Sık geçen başlıklar

alukard 18

ekşi profili
şunu kabul edelim ki eski cem yılmaz performansından uzak olacak, öyle kahkahalar attırmasa da gülümsetecektir. fakat yine şunu kabul edelim ki piyasada kendisinden bir tane daha yok. ne doğu demirkol ne baturay bilmem kim, ne o, ne bu, ne bir başkası. cidden kendinden başka kimse yok. kahkahalar attırmasa da gülümsetmesi yeter. afişi görmek, her şeye rağmen heyecanlandırmaya yetiyor.
"istemeden varım, istemeden öleceğim. olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir hiçliğim."
bi sigara yakıp gündemi takip ediyorlar diyeceğim ama sigaraya zam geldi. siyasal islamcı oldukları için gizliden içki içtikleri aşikâr. içki içip gündemi takip ediyorlar diyeceğim ama bugün bi rakı neredeyse çeyrek altın parası. her şeyden bunalıp pencereleri kapatıp doğalgazı açıp intihar ediyorlar diyeceğim ama gelen zamlardan sonra bir gülme geliyor.

arabalarına binip filmlerdeki gibi hız yaparak depresyon etkisinden kurtulmaya çalışıyorlar diyeceğim, akaryakıt fiyatları ortada. köprüye gidip intihar edecekler desem, köprü fiyatları zaten intihar ettirecek pahalılıkta. kafa dağıtmak için tatil yerlerine gidiyorlar desem, otoyol fiyatlarından hiç bahsetmeyeyim.

kafa dağıtmak için kendilerini mutfağa kapattılar yemek yapıyorlar yiyip içiyorlar desem etin, soğanın, patatesin, limonun, meyvenin fiyatlarına hiç girmeyeyim. sahi, bu yüzde 50 napıyor?

debe editi: madem debe döndü, editi de dönsün değil mi? daha ikinci günden debeye merhaba dedim. debeye girmeme vesile olan tüm yazarlara ve evde zorla tutulan %50'ye teşekkürler.
çeşitli şeker, çikolata markalarının duygu sömürüsü dolu bayram reklamlarından çok daha gerçekçi olmuş. bayram olgusunun gitgide yitirilmesi, black mirror üslubuyla vurucu biçimde anlatılmış. böyle yaratıcı işlerin hastayız.

düzenleme: girdinin ilk halinde yazdığım kreatif kelimesi, yaratıcı ile değişti. türkçe kullanıma özen göstermek lazım.
okan bayülgen sayesinde tanıyıp bildiğim iki isim, feyyaz yiğit ve aziz kedi. birini kamera karşısında görmek diğerini ise senaryo içinde bulmak iyi geldi, özlemişim.

filme gelecek olursak finali tam manasıyla bağlayamamış olsalar da önemli değil, takdire şayan bir film olmuş. youtuberların istila ettiği türk sinemasında nefes almamızı sağlamışlar. ellerine, oyunculuklarına ve kalemlerine sağlık. kaçırılmaması gereken bir film olmuş. böyle nefes aldıran filmlerin hep var olması dileğiyle.

gitmeden önce yorumları okuduğumda, gereksiz küfürler var yazılmış çoğunda. filmdeki küfürlere baktıktan sonra anladım ki aslında biz filmdeki küfürler yerine kendimizi eleştirmişiz. en küçük şeye küfür ediyoruz da farkında değiliz çünkü. ayağımız masaya çarpsa masaya, taşa takılsak taşa, ampul yanmasa ampule söver olduk. tüm hıncı küfürle çıkarıyoruz, kabul edelim. filmdeki küfürler de tam bu tarzda küfürlerdi işte. yani bence fazla küfürle insan eleştirisi yapılmış filmde.
benim.

yol yorgunuydu. yemek yaptım, bulaşıkları yıkadım. yorgun olduğu için bedeni bitkin düşmüştü, üzerini değiştirip pijamasını giydirdim, nane limon kaynattım, içirdim. baktım iş ciddiye gidiyor, ateşi falan yükseliyor, ateş düşürücü içirdim. gece haliyle terlemişti, soğuk almasın diye üzerini değiştirdim. sabah uyurken kahvaltı hazırladım, yorgun olduğu için yedirdim. baktım yerken zorlanıyor, kalktım çorba yaptım...

ama sonuç? aldatıldım. yaptığım tüm bu şeyleri denize attım. sonra bi banka oturup denizi izledim. deniz dalgalandıkça ben duruldum.
darıca halk pazarında elleri öpülesi bir teyzenin referandum hakkındaki yorumudur. değme hayır propagandası yapan siyasetçiden daha etkileyici konuşmuş, söylenemeyenleri söylemiştir.

"kendisini peygamber zannediyor ama benim ömrüm yetmez göreceksiniz sonunda uçağa binip kaçacak."

#hayır

ayrıca;
(bkz: hayır'ı en güzel anlatan video ve resimler)
(bkz: urla halk pazarından yükselen hayır)