Sık geçen başlıklar

betada don bebegim yok diye uye oldum 90

ekşi profili
anlayışsız bir şoför ama daha da anlayışsız bir yazar içeren rezalet(imsi).

otobüste kartınız okumadı diye, otobüse bedava binemezsiniz elbette. şoförün insiyatifindedir. birinin fotoğrafını izinsiz çekemezsiniz. işe geç kalacağıma, rezillik yaşamayı tercih ederim diyorsanız da bir şey diyemiyorum.

şu leş gibi gündemde, sizin ego tatmininiz inanın umrumuzda değil.
diplomatik nezaketsizliktir. direkt olarak johnson da tayyip'in elini omzundan çekmeye çalışıyor, çünkü bu karşı tarafa üstünlük kurma gösterisidir ve bunun bir parçası olmak istemiyor.

neyse hiç şaşırtmıyor dünya liderimiz.

edit: bunu zaten olması gereken bir şey olarak görenlere şöyle söyleyeyim. ikili görüşmelerde evet vücut dilleri bu amaçla kullanılıyor. ancak hiç bir şekilde olayla haberi olmayan birine yapılması nezaketsizliktir. arkasından kulak da yap o zaman. hatta nah çek. adamın haberi yok ne oluyor bitiyor. bak zekayı kullanınca iyi ve kötü ayrılabiliyor.
rte stratejisi bilmeyenleri şaşırtan demeçtir.

rte birilerini belirler ve onları topluma farklı özelliklerle gösterir. mesela bülent arınç çıkar vicdan yapar, akp eleştirir. şamil tayyar çıkar, böyle iş olmaz der.

akp'lidir değil mi bu isimler? evet.

işte biraz beyninizi zorlayın. çok az.

edit: dayanamadım az da şundan bahsedeyim.

soylu ile rte?
bahçeli ile rte?
numan ile rte?

bunlar da nasıl giydiriyorlardı birbirlerine. vay babayın kemiğine derdik dimi? di. di. geleceğin içişleri bakanı yetişiyor haha.
en güzel kısmı aşağıdaki naif açıklama olmuş site şokudur.

"siz değerli müşterilerimizin deve idrarı ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yılın 12 ay develerimizi özenle besin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. gerekli veteriner ihtiyaçlarını rutin olarak gerçekleştiriyoruz. kabul ederseniz size sunduğumuz bu fiyatlar tüm masraflar düşünülerek sizlere sunulmuştur."

adam sikerken bile kibar kibar sikiyor aydınlı amcamız. tebrikler.
işten çıkartma kısmı abartı olsa da arayan erkeğin niyetini hepimiz biliyoruz sanırım. bu yüzden tanım: tepkisinde aşırıya giden ama haklılık payı olan erkek.

edit: bu arada yürüme, yürütme ve yargının kitabını yazmış biri olarak söyleyeyim, normalde ilgi çekmeyen bir hanım olsa, emin olun o erkek sikseler arayıp sormaz ne oldu diye. bu kadar kesin konuşuyorum. *

edit 2: adamı haklı bulmadığımı tekrar belirtmeliyim sanırım. erkeklerle arkadaş olunmaz vs de demiyorum kesinlikle. en güvendiğim ve sevdiğim, yakın olduğum arkadaşlarım hep kadındır. bir kısmı da evlidir. hiç böyle bir sorun yaşanmadı bile. lakin, bazı şeyleri gerçekten karşı tarafta olunca ya anlamıyorsunuz, ya da işinize gelmiyor. ki işinize gelmediği konusunda da yürüme, yürütme ve yargı kitaplarımda bahsettim. erkeklerden bin kat çakal olup da şaşırmanız falan çok tatlı. *

edit 3: size bunla alakalı bir hikayemi anlatayım. rol çalmak olacak ama.

üniversitede kız arkadaşım var 2 küsür yıldır birlikteyiz. bir gün birden bir çocuk ortaya çıktı, onun ilindenmiş. oradan tanışıyorlar, ama geçtiğimiz 2 sene boyunca hiç varlığını bile bilmediğim. aynı üniversitedeymişiz. peki. sonra tesadüf o ki, çocuk araba aldı ve kız arkadaşıma yakın oturuyor diye, sabahları geçerken onu almayı teklif etti. bu arada kız arkadaşımın evinden, okul, sadece bir toplu taşıma aracı kullanarak yaklaşık 30 dakika. yani arabayla aynı yolu 20 dakikada falan gidiyor. zira trafik de oluyor.

neyse efendim, bu konu bana anlatılınca, önce biraz mırın kırın yaptım, ama neyse dedim kışın falan işte rahat rahat gitsin. sonuçta 2 küsür yıldır birlikteyiz, bir güven de oluşmuş vs. tabi arada sırada ben de kız arkadaşımda kalıyorum, ve ne tesadüf ise ben onda kaldığım süre içerisinde bizi okula bırakma teklifi gelmiyor, toplu taşımayla gidiyoruz. bunu bir kenara yazdım. sonrasında, ben varken aranmaya başladı kız arkadaşım bu çocuk tarafından. ama olur olmadık sebeplerle, olur olmadık saatlerde. örneğin pazar gece 11'de, yarın sabah alayım mı diye, veya çarşamba gündüz 3'te, nasılsın diye.

o ara ciddi bir tepki gösterdim, bu ne artık diye. allahtan bir nebze saftı da kız arkadaşım ağzından şunu kaçırdı, "senin olmadığın saatlerde aramaya çalışıyor, çünkü ben çok konuşmak istemeyince 'sorun erkek arkadaşın mı' diye sordu" dedi. dedim ne yaşıyorsunuz siz de sorunun erkek arkadaş olması kıvamına kadar geldiniz vs derken çocukla bütün ilişkisini askıya almasını istedim. gitme gelmeler vs. bu konuda ciddi bir tartışma yaşadık ve bir şekilde tamam dedi. bu arada bu tartışmalar sırasında da gerçekten ipe sapa gelmez bahanelerle görüşmeyi savunuyordu.

neyse efendim, bir pazar günü, evdeyim. arayan kız arkadaşım. dedi ki ben o çocukla kahve içmeye çıkacağım birazdan haberin olsun. nasıl ya ne alaka derken, işte yok evin yakınındaymış, canı sıkkınmış falan klasik bahaneler (bu ve diğer tüm bahaneler için yürüme yürütme ve yargı kitabıma bakabilirsiniz). o an artık anladım konunun geldiği noktayı.evet gençken fazlaca saftım. hiç tarzım olmayan şekilde, eğer o çocukla çıkarsan, bu ilişki biter dedim. ve tahmin edin ne oldu?
yıllar önce bir entry'mde demiştim: türkiye'nin en büyük eksiği denetim diye.

türkiye'de hiç bir kurum de-net-len-mi-yor. doğru düzgün. denetimler tamamen göstermelik. bu denetimin içinde denetleyenin denetlenmesi de dahil. denetim diye bir şey yok. ceza kaygısı yok. cezalar caydırıcı değil. adam öldür kefaletle serbest kal, hırsızlık yap iyi halden çık, ayıplı mal sat, lisansını asklıya almasınlar.

merhaba televole.