Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
dünyanın en tanınan grafiti sanatçılarından banksy'nin londra'da tayyip ve oğlu bilal'i hortumladıkları paralarıyla kaçarken resimlediği grafitidir.

banksy muhalif bir sanatçı, eserlerinde güncel, reel ve toplumsal çarpıklıklara değinen bir adam. tayyip'in şöhreti ve ne mal olduğu artık londra duvarlarına bile işlenmiş durumda. orda tayyip'in bunu beyaz badana boyasıyla kapatıcak akp belediyecileri de yok ve banksy'nin eserlerine otoriteler tarafından genelde dokunulmuyor. yani uzun seneler orda kalması garanti.

tayyip'in kudurduğuna, hatta londra'daki yetkililerle bunun yokedilmesi için temasa geçtine bile eminim. kudur, geberene kadar kudur.

banksy

ekşi notu: açtığım başlığın ilk entrysidir, buraya taşınmış.
ülkende yaklaşık üç ay öncesinde 34 insanı öldüren birisi var ve bu kişinin abisi de tıpkı kardeşi gibi örgüt mensubu ve kayıp. ancak koskoca ülkede üç ay boyunca bu kişi bırakın yakalanmayı, adam gelip başkentinin ortasına kadar elini kolunu sallayarak geliyor ve gelmekle kalmayıp üç aydır aradığın bir çocuk, başkentine 10 kilo bomba sokarak eylem yapıyor. 10 kilo ya 10 kilo ve sen üç aydır bu çocuğu hem de hiçbir profesyonelliği olmayan bu çocuğu farkedemiyorsun.

ülke çok güzel yönetiliyor maşallah, elinizdeki kanlar temizlenmeyecek asla...

edit: bir de o rest çektiğin ruslar var ya, hah işte onlar binlerce kilometreden gelip istanbul'un orta yerinde hem de zeytinburnu meydanı'nın ortasında operasyon yapıp elini kolunu sallayarak gidebilirken, sen kendi ülkende bombalarla dolaşan vatandaşını farkedemiyorsun. neden? çünkü rus istihbaratı ülke güvenliği için çalışırken bazı ülke istihbaratları saraylarından çıkamıyor maalesef...
milli takım değil akp-spor düşmanlığıdır. yoksa bu vatanın her bir karış toprağında kars'tan edirne'ye, diyarbakır'dan konya'ya nice zaferler sokaklarda kutlandı 2002 öncesi.

tff akpli, teknik direktörü akpli, futbolcuları iktidar yalakası olan takımın tribünleri de arapça tezahüratlar yapıyorsa o takım beni temsil etmiyordur!
finlandiya'da ortalama gelirli bir kişi rahatlıkla business class uçabilecekken, cumhurbaşkanının economy class uçtuğunu gösteren olay.

bizde ise nüfusun %95'i uçağa 1 sene önceden promosyonlu bilet alarak zor biniyor ama cumhurbaşkanının 300 milyon dolarlık, 60 metre uzunluğunda, 250 kişilik uçağı var.
asırlık iş tecrübelerimin bana kazandırdıklarını sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili suserler.

1 - [altın kural] çok çalışmak: iş hayatında başarılı olmanın altın kuralı kesinlike ama kesinlike çok çalışmak değildir. buna emin olun, eşek gibi çalışmayın.

2 - [altın kural] yalakalık: patronunuzu yalamaktan çekinmeyin, bu onun hoşuna gidecek. en iyi siz yalayın, herkesi geçin. en birinci siz olmalısınız yalama konusunda!

3 - [altın kural] ispiyonculuk: allahım işte bu, en altın kurallardan biri bu kesinlikle. biri geç mi geldi? hemen ispiyonlayın. biri fazladan çay mı içti? biri çok sık mı molaya çıkıyor? biri az mı çalışıyor? hemen vakit geçirmeden derhal ispiyonlayın. bu çok önemli bakın gençler, aranızda ispiyonlamayan puştlar var, yapmayın, ispiyonlayın, görün bakın bütün kapılar ardına kadar açılacak.

4 - küçümsemek: evet arkadaşlar, iş arkadaşlarınızı, özelliklede astlarınızı her fırsatta aşağalayın. ezici olun. onları hep küçük görün, küçümseyin, sürekli laf sokun. mesela siz üniversite mezunusunuz, o ise lise mezunu. hemen sikin belasını, verin ayarı. hiç acımayın.

5 - kovalaklık: sahip olduğunuz, maddi değeri olan her eşyanızı övün. araba olur, telefon olur, televizyon olur. sanki dünyanın en iyi arabası sizinmiş, dünyanın en pahalı telefonunu kullanıyorsunuz gibi. kesinlikle sahip olduğunuz herşeyin reklamını yapın, yine küçümseyen gözlerle bakın bunu insanlara anlatırken.

6 - dallamalık: evet arkadaşlar evet, dallama olmak önemlidir. güzel kız çirkin erkek birlikteliğindeki erkek sizsiniz, bunun için kuduruyor bütün iş arkadaşlarınız. sizin alfa erkeği olmanızı çekemiyorlar. bu konuda da iş yerinde adımlar atmanız gerekiyor, bu durumu ne kadar insanların gözüne sokarsanız o kadar iyi.

7 - gıybet: bunu atlamayın arkadaşlar. dedikodu çok önemli bir faktör. kimseye dedikodu vermeyin, bildiğinizi kendinize saklayın, ama mutlaka son gıybetlerden haberdar olun. şirkette ne dönüyo, kim kimle sikişmiş, kim kimin içine boşalmış, mutlaka bilmelisiniz. mesela ofise dişi sinek girdi, bundan haberiniz olacak. bilgi = başarı arkadaşlar.

gördüğünüz gibi üç ana altın kuralımız var; çok çalışmıyoruz, yalakalıkta sınır tanımıyoruz ve ispiyonculuktan geri durmuyoruz. bu üçünde başarılıysanız neden ceo siz olmayasınız?

not: güncelleme gelecek.
gözyaşları içinde anca çeyreğini okuyabildiğim fakat fazlasına dayanamadığım tarihin en utanmaz mağduriyeti. devamını okumadım çünkü bu zihniyetin ürünü herhangi bir şeye bir beyin hücremi bile layık görmüyorum.
ama dayanabildiğim kadar özet geçiyorum: başörtüsü, başörtüsü, başörtüsü.

bak sayın mağdur, mağduriyet öyle olmaz, böyle olur;

arabana haince bomba konur, sen karın ve çocuklarına "önce ben bi bakayım arabaya, ne olur ne olmaz" dersin ve gidersin. sonra duvara parçaların yapışır. (bkz: uğur mumcu)

sakalı göbeğine değen türban yalayıcıları yobazların dediğinin tam tersini dersin, hayatını islam'ın yanlış yorumlandığını ispata adarsın, kahpece evine kitap gönderirler ve o kitabın içindeki bombayla etlerin tavana yapışır. (bkz: bahriye üçok)

aldığın tehditlerden artık ölümü beklersin. işinden çıkarsın, arabanın lastiğin üzerinde bir paket vardır. paket patlar, sol kolun bedeninden ayrılır, etlerin duvara yapışır. ölürsün. (bkz: ahmet taner kışlalı)

yıllarca girip çıktığın evinin önünde kurşuna dizilirsin, sırf onlardan olmadığın için. ve kanın evinin önünü göl yapar. (bkz: muammer aksoy)

yaptığın irticai araştırmalar ve alman vakıfları araşırmalarıyla tehdit üzerine tehdit alırsın ve sol gözünden evinin önünde kurşunlanırsın. ölürsün, aileni geride bırakarak. (bkz: necip hablemitoğlu)

senin o başörtüsüüüüüüğ diye seksen senedir ülkenin kafasını siktiğin ve geri kalan her şeyin gözünde pul kadar değeri olmadığı şey yüzünden verdiği kararla akit denilen paçavrada boy boy fotoğrafları basılarak hedef gösterilirsin ve işyerinde hunharca katledilirsin. ölü incelemen, yıllardır üzerinde çalıştığın masada yapılır. (bkz: mustafa yücel özbilgin)

ve yobazların birbirlerine mişli geçmiş zamanla anlattığı hurafeleri baş aşağı edip ezber bozan, yetmeyen mukaddime'yi türkçe'ye çevirecek kadar bilgili bir müftü olursun ama hayatında iki kitap okumamış örümcek beyinli yobazlar tarafından evinden çıkıp işine giderken kahpece, adice, şerefsizce öldürülürsün. (bkz: turan dursun)

mağduriyet budur. hatta ölümün olduğu yerde mağduriyet başını öne eğer, utanır.
şimdi "bacım akp sayesinde başörtüsüynen girdiğğğğ" diye zırladığın o partinin üzerine kurulduğu, şu an hayatını sürdürdüğü ve gelecek nesillere aktarıp çocuklarımızın hayatını zindan edeceği zihniyet öldürmeyi daha iyi bilir. hatta en iyi bilir.

keşke utanma duygusu bi organ olsaydı da organ yetmezliği çeken bazı yüzsüzlere şerefli ölülerimizden nakledebilseydik.
pil ve sakız kullanılarak ateş yakılması imgursuz

superman pelerinin dalgalanması

bal arısının 21 günlük gelişimi imgursuz

bozuk para ile çalışan makinaların çalışma prensibi

diş fırçası üretimi

el bombasının çalışma prensibi

pringles paketleme

osmanlı'nın doğuşu ve çöküşünün tarihsel haritası

kapı kolu yapımı imgursuz

ahtapotun zeka seviyesi 2

insanın ses teli

modanın 100 yıllık değişimi imgursuz

pastel kalem yapımı

mandallı kapının dışarıdan açılması imgursuz

koruyucu pantolon vs. testere imgursuz

nükleer reaktörün çalışması 2

farenin beslenirken x-ray ile görüntülenmesi 2

mısır koçanından popcorn yapımı imgursuz

bacon kesimi imgursuz

çökük araba tamponunun onarımı imgursuz

las vegas'ın 1974 - 2010 arası gelişimi

sakat kolla ak-47 şarjör değişimi imgursuz

şifre uzunluğunuza göre hacklenme süresi imgursuz

formula araçlarının tasarımlarının tarihsel değişimi

bukalemunun doğum anı

3 saniyede portakalın yenilebilir hale getirilmesi

jack daniel'sin kendi fıçılarını üretmesi imgursuz

karga zekası

endüstriyel kablo üretimi

şempazenin 1 saniyeden az gördüğü sayı dizisini sırasıyla bulması

mini bombardıman topu yapımı imgursuz

robot masa tenisi oyuncusu 2

çin'de doğal resif bölgesine yapılan iniş pistinin 12 aylık ilerlemesi imgursuz

geminin suya indirilmesi 2 imgursuz

2014'te keşfedilen gezegenlerin diğer yıllarla karşılaştırılması imgursuz

minik kuş'un çalışma prensibi imgursuz

sivrisineğin kan emişi imgursuz

güneş sisteminin uzaydaki hareketi

bira kutulama işlemi

çapraz bağı ameliyatı imgursuz

4 kişinin 7 saatte kurduğu 900 fare tuzağına pinpon topu atılması

akyuvarların parazite saldırısı 2

magmadan çıkan lava basıldığında olan

trenin dönüşü imgursuz

okçu balığı avlanırken imgursuz

ölü mürekkep balığına soya sosu dökülmesi

walmart'ın 1962'den bu yana abd'deki büyümesi

uçak motorunun çalışması

bisikletin tarihsel değişimi

cd'yi soğuk havada ısıtıp, üzerine üfleyince olan

kabartma tozsuz, margarinsiz ve yumurtasız kekle hepsinin olduğu kekin pişme süreci

hindiba'nın büyümesi

dondurma kasesinin doldurulması imgursuz

savaş gemisi silahının çalışma prensibi

dünya'daki deniz altı kablolarının haritası imgursuz

bu kabloların nasıl döşendiği imgursuz

çoklu fotoğraf çekimi taktiği imgursuz

bowling topu yapımı

demir askılık üretimi

havuç hasadının kaldırılması imgursuz

taş temizleyici buldozer imgursuz

karıncaların yürüyüşü

1 saniyede ayakkabı bağlama imgursuz

ar-15 çalışma prensibi imgursuz

panama kanalı çalışma prensibi

hava kompresörü çalışma prensibi

iskoçya'daki falkirk çarkının botları alt su kademesinden üst kademeye taşıması

miğfer kamuflajının yapımı

bir apartman dairesindeki wi-fi sinyal yoğunluğu

bir gün içerisinde dünyada gerçekleşen uçuşlar

sarmaşığın destek bulması

çileğin büyümesi ve kızarması

tükenmez kalemin çalışma prensibi

oyuncak bebeğin gözlerinin takılması

baston şeker yapımı

zincir yapımı

diş tellerinin dişleri düzeltme süreci

ağır çekim oyun yayının yere bırakılması

dondurmalı sandviç yapımı

kornet dondurma yapımı

prezervatif yapımı * ve paketlenmesi

hot dog yapımından bir kesit

rulokat yapımı

tart yapımı

bilye yapımı

trabzan yapımı

bahçe teli yapımı

makarna yapımı 2

yay yapımı

balon yapmı 1 2 3

mermi yapımı

eski oda fanlarının çalışma prensibi

düzgün şınav tekniği

ağır çekim kurşunun hedefi bulması

çin sınırlarının oluşması

avrupa ülkelerinin tarihsel değişimi

ingiliz alfabesinin tarihsel değişimi

roma imparatorluğunun tarihsel süreci

zamana göre abd'de marihuana kullanımının yasallaştığı eyaletler

abd'deki gelir dağılımı adaletsizliğinin tarihsel değişimi

toplu taşımanın ulaşıma katkısı

abd'deki obez oranının yıllara göre değişimi

new york metrosunun gelişimi

dünya'nın boyutunun karşılaştırmalı olarak incelenmesi 2

kalem uçlarının satış öncesi açılması

lazerle dövme sildirme işlemi ve prensibi

ahtapotun kamufle olması

hücre içerisinde nanomotorların ilk kez kontrol edilmesi

atlas kelebeği

-41 celcius'tan suyun yüksekten dökülmesi

50 mil hızla giden kamyondan ters yönde 50 mil hızla topun ateşlenmesi

telefon bataryasının üzerine vurulunca olan

iyi alkalin pil ile kötü pilin ayrımı 2

içtiklerimizin boğazda hareketi 2

kolay yumurta soyma taktiği

insan yüzünün dölyatağında oluşumu

hamile insanın iç organlarının hamilelik sürecindeki hareketi

boğa kurbağasının doğum anı

arabayla emniyet kemersiz çarpışma

saman balyası sarımı 2

meteor, meteor taşı ve göktaşı arasındaki fark
eski merdaneli çamaşır makinelerinin çalışma prensibi

sağlıklı akciğer vs. sigara içen akciğeri

ataş yapımı

dikiş makinası çalışma prensibi

hamur ürünleri pişerken

depremlerin tsunami oluşturması

hologram nasıl yapılır

kabuklu hayvan üzerindeki bakterinin boyutu

amerika'daki göçmenlerin kökenlerinin eyaletlere göre tarihsel değişimi

kule vincinin yükselme prensibi

tuvaletin çalışma prensibi

implant yerleştirme

şeftali ve gazoz ile elektrik üretimi

hornet lizard'ın gözünden kan fışkırtabilmesi

kan ve yılan zehri

açıların radyan cinsinden ölçümü

burgu makarna yapımı

1984-2012 arası amazon'un ormansızlaşması

kıtaların 150 milyon yıllık hareketi

telefonunuzu 3d hologram projektöre dönüştürmek

kurbağa bacağını tuzlayınca verdiği tepki

şok tabancası ile vurulmak - ağır çekim

örümceğin ağ örüşü

kurt mantarına yağmus damlaları değdiğinde

yumurta sarısı ayıracı

portakal kabuğu vs. mum

uluslararası uzay istasyonunun yörüngesindeki hareketi

kolada da bulunan fosforik asitin 1 yılda dişe yaptığı

kerkenezin çok sert rüzgarlarda bile uçarken başını sabit tutabilmesi

balıkçılın eklmekle avlanması 1 2 3 4 5

gladyatör örümceğin avlanması

ve vücudumuzda 50 trilyon hücre, her hücrede 23 kromozom, her kromozomda 3 milyar dna baz çifti, her dna'da 20 bin gen ve bu genlerin programladığı milyonlarca farklı protein bulunur.

bonus : evde nutella yapımı *

edit : imgur'un bazı kişilerde açılmadığına dair mesajlardan sonra, imgur linklerine alternatif linkleri yavaş yavaş ekliyorum.
merhaba sayın erdoğan..

saray'dan çıktığınızı gördüm. nasıl. toplayabildiniz mi kendinizi sadece bunu merak ettim. eser nasıl ama şahane değil mi?

çünkü bu patlama kahrolası bir testti.

bunu hdp yapmadı ve evet akp de yapmadı.. rusya uçağını bile düşürmekle tehdit ederken ışıd neden rusya'nın değil de bizim götümüzde patlatsın ki bombayı? çok mantıksızdı değil mi?

o bombayı sadece "gerçekten bölündük mü" diye test etmek için yaptılar. bunu anladın değil mi? çıkamadın sarayından. pişmanlığından mı diyeceğim de gururun izin vermez bilirim.

senin fıtratında yanlışından dönmek yok, doğruyu döndürmek var. hatadan ders almak yok, hatayı ders olarak öğretmek var değil mi sayın erdoğan.

bizi ortadoğudan ayıran tek şey neydi biliyor musun?

senin nefret ettiğin şey.

çok renklilikti.

türk olmamızın çizdiği bir çizgi değildi bu. farklı olmamızın çizdiği bir çizgiydi. biz her zaman bölünmekten korktuk.

oysa bizi bölen şey senin istediğin şeydi "tek" lilik.

herkes aynı olsun..

bu ülkede ermeni de var, kürt de. türk de var, çerkez de. oysa bu ülkede komünist de var, liberal de. islamcısı da var, milliyetçisi de. ateist, hristiyan, müslüman ve alevi. işte bizi ortadoğu'dan ayıran çizgi buydu.

10 sene. 10 senede tek isteğin bu çizgiyi kaldırmaktı. nasılsa osmanlı yönetmişti ortadoğu'yu sen niye yönete miyecektin?

ama ne biz osmanlının torunlarıyız ne de sen padişah. kahramanmaraş dondurmacısından alınan tarih bilgisi bu kadar olur zaten. osmanlı hanedan adıydı. burası her zaman türkiye'ydi.

biz arap değiliz.

10 sene sayın erdoğan..

önce sünni ve alevileri ayırdın. sonra müslüman ve ateistleri. yetmedi sana. herkes tek olmalıydı. "dindar nesil olmalıydı ki " ortadoğu'ya hükmedelim. ortadoğu'ya hükmetmenin müslüman olmakla alakalı olduğunu sandın..

evet evet gerçekten öyle sandın.

tanrı şahittir.

mahkemeye verdiğin herkes tüm gazeteci, köşe yazarları ve karikatüristler yazdı bunu. ben şahidim hepsini okudum.

böldüğünü yazdılar. yapma dediler.

dinlemek yerine yine yanlışı kendine uydurmayı tercih ettin.

tanrı şahit deli gibi feryat ettik.

bizi ortadoğu'dan ayıran, batıya yüzümüzü döndüren şeyin ne olduğunu hiç bilemedin. senin "felaket" sandığın şeydi aslıda bizi koruyan.

gezi olaylarından anlamalıydın dinamiklerin çökmeye başladığını, ayrıştığımızı. ah o gururun yok mu bu ülkeyi felakete sürükleyen o gururun.

çapulcu ilan ederek ortadan ikiye ayırdın gene. tutunduğun taraf bu ülkenin çatırdamasıydı.

kemalistler sarhoştu, ateistler terörist, aleviler zerdüşttü, mhp'liler ise kandan beslenen vampir, hdp ise terörist. toplumsal gerilim.

tanrı şahit avrupa bile yazdı bunu.

ne kaldı geriye sayın erdoğan. işte bu kaldı.

senin karanfil bıraktığın o meydan kaldı.

karanfilleri tekmeleyenler kaldı...

biz bu sınavı kaybettik.

bak sayın erdoğan ne 100 kişinin ölümü ne de milli maç sevinci bizi bir araya getiremedi. saygı duruşunda bile duramadık omuz omuza.

artık biz yok. ben varım işte yapmayın etmeyin diye feryat edenler, milliyetçiler var bayrak taşımayan herkesi terörist ilan eden( bunu da sen yaptın), kürtler var bayrağı kabul etmeyen (artık ne vaat ettiysen) bir de sizler varsınız işte yüzde 40.

o meydana senin heykelini dikmeliyiz sayın erdoğan. heykelini dikmeliyiz ki bizi biz yapan şeyi nasıl kaybettiğimiz ibreti alem olarak dursun o meydanda.

al sana ortadoğu.

ekleme: biraz önce konuşmanı dinledim. senin fıtratında yanlışından dönmek yok gerçekten. inanılır gibi değil. hala orada hdp-pkk-stk kol kolaydı deyip olayın üstünden gelmeye, deaş ya da ışıd her neyse olayı bölüştürmeye ve yine orada ölenleri itibarsızlaştırmaya çalışıyorsunuz sayın erdoğan.

o bombanın neden patladığını bile bile yine ayrıştırmaya devam ediyorsunuz.

cidden. akıl alır gibi değil.
selver merhaba;

muhakkak burayı okuyorsundur. adınla sanınla müsemma bir dalyarak olduğun izlenimini edindirdiğin için tebrik ediyorum seni öncelikle.

"kurunun yanında yaş da yanmasın" mantığı nasıl bir mantık ulan selver? sana sulu susuz sövsem şurada, değecek mi selver? bence değmeyecek. o yüzden birbirimizi kırmayalım. lütfen bir dahaki yayında bu söylediklerini efendi gibi düzelt, özür dile. zaten leş kanalının kredisi bitmişken, senin gibi vizyonsuz iiktidar yağdanlıklarının oyun sahası haline gelmesin iyice orası.

trt gibi bir kurumda çalışma fırsatı bulduğun için yatıp kalkıp allah'a hamdedeceğine; bu kurumun ilelebet bu leş zihniyetin elinde kalacağı düşüncesiyle bilinçaltını kusmuşsun ortalığa selver. şaşırmadım gerçi.

orada ölenler, demokratik haklarını silahsız ve saldırısız kullanma amacı taşıyorlardı selver. 21. yüzyılda, senin gibi sefil bir mahluğa bunu açıklama zorunluluğumuz olmamalı selver. 2015'i geride bırakmaya hazırlandığımız şu aylarda; aptallığın, beyinsizliğin zirvesine ulaşmak için özel bir çaba gösterilmesi gerektiğini bilmeni isterdim selver.

ama sen bi' sik bilmiyorsun maalesef selver. o yüzden de beyinsizsin zaten.

umarım, daha yüksek mertebelere ulaşırsın selver. zira hak edenler tırnaklarıyla kazırken, o patlayan bomba yüzünden, senin gibi vasat ve yavşak heriflerin haber bültenlerindeki "kimsesizdi" sunumuyla araya requiem for a dream'in gına getiren müziğini fona dayayarak gazetecilik/habercilik yaptığınızı sanıyorsunuz selver.

önün açık selver. bir seneye kalmadan mebus bile olursun. sende o göz var.
enteresan bir cümle. kardeş niye atsınlar?

yüzünü mü kapatmış?
akp'ye laf mı atmış?
elinde misket mi varmış?
gezi parkı destekçisi miymiş?
polise laf mı atmış?
devlet büyüklerine laf mı atmış?
muhalif gazeteci miymiş?

altı üstü bir canlı bomba. bunu da tutuklamasın yüce türkiye cumhuriyeti, bırakın da...
saldırıyı pkk ile ilişkilendirme çabası 4. gününde davutoğlu tarafından "ışid ve pkknın yaptığına dair bulgular var" cümlesiyle başbakan düzeyinde en yüksek mertebesine ulaştı. sebebi de atılan 2 tvit. yani devlet elindeki istihbaratla önleyemediği bir patlamayı tvitırdan atılan 2 tvitin sahibini "pkklı" diye tutuklanınca, pkknın yaptığına inanmamızı istiyor. üstelik pkklı diye tutuklanan bu iki kişi, sanal alemde akp yalaması barzanicilere verilen isimle söylemek gerekirse "kürdonot". twitter hesaplarında sabahtan akşama pkkya ve hdpye söven insanlar. devlet aklının dramı bu. al tutuklananlardan biri bu: https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/…92b151bfe41

(bkz: #55513443)

(bkz: #55513736)

sadece ışid dememek için her durumda yanında pkkyı da koymak, bu ülkeyi pkk üzerinden ışida alıştırmaya, ışidlaştırmaya çalışmanın önemli bir hamlesi. ve ölenlerin, sağ kalanların, akpliler dışındaki halkın aklıyla dalga geçmek. akpliler içinse propaganda alanı tabi ki.

açın bakın, havuz medyasından ana akım medyasına kadar bombacının kimliğinden, ışidcılığından çok bu iki tvit konuşulacak sabahtan akşama kadar. sadece "ışid ve pkk" dedirtmek için, en üstten emir böyle geldi çünkü.

hiçbiriniz, suruçta kendini patlatan katilin annesinin "patlamadan önce oğlum ışida gitti diye bildirdim" dediğini duymayacaksınız. ta suruçta söylendi bu, duymadınız çünkü bu algı operasyonu sebebiyle. onu duymadınız, bu kadının diğer bir çocuğu ankarada patladı. bunu da duymayabilirsiniz. ışid dememek üzerine ilerleyen bir devlet aklı var çünkü.

bu da pkklı diye alınan kürdonot arkadaşın istihabaratçı dostlarıyla münasabeti açısından bonus:

(bkz: #55515519)
horizontal ile vertical'ı sürekli birbiriyle karıştırdığımız ve hangisi yataydı hangi dikeydi anlayamadığımız için, dikey limit filminin akılda kalan önemli kısmı horizontal'in dikey olduğunu bize hatırlatmasıdır.

bu film sayesinde hiç unutmuyorum horizontal'in dikey olduğunu.
insanların aklını kurcalayan bir sorun bu. diyelim türkiye'de chp iktidar oldu; sonrasında isveç olur muyuz? o hallere düşer miyiz? kıraathanelerimiz bar olur mu? gençlerimiz içip içip maçlarını tv ekranında stadda evlerinde seyrederlerse, milli kültürümüz olan mahalle kavgaları ne olacak? herkesin efendi efendi maçını izlediği, festival gibi bir kardeşlik ortamında passolig satılır mı? hastane önünde, adliye önünde birbirimizi yemezsek kaynaşabilir miyiz? sonra merkez türkiye projesi var. diyelim bu da oldu. ee o zaman istanbul tek cazibe merkezi olmaz; hatta belki boşalır bile. sonra sokaklarda trafik olmazsa biz nasıl işimize gücümüze odaklanacağız? ben sabahın köründe, arabamın içinde, "camı aç, camı aç" diyerek yanımdaki aracın şoförüne dilimi burarak hareket çekmezsem, yaşadığımı hissedemiyorum ki? sonra istanbul'u fethederken metrobüsleri karadan ittiğimiz günleri unutabilecek miyiz? bir de isveç sokaklarına bakın; insan nihilist olur be. her şey özgürleşirse osmanlı tarihindeki şanı şerefi unutup, ecdadı hor görüp, karı kız muhabbetine dönmez miyiz? insan düşündükçe çıldıracak gibi oluyor. ohh mein gott. kişi başına milli gelir isveç'teki gibi 50 bin dolar üzeri olursa*, sokaktaki çöpleri kim temizleyecek? kim taşeron çalışacak? ve sorarım size, kişi başına yıllık geliri 50 bin dolar olan bir insana takla attırabilir misiniz? o adam sizi gördüğünde sevincinden takla atar mı? yüzünüze bile bakmaz belki de. isveç gibi dünyanın laik bir ülkesi olursak, şurada burada kimsenin arkasından konuşamayacak mıyız? bunlar acayip şeyler.
az önce fatih terim balı ifadesi yerine şu cümleleri kullandı;

"..euro 96'da 8 takımdan 16 takıma çıktığı zaman o kontenjanı kullanıp gitmiştik. şimdi euro 2016 24 takıma çıktı ve biz yine o kontenjandan gideceğiz. yani biz o seviyeye çıkamıyoruz. seviye yavaş yavaş iniyor..."
" biz gençken siyasi olarak bir tık ötemiz ışid benzeri düşüncelerdi. akp duygusal olarak ışid'le bağlantılı olduğu için pkk'ya koyduğu tavrı ışid'e koyamıyor. kendisine müslüman diyenler ankara'daki patlamalarda ölenlere müslüman değillerdi diyerek üzülmüyorlar. birisi bunu silahla, diğeri gazeteci tutuklatarak, bürokrasiyi ele geçirerek yapmaya çalışıyor, islam devleti kurmak istiyorlar. ışid'e türkiye'de %4 sempati var. " diye sosyolojik olarak güzel bir tespit yaparken:

nevzat çiçek: nereden çıkarıyosunuz bunu ya?
levent gültekin: metropolün yaptığı anketten.
nevzat çiçek: bırahın ya ankete mi güveneceeez???
korkak bir akp'li.

devletin bütün kademelerini ele geçirmiş ve ışid gibi örgütlerle ilişkileri ayyuka çıkmış bir partiyi eleştirmek cesaret ister, ona karşı yapılan mitinglere katılmak cesaret ister.

yaşanan bunca şeye karşılık hala erdoğan'ı ölesiye yalamak olsa olsa yavşaklık ister.
islamcıları sütten çıkmış ak kaşık çıkarma -ki yazık ki levent gültekin'in de parçası olduğu- operasyonuna şak diye yanıt verdi. "madımak'ı onaylayan bir taban var, hizbullah nereden çıktı, siyasi kanadı seçimlere giriyor, siz ne diyorsunuz" özetinde payladı.

oğlum bu adamın doğruları konuşmaktan bir kere imtina ettiğini görmedim ya. politik doğruculuk sıfır.

helâl olsun ismail sana.
43 konya
cahil dedik diye pkk'lı ilan edilmişiz. lan işte tam da bunu demek istiyordum. cehalet böyle bir şey işte. konya halkı cahil diyorsan teröristsin. hatta bu amk çocuğuna göre; polis, asker falan öldürüyorsun... siker misin sabaha mı bırakırsın?

bakın hanımlar beyler. ben 31 yaşında bir adamım. kayseri'liyim, türkmenim, yörüğüm, köy çocuğuyum, yayla bebesiyim, çadırda doğdum, kayseri merkez'de büyüdüm. (halen de sülalem yayladadır.) okuldan önce simit satar, okul çıkışı mavi önlüğümü boya sandığına sokuşturup ayakkabı boyamaya çıkar, akşamları da semt pazarlarında poşet, peçete satar, onun bunun çantasını taşır bacak kadar çocukken ev geçindirirdim. sikime inan, sikime inanma. ben böyle büyüdüm. bana terörist diyecek adamın götünü o dakka sikerim, bu bir. ikincisi; ben eleştirdiğim şeye yabancı değilim ki. bilakis, yukarda da belirttiğim gibi onun tam da içinden geliyorum.

bugün birçok yakın akrabamla selamı sabahı kesmiş durumdayım. kimiyle ben görüşmüyorum, kimi de beni sildi. neden? akp hükümeti, tayyip erdoğan tartışmaları falan filan.. uzun uzun anlatmaya gerek yok. inanıyorum ki, şu an bu satırları okuyan birçok insan benzer sorunları yaşamıştır. bir gün haberleri izlerken, gayriihtiyari bir şekilde tayyip bey'e atarlandığım için öz amcam -ki beni oğlundan çok sever- siktir git burdan, gözüme görünme şerefsiz gominik! diye beni kovdu. şaka değil, bildiğin kovdu adam. hem de büyük bir nefretle. köpek kovar gibi kovdu.

he, ben yine amcamı çok seviyorum. gezi olaylarında hükümeti eleştiren içerikte paylaşımlarda bulunduğum için 'bu şerefsizliği senden beklemezdim dayıoğlu!' diyerek beni anında silen halaoğlunu, 'bir an evvel doğru yolu bul, sen iyice sapıttın!' diyen eniştemi, 'oğlum adamlar namaz kılıyor, onlara oy vermeyelim de ne yapalım? allahsız cehape'ye (son iki yıldır cehape diyorlar. eskiden chp derlerdi.) mi oy verelim?' diyen öz anamı babamı hala çok seviyorum. hepsi de iyi insanlar. sadece benim akrabalarım değil. genel anlamda iç anadolu insanı iyidir. ama bu cahil oldukları gerçeğini maalesef değiştirmiyor. bu cahil kelimesi insanı rahatsız ediyor biliyorum. fakat müsaade edin izah edeyim; onlara cahil derken, ben kendimi farklı bir yere koymuyorum. ben de cahilim. ülke olarak, hatta komşu ülkeler de dahil, coğrafya olarak cehaletten ölüyoruz zaten. burda mesele şu; cehaletten kurtulmaya meyilli olmamak. biz bu konuda hiçbir şekilde ışık vermiyoruz. her geçen gün daha cahilleşiyor, daha ayrışıyor, daha nefretle doluyoruz.

cahil insanların en güçlü duygusu nefrettir. en sevdiğine olan sevgisi ile, en nefret ettiğine olan nefretini kıyaslayamazsın bile. nefretin yoğunluğu her daim daha çoktur. maçtan önceki saygı duruşunda yaşanan tekbir ve ıslık olayı da bu yüzdendir.
bak mesela şimdi bu kurduğum cümle, iç anadolu insanının gözünde beni anında din düşmanı yapar, allahsız, kitapsız, ateist yapar. fırsatını bulsa 'tekbirden rahatsız oluyor orospu çocuğu!' deyip kafamı taşla ezmekte bir an bile tereddüt etmez. oysa ben bir imam hatip mezunu olarak, o insanların birçoğuna din eğitimi verebilecek seviyedeyim.. ama işte mesele bu da değil. mesele cahile laf anlatmak.. onun gibi düşünmeyip, onun gibi görmüyorsan her şey bitmiştir. sen net bir düşman, apaçık bir orospu çocuğusundur, kafirsindir. sen orda, kastının dine ya da allah'a olmadığını, rahatsızlığı tekbirden değil, sadece zamansız ve yanlış yapılmış bir hareketten duyduğunu, öyle ya da böyle, şu ya da bu şekilde katledilmiş insanlara 1 dakikalık dahi saygı gösterilmeyişine üzüldüğünü, sadece buna tahammül edemiyor oluşunu hiçbir şekilde anlatamazsın, izah edemezsin. seni orda 'ya allah bismillah allahuekber' diye linç edip, modifiyeli tofaşlarıyla bir semt parkına bira içmeye giderler.

konya da budur, kayseri de budur, niğde, nevşehir, kırşehir de budur. hepsi de aynıdır. dün kameralar konya'daydı, konya'yı gördük, tek fark bu. şu an ülkenin her köşesini, her insanını canlı yayınla, doğal halleriyle izleyebileceğimiz bir teknoloji olsaydı, asıl o zaman görürdük anyayı konyayı...

lan konya diye lafa girdik ama.. ben resmen daldan dala atlayıp içimi döktüm. yıllardır birikmişse demek...

neyse. demem o ki, güzel insanlar, ben 'tiyatrocu olacağım!' dediğim için daha çocuk yaşta dışlandığım, 'davulcu mu olacaağn başımıza?' 'şeytan işi, boş beleş işlerinen uuraşma, gir sikortalı mayışlı bir işe, adam gibi çalış!' denilerek horlandığım, kayserispor alt yapısında taş gibi top oynarken 'sikerim topunu tüfeğini! adam gibi şiylerinen uuraş!' denilerek koparıldığım, çocuk aklıyla kuran kursundan kaçıp yine bir mahalle maçına fıydığım için kafam duvarlara vurula vurula büyüklerimden dayak yediğim yıllarımı döner döner yeniden yaşarım kendi içimde. asla nefretle değil. daha çok onlar adına üzülerek hatırlarım o yılları. daha buraya yazmakla bitiremeyeceğim hatıra ve yaşanmışlıkla dolu 20 yılım geçti. az değil... sonuç itibarıyla, ana ocağıdır, baba ocağıdır, memlekettir, toprağımdır, severim elbette. hem de hepinizden çok severim. sadece kayseri'yi, konya'yı değil. ülkemi seviyorum ben. insanları seviyorum. hem de bütün insanları. sen necisin? demeden. sen nerelisin? demeden. sen hangi takımlısın? demeden. dilini bilmesem de, dinini benimsemesem de, ırkını tanımasam da, ülkesini daha önce hiç duymasam da dünyanın bütün insanlarını seviyorum. daha doğrusu şöyle diyeyim; ilk önce sevmeye çalışıyorum. elbette benim de sevmediğim insanlar var, peygamber değilim amk. ama ilk önce sevmek için bir sebep arıyorum. anlatabildim mi? kızmadan, nefret etmeden önce sevmek için bir sebep...

bugün kızgın olduğum, kırgın olduğum, nefret ettiğim insanları bile yarın bir gün sevebilirim. sevmeye çalışırım. asla kin tutmam. ben ve benim gibi düşünenlerin de dünyadan beklediği tam olarak bu zaten. fakat bu beklentiyi anlayamayacak, kavrayamayacak tek şey cehalet olduğu için konu ta buralara kadar geldi. kafanızı siktimse kusura bakmayın. saçma sapan alakasız bir yazı da olmuş olabilir. bir yandan işteyim, bir yandan da yazmaya çalıştım. beş on kere ara verdim, baştan okumadan da yazmaya devam ettim. idare edin artık.

konya da bizim, kayseri de, van da, muş da bizim. ama biz hiç biz olamıyoruz. hep 'onlaaaar, bunlaaaarrr, biiiiz' diye ayrıştırılıyoruz. bütün mesele bu. insanlarda insan sevgisi kalmadı. askere, polise üzülürsen faşist, gezi'de öldürülene üzülürsen vatan haini ilan edilirsin. herkes ama herkes, birbirini yaftalama, etiketleme peşinde. bir allahın kulu da çıkıp bi dk lan, insanlar niye ölüyorlar? niye öldürülüyorlar? niye ölüyoruz? niye öldürüyoruz? amına koduğumun yerinde, her şeyden herkese yetecek kadar varken, biz neyin derdindeyiz? demiyor.

acınacak haldeyiz...
sabah işe gelirken yolda 2 çocuk el etti. durdum. gidecekleri yer benim yolumun üstüymüş, 12-13 yaşlarında ya varlar ya yoklar. biri urfalı, adı onur; diğeri çankırılı, adı fazlı.
"gelin" dedim. koşa koşa neşeli bir şekilde arabaya bindiler. işe gidiyorlar. yolda muhabbete başladık.
restoranda garson! olarak çalışıyorlarmış. çocuklar başka bir hizmette çalışıyorlar ama utandıkları için mi garson demeyi seçtiler kestiremedim. ben yine de her ihtimale karşı görevimi yapıp restorana, düzene, sisteme sıkı bir sövdüm.
- "iş başı kaçta?"
- "08:30 abi."
- "paydos saat kaçta?"
- "12"
- "öğlen 12 mi olm?"
- "yok abi, gece 12"
- "olm 12 çok değil mi yavv."
- "bu iyi abi, bundan önce başka yerde çalışıyorduk gece 2'yi buluyordu, hele bir de bayram arifesinde gece 3'ü 4'ü bulduğu oluyordu abi."

çocuklar en az 15 saat çalışıp gece 12'de eve geliyorlar ve buna iyi diyorlar. hem de günlük 25 lira için. kahır mı etsem yoksa benden neşeli oldukları için imrensem mi bilemedim.
long genel/yatay, tall dikine uzunluk için kullanılır.

tall tree, long road vb