de anlattığınız şekilde yürüyor olsa ne bu şikayet olurdu ne de bu kadar ilgi görürdü.

çok kolay anlayabileceğinizi sanmıyorum ama ben bu şikayeti yazarken büyük acılar çektim. insanın evladını mahkum etmesi gibi. çok küçük yaşlardan itibaren peugeot hayranıyım.hayranlığım amcamın hollanda'dan getirdiği peugeot bisiklet le başladı. henüz ortaokul öğrencisi iken aynı gazeteden her gün iki tane alarak kupon biriktirip kırmızı 205gtı çekilişine katılmam dün gibi. 25 yıl geçmiş... eminim şu an peugeotturkiye'deki pek çok yönetici bile bunu hatırlamıyordur. eniştem wolksvagen ve peugeot tercihi arasında kalmıştı ve onu ısrarla 306 almaya ikna etmiştim sene 1997 idi. 1999'da 106 mızı aldık. 106 quick silver'ı enyakın arkadaşıma aldırdığımda ise 2001 idi sene. her yıl yeni bir peugeot alarak ya da aldırarak yıllar geçti. bu arada 206 wrc rally parkurlarında başarıdan başarıya koşuyor biz gururlanıyorduk. luc besson'un taxi filmi ise bizi hem eğlendiriyor hem aslanı perdede görmenin gururunu yaşatıyordu. aslan hayranlığı ile geçen yıllar boyunca etrafımdaki pek çok kişiyi de aslan sahibi yapmıştık....aslında aidiyet ve sadakat duygusunu biraz olsun canlandırabilmek için girdim geçmişe. yani öyle olsam bile ben kendimi her hangi bir araç sahibi gibi görmüyordum çünkü bence ben her hangi bir markayı kullanmıyordum.

şikayete konu olan aracımı o kadar çok seviyordum ki satmaya kıyamıyordum. ve kardeşime eğer sen bu aracı alırsan ben de yeni çıkacak olan 3008suv'u alacağım dedim. zaten peugeotturkiye'de araçların alım-satım tarihlerini görebilir. ve 3008suv'u kimse tanımadan bu sükseyi yapmadan 31 ekim tarihinde aracı aldım. araç ile ilgili bütün ödemelerimi 31 ekim tarihinde bitirdim ancak aracı çıkarabilmek için sigorta yaptırmam gerekiyor, trafik ve kasko için gerekli para için ayın 2. gününü bekliyorum. ikibin lira gibi bir para gelecek ve bu işlemleri yaptırıp aracımı bayiiden çıkaracağım. işte böyle bir zamanda 2.500tl sabit müşteri indirimim gasp edildi.
peugeotturkiye ile hem bu durumu hem de yaşadığım diğer problemi defalarca defalarca görüştüm. sadece geçiştirildim ya da sakinleştirildim. kayıtlarda defalarca söylediğim yazılı olarak da ifade ettiğim şu cümle bende çok anlamlı ve acıdır *ben peugeot'yu ailem gibi görüyorum. basına yansıtma gücüm var. lütfen bu işi kendi içimizde çözelim. markaya zarar gelmesin.* bu serzenişimi hep kuru gürültü gibi görüp ciddiye almadınız. konu ile ilgili yayınladığınız bültende ifade edildiği gibi -müşteri sesine kulak verme durumu asla olmadı, keşke olasaydı- çaba sizin tarafınızdan olmadı, keşke olsaydı. bu durum yüz binlere ulaşmadan önce gördüğüm muamele üzülerek belirtiyorum ki müşteri muamelesi değildi.
buradaki kriz sadece ilgili kişinin görevini yapması ile çözülebilecekken ülkenin gündemine oturunca önemsendi.

kendi meselem olan sadık müşteri indirimi gasbını sineye geçmişken kardeşime verdiğim araç ile ilgili tavır tuz biber oldu.benim bu ısrarlı takım tutar tavrım kardeşime de sebep oldu diye düşündüm. yaşanan olay ile birlikte aidiyet duygusu da taraftarlık da çocukluk anıları da yerini sadece hakkını arama duygusuna bıraktı.
iddia ettiğiniz gibi konu tüm detayları ile incelenecekse 31 ekim 2016 tarihine, 3008suv aldıktan sonraki yazılı ve telefon ile olan şikayetlerime ve tarafınızdan gelen cevaplara bakınız.

müşteriyi gerçekten dinlemeden, haksızlığı gidermeden, şikayeti o an etkisiz hale getirerek ertelediğiniz sorunlar büyüyerek geri dönerler. şu an yeterince ses getirmiş bu olayı bir şekilde tatlıya bağlamış gibi bir manzara oluşsa da müşterinizi dinlemekten, talebini sormaktan ve memnuniyetini sağlamaktan korkmayınız. yoksa her servis sonrası *mutlaka bize 10 puan verin* diyen, 10 puanı hizmetle değil de sözle almaya çalışan servislerinizden bir farkınız kalmaz.

bu güzel araçları üreten emekçilere ve mühendislere tekrar belirtmek isterim ki yaptığınız ürünler gerçekten güzel ama türkiyede hizmet anlayışı hala sıkıntılı.

destek olan herkese teşekkürler
kendisine ''kaç kez denedi, chp genel başkanı olamadı, ülkeye cumhurbaşkanı mı olacak'' türünde eleştiri getirenlere abraham lincoln örneği üzerinden cevap verebilir. şöyle ki;

''38 yaşında eyalet seçimini kaybetti. 43, 46 ve 48 yaşlarında kongre seçimlerini kaybetti. 55 yaşında eyalet senatörü olamadı. 58 yaşında yine senatör olamadı. 60 yaşında abd başkanı seçildi... abraham lincoln''.
hay ağzınız bal yesin. altına imzamı atarım. eğer böyle bir şey olursa muharrem ince'nin bilerek ve isteyerek aşağıya çekildiğini düşünürüm. net. başkan'ın kimsenin desteğine ihtiyacı yok. gerçek adam gibi adam.

kılıçdaroğlu, ince'nin oy potansiyelini gördü, kendisini de yamamaya çalışıyor. bunu yapmazsa koltuğu tehlikeye girecek çünkü.
dün fox tv ana haber bülteninde izlediğim taksicinin açıklamasıdır. normal bir kadın, elinde para olan vatandaş falan uber'e binmezmiş çünkü hiç tekin değilmiş.

şu şerefsizce zihniyete bakar mısınız ?

devlet eli ile yaratılan rant düzeni bozulmasın, üç beş plaka ağası zarar etmesin diye vatandaşın ulaşım tercihi özgürlüğü gasp ediliyor.

vatandaş kötü hizmete, kalitesiz araçlara, fahiş fiyatlara ve tehlikeli sürücülere mahkum ediliyor.

istediğin zaman bulamadığın, bulduğun zaman kazıklandığın ve kötü hizmet aldığın taksiyi tercih edince kötü kadın oluyorsun bu zihniyete göre.

yazıklar olsun !
cumhuriyet gazetesinine göre gerçekleşmiştir.

kılıçdaroğlu’nun, ince ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘ortak mitinglerin’ tarafsız cumhurbaşkanı adayı propagandasına zarar verme olasılığı gözetilerek iptal edildi. seçim sonuna kadar kılıçdaroğlu ayrı ince ayrı propaganda yapmaya devam edecek.

http://www.cumhuriyet.com.tr/…iz_miting_karari.html

edit: (bkz: kılıçdaroğlu ince ile miting yapmasın kampanyası) halk tepkisi işe yaramış.
emin olun ortada böyle iğrenç bir muhabbet varken konuya 'satılan kadınların kendini bizim kadar düşünmemesi' üzerinden girenlerden daha çok korkmamız gerekir.

ülkelerinde her şey güllük gülistanlıkken bile yüz yıllardır baskı ortamında yaşayan bu zavallı kadınlar için kaçmak da bir çözüm değil ne yazık ki.

bir şerefsiz tutar, bir beyinsiz göz yumar, bir haysiyetsiz satın alır, bir arkadaş da gelir böyle yorumlar yapar işte.

dünya berbat bir yer.

ek: hiç hoşunuza gitmeyebilir ama urfa'da, antep'te fantezi olsun diye 10 yaşında çocuk satın alan şerefsizler de gerçek. bu salaklara sorsan 'o çocuklar kendilerini sizin kadar düşünmüyor' diyip öyle girer yoruma muhtemelen.

ek 2: gerizekalı ve beyinsiz gibi ifadeler hoş olmadığı için düzelttim. ilgilisinden de özür diliyorum. fikri saçma sapan olabilir ama bu kendisine gerizekalı dememi haklı çıkarmıyor tabii :)
devlet halk ortaklığı ile fabrikalar kurmalı.

iyi okullardan mezun, genç beyinlerden oluşan proje departmanı kurulur. bu gençler yurtdışına ihraç edebileceğimiz ürünleri inceleyip bir proje hazırlar.

devlet trt kanallarından birini trt kalkınma diye değiştirir ve halk ortaklığı projelerini kanalda yayınlar.

örneğin yasemin çiçeği yağı üretimi. gereken sermaye 50 milyon lira. ortak sayısı 1000 kişi. kişi başı katılım 50 bin lira. her sene kar payını ortaklara dağıtırlar.

kalkınma tvde hergün 20 proje yayınlanır. vatandaş aklına yatan projeye ortak olur.

edit: çok güzel mesajlar geliyor. kurulan her fabrikadan işletme mezunu bir kişi sorumlu olsun, fabrikayı özel sektör gibi yönetsin diyenler var.
günde 20 proje az 48 proje yayınlanmalı diyen var.

zenginlerin kişi başı 10 milyon koyacağı çok büyük projeler de olmalı diyen var. çok mantıklı 5000 zengin 10 milyon lirayla ortak olsa 50 milyar lira eder. araba fabrikası gibi fabrikalar kurabiliriz.

edit2: bir arkadaşımız kabaca hesap yapmış. senede 10 bin proje yapılsa ve her fabrikada 500 kişi çalışsa, 5 milyon kişiye istihdam sağlanır ve 2 senede işsiz insan kalmaz.
hatun kaldırma şerefine nail olmaktır.

2000 tl 20.000 tl arası arabaya hatun düşmez
25.000 tl 40.000 tl arası arabaya tek tük düşebilir
50.000 tl 80.000 tl genelde düşer
90.000 tl 150.000 tl hatunlar sileceklerinize aşk mektupları sıkıştırırlar
250.000 tl 750.000 tl arabanızın her yerinde ruj izleri ve gsm numaraları bulursunuz.
bu adamdaki iş ahlakı tam anlamıyla ülkenin özeti bence. herkese laf yetiştirip eleştirir ama kendisi neredeyse her hafta birkaç yayın arazi olur.

edit: sevgili nihat sırdar umarım buraları okursun, görüldüğü üzere ciddi şekilde insanlar soğumaya başlamış yayından ve yapılmayan yayından.
-eğer karşındaki de acemiyse "ışıkları kapatalım diyecektir" gevşe, sakin ol.

-eğer karşındaki biraz deneyimliyse "fuck me, yess, oo yeah" gibi sesler duyabilirsin. * durma sen de aynı şekilde eşlik et.

-eğer karşındaki bordo jartiyerliyse merak etme o seni zker zaten...
bazen küçük olmayacak şeylere kızıyorum sonra buna mı kızılır, buna niye bu kadar takıyorsun diye kendime kızıyorum. çok yoruldum, kendimle geçinemiyorum.
kâh kahkahalara boğan, kâh hüzünlendiren tweet ve çağrıdır.
ulan adam resmen ''iktidar borazanları beni televizyona çıkarmıyorlar diyorsunuz, aha gelin çıkaralım'' diyor.
bu kadar rahat söylemesi beni rahatsız etti, adam bunu söylemekten zerre çekinmiyor veya utanmıyor. ben yalakayım, ben iktidar borazanıyım, buraya gelirseniz de size saldırmaktan başka hiçbir şey yapmayacağımı açıkça beyan ediyorum, tabiri caizse bu işkenceye katlanırım diyorsanız aha buradayız diyor adam.
kardeşim, cumhurbaşkanı adayları televizyona kendi projelerini ve vaatlerini tartışmak için çıkıyorlar. senin ''ama iktidar yol yabdı'', ''ama batı bizii kıskaniyür'', ''reyiz ümmetin lideri'' demeni dinleyecek vakti muhtemelen yoktur muharrem'in.
gitmesin. ülke tv'si de eksik kalsın. patron işyerinde açık bırakırdı bu kanalı, bir defa mantıklı bir şey duyduğumu hatırlamıyorum. orası eksik kalsın anasını satayım, gerekmez.
--- spoiler ---

sen benim sevdiğim kız değil siktiğim orospu bile olamazsın
--- spoiler ---

diye şarkı sözü yazan bir rapçinin haklı eleştirisi.*

edit: yazma gereği duydum, eğer hala yaptığı malum şarkıyı* zevk alarak dinleyebiliyorsa veya o şarkıdan pişman değilse, şu yazdıkları ya samimiyetsizdir ya da kendi çapında bir etkileşim çabasıdır.

çok afedersiniz ama o şarkı da, ekşi sözlük'te açılan o başlıklar da cinsiyetçi ve kadını aşağılamaya yönelik şeyler. bir erkek olarak, böyle bir psikolojik şiddetin yanında yerim yok.

not: açılan başlıkları desteklediğim anlamı çıkmasın diye editliyorum.
- yumurta kıran
- tost yapan
- mantı yapan
- türlü yapan
- börek yapan
- her türlü meze yapan
- adana, urfa... her türlü kebap yapan
- 8 farklı tür pilav yapan
- et, balık, tavuk binbir çeşidini yapan
- türk mutfağındaki sulu yemeklerin %80'ini yapan
- dünya mutfağından 30 - 40 farklı çeşit yemek yapan

böyleeeee daha 10 kilometre uzatırım bu listeyi. aşçı değilim ama olmaya özendiğim çok oldu. erkek adam ağzının tadına dikkat eder. yaratıcılıktan uzak, düm düz ve lezzeti düşük yemekler yapan hanımlara direksiyonu bırakmaz, mutfağını sever.
batı denen bu blok, ekonomik çıkarlar için her ne kadar dünyanın geri kalanına kan kustursa da kendi içlerinde ideal toplum düzenine oldukça yaklaşmış durumda.

vatandaşın devlete tâbi olduğu degil, devletin vatandaşa tâbi olduğu bir düzen, uygarlaşmanın belirtisidir.

179 sene önce başladık, hâlâ yoldayız.
bilgi eksikliği
kültür eksikliği
öfke kontrolünü sağlayamaması
sorulan sorulara anında cevap verme donanımına sahip olamaması
konuşmalarını başkalarının hazırlıyor olması
ve bunun gibi bir çok nedenlerden dolayı.
sözlüğe girince ilkten araç sahibi beyefendinin güncellemesi var mı yok mu kontrol ediyorum, sonra yoluma devam ediyorum.
gerçekten iyi niyetli olduğu yazımından ve yaklaşımından belli güzel bir insanın tabi ki memlekette karşılıksız bırakılmaması (kötü de iyi de iç içe) durumu.
kapıda yarısı görünen suratımla takipteyim.
hakedene guzelce gecirilmis bir kafadir.

ayrica videoda, kafadan sonra en cok hosuma giden sey, kocasi oldugu iddia edilen kisiden siddet goren kadinin, adam dayak yerken donup onu korumaya kalkmamasidir. birakti hakettigi dayagi yedi. *
izmirde 1500 vereceğin kira, istanbulda benzer muhitte 1750-2000 olacak o kadar. bim aynı bim, migros aynı migros, cinemaximum aynı para bira ikisinde de aynı.

tüm elektroniği internetten alacaksın, giyim firmalarının fiyatları sabit. gerzek gerzek başlıklar açıyorsunuz ya, az aratın benzer onlarca başlık açılmış hepsini açanların iqsu aynı düşüklükte. anket entrycileri sizi...
20 yaşındayken adamın biriyle tanıştım, iki hafta sonra “sana aşık oldum benimle evlen” dedi “biraz birbirimizi tanıyalım, evlenmek için çok erken” desem de ne yaptı etti beni ikna etti, cahillik işte benimki. her güzel sözüne kandım, dışarıda süslenip püslenip buluşmakla birbirimizi tanıyamayacağımızı bilemedim. bir sene sonra evlendik ve hayatımın en berbat 5 senesini yaşadım. bunların hepsi cahilliğimden, tecrübesizliğimdendi elbet. boşandıktan sonra uzun bir süre evlilik böyle bir şeyse bir daha asla evlenmem dedim, yıllar sonra karşıma şimdiki kocam çıktı. başlarda iki iyi arkadaştık, sonra sırdaş olduk, bir iki sene sonra baktık ki aşık olmuşuz. ilişkimiz evliliğe doğru yol alırken farkettim ki hala evlilikle ilgili olan korkularımı yenememişim. bu sefer de benzer bir şeyler yaşamaktan korktum ve evlenmeden önce bir sene kadar aynı evi paylaştık. bunları konuşarak ya da planlayarak yapmadık, doğal akışında böyle ilerledik ama iyi ki böyle olmuş, hiç pişman olmadım. evet bizim toplumumuzda hoş karşılanan bir durum değil ama birbirini tanımadan yuva kurup hayal kırıklıklarıyla o yuvanın dağılmasına şahit olmak inanın çok daha acı.