candır.
birkaç sene evvel berbat ötesi bir işte çalışıyordum. patron tam bir ruh hastasıydı. bugün a dediğine yarın b, sonraki gün c, bir süre sonra ise tekrar a derdi. çalışanları bir ara gaza gelip işten çıkarmıştı, sadece sekreterle ben kalmıştım. hem iş yükümüz hem de kişi başına düşen patron kaprisi oranımız ziyadesiyle katlanmıştı.
o sırada erkek arkadaşımla birlikte yaşamaya yeni başlamıştık. her gün sinir stres içinde dönüyordum işten, ama acayip parasız bir dönemdi, istifa da edemiyordum. erkek arkadaşım evden çalışıyordu, o sıra pek iş gelmediği için iki taraflı bir sıkıntıdaydık. o dönem her sabah erkenden kalkıp bana kahvaltı hazırlıyor, öpe koklaya işe uğurluyor, işten geliş saatimde ise yemek hazırlayıp şarap açıp karşılıyordu. maddi anlamda kendimizi toparlamamıza yetecek birkaç ayı o kahvaltılar, yemekler sayesinde atlattım diyebilirim.
bir insanın başka bir insana değer verdiğini göstermesinin en zarif yolu ona yemek yapmasıdır bence. şimdiye kadar şu topluma en ufak katkı sağlamamış ataerkil kültüre övgüleri bir kenara bırakın da düşünün. karşınızdakinin mutluluğunu görmeye değmez mi?